Savunma

Çağlar Türkmen Müdafii Av. Canercan Kartal Savunması

Müdafi savunması·Çağlar Türkmen·16 Nisan 2026 · Kaynak

Müvekkilin bazı hukuki savunmalarını kısaca tekrar edeceğim; tahliye talebini ve kendi söylediklerini sadeleştirip kısaca bir beyanda bulunacağım. Şimdi gerek emniyet ifadesinde, gerek savcılık ifadesinde, gerek Sulh Ceza Hakimliği'ndeki ifadesinde, gerek iddianamede, gerek burada; müvekkilin sözde bir çıkar amaçlı suç örgütüne yardım ettiği, bu çerçevede suçlar işlediği ısrarlı bir biçimde iddia ediliyor. Ben gerçekten sorulara müdahale etmeyecektim; ilerleyen aşamada anlatacağım, sorulara müdahale etmek istememiştim. Şimdi bu ısrar malum ama İddia Makamı'nın kafa karışıklığı da çok açık. O da şöyle: Ben tersten başlayarak anlatacağım.

Çağlar Türkmen Müdafii

İddianamenin sonuç kısmında; 'şüpheliler , , ...' diye devam ediyor. TCK 227., 281. maddeler... Cezalandırılmaları gerