Savunma

Adem Soytekin Müdafii Av. Simge Büyük Savunması

Müdafi savunması·Adem Soytekin·29 Nisan 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, Sayın Üyeler; öncelikle bir slayt gösterimi için flaş bellek vermiştim, onunla ilgili sunum yapacağım. Mübaşir arkadaşlara beyan ettiğimde açabilirlerse memnun olurum. Şu an değil, birazdan sırası geldiğinde ifade edeceğim. Biz öncelikle tutukluluk değerlendirmesinde ifade ettiğimiz üzere; huzurda bulunan müvekkilim 'in, dosyada kendisine atfedilen isnatların aksine, uzun yıllardır inşaat sektöründe faaliyet gösteren köklü bir ticari geçmişe, yerleşik bir iş düzenine ve somut üretim gücüne sahip bir iş insanı olduğunu ifade etmiştik. Bunu soyut bir övgü cümlesi olsun diye de söylemiyoruz. Çünkü birazdan ifade edeceğimiz görseller, projeler ve somut belgeler; bunun lafla değil eserle sabit olduğunu gösterecektir.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkil, 40'lı yıllarından itibaren baba mesleği olan inşaat sektörünün içinden gelmiştir. Bu işi sonradan öğrenmiş değildir; hayatını bu işle kurmuş, bu işle büyümüş ve bu işle üretmiş bir yüklenicidir. Meslek hayatı boyunca da yalnızca bu alanda faaliyet gösteren, üretim yapan, istihdam sağlayan ve ekonomik değer oluşturan bir kişi olarak tanınmıştır. Müvekkil ve şirketleri tarafından bugüne kadar 10.000.000 metrekarenin üzerinde inşaat taahhüt işi gerçekleştirilmiş; ayrıca "yap-sat" diye tanımlanan usulle 4.500'ün üzerinde bağımsız bölüm tamamlanarak teslim edilmiştir. Müvekkil de bu durumu imza etmiştir. Bunu birçok kez ifade etmemizin nedeni, müvekkilin ticari hayatının küçük bir ticari hareketlilik olmadığını vurgulamaktır. Bu, tesadüfle açıklanabilecek bir tablo değildir; bu büyüklükte bir üretim hacmi ancak sistemli ve kurumsal bir yapı ile mümkündür.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın Başkan, müvekkilin ticari yapısı yalnızca büyük değil; aynı zamanda açık, kayıtlı ve denetlenebilirdir. Şirketleri bağımsız denetime tabidir. Finansal yapısı bankalar ve kredi kuruluşları nezdinde sürekli incelemeye açıktır. Tüm mali hareketler, şirket kayıtları, banka hesapları, çek işlemleri ve ödemeleri resmi belgelerle sabittir. Şirketler bünyesinde çok sayıda taşınmaz, ticari araç ve ekipman ile tamamlanmış veya devam eden projeler bulunmaktadır. Bu haliyle ortada gizli, kaynağı belirsiz ya da gölgede yürüyen bir yapı değil; aksine göz önünde, kayıt altında ve denetime açık bir ticari organizasyon vardır. Nitekim müvekkile ait şirketler, JCR gibi uluslararası bir derecelendirme kuruluşunun incelemesine tabi tutulmuş; finansal yapısı, kredi kullanımı ve ticari faaliyetleri bu kapsamda analiz edilmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Bu tablo, müvekkilin ekonomik faaliyetlerinin kurumsal, kayıtlı ve denetlenebilir bir yapı içerisinde yürütüldüğünü açıkça ispat etmektedir. Özellikle belirtmek isterim ki; müvekkilin 2014 yılı öncesine ait tapu kayıtları incelendiğinde, sahip olduğu taşınmaz sayısının bugün itibarıyla sahip olduğu taşınmaz sayısıyla aynı ölçekte ve dengede olduğu görülmektedir. Bu hususu, iddia makamı tarafından öne sürülen "nüfuz ticareti" ya da "2014 sonrası Ekrem Bey'den sonra zenginleştiği" iddialarına karşı özellikle vurguluyorum. Müvekkilin mal varlığında sonradan ortaya çıkmış, izah edilemeyen olağan dışı bir artış yoktur. Başka bir deyişle; müvekkilin bugünkü ekonomik varlığı yıllara yayılan emeğinin, üretiminin ve ticari faaliyetinin sonucudur. Bu nedenle baştan şu tespiti doğru koyalım: Müvekkil bir iş insanıdır, yüklenicidir ve müteahhittir. Bir kamu görevlisi değildir, herhangi bir siyasi kimliği yoktur ve kamu gücü kullanan biri değildir.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın Başkan, Sayın Üyeler; müvekkilin sektördeki yerini anlatırken bunu bir gayrimenkul sunumu yapar gibi veya proje kataloğu tanıtır gibi anlatmıyorum. Birazdan göstereceğimiz projeler savunmamızın süsü değil, tam tersi omurgasıdır. Çünkü bu dosyada müvekkilin kim olduğu, ne yaptığı ve ne kapasitede bir yüklenici olduğu anlaşılmadan, isnat edilen eylemlerin doğru değerlendirilmesi mümkün değildir. Ek 1'de ASOY projeleri olarak yer alan görseli açabilir miyiz? Müvekkilin tamamladığı onlarca projeden sadece birkaçını örnek vermek gerekirse; burada gördüğünüz "Coordinating" projesi 472 konut ve 25 ticari alandan oluşmaktadır. Burada görmüş olduğunuz "Butik Panorama" projesi 141 konut ve 11 ticari alandan, "Botanika" projesi 476 konut ve 44 ticari alandan, "Akros İstanbul" projemiz ise 496 konut ve 32 ticari alandan oluşmaktadır. Halihazırda şu an kayyum yönetiminde tamamlanacağını umduğumuz bir projemiz de Yörsel'dedir. Bunları şundan dolayı aktardım: Bunlar yalnızca onlarca, yüzlerce projeden birkaçıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Üstelik müvekkilin faaliyetleri İstanbul ile de sınırlı değildir. Ayrıca bu gösterdiklerim Beylikdüzü bölgesinde bulunmamaktadır; hani yanlış anlaşılır, yine Ekrem Bey'e mal edilir diye bunları özellikle seçtim. Bursa, Ankara, Muğla ve daha birçok ilde yapmış olduğu projeler mevcuttur. Bu projelere ilişkin görsellerimiz de var ancak sunumu daha fazla uzatmak istemiyorum. Oralarda da mı nüfuz ticareti yapılıp bu işler alındı ve bu ölçekte işler yapıldı? Açıkçası bu bir soru işaretidir. Müvekkil yalnızca yerel ölçekte değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte de ticari faaliyet göstermiştir. 2013 yılından itibaren Azerbaycan'da, bulunduğu sektörde %20'nin üzerinde pazar payına sahip bir yapı market yatırımının bulunduğunu daha önce söylemiştim. Bu husus, müvekkilin üretim kapasitesinin ve ticari gücünün ne denli büyük olduğunu, dosyada ileri sürülen isnatlardan bağımsız olarak somut şekilde ortaya koymaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Tekrar ediyorum; bunları burada proje tanıtımı yapmak için anlatmıyorum. Bunları üç nedenle söylüyorum: Birazdan eylemler bakımından dosyaya sunmuş olduğum somut belgelerle açıklama yapacağım ve söylediğim her şeyin kanıtlı olduğunu göstermeye çalışıyorum. Önemle belirtmek gerekir ki bunlar kamu işi değildir. Müvekkilin tamamen özel sektör faaliyeti kapsamında, kendi finansmanı ile gerçekleştirdiği projelerdir Sayın Başkan. Müvekkil bu yapıları kendi öz sermayesiyle üstlenmiş, tamamlamış ve teslim etmiştir. Bugün bu yapılar insanların içinde yaşadığı, hayatın fiilen sürdüğü yaşayan projelerdir. Aynı durum, iddianamede özellikle "Eylem 11" kapsamında yer alan kamuya yönelik yapılar bakımından da geçerlidir. Müvekkil tarafından gerçekleştirildiği dosyada da kabul edilen okul, kreş, cami, yurt binası, taziye evi, köprü, kavşak, kültür merkezi ve geçici yaşam alanı niteliğindeki yapılar gerçektir; yerindedir ve ayaktadır. Halen de kamu kullanımındadır. Buna ilişkin Ek-2 ve Ek-3 görsellerini açabilir miyiz?

Adem Soytekin Müdafii

Burada Hatay ilindeki geçici yaşam alanına ilişkin görsellerimiz mevcuttur; bu da yine müvekkil tarafından yapılmış bir yapıdır. Sayın Başkan, siz de dün "Eylem 11"de okudunuz ve ifade ettiniz: Şehit Ömer Halisdemir Özel Eğitim Okulu, Beylikdüzü Yaşam Vadisi Köprülü Alt Geçidi, Kuvayi Milliye Camii, Fatih Trabzon Merkez Binası, Şişli Habipat Gençlik ve Yaşam Merkezi, Makyol Yaşam ve Beylikdüzü Safet Çevik Parkı... Bunların hepsi dosyada mevcuttur ve müvekkil tarafından gerçekleştirildiği açıktır. Sözü edilen yapılar hayali değildir, kayıt üzerinde kalmamıştır; toplumun fiilen kullandığı somut yapılardır. Bu nedenle dosyada sadece ödeme hareketlerinden söz edilip, bu ödemelerin karşılığı olan bu yapılar göz ardı edildiğinde, olay yalnızca tek taraflı görülmüş olmaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın Başkan, Sayın Üyeler; şimdi iddia edilen tabloyu bir an için düşünelim: Bir müteahhit düşünün; gidiyor, tanıdığı tanımadığı iş insanlarından para alıyor ama bu parayı cebine koymuyor, bir kazanç elde etmiyor. Onun yerine gidiyor okul, kreş, cami, köprü yapıyor. "Eylem 11"de sayılan tüm kamu yararına işleri müvekkilim inşa ediyor. Yetmiyor; bu yapıları satmıyor, işletmiyor, gelir elde etmiyor; bir de gidiyor bunları toplum kullansın diye belediyeye devrediyor. Bir insan gerçekten haksız kazanç peşindeyse parayı alır kendi cebine koyar. Kim o parayla karşılıksız bina yapıp kamuya bırakır? Bu tablo günlük hayatın akışıyla ve genel mantıkla uyuşmamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilin yaptığı işler ve bu işlerin karşılığı olan ödemeler, savcılık makamı tarafından birlikte değerlendirilmemiştir. Esasen bu dosyanın bizim açımızdan kilit noktası burasıdır. Müvekkil bir yüklenicidir; iş yapmış, teslim etmiş ve hak edişini tahsil etmiştir. Dosyada yer alan ödeme, çek ve taşınmaz hareketleri bu çerçevede değerlendirilmelidir. Müvekkil, hak edişlerini kimi zaman nakit, kimi zaman çek veya taşınmaz şeklinde aldığını hem etkin pişmanlık beyanlarında hem de burada ifade etmiştir. Bunların tamamı şirket kayıtlarında mevcuttur. Kaldı ki bu işlerin, müvekkilin toplam şirket cirosu içindeki payı %5'i geçmemektedir. Bu da bize, büyütülerek anlatılan bu kalemlerin müvekkilin tüm ticari hayatını değil, geniş iş hacmi içindeki sınırlı bir kısmı temsil ettiğini göstermektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Kıymetli üyeler; bu nedenle dosyada yer alan kamuya yönelik işlerin gerçek maliyetlerinin tespiti için, inşaat maliyetleri konusunda uzman bir bilirkişi atanmasını 21 Ocak 2026 tarihli dilekçemizde talep etmiştik. Bu talebimizi huzurunuzda bir kez daha yineliyoruz. Kamu ihale birim fiyatları ve rayiçler esas alınarak yapılacak bir hesaplamayla, yapılan ödemelerin bu yapıların tam karşılığı olduğu açıkça ortaya çıkacaktır. Biz savunmamızı varsayımla değil, somut veriyle kuruyoruz. Müvekkil bu süreçte yüklenici sıfatıyla hareket etmiş; maliyetleri belirlemiş ve imalatı yürütmüştür. Belediye ile bağlantılı bu işlerde kamu bütçesi kullanılmamış; finansman bağışçılar ve üçüncü kişiler aracılığıyla sağlanmıştır. Müvekkil de hak edişlerini piyasa pratiğine uygun şekilde taşınmaz veya nakit olarak tahsil etmiştir. Yapılan tüm tahsilatlar şirket kayıtlarına işlenmiştir. Dolayısıyla gizli veya kayıt dışı bir kazanç değil; tam aksine, ilk anlattığımız şekilde ticari faaliyetler kapsamında denetlenebilir gelirler elde edilmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın mahkeme, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde karşımızda şu tablo vardır: Yerleşik bir ticari geçmişe sahip, mal varlığı yıllara yayılan emeğinin sonucu olan, bütün faaliyetleri kayıtlı ve denetlenebilir, ürettiği projeler ve eserleri ortada bulunan bir iş insanı vardır. Bu nedenle müvekkilin, dosyada iddia edildiği gibi izahsız ilişkilerin bir parçası olarak değerlendirilmesi ve rüşvete aracılık ettiği iddiaları; hem hayatın olağan akışıyla hem de dosya kapsamındaki somut verilerle bağdaşmamaktadır. Bu genel çerçeveyi arz ettikten sonra, iddianamede müvekkile isnat edilen eylemleri tek tek ele almak istiyorum.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 1 Bakımından Savunmamız: Sayın Başkan, Eylem 1 bakımından müvekkile yöneltilen isnat; "11. Mahalle" projesi üzerinden devredilen dairelerin rüşvet konusu menfaat olduğu ve müvekkilin de bu süreçte rüşvetin teminine aracılık ettiği iddiasına dayanmaktadır. Müvekkil, "11. Mahalle" projesi kapsamında 9 adet daireyi aldığını zaten açıkça kabul etmektedir. Ancak bu hususun doğru hukuki zemine oturtulması gerekmektedir. Müvekkil, belediyenin yönlendirmesiyle kamuya yönelik gerçekleştirdiği yapım işlerinden doğan cari alacağının karşılığı olarak bu taşınmazları almıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Dosyada sabit olduğu üzere müvekkil; sürecin hiçbir aşamasında taraflar arasında pazarlık yürütmemiş, herhangi bir menfaat temini görüşmesine dahil olmamış, yalnızca kendisine bildirilen alacağına ilişkin 2.540.000 TL tutarındaki mahsuplaşma sürecinde yer almıştır. Uğur Gün'ün 15.000.000 TL, Zafer Gün'ün ise farklı beyanlarında 6-7 milyon TL'den söz ettiği görülmektedir. Ancak tartışılması gereken bu rakamlar değil, iddia edilen menfaat pazarlıklarının taraflarının kimler olduğudur. Zira söz konusu iddia edilen görüşmelerin hiçbir aşamasında müvekkilin adı geçmemektedir. Pazarlıklara katıldığına veya yön verdiğine dair somut delil yoktur. Bu nedenle bir rüşvet pazarlığı olduğu kabul edilse dahi müvekkilin bu sürecin dışında olduğu açıktır. Tarafı olmadığı bir pazarlığın aracısı olması mantıken de mümkün değildir.

