Savunma

Adem Soytekin Müdafii Av. Ahmet Burak Bilgin Savunması

Müdafi savunması·Adem Soytekin·29 Nisan 2026 · Kaynak

Eylem 6 yönünden, ikinci kez 252/2-5 maddesinden… Eylem 10 yönünden 43/1; eylem 25 yönünden yine 2 kez 250/1 ve 39/1; eylem 38 yönünden 39/1; eylem 85 yönünden 235/1, 235/2-A, 1-B ve 39/1; yine eylem 89 yönünden de 235/1, 235/2-A, T-1B ve 39/1 maddelerinden ek savunma ekledik. Zapta geçmesi açısından…

müdafi olarak; önce müvekkille ilgili örgütsel konuyla ilgili bir soru soracağım, ardından eylemlerle ilgili sorulara geçeceğim; bunu belirterek başlayalım. Şimdi dediğim gibi; bizim savunmamız, müvekkilin örgüt yöneticisi olarak suçlanması ve örgütsel hiyerarşiye dahil edilmesiyle ilgili bir savunmadır. Bu savunmaya başlamadan önce, müvekkilin iddialar kapsamında ne ile suçlandığı konusunda genel bir fotoğraf çekerek başlamak istiyoruz. Çünkü bu genel fotoğrafın, bizim örgüt savunmamız bakımından önemli olacağı kanaatindeyiz. İddianame kapsamında 2 grup itham altındadır: 1. 'nun kurucusu ve lideri olduğu iddia edilen "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütünün" Beylikdüzü Belediyesi ve İBB dönemine dair eylemleri kapsamında, örgütün Beylikdüzü döneminin bir yöneticisi olmakla suçlanıyor. 2. Bu örgütün iddianame konusundaki toplam 143 eyleminin içerisinde, 220/5 delaletiyle örgüt yöneticisi olarak suçlandığı; aslında içinde olmayıp da suçlandığı 3 eylemi saymazsak, Beylikdüzü dönemindeki 12 eyleminden 9'unda, İBB dönemindeki 131 eyleminin de 12'sinde yer almakla, yani toplam 21 eylemin içerisinde bulunmakla suçlanıyor.

Adem Soytekin Müdafii

Özetleyecek olursak ; bir, örgüt yöneticiliğiyle, iki, 220/5 delaletiyle olanlar hariç olmak üzere 21 eylemle suçlanıyor. Bu arada belirtelim; bu 21 eylemin 7'sinde etkin pişmanlıktan yararlandırılması ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi talep edilmiş. Bu tabii takdirinize bağlı bir durumdur. Bu 7 eylemi de çıkardığımızda, kalan 14 eylemin şöyle bir tablo oluşturduğunu görüyoruz: 7 eylem rüşvete aracılık etme, 1 eylem suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, 3 eylem irtikap, 3 eylem de nitelikli dolandırıcılık (kamu kurumu zararına veya kamu kurumu araç kılınmak suretiyle dolandırıcılık) olmak üzere 4 farklı suç tipi olduğunu görüyoruz. Bunlara baktığımızda, müvekkilin ekseriyetle eylemler noktasında rüşvete aracılık etmekle suçlandığını görüyoruz. Peki, müvekkil iddia makamınca hangi gerekçelerle, hangi kurgusal mantık üzerinden bu örgüt yöneticiliği ve eylemlerden sorumlu tutulmuş? Müvekkile bu örgüt yöneticiliği pozisyonu hangi mantıkla yükleniyor?

Adem Soytekin Müdafii

İddianamenin 7. ve devamı sayfalarına baktığımızda, iddia makamının örgüt yöneticilerine ayırdığı bir yer var; burada bunların niçin örgüt yöneticisi olduğunu anlatmış. Müvekkille ilgili değerlendirmeye baktığımızda şu iki temel unsur var: İş insanları ile belediye yetkilileri arasında gerçekleşen rüşvet süreçlerini yürütme ve aracılık etme; bu süreçlerde rüşvet olarak alınan mal varlığı değerlerini, şirketleri üzerinden gerçek iş karşılığıymış gibi faturalandırma ve nihayetinde bunları örgütün "sistem" olarak adlandırılan rüşvet havuzuna aktararak örgütün kasası fonksiyonunu icra etme. İBB döneminde KİPTAŞ ihaleleriyle ilgili süreçlerde, ihalelerin verilmesi noktasında, belirleyici olma ve karar verecek pozisyonda bulunma. Müvekkil, bu iddiaların doğruluğunu zaten savunmasında ve çapraz sorgusunda ziyadesiyle izah etti. Ben burada detaylı eylem savunmasına girmeyeceğim ancak örgütsel pozisyon noktasında şu iki hususu belirtmek istiyorum:

Adem Soytekin Müdafii

İlk olarak; rüşvete aracılık etme veya bu süreçleri yürütme gibi iddia edilen hususlar, otomatik olarak örgüt yöneticiliğini gerektiren olgular değildir. Örgüt yöneticiliği için talimat alma-verme, belirli bir grup üzerinde kontrol ve idare yetkisine sahip olma gibi temel kriterler gerekir. İddia makamının sunduğu hususlar, örgüt yöneticisi olmadan da bir örgüt üyesi olarak, hatta örgütsel hiyerarşiye dahil olmadan da gerçekleştirilebilecek eylemlerdir. İddianamenin kendi içindeki rakamlara bakarsak; 402 sanık içerisinde tespit edebildiğimiz kadarıyla 99 kişi örgütsel hiyerarşiye dahil edilmiş, yani 303 kişi hiyerarşi dışındadır. Müvekkile yüklenen "kasa" fonksiyonu, örgüt yöneticileri arasında sayılmayan için de iddia edilmektedir. Demek ki bu pozisyon, mecburi olarak örgüt yöneticiliğini gerektirmemektedir.

