Savunma

Adem Başer Savunması

Kendi savunması·Adem Başer·29 Nisan 2026 · Kaynak

Sayın Başkanım, sizleri ve ekibinizi, ayrıca salonda hazır bulunan herkesi saygıyla selamlıyorum. Ben, ilk olarak 16 Mayıs 2025 tarihinde savcılığa çağrıldım, ifade verdikten sonra serbest bırakıldım. Serbest kaldığım süre boyunca, 22 Mayıs ve şirketlere atanan kayyum ile beraber 4 ay boyunca çalıştım. 10 Eylül tarihinde savcılıktan arandım ve 17 Eylül için ifadeye davet edildim. Ancak ifade tarihi beklenmeden 13 Eylül tarihinde evime baskın düzenlenerek gözaltına alındım. 15 Eylül tarihinden itibaren ise tutukluyum. Yaklaşık 7,5 aydır tutuklu durumdayım.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Sizlere 59. eylem kapsamında bildiklerimi anlatacağım. 59. eylem, Cebeci maden bölgesinde gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkindir. Örgüt üyesi olarak bağlı olduğum ileri sürülen firaridir ve iddianameye konu edilen şirketlerin sahibidir. Bu şirketler kamu iştiraki olmadığı için öncelikle ne iş yaptığımı, bu şirketlerin nasıl yönetildiğini ve bu şirketlerin ne iş yaptığı hakkında bilgi vermek istiyorum. Ben, 2012 yılında Kuzey İstanbul Modern finans elemanı olarak çalışmaya başladım. Sonraki süreçte finans uzmanı ve şirketteki çift finans yöneticisinden biri oldum. Finans yöneticisi olarak görevim; günlük nakdi hazırlamak, 'na sunmak, şirketlerin ileri vadeli ödemelerini takip edip gününde yapılmasını sağlamak. Ayrıca şirketin müşterilerden aldığı çeklerin olana kadarki süreçleri takip etmek işlemlerinden oluşuyor. Bunun dışında finansta başka bir görevim yoktu. Şirkete kayyum atanmadan 6 ay öncesine kadar ise Güney Cebeci şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olarak görev aldım.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Genel müdür yardımcısı olduğum Güney Cebeci şirketi taş üretimi ve döküm işleriyle ilgilenmezler. Bu sebeple iddianamede ileri sürüldüğü gibi döküm işlerini yöneten Kuzey İstanbul Modern şirketinde genel müdür yardımcısı olduğum doğru değildir. Bunun düzeltilmesini öncelikle talep ediyorum. Güney Cebeci Şirketi Genel Müdür Yardımcılığım döneminde Cebeci bölgesinde değil, Ağaçlı bölgesinde bulunan şantiyede çalıştık. Ancak zaman zaman bu bölgeye giderek sahadaki görevleri yerine getirdim. Buradaki görevim personelin çalışma düzeni, mıcır satışının kontrolü ve yeni yapılmakta olan kırma eleme tesisinin ilerleme süreçleri takip etmekti. Genel müdür yardımcısı olarak münferit bir yetkim yoktur. Şirkette finans dışında muhasebe, satın alma, saha işleri, proje müdürlüğü gibi birimler bulunmaktaydı. Dolayısıyla şirketteki mali sorumluluk ve yetki bana ait değildi. Mali işlerden sorumlu olan kişi, şirketin yeminli mali müşaviri olan 'ti.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Sayın Başkanım, , şirketlerinde kurumsal bir yönetim olmamıştır. Muhasebe, finans, insan kaynakları gibi birimler ayrı birimler olsa da bunlar direkt tarafından yönetilirdi. Alınacak mal ve hizmetler için öncesinden ondan onay alınır, ödeme yapılırken de kendisi bunları birebir takip ederdi. Finans biriminin ödeme yapmayla ilgili herhangi bir yetkisi yoktu. Zaten gün içinde yapılan ödemeleri de kendisine gönderdiğim nakit akış tablosundan kontrol ederdi. Saha işlerinde de aynı durum geçerliydi. sahayı da direkt kendisi yönetirdi. Alınacak mal ve hizmetler için direkt kendisi onay verirdi. Ayrıca şantiyede sürekli bulunur, proje müdürü ve taşeronlarla görüşür, yapılacak işler konusunda görevleri verir ve kendisi bunları takip ederdi. , personelleriyle mesafeli bir patrondur. 12 yıl kendisiyle çalışmama rağmen aramızdaki işçi-işveren ilişkisi hiç değişmemiştir.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

'na ait olan ve soruşturmaya konu edilen şirketlerden bahsetmek istiyorum. Öncelikle Kuzey İstanbul Modern şirketi. Bu şirket Eyüp ilçesi, Çiftalan, Ağaçlı, Akpınar köylerinde bulunan maden ocaklarında kum, kil, kömür üretimi ve satışı yapmaktadır. Ayrıca aynı bölgede 2015 yılında İSTAÇ ile imzalanan hasılat paylaşım sözleşmesi kapsamı gereği döküm faaliyeti başlamıştır. Bir diğer firma olan Kuzey İstanbul Gayrimenkul ve Danışmanlık şirketi Şile, Bolluca gibi alanlarda döküm faaliyeti yapmıştır. Yine bu sahalarda İSTAÇ ile hasılat paylaşımı sözleşmesi mevcuttur. Döküm işlerinde finans biriminin görevi izinleri ayırmak, kamu iştirakleri ile ilgili olan yazışmaları takip etmek değil hesaba girilen ödemeleri nakit akışına dahil etmek ve hasılat paylaşımı kapsamında İSTAÇ'a ödenecek paranın ödemesini yapmaktır.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Bir diğer firması Güney Cebeci Madencilik firmasıdır. Bu firma 'nun kurduğu bir firma değildir, sonradan hisselerini satın almıştır. Taş üretimi ve satışı yapmaktadır. Güney Cebeci'nin taş üretimini ve satışını yaptığı bölge ve ruhsat sınırları iddialara konu olan Cebeci bölgesindedir. Bu sebeple bölgenin tarihinden biraz bahsetmek istiyorum. Bu bölgenin geçmişinde 16 tane özel şirket ve bu şirketlerin de ayrı ayrı maden ruhsatları bulunuyordu. Şirketlerin ruhsat sınırları birbirlerine yakındı. Bu 16 şirket kendi aralarında sık sık sorunlar yaşamış, konu kimi zaman emniyete kadar uzanmış. Birbirlerine dava açmışlar ve taş üretimini yapamaz hale gelmişler. Birbirlerinin ruhsat sınırlarına ihlal etmeleri sahadaki kontrolü durumu şeyden çıkarmış. Ayrıca her birinin kanunlara mevzuata aykırı yaptığı madencilik sahada güvenlik sorunları oluşturmuş. Dev çukurların yanındaki yollar tehlike arz etmiş. Maden çukurları kademeli bir şekilde değil dik uçurumlar şeklinde yapılmış. Enerji Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü sahadaki bu mevzuata aykırı madencilik nedeniyle bu bölgedeki tüm ruhsat sahiplerinin üretimini durdurmuş. Ayrıca sahadaki giriş çıkış güvenliği de sağlanamadığı için bu sahada zaman zaman uyuşturucu ticareti, terör olayları ve çetelerin yaşadığı bazı olaylar olmuş. Zaman zaman bu sahaya polis müdahaleleri de gerçekleşmiş.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