Adem Soytekin Müdafii

Öte yandan dosyada yer alan ve 'ün beyanlarının müvekkili suçlayıcı somut bir yönü yoktur. Aksine dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gül tarafının kendi aralarındaki ticari ilişkilerden, özellikle ile olan ihtilaflı süreçlerden kaynaklı sorumluluklarını bertaraf etmek ve 'ün iddiasına göre kendisini dolandırmak amacıyla bu anlatımları gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır. Sonuç olarak müvekkil; herhangi bir rüşvet ilişkisine taraf olmadığını ve böyle bir ilişkiye aracılık etmediğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Yaptığı tek şey, kamuya yönelik gerçekleştirdiği işler karşılığında doğan alacağını kendisine bildirilen şekilde tahsil etmektir. Beylikdüzü bölgesinde kamuya yönelik bazı yapım işlerinde yer aldığını, bu işler karşılığında belediye ile bağlantılı projelerden doğmuş ticari alacağının bulunduğunu, "11. Mahalle" projesinde de bu alacağın taşınmaz devri suretiyle mahsup edildiğini söylemektedir. Eylemin devamı da bunu doğrulamaktadır. Zira ilk etapta 9 daire seçilmiş, daha sonra Gül İnşaat ile Esenyurt'taki ortaklığın tasfiyesi kapsamında 4 daire daha eklenmiştir. Bu 4 dairenin müvekkilin yaptığı kamu işlerindeki alacağı ile ilgisi yoktur; bu, Gül İnşaat ile olan özel ticari ilişkisine ait ortaklıktan ayrılma payıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Ancak bu 4 daire üzerinde Şekerbank ipoteği bulunduğu ortaya çıkınca ticari ihtilaf yaşanmış, ipotekler kaldırılmadığı için taşınmazlar satılamamış ve müvekkil alacağını tahsil edememiştir. Sonunda bu 4 daire iade edilmiş; karşılığında başka projeden 3 daire ve 200.000 TL nakit üzerinden yeni bir mahsuplaşma yapılmıştır. Zafer Gün'ün tapu işlemlerinde ayrıca 'e para verildiği yönündeki beyanı ise maddi süreçle doğrudan çelişmektedir. İlgili vekaletname örneğini sunduk Sayın Başkan. Müvekkilin anlatımı nettir: 4 dairenin iade sürecinde karşı taraf işlemlerin akrabaları Mustafa Gül üzerinden yürütülmesini istemiş; bu doğrultuda Mustafa Gül'e vekalet verilmiş ve süreç onun eliyle yürütülmüştür. Müvekkil tapu dairesine gitmediğini ve işlemleri fiilen takip etmediğini söylemektedir. Bu husus; tapu tarihleri, devir evrakları ve vekalet ilişkisi gibi teknik verilerle denetlenebilir durumdadır. Bu nedenle "para verdim" beyanı gerçek dışıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkil kamu görevlisi veya belediye personeli değildir. 4 Kasım 2025 tarihli ifadesinde ile yaptığı görüşmeyi anlatırken bunu açıkça ortaya koymuştur. 'ün "Dairelerimi aldım ama işlerim belediyeden hallolmuyor" serzenişine müvekkil, "Ben belediyedeki işlerden anlamam" cevabını vermiştir. Gerçekten belediye işlerini çözen veya kamu gücü üzerinde etkisi olan bir kişi böyle bir yakınmaya karşı kendini dışarıda tutmaz. Bu beyan, müvekkilin belediye tasarruflarını yöneten kişi olmadığını göstermektedir. Son olarak, 'ün "imarsız arsalar 'e verilir, sonra imara açılırdı" şeklindeki iddiaı tümüyle mesnetsizdir. Hangi parselden söz edilmektedir? Hangi meclis kararı vardır? Müvekkilin veya şirketlerinin adına geçmiş hangi arsa bulunmaktadır? Bunların hiçbiri ortaya konulamamaktır. Müvekkilin veya şirketlerinin Beylikdüzü bölgesinde geçmişte veya halihazırda herhangi bir arsa ilgisi bulunmamaktadır. Bu beyan, sadece suçlamadan ibarettir.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 2 Bakımından Savunmamız: Sayın Başkan, Eylem 2 kapsamındaki isnatlara gelecek olursak; az önce müvekkilin nasıl bir ticari yapı içerisinde faaliyet gösterdiğini arz ettik. İddianame, "Kübist" projesinin iskan sürecinde bir menfaat temin edildiği ve müvekkilin buna aracılık ettiği kurgusu üzerine kuruludur. Öncelikle temel bir noktaya değinmek gerekir: İddianamede müvekkilin aracı olduğu ileri sürülmektedir. Ancak HTS kayıtları incelendiğinde; ile arasında 2014-2017 yılları arasında çok sayıda telefon görüşmesi ve yoğun iletişim bulunduğu açıkça görülmektedir. Müvekkilin 2015-2016 dönemlerinde ne ne de ile iletişim kaydı bulunmamaktadır. Hal böyleyken, 'na doğrudan ulaşabilen bir kişinin, Ekrem Bey ile iletişim kurabilmek için 3. bir kişiyi araya koyması hayatın olağan akışına aykırıdır. Dosyada sabit olduğu üzere, Kübist projesinin iskân tarihi 23 Mart 2015'tir. İskân tarihine ilişkin belgeyi de dosyaya sunduk. Buna karşılık, rüşvet olduğu iddia edilen taşınmaz devirleri 9 Eylül 2016 tarihinde, yani yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Ancak çelişki yalnızca zamanla da sınırlı değildir. İddianamede müvekkilin rüşvete aracılık ettiği iddiaına ilişkin resmi tapu kayıtları açık, kayıtlı ve alenidir; gizli veya muvazaalı değildir. Kaldı ki dosyada taşınmazların kamu görevlisine iletildiğine dair ne bir para transferi ne de bir taşınmaz devri mevcuttur. Dolayısıyla dosyada zaman bakımından illiyet bağı kesilmiş, müvekkilin ilgili dönemlerde veya ile hiçbir HTS kaydı bulunamamıştır. Eylem 2 bakımından karşımızda bulunan tablo; zaman bakımından çökmüş, mantık bakımından tutarsız ve delil bakımından yetersiz bir isnattır. Bu sebeple müvekkile yöneltilen suçlamaların maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Sayın Başkan; Eylem 3, 4 ve 9 için az önce meslek taşımız detaylı açıklama yaptı. Burada ben de kısaca değinip geçeceğim. Burada müvekkil, "örgüt yöneticisi" olduğu iddiaıyla sorumlu tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki müvekkilin herhangi bir örgütte yönetici sıfatı bulunmadığı gibi, tarafımızca örgüt üyesi dahi olmadığı kabul edilmektedir. Meslek taşım bu eylemlere ilişkin müvekkilin bir dahli olmadığını açıkladığı için eylemlerin içeriğine girmeyeceğiz.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 5 Bakımından Savunmamız: Sayın Başkan, Eylem 5 kapsamında müvekkilim hakkında kurulan isnat; "Deniz İstanbul" projesinden devredilen 3 adet bağımsız bölüm üzerinden bir rüşvet tesis edildiği iddiaına dayanmaktadır. Savunmamızın en başında altını çizmek gerekirse; biz burada maddi bir olguyu inkâr ederek değil, o olgunun hukuki niteliğinin yanlış kurulduğunu ortaya koyarak savunma yapıyoruz. Müvekkilim söz konusu 3 bağımsız bölümün devrini ilk günden beri gizlememiştir. Etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarında da bunu açıkça ifade etmiş ve bu beyanlarının arkasında durmaktadır. Dolayısıyla bu eylem bakımından tartışılması gereken husus, bölümlerin devredilip devredilmediği değil; bu devrin hangi hukuki çerçeve içerisinde gerçekleştiğidir. Dosya kapsamındaki verilerle görüleceği üzere; burada rüşvet suçunun maddi unsurunu oluşturacak nitelikte, kamu görevlisinin bir işi yapması veya yapmaması karşılığında sağlanan gizli bir menfaat yoktur. Müvekkilin o dönemde açıktan ve ihalesiz şekilde yaptığı işler karşılığında doğan ticari alacaklarının, aynî ödeme yöntemiyle tahsilinden söz ediyoruz. İnşaat sektöründe yüklenici ve taşeron alacaklarının bağımsız bölümlerle kapatılması yerleşik bir ticari pratiktir. Nitekim müvekkile bu dairelerin, o dönemde yapımı devam eden CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının tadilat işleri kapsamında verildiği bilgisi, dönemin Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tarafından iletilmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: İddia makamı da zaten bu taşınmazların CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının tadilat finansmanında kullanıldığını kabul etmektedir. Hatta bu husus iddianamede ayrıca "Eylem 33" başlığı altında değerlendirilmiş ve TCK 282/6 bakımından "ceza verilmesine yer olmadığı" sonucuna bağlanmıştır. Şimşdi burada durup şu temel soruyu sormak zorundayim: Aynı taşınmazlar, aynı kişiler ve aynı süreç söz konusu iken; bir yerde "bu taşınmazlar tadilat finansmanında kullanılmıştır" denilerek cezasızlık sonucuna gidilirken, diğer yerde nasıl rüşvete aracılık isnadı kurulmaktadır? İddia makamı, bu dairelerin gerçekten bir tadilat işinin finansmanında kullanıldığını kabul ediyorsa, ortada hukuken bir "iş karşılığı ekonomik değer aktarımı" var demektir. Bu durumda aynı maddi olgunun bir yerde "iş karşılığı" kabul edilip diğer yerde "rüşvete aracılık" sayılması açık bir tutarsızlıktır.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın mahkeme, isnadın dayanak noktası olarak sunulan asıl unsur, 'in beyanlarıdır. Fakat 'in beyanları incelendiğinde; olayın zamanına, şekline, taraflarına ve maddi kurgusuna ilişkindir. Sayın Başkan, 14 Nisan 2025 tarihli ilk ifadesinde; müvekkilin 2014 yılında kendisini aradığını, Başkan'ın talimatıyla aradığını söylediğini, ilk etapta kaba inşaat ve demir işlerini vermesini istediğini, kendisi vermeyince ikinci etapta bu işleri vermesi gerektiğini ifade ettiğini beyan etmiştir. Buna karşılık 6 Ekim 2025 tarihli ikinci ifadesinde; aynı olayın bu kez 2018 yılında gerçekleştiğini ve müvekkilin bizzat şantiyeye gelerek bu sözleri söylediğini ileri sürmektedir. Burada yalnızca yıl değişmemiştir; fiilin icra şekli bütünüyle değişmiştir. Bir anlatımda telefon vardır, diğerinde yüz yüze temas. Olay 2017'de mi yaşanmıştır, 2018'de mi? Telefonla mı gerçekleşmiştir, yüz yüze mi? Bu soruların cevabı net değildir. Rüşvete aracılık etmek gibi ağır bir suç isnadının maddi unsuru bu denli çelişkili olamaz.