Adem Soytekin Müdafii

İkinci olarak KİPTAŞ meselesi; müvekkil, belediye başkanı olduktan sonra düzenlenen 43 ihaleden sadece 2 tanesine girmiş, birini tek başına, birini ortaklı alabilmiştir. Ayrıca bir ihaleye de sonradan dahil olmuştur. Yani KİPTAŞ nezdinde sadece 3 ihalede yer almıştır. Daha da önemlisi; iddia makamı, müvekkilin hak edişini alamayacağı endişesiyle KİPTAŞ yöneticisi 'a rüşvet verdiğini ileri sürmektedir. Bu durumda, iddiaya göre yöneticinin üyeye rüşvet verdiği gibi mantık dışı bir tablo ortaya çıkmaktadır. KİPTAŞ ihalelerinde belirleyici olmakla suçlanmamıza rağmen, hiçbir prestijli ihaleye girememişiz, toplam 40 küsur ihaleden sadece 2-3 tanesine dahil olabilmişiz ve hak edişlerimizi alabilmek için rüşvet vermek zorunda kaldığımız iddia edilmiştir. Müvekkile yüklenen örgüt yöneticiliği ithamının temelsiz kaldığını bizce gösteriyor.

Adem Soytekin Müdafii

Şimdi eylemler yönüyle bu örgütsel boyuta baktığımızda; az önce söylediğimiz gibi 220/5 delaleti ile suçlandığı 3 eylemi bir kenara bırakırsak, ayrıca etkin pişmanlıktan yararlandırılması talep edilen 7 eylemi de bir kenara bırakırsak (ki bırakmasak da onlar da yine rüşvet kapsamındaki eylemlerdir) toplam 4 farklı suç tipi olduğunu söyledik. İddia makamı burada ne diyordu? İş insanları ile belediye yetkilileri arasında gerçekleşen nüfuz süreçlerini yürütme, aracılık etme, sahte faturalar kesme, işleri zorla alma, bunları örgütün havuzuna aktarma ve örgütün kasası fonksiyonunu icra etme... İddia makamının iddiası budur. Peki, iddia makamı müvekkili bununla suçlamak için hangi delilleri kullanıyor? Tespit edebildiğimiz kadarıyla 3 grup delil var:

Adem Soytekin Müdafii

1. Müvekkilin kendi beyanları ve bu kapsamda sunduğu bilgiler ile belgeler. 2. "Rüşvet verdik" diyen ve kimisi dosyamızın da sanığı olan, müvekkilimizin "Beylikdüzü müteahhitleri" diye adlandırdığı kişilerin beyanları. 3. Rüşvet aldığı iddia edilen belediye yetkililerinin beyanları.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilin en başından beri beyanı bellidir; dün kendisi de söyledi, çapraz sorgusunda daha da açtı: "Benimle belediye arasında olan bir cari havuz var. Ben iş yaparım, işimin karşılığını alırım. İş bana gelene kadar 3. kişiden daire alırım, çek alırım, dükkan alırım, taşınır alırım; ama bu bir rüşvet midir, bağış mıdır? Benim bunu bilmem mümkün değil. Tahmin ederim veya etmem, o ayrı mesele; ama kesin olarak bilmem mümkün değil. Çünkü iş bana gelene kadar bu pazarlık çoktan yapılmış ve bitmiştir. Ben bu aşamadan sonra işi yapmakla devreye girerim ve yönlendirildiğim kişilerden gidip bir takım mal varlığı değerlerini; dükkanı, daireyi, çeki veya nakdi alırım. Bunu da belediyeyle olan cari mesaimle mahsuplaşırım." Müvekkilin etkin pişmanlık yaptığı ifadeler dahil, başından beri istikrarlı şekilde söylediği budur. Ancak bu ifade ve buna dayanak olarak sunulan belgeler içerisinden bazıları adeta cımbızla çekilmiş; üstelik müvekkilin "tevil yoluyla ikrar" yaptığı şeklinde yorumlanmış ve müvekkil eylemsel bazda bu şekilde konumlandırılmıştır. Bir kere bu doğru bir yaklaşım değildir; çünkü müvekkilin hiçbir aşamada böyle bir kabulü yoktur.

Adem Soytekin Müdafii

İkinci grup delil, belediye yetkililerinin beyanlarıydı. Onların da tamamı istisnasız en başından beri böyle bir rüşvet olayının olmadığını, alınan mal varlığı değerlerinin bağış olarak alındığını söylüyorlar. Yani müvekkil aleyhine bir beyanları yok. Üçüncü grup delil ise müştekilerin beyanlarıdır. Müvekkil; , , Gül ve Beyaz gibi isimlerin beyanlarının niçin güvenilmez olduğunu, neden yalan söylediklerini burada izah etti. Meslektaşım da eylemsel bazdaki savunmasında bunları daha da detaylandıracak. Bu tabloya rağmen müvekkil, iddianamede haksız bir pozisyonda konumlandırılıyor. Biz bu pozisyonu kabul etmiyoruz. Müvekkil, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak kısıtlı imkanlarıyla dosyaya pek çok bilgi ve belge sunmuş, yeni eylemlerin ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Ancak müvekkilin konumlandırıldığı yer, adeta etkin pişmanlığın cezalandırılması sonucunu doğurmuştur. Müvekkil, bu sürecin mağduruyken bir anda örgüt yöneticisi sıfatıyla üst düzey bir fail konumuna getirilmiştir. Bunun devletin örgütlü suçlulukla mücadele politikasına ne kadar uygun düştüğünü mahkemenizin takdirine bırakıyoruz.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkil, bu samimi beyanları hiyerarşide bu şekilde konumlandırılsın diye değil; soruşturmanın selametine katkı sağlasın ve suç işlenmişse ortaya çıksın diye vermiştir. İddia makamı ise bu beyanları müvekkil aleyhine kullanarak onu örgüt hiyerarşisine sokuyor, rüşvet süreçlerini yürüten kilit kişi ve örgütün kasası yapıyor. Hatta sürecin en başında örgütsel hiyerarşide bile yokken; üyeliği ve özel vasıf gerektiren üye statüsünü doğrudan atlayarak, onu örgütün 6 yöneticisinden biri haline getiriyor. Bu durum, etkin pişmanlığın cezalandırılmasıdır. Örgüt yöneticiliği; örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, inisiyatif kullanıp karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Bir kişiye yönetici diyebilmemiz için örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunması, örgütsel faaliyetleri organize etmesi, durduran veya engelleyen rolünü üstlenmesi lazım. Bu kriterler ışığında bakıldığında, iddianamedeki "kasa olma" veya "KİPTAŞ ihalelerinde belirleyici olma" kurgusunun doğru olmadığı ve sakat bir mantığa dayandığı açıkça görülmektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Gelelim şimdi bunun müvekkile yüklenen spesifik eylemler noktasında da doğru olmadığını anlatmaya. Savunmamıza başlarken müvekkile yüklenen suçlar bakımından genel bir fotoğraf çizmiştik. Şimdi bu noktada da örgütsel bazda bir genel fotoğraf çizmenin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bu konuyu çok uzatmayacağız ancak örgütsel kuruluş yönüyle iddianameye baktığımızda, az önce de söylediğim gibi, tespit edebildiğimiz kadarıyla 402 sanık mevcuttur. Rakam 1-2 eksik veya fazla olabilir, bu çok önemli değil; ancak bu sanıklardan 99 kişinin örgütsel hiyerarşide yer aldığını görüyoruz. Peki, bu örgütsel hiyerarşide kimler var? İddia edilen bir kurucu lider, müvekkilin de dahil edildiği 6 yönetici, 13 özel vasfa haiz üye ve 79 normal üye olmak üzere 4 farklı pozisyon bulunmaktadır. Şimdi bu tablo bağlamında müvekkilin nereye oturtulduğuna bakalım. Az önce belirttiğimiz üzere; bir kişinin örgüt yöneticisi olabilmek için en azından talimat verebilme, sevk ve idare edebilme konumunda olması lazım. Bu açıdan bakıldığında 'e bu rol uymamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Örgüt yöneticisinin, emri altında bulunan belirli sayıdaki kişiye talimat verme pozisyonunda olması gerekir. Şunu netleştirelim: Örgüt yöneticisi talimat alamaz demiyoruz; yönetici de liderden veya kendisinden daha üst konumdaki diğer yöneticilerden talimat alabilir. Ancak bir örgüt yöneticisinin tartışmasız şekilde örgüt üyesinden talimat alması mümkün değildir. Üyesinden talimat alan bir kişi yönetici olamaz. bakımından dosyaya baktığımızda; örgüt lideri olduğu iddia edilen ile ilgili müvekkilin tek bir beyanı veya iddiası yoktur. Müvekkilin yönetici olarak suçlandığı Beylikdüzü döneminde, ile olan HTS kayıtları (ki savcılık buna çok önem verir) 2 elin parmaklarını geçmemektedir. Zaten savcılığın liderden alınan bir talimat olduğuna dair bir iddiası veya delili de yoktur. Diğer 5 örgüt yöneticisiyle arasında da böyle bir talimat ilişkisi mevcut değildir; hatta gizli tanık ifadelerinde bile bu yönde bir iddia yoktur. Buna karşın, tam tersi bir durum söz konusudur: Müvekkilin "örgüt üyesi" olarak değerlendirilen kişilerden talimat aldığı iddia edilmektedir. İddianamenin birçok yerinde Mehmet Muratçalı ve gibi, yönetici olmayan kişilerin emir, direktif ve yönlendirmeleriyle hareket ettiği ileri sürülmektedir. İddia makamı, müvekkilin bu kişilerden talimat aldığını söylerken aynı zamanda onu örgüt yöneticisi olarak konumlandırıyor. Biz bunun hukuken sakat ve çelişkili bir niteleme olduğunu düşünüyoruz. Savcılık bizi, üyesinden talimat alan bir yönetici profiline ikna etmeye çalışıyor; ancak biz buna ikna olmadık.

