Öncelikle Sayın Başkanım, dünkü vermiş olduğum reaksiyondan dolayı sizlerden ve bu etkinlikte bulunan arkadaşlardan özür dilemek istiyorum. Bununla birlikte karşılıklarını bekliyorum. Sayın Başkan, Sayın Heyet Üyeleri; ben , 1985 Tirebolu doğumluyum. Evliyim. Kerem Eray isminde 16 yaşında bir evladım var. Evladım seneye üniversite sınavlarına hazırlanacak. Eşim Esma ile 2008 yılında evlendim. Evlendiğimiz zaman takılarımızla beraber bir ev nasip oldu, bir ev aldık. Evimi Karadeniz'de, Ordu'da almıştım.
Ahmet Güldü Savunması
Halihazırda da babamın evinde kalıyorum; İbrahim Güldü'nün evinde. Bir arabam yoktur. Bankada bir param da yoktur. Evlendiğimiz sırada ben kendim yurt çıkarmada çalışıyordum. Eşim ise o arada çalışmıyordu. Eşim 2013 yılında Kuzey İstanbul Modern şirketinde çay servisi olarak işe başladı. O tarihte, 2014 yılında da şirkete ofis boy alındığı söylenince eşim de beni söylüyor insan kaynaklarından. İnsan kaynakları "Otur gelsin, görüşelim." diyor. Gidiyorum. O dönemki şartlar ve yolundan dolayı Kuzey İstanbul'da çalışmaya başlıyorum; şartlarından dolayı. Yani benim Kuzey İstanbul'a girmem bu vesileyle olmuştur.
O dönemde şirket Kuzey İstanbul Modern şirketi olarak faaliyet gösteriyordu. Bildiğim kadarıyla özellikle Çiftalan bölgesinde faaliyet halindeydi. Kum satışı ve döküm işi yaptığını biliyordum. Dolayısıyla benim şirketle ve patronla tanışmam tamamen tesadüf sonucudur. Ben bu şirkette 10 yıl içinde çalıştım. Yaptığım iş esasen ofis işidir; yani diğer yerlere evrak götürür; noter, ticaret odası, trafik şube müdürlüğü, elektrik ve su abonelikleri tarzında işler yapardım.
Bankadan para çekme ve para yatırma işlemleri de görevlerimin arasında bulunurdu. Ancak bu işlemleri kendi inisiyatifimle değil, bana verilen talimatlar doğrultusunda yapardım. Yaptığım işe göre talimat aldığım kişiler değişir. Örneğin noter, vergi dairesi, trafik şube müdürlüğü işlerinde şirketin idari işler müdürü olan genel sorumlulardan talimat alınırdı. Banka işlemlerinde finans bölümünde çalışan 'den, ayrıyeten de 'ndan talimat almışlığım vardır. Benim görevim, bana söylenen idari ve günlük işleri yerine getirmekten ibarettir.
Sayın Başkanım, benim Cebeci Maden sahası ile alakalı hiçbir görevim yoktur. Hafriyat döküm işinden de maden işinden de anlamam. Bu anlamda teknik bilgim, yetkim ve fiili bir görevim hiçbir zaman olmamıştır. Daha sonrasında 14.07.2025 tarihinde telefon geldi. Çağlayan adliyesinden 17.07.2025 tarihinde gelip ifade vermem istendi. Ben de ifademi vereceğimi söylediğim sırada, o sırada Yener Bey zaten tutukluydu. Tutuklama riskimin olabileceğini bilmeme rağmen kaçma veya saklanma yönünde herhangi bir davranışta bulunmadım. Kendi rızamla giderek ifademi verdim.
İfadeye gittiğimde Savcı Bey bana şirkette ne iş yaptığımı, konumumun ne olduğunu sordu. Ben de kendisine açık, samimi ve olduğu gibi cevap verdim. Şirket ofis bölümünde çalıştığımı; önce Kuzey İstanbul Modern'de, daha sonra da Kuzey İstanbul Gayrimenkul'de görev yaptığımı kendisine anlattım. Bana şirkete ilişkin genel bir soru sorulmadı. Buna rağmen ben samimiyetim gereği bu hususta kendim anlattım. Bu vekaletnameyle abonelik işlemlerinin olduğunu; noter işlemleri ve benzeri idari işlemleri yaptığımı açıkça söyledim. Yine bankaya Adem, yani finans birimi tarafından çalışan kişinin talimatı doğrultusunda para çekme ve çek bozma işlemleri yaptığımı da kimse özel olarak sormadan kendim anlattım. Çektiğim ve yatırdığım paralarla ilgili olarak da bana sorular yöneltildi. Parayı nasıl çektiğimi, kime teslim ettiğimi ayrıntısıyla açıkladım. Bu hususlar ifade tutanaklarında yer almaktadır.
Ben bu anlatımları yaparken tarafıma vekalet verildiği yönündeki beyanımın, sözlerimin içinden çekilip alınarak aleyhimde kullanılacağını asla düşünmedim. Çünkü ben orada bir hususu saklamak veya gizlemek için değil, bildiğim ne varsa açıkça anlatmak için bulunuyordum. Benim samimiyetle anlattığım bu hususlar içinden bazı bölümler cımbızla çekilerek aleyhimde yorum yapılıp, soru sorulmuştur.
İfadem sırasında bana çok sayıda isim soruldu. Sorulan kişilerden tanıdıklarımı söyledim. Kim olduklarını, görevlerini bildiğim kadarıyla anlattım. Bana eski patronumla en son ne zaman görüştüğüm soruldu; buna da açıkça cevap verdim. ile en son yurt dışına çıkmadan önce görüştüğümü ve sonrasında ise görüşmediğimi kendilerine ilettim. Ayrıca bana, eski patronumun hesabına 5.000.000 TL yatırdığım ve 169.000.000 TL çektiğim yönünde sorular geliyor. Benim yıllar içinde yatırıp çektiğim tutarı hâlâ bilmiyorum, bilmem de mümkün değil. Ben de bunun işimin bir parçası olduğunu, talimatla hareket ettiğimi ve bu nedenle suç işlediğimi düşünmedim. Çektiğim ve yatırdığım paraların toplam tutarını bilmem zaten mümkün değil ki?
Buraya kadar anlattığım hususlar ifade tutanaklarında yer alan kısımlardır efendim. Ancak bu durum dışında bana bazı sorular da soruldu; bunlara verdiğim cevaplar tutanağa geçirilmemiştir. Bana 'in kripto varlıklarında yüksek miktarda para olduğu soruldu. Bilmediğimi söyledim fakat bu sorular ve cevaplar tutanağa yazılmadı. Yine bana 'ten komisyon alıp almadığım da soruldu. Ben de böyle bir şey olamayacağını açıkça dile getirdim ancak bu da tutanağa geçirilmedi.
"Para yatırma ve çekme işlemlerinden komisyon almadığım hususunda hesaplarım ortadadır." dediğimde iddia makamı bana; "Hangi hesaplar? Belki ailenden birisine yatırdın, belki arkadaşların hesabına yatırdın." şeklinde ithamlarda bulundu Sayın Başkanım. Benim hesaplarım ortadadır; sadece benim şahsımın değil, ailemin de hesapları ortadadır. Arkadaşlarımın, kardeşlerimin, akrabalarımın da... Fakat tabii bunlar da tutanağa yazılmadı, eklenmedi de. Bir de bana en son eski iş yerinde kimlerle görüştüğüm; yani bu iş adamları olabilir, siyasetçiler olabilir, sanat dünyasından olabilir şeklinde isimler soruldu. Ben de sadece şirkette ofis boy olduğumu, hatta onun özel şoförü bile olmadığımı dile getirdim. Tabii bunlar tutanağa yazılmadı. Bu nedenle yalnızca gerçekten bildiklerimi aktardım, bilmediklerim konusunda açıkça bilmediğimi belirttim.
Başkanım, ben tutuklandığımda gerçekten çok şaşırdım. Bir emekçi olarak, çalışan olarak nasıl tutuklanabilirim? İfadeye çağrılabilirim ama "nasıl tutuklanabilirim?" diye kafamdan soru işaretleri geçti. Çünkü savcı bana doğrudan hangi suçu işlediğimi açık şekilde söylemedi. Eğer ne ile suçlandığımı açıkça anlatsaydı ben de kendimi ona göre savunmaya çalışırdım. Ama o gün neye karşı ayrıntılı savunma yapmam gerektiğini tam olarak bile anlayamadım. Daha sonra örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığımı öğrendim.
Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgumda ofis boy olduğumu söylediğim halde, bana somut bir suçlama yöneltilmedi; ben de o aşamada ekleyecek bir şeyim olmadığını söyledim. Çünkü bana somut olarak neye ilişkin, hangi fiilden dolayı suçlandığım anlatılmadı. Neyi nasıl açıklamam gerektiğini de bilemezdim. Açıkçası Sulh Ceza Hakimliğinde bana suçlamayı gerçekten açıklığa kavuşturacak bir şey sorulmadı ve sonrasında tutuklandım. Savcılık ifadesinde yanımda bir avukat da yoktu başkanım. Ben avukatsız gittim ifade vermeye. O aşamada bir suç işlemediğimi düşündüğüm için avukata ihtiyaç duymadım. Sonrasında Sulh Ceza Hakimliğinde barodan bir avukat görevlendirildi ancak o da sadece yanımda bulundu, etkili bir savunma yapmadı. Bu yüzden hakkımdaki suçlamayı tam olarak anlayıp ona göre kendi savunmamı yapmaktan mahrum kaldığımı düşünüyorum. Ağır Ceza Mahkemesindeyken iddianame tarafıma tebliğ edildi. İddianameyi dikkatlice okumaya ve anlamaya çalıştım. Gördüğüm kadarıyla herhangi bir kişinin somut olarak bir suç işlediğimi ileri sürdüğüne dair bir beyanı yoktur. Hatta iddianamede, benim ifademin bir kısmı dışında adımın geçmediğini de gördüm.
Sayın Başkanım, Sayın Heyet Üyeleri; öncelikle şunu söyleyeyim: ile aramdaki ilişki sadece işçi-işveren ilişkisidir. Bunun dışında herhangi bir özel, ticari ya da farklı bir ilişkim bulunmamaktadır. Ben iş yerinde bana verilen görevi yerine getiren ve bunun karşılığında maış alan emekçi bir insanım. Bu nedenle yaptığım işten dolayı 'nun bir örgütle bağı olduğunu anlamam veya fark etmem mümkün değildir. Bu yönde bir değerlendirme yapılması doğru değildir. Samimi bir şekilde söylemek gerekirse; benim 'nun herhangi bir örgüt üyesi olduğunu veya olabileceğini bir an olsun bile düşünmedim. Hiçbir zaman da aklımdan böyle bir şey geçmedi.
Ben, 2014 yılında işe giriyorum. 2025 yılına kadar aynı işe devam ediyorum. Olağan dışı ya da farklı anlam yüklenecek hiçbir şey olmadı. Ben bu dönem boyunca sürekli aynı işimi yaptım. Belediye yönetiminin değişmesi, Sayın 'nun başkan olması; benim çalışma hayatımda, görevimde, gelirimde, günlük iş işleyişimde herhangi bir değişiklik yaratmamıştır. Ben aynı şekilde çalışmaya devam ettim. İddianamede yer verilen suçlamaların kapsamı ile benim görev ve sorumluluğum arasında somut bir bağ kurulması mümkün değildir. Bu nedenle bundan sonra tarafıma yöneltilen iddialara tek tek değinerek bu isnadın benimle neden ve gerçeği ile alakalı olmadığını açıklayacağım.
İddianameye geçeyim. Öncelikle Başkanım, şu genel vekaletname ile başlamak istiyorum. Yani bu vekaletname ile yapılan genel yetkilendirmenin sadece bende olduğu yönündeki ifade; sanki şirketin tüm yetkisinin bende olduğu, tek kişi benmişim gibi bir izlenim oluşturmaktadır. Oysa böyle bir izlenim gerçeği yansıtmamaktadır. Dosyadaki vekaletname incelendiğinde açıkça görülecektir ki; bu vekaletnamede yalnızca benim ismim yoktur. Aksine şirketin operasyonel ve günlük işlerini yürüten kişilerin isimleri avukatlarımızca tarafınıza ulaştırılmıştır. Vekaletnamede en az 30'a yakın isim vardır Sayın Başkanım. Bu nedenle vekaletname üzerinden benim şirket içinde tek başıma yetki karar veren veya her şeyi bilen kişi olduğum sonucuna varılamaz.