Adem Soytekin Müdafii

Çelişki bununla da kalmamıştır; 2020 yılına ilişkin anlatım daha da ağır bir tutarsızlık taşımaktadır. Sayın Başkanım, ile ilgili bu hususu özellikle vurgulamak istiyorum; çünkü biz ikinci kez tutuklandığımızda, tutuklanmamızın temel sebeplerinden biri 'in vermiş olduğu beyanlardı ve itirazlarımıza rağmen bunlar dikkate alınmamıştı. ilk ifadesinde; müvekkilin 2020 yılında kendisini aradığını, "Patron , Keleşoğlu bir kreş yapsın dedi" dediğini, müvekkilin aynı gün içerisinde Deniz İstanbul ofisine geldiğini, yanında 'nu arayıp telefonu hoparlöre verdiğini ve "Başkanım, 'in yanındayım. Kreş yapmayacaklarmış, kendisiyle anlaşamıyoruz" dediğini iddia etmektedir. Oysa ikinci ifadesinde; yine 2020 yılında bir telefon görüşmesi olduğunu söylemekle birlikte, ofise gelişin aynı gün değil, aradan yaklaşık 1 ay veya 45 gün geçtikten sonra gerçekleştiğini beyan etmektedir. Bu iki anlatım aynı anda doğru kabul edilemez. İlk versiyonda aynı gün içinde hem telefon hem yüz yüze görüşme vardır; ikinci versiyonda ise bu iki olay arasında haftalar bulunmaktadır. Bu artık basit bir hafıza zayıflığı ya da takvim hatası olarak açıklanabilecek bir farklılık değildir; bu, olayın kurgusunun değişmesidir. Ceza muhakemesinde bir vakanın merkezindeki unsur bu kadar oynuyorsa, o anlatımın güvenilirliğinden söz edilemez.

Adem Soytekin Müdafii

Bu dosyada asıl belirleyici olması gereken anlatımlar değil, teknik verilerdir. Çünkü iddia edilen senaryo teknik olarak doğrulanabilir niteliktedir. Eğer anlatıldığı gibi bir olay yaşanmış olsaydı, bunun mutlaka dijital bir iz bırakması gerekirdi. Müvekkilin 'i aradığı söyleniyorsa HTS kaydı bulunmalıydı; aynı gün aynı ortamda bulundukları söyleniyorsa baz örtüşmesi olmalıydı. Yanında ile hoparlörden görüşme yapıldığı ileri sürülüyorsa, bunun HTS kaydı ve zamanlaiması ortaya çıkarılmalıydı. Oysa dosyada bunların hiçbiri yoktur. Müvekkil ile arasında iddia edilen içerikte herhangi bir HTS kaydı bulunmamakta, aynı ortamda bulunduklarını gösteren eş zamanlı "sıfır baz" örtüşmesi bulunmamaktadır. 2020 yılı içerisinde müvekkil ile arasında hiç görüşme kaydı yoktur. Özellikle hoparlörlü görüşme iddiaısı, teknik olarak en kolay doğrulanabilir senaryolardan biridir. Böylesi bir görüşme varsa bunun arama başlangıç-bitiş zamanı, süresi ve baz verileri bulunur. Hiçbirinin dosyada yer almaması, bu anlatımın teknik verilerle bizzat çürütüldüğünü göstermektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Soruşturma aşamasındaki önemli bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum: Müvekkilin ikinci kez tutuklanmasına dayanak yapılan iddia, Deniz İstanbul Projesi'nin koordinatında çok sayıda ortak baz verisi bulunduğu yönündeydi. Müvekkil bu isnadı kabul etmedi; ben de bizzat o sorguda vardım. Nitekim iddianame incelendiğinde bu iddiayı doğrulayan herhangi bir somut ve teknik tespite yer verilmediğini gördük. Bu ne anlama geliyor? Ya böyle bir veri yoktur ya da varsa iddiayı desteklemediği için iddianameye alınmamıştır. İddianamede müvekkilin proje sınırında 49 kez baz verdiği iddia edilmiş ve bu durum suçun mekansal kanıtıymış gibi sunulmaya çalışılmıştır. Oysa teknik inceleme, bu baz kayıtlarının proje ofisini değil; yaklaşık 157 metre mesafedeki müvekkilin çocuklarının ikametgahını gösterdiğini ortaya koymaktadır. Müvekkilin çocuklarını ziyaret etmesi hayatın olağan akışının bir sonucudur. Proje ofisine veya 'in ofisine giriş yaptığını gösteren bina içi kapsama verisi dosyada yoktur. Dolayısıyla 49 kez baz kaydı, müvekkilin aile hayatı kapsamındaki olağan hareketliliğinin bir yansımasıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Dosyadaki çelişkiler sadece 'in beyanlarıyla sınırlı değildir. Nitekim 7 Ekim 2025 tarihli ifadesinde açıkça; "'in 30 Eylül 2025 tarihli ek ifadesi doğrudur" diyerek müvekkili doğrulamıştır. , 'in arkadaşı olduğunu, Erçevik'in kendisini arayarak İBB'ye destek olmasını istediğini ve yaklaşık 4.000.000 TL yardım talep ettiğini beyan etmiştir. Bu beyan göstermektedir ki; iddia edilen bir rüşvet pazarlığı varsa bile bu ile üzerinden gerçekleşmiştir; müvekkil bu sürecin dışındadır. de ifadesinde görüştüğünü kabul etmektedir ancak sorumluluğu başkasına yönlendirme saikiyle müvekkili işin içine çekmeye çalışmaktadır. İddianamenin 146. sayfasında sayın savcılık; 'in ile görüştüğünü, maddi talepleri ilettiğini ve devamında 'in 'i devreye soktuğunu açıkça ifade etmiştir. Bu kabul, isnadın kendi içinde çözülmesine neden olmaktadır. Zira bir kişinin başka birini "devreye sokması", o kişinin süreci yöneten ve talimat veren konumda olduğunu gösterir.

Adem Soytekin Müdafii

Burada şu sorunun cevabı verilmelidir: İddianamede müvekkil örgüt yöneticisi, ise onun altındaki üye olarak kabul ediliyorsa; alt konumda olduğu iddia edilen Erçevik'in, üst konumdaki Soytekin'i "devreye sokması" nasıl açıklanacaktır? Örgüt hiyerarşisinin doğası gereği talimatın yukarıdan aşağı gelmesi gerekirken, burada süreç aşağıdan yukarıya doğru işlemiştir. Bu durum isnadın hiyerarşik yönünden yoksun olduğunu müvekkilin örgüt yöneticisi olamayacağını olmadığını da açıkça ispat etmiştir. Daha önemlisi iddia makamı bir taraftan bu arada üye olduğumuzu da kabul etmiyoruz Sayın Başkan yanlış geçmesin tutanaklara o yüzden daha önemlisi iddia makamı bir taraftan bu taşınmazların CHP il binasının tadilat finansmanında kullanıldığını kabul ederken eylem 33 yönünden cezasızlık sonucuna varmışken ki dün sormuştunuz müvekkile eylem 5'te rüşvete aracılık isnadı kurmuştur. Keza aynı kabul çerçevesinde CHP il başkanlığı tadilatı iş olarak görülürken kreşler, okullar, taziye evleri, camiler müvekkilin yaptığı diğer kamuya yönelik imalatlar için alınan ödemeler suç sayılmıştır. CHP İl Başkanlığı binasının tadilatını diğer işlerden farkı nedir? Kreş ile okul ile cami ile CHP İl Başkanlığı binasını iş kapsamı içine alınmamasının sebebini anlayamadık. Tadilat yapıldığı kabul edilmişse diğer yapılar da müvekkil tarafından yapılmıştır Sayın Başkan. Müvekkile isnat edilen tüm eylemler de bu anlattığımız kapsamındadır. Hepsi için tüm eylemler bakımından müvekkilin durumu bu tablonun birebir aynısıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Sonuç olarak sayın mahkeme eylem 5 bakımından karşımızda şu tablo vardır. İddia edilen rüşvet pazarlığı içerisinde müvekkilin bulunmadığı müvekkil açısından isnadın dayanağı olan 'in beyanları olayın zamanı, şekli ve akışı bakımından kendi içinde çelişkilidir. Teknik veriler bu isnadı doğrulamamakta aksine çürütmektedir. Soruşturma aşamasında var olduğu ileri sürülen bazı teknik tespitler iddianameye yansımamıştır. Bu baz kayıtları suç isnadı değil ailevi yaşam hareketlerinin bir göstergesidir. Müvekkil açısından iddia edilen örgütsel hiyerarşi kronolojik olarak kurulabilir nitelikte değildir. Aynı maddi olgu eylem 33'te başka eylem 5'te başka türlü yorumlanarak hukuk tekniği bakımından bir tutarsızlık ortadadır. Aynı nitelikteki işlere farklı hukuki muamele yapılmıştır. Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkil açısından rüşvete aracılık suçunun maddi ve manevi unsurlarının bizim açımızdan oluşmadığı nettir.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın Başkan eylem 6'ya geçiyorum ve eylem 6 bakımından temel sorun şu. Ortada ilk bakışta çok gürültülü, çok kalabalık, çok kişili bir anlatım var. Ancak bu anlatımın içine girildiğinde sağlıklı bir değerlendirme yapılması için önce Vadi İstanbul projesinin yapısının doğru anlaşılması gerekmektedir. Çünkü bu proje tek bir kişi ya da tek bir firma tarafından yürütülen bir süreç değildir. Sayın Başkan, Eylem 6 kapsamındaki açıklamalarıma devam ediyorum. Müvekkil, etkin pişmanlık kapsamında verdiği tüm beyanlarının arkasındadır; dün de bunu huzurunuzda defalarca ifade etmiştir. Bizim vekil olarak burada yapmaya çalıştığımız şey, müvekkilin sunduğu belgelerle anlattığı hususların doğruluğunu ortaya koymaktır. Dosyadaki bazı eylemlerin temelini zaten müvekkilin kendi beyanları ve sunduğu evraklar oluşturmuştur. Buna karşılık; müvekkili haksız şekilde dosyanın içine çekmeye çalışan diğer sanık müteahhitlerin beyanları da tarafımızca çürütülecektir. Çünkü bu beyanların bir kısmı, kendi sorumluluklarını azaltıp yükü müvekkile yönlendirme çabası taşımaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 6 bakımından dosyanın en temel sorunu şudur: Ortada ilk bakışta çok gürültülü ve kalabalık bir anlatım vardır. Ancak sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için önce "Westside" projesinin yapısının doğru anlaşılması gerekmektedir. Bu proje, tek bir kişi ya da firma tarafından yürütülen bir süreç değildir. Aksine, ile yapılan hasılat paylaşımı sözleşmesiyle projenin müteahhitliğini 5 firma üstlenmiştir. Bu çerçevede; Uzman İnşaat, Mutlu İnşaat, Beyaz İnşaat, Mes Madencilik ve Mes Turkuaz firmalarından oluşan bir adi ortaklık kurulmuştur. Daha sonra Uzman İnşaat'ın bu ortaklıktan ayrıldığı görülmektedir. Bu tablo, sürecin tek merkezli değil, çok ortaklı bir organizasyon içinde yürütüldüğünü açıkça göstermektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Dosya kapsamındaki beyanlara baktığımızda; "ruhsat işlerini Beyaz İnşaat ve Şahinler Holding takip ederken" demekte, da aynı şekilde ruhsat işlerini Beyaz İnşaat ile Şahinler Holding'in takip ettiğini ifade etmektedir. ise inşaat ruhsatının Beyaz İnşaat adına çıkarıldığını belirtmiştir. İskanla ilgili problemleri çözmek amacıyla dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı 'na; Mutlu İnşaat yetkilisi olarak kendisi, ve Mes Turkuaz yetkilisi ile birlikte gittiklerini anlatmıştır. Ekrem Bey'in kendilerini sorunların çözümü için 'a yönlendirdiğini, daha sonra onunla görüştüklerini ifade etmiştir. Bu anlatım son derece önemlidir. Çünkü belediye ile doğrudan teması kuran, çözüm için görüşmeye giden ve süreci sürdüren kişilerin kimler olduğu açıkça görülmektedir. Bu anlatımın hiçbir yerinde müvekkilim yoktur. da ifadesinde; "Mutlu İnşaat ve Beyaz İnşaat belediye ile olan ilişkileri, iskan, imar ve ruhsat süreçlerini takip ediyorlardı" demiştir. Bununla da yetinmeyip, Beyaz İnşaat'ın belediye ile başka projelerden ötürü diyalogları olması nedeniyle bu süreci ve 'ın yürüttüğünü eklemiştir.