Adem Soytekin Müdafii

İddianamenin 9. sayfasında, belediye içerisinde görevi olmamasına rağmen görevlilere talimat veren veya hiyerarşisi dışındaki kişileri yönlendiren kişiler tarif ediliyor. Bu tipik bir yönetici tanımıdır; ancak iddia makamı bu tanımı yöneticiler için değil, "özel vasfa haiz üyeler" kategorisi için yapmıştır. Müvekkil 'in ise kendi SGK'lı çalışanı, sözleşmeli iş ortağı veya kardeşi dışındaki hiç kimseyle bir talimat ilişkisi yoktur. Savcılık, başkalarına talimat verebildiğini iddia ettiği kişileri bile yönetici olarak konumlandırmazken; bu yeteneğin onda biri bile olmayan müvekkili yönetici olarak tanımlamıştır. Bu büyük bir çelişkidir. Örgütsel hiyerarşide müvekkilin altında yer aldığı iddia edilen üyeler bakımından da durum aynıdır. Bir örgüt yöneticisinden bahsedebilmek için, emri altında faaliyetlerini idare ettiği üyeler olmalıdır. Savcılık da bunun farkında olduğu için müvekkilin altına 6 kişi yerleştirmiştir. İddianamenin 4. sayfasındaki şemada ve 3351. sayfasından itibaren devam eden bölümde; , , , Nezahat Kut, ve Oğuzhan Soytekin müvekkile bağlı üyeler olarak gösterilmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Yargıtay, örgüt üyeliği için kişinin iradesini örgüt iradesine teslim etmesini ve emirleri örgütsel motivasyonla kayıtsız şartsız yerine getirmesini arar. Ancak iddianamenin ilgili sayfalarında, bu kişilerin iradelerini örgüte teslim ettiklerine veya emirleri bu motivasyonla yerine getirdiklerine dair hiçbir spesifik değerlendirme yok. İddianamede bu kişilerle ilgili; 'e bağlı hareket ettikleri, onun birtakım işlerini yürüttükleri veya onunla birlikte hareket ettikleri yönünde genel geçer ifadeler kullanılmıştır. Bu tür ifadeleri örgüt yöneticisi yapmak istediğimiz herkes için kullanabiliriz. Ancak bu kişilerin spesifik olarak hangi tür eylemlerle bu süreci gerçekleştirdiklerine dair bir veri yoktur; olması da mümkün değildir, buna birazdan değineceğim. Bir suç örgütü, en başından bu amaçla kurulabileceği gibi yasal bir yapılanmanın sonradan suç örgütüne evrilmesiyle de oluşabilir. Bu iddianame kapsamında iddia makamının tezi ikincisidir. Yani başlangıçta yasal olan belediye yapılanmasının, daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında bir havuz oluşturmak ve burayı ele geçirmek amacıyla suç örgütüne dönüştüğü iddia edilmektedir. Bu durumda 'in altındaki personele baktığımızda; bu kişilerin suç işlemek amacıyla, yani bir "suç programı" dahilinde ve hiyerarşik bir ilişki içinde bir araya gelmiş olmaları gerekir.

Adem Soytekin Müdafii

Bu durumun mecburi sonucu şudur: Kişilerin örgütün niteliğini ve amacını bilerek, örgüte devamlı katılmaya yönelik bir irade koymaları gerekir. İddia makamının şu hususları ispat etmesi gerekir: Bu kişiler örgütün varlığından haberdar olacaklar, bilerek ve isteyerek üye olacaklar, hiyerarşik yapıda yerlerini alacaklar ve işledikleri fiiller belli bir devamlılık ve yoğunlukta olacak. Somut olaya baktığımızda bu kriterlerin ne ölçüde var olduğunu görelim. 'in altında örgüt üyesi olarak konumlandırılan bu 6 kişiden 4'ü müvekkilin resmi SGK'lı çalışanıdır. 1 tanesiyle daire satışlarına ilişkin pazarlama faaliyetleri yürüttüğü sözleşmesel bir ilişkisi vardır. Yani toplam 5 kişi ile arasında zaten olağan bir ticari ilişki mevcuttur. Üstelik bu 5 kişiden biriyle () ağabey-kardeş ilişkisi vardır. Bu kişilerin uzun yıllardır 'in şirketlerinde çalıştığı göz önüne alındığında, işe örgütsel bir motivasyonla başlamadıkları açıktır; zaten iddianamede de böyle bir iddia yoktur. Bu kişilerin bir kısmıyla olan resmi iş ilişkisi, örgütün kurulduğu iddia edilen 2014 yılından çok öncesine dayanmaktadır. Hatta biriyle olan ilişkisi doğuma dayalı bir kardeşlik bağıdır. Bu nedenle bu kişilerin, örgütün varlığını bilerek ve isteyerek katılmış olmaları mantıken mümkün değildir.

Adem Soytekin Müdafii

İddia makamı, yasal yapılanmanın sonradan suç örgütüne evrildiğini iddia ediyorsa; bu kişilerin de bu dönüşümü sonradan idrak etmiş olmaları ve buna rağmen örgütte kalmaya devam etmeleri gerekir. Ancak bu durumun somut delillerle ortaya konulması gerekir ki biz bu kişileri örgütsel hiyerarşiye dahil edebilelim. Unutulmamalıdır ki burada varlığı iddia edilen örgüt " Suç Örgütü" değil, " Çıkar Amaçlı Suç Örgütü"dür. Dolayısıyla bu kişilerin; patronları olan 'in dışında böyle bir örgütün kurulduğunu, yasal bir yapının suç örgütüne dönüştüğünü bilmeleri, bu amacı benimsemeleri ve iş ilişkisinin ötesinde örgütsel bir motivasyonla eylemlere girişmeleri gerekir. İddianamenin eksik bıraktığı tam olarak burasıdır: Bu kişilerin hangi aşamada örgüt programını bilerek orada kalmaya devam ettiklerini ve bu motivasyonla yoğun eylemlere giriştiklerini ortaya koyamamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Bu durumu destekleyecek bir argüman daha sunayım. İddia makamına göre örgütün amacı; ana muhalefet partisini ele geçirmek, ardından müvekkili cumhurbaşkanı adayı yapmak ve bu süreç için gerekli maddi kaynağı kurulan havuz üzerinden finanse etmektir. O halde müvekkilin ve altındaki üyelerin bu amacı biliyor olması gerekir. Ancak iddianamede bu 6 kişiden özellikle 5'i için bu amacı bildiklerine dair hiçbir iddia yoktur. Bu kişilerin, sırf 'i yönetici yapabilmek için "altına bir miktar üye yerleştirme" kaygısıyla bu konuma getirildikleri anlaşılmaktadır. Daha çarpıcı bir örnek vereyim: Müvekkilimin 16 Haziran 2025 tarihli (ve Mart ayındaki) etkin pişmanlık ifadesinde; ve ile yapılan bir konuşmadan bahsedilir. Orada cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu geçtiğinde, "Bu nereden çıktı, çok mu gerekliydi?" şeklinde bir diyalog olduğu belirtilir. Bu konuşmadaki 3 kişiden 2'si örgüt yöneticisi, 1'i ise özel vasıflı üyedir. Örgütün iddia edilen amacından örgütün yöneticileri bile habersizken veya bu amacı onaylamazken; biz kalkıp 'in altındaki bu 6 kişinin bu amacı bildiğini iddia ediyoruz. Eğer bildiklerini iddia edemiyorsak onları üye, onları üye yapamıyorsak da 'i yönetici olarak konumlandıramayız.

