Çapraz Sorgu

Melih Geçek Çapraz Sorgusu

Ekrem İmamoğlu — Sorular Eş-Sanık (CMK 215)

Herkese hayırlı sabahlar. Sayın Başkan, Sayın Heyet; özellikle burada tabii bu soruları sormamızın aslında sizlere de faydası yüksek olduğunu görüyorum. Diğer sanık arkadaşların da bu şekilde diyalog kurmasının buradaki şeffaflığı büyüttüğünü ve daha ciddi bir katkı sunduğunu yaşıyoruz. Elbette sizler de bu faydayı hissediyorsunuzdur diye düşünüyorum. Sevgili kardeşim, dünkü sunumunu dinledim. Tabii içinde benim sorularımın da karşılığı olan açıklamalarınız vardı. Hepsi de birbirinden kıymetliydi. Hakikati aramak bu iddianame içerisinde bir yanıyla çok kolay, bir yanıyla çok zor. Çünkü gerçekten iddianame içerisinde olan biteni, sizlerin açıklamalarınızdan sonra daha iyi idrak ediyoruz ve orada iddia makamının bir kurgu üzerinden bir senaryo yazıp, sonra o senaryoyu yerleştirmek için insanları köşe başlarına oturtmak gibi bir yol ve yöntemle arayış içerisinde olması, bugün hicap duyulacak bir duruşmayla, mahkemeyle, bir İBB davasıyla ya da İmamoğlu davasıyla bizi buluşturdu. Ama ben yine de burada hem Sayın Başkan ve heyetin huzurunda hem de burada bizi izleyen herkesin huzurunda bazı konuları karşılıklı teyitleşmeyi önemli buluyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Ben, nasıl tanıştık vesaire kısmına girmeyeceğim. Orayı oldukça detaylı aktardınız ama Melih Bey, son olarak kurumumuzda bir genel müdür makamında görev yaptınız. Bu göreve başlangıç noktasındaki süreci, sadece bir cümleyle, yaklaşık birkaç ayı da içine alan altı aya yakın bir irdelemeyle, süreçle, aslında biraz gecikmeli de olsa bir profesyonel bakışın ve arayışın unsuruydu. Burada benim bir baskımı ya da bir telkinimi, sizi sorgulayan, insan kaynakları kurulumuzda olsun ya da birebir genel sekreterimiz veya insan kaynaklarından sorumlu danışmanımız olsun size bir tebliğ, bir ifade, her ne kadar benim rolüme bir başka arkadaşımız, ‘Ben seni alırım, ederim’ dese de benim böyle bir tarzımın olup olmadığını size sormak istiyorum. Bu kadar yakın siyasi bir yoldaşlık geçmişimiz olmasına rağmen, bir telkinim, bir zorlamam, bir baskım, ‘’ olacak diye bir şey duydunuz mu? Veya böyle bir şey hissettiniz mi bu tür sohbetlerde ya da bu tür karşılıklı iş görüşmelerinde?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Başkanım, asla duymadım. Hatta sizin bir sözünüz var, burada söylemekten de çekinmiyorum. 2019 başında, “Kimse bana ‘ben ne olacağım’ diye gelmesin” dediniz. Biz de o yüzden sizi bu konuda hiç rahatsız etmedik. Sizle de bu süreçteki tek temasımız, göreve başlamadan bir gün önce fotoğraf çektirdik. “Hayırlı olsun” dediğimiz beş dakikalık bir görüşmemizdi. O kadar.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Evet. Ben, Sayın Başkan, Sayın Heyet, bunun özelinde olmadığını, daha önceki sorularımda da aslında sizin önünüze koymaya gayret ediyoruz. Bunlar kayıtlıdır, belgelidir. Ve bizim bütün bu oluşturduğumuz profesyonel kurullardaki arayışımız, aslında milletin evlatlarıyla çalışma çabasıdır. Yani eşim, dostum, akrabam, damadım, kızım eniştem gibi bir arayış değil; bilakis milletin evlatlarıyla çalışma arzusudur. Bu da İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurumunun millete ait olduğunun bilinciyle hareket etmemizden kaynaklanmıştır. Zira şu ana kadar gördüğünüz üst düzey yöneticilerimizde AK Partilisi, MHP'lisi ya da o dönemlerde işe başlamış insanları gördünüz, yine göreceksiniz. Ve hiçbirisinin geçmişi değil, liyakati sorgulanmıştır. , gerçekten bugüne kadar gördüklerimizin içerisinde gençlik kollarına davet edip partiye üye olarak kaydedip, sonra da görev aldık sürece de hep yan yana, omuz omuza olduğu bir kardeşim olmasına rağmen, sorgulamış olmamızın…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Bunu niye uzattım? Sayın Başkan, Sayın