Adem Soytekin Müdafii

da ifadesinde; Beyaz İnşaat sahipleri ve 'ın bu hususları yakından takip ettiğini, ayrıca Beyaz İnşaat çalışanı Engin Dülger'in belediye süreçlerini yönettiğini detaylandırmıştır. Tanık Yunus Emre Cumhur'un ifadesi de bu tabloyu tamamlamaktadır: "Yapı ruhsatları ile Beyaz İnşaat ilgileniyordu, zaten ruhsatlar bu şirket adına çıktı." Dolayısıyla, birbirinden bağımsız birçok anlatım aynı istikameti göstermektedir: Belediye ile yürütülen ruhsat ve iskan süreçleri ağırlıklı olarak Beyaz İnşaat tarafından, ve çizgisinde takip edilmiştir. Varsa pazarlıklar, onlar tarafından yapılmıştır. Müvekkilin bu süreçlerin merkezinde olduğuna dair hiçbir somut beyan bulunmamaktadır. Aksine; , diğer ortaklar kendisini işaret etmesine karşın, "işleri organize edenin Mutlu İnşaat olduğunu" ifade ederek sorumluluğu başka bir yapıya yönlendirmeye çalışmaktadır. ve 'ın ifadelerinin sonuç kısmına baktığımızda, kendi rollerini geri plana itip sorumluluğu müvekkile yaklaştıran bir kurgu görmekteyiz.

Adem Soytekin Müdafii

, "'i Mutlu İnşaat'ın gizli ortağı olarak bilirim" demekte ve müvekkile iş karşılığı para ve daire verildiğini iddia etmektedir. Ancak ödenen miktarlar ve rüşvet konusu olduğu iddia edilen dairelere ilişkin detayların tarafından bilindiğini söyleyerek topu taca atmaktadır. Böylesine yüksek maliyetli bir projede yer alan bir ortağın, mali süreçlere ve kime ne ödeme yapıldığına dair bilgi sahibi olmadığını beyan etmesi inandırıcı değildir. bir taraftan müvekkilin "yaptığı işe karşılık" ödeme aldığını kabul etmekte, diğer taraftan talepleri ileten kişinin olduğunu söylemektedir. Ancak ödeme ve içerik detaylarını 'na bırakmaktadır. Bu durumda bilgi ve temas aktarım zincirinin sürekli olarak başka bir kişiye yönlendirildiği, sorumluluk ve bilgi merkezinin bilinçli şekilde kaydırıldığı görülmektedir.

Adem Soytekin Müdafii

En önemli husus şudur: 'ın 14 Nisan 2025 tarihli ifadesi bu kurgu bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Zira ; bizzat Ekrem Bey ile ortak olduğunu, kendisiyle birçok proje yaptığını söylemektedir. Daha da ötesi, dosyada yer alan bu beyana göre ; ile Beycity, Teraspark ve Büro projelerinde doğrudan ortaklık ilişkisi kurduğunu, hisse devri yaptıklarını, kat irtifak işlemlerini birlikte yürüttüklerini, proje satışlarına birlikte karar verdiklerini ve belediye süreçlerinde doğrudan muhatap olduklarını açıkça kabul ve beyan etmiştir. İşte tam bu noktada şu soru kendiliğinden doğmaktadır: Ekrem Bey ile doğrudan ortaklık ilişkisi bulunan, kendisiyle birçok proje yapan, belediyenin en yetkili mercii ile doğrudan muhatap olan bu kişi; nasıl olur da iddia edilen talepleri bizzat öğrenmez, kendisi doğrudan görüşmez de bunları üzerinden 'in ilettiğini söyler? Bu, tarafımızca tespit edilmiş en önemli çelişkilerden biridir. Bir tarafta belediye süreçlerinde doğrudan muhatap olduğunu kabul eden bir vardır; diğer tarafta ise sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş, süreci hiç yönetmemiş, taleplerin kaynağıyla doğrudan temas kurmamış gibi davranan yine aynı 'dır. Üstelik bu yalnızca soyut bir değerlendirme de değildir; dosyadaki diğer bütün unsurlar da aynı yere çıkmaktadır. Her türlü belediye ilişkisini, mülk ve iskân süreçlerini inşaat ofisi yetkilileri üzerinden tarif etmektedirler. Herkes "süreci Beyazlar yönetirdi" demesine rağmen sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranmaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Üstelik da bunu açık biçimde ortaya koymaktadır. ifadesinde, ", 'i doğrudan da arayabilecek biridir" demiştir. Bu ifade son derece önemlidir; çünkü eğer müvekkile doğrudan ulaşabiliyorsa, iletişimin üzerinden kurulduğu anlatımı tartışmalı hale gelir. Burada anlatımın doğal akışını kaybettiği görülmektedir. Beyazların beyanlarının maddi gerçeği açıklamaktan ziyade sorumluluğu bertaraf etmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. HTS ve irtibat kayıtları incelendiğinde; 'ın Ekrem Bey'in iki farklı iletişim numarası ile yoğun ve doğrudan iletişim kurduğu, ilk numara üzerinden 198, ikinci numara üzerinden 185 kez irtibat sağladığı tespit edilmiştir. Bu derece yoğun ve doğrudan iletişim kurulan bir ilişkide müvekkilin aracı olduğu iddiası hayatın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilim , Westside projesine iddia edildiği gibi sonradan baskı kurarak dahil olmuş biri değildir. Dosya kapsamında sunulan hakedişler, faturalar ve ödemeler müvekkilin bu projeyle ticari ilişkisinin 2013 yılına dayandığını göstermektedir. Kaldı ki o dönemde henüz Beylikdüzü Belediye Başkanı değildir. Müvekkilin sektördeki pozisyonu da bu iddiayı desteklemektedir; müvekkil uzun yıllardır kaba yapı ve anahtar teslim iş yapan, ciddi üretim kapasitesine sahip bir üreticidir. Böyle bir kişinin iş almak için belediyede birilerine ihtiyaç duyması ekonomik gerçeklikle bağdaşmaz. Eylem 6'nın ikinci ana başlığı, taşınmaz devirleri üzerinden kurulan rüşvet kurgusudur. Bahsi geçen gayrimenkullere ilişkin ayrı ayrı düzenlenmiş satış vaadi sözleşmeleri mevcuttur. Bu sözleşmeler incelendiğinde devirlerin 2016 ve 2017 yıllarında gerçekleştiği görülmektedir. Burada çelişki izahtan varestedir: 2014 yılında alındığı iddia edilen bir ruhsatın rüşvet bedeli 2017 yılında mı ödenmiştir? Yoksa 2019 yılında alınan ve 2017'de ne zaman alınacağı belli dahi olmayan bir iskân için mi ödeme yapıldığı ileri sürülmektedir?

Adem Soytekin Müdafii

Dahası, müvekkilin açıkladığı ve belgelendirdiği işlemler vardır: 2013 yılında lansman döneminde alınan bağımsız bölümler, 21 Kasım ve 21 Aralık 2015 tarihlerinde şirket adına yapılan edinimler, müşteri çeklerinin karşılıksız çıkması üzerine yapılan ek protokol ve hakediş mahsubu, 27 Şubat 2020 tarihinde Sevim Elektrik'ten bedeli ödenerek ve araç takasıyla alınan mülkler. Bunların her biri hukuki ve ticari açıklaması yapılmış, sözleşmeye bağlanmış işlemlerdir. Ayrıca projenin kaba inşaatını da müvekkilin yaptığı ortadadır. Müvekkil ile Mutlu İnşaat arasındaki ortaklık gizli değil, resmi sözleşme ile sabittir. Aynı dönemde müvekkilin Mutlu İnşaat ile Botanika İstanbul projesinde de ortaklığı mevcuttur. Bu projeden elde edilen gelirlerle Mutlu İnşaat'a borç verilmiş; firmanın yaşadığı finansal sıkıntı nedeniyle bu borç nakit yerine Westside projesindeki pay devriyle tasfiye edilmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Son olarak; sanık beyanlarında 30.000.000 TL rüşvet verildiğinden bahsedilmektedir. Müvekkile devredilen tüm taşınmazların rüşvet olduğu varsayılsa bile, bu taşınmazların toplam bedeli 5.000.000 TL seviyesine dahi ancak ulaşmaktadır. Aradaki bu uçurumun nerede olduğu diğer iddia sahibi sanıklarca ortaya konulmadığı açıktır. Bu yönüyle iddia edilen rüşvet, devredildiği öne sürülen taşınmazların tarihi ile ekonomik değeri arasındaki orantısızlık, rüşvet iddiasını hayatın olağan akışı ve ekonomik gerçeklikten tamamen koparmaktadır. Sonuç olarak Sayın Başkan, Eylem 6 yönünden karşımıza çıkan tablo; müvekkile yönelik somut bir suç isnadı değil, özellikle 'ın sorumluluğunu geri plana iterek kendisini süreçten soyutlama çabasından ibarettir. Buna karşılık, müvekkilin etkin pişmanlık kapsamında sunduğu belge ve bilgilerin dosya kapsamıyla tam uyumlu olduğu ve kendisini doğruladığı açıktır.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 7 kapsamında müvekkilim hakkında ileri sürülen isnat; 'in şirketine devredilen 4 bağımsız bölüm üzerinden "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçuna iştirak ettiği yönündedir. Oysa bu işlem, tüm unsurlarıyla kayıt altında olan tamamen ticari bir satış işlemidir. Taraflar arasında 8 Mayıs 2024 tarihinde yazılı protokol yapılmış, bu kapsamda toplam 55 adet çek alınmıştır. İlk çek 30 Eylül 2024, son çek ise 31 Aralık 2024 vadeli olarak düzenlenmiştir. Tapu devri ise ancak tüm çekler ödendikten sonra gerçekleşmiştir. Bu işlemin kronolojisi her şeyi anlatmaktadır: Protokol, soruşturmadan yaklaşık 11 ay önce yapılmıştır. İlk ödeme, soruşturmadan yaklaşık 8 ay önce gerçekleşmiştir. Son çek ise soruşturmadan 3,5 ay önce tahsil edilmiştir. Bu takvim, işlemin mal kaçırma veya aklama amacıyla yapılmadığını ispatlamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilin mal kaçırma kastı olduğu iddiası somut gerçeklikle bağdaşmaz. Zira müvekkil zaten etkin pişmanlıktan yararlanmış, tüm bilgilerini ifadeleriyle anlatmış ve belgelendirmiştir. Eğer mal kaçırma niyeti olsaydı, Yakuplu'daki bu sınırlı değerdeki 4 taşınmazla uğraşmak yerine; hesabında mevcut olan ve bu taşınmazların bedelinin en az 20 katına ulaşan nakit üzerinde tasarrufta bulunması çok daha kolay ve hızlı bir yöntem olurdu. Kaldı ki müvekkilin şirketi üzerine kayıtlı araçlardan yalnızca bir tanesinin piyasa değeri bile, söz konusu bu 4 taşınmazın toplam bedelini aşmaktadır. Böyle bir ekonomik yapıda, aklama kastı olan birinin değeri görece düşük mülkler üzerinden işlem yapması mantık dışıdır. Ayrıca, 'ın 14 Nisan 2025 tarihli beyanı bu eylemdeki kurguyu bizzat çürütmektedir. ; ile daha önce ifade ettiğimiz projelerde doğrudan ortaklık kurduğunu, belediye süreçlerinde doğrudan muhatap olduğunu zaten kabul etmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Buradaki çelişkiyi tekrar vurguluyorum: Bir kişi ile doğrudan ortaklık yapacak, hak ediş ve mali süreçleri birlikte yönetecek, sayısız irtibat ve baz kaydı olacak; ancak aynı dönemde iletişim kurmak için araya üçüncü bir kişiyi ('i) koyacak? Bu iddia hayatın olağan akışına aykırıdır. Dosyadaki HTS ve baz kayıtları da bu "aracılık" kurgusunu desteklememekte, aksine taraflar arasındaki "doğrudan" iletişimi ispat etmektedir. 'ın beyanları da kendi içinde tutarsızdır. İlk beyanında müvekkilin kendisine gelip "Başkan burayı istiyor" dediğini ileri sürerken, sonraki beyanında bu hususa yer vermemiş; aksine projede müvekkili alt taşeron olarak görevlendirdiğini ifade etmiştir. Müvekkil bu projede bir yüklenicidir. Ticari teamüller çerçevesinde işi kabul etmiş, maliyet hesabını yapmıştır. İnşaat sürecinde şantiyede Beyazlar adına görev yapan teknik personelin bulunması ve işin denetlenmesi de bu ilişkinin ticari niteliğini kanıtlamaktadır. Tüm bu suçlamalar, hususlar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkile atfedilen aklama suçuna iştirak etme isnadını kesin bir dille reddediyoruz.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 8 bakımından müvekkile yöneltilen isnat, Kalekent ve Teras Park projeleri ile bağlantılı olarak "köprülü kavşak ve alt geçit" yapımı üzerinden, iskan süreci ile ilişkilendirilen bir menfaat temini iddiasına dayanmaktadır. Öncelikle şu hususun altını çizmek gerekir: Söz konusu köprülü kavşak ve alt geçit yapımı; 'ün Kalekent projesine ve 'ın Teras Park projesine doğrudan değer katan, ulaşımı rahatlatan ve projelerin ticari cazibesini artıran bir imalattır. Yani bu iş, iddia edildiği gibi dışarıdan dayatılan bir "rüşvet yükümlülüğü" değil; bizzat projelerin ekonomik değerini yükselten bir yatırımdır. Bu nedenle finansmana katkı sağlayanlar da bu projelerden doğrudan menfaat elde eden müteahhitler olmuştur. Müvekkilin sürece dahil oluşu tamamen bu çerçevededir: Kendisine teknik çizimler verilmiş, maliyet çalışması istenmiş, iş üstlenilmiş ve karşılığında hak ediş çıkarılmıştır. Toplam 2.000.000 TL tutarındaki bu hak edişin; 1.350.000 TL'lik kısmı Kalekent, 750.000 TL'lik kısmı ise Teras Park tarafından karşılanmıştır. Bu ödemelerin sıralı ve uzun vadeli çeklerle yapıldığı bizzat müvekkil tarafından açıklanmış, çek görselleri de mahkemenize sunulmuştur. Gizlenen veya örtülen hiçbir durum yoktur.