bir proje hazırlamış ve 2018'de çıkartılan bir yönetmelikle bu bölge Türkiye'nin ilk maden bölgesi olarak ilan edilmiş. Aynı yönetmelikle Kuzey Cebeci Madencilik ve Güney Cebeci Madencilik şirketleri kurulmuş. Eski ruhsat sahiplerinin ruhsatları iptal edilerek tüm ruhsatlar bu şirketlerde birleştirilmiş. Eski 16 maden şirketlerine Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci firmalarından belirli hesaplamalara göre hisseler verilmiş. Son olarak yine aynı yönetmelikle Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci şirketinin hisselerinin bir kısmı İSFALT'a verilmiş. Ayrıca bu bölgede bir maden projesi düzenlenmiş. Enerji Bakanlığı ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü bu projeye onay vermiş, üretime izin vermişti. Ancak eski madenciler aralarındaki sorunlara devam etmiş, bölgedeki asayiş ve güvenlik sağlanamamış. Taşın nereden çıkarılacağı, kime satılacağı konularında bile anlaşamamışlar. Çok hisseli yapıdan dolayı aralarında eskiden beri husumet olduğu için karar alma mekanizması bir türlü oluşamamış. Altyapı ve üstyapı yolları sorunda çözülememiş eski düzen devam etmiş. Nihayetinde 2020 yılında MAPEG buradaki üretimi tekrar durdurmuş.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Bu bölgede üretimin durdurulmasına rağmen buradaki sürecin ilerlenmesi ve projenin devam etmesi bakanlık tarafından istenmiş. Çünkü buradaki taş rezerv miktarı, kalitesi ve sahanın bulunduğu lokasyon olarak çok kıymetlidir. Yüksek katlı binaların yapımında kullanılan beton ve asfalt üretimi için gerekli olan bir malzemedir. Beton için ve asfalt üretimi için gerekli bir malzemedir. Bildiğim kadarıyla hem Enerji Bakanlığı hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem de Valilik, tarafından bu sahadaki hisselerin toplanmasını uygun görmüş ve bu sahadaki sorunların giderilmesi tarafından istenmiş. Murat Gülibranoğlu bürokratlar ve siyasiler ile iyi ilişkilere sahip bir kişiydi. Bunu bize çok yansıtmasa da bilirdik. Söylemiş olduğum gibi İSTAÇ ile 2015 yılından itibaren çalışması, dolgu döküm ve madencilik faaliyetlerinde bulunması da buna bir örnektir. , ilk olarak Kuzey Cebeci şirketinin %20'sine sahip olan Aktaş isimli firmayı satın aldı. Ardından bu hisseleri Kuzey İstanbul Gayrimenkul şirketine devretti, kendi şirketine devretti. Bu devir işleminden sonra Kuzey Cebeci şirketinin hisse yapısı %40 İSFALT, %40 Sutaş, %20 ise Kuzey İstanbul Gayrimenkul şeklinde oluşmuştu. Kuzey Cebeci'nin bu hisseleri alındıktan sonra bu alanda madencilik faaliyetleri de başlamıştı başkanım. Zaten döküm konusu da iddianameye konu olmuştur onu da biraz sonra anlatacağım Güney Cebeci'nin kurulumundan sonra.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

2022 yılında ise Güney Cebeci Madencilik firmasının hisseleri satın alınmaya başlandı. Bu alan sorunlu bir alan olduğu için üretim faaliyeti durmuş metruk bir halde olduğu için hisse sahipleri hisselerini satmak istediler. Totalde %72 hisseyi 'nun şirketi olan Kuzey İstanbul Gayrimenkul parça parça satın almıştır. Güney Cebeci'de %17 İSFALT, %10 Asbeton hissesi de vardır. Küçük oranlarda vardır ama yaklaşık olarak bu şekildedir. Buradaki hisse alımları tamamlanmadan önce 'yü görmeye başladım. Yaklaşık 2022 yılının başlarıydı. İSFALT hisselerini temsilen geldiği söyleniyordu. Zaten kendisi bu kısımda uzman olduğu için bu hisse alım süreçlerinde de kendisi bulunmuştur. 2023 yılında ise bu hisselerin adımları tamamlandıktan sonra ve , Güney Cebeci Madencilik Yönetim Kurulu'na girdiler. Yine dediğim gibi burada İSFALT'ı temsilen yönetim kuruluna girdiğini biliyorum. Güney Cebeci Yönetim Kurulu Başkanı olmuştur.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Sayın Başkanım, ayrıca Güney Cebeci, aslında bir devlet projesidir. Bildiğim kadarıyla Bakanlık, Kuzey Cebeci ve Güney Cebeci şirketlerinin yönetimini özel şirketlere bırakmak istemiyor. Burada büyük hissedar Kuzey İstanbul Gayrimenkul Şirketi'ydi. Bu nedenle Kuzey İstanbul Gayrimenkul Şirketi'nin Yönetim Kurulu'nda kamu geçmişi olan birilerinin bulunması istenmiş. Ancak valilik personeli, devlet memuru olduklarından dolayı, mevzuat gereği yönetim kurulu üyesi olamıyormuş. Bu sebepten de ve , Kuzey İstanbul Gayrimenkul'un Yönetim Kurulu'na da girmişlerdir. Bu bölgedeki hisselerin satın alınması, yönetimlerin oluşturulmasının ardından 2018 yılında hazırlanan maden projesi revize edilmiş. Bu projede maden rezervlerinin olduğu alanlar, orman alanları, madenin çıkartıldığı, rezervin kalmadığı alanlar projede mevcuttur. Bu projede yine MAPEG tarafından yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından da onaylanmıştır. Bu proje onaylandıktan sonra 2023 yılında Güney Cebeci Madencilik taş üretim faaliyetlerine başlamıştı. Bir yandan taş üretimi yaparken diğer yandan da maden projesi kapsamında sahada yapılması gereken işlere başlanmıştır. Ayrıca sahada bahsedilen sorunların çözümü de giderilmesi amaçlanmıştır.