Heyet; buraya not almıştım. “Özel vasıflı üye” kavramının ne ifade ettiğini herhalde bir tek yazan iddia makamı biliyor. Biz bilmiyoruz. Bizim dünyamızda özel vasıflı üye yok. 86 milyon insanın eşitliği var. Bizim ruhumuzda 16 milyon insanın eşitliği var. 100 bin kişilik İBB kadrosunun eşitliği var. Hiç kimseyi birbirinden ayırmadığımızın işareti olması açısından ifade ediyorum. İçinde Türk'ü, Kürt'ü, Alevi'si, Çerkez'i, Boşnak'ı herkes var. Hiç kimse birbirinden ayrı değil. Milletin evlatları bakışı vardır. Onun altını çizeyim sizin huzurunuzda. Tabii şunu söylemek istiyorum: Yine göreve geldiniz. Kısa da olsa birlikteliğimiz oldu Melih Bey. Yine size “Şunu genel müdür yardımcısı yap, şunu kadronu al, şunu şöyle çalıştır, şu kişiye özel bir vasıf belirle” ya da şu firmaya ya da gayri meşru, hukuka uygun olmayan, kişisel olarak direkt ya da dolaylı bir talebim ya da bir talimatım size geldi mi ya da böyle bir durum oluştu mu?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Asla olmadı Başkanım.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Şimdi bunu da özel olarak ifade edeyim. Yine birçok arkadaşımızın baştan beri sorguladığı bir metot var. Yani herkes aslında kuralına göre işini yapmaya çalıştı. Ben bazı örnekleri, şöyle temkinli karşılıyorum Sayın Başkan, Sayın Heyet. O da şu: Bunun da altını çizerek söylemek istiyorum. Örneğin; 2003’ten beri böyle yapılmıştı, 2004’ten beri böyle yapılmıştı. Bir yanlış yapılmışsa, onu devam ettirmek bizim asla kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Ama bir doğru yapılmış da bu da devamında da aynı şekilde doğru tekerrür etmişse, bu gayet doğaldır. Yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurumsalı içerisindeki akışın bir parçasıdır. Ve bizim dönemimizde, kurumsallık arayışı, insan kaynaklarının bütün bilimselliğinin arayışının yanı sıra bu şekilde hukuki çerçeveyi de kurallarına göre sistemli ve hesap verebilir… Onun için 1600’e yakın denetim, teftiş geçirmemize rağmen, tertemiziz. Yani bu 1600, altı yıllık süreçtir Sayın Başkan, Sayın Heyet. Yanı sıra ifade edeyim ki daha önce hiç olmadığı kadar -sıfırdı çünkü- iç denetim mekanizmalarını da hem iştirakler düzeyinde hem kurum içindeki düzeyde en maksimum seviyeye taşıdığımızın da bu soruyla altını çizmek isterim. Bunu da duymak önemli.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Teknik bir insansınız. Bir başka yanı; bu 13 eylemin, savcılığın bir önceki deneyiminde şöyle bir şey duyduk. Yani savcılığın ifadesini aktaran bir avukatın şahitliğini söylüyorum. Bu eylemin, bu dosya için en önemli eylem olduğunu, buna çok önem atfettiğini, ifade ettiğini söyledi savcı ifade alırken. Bu 13. Eylemde, hiçbir tarafında olmadığını ifade ediyorsun ama yine de bilimsel ve teknik olarak hem İBB Hanem hem şu… Ne kadar boş, ne kadar insanların burada değil bir gününü, bir ayını, bir saatini bile geçirmesinin kul hakkı yemek olduğunun da altını çizerek söylüyorum. Hicap duyarak dinledim. Burada bir kez daha aydınlandım. Ben yüzde 10 bilgi sahibiydim, yüzde 90’a çıktı seviyem buradaki şeyden, ifadelerden sonra. Bu utanç verici süreçle ilgili, teknik süreçleri uzaktan, bazen yakından, o bahsettiğiniz bilim ve teknoloji kurulunda olmanızdan dolayı, yani teknik olarak, yüksek teknolojiye bakan birisi olarak, bunun bir önem atfetseydi, böyle bir sıkıntı, böyle bir risk olsaydı, benim kapımı çalar, “Böyle bir risk var Başkanım, bunu asla yapmayın” diyecek bir karakterde, diyecek bir konumda olduğunu da biliyorum. Beni uyarma noktasında, yetkin olmasa da… Böyle bir şey hissettin mi? Çünkü içinde olmadı. Sen de ifade ediyorsun ama böyle bir şey hissettin mi? Çünkü içinde olmadı, sen de ifade ediyorsun ama. Böyle bir şey hissettin mi? Çekindin mi bana gelmekte? Ya da çekindiysen, niye çekindin? Onu sormak istiyorum…