Adem Soytekin Müdafii

Gelelim en önemli hususa: , 14 Nisan 2025 tarihli beyanında Teras Park projesinde ile resmi ortak olduklarını; hisse oranlarının %80 kendisinde, %20 ise 'nda olduğunu açıkça ifade etmiştir. Yine aynı , müvekkilimin kendisine gelerek "Yukarıdan talimat geldi, iskana karşılık burayı yapacaksınız" dediğini ve "yukarıdan" kastın olduğunu ileri sürmektedir. Burada akla ve mantığa aykırı bir tablo mevcuttur: , 'ın doğrudan iş ortağıdır. İskan alınmaması halinde doğacak zarar doğrudan ortağı olduğu projeyi ve dolayısıyla kendisini de etkileyecektir. Bir kişi, kendi ortağı olduğu projenin değerini artıracak bir imalat için, kendi ortağına doğrudan söylemek yerine; neden araya üçüncü bir kişiyi (müvekkilimi) koyarak haber göndersin? Ya bizim bilmediğimiz başka bir vardır ya da mahkemenin aklıyla dalga geçmektedir. 'nun kendi projesine zarar verecek şekilde ortağına "aracı" üzerinden talimat vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilim başından itibaren "Bu işi yaptım, karşılığında hak edişimi aldım" demektedir. 16 Haziran 2025 tarihli etkin pişmanlık ifadesinde her şeyi anlatmış, çek örneklerini dosyaya sunmuştur. Ceza yargılamasında gerçek bir suç ilişkisi içinde olan kişi, ödemeleri ticari kayıtlarla ve çek görselleriyle ortaya koymaz; aksine gizler. Bu durum, müvekkil açısından bir "aracılık" değil, somut bir "imalat ve tahsilat" ilişkisidir. 'ün, belediyenin ihale açarak bu alt geçidi yaptırdığı iddiası ise tamamen mesnetsizdir; dosyada bu iddiayı destekleyen tek bir belge dahi yoktur. Ayrıca müvekkil, ile 'i kendisinin tanıştırdığını samimiyetle düşünmüş olsa da; HTS ve baz çalışmaları bu iki ismin zaten önceden yakınlık içerisinde olduğunu ispatlamıştır. , müvekkilin yanına gelip 750.000 TL'yi "nakit" istediğini iddia etmektedir. Oysa müvekkilin sunduğu çek görselleri, ödemenin nakit değil ticari evrakla yapıldığını ve beyanlarının doğruluğunu kanıtlamaktadır. Müvekkil ile Gül ailesi arasında selam dahi verilmeyecek düzeyde ağır bir husumet bulunduğu göz önüne alındığında, 'ün aleyhe beyanlarının menfaat çatışması kapsamında değerlendirilmesi zorunludur. Taraflar arasındaki ilişki gizli bir rüşvet değil; müvekkilin 2017 yılında yaptığı iş karşılığında aldığı yaklaşık 1.250.000 TL'lik kayıtlı ticari bir iştir.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 8 bakımından müvekkil; kendisine yönlendirilen bir projede yüklenici olarak çalışmış, imalatı yapmış ve karşılığını çekle almıştır. Olayın her aşamasını tüm samimiyetiyle anlatmıştı. Sayın Başkan, Eylem 10 bakımından dosyada yer alan ispatlar değerlendirildiğinde şu hususun altını özellikle çizmek gerekir. İşbu eylem, müvekkilin 16 Haziran 2025 tarihli etkin pişmanlık kapsamındaki beyanı ve akabinde 1 Ağustos 2025 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu belgeler sayesinde ortaya çıkmıştır. Bu durum, eylemin tespiti ve dosyaya yansıması bakımından belirleyici niteliktedir. , müvekkilden önce 22 Nisan 2025 ve 28 Nisan 2025 tarihlerinde iki ayrı ifade vermiş, ancak bu konuya ilişkin tek bir kelime dahi etmemiştir. Ne zaman ki müvekkil bu hususu belgeleriyle birlikte dosyaya sunmuştur, işte ancak o tarihten sonra 8 Ekim 2025 tarihinde yeniden ifade vererek daha önce hiç bahsetmediği bu konuya ilişkin beyanda bulunmuştur. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermektedir: Bu eylem, savcılık makamı tarafından önceden bilinen veya tespit edilen bir eylem değildir; tamamen müvekkilin kendi iradesiyle sunduğu bilgilerle gün yüzeye çıkmıştır. Daha açık bir ifadeyle, müvekkil olmasaydı bu eylem dosyada yer almayacaktı. Bu durum, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için aranan "bilinmeyen bir hususu ortaya çıkarma" şartının somut olayda gerçekleştiğini ispatlamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

HTS ve baz kayıtları da 'in anlatımını desteklememektedir. 8 Ekim 2025 tarihli ifadesinde, ile belediye başkanı olduktan sonra tanışmak için randevu talep ettiğini, hatta bir yıl boyunca randevu alamadığını söylemektedir. Ancak dosya kapsamına göre ile arasında 2014-2022 yılları arasında toplam 172 farklı görüşme yapılmıştır. İlk görüşme tarihi 29 Ocak 2014'tür. , 2014 yılı Nisan ayında Belediye Başkanı olan ile "tanışmadığını" iddia ederken, HTS kayıtları başkanlık öncesinde dahi telefonla görüştüklerini ortaya koymaktadır. Dahası, 'in geçmişte çalışanı olan ve sonrasında Belediye Başkan Yardımcısı konumuna gelen ile arasında 172 kez "sıfır baz" kaydı mevcuttur. Hem Ekrem Bey hem de onun en yakını ile bu denli yoğun teması olan birinin "bir yıl randevu bekledim" demesi hayatın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkil açıkça beyan etmiştir ki; Demir İnşaat'tan tarafına devredilen taşınmazlar, müvekkil ile belediye arasındaki ticari hesap mahsubu kapsamında alınmıştır. 'in bu taşınmazları kendi iç ilişkisi bakımından neyin karşılığında verdiğini müvekkilin bilmesi mümkün değildir. 'in anlatımına göre rüşvet talebi 2015 yılındadır, ruhsat ise 2017 yılı sonunda alınmıştır. İşlem tamamlanmış, üzerinden bir yılı aşkın süre geçmiş ve müvekkilim bu firmanın başka bir projesinden taşınmaz devralamıştır. 'in hangi motivasyonla bu devri gerçekleştirdiğini sorgulama yetkisi müvekilde değildir. Şayet burada bir rüşvet anlaşması iddiaı varsa bile müvekkil bunu bilecek veya bu pazarlığa dahil olacak pozisyonda bulunmamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın Başkan, 'in son beyanı açıkça yanıltıcıdır. Çünkü dosyaya sunduğu çeklerin "kapama çeki" olduğunu kendisi de çok iyi bilmektedir. Çeklerin tarafımıza verildiği gün, banka yoluyla 'in hesabına para girişi yapılmıştır. Ancak buna ilişkin banka dekontu, tarafından bilinçli bir şekilde dosyaya sunulmamıştır. Böylece kapama çeklerini, sanki karşılıksız bir menfaatmiş gibi göstermeye çalışmıştır. Nitekim bu işlemin nasıl gerçekleştiğini müvekkil dün detaylı şekilde açıklamıştır. Bu mekanizma, ticari hayatın içinde son derece olağan bir mahsuplaşma ilişkisidir ve resmi kayıtlarla izlenebilir bir işlemdir. 'in paranın banka dekontunu gizleyerek bu çekleri rüşvet gibi göstermeye çalışması, maddi gerçeği karartma çabasından başka bir şey değildir. Müvekkilin yaptığı işten başka hiçbir amacı olmamıştır; aldığı bedel yalnızca emeğinin ve hak edişinin karşılığıdır.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 11 ve 12 bakımından savunmamıza geçecek olursak; müvekkile yöneltilen isnatların özünde, üçüncü kişiler tarafından düzenlenmiş çeklerin rüşvet kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Oysa dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; müvekkilin tüm eylemlerdeki rolü, belediyenin yönlendirmesiyle kamuya yönelik çeşitli yapıların inşaatını gerçekleştiren bir "yüklenici" sıfatından ibarettir. Müvekkil söz konusu yapıların tamamını bizzat inşa etmiş; bu işlere ilişkin hakediş kapaklarını, ödeme tablolarını ve ticari kayıtları eksiksiz şekilde dosyaya sunmuştur. Bugün "eylem" olarak değerlendirilen birçok husus, müvekkilin kendi iradesiyle ibraz ettiği belgeler sayesinde ortaya çıkmıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Öte yandan, eylem kapsamında adı geçen kişilerle müvekkil arasında herhangi bir iletişim, irtibat veya tanışıklık bulunmamaktadır. Bu durum yalnızca müvekkil beyanıyla değil, dosyadaki diğer ifadeler ve HTS kayıtlarıyla da doğrulanmıştır. Müvekkilin, ödeme yapan kişiler ile belediye arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetini bilmesi veya denetlemesi mümkün değildir. Müvekkile ulaşan ödemeler, belediyeye yapılan kamu işlerinin karşılığı olan hakediş bedelleridir. Söz konusu yapıların fiilen mevcut olduğu ve halen kamu kullanımında olduğu tarafımızca gösterilmiştir. Bu nedenle, yapıların yerinde incelenmesi ve maliyet hesaplarının piyasa rayiçleriyle karşılaştırılması için bilirkişi incelemesi yapılması zaruridir.