Ben, bu vekaletname kapsamında, diğer çalışanlar gibi günlük işlerin yürütülmesinde kullanılan kişilerden sadece bir tanesiyim. Kaldı ki vekaletnamede yer alan yetkiler, bu işlemlerin fiilen benim tarafımdan yürütüldüğü anlamına gelmemektedir. Vekaletnamede adımın geçmesi, vekalette belirtilen tüm işleri benim yaptığım anlamına gelemez. Bu işlemlerin fiilen kimler tarafından gerçekleştirildiği; banka kayıtlarından, imza örneklerinden, kamera görüntülerinden ve sistem kayıtları üzerinden kolayca tespit edilebilir. Ben bu vekaletname ile noter, ticaret odası, trafik şube müdürlüğü, elektrik aboneliği, su bölümü, doğal gaz aboneliği gibi işler yaparım. Bu nedenle yalnızca vekaletnamede ismimin yer alıyor olmasından hareketle, benim örgüt hiyerarşisine yakın olduğum veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğim sonucuna çıkarılamaz.
İddianın bir diğer konusu ise bankadaki sahte faturalarla alakalı Vergi Denetim Kurulu raporudur. Vergi Denetim Kurulu, İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanı'nın ön raporunda; ile aramdaki birçok para transferi olduğu, şüpheli işlemler tespit edildiği, haksız kazançın sahte fatura yöntemi ile aktarıldığı ve bu yolla örgüte kazanç sağlandığı yönünde değerlendirmeler yer almaktadır. Ben bu değerlendirmeleri kabul etmiyorum. Bu para hareketleri; şirket faaliyetleri kapsamında yapılan masraflar, şirket ve işveren adına gerçekleştirilen ödemeler, vergi ve diğer kamu ödemeleri ile şirket giderlerinden ibarettir. Bu nedenle yalnızca banka kayıtlarına bakılarak değerlendirme yapılması doğru değildir. Hangi ödemenin neye ilişkin olduğu, hangi transferin hangi masrafa dayandığı, hangi işlemin vergi veya kamu ödemesi kapsamında yapıldığı ancak belgeler incelendiğinde netleşecektir.
Bu hususta açıklamaların soruşturulabilmesi ve iddianamede şüpheli olarak değerlendirilen para hareketlerinin gerçek nedeninin ispatlanabilmesi amacıyla; şu anda TMSF kayyumunda bulunan Kuzey İstanbul Gayrimenkul'e hem mahkememiz aracılığıyla hem de noter kanalıyla başvurduk. Ancak bu başvurularımıza rağmen söz konusu belgeler tarafımıza verilmemiştir. Mahkemenizce de bu yönde bir karar verilip yazı yazılmamıştır. Bu belgeler incelenmeden, yalnızca banka hareketlerine dayanılarak aleyhime suç isnadında bulunulmasını kabul etmiyorum Sayın Başkanım.
Yani bu kararlarla alakalı sorumluluğumu ben Çağlayan adliyesindeki ifademde savcımıza da ilettim. Bunların hepsinin kalem kalem, fiş fiş kaydı şu anda TMSF bünyesinde olan şirkette mevcuttur. Hatta Sayın Başkanım, avukatlarımın söylediğine göre Semih'in evrakları size sunulmuş. İtirafçı Semih'in evrakları size sunulmuş; 2 klasör fiş varmış. Yani onda 2 klasör varsa Semih son 2 senede yapmıştır benimle aynı işi. Ben 11 yıldır aynı işi yapıyorum; 2.000 klasör çıkartirım ben size. Yani kalem kalem, fiş fiş 2.000 klasör çıkartirım TMSF'den.