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Başkanım, asla çekinmedim. Bazı projelerde uyarmışlığım oldu. Ben böyle kötü bir duruma olmasa da ya bu gerek yok demişliğim olmuştur. Ama böyle bir şey hiç görmedik. Zaten yani firmadan da emindik, emin olmamızın en önemli şeyi de Ziraat Bankası, Halk Bankası gibi birçok devlet bankasıyla çalışıyor olmasıydı. Kendi sistemlerimizden emindik, süreçlerimizden emindik. Tabii insanın olduğu her yerde hata olur ama olduğunda da görüp tabii ki size bunu taşıyacağız. Sonuçta bizim yaptığımız her iyi şey de her kötü şey de size yansıyor. Ama hukuki olarak da hepimiz burada cezasını çekeriz.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Ne yazık ki. Sayın Başkan, Sayın Heyet; bakınız, yüksek teknolojinin Türkiye'nin ihracattaki payı %3'ün altında. Çağ yüksek teknoloji çağı ve burada da yazılımcı, bilgisayar programcısı, analist, reklam işinde olan ama yine bu alanla ilgilenen insanlar var. Şu mahkemenin gündeminden sonra bu ülkede %3 değil, %0.3'ü bile bulması hayal olur. Bu davaya bu işleri sokan insanların ne kadar kötü niyetli ve ne kadar kötücül olduklarının bakışının altını çizmek isterim. Ben değil , hiçbir arkadaşımdan böyle bir uyarı ki biz çok şeffaf bir ortamdayız yani. Bana herkes ulaşabilir, ulaşmayıp bunu sizin iddianameye buradaki daha doğrusu iddia makamının iddianamesine taşıyan itirafçı insanlara da buradan kınama duygumu ifade etmek istiyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Bir şey daha eklemek istiyorum. Aslında size ulaşmamıza da gerek yok, sizle çalışmanın en güzel yanı bu. İşte olayında olduğu gibi. Adam gelmiş bize bir şey anlatmış ve biz adamın dolandırıcı olduğunu anlayıp bütün ilişkiyi kesmişiz. İçeriye sokmamışız bile. O yüzden hani size gelmeden de böyle çok şey önleniyor zaten.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Yine bir başka eylem, 16. eylem bir cep telefonu Sayın Başkan. Bu özel durum benim cep telefonum çünkü. Yani bu soruyu sormak zorundayım bu detay da istiyor. Şöyle ki Sayın Başkan Sayın Heyet yani bu cep telefonu tabii Melih Bey'in hatırlamaması normal ama bu cep telefonu benim 25 seneden fazla yani geçmişte Trabzonspor taraftarlarının da binlerce mesaj attığı, ben yöneticiliğini, başkan yardımcılığını yaptım o kulübün, 30 yaşında 32 yaşında... Ta onun öncesinde iş hayatından gelen bir cep telefonudur. Yani bu cep telefonumu alıp o yüzünden insanları hapse atıp ve ondan sonra da hala bunun orada iddia makamı olarak hala tek bir delilin sunulmamış olması... İncelendiyse bir sayfa yazılmaz mı Sayın Başkan? Sizin dikkatinize sunuyorum. Melih Bey'e de şunu sormak istiyorum. Bir teknik arkadaşım olarak, siyasi yoldaşlığımızda da birçok teknik konuda "Aman