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Cebeci bölgesinde görev yapmaya başladıktan sonra, daha doğrusu şirketlerin orada faaliyet göstermesinden sonra maden çukurlarının kademeleri yapıldı. Altyapı ve üstyapı gibi yatırımlar tamamlandı. Sahaya ulaşım yolları yapıldı. Çoğu da tamamlandı. Sahanın etrafı taş duvarlarla çevrildi ve güvenliği sağlandı. Atık su giderleri tamamlandı. Sahanın içinde maden yolları yapıldı. Sahanın aydınlatmaları, dere ıslah çalışmaları yapıldı. Ayrıca saha içerisinde bulunan kaçak ev ve iş yerleri mevcuttu, bunlar kaldırıldı. Yani burayı maden bölgesi kılacak birçok çalışma gerçekleştirildi. Güney Cebeci'nin projeye başlaması ve yönetimlerine ve 'nün girmesiyle beraber bazı toplantılar gerçekleştirilmişti. Bu toplantılar savcılıkta da belirttim, bir planlama şeklinde değil, projenin ilerlemesini ve yatırımlarını ve 'ye anlatmak üzerine olmuştu.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

İbrahim Yeşilyurt, harita üzerinden kendilerine sahanın son halini gösterirdi. , yapılan yatırımları anlatırdı. Projede yaptıklarımızı, sürecin nasıl işlediğini sunum şeklinde kendilerine anlatırdı. Benden bu toplantıda istenen tarafından şirketle alakalı bazı bilgiler olmuştur. Bunları da bilgisayarımla şirketin muhasebe programı olan CPM programına bağlanarak kendisine söylerdim. Kendisi not alır ya da birer tablo oluştururdu. Benim izinde olduğum zamanlarda da bu toplantılara benim yerime başkalarının da katıldığı olmuştur. Yani o toplantılara bir çalışan olarak katılmışımdır. İddianamede tarafımıza isnat edilen suçlardan en önemlisi kaçak döküm sisteminin kurulması, yönetilmesi ve bundan kaynaklı kamu zararı iddiası. Öncelikle sistemin kurulması hakkında konuşmak istiyorum. Kuzey İstanbul Modern Şirketi 2021 yılında Cebeci'de döküm faaliyetine başladığında benden ya da finans biriminden istenen tek şey bankadan bu proje için bir hesap açılması ve pos makinesi temin edilmesiydi. Her birimden görevleri dâhilinde yapması gerekenler tarafından istenmişti.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Muhasebe müdüründen SGK açılışları, proje müdürü Orhan Akyıldız'dan sahadaki kantarların yapımı ve gerekli personellerin alınması gibi, 'ten ise kantardaki yazılım programlarının kurdurulması, kantar elemanlarının ayarlanması gibi işler istenmiştir. Bu her şirket için standart bir projeye başlama işidir. Kaçak döküm sistemi adı altında herhangi bir sistem kurulmamıştır. Benim ve finans biriminin görevi, hesaba gelen paraların günlük nakit akışına dâhil edilmesi olmuştur. Sistemde herhangi bir faturalı, faturasız veya barkodlu, barkodsuz gibi bir ayrımı gösteren bir yazılım yoktur. Bu yazılım da 2015 yılından itibaren İSTAÇ'ın döküm şantiyelerinde kullandığı yazılımdır. Ayrıca bu bölgede döküm faaliyeti başlamadan önce herhangi bir görüşmeye ile beraber katılmadım. Bu işin yapılacağını, bu işe başlanacağını diğer şirket çalışanları gibi aynı anda öğrendim. Cebeci maden bölgesindeki izin işleri tarafından birebir yönetilmektedir. Öte yandan benim döküm işlerinde hiçbir tasarrufum yoktur. Bu alanda bir uzmanlığım da yoktur. Dökümden sorumlu olan kişi sahada proje müdürü olan Orhan Akyıldız'dır. Kendisinin de bir suçu yoktur muhtemelen ama dökümün başında olan kişi kendisidir, onu da buradan söylemek istiyorum.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Ben, dökümden sorumlu olmadığım için ancak sınırlı olarak bildiğim ve çalışırken edindiğim bilgileri size aktaracağım. Güney Cebeci sahasında ilk dolgu döküm dediğim gibi 2021 yılında başlamıştır. Bu döküm faaliyeti ilk olarak Güney Cebeci ruhsat sahası içerisinde bulunan Habibler Trafo Merkezi'nin yakınlarında gerçekleştirildi. Önceki madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan tehlikeli çukurların bulunması heyelan riski yaratmış. TEİAŞ, trafo merkezinin kayma riskine karşı bu alanın doldurulmasını talep etmiş. MAPEG de bu çukurun doldurulmasına izin vermiş. Bu çukur Cebeci maden bölgesi projesinde rezervin alındığı ve madenin kalmadığı alan içerisinde gösteriliyordu. Bir de maden ruhsat sahası içerisinde kalan Yayla Mahallesi tarafında yol projesi vardır. Bu proje Sultangazi Belediyesi ile beraber yürütülüyor. Ancak bunun detaylarını bilmiyorum.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Döküm işi şirketlerin soruşturmaya girmesiyle mayıs ayına kadar devam etti. 22 Mayıs diye hatırlıyorum, şirketlere kayyum atandı. Kayyum atanmadan bir hafta önce savcılığa gittim. Savcılık dökümün izinlerini sordu. İfademde de göreceksiniz; ben izinlerin olduğunu biliyorum ancak bu belgeleri görmediğimi beyan ettim. Bunun sebebinin şirketin kurumlar ile yaptığı yazışmaların tarafından takip edilmesi olduğunu söyledim. Bu belgeler şirket içinde paylaşılan belgeler değildi. Benim de bu belgelere finans birimindeki görevim gereği hiç ihtiyacım olmamıştı. O yüzden bu belgeleri de ben hiç talep etmedim. Kaçak döküm suçlaması vardı ama nasıl olduğu hakkında bilgim yoktu. Şirkete atanan kayyum ilk olarak bize şunu söyledi: "Kantarlardan fişsiz kamyonlar girdi, bunun paralarını nakit olarak aldınız." dediler. Cebeci'deki dökümün girişinde kantar ofisler dediğimiz ofisler vardır. Döküm yapmak isteyen firmalar belgelerini buraya teslim eder, döküm yapabilmek için de ön ödeme yapmak zorundadırlar. Banka hesaplarına parayı gönderirler veya pos ile burada ödeme yaparlar. Ödeme yaptığı kadar bir barkod alırlar. Barkodu alan yetkili bu barkodları tek tek kamyon şoförlerine dağıtır.