Adem Soytekin Müdafii

Sonuç olarak, müvekkilin rüşvet suçuna aracılık ettiğine dair somut ve kesin bir delil bulunmamaktadır. İddianamede de kabul edildiği üzere; müvekkil , suça konu olduğu ileri sürülen çekleri bizzat kendisi bildirmiş ve dosyaya ibraz etmiştir. Bu husus iddia makamı tarafından da kabul edilerek, müvekkil hakkında TCK 254/2 maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bir kişinin iddia edilen eylemi kendiliğinden ortaya çıkarması ve delilleri bizzat sunması, o kişinin suç işleme kastiyla değil, gerçeğin ortaya çıkması iradesiyle hareket ettiğini gösterir. İddianamenin bir yandan bu katkıyı kabul ederken, diğer yandan müvekkili bazı eylemlerde "örgüt yöneticisi" olarak nitelendirmesi büyük bir hukuki çelişkidir. Müvekkilin beyanları ve sağladığı katkı, eylem 11 ve 12 bakımından hukuki durum bu şekilde izah edilebilir.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 13 kapsamına yansıyan anlatımlar birlikte değerlendirildiğinde; 'ün beyanlarının kendi içinde ciddi çelişkiler barındırdığı, buna karşılık müvekkil 'in anlatımının ise hem dosyaya sunulan somut belgelerle hem de hayatın olağan akışıyla örtüştüğü açıkça görülmektedir. Öncelikle belirtmek isteriz ki; kendi ifadesinde, üst geçitlerin Avenue projesinin değerini artırmak amacıyla İBB'ye bağış niteliğinde yapılmak istendiğini açıkça ifade etmiştir. Bu beyan dahi tek başına, ortada gizli bir menfaat teminine dayalı bir sürecin müvekkil tarafından yönetildiğini değil, ticari değeri artırmaya yönelik bir yatırım kararı bulunduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim müvekkilin sürece dahil olma sebebi, bu yapım işini teknik olarak kendisinin üstlenmesidir.

Adem Soytekin Müdafii

Ancak 'ün anlatımının devamı kendi içinde tutarsızdır. Bir yandan müvekkilin "Köprüleri ben yaparsam izinleri alırım" dediğini, bu nedenle 17.000.000 TL civarında sözlü mutabakat sağlandığını iddia etmekte; diğer yandan ise bu mutabakattan sadece 2 gün sonra müvekkilin gelip "İzinleri alacak, bunun için 2.000.000 TL verilecek" dediğini ileri sürmektedir. Bu anlatım mantıksal olarak tutarsızdır. Zira iddia edildiği gibi ilk anlaşma "izinleri ben alırım" varsayımına dayanıyorsa, bu husus işin esas lı unsurudur. Böyle bir unsurun 2 gün sonra tamamen değiştirilmesi ve buna rağmen 'ün hiçbir itirazda bulunmadan süreci kabul etmesi ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Bu durum, beyanın gerçeği yansıtmadığını açıkça göstermektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Ayrıca bu beyanlar 'ın ifadesi ile de çelişmektedir. 'a göre ile görüşen ve süreci başlatan 'dür. ise bu süreci müvekkilin yönlendirdiğini iddia etmektedir. Bu durumda 'ün, kendi sorumluluğunu bertaraf etmek amacıyla süreci müvekkile yönlendirdiği görülmektedir. Kaldı ki 'ün ile doğrudan iletişim kurduğu HTS ve baz kayıtlarıyla sabitken, müvekkilin bu süreçte aracı konumunda olduğu iddiası kabul edilemez. Doğrudan iletişim kurabilen kişiler varken, müvekkilin bu ilişkiye sonradan dahil edilerek aracı gibi gösterilmesi hukuki dayanaktan yoksundur.

Adem Soytekin Müdafii

Nitekim Güler Yılmaz ifadesinde; 'ün bizzat ile görüşerek bu işin yapılması için kendisinden yardım talep ettiğini açıkça beyan etmektedir. Bu anlatım, izin sürecinin başlangıcının tarafından yürütüldüğünü ve ile doğrudan irtibatın yine tarafından kurulduğunu göstermektedir. Bu durum müvekkilin beyanlarıyla tamamen örtüşmektedir. Zira müvekkil de sürecin başında yalnızca yapım işini üstlendiğini, teknik ve ticari anlamda yüklenici sıfatıyla hareket ettiğini, izin süreçlerinin ise kendisinin kontrolünde olmadığını açıkça ifade etmiştir. Sonuç olarak; izin sürecinin başlangıcı ve yürütülmesi bakımından dahi beyanlar arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. Bu çelişki müvekkilin anlatımını doğrulamakta, 'ün beyanlarının ise güvenirliğini ortadan kaldırmaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Kaldı ki ifadesinde "Ben 'i bilmem" demektedir. Ancak dosya kapsamındaki HTS ve baz kayıtlarına baktığımızda irtibatı açık bir şekilde görmekteyiz. Bu durum, ile arasındaki görüşmeler göz önüne alındığında, aracılık sıfatının müvekkile atfedilemeyeceğini göstermektedir. Bahsi geçen rakamlar da dosyadaki somut belgelerle örtüşmemektedir. kendi anlatımında 17.000.000 TL'den, ardından 19.000.000 TL'den söz etmektedir. Oysa dosyada mevcut olan ve tarafımızca da sunulan tek yazılı sözleşme 16.101.715 TL bedellidir. Öte yandan 'ün anlatımında yer alan fahiş fiyat iddiaısı da hayatın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır. Kendisi bir müteahhit olduğunu açıkça ifade etmekte, hatta bu işi kendisinin yapmak istediğini söylemektedir. Böyle bir kişinin, maliyetini 11.000.000 - 12.000.000 TL olarak bildiği bir işi, sırf gönülsüzce 17.000.000 - 19.000.000 TL gibi bir bedelle kabul ettiğini ileri sürmesi ticari gerçeklerle bağdaşmaz. Bir yüklenici, maliyetinin çok üzerinde olduğunu düşündüğü bir işi ya kabul etmez ya da pazarlık yapar. Bu yönüyle beyan kendi içinde tutarsızdır.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilin anlatımı ise bu noktada hem teknik hem ticari gerçeklerle örtüşmektedir. Sürecin başından itibaren; proje eksiklikleri, statik revizyonlar, kazı zorunluluğu, çelik miktarındaki artış ve izin süreçlerinin uzaması gibi tamamen teknik sebeplerle maliyetin arttığı, küçük köprünün tamamlandığı, büyük çoğunluğunun ise kısmen yapıldığı ve buna karşılık 10.000.000 TL'lik avansın yapılan iş karşılığında faturalandırıldığı açıkça ortaya konulmuştur. Dosyada mevcut sözleşme, çekler ve faturaya ilişkin sunulan evraklar bu ifadeyi doğrulamaktadır. En kritik husus ise savcılık tarafından müvekkile isnat edilen rüşvete aracılık etme suçunun maddi unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. Bu suçun varlığından söz edilebilmesi için 'den aldığı bir parayı 'e ilettiğinin somut ve kesin delillerle ispatlanması gerekir. Buna karşılık müvekkil en başından itibaren böyle bir ödemeyi kabul etmediğini; "Benim ticaretim seninle, ben kimseye senin adına ödeme yapmam" diyerek açıkça reddettiğini ve nitekim fiilen de böyle bir ödemenin gerçekleşmediğini tutarlı şekilde beyan etmiştir.

Adem Soytekin Müdafii

Sonuç olarak; 'ün beyanları kendi içinde çelişkili, ticari gerçeklerle uyumsuz ve somut delille desteklenmeyen iddialardan ibarettir. Buna karşılık müvekkilin anlatımı, dosyaya sunulan sözleşme ve belgelerle birebir örtüşmektedir. Ortada gizli bir menfaat aktarımı değil; kayıtlı, denetlenebilir ve tamamen ticari bir yapım işi bulunmaktadır. Sayın Başkan, eylem 23'e ilişkin beyanlarımız buna dahildir. Eylem 25'e geldiğimizde; genel savunmamızda müvekkilin ticari kimliğini, üretim kapasitesini ve dosyada çizilen tablo ile bağdaşmayan gerçek durumunu arz ettikten sonra, bu eylem bakımından somut olayın nasıl ortaya çıktığını ve neden hukuk en isnada konu edilemeyeceğini bütüncel şekilde açıklayacağız. Öncelikle şu hususun altını özellikle çizmek gerekir: Bu eylem, iddia edildiği gibi dışardan elde edilen bir delille ortaya çıkarılmış değildir. Bilakis müvekkilin soruşturma aşamasında kendi iradesiyle dosyaya sunduğu belgeler üzerinden oluşturulmuştur.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkil 16 Haziran 2025 tarihindeki etkin pişmanlık ifadesinde eyleme konu süreci açıkça anlatmıştır. 10 Temmuz 2025 tarihinde ev hapsi adli kontrol tedbiri ile tahliye edildikten sonra, 1 Ağustos 2025 tarihinde dosyaya çok sayıda belge sunarak bu anlatımını somutlaştırmıştır. Bugün eylem 25 olarak karşımıza çıkan husus, bu belgelerin bir kısmından ibarettir. Müvekkilin kendi beyanı son derece açık ve dosyayla uyumludur. Müvekkil bir yüklenicidir ve kamuya yönelik yapılar inşa etmiştir. Bu yapılar, eylem 11 kapsamında da ayrıntılı şekilde ortaya konulmuştur. Müvekkil, bu işlerin karşılığında hak edişini tahsil etmiştir. Kamunun kullanımına yönelik yapılan ve kamu mülkiyetinde bulunan bu yapılarda herhangi bir kamu kaynağı kullanılmamış; ödemeler müvekkile yönlendirilen firmalar üzerinden banka kanalıyla ve tamamen kayıtlı şekilde gerçekleştirilmiştir. Müvekkilin bu firmaların belediyeyle olan ilişkisini bilmesi mümkün değildir; çünkü müvekkil bir kamu görevlisi değildir, belediyede hiçbir görevi yoktur ve idari süreçlerin tarafı değildir. Müvekkil yalnızca işini yapmış ve yaptığı işlerin karşılığını almıştır.

Adem Soytekin Müdafii

İsnat edilen suç, icbar suretiyle irtikap tır. Bu suçun en temel unsuru, kamu görevlisinin sahip olduğu kamu gücünü kullanarak bir kişiyi zorlamasıdır. Ancak müvekkil bir kamu görevlisi değildir; kamu gücü yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Dosyada yer alan HTS ve baz kayıtları incelendiğinde, müvekkilin müşteki taraf ile hiçbir kaydının olmadığı görülmektedir. Hatta müşteki de müvekkili tanımadığını ifade eden beyanlarda bulunmuştur. Dolayısıyla müvekkilin icbar fiilinin faili olması hukuken mümkün değildir. Sonuç olarak; eylem 25 bakımından dosya birlikte değerlendirildiğinde, müvekkelle herhangi bir illiyet bağı kurulmadığı açıkça görülmekte; bu nedenle müvekkile atfedilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı ortadadır.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 27. Sayın Başkan, biz bu eylemi okurken ve müvekkille değerlendirirken açıkçası anlam landıramadık. Çünkü burada müvekkile isnat edilen temel konuya baktığımızda; hangi fiille, ne şekilde ve hangi icrai hareketle bu eylemin gerçekleştiği belli değildir. Müvekkilin açık beyanına göre, ile bir araya gelinen yemek organizasyonu müvekkilin talebiyle değil, ortak bir arkadaş vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Florya'daki bir balıkçıda yapılan bu görüşmede ortak arkadaş da hazır bulunmuştur. Görüşmenin amacı, dosyada ileri sürüldüğü gibi herhangi bir baskı, yönlendirme, menfaat temini ya da proje paylaşımı değil; ortak arkadaşın iki kişiyi sadece yüz yüze tanıştırma iradesidir. Kaldı ki görüşmenin bu şekilde üçüncü bir kişinin huzurunda yapılmış olması dahi, isnat edilen gizli baskı ve tehdit kurgusuyla başlı başına çelişmektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Nitekim müvekkil, bu görüşmede tehditvari hiçbir konuşma yapmadığını açıkça ifade etmiştir. Üstelik buna, yaklaşık 30 yıl kamu görevi yapmış ve halıhazırda emekli olan ortak arkadaş da birebir şahittir. Burada esasen üzerinde durulması gereken en önemli çelişkilerden biri de isnada konu olan projenin niteliğidir. Müvekkilin de açıkça ifade ettiği üzere; ihalesi yaklaşık 8 ay önce yapılmış, işe fiilen başlanmış ve üstelik tek bir kişiye ait dahi olmayan bir projeye sonradan ortak olunmaya çalışılması sektörün en temel gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Müvekkilin çocukluğundan beri inşaat sektörünün içinde olduğunu belirtmiştik. Kendisi, böyle bir projeye sonradan ne şekilde ortak olunabileceğini veya hangi aşamadan sonra bunun ticari ve hukuki bakımdan mümkün olmadığını bilecek mesleki birikime sahiptir. Bu nedenle; ihalesi yapılmış, başlatılmış ve birden fazla ortaklı yapı içinde yürütülen bir projeden sonradan baskı kurularak pay alma iddiası, hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi sektör pratigiyle de uyuşmamaktadır.