başımıza bir şey gelmesin, aman kimse bizim bir oyumuzu bile çalmasın ama biz kimsenin de bir oyuna biz zeval getirmeyelim." buna dönük sistemler kurarken, bu kadar teknolojinin içerisinde yani bir cep telefonunun incelenmesi bir yılı aşkın bir süre sürer mi? Senin bilgine soruyorum bunu inan. Sürer mi? Hala buradan tek bir kelime bile buradaki Mahkeme Başkanımızın Mahkeme Heyetinin önüne gelmemesini nasıl yorumlayabilirsin?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Başkanım ekleri inceledim açıkçası bu telefonla ilgili bir inceleme kaydı falan göremedim veya çok dosyalar var ama şunu gördüm "Şifresi verilmediği telefonların şifresi alınamadığı için yedeği alınmamıştır." diyor ama yedek almanın dışında da herhangi bir inceleme talebi, şeyi bir polis yazısı bir şey de görmedim. Yani İstanbul Ticaret Üniversitesi'ne telefonlar gönderilmiş ama onlardan "Alındı alınmadı." diye bir rapor gelmiş.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Bakınız Sayın Başkan, Sayın Heyet bir cep telefonum yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmıştır, yalan ifadeler kurgulanmıştır. O ifade yüzünden o insanın şahsiyeti zarara uğramıştır, geçmişi zarara uğramıştır, geleceği zarara uğramıştır. Bunu yöntem olarak belirleyen iddia makamını bir kez daha kınıyorum. Gerçekten bu yanlış bir durumdur, yanlış bir bakıştır ve benim cep telefonumun hala bu şekilde gündemde kalmasını sonlandırmanız gerektiğini de düşünüyorum. Ben size bu konuda bir yük atfetmek istiyorum. Son sorum, çünkü bunlar önemli benimle ilgili Sayın Başkan. Pardon, kısa bir sorum daha var. "İstanbul Senin". Yani "İstanbul Senin" hatırlarsanız Melih Bey benim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmadan burada iletişim danışmanım var, siyasi danışmanım var Necati o da konuşacak... Benim ya "İstanbul Senin!" deyişimden çıkan, sonra bunun bir slogana dönüştüğü... Yani İstanbul malıyla, mülküyle İstanbullunundur, İstanbulluya aittir, kim olduğuna bakmayız bu şehrin hemşehrilerine aittir duygusundan çıkan bir slogandı. "İstanbul Senin" duygusunu biz kullandık seçimi kazandıktan sonra her tarafı "İstanbul Senin" pankartlarıyla donattık. Sonra bir uygulama fikri gelince de bununla markalaştı. Yani bununla da İstanbullunun bütün teknolojik uygulamaları tek bir ekranda... Bana anlatılan kısmıyla söylüyorum... Tek bir ekranda görünmesi, buradan girilmesi, buradan girildikten sonra uygulamaların ama otobüse binerken ama başka usullerle kullanılmasına yönelik dijital bir uygulama kolaylığıydı. Dünyanın farklı yerlerinde biz bunu anlattık, alkışlandı çok da keyifle izlendi. Paris'te, Londra'da hatta Meksika City'den başka şehirlere varıncaya kadar...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