Ayrıca ben muhasebe kayıtları tutan; e-fatura, e-arşiv veya defter sistemleri kullanan; sahte fatura düzenleyen ya da piyasadan sahte fatura temin eden bir kişi değilim. Şirkette bu tür yasa dışı işlere şahit de olmadım. Finans işleri benim görev alanımda da değildir. Ben şirkette günlük işlerini yapan, talimatla hareket eden bir çalışan olarak görevimi yaptım. Bu nedenle para transferleri veya banka hareketlerinden yola çıkılarak benim sahte fatura yöntemiyle para aktardığım ya da örgüte bilerek ve isteyerek kazanç sağladığım sonucuna varılması doğru değildir. Dosyada geçen banka hareketleri ve diğer işlemler, benim açımdan işveren talimatı ile yerine getirilen rutin çalışan işlemlerinden ibarettir. Bu işlemleri yapmış olmam, tek başıma benim şirkette fatura düzenle faaliyetlerine katıldığımı ya da suç gelirini bildiğimi göstermez. Aynı şekilde bu paraların suçtan kaynaklandığını bilmem mümkün olmadığı gibi, bunu bildiğime veya bunları gizlemek amacıyla hareket ettiğime dair dosyada somut delil bulunmamaktadır.
Benim yaptığım şey, bana verilen günlük işleri yerine getirmekten ibarettir. Bu nedenle şirket içindeki rutin çalışan kişilerden biri olarak hakkımda; sahte fatura faaliyetine yardım ettiğim veya suç gelirini gizleme amacıyla hareket ettiğim sonucuna varılmasını kesinlikle kabul etmiyorum. Ayrıca iddianamede benim örgüt üyesi olduğum kabul edilmemekle birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğim ileri sürülerek suç yüklenmektedir. Oysa böyle bir suçlamanın kabul edilmesi için; benim örgütün ne olduğunu, ne amaçla hareket ettiğini bildiğim ve buna rağmen bilerek destek verdiğimin açık şekilde ortaya konulması gerekir. Dosyada ise benim böyle bir niyetim, bilgim ya da iradem olduğunu gösteren net bir suç delili yoktur. Bana isnat edilen fiiller; şirket çalışanı olarak işveren veya yetkili kişilerden aldığım talimat doğrultusunda bankaya gitmek, bazı ödemeleri yapmak ve günlük işleri yürütmekten ibarettir. Bu işlemler bir çalışan tarafından yerine getirilen rutin işlerdir. Bir çalışanın işini yapması; tek başına örgüt kastıyla, örgütün amacı doğrultusunda hareket ettiğini ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım iradesi taşıdığını göstermez. Bu nedenle yalnızca yaptığım işin niteliğinden hareketle hakkımda örgüte yardım suçunu işlediğim sonucuna varılması mümkün değildir.
Bilirkişi raporundaki para miktarlarıyla alakalı Sayın Başkanım şunları söylemek istiyorum: İddianamede geçen 11.06.2025 tarihli raporda, 169.200.000 TL para çektiğim ve 5.100.000 TL para yatırdığım yönünde bir değerlendirme yapılmış. Ben bunu soruşturma aşamasında açıkça söyledim; bu kadar büyük bir parayı tek seferde, toplu çekmedim. Zaten benim bankaya gidip gelmem gizli saklı yapılan bir şey değildi. Zaman zaman şirkette bana verilen görev gereği bankaya giderdim ama bunlar parça parça talimatlarla yapılan rutin işlerdi. Bankadan para çekmek benim işim dışında, olağan dışı ya da gizli yaptığım bir işlem değildi. Bu, zaman zaman bana verilen görevlerden sadece bir tanesiydi.
Şirketteki uygulama belliydi: Önce finans birimi beni ardı, bankadan para çekileceğini söylerdi. Sonra finans birimi bankaya e-posta atarak bu paranın çekileceğini ve parayı teslim alacak kişinin ben olduğumu belirtirdi. Ben de bu bilgi üzerine bankaya giderdim. Banka kendi hazırlığını yaptıktan sonra ayrıca Murat Bey'den, yani eski işverenden onay alırdı. Sayın Başkanım, ben bankaya gidiyorum; şirketteki finans bölümündeki arkadaşım bankaya e-posta atıyor, "Şirketteki çalışan gelecek, örneğin 1.000.000 TL para çekecek." diyor. Sonra en son bankadaki yetkili şube müdürü 'nu arayarak onay alırdı. Ben de parayı alıp şirkete getirir ve 'na teslim ederdim. Eğer kendisi yoksa şirkette idari işlerden sorumlu genel müdüre teslim ederdim.