Adem Soytekin Müdafii

Dahası; müvekkilin bu projeye gerçekten talip olduğu ve dışlandığı için dahil olmak istediği varsayılsa dahi, izlenmesi gereken yol bellidir. Müvekkil bunu ifadesinde de açıkça ortaya koymuştur: Eğer gerçekten böyle bir niyeti olsaydı, ihaleye davet edilmemiş olmasını hukuki zemine taşır, rekabetin sağlanamadığı iddiasıyla başvurusunu yapar, gerekli itiraz ve dava yollarını kullanırdı. Buna rağmen 8 ay bekleyip, üstelik işe başlanmış bir aşamada bir müteahhidi tehdit ederek veya üçüncü kişilerin adını kullanarak projeye dahil olmaya çalıştığının ileri sürülmesi, sadece hukuki bakımdan değil mantıksal bakımdan da doğru değildir. Çünkü ticari hayatta hak iddia eden kişi, önce hukuki yolları dener. Hele ki müvekkil bakımından bu ölçekte üretim kapasitesi olan ve kendi başına sayısız proje üretmiş bir yüklenicinin; sonuç alacağı meşru yollar dururken, böyle belirsiz ve sonuç alma ihtimali dahi tartışmalı bir yönteme başvurması düşünülemez.

Adem Soytekin Müdafii

Sayın Başkan, burada tanık Okan Gerçek'in ifadesinde; 21 Ağustos 2023 tarihinde Azerbaycan Caddesi üzerindeki Maslak Koru Satış Ofisi'nde bir toplantı yapıldığı belirtilmektedir. Normalde kurum olarak herhangi bir müteahhidin satış ofisinde toplantı yapma usullerinin bulunmadığını, ancak bu toplantıya , KİPTAŞ Genel Müdrü ve 'ın geleceğinin bildirildiğini; kendisinin ve genel müdr yardimcisi Onur Timürlekin'in toplantıya alınmayarak yaklaşık 2 saat dışarıda bekletildiğini, içeride bu kişiler tarafından görüşme yapıldığını anlatmaktadır. Burada çok açık bir gerçek ortadadır: , bu proje süreci bakımından dosyada adı geçen kamu ve iştirak yöneticileri ile doğrudan temas halindedir. Böyle bir tabloda; müvekkilin, 'ı zaten doğrudan görüştüğü ve temas ettiği kişiler üzerinden tehdit ettiği iddiası kendi içinde çelişmektedir. Bir kişinin doğrudan ilişki ve temas içinde olduğu, proje sürecini bizzat yürüttüğü kişiler adına; bu kişilere daha uzak konumda bulunan üçüncü bir kişi tarafından korkutulması mümkün değildir.

Adem Soytekin Müdafii

Bu noktada bir başka çelişki daha önem kazanmaktadır. Müvekkilin de işaret ettiği üzere; kendi beyanında, ile birlikte "Bu işin 'e verilemeyeceği ve kendisinin yetersiz kalacağı" yönünde değerlendirme yaptıklarını ifade etmektedir. Bir taraftan müvekkilin bu iş için uygun görülmediği ve yetersiz bulunduğu söylenecek; diğer taraftan da aynı müvekkilin bu kişilerin adını kullanarak, üstelik onlarla müvekkilden çok daha yakın ilişki içerisinde olduğu anlaşılan Bahaettin Uçar üzerinden baskı kurduğu ileri sürülecektir. Bu iki anlatımın bir arada doğru olmadığı açıktır. Eğer müvekkil gerçekten bu kişiler nezdinde etkili, ağırlıklı ve sonucu değiştirebilecek bir konumda olsaydı; zaten ihaleye davet edilmesi, süreçte dikkate alınması ya da en azından adı geçen kişiler nezdinde projeye dahil olabileceği bir zeminin bulunması beklenirdi. Tam tersine, kendi beyanlarına göre müvekkil bu iş için yeterli görülmemiştir. O halde böyle bir kişinin; kendisine kapı açmayan ve kendisini uygun bulmayan kişilerin nüfuzunu kullanarak başkasını tehdit etmesi iddiası mantıki temellerden yoksundur. Müvekkil görüşmenin varlığını inkar etmemiştir; uyuşmazlık görüşmenin içeriğindedir. İçeriğin ne olduğu konusunda ise müvekkil, açık, tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun beyanda bulunmaktadır. Dosyadaki diğer deliller ve 'un mahkeme huzurundaki ifadesi de müvekkili desteklemektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Tüm bu nedenlerle eylem 27 bakımından şu tablo karşımızdadır: Müvekkilin 'ı tehdit ettiğine dair maddi verilerle doğrulanmış bir kanıt yoktur. İsnada konu projelerin aşaması itibarıyla, sonradan baskı kurularak ortak olunmaya çalışıldığı iddiası sektör gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. 'ın süreçte edilgen ve mağdur değil; aksine doğrudan ilgili yöneticilerle temas halinde ve proje sonucundan yararlanan bir konumda olduğuna dair dosyada veriler mevcuttur. ve 'un müvekkili bu iş için yeterli görmedikleri yönündeki beyanları ile müvekkilin aynı kişilerin adını kullanarak baskı kurduğu iddiası birbirini açıkça nakzetmektedir. Kaldı ki bu beyanlar, ihaleye fesat karıştırıldığını da düşündürmektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Sonuç olarak eylem 27 bakımından dosyada müvekkil aleyhine ortaya konulan yapı; somut ve kesin delillere dayanan bir suç isnadından ziyade, birbirini tamamlamayan beyan parçalarının birleştirilmesinden ibarettir. Eylem 28 bakımından müvekkil 'e isnat edilen hususlar; dosya kapsamı ve özellikle müvekkilin 16 Haziran 2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı huzurunda vermiş olduğu etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, suç nitelendirmesinin iddia edildiği şekilde olmadığı görülecektir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; bu eylem dosyada herhangi bir teknik takip, fiziki tespit ya da bağımsız bir ihbar neticesinde ortaya çıkmış değildir. Aksine bizzat müvekkilin kendi iradesiyle ve samimi şekilde verdiği etkin pişmanlık beyanı sayesinde dosyaya dahil edilmiştir. Bu husus tek başına dahi müvekkilin olayın gizlenmesine değil, açığa çıkmasına hizmet ettiğini göstermektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Müvekkilin beyanına göre; 2022 yılı başlarında KİPTAŞ Yeşilce Doğa dönüşüm projesi kapsamında müteahhit payına düşen dairelerin satışı gerçekleştirilmiş ve bu satışlara ilişkin peşinatlar KİPTAŞ hesabında toplanmıştır. Her ne kadar söz konusu daireler müteahhit payına ait olsa da satış süreci KİPTAŞ üzerinden yürütül mekte olup, devir ve ödeme mekanizmaları KİPTAŞ'ın onayına tabidir. İşte bu süreçte, satışlardan elde edilen bedellerin müteahhitlere aktarılması aşamasında; dönemin KİPTAŞ Genel Müdrü tarafından müvekkilden 500.000 dolar talep edildiği müvekkil tarafından açıkça ifade edilmiştir. Müvekkilin o tarihte kasasında bu tutarda hazır nakit bulunmaması sebebiyle; şirket çalışanı aracılığıyla ortağı Erdal Tokmakçı'dan temin edilen para ile birlikte toplam tutar hazırlanmış, akabinde söz konusu meblĞğ aracılığıyla ilgili kişiye ulaştırılmıştır. Ancak burada altı çizilmesi gereken temel husus şudur: Müvekkilin bu eylemdeki konumu, iddianamede ileri sürüldüğü gibi bir sistemin yöneticiliği değildir. Müvekkil kamu gücü kullanan bir kişi değildir; ihaleleri yönlendirmediği açıktır. Müvekkil yalnızca projede yer alan müteahhit konumundadır. Bu hususu da sorularımıza verdiği beyanlarda doğrulamıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Nitekim müvekkilin beyanında açıkça ifade edildiği üzere; talep edilen bu paranın verilmemesi halinde, KİPTAŞ hesabında bulunan ve müteahhitlere aktarılması gereken hak edişlerin taraflarına uzun süre aktarılmayacağı kendilerine bildirilmiştir. Bu durumda müvekkilin hareketi; yeni bir menfaat elde etmek veya hukuka aykırı bir kamu işlemi sağlamak amacıyla değil, zaten doğmuş ve hak edilmiş bir alacağın zamanında tahsil edilmesi amacıyla, fiili bir baskı altında yapılan bir ödeme niteliğindedir. Bu yönüyle olayların maddi zemini, iddianamede kurulan rüşvet suçunun klasik unsurlarıyla örtüşmemektedir. Zira ortada mevzuata aykırı işlem tesis etme gibi bir durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak eylem 28 bakımından bakıldığında; müvekkilin beyanlarının niteliği ile etkin pişmanlık kapsamında sağladığı katkı birlikte değerlendirildiğinde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 30. Eylem 30 kapsamında müvekkilim 'e yöneltilen isnatlar dosyanın bütünü içerisinde değerlendirildiğinde; olayın gerçek mahiyetinin iddianamede sunulan anlatımdan ayrıştırılarak ortaya konulması gerektiği kanaatindeyiz. Dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır ki; Pendik KİPTAŞ Arkatlı Evleri projesi, KİPTAŞ'ın ait olduğu bilinen bir arsa üzerinde gelir paylaşımı esasına göre ve kapalı zarf usulü ihale ile alınmış bir projedir. Müvekkilin de içinde bulunduğu kurumsal adi ortaklık bu ihaleye katılmış, teminatlarını yatırmış, sözleşmesini imzalamış ve yer teslimi sonrasında projeyi fiilen başlatmıştır. İhaleye birden fazla firmanın katıldığı hususu tartışmasız olup Sayın 'un huzurunuzdaki beyanlarında da bu süreç doğrulanmıştır. Bu haliyle, projenin ihalesiz alındığı yönündeki iddia dosyanın kendi maddi verileriyle açıkça çelişmektedir.