"İstanbul Senin"le ilgili senin kafanda bir teredüt oluştu mu? Bu konuda özellikle *"İstanbul Senin" in bu şekilde topluma yaygınlaşmasıyla, renkli rengarenk hani bir kucaklayıcı bir formunun dışında zihninde karanlık bir nokta dahi oluştu mu? Oluşsaydı bana gelip söyler miydin?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Oluşsaydı kesinlikle gelip söylerdim Başkanım size. Bir de "İstanbul Senin" öyle bir yerleşmişti ki yani biz bir sürü alternatif yazılım geldi o zaman. İnceledik baktık sunumlara çoğu "İstanbul Senin" adıyla geldi. "İstanbul Benim" diye gelen oldu, "İstanbul Bizim" diye gelen oldu ama o slogan artık yerleşmişti ve gelen projelerin çoğu da bu isimle geldi. Biz de benimsedik, güzel bir logo oluştu, dediğiniz gibi rengarenk... Ama başkanım sizin yazılımla ilgili tüm güvenlik önlemleri alındı, testler yapıldı. Bankacılıktan deneyimli bir firmayla çalışıyor olmanın güveniyle biz bu sürece başladık ve ben burada herhangi bir güvenlik sorunu görmedim.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Hatta Sayın Başkan, şunu da bilmenizi isterim. Şimdi logo deyince hatırladım. Bunun logosu bile yani o bizim "İstanbul Senin" sloganından dolayı uygulama yokken ortaya çıkmış bir logoydu onu da ifade edeyim. Yani bana sunulduğu için hatırlıyorum daha öncesinden yanlış mı Necati Bey doğru hatırlıyorum değil mi? Bir logo olarak önerilmiştir ve çok beğenmiştik. O bile daha eskisinden ortaya çıkmış bir logoydu. Son olarak yani bu duruşmanın... Bu iddianamenin, pardon iftiranamenin starı . Yani seninle benim arama giren bu şahıs... Bu mesele üzerinden soruyorum. İlk sorum 'ü bir toplantıdan dolayı tanıdığını söyledin. Onun dışında bir münasebetin, bir tanışıklığın benimle ilgili bir diyaloğuyla alakalı bir duyumun... Olsa uyarırdın ama duyumun oldu mu? Bu kişiyle bir cep telefonuyla konuşman oldu mu? Bir diyaloğun, bir mesajlaşman, bir yerde karşılaşman oldu mu? Kaldı ki yanlış hatırlamıyorsam o toplantı 2019 seçimlerinden sonra bir toplantı. Casusluk davasından da yargılandığı için oradan da biliyorum. Bunun dışında bir münasebetin oldu mu?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