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Kamyoncular kantara geldiklerinde, bu barkodu sisteme okutmak zorundadırlar. Sisteme okuttuktan sonra bir irsaliye oluşturur gibi firma adı, tarih, tutar, plaka gibi bilgiler bu sisteme işlenir. Bu süreç hakkında de daha iyi bilgi verebilir ama benim demek istediğim barkodsuz, fişsiz bir giriş mümkün değildir. Üstelik 300'den fazla firma döküm yapar. Bunların işini farklı farklı nakliyeciler yapar. Yani bir nakliyeci beş altı tane firmanın hafriyasını getirebilir. Bu nakliyeci bazı firmaların hafriyasını barkodsuz döktüğünde bu tüm piyasaya yayılır, bununla ilgili şikâyetler, grevler ve suç duyuruları olurdu. Ayrıca ben elden para alındığına şahit olmadım, duymadım da. Ayrıca döküm ön ödeme üzerine yapılmaktadır, bunu söyledim. Kayyumun gelmesiyle birlikte döküm durmuştu. Bu hafriyat şirketlerinin ön ödeme yapmasından dolayı şirketimizden yaklaşık 20 milyondan fazla alacağı vardı. Bu firmalar tek tek arayıp bu paralarını geri iade istediler. Bazıları ise döküm açıldığında tekrar döküm yapacaklarını ve paranın içeride kalmasını istediler. Ben de kayyuma şunu sordum: "Eğer elden bir para alınmış olsaydı, bu alacaklılar size ulaşmaz mıydı? İadelerini istemezler miydi?" diye. Böyle bir talep onlara hiçbir zaman gelmedi.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Bu ihtimali ortadan kaldırdıktan sonra ikinci bir iddia söylediler: "Çift barkod basıldı, birine fatura kesildi, diğerine kesilmedi ve parayı elden aldınız." dediler. Bir önceki açıklamalarımın tamamı burasi için de geçerlidir. Ayrıca barkodların okutulduğu sistemin dataları alındı. bununla beraber TMSF'ye sunum yaptı. Bunlar kontrolden geçtikten sonra herhangi bir faturalı faturasız, barkodlu barkodsuz kayıt bulunamadı. Zaten dediğim gibi bu sistem İSTAÇ'ın 2015 yılından itibaren kullandığı bir sistemdi, buradan data silinmesi de mümkün değildir.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Son olarak izin var ama metrekübün üzerinde bir döküm gerçekleşmesini istediler. Sayın Başkanım, buradaki işler dediğim gibi bir devlet projesiydi. Söylemeyi unuttum ama bu maden bölgesinin bir komisyonu mevcuttur. Bu komisyonun başkanı İstanbul Valisidir, üyeleri ise İstanbul Belediyesi'ni temsilen bir yetkili ve şirketleri temsilen bir yetkildir. Bu da zaten burann bir devlet projesi olduğunu göstermektedir. Ayrıca İstanbul valisi bu komisyonun başkanıdır, , İBB'yi temsilen de buraya üyeydi. Burası bir maden sahası olduğu için MAPEG buraya sık sık denetime gelir. Sadece maden sahasını değil, rezerv alanlarını, üretim yapılan yerleri, stok alanlarını hepsini kontrol eder. Ve maden sahası olduğu için burada yapılacak herhangi bir dökümün kontrolü de Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ndedir. Ayrıca bu sahaya Orman Müdürlüğü de sık sık denetime gelir. İSTAÇ ile Cebeci maden bölgesindeki döküm faaliyetleri gereği bir müşavirlik sözleşmesi mevcuttur. İSTAÇ da buraya sık sık denetim yapmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sahaya denetime gelir. İlçe belediyesi sahaya denetime gelir. İSFALT bu bölgedeki firmaların ortağıdır, bunu da söyledim. Ayrıca emniyet güçleri de sık sık sahaya gelir, Emniyet Müdürlüğü de oradadır. Bütün kamu kurumlarının ortak yürüttüğü bir proje olduğundan dolayı bu bölgede kaçak bir döküm olma ihtimalini ben görmüyorum. Ama izinsiz bir kaçak döküm varsa, burada tutanak tutmayan, işlem yapmayan kurumlar ve bu görüşmeleri birebir yapan Murat ve İbrahim Bey sorumlu olmalıdır. Ben bir finans çalışanyım, dökümün ne izinlerini ne kamu ilişkilerini takip eden birisiyim. Şirket içindeki döküm sahasını yöneten bir yönetici de değilim.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Dediğim gibi sahada dökümü yöneten kişi proje müdürü Orhan Akyıldız'dır. Kendisi tüm döküm sahalarda ve maden ocaklarında görev alır. Orhan Akyıldız, 'ndan aldığı görevleri yerine getirdi; o da her personel gibi, bizim yaptığımız gibi, 'ndan bunları aldı. Fakat benim kendisine görev verme gibi bir yetkim bulunmamaktadır, zira kendisi benim üstüm konumundadır ve benden daha fazla maaş alır; bu yüzden kendisine emir vermem mümkün değildir. Ayrıca sahada yapılan işlerin projeye uygun olup olmadığını denetleyecek bir uzmanlığım da bulunmamaktadır. Döküm faaliyetleriyle bir sorun olursa zaten beni aramazlar, bana bilgi vermezler ve benden bir çözüm bulmamı istemezler. Ayrıca iddianameye göre bazı ölçümler yapılmış; bu ölçümlere göre fatura kesilen döküm miktarından daha fazla bir döküm tespit edilmiş. Burada saha düzenlemeleri mevcuttur; burası bir maden sahası olduğu için ayrıca Sultangazi Belediyesi ile yapılan yol projeleri mevcuttur. Bu kapsamında bazı tepelerin saha içerisinde kaldırıldığını biliyorum. Ayrıca yine bu maden projesi kapsamında maden yolları için dediğim gibi iki tane tepe kaldırıldı ve sahada taş üretimi yapılmak için ocağın üstündeki hafriyası, toprağın ve pasa malzemenin alınması gerekiyordu; bunlar da alınıp sahaya serildi. Ayrıca eski madencilerin burada eskiden kaçak döküm yaptığı söyleniyordu ama bu işlemler, bu hesaplamalar bilirkişi raporuna dahil edildi mi bilmiyorum. Zaten benim de bu bilirkişi raporlarını analiz edebilecek bir uzmanlığım da yoktur; dediğim gibi ben sadece bu konuda bilgi vermek için konuşuyorum, en azından bu içerideki fazla döküm yapılmış metrajlarla ilgili.