Adem Soytekin Müdafii

Son olarak; bu 6 kişinin tamamı etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmış, beyanları iddia makamı tarafından samimi bulunmuş ve mahkemenizden ceza verilmesine yer olmadığı kararı istenmiştir. Bu kişilerin ifadelerine baktığımızda; bir takım şeyleri anlatıyorlar ancak hiçbir yerde bu örgütsel motivasyonu bildiklerine, örgütünün amacını benimsediklerine veya iş ilişkisi dışında bu saikle hareket ettiklerine dair spesifik bir beyanları yok. E o zaman bunların da şöyle bir dayanağı yok. Bunlar etkin pişmanlıktan yararlandırılması talep edilmiş ama bu kişiler örgütsel pozisyonlarını, konumlarını kabul etmiyorlar. Dolayısıyla biz bunun da bir çelişki olduğunu düşünüyoruz. Ha şu da var mesela; müvekkil normalde bu örgüt üyesi, hani örgüt üyelerinin aynı yerde kaldırılmadığı cezaevinde hepimizin malumu. Bu kişilerden ikisi, yanlış isimleri biliyorsam meslektaşım düzeltsin, ve müvekkil tutukluyken kendilerini cezaevinde savcılığın izniyle, hani işlerinin yürütülebilmesi adına -bunlar şirketinde çalışan personel- ziyaret edebiliyorlar. Yani bunlara örgüt üyesi diyen, müvekkili de bunların örgüt yöneticisi yapan savcılık, bu kişilerin cezaevinde arkadaş görüşü işte kapsamında görüşmesine imkan vermiş, izin vermiş vakti zamanında. Yani sadece bu durum dahi aslında bunların örgüt üyesi, 'in de bunları yönettiği iddiasının ne denli sakil durduğunu bizce gösteriyor.

Adem Soytekin Müdafii

Şimdi burada az önce de söyledik; mutlaka bir örgütsel resmi hiyerarşi ilişkisi kurulması lazım. Hani bu var mı, yok mu? Şimdi Yargıtay; 'Evet burada aralarında resmi bir iş ilişkisi var, hatta bir tanesiyle akrabalık ilişkisi var, olabilir, olmaz değil.' Yani arada bu tarz bir resmi iş ilişkisi veya akrabalık ilişkisi veya başka bir ilişki olan durumlarda da bu kişilerin örgütsel hiyerarşiye dahil olabileceğini kabul ediyor ama böyle bir durum varsa bunun çok daha titizlikle araştırılması gerektiğini, çünkü hani bunların resmi statüsel ilişkisi ve olağan birlikteliği aşar surette bir örgütsel ast-üst ilişkisi olup olmadığına dair çok detaylı, titiz bir araştırma yapılması gerektiğini söylüyor. İddianameye bakıyoruz, böyle bir titiz araştırma yapılmamış. Sadece bunların 'in altında elemanları olması ve onların talimatıyla birtakım işlemlerin yürütmesi iddia makamı tarafından bu hiyerarşi ilişkinin varlığının ispatı olarak ortaya konmuş.

Adem Soytekin Müdafii

Mesela bunu, bu yaklaşımın hukukunun ne kadar yanlış olduğunu ortaya koyacak bir örnek vereyim. Eylem 28 kapsamında mesela 'nün 'a ulaştırılmak üzere işte bir 500 bin dolar hazırlaması, bunu isimli şahsa teslim etmesi olgusu. Şimdi burada ne var? Müvekkilin de ifadesi, kendi ifadesi zaten söylüyor, de, Murat Eren de... Bunların ifadelerine baktığımızda böyle bir transferin yapıldığı... Ama ne diyor? 'Ben daha önceden de sağa sola birçok yere hani patronumun talimatıyla para götürür getiririm, işim bu. Yani veya başka bir şey götürürüm. Bana böyle bir şey verildi, ben de bunu götürdüm teslim ettim.' Ya bu, bunun içinde bunu 'nün bu şekilde bir spesifik örgütsel motivasyonla bunun bir rüşvet parası olduğunu bilerek bunu götürdüğüne dair iddianamede ortaya konan hiçbir somut delil yok, hiçbir beyan yok. Bu resmi bir iş ilişkisi kapsamında götürülmüş bir şey. Velev ki bu rüşvet olsun, bunu bilsin, bunu bu parayı bu maksatla çalıştıranlara versin... Çalışanı zaten böyle bir şeyi bilmiyor. O zaman böyle bir örgütsel hiyerarşinin varlığından burada bahsedemeyiz.