Sayın Başkanım, Sayın Heyet; ben sadece bana söylenen işi yapıyorum. Bankadan parayı alıp şirkete teslim eden bir çalışandım. Kararı veren ben değildim, miktarı belirleyen de ben değildim, bankadaki bu işi planlayan da ben değildim. Bu yüzden iddianamede geçen nakit çekim işlerinin tek başıma benim aleyhimde değerlendirilmesini kabul etmiyorum. Ben, bu şirkette 11 yıldır çalışan bir adamım. Bu kadar uzun süre bu bünyede iş yapan bir şirkette, zaman zaman bankadan para çekip teslim etmiş olmam son derece normaldir. Ben bu işlemleri kendim için ya da herhangi bir örgütsel amaçla yapmadım. Tamamen şirket içindeki işleyış ve verilen talimat doğrultusunda yerine getirdim. Bu nedenle sırf bankadan para çekmiş olmamdan hareketle bunun bir suç ya da örgütsel bir faaliyet gibi değerlendirilmesini kabul etmiyorum.
Ayrıca Başkanım, ben bu işlemleri kayyum döneminde de yaptım. Ben kayyumda 2,5 ay çalıştım. Kayyumdaki üst yetkililer, "beyaz yakalı" tabir edilen kişiler bana "noter işlemleri var" dediğinde notere gittim. Kayyumdaki üst yetkili kişiler bana "şu firmadan çek alınacak" dediğinde gittim, 2,5 ay boyunca oradan çek aldım. Ayrıyeten yine kayyumdaki kişiler "şu aracın bakımı gelmiş" dediğinde randevuladım, bakıma götürdüm. Yani benim işimle alakalı yapmış olduğum görevlerde Murat Bey'in amirliği dönemine göre bir değişiklik olmamıştır. Eğer ben tutuklanmasaydım belki hâlâ kayyumda çalışıyor olacaktım. Ailem de mağdur olmayacaktı.
Şöyle de kapatmak istiyorum Sayın Başkanım: Savunmam burada bitmiştir. Burada benim gibi çok arkadaşlarımız var, tutuklu. Yani cezaevi koşullarını burada tek tek sırlayıp insanların, benim gibi ailelerin kafalarında farklı bir psikolojiye bürünmesinden dolayı cezaevi koşullarını tabii ki burada anlatmayacağım. Ama ben, 200 metrekarelik alanda, 70 kişiyle aynı anda yaşıyorum Başkanım. Hepsi de uyuşturucu mahkumu. Ben nasıl bir suç işledim ki bu devlet beni uyuşturucu mahkumunun içine atıyor? Ben uyuşturucu maddesinin isimlerini bilmezdim ya. Hani yaşam koşullarını geçtim; ben uyuşturucu maddenin isimlerini bilmezdim. Seneye üniversite sınavlarına hazırlanacak evladım; 'Baba istersen okulu bırakirım' diyor bana. Ben bunu duyacak bir ebeveyn olmadım eşimle beraber, bir baba olmadım. Bunun vebali kimdeyse Allah'a havale ediyorum. Benim eşim buraya gelebilmek için -çalışmak ayıp değil- gündelik işe gidiyor. Niye gidiyor? Üç kuruş evine para kazandırabilsin, çocuğunun okul masrafları giderilsin, kıt kanaat getirsin de eşine para göndersin, ihtiyaçlarını gidersin... Ben böyle bir aile reisi olmayı hak etmedim. Beni buraya kim bu duruma düşürdüyse onlara Allah'a havale ediyorum. Ben böyle bir baba, böyle bir eş olmadım hiçbir zaman. 42 yaşındayım, böyle bir aile reisi de olmadım. Beni düşürdükleri durum bu. Sonuç olarak üzerime atılan suçların hiçbirini kabul etmiyorum. Dosya kapsamıyla birlikte hakkımda ispat ve hiçbir somut ve kesin delil ortaya konulmadığı açık olduğundan tahliye kararımı, tahliyemi talep ediyorum Başkanım. Açıkçası yani burada okuyorum ama tahliyemi talep ediyorum. Saygılarımla.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.