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Buradaki diğer bir konu ise kamu zararıdır. Öncelikle bir maden çukurunun doldurulması ve bundan kaynaklı yaklaşık 80 milyar TL'lik bir kamu zararından söz edilmektedir. Bu bahsettiğim maden çukuru, trafo merkezinin yanındaki maden çukurudur. Burası söylediğim gibi maden projesinde madeni alınmış, rezervin kalmadığı bir alan olarak gösteriliyor. Ayrıca buradaki çukurun doldurulması TEİAŞ tarafından talep edildikten sonra Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından da onaylanmıştır. Maden sahalarda kontrolden sorumlu kurum öncelikle MAPEG'dir. MAPEG sahaya üç ayda bir mutlaka denetime gelir, bunların bir kısmı da mali denetimlerdir. Saha denetimlerinde rezervleri, maden çukurlarını, tesisleri, stokları, dediğim gibi sahanın aslında her metrekaresini kontrol ederler. Rezerv olan bir alanı kapatmak veya doldurmak MAPEG tarafından hassasiyetle takip edilen bir konudur; böyle bir durumda ruhsat iptaline kadar giden yaptırımlar mevcuttur. MAPEG doldurulmasına izin verdiği için bir tutanak tutmamış ve işlem başlatmamıştır; dolayısıyla buradaki maden çukurunun doldurulmasında bir kamu zararı oluşmamıştır.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Bir diğer kamu zararı iddiası ise Cebeci'de gerçekleşen dökümlerden kaynaklanan gelirden İSTAÇ'a pay verilmemesidir; bundan kaynaklanan da 30 milyar TL'lik bir kamu zararından bahsediliyor. Sayın Başkanım, ifademin başında da söylediğim gibi İSTAÇ ile yaptığımız hasılat paylaşımı sözleşmeleri mevcuttur; Çiftalan'da, Şile'de, Boğluca'da vardır. Bu alanlar hafriyat sahasıdır ve İSTAÇ'a İBB tarafından döküm sahası işletilmek üzere tahsis edilen alanlardir. Cebeci maden bölgesi ise bir maden bölgesiddir; İSTAÇ'a İBB tarafından tahsis edilen bir alan değildir, bu sebeple İSTAÇ'ın burada bir payı bulunmamaktadır. İSTAÇ'ın burada bir payı olmamasına rağmen İSTAÇ ile bu alanlarda müşavirlik sözleşmesi imzalanmıştır; hatırladığım kadarıyla en son aylık 400.000 TL gibi bir müşavirlik sözleşmesi kapsamında para ödenmiştir.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Ayrıca şunu da sormak istiyorum: Ben kayyumla beraber 4 ay boyunca çalıştım ve bu 4 ayın 3,5 ayında döküm faaliyetine devam ettirdiler. Kayyum ile birlikte çalıştığımızda Cebeci maden bölgesinden, daha doğrusu döküm işinden elde ettiğimiz gelirden kayyum İSTAÇ'a herhangi bir hasılat paylaşımı sözleşmesi gereği para ödememiştir. İSTAÇ'a ödenmeyen tutardan kaynaklı bir kamu zararına sebep olduysa TMSF bu zarara neden devam etti? Ama dediğim gibi ben bir finans çalışanıyım. 'nun firari olması, bu konularda yetkimin olmaması ancak şirketlerden, şirkette duyduklarumdan, çalışırken öğrendiklerimden bir savunma hazırlayabiliyorum; ama ben bir kaçak döküm sistemi kurmadım, yönetmedim, kamu zararına yol açacak herhangi bir eylemde de bulunmadım, bu sebeple suçlamayı reddediyorum.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Diğer bir suçlama ise sahte fatura konusudur. Şirkette satın alma birimi ürünleri satın almadan önce, mal ya da hizmetleri satın almadan önce 'ndan onay aldım. 'ndan onay aldıktan sonra bu satın alma gerçekleşir. Fatura geldiğinde ise muhasebe müdürlüğü ilgili kişiden faturanın onayını alır. Onayı aldıktan sonra faturayı sisteme girer. Fatura sisteme girdikten sonra cari hesaplar oluşur. Finans biriminin görevi ancak bundan sonra başlar. Bazı satın almaları birebir kendisi gerçekleştiriyordu. Bu bahse konu olan firmalarda durum bu şekildedir. Finans birimi olarak cari hesapları oluşmuş firmaların borçlarını 10 günde bir 'na gönderirdim. Kendisi bunun içinden onayladıklarını bize bildirir, nakit ya da çek şeklinde ödeme yapılması konusunda bize bilgi verirdi. Aralarında onaylamadıkları da olurdu. onay vermeden şirket 5 kuruş bile çıkmaz.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

İlk ifademe gittiğimde savcılık bununla ilgili de bir soru sormuştu. Ben kendisine bazı faturaları onayлıyor ama ben bu faturaların gelip gelmediğini, teslim alıp alınmadığını bilemem, benim görevim dahilinde değil demiştim. Şirkete kayyum geldikten sonra kayyum da aynı suçlamalarda bize bulundu. Bu faturaların sahte olduğunu sıklıkla söylüyorlardı. Her gün zaten bununla ilgili arkadaşları yanına çağırıyorlardı ya da bizi yanına çağırıyorlardı ve bu konular hakkında bilgi almak istiyorlardı. En sonunda bu faturaların karşılığında gelen malların kimin tarafından teslim alındığını öğrenmemizi istediler. Ben de bununla ilgili sahayı aradım. Sahada kantarlardan bu malların girişinin olmadığını öğrendim. Aynı zamanda döküm sahasında çalışan taşeronla da konuştum, o da böyle bir malın gelmediğini söyledi. İkinci kez ifadeye gittiğimde kayyumla birlikte çalıştığım 4 ay içerisinde edindiğim bilgiyi savcıyla paylaştım. Ancak ifade tutanağına sanki en baştan beri böyle bir kanaatim varmış gibi geçirilmiş. 17/10 tarihli ifademde malların teslim alındığını öğrenmemizi istediler, sahadaki yetkilileri arayıp görüştük, kimsenin bilgisi yoktu diye bir ifadem var. Kayyuma da bu şekilde bilgi verdim. Ama ifadenin öncesi benim bildiğim algısı oluşturulmuş. Ben bu bilgiyi kayyumla çalıştığım 4 aylık süre boyunca öğrendim.