Adem Soytekin Müdafii

Mesela bir başka çarpıklık da şu; . Aynı şekilde mesela ile ilgili de böyle 2018'den beri 'in bu tarz birçok talimatıyla iş yaptığı ile ilgili iddianamede şey var. Hatta işte 'un şoförüne rüşvet parasının götürülmesi, Range Rover marka aracın satılması, devredilmesi süreçlerinde aktif rol oynuyor. Ama nedense iddianamede örgüt üyesi değil. Olmasın zaten, doğrusu da bu. Çünkü bu adam 'Ben bunları örgütsel motivasyonla, bunun örgütsel bir hiyerarşi, örgütsel bir talimat kapsamında yapıldığını bilmiyordum' diyor. Bunu gösteren herhangi bir delil de yok. Ama iddia makamı tarafından, ile ilgili gösterdiği bu hassasiyeti, bu titizliği, Yargıtay'ın aradığı bu titizliği nedense 'in diğer çalışanları yönünden göstermiş değil.

Adem Soytekin Müdafii

Şimdi neden değil? Çünkü şimdi bakıyoruz gelelim daha çarpıcı bir tablo var; devamlılık ve yoğunluk kriterleri. Şimdi 6 kişiden bahsettik; , Nezaket Kurt, , , , . Şimdi 143 eylem... Hatta uzatmadan şöyle söyleyeyim; , , , müvekkilin altı örgütsel personelinden dördü, 143 eylemin sadece bir tanesinde varlar; 30 numaralı eylem. 'in talimatıyla üzerine bir düzenlenebilir birtakım daireler almışlar. Yani tek bir eyleme iştirak ediyorlar. beş eylemde var ama bu beş eylemin özelliklerine birazdan geleceğiz; eylem 25, 28, 30, 31, 43. de beş eylemde var; 5, 6, 11, 12 ve 30. Şimdi o zaman karşımıza çıkan tablo şu; 'in örgütsel hiyerarşide altındaki 6 kişiden dördü yalnızca tek bir eyleme iştirak etmişler, tek. Üstelik bu tek eylem hepsinde ortak; 30 numaralı eylem. Bu eylemin dediğim gibi gerçekleşip gerçekleşmediğini zaten müvekkil izah ettiği, meslektaş da izah edecek. Hani biz burada onu o yönüyle bakmıyoruz. Bu eylemin bir an için gerçekleştiğini, doğru olduğunu varsayalım. Bu eylem 30 numaralı eylem, yani İBB dönemi eylemi. Yani 'in yönetici olmadığı, yönetici olarak iddianamenin 'i yönetici olarak suçlamadığı döneme ait eylem. Bunların bu 143 eylemde işledikleri başka bir suç yok. Devam edelim; beş eylem var dedik, çok eylem gibi gözüküyor, tek eylem değil diğerleri gibi ama 'nün işlediği beş eylem de İBB dönemine dair eylemler. Yani müvekkilin örgüt yöneticisi olarak suçlanmadığı döneme dair eylemler.

Adem Soytekin Müdafii

'e bakalım, onda beş eylem var. Ha onda en azından bir savcılık bir şey yakalamış ama o yakaladığı yerin de yanlış olduğunu şimdi söyleyeceğiz. O beş eylemden de beş eylemin bir tanesi İBB dönemi, dördü ha nihayet geldi 'in örgüt yöneticisi olduğu Beylikdüzü dönemi. Ama orada da şöyle bir tablo var; 'in bu iddianameye dahil edilmesinin, bu iddianamede bu şekilde bu kurguda yer almasının sebebi Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olması sıfatıyla. İddianame öyle söylüyor, biz söylemiyoruz, iddianame öyle söylüyor. Ama Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcılığına 2019'da geliyor. Yani 'in yönetici olmadığı dönem. Şimdi dolayısıyla geldiğimiz noktada iddianamenin ortaya koyduğu tablo şu; 143 eylemden örgütün 143 eyleminden 21'inin içerisinde yer alıyor, bunun 9 tanesi yönetici olarak konumlandırıldığı dönemde. Artı üç 225'e delalet ama o eylem 40 olarak içinde yer almadığı için söylemiyorum.

Adem Soytekin Müdafii

Bir; iki, yönetici olarak hiyerarşide altında konumlandırılan 6 kişiden beşi iddianame kapsamında 'in bu yöneticiyken yaptığı, işlediği iddia edilen 9 eylemin hiçbirinde yoklar. Tamamının suçlandığı eylemler İBB dönemine ait eylemler. Bunlardan sadece bir tanesinin 'in yöneticiliği dönemine denk gelen eylemleri var ama o zaman da o kişi orada olmasının iddia makamının orada olma sebebi olarak gösterdiği pozisyona sahip değil; Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcılığı pozisyonuna sahip değil. Yani dolayısıyla iddianamenin bizi ikna etmek istediği şey şu; iddianame bizi şuna ikna etmeye çalışıyor: Diyor ki; örgüt yöneticisi olduğu dönemdeki işlediği 9 eylemi sadece tek bir personelle icra etmiş; . Diğer beş personelini yönetici olduğu dönemdeki eylemlerinde kullanmamış.

Adem Soytekin Müdafii

Başka? Bu İBB döneminde de kalan 12 eylemi yine personelleri olmadan kullanmış, bir tanesi hariç 30 numaralı eylem. Ve örgütsel emri altındaki 6 kişiden dördünü de içinde bulunduğu bütün 21 eylemden sadece bir tanesinde kullanmış. Böyle bir örgüt yöneticisi profili var karşımızda. Şimdi o zaman biz şunları sormak istiyoruz; örgüt yöneticisi olduğu dönemde içinde yer aldığı 9 eylemin beş tanesini sadece tek bir örgüt üyesiyle gerçekleştirilen bir örgüt yöneticisi olmak mümkün mü? Bu kişinin altında yer aldığı ileri sürülen beş kişi, bu kişinin örgüt yöneticisi olduğu ileri sürülen dönemde gerçekleştirilen toplam 13 örgüt eyleminden hiçbirinin içerisinde yer almamalarına rağmen bunlardan nasıl örgüt üyesi oluyorlar, de nasıl bunların örgütsel planda yöneticisi oluyor?

