“Sayın Hakim, Sayın Heyet, bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçekten burada bazı şeyleri anlamakta ve tarif etmekte zorlanıyorum. 19 Mart ile 23 Mart arasında çok sıkıntılı 5 gün yaşadık. Bu süreç, iddia makamı olarak bize yaşatıldı. Bu 5 gün kolay değildi; aç ve susuz geçen bir süreçti. İlk gün ramazan ayı nedeniyle hissetmedik ama sonrasında ağır şekilde hissedildi. Allah kimsenin başına vermesin; bu bir eziyetti, bir işkenceydi ve bir rutine dönüştürüldü. Bu sürecin ardından Çağlayan Adliyesi'nin bodrumunda da benzer bir muamele yaşadık.
Daha sonra yukarı çıkarıldık. Orada, sonradan ismini öğrendiğim savcı — Cahid Cihad Sarı — içeri girer girmez bir feryat figanla bir ses kaydından söz etti, küfürlü ve sinkaflı ifadeler kullandı, hakaret etti. Bu savcı sinkaflı küfürleri yaptıktan sonra şaşırarak avukatlarıma döndüm 'Kime söylüyor?' dedim, 'Bizden önce ifade veren Adem Bey'e söylüyor' dediler. 'Bunları bana niye söylüyorsunuz?' dedim. 'Ses kaydı var, milyon dolarlar verilmiş, ben ayarlanmışım' gibi ifadeler kullandı. İfademi verdikten sonra bana şöyle dedi: 'Sayın Başkan, sizi bugün biz yargılıyoruz. Yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz; biz de o tarafa geçeriz. O zaman siz bizi yargılarsınız.' Bu ifadeleri kullanan savcı, şu anda Adalet Bakanlığı Personel İşleri Genel Müdürü yapılmıştır.
Bu savcı size de bu şekilde sinkaflı konuştu mu? Ya da size bu ses kaydından bahsetti mi?”
“Ben hiçbir bant kaydı duymadım. Bana karşı böyle sinkaflı bir konuşma da olmadı. Savcı her gittiğimde bana yemekler ısmarladı. İlk başta, benim için Ankara'dan, ismini vermek istemediğim bir siyasetçi arıyormuş; onunla yaşadığı bir tartışmadan, gerilimden söz etmişti. Onunla ilgili konuştuk yalnızca. Bana bir tapeden bahsetmedi.”