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Bu satın almalarda hangilerinin karşılığının olduğunu, hangilerinin olmadığını bilmem zaten mümkün değildir. Çünkü şirketlere her ay yaklaşık 1500 adetten fazla fatura gelirdi. Benim görevim muhasebeden geçen faturanın ödemesini patronun talimatıyla yerine getirmekti. Söylemiş olduğum üzere ben sahada değildim. Bahçelievler'deki ofiste çalışmaktaydım. Buradan olup biteni bilmem, faturaların karşılığının olup olmadığını bilmem de mümkün değildir. Savcılıkta verdiğim ifadede bazı firmalara ödeme yapılırken paranın hesabından geldiğini söyledim. Savcılık bana faturalar gibi bunların da hayali işlemler olduğunu, işlemlerin yatır-çek biçiminde yapıldığını söyledi. Ben de faturanın karşılığının olmaması, kayyumun da bu şekilde bana bilgi vermesi ve 'in ifadelerinden edindiğim bilgilerle bence de yatır-çek şeklinde yapılmış olabilir dedim. Biliyorsunuz biraz savcıyla beraber öncekileri konuştuk daha sonra bunu ifadeye döktük. Yani savcıya bunları yazarken bir problem yok gibi geldi ama şu anda konuştuğumuzda sanki o süreci tamamen ben yönetmişim gibi bir algı oluşmuş, onun da düzeltilmesini istiyorum.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Ayrıca şöyle bir durum daha var; Ahmet Güllü, şirketin ofis boyu olarak çalışan Ahmet Güllü'nün bir ifadesi var. Kendisi " tarafından bana çekler verilirdi, bu çekleri ben tahsil edip 'na teslim ederdim ya da hesabına yatırırdım" diyor. Ahmet Güllü'nün söylediği ifade %100 doğrudur fakat bu naylon faturalarla alakalı değildir, konu yanlış bağlanmıştır. Ahmet Güllü'ye verdiğimiz çekler 'nun tanıdığı arkadaşlarına, şirket sahibi arkadaşlarına şahsi hesabından borç olarak gönderdiği paranın karşılığında 3-4 ay vadeli aldığı şahsi çekleridir. Bu çeklerin tahsilatları finans tarafından takip edilirdi. O çekin vadesi geldiğinde ben bankadan parayı ayırttım, Ahmet Güllü'ye de çeki verdim ve kendisini bankaya gönderdim. Kendisi çeki tahsil ettikten sonra muhtemelen Murat Bey'le konuşmuştur, hesabına ya da yanıma getir dediyse ona göre de işlemini yapmıştır. Ama bu bahsedilen firmalara verilen çekler kesinlikle değildir, BDDK raporlarından da bunları sanıyorum görebilirsiniz.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Finans olarak 5.000 lira gibi bir ödeme yapma yetkimiz yokken bu kadar büyük işlemleri benim yapmam zaten mümkün değildir. Bu firmaları ve faturaları organize etmem de mümkün değildir, firmaları zaten tanımıyorum. Sadece Sönmez Suyun sahibini tanıyorum. Bunu tanıma sebebim ise taş ve kum alımı yapar. Genelde taş ve kum alımı yapan firmaların ödemelerini finans takip eder. Dökümde finans takip etmez ama madencilik tarafında bakiyesi biten firmaları genelde finans arar, bu sebeple kendilerini tanırım. Rakamları yatır-çek şeklinde bankaya yapabilecek bir yetkinliğim zaten yoktur. Ayrıca şirketin mali müşaviri, yeminli mali müşaviri ve yönetim kurulu üyesidir. Kayıtlardan sorumlu olan kişi kendisi olabilir, ben sadece bir finans çalışanıyım.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Sayın Başkanım, iddianamede 'nun hesabından çek, örgüte nakit akışını sağlamak için ve 'e elden teslim ettiği ileri sürülen yaklaşık 2 milyon dolarlık bir çekim işlemi vardır. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, ben 'in ismini soruşturma kapsamında televizyondan duydum. 'in ismini ise iddianamede okudum. Ben kendilerini hiç tanımıyorum. ile hala tanışmadım, 'i aşağıda nezarethanede tanıdım. 26/06/2024 tarihinde 'nun hesabından 1,5 milyon dolar para çektim talimatla. Normalde bu çekimleri ben yapmam ama o gün özel bir durum olduğu için beni görevlendirdi. İki tane korumasıyla beraber bankaya gittim ve parayı çektim. Cevizli'deki patron ofisler dediğimiz ofise götürdüm. Ben normalde parayı teslim edip çıkardım ama kendisi oturmamı ve bilgisayarı açmamı istedi. Para teslim edeceğimizi ve bunların tutanaklarını da yazmamı istedi. Girdiğim odada bulunuyordu, Kuzey Cebeci Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Aköz de Sultangazi Belediyesi'nden bir tane yetkili vardı. Sultangazi Belediyesi'nden olan yetkiliyi tanımıyorum, ilk defa orada gördüm.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Burada Cebeci Havzası'nın sınırları içerisinde bazı kaçak yapı ve iş yerleri vardı. Tapusu olmasına rağmen elektrik ve su bağlatmak için belediyeden numara taş almışlar. Bunların saha içerisinde olmaları hem onlar için hem de bizim için büyük bir risk teşkil ediyordu. Bu sebeple sanıyorum kamu veya belediye ile bir görüşme gerçekleştirmiş, buradaki kaçak yapı gecekondu sahiplerinin sahadan çıkartılması istenmiş. Burada her çıkan gecekondu sahibine bir ev parası verilmesi kararlaştırılmış. Burada yaşayanlarla anlaştıktan sonra bu kişiler Sultangazi Belediyesi'ne giderek numaratajlarını iptal ettirmişler. Parasını aldıktan sonra da evlerini boşaltıyorlardı. Sultangazi Belediyesi anlaştığım kadarıyla numaratajını iptal ettiren kişilerin paralarını alıp almadığını kontrol etmek için bu toplantılarda bulunuyordu. Sanırım bir arabulucu gibi bir görev üstlenmişler. O gün de içeriye tek tek sırayla anlaşılan kişiler geldi. Ne kadar tutar anlaşıldıysa onun karşılığı dolar kendilerine teslim etmem Murat Bey tarafından söylendi, ben de tutanak tutup kendilerine teslim ettim. Hem alan kişi hem imzaladı. Sanıyorum şahit olarak İbrahim Aköz de bunu imzalamıştır. Bu tutanaklar avukatlarım aracılığıyla size sunulacak, avukatlarımda var, size sunacaklar.