Adem Soytekin Müdafii

Devamında iddia makamı, satış süreçleri üzerinden bir suç isnadı kurmaya çalışmıştır. Oysa dosyaya sunmuş olduğumuz satış sözleşmesi örneği ve yetkili satış firmasına KİPTAŞ tarafından gönderilen e-postalarla da sabit olduğu üzere; satışa ilişkin fiyatların, ödeme koşullarının ve dairelerin stok satış listesinin belirlenmesi yetkisi müvekkile değil, doğrudan KİPTAŞ'ın aitır. Nitekim müvekkilin beyanı son derece açık ve nettir. Satışa çıkarılması planlanan 350 dairenin 100 adedi KİPTAŞ tarafından ayrılmıştır. Bu dairelerin kimlere satılacağı, fiyatı ve ödeme koşulları tamamen KİPTAŞ tarafından belirlenerek müvekkil ve ortaklıklarına dayatılmıştır. Müvekkil bu durumu açıkça izah etmiş ve o dönemde bu duruma ilişkin itirazda bulunmuştur. Ancak bu itirazlara rağmen söz konusu 100 dairenin 70 adedinin kimlere satılacağı bizzat KİPTAŞ tarafından belirlenmiştir. Müvekkilin ve ortakların iradesi bu noktada devre dışı bırakılmıştır. İtirazların ardından ise 100 daireden müteahhit ortaklığına yalnızca 30 daire için, yine KİPTAŞ'ın belirlediği aynı ödeme şartlarıyla satış yapabilme imkânı sağlanmıştır. Müvekkil ise hakkına düşen 12 daireyi çalışanları üzerine almıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Dosyada özellikle kamu zararı iddiası bu sebeple öne çıkarılmıştır. Ancak bu iddianın doğru olmadığı hem müvekkilin savunması hem de dosya kapsamında sunulmuş verilerle ortaya konmuştur. 'un huzurundaki ifadesiyle de bu detay açıklanmıştır. Zira daire satışlarının rayeçin altında yapılmadığı; aksine piyasa koşullarına uygun, hatta üzerinde gerçekleştiği ve proje sonucunda KİPTAŞ'ın ciddi bir gelir elde ettiği dosya kapsamında açıkça anlaşılmaktadır. Daha önemlisi; müvekkil ve ortaklarının aldığı ticari kararlar neticesinde proje gelirlerinin ciddi şekilde arttığı ve KİPTAŞ'ın kasasına ihalede öngörülen tutarın katbekat üzerinde bir gelir girdiği görülmektedir. Müvekkilin beyanıyla ifade etmek gerekirse; taahhüt edilenin yaklaşık 10 katı oranında bir gelir kamuya kazandırılmıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Bu noktada dosyanın en temel çelişkisi ortaya çıkmaktadır: Bir yandan kamu zararı iddia edilirken, diğer yandan kamu lehine ciddi bir kazanç bulunduğu somut verilerle ispat edilmiştir. Zararın bulunmadığı bir durumda zarar suçlarından söz edilmesi mümkün değildir. Öte yandan müvekkilin çalışanları üzerine alınan daireler üzerinden kurulan suç isnadının doğru olmadığı da açıktır. Müvekkil bu daireleri, belirlenen satış modeli çerçevesinde değerinin üzerinde bir bedelle çalışanları üzerine almıştır. Bu durum basit bir bilirkişi incelemesi ile de ortaya konulabilecek niteliktedir. Dolayısıyla kamu zararından söz edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki söz konusu işlemlerde herhangi bir menfaat temini söz konusu olmayıp, bu durum bizim anlattığımız şekilde kamu zararının olmadığını ortaya çıkarmıştır. Sayın Başkan, sayın üyeler; müvekkil ve ortakları sözleşme ve ihale şartlarına uygun şekilde hareket etmiş, kolay olan yolu seçmek yerine projeyi kendi öz finansmanlarıyla yürütmeyi tercih etmişlerdir. İlk satışların ardından satış süreci durdurulmuş; yaklaşık bir yılı aşkın süre boyunca hem şantiye giderleri hem de KİPTAŞ'a yapılan ödemeler ortaklar tarafından karşılanmıştır. Müvekkil kendi payını büyük ölçüde kredi kullanarak finanse etmiştir. Bu ticari tercih sonucunda proje daha yüksek satış değerine ulaşmış ve nihai olarak KİPTAŞ'ın elde ettiği gelir ciddi şekilde artmıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Son olarak belirtmek gerekir ki; müşteki Ali Şükrü Malaz beyanları olayın bütünlüğünü yansıtmaktan uzaktır. Üç ortaklı bir yapıyı bilmesine rağmen yalnızca müvekkili hedef alan, seçici ve çarptırılmış niteliktedir. Oysa proje üç ortak tarafından yürütülmüş olup tüm süreç kolektif bir yapı içerisinde gerçekleşmiştir. Ayrıca müvekkil, 16 Haziran 2025 tarihindeki beyanlarını bizzat kendisi dosyaya iletmiştir. Bu husus tek başına dahi müvekkilin gerçeği gizlemek değil, ortaya çıkarmak iradesiyle hareket ettiğini kanıtlamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; projenin ihale ile alındığı, kararların kurumsal yapı içerisinde verildiği, satış şartlarının KİPTAŞ tarafından belirlenmiş olduğu, dairelerin rayeçin altında verilmediği ve en önemlisi kamu zararının bulunmadığı, aksine kamu lehine ciddi kazanç sağlandığı müvekkilimizin açıklamalarıyla ortaya konulmuştur. Müvekkile yöneltilen bu noktadaki suç isnatlarının maddi ve hukuki dayanakış larının bulunmadığı kanaatindeyiz.

Adem Soytekin Müdafii

Bu bölüm bakımından eylem bağlamında değil, genel bir savunma yapacağım. Müvekkilim hakkında ileri sürülen ispatlar birlikte değerlendirildiğinde; dosyanın bir bölümüne ilişkin en temel ve belirleyici hususun gözden kaçırıldığı görülmüştür. Zira dosyada yer alan bu eylemlere ilişkin bilgi ve belgelerin tamamı; müvekkilin 16 Haziran 2025 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu etkin pişmanlık kapsamındaki beyanı akabinde, kendi iradesiyle dosyaya sunduğu evraklar sayesinde ortaya çıkarılmıştır. Bu husus yalnızca usuli bir detay değil; doğrudan müvekkilin kastını ve dosyadaki konumunu belirleyen temel bir niteliktir. Müvekkil bu noktada savcılık makamına destek olmuştur. Nitekim aynı durum, dosyada daha önce değerlendirilen eylem 11, 12 ve 28 bakımından da geçerlidir. Müvekkil, bu eylemlerde olduğu gibi eylem 31, 43 ve 46 kapsamında da herhangi bir gizleme saikiyle değil; aksine gerçeğin tüm açıklığıyla ortaya çıkması amacıyla hareket etmiş, bildiği hususları beyan etmiş ve ulaşabildiği belgeleri dosyaya sunmuştur. Bu yönüyle müvekkilin tutumu baştan sona tutarlı olup maddi gerçeğin ortaya çıkmasına doğrudan katkı sağlamıştır.

Adem Soytekin Müdafii

Söz konusu olaylarda, kamuya yönelik bazı yapıların müvekkil tarafından fiilen inşa edildiği hususu tartışmasızdır. Ancak bu işlerin finansmanı doğrudan kamu bütçesinden karşılanmamış olmasına rağmen, imalatlar müvekkil tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu işlerden doğan alacakların tahsili ise belediyenin yönlendirmesi doğrultusunda 3. kişiler aracılığıyla yapılmıştır. Dolayısıyla müvekkilin tarafı olmadığı ve kontrol alanı dışında kalan ilişkiler üzerinden bir suç isnadı ile karşı karşıya bırakılması kabul edilebilir değildir. Dosyadaki ödeme hareketleri incelendiğinde; ödemelerin doğrudan kamu kurumundan değil, müvekkile yönlendirilen 3. kişiler aracılığıyla gerçekleştiği görülecektir. Bu uygulama yalnızca somut eyleme özgü olmayıp, rüşvete aracılık suçlaması yöneltilen tüm eylemler bakımından görülmektedir. Müvekkil bir müteahhit olarak en iyi bildiği işi yapmış, inşaat faaliyetlerini yürütmüş, projeleri tamamlamış ve doğan hak edişlerini tahsil etmiştir. Sonuç olarak müvekkilin bu eylemler kapsamında dosyada yer almasının sebebi bir suç ilişkisi değil; kamuya yapmış olduğu inşaat faaliyetleri ve bu faaliyetlerden doğan alacakların tahsil sürecidir.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 33. Sayın Başkan, eylem 5 kapsamında bu konuya detaylıca değinmiştik. Eylem 33'te; Sarıyer ilçesi Ayazağa Mahallesi'ndeki CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının tadilat sürecinin suçtan elde edilen gelirlerle finanse edildiği ve bu suretle suç gelirlerinin aklandığı iddiası yer almaktadır. Müvekkilim yönünden ise durum çok açıktır. İddia makamı dahi eylem 33 bakımından müvekkil hakkında 282/6 kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşmıştır. İddia makamı, binanın tadilat sürecinde 'ten geldiği ileri sürülen 3 dairenin finansmanda kullanıldığını kabul etmektedir. Bu kabul, aslında müvekkilin belediyede yaptığı işler karşılığında aldığı ödemelerle aynı mahiyettedir.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 38. Genel savunmamızda müvekkilin ticari kimliğini anlatmıştık. Burada isnat edilen suç icbar suretiyle irtikap tır. Bu suçun en temel unsuru, kamu görevlisinin sahip olduğu kamu gücünü kullanmasıdır. Ancak müvekkilin bir kamu görevlisi olmadığı, hiçbir zaman da olmadığı açıktır. Dosyada yer alan HTS ve baz kayıtları incelendiğinde; müvekkilin diğer taraflarla hiçbir kaydının olmadığı, hatta tarafların müvekkili tanımadıklarını bizzat ifade ettikleri görülmektedir. Dolayısıyla müvekkilin icbar fiilinin faili olması hukuken mümkün değildir.

Adem Soytekin Müdafii

Eylem 85 ve 89. Müvekkil açısından iddianamede; Suncar İnşaat firmasının sözde bir suç örgütü kapsamında faaliyet gösterdiği ve kamu işlerini zarara uğrattığı yönünde değerlendirmelere yer verilmiştir. Ancak bu değerlendirmelerin tamamı, dosya kapsamı incelendiğinde görüleceği üzere somut delillere değil, varsayımlara dayanmaktadır. İddianamede, özellikle alt ihalelerin Suncar İnşaat üzerinden verilerek kamu zararına sebebiyet verildiği yönündeki değerlendirme hukuki temelden yoksundur. Zira dosya kapsamında hangi işte, hangi kamu kurumunun ne şekilde zarara uğratıldığına ilişkin somut bir tespit bulunmamaktadır. Kamu zararına ilişkin yapılmış herhangi bir bilirkişi incelemesi veya mali analiz yer almamaktadır. İşlemlerin piyasa rasyonalitesine aykırı olduğuna dair teknik bir değerlendirme de mevcut değildir. Aksine, ihale edilen işler fiilen gerçekleştirilmiş ve karşılığında hizmetler sunulmuştur. Araçlar temin edilmiş, hizmet verilmiş ve sözleşme çerçevesinde bedeller tahsil edilmiştir. Bu nedenle müvekkile atılan suçlamaları kabul etmiyoruz.

Adem Soytekin Müdafii

Öncelikle vurgulamak isteriz ki dosyada yer alan birçok eylem, müvekkilimin kendi iradesiyle sunduğu bilgi ve belgeler sayesinde ortaya çıkmıştır. Müvekkil, tüm etkin pişmanlık beyanlarında bildiği hususları açıkça belirtmiştir. Akabinde dosyaya sunduğu belgelerle bunları somutlaştırmıştır. Bugün iddianamede yer verilen eylemlerin önemli bir kısmının bu belgeler üzerinden kurulduğu görülmektedir. Gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlama iradesiyle müvekkilin hareket ettiği açıktır. Müvekkil, tüm etkin pişmanlık ifadelerinin arkasındadır. Ancak müvekkil, yalnızca inşaat yapan, proje üstlenen ve bu projeleri tamamlayan bir yüklenicidir. Nitekim dosya kapsamında da bir belediye tarafından kamuya yönelik çok sayıda yapıyı fiilen inşa ettiği açıktır. Buna ilişkin son olarak Ek 3'te kreşleri göstermek istiyoruz Sayın Başkan. Bu, Beylikdüzü Kavalı'da Muhammet Soytekin tarafından bağışlanan kreşlerden biridir. Yine aynı şekilde Selimpaşa, Silivri, Esenyurt, Yeşilkent, Küçükçekmece, Arnav utköy, Pendik, Kartal, Mimar Sinan, Sancaktepe kreşleri... Bunları sunum olarak göstermemin sebebi, burada sayın belediye yetkilileri tarafından da müvekkilimin daha önce ifadesinde belirttiği üzere, açıklama yapılmasını istemesine rağmen açıklama yapılmadığını ve ihalesiz olarak bu işleri gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Dolayısıyla belediye tarafından bunlar açıklanmadığından dolayı bizler bunları açıklama gereği duyduk.

Adem Soytekin Müdafii

Tabii kreşler yerindedir. Sayın tarafından yapılmıştır, bu tabii ki kabulümüzdür. Ancak bu noktada açıklama yapılmadığı için müvekkilin yapmış olduğu İBB kapsamındaki bu kreşleri bizler göstermek istedik. Son olarak müvekkil hakkında düzenlenmmiş, suç gelirlerinin kaynağı belirsiz para hareketlerine veya olağan dışı finansal işleme işaret eden herhangi bir olumsuz MASAK raporu dosyada mevcut değildir Sayın Başkan. Dolayısıyla yukarıda tüm bu hususlara ilişkin arz ve izah ettiğim üzere, müvekkilim dosya kapsamındaki tüm eylemler bakımından hukuk kuralları çerçevesinde hareket etmiştir. Suç işlemek kastiyla değil, ticari faaliyet kapsamında hareket ettiği, isnat edilen suçların hiçbirinin maddi ve manevi unsurlarının müvekkil adına oluşmadığı, aksine müvekkilin etkin pişmanlık kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerle dosyanın aydınlatıldığı açıktır. Dolayısıyla müvekkilin öncelikle tahliyesini, ayrıca şirketler üzerine konulmuş olan kayyum atamasına ilişkin tedbirin kaldırılmasını ve isnat edilen tüm eylemler bakımından da ayrı ayrı beratına karar verilmesini saygılarımla talep ediyorum. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Adem Soytekin Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.