Olmadı başkanım. Zaten dediğim gibi biz notunu da vermiştik. Bir daha da... Adam kendi tadını almış... Belki de toplantıda kartvizitini bile vermedim, hatırlamıyorum zaten savunmasında belirtmiş zaten. Ama kendisi de diyor hani de diyor...

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Sayın Başkan, 14 yıllık yol arkadaşımken gibi tertemiz pırıl pırıl bu kardeşim 6 ayda zor bir mülakat ve süreçten sonra benim yönettiğim kurumda genel müdür olabilen, böyle temiz bir insanı yüksek vasıflı üye diye yani benim dostluğumu tanımlıyorsa memnun olurum. Ama buradan suç isnadı çıkartmaya çalışan zihniyet kötü bir zihniyettir. Bunun altını çizmek istiyorum tekrar. Hiçbirimizin tanımadığı 'ü bu şablonda benim altıma bir örgüt yöneticisi koyup buradan suç örgütü çıkartmak da bir kere daha bu iddianamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da alt yazısıdır, teşekkür ederim.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
Necati Özkan — Sorular Eş-Sanık (CMK 215)

2014'ten beri tanışıyoruz. 3 tane teknik soru sormak istiyorum. Öncelikle aslında Eylem 13'te 3 önemli konu var sayın başkanım. Bir tane tapeyle başlıyor Eylem 13, arkasından Hüseyin Gül geliyor. Bir de forward edilmiş (iletilmiş) e-mailler diyeceğimiz e-mailler geliyor. Şimdi tape şu ana kadar hiç konuşulmadı. Yani o tapede ne konuşuluyordu? Ne anlatılıyordu? Neden o tape orada var? Şu ana kadar kimse ona değinmedi. Muhtemelen bundan sonra belki bir değinir. O yüzden kimse değinmediği için de soruyu soramıyorum. Hüseyin Gül ile ilgili soracağım biraz sonra Melih Bey'e. Ama dün Melih Bey ifadesini verirken kimse dikkat etmedi ama benim dikkatimden kaçmadı; bir laf etti. Dedi ki: "Forward edilmiş e-mailler delil olamaz." Bunda neyi kastediyorsunuz Melih Bey?

Ekrem İmamoğlu Kampanya Direktörü, Öykü Dialogue International Ajans Başkanı

Şimdi Başkanım, burada iddianamede görmüşsünüzdür mailler var. O maillerin eklerini ben dosyada göremedim. Bu haliyle forward edilmemişler de delil olamaz. Uzmanlık alanım kurumsal mail sistemleri olduğu için birçok bilirkişi raporunda da görüşlerimi ben bildirdim. Uluslararası davalarda da mailin delil olabilmesi için, orijinal dediğimiz; bütün hangi sunucudan geldiği, hangi sunucuya gittiği, kaç saniyede transfer edildiği, mailin orijinalinin bozulup bozulmadığının belgelenmiş olması lazım. Mailin orijinal dosyası ve bu bilgiler olmadan bir mail delil olamaz. Şimdi burada bir de forward edilmiş; forward edilmişi, iletirken bir satır eklersiniz 2 satır eklersiniz. Bunun bir delil niteliği yoktur. Ama maalesef bunlar içeriğini bilmiyorum, okumadım benle de alakalı değil ama uyarma gereği duydum. Bunların delil olma ihtimali yoktur.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Teşekkürler. Bunu şunun için sordum: Çünkü Eylem 13 ile ilgili biraz sonra, öğleden sonra herhalde sıra gelecek. Kendi meselemi anlatırken orada bir tane forward edilmiş (iletilmiş) e-mail var 'dan gelen; orada ben CC konulmuşum. O yüzden bunu sormak istedim. İkinci sorum şu: Melih Bey, 'in ifadesinde şöyle bir laf geçiyor. Diyor ki Naim Erol Bey: "'ten öğrendiğim kadarıyla , İstanbul Senin'in ilk döneminde reklam işlerini yapardı." Böyle bir lafınız var mı? Varsa ne kastettiniz?

Ekrem İmamoğlu Kampanya Direktörü, Öykü Dialogue International Ajans Başkanı

Böyle bir sözüm yok. Bunu bilme şansım da yok ama başkanım Erol'un ifadelerinde ilginç mayınlar var. Belki de Erol ifadesini alınca siz, biz çok şaşıracağız. Beklemediğimiz bir Erol çıkacak. Bazen öyle bilgiler vermiş ki 'alın bunları çürütün' demiş bize. Alın çürütün; benim ifademi çok çöp edin demiş. Bu da onlardan biri. Çünkü İstanbul Senin'in ilk döneminde kesinlikle reklam almadı. İkinci dönemde reklam olduğunu Kasım'da Erol'un davet ettiği bir toplantıda öğrendim. Yani İstanbul Senin olduğu günden bugüne kadar hiçbir reklam verilmemiş. Verilmemiş bir reklama nasıl verecek? Ben bunu Erol'ara nasıl söyleyeceğim? Ya bu çok maddi olarak kanıtlanacak, teknolojik olarak kanıtlanacak bir şey. Ve ifadelerin birçoğu, yansıyan yansımayan birçoğu böyle mayınlarla dolu. Bunları Erol’un ifadesinde amacını öğreneceğiz.