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Burada tekrar bir hususu düzetlemek istiyorum. İkinci ifademde geçen "'nun söylediği kişilere teslim ettim" ibaresi, sanıyorum örgüt adına para götürdüğüm iddiaşının temelini oluşturmuş. Oysa ifadelerimin tamamında herhangi bir kişiye para teslim ettiğime dair bir anlatım bulunmamaktadır; sevk maddelerinde de böyle bir iddia yer almamaktadır. Ayrıca ve 'e yönelik de böyle bir suçlama mevcut değildir. Sanıyorum rapor kısmında bir yanlışlık yapılmış ancak ben yine de bu konuyu açıklığa kavuşturmak istedim. Bu paraların tamamı ev sahiplerine teslim edilmedi. İbrahim Akbertürk, 'na "Bana olan 300.000 dolarımı da ödeyecek misin?" diye sordu; da zaten onu da çektiğini ve vereceğini söyledi. Bu 300.000 doları kendisine teslim ettim. Kalan parayı da –ki yaklaşık 100.000 dolar civarındaydı– aldıktan sonra görüşmemiz sona erdi. Banka kayıtlarına yansıyan çekmiş olduğum diğer miktarlar ise bizzat tarafından alınmıştır. Elbette bu paraları teslim ettikten sonra kendisinden bir belge alma şansım olmamıştır ancak ben hiçbir koşulda, iddia edilen örgüt kapsamında birisine para teslim etmedim. Dediğim gibi, 'i ve 'i tanımıyorum. Önceki avukatım, bu konuyla ilgili kabul etmediğim bazı beyanları savunma olarak mahkemeye sunmuş; bu dilekçeleri kabul etmediğimi huzurunuzda belirtiyorum. Avukatımı da bu nedenle azlettim.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Sayın Başkanım, iddianameye göre ile beraber "müşterek fail" pozisyonundayım. Bu itham benim için çok ağırdır. 'nun görüştüğü varsa bakan, milletvekili, genel müdür, vali veya belediye başkanı; ben bunların hiçbirini tanımıyorum ve hiçbiriyle bir görüşme gerçekleştirmedim. Biz İSTAÇ ile yıllardır çalışırız ancak ben İSTAÇ'ın genel müdürünü bile tanımam. Ayrıca ben merkez ofiste dahi çalışmıyorum, ile görüşmelerim oldukça kısıtlıdır. Kendisi beni davet ederse veya bir ihtiyaç duyarsa merkez ofise giderim; normalde Ağaçlı bölgesindeki ofiste, bir odada 4-5 finansta çalışırım. Kendime ait bir makamım veya özel alanım yoktur. Maaş olarak da bir ayrıcalığım bulunmamaktadır; şirkette benden fazla maaş alan 5-6 kişi, benimle aynı maaşı alan ise 6-7 kişi mevcuttur. Maaşım 5.000 TL eksik olsa, şirkette en fazla maaş alan ilk 10 kişi arasına bile giremem. Hiçbir sosyal çevresini tanımadan ve maddi-manevi bir çıkar sağlamadan ile nasıl "müşterek faaliyet" içinde olabilirim, bilmiyorum. Bu iddiayı kesinlikle kabul etmiyorum.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Örgüt üyeliği suçlaması hakkında da konuşmak istiyorum. Bu da benim için çok ağır bir ithamdır. 59. eylemi okuduğumda; üst tarafta ve onun hakkında konuşan, tanımadığım kişilerin ifadelerini görüyorum. Alt tarafta ise şirket çalışanlarının Cebeci'de yapılan işleri anlattığı ifadeler mevcut. Bu iki farklı dünya, şirket çalışanlarının 'nun yaptığı iddia edilen görüşmelere katılmadığını ve bunlardan bilgisinin olmadığını göstermektedir. Bugün benim yerimde şirketten herhangi bir çalışan olsaydı, dosyadaki bilgiler yine aşağı yukarı bu kadar olurdu. Örgüt üyeliği iddiaşının nereden kaynaklandığını kendime ve avukatıma sordum. Sanıyorum ilk sebebi, ve 'e para teslim ettiğim yönündeki yanlış iddiadır ki bunu az önce açıkladım. İkinci sebebi ise şirkette şoförlük yapan 'in ifadesi olabilir. ifadesinde; şirkete kayyum atandıktan sonra benim, ve 'un 'na şirketteki problemler hakkında bilgi verdiğimizi söylemiştir. Soruşturma Mart ayında başlamış, yaklaşık 1,5 ay sonra çalıştığım firmalar sürece dahil edilmiştir. 22 Mayıs 2025 tarihinde ise şirketlere kayyum atanmıştır. Bu süre zarfında şirketin yasal temsilcisi olduğu için, her çalışanın kendisiyle görüşmesi son derece doğal ve yasaldır. O tarihe kadar hiç kimse şirketlerin soruşturmaya dahil olduğunu bilemezdi.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Kayyum atandıktan sonra, bu yapılar patron şirketi olduğu için bazı konularda çalışanlardan bilgi istediler. Benim bilgimin olmadığı hususlarda, kayyum benden 'ndan bilgi almamı talep etti. Ben de bu talep üzerine kendisini aradım, kayyumun sorularını ilettim ve aldığım bilgiyi kayyuma verdim. Kendisi beni en son Ağustos ayında, tutuklanan çalışanların halini hatırını sormak için aramıştır; herhangi bir talimatı olmamıştır. Kayyum yetkisindeki bir şirkette benim bu talimatları uygulama imkanım da yoktur. Şirket çalışanları ifadeye çağrıldığında 'na bilgi verdiğim iddiası da asılsızdır; böyle bir ifade yoktur. Ben iki kere ifadeye çağrıldım ve kendi gidişimle alakalı bile bilgi vermedim; telefon kayıtlarından bu teyit edilebilir.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