Adem Soytekin Müdafii

Bunlar aslında bizce cevabı belli sorular ve bu soruların bizi götürdüğü yer, 'in ve altındaki bu kişilerin örgüt üyesi olamayacağıdır. Dolayısıyla, bu kişilerin örgüt yöneticisi olarak konumlandırılan 'in de örgüt yöneticisi olamayacağı açıktır. Şimdi, iddialar konusu 1-2 eylem üzerinden 'in örgüt yöneticiliği iddiasının neden doğru olmadığına bakalım. Tekrardan kayıtlara girmesi için söylüyorum; 28 numaralı eylemde ne iddia ediliyor? İddia makamının iddiasına göre, müvekkil de bunu bir şekilde anlattı; 'a verilen bir paradan bahsediliyor. Müvekkil, "Ben bu hak edişleri almak için verdim; çünkü bunları vermeseydim önemli bir miktar hak edişimiz serbest bırakılmayacaktı, bu da bizi maddi yönden zor durumda bırakacaktı" diyor.

Adem Soytekin Müdafii

Şimdi karşımızda nasıl bir yapılanma var ki; örgütün 6 yöneticisinden biri olduğu iddia edilen kişi, işinin görülmeyeceği endişesiyle ve normal bir örgüt üyesinin talimatı veya zorlamasıyla (iddia bu yöndedir) fatura karşılığı önemli bir miktarda rüşvet veriyor? Yani kendi içinde, kendi yöneticisinden rüşvet alan bir örgüt profili ve üyenin talimatıyla rüşvet veren bir yönetici profili var karşımızda. Bu profilin çelişkili olduğunu tekrar tekrar söylememiz gerekiyor. Örgütsel hiyerarşiye dahil edilen 99 kişi içerisinde; bizim görebildiğimiz kadarıyla sadece örgüte rüşvet vermekle suçlanıyor. Örgüt kendi içinde rüşvet mi alır? Üyesi yöneticisine, yöneticisi üyesine rüşvet mi verir? Bu çarpıklık iddianamenin genelinde yok, sadece müvekkil açısından var. Biz bunun, 'in yönetici olmasını engelleyen önemli bir çelişki olduğunu düşünüyoruz.

Adem Soytekin Müdafii

Şimdi iddianame dışı bir gelişme üzerinden 'in durumunu değerlendirelim. Müvekkilim dün "Avukatım anlatacak" diyerek aldığı bir cezadan bahsetti; bunu dosyaya da sunduk. Müvekkilim, Mado isimli kafe restoranının işletmecisidir. Beylikdüzü Belediyesi bir denetim yapıyor ve birtakım usulsüzlükler bularak burayı mühürlüyor. Akabinde, 2014 ve 2016 yıllarında faaliyete devam edildiği gerekçesiyle kaymakamlık suç duyurusunda bulunuyor. Suç duyurusunu başlatan merkezi otoritedir, belediye değildir. Sonrasında işletme müdürü olarak kardeşi hakkında dava yürütülüyor ancak onun mesul olmadığı ortaya çıkınca beraat ediyor. Bu sefer hakkında suç duyurusunda bulunuluyor ve yargılama sonucunda müvekkil ceza alıyor (HAGB ayrı bir konu). Olayın başlangıç tarihi 'nun belediye başkanı seçilmesinden öncedir; tamam, Ekrem Bey bizzat süreci başlatmamış olabilir. Ancak müvekkile karşı açılan ikinci dava 2016 yılında, yani müvekkilin o örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen dönemde açılıyor. Üstelik Beylikdüzü Belediyesi bu davada müşteki/katılan olarak bulunmaya devam etti. Nasıl bir örgüt yöneticisidir ki; üyesi olduğu iddia edilen belediye tarafından mahkumiyet alabileceği bir süreçle muhatap ediliyor? Sadece bu durum dahi 'in bu hiyerarşide yönetici, hatta üye olarak dahi bulunamayacağını gösteriyor.