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Çok teşekkür ederim. Üçüncü ve son sorum da sayın Başkan: Biz Kandıra'dan Melih Bey ile buraya aynı nakil aracıyla getirildik. Dolayısıyla o nakil aracında Melih Bey ile sohbet etme imkanımız oldu. Hem casusluk davası hem de Eylem 13'te aynı konular olduğu için birebir orada benim dikkatimi çekmeyen, bakmadığım Hüseyin Gül ile ilgili bir detay anlattı bana Melih Bey. Hüseyin Gül ve annesi arasında geçen bir bahçe konusu. Bunu biraz açar mısınız? Bir bahçe var bir de içeri girmek gibi bir şeyden bahsediyor; bunu bir açar mısınız?

Ekrem İmamoğlu Kampanya Direktörü, Öykü Dialogue International Ajans Başkanı

Bunu Başkanım... Aslında bu ekte bu sohbet varken Hüseyin Gül nasıl bir örgüt üyesi ve bir yönetici de nasıl böyle bir örgüt de var denilebiliyor, anlamak mümkün değil. Okumamış olabilirsiniz, çok 250 sayfa iddianamesi var. Zaman buldum okudum, bizim konu çok kısa olduğu için. Şöyle diyor: Necati Bey şeye çıkmış, Fatih Altaylı'ya çıkmış. Annesi yazıyor; 'Neco Fatih Altaylı'ya çıktı. Benim bahçe işimi konuştun mu?' diyor. Sarıyer’de anladığım kadarıyla bir bahçesi var, bahçesiyle de ilgili bir sorunu var; onu çözmek istiyor. Bu adam örgüt yöneticisi bu arada! Bir de Başkanın bütün seçim aklını veriyor, seçimi yönetiyor! Ya o gözle bakmanızı istiyorum. Diyor ki Hüseyin Gül de. 'Yok' diyor, 'Daha diyor içeri bir gireyim' diyor. 'Altın vuruş yapacağız' diyor. Hem programı satıcağım hem de, 'Senin bahçe işini çözeceğim' diyor. Bu adam pazarlamacı, çantacı; kadına da 'Senin bahçe işini çözeceğim' diye ikna etmeye çalışıyor. Ve bu adam bizim yöneticimiz başkanım! Bütün seçim kampanyasını yönetmiş, bize de yönetici olmuş. Bir de beraber casusluk yapıcaız. Fıkra gibi, ne diyeyim? Ben yazmadım bunları, kendi yazışmaları."

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü
Av. Kazım Yiğit Akalın — Sorular

Melih Bey, Sayın Başkan, Ekrem Başkan açıkladı. Tam net bilmek istiyoruz da. 'İstanbul Senin' ismi daha önce başka bir şekilde de konuşuldu mu? Şey için, uygulama için.

Necati Özkan Müdafii

Yani şöyle tabii, biz yani Kobil ile konuşurken onların ürünü en pahalıydı zaten. Ama biz o markayı kullanma gibi bir şeyimiz yoktu. Zaten, en pahalı falan yazar. Ama yanlış hatırlamıyorsam İsmet Bey'de belgesi vardır, kendisine sunacaktır. Biraz da İsmet Bey'in Türkçesi Almanya'da yaşadığı için şeydir; o 'İstanbul Benim' diye getirdi onu. Hatta dedik ki: 'Bu ne ya?' Hani... Başkan 'İstanbul Senin', 'İstanbul Senin' dedi. Yani başkanım, bunu nasıl tanıtır ki 'İstanbul Benim' diye? Oradan 'İstanbul Senin'e döndü ama dediğim gibi alternatif gelen programların çoğu 'İstanbul Senin' diye gelmiş."

İsttelkom A.Ş. Genel Müdürü

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.