'in bahsettiği görüşmenin güvenlik kulübesinde gerçekleştiği iddiasna gelirsek; bu kulübe şirket girişinin hemen önündedir. Yaklaşık 20 kişilik kayyum ekibi her gün buradan geçer, ayrıca 24 saat kamera kaydı altındadır. Bu iddialaryı reddediyorum; kamera kayıtlarından gerçek ortaya çıkarılabilir. 'in eşi bu firmalarda 10 yılı aşkın süredir çalışmaktadır ve kendisini oradan tanırım. Semih tutuklandığında eşiyle sohbetlerimiz olmuştu; Semih'in cezaevi şartlarında zorlandığını ve sürekli ağladığını anlatıyordu. Sayın Başkanım, Semih'in bu zor şartlar altında bana iftira atması için bir sebebi olabilir. Benim de Semih'in çocuğundan sadece 1 yaş küçük, 7,5 yaşında bir oğlum var. Yaklaşık 7,5 aydır kendisini göremiyorum ve hiçbir görüşe getirmedim. Yapılan asılsız iddialaryı kabul etmiyorum. Bu süreç sadece oğlum açısından zor geçmiş bir süreç değildir, aynı zamanda eşim için de zor geçmiş bir süreçtir. Tutuklandığımda kendisi 53 kiloydu, şu an 41 kilo. Ayrıca cezaevi iletişimlerimiz kısıtlı biliyorsunuz. Eşim beni görmek için, en azından çocuğumun iyi olduğunu bana söylemek için her hafta abimle beraber görüşe geldiler. Çalıştığı yerde bu kullandığı izinler problem oldu ve 4 yıldır çalıştığı Özel Üniversite'den kovuldu.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Aslında burada şunu söylemek istiyorum Başkanım. Bir eğitim kurumunun, bir kadının bu halinden aslında destek olması gerekirken bu şekilde istifaya zorlaması, daha sonra istifa etmeyince de kovmasını ben kabul edemiyorum bir eğitim kurumu olmasından dolayı. Ayrıca, Eylül ayında, ben tutuklandıktan sonra iş akdim sona erdirildi. Tazminatlarım konusunda zaten bir ödeme yapmadılar, bununla ilgili dava açtım. Tazminatlarımı bir kenara bırakıyorum, Eylül ayında çalıştığım 15 günlük maaşımı bile kayyum ödemedi. Halbuki biz kayyuma bir devlet personeli olduğu için ve burann bir devlet projesi olduğu için her konuda bilgi verdik. Ve kendilerinin de benimle ilgili savcılığa olumlu raporunun olduğunu biliyorum. Bu 15 günlük para 50-60 bin liralyk para, çok bir şey değiştirmez ama insanların yaklaşımını gösterir. Şu anda ben çocuğumun eğitim masraflarını karşılayamıyorum. Hatta artık sağlık ve temel ihtiyaçlar konusunda da zorlanmaya başladım. Bu sebeple herhangi bir iftirayla, herhangi bir yanlış yazımla örgüt üyesi olup tutuklanmayı kabul etmiyorum.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Son olarak şunu söylemek istiyorum başkanım. 59. eleman bakınca tabii bu klasik bir iddianamedir, mutlaka ilk defa bir iddianame görüyorum. Buradaki 5-6 personelin işlediği suçlar ya da iddia edilen suçlar var. Ama ben size 700 tane İBB personelinin Cebeci'de neler yaptığını son olarak anlatacağım. Bahsettim Cebeci ilk zamanlarda kavga, çatışmaların merkeziydi. Köstebek yuvası gibi her yerin çamur yuvası halinde oluşturulduğu bir maden bölgesiydi. Maden bölgesi de değildi, sadece bir araziydi aslında. Burada ölümlü kazalar, uyuşturucu ve alkolükülerin intiharları bile gerçekleşmiş. Sahaya gelen kamyonlar yerleşim yerlerinin içinden geçtiği için burada kamyonların karıştığı kazalardan bir sürü insan hayatını kaybetmiş. ve şirketleri oraya geldiğinde, öncelikle maden sahasının bağlantı yolları yapıldı ve yerleşim yerlerinden kamyonların geçmesi yasaklandı.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Maden sahası içerisindeki çamurlu yollar asfaltlarla kaplandı. Buraların aydınlatmaları yapıldı. Maden çukurları izinler dahilinde rehabilite edildi. Doldurulan alanlar toprakla kaplandı, ağaçlandırıldı. Yeni yapılan tesis, bu da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın takip ettiği bir sistemdi. Çevre kirliliği açısından ve yeni bir ürün elde etme açısından çok önemli bir projeydi. O yüzden bitmesini takip ediyorlardı, sanıyorum kayyum bitirmiştir, sona gelinmişti. Yaklaşık bu tesis 800 milyon TL para harcadı. Saha içerisindeki gecekondu sahipleri buradan çıkartıldı ve hiçbiri mağdur edilmedi. Her birine bir ev parası verildi. Normalde bunların tapuları da yoktu, normal bir şekilde de devletin gücünü arkasına almış bir şirket çok rahat çıkartılabilirdi. Yaklaşık bunlara 450 milyon, 500 milyona yakın bir para ödenmişti. Bu sahanın atık su giderleri yapıldı. Sahanın etrafı dediğim gibi taş duvarlarla örüldü. Taş duvarların maliyeti sadece 150 milyon TL üzerindedir. Buradaki dereler ıslah edildi. Yağmurda köyü su basması engellendi.

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Ayrıca burada bana kimse bir yetki vermemesine rağmen, bunu Genel Müdür da bilmiyor ama özel bir işle ilgilendim. Buradaki sahada çalışan personelin ve yeni yapılan tesisin, tesiste çalışan personellerin iş güvenliğiyle alakalı ekstradan önlemler aldım. Bunun sebebini de açıklayacağım. Burada Murat Bey ile konuşarak, ile konuşarak ekstra iş güvenliği uzmanı talep ettik ve sahada görevlendirdik. Sahadaki personeller genelde yatılıdır, yatakhane ve yemekhane mevcuttur. Özellikle buraları gezdim, personelin temiz ve rahat kalabilmesi için ne gerekiyorsa yaptım. Buradaki arkadaşların her zaman ihtiyaçlarını sorduk, yardımcı olduk. Buradaki taş ocağında çalışan kişilerle bu kadar ilgilenmemim sebebi, 4 yaşındayken babamı bir taş ocağında iş kazasında kaybetmiş olmak. Bu sebeple çalıştığım süre boyunca dürüst, kimseyi kırmadan, yalan söylemeden ve tırnaklarmıla kazıyarak geldim. Zira 12 senedir finans elemanı olarak başladığım şirket genel müdür yardımcısı olarak kovuldum. Ayrıca Cebeci maden bölgesinde yaptığımız işlerden dolayı, bunu şaka olarak söylemiyorum; Bakanlık'tan, Valilik'ten ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bir teşekkür yazısı ya da bir plaket almayı umuyordum. Fakat şu anda burada bu işlerden yargılanıyorum. İfademin sonuna geldim başkanım. Öncelikle ben bir maaşlı çalışanım ve görevimi yerine getirdim. Herhangi bir suç örgütüne üye değilim. Oğlumu çok özlediim, tahliyemi talep ediyorum

Güney Cebeci Şirketi Genel Müdürü

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.