Adem Soytekin Müdafii

Bitirirken şunu da söylememiz lazım: Günün sonunda mahkeme böyle bir örgütün var olmadığı kanaatine ulaşırsa, zaten 220/5 delaletiyle olan suçlamalar düşecektir. Ancak aksi bir kabul ihtimaline karşı savunmamızı yapmalıyız. Müvekkil, örgütün Beylikdüzü dönemindeki 3, 4 ve 9 numaralı eylemlerden (doğrudan yer almasa da) yönetici sıfatıyla sorumlu tutuluyor. TCK 220/5 maddesi, yöneticilerin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan sorumlu olacağını söyler; ancak Yargıtay içtihatları bu hükmün sınırlarını çizmiştir. Yargıtay der ki: "Örgüt yöneticisinin işlenen suç üzerinde hakimiyet, kontrol, sevk etme veya yönlendirme gücü yoksa bu hüküm uygulanmaz." Emsal kararlarda da belirtildiği üzere; suçlara asli fail, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla katıldıklarına dair kanıt yoksa, sadece yönetici olmaları nedeniyle sorumlu tutulamazlar. Örgüt yöneticilerinin yalnızca emir ve talimat yetkileri bulunan alanlarda işlenen suçlardan ceza sorumluluğu söz konusudur. İddia makamı ise bu kriterlere dair tek kelime etmemiş, 220/5'i otomatik uygulanan bir hüküm gibi görmüştür. 3, 4 ve 9 numaralı eylemlerde müvekkilin herhangi bir personeli yer almamaktadır; dolayısıyla bu eylemler üzerinde bir sevk ve idare yeteneği yoktur. Bu nedenle, örgüt varlığı kabul edilse bile bu 3 eylem bakımından sorumluluk koşulları oluşmamıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Örgüt savunmamız bu kadarıdır. Şimdi 3-5 dakika içinde MASAK raporu ve mal varlığına konan tedbirlerle ilgili hususlara değinmek istiyorum. Şimdi burada biliyoruz müvekkilin mal varlıklarında, şirketlerinde kayyum var. Önce birtakım bazılarında denetim kayyumu vardı sonra yönetim kayyumuna çevrildi. Şimdi tamamında yönetim kayyumu var. Kendileri de anlattı işte emekli maşasına kadar mallarında tedbir vesaire var diye. Şimdi bununla ilgili birkaç şey söylemek istiyoruz. Bir kere burada yani mal varlığı, kayyum hangi suçlardan dolayı konur, neye konur, ne olur ne biter uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Bunu zaten siz bizden çok daha iyi biliyorsunuz. Ama burada en azından şöyle bir tabloyu ortaya koymamız lazım. Bu çok net bir tablo. Burada müvekkilin az önce saydığımız 220'ye 5 delaleti olanları katalalım, etkin pişmanlıktan yararlandırılması istenenleri katalalım, hepsini katalalım. 20 küsur eyleminin tamamını müvekkil işlemiş olsa, tamamından mahkum edilse, sonunda suçlu bulunsa bunlardan elde ettiği mal varlığı değerleri toplam mal varlığı değerlerinin %5'ini dahi geçmiyor. Yani bütün suçlardan alacağı ceza bütün mal varlığı içindeki oranı %5 ama bu %5 için müvekkilin bütün mal varlığına kayyum atanmış durumda. Bunun doğru bir yaklaşım olmadığını bizim söylememiz lazım.

Adem Soytekin Müdafii

İkincisi bir MASAK raporu var. Burada sebepsiz zenginleşme işte iddiaları var. Şimdi bu sebepsiz zenginleşme iddiası garip bir iddia, şundan dolayı garip bir iddia. İnşaat şirketi, bir inşaat şirketleri var karşımızda. Bunların elde ettikleri tapular üzerinden sebepsiz zenginleşme ileri sürülüyor. Ya bu inşaat şirketinin amacı zaten kuruluş mantığı bu yani tapu yani gayrimenkul yapmak. Şimdi burada neyin araştırılması lazım? Böyle bir şeyler olsa tamam amennah. Nedir? Bunlarla ilgili satış var, yüzlerce binlerce tapu üretilmiş de bunlarla ilgili satış vaadi sözleşmeleri yapılmış mı baktınız mı? Satış vaadi sözleşmesiyle bunların paraları alınmış mı? Paraları alınan şey parasını veren müşterilere tahsis edilmiş mi yani bunlar ayrıştırılmış mı? Ayrıca şirket bütün bu sürecin başında ne kadar kredi kullanmış, sürecin sonunda ne kadar kredi borcu var ve bu kullandığı kredi borcu bu elde ettiği gayrimenkullerle uyumlu mu? En azından bunlara bakılması lazım ki hani burada bir dengesizlik olur o zaman dersiniz ki siz sebepsiz zenginleştiniz. Ama MASAK raporunda bunların hiçbiri yok. Hiçbiri olmamasına rağmen müvekkilin şirketleri üzerinden sırf tapu üretmesi, gayrimenkul üretmesi yani işini yapması nedeniyle bir sebepsiz zenginleşme iddiası var. Bunun da doğru olmadığını biz belirtmek istiyoruz. Ha bundan yok ama ne var mesela MASAK raporunda? İşte 2007 yılında aldığı tarlaları 2017 yılında gösterme var. Herhalde sehven yapılmıştır yani bir devlet kurumu bunu göz göre göre yapmaz diye düşünüyoruz.

Adem Soytekin Müdafii

Aynı şekilde 2013 yılında sözleşmesini yapıp aldığı 2 adet 1+1 dairenin 2019 yılı edinme tarihi işte oraya denk gelmesi lazım ya 2014'ten sonra olması lazım çünkü bunun örgütsel plana dahil edilmesi için bu var. Herhalde bu da sehven yapılmış ve müvekkilin kendi şirketleri arasında birbirleri arasında para, kendi şirketleri arasında para trafiği yapılması var. Dolayısıyla suçlayıcı herhangi bir beyan yok. Sebepsiz zenginleşme iddiası dediğim gibi bunu ortaya koyabilecek olgusal dayanaklar araştırılmadan ortaya konmuş durumda ve bütün tekrar o çok önemli bizce yani her şeyi bir kenara bırakalım zaten bütün hepi topu %5. %5'lik, %6, %7 olsun, %10 olsun yani böyle bir şey için müvekkilin bütün mal varlığına tedbir konulması, şirketlerine kayyum atanması gibi bir durumla karşı karşıyayız. Bunun ölçülü orantılı bir tedbir olmadığını düşünüyoruz. Bunun da bu tedbirlerin de mahkemenizce kaldırılmasını talep ediyoruz. Hani usulen söylemiş de olalım müvekkilin tabii ki tahliyesini ve beraaatini de talep ediyoruz. Sabrınız için de teşekkür ediyoruz.

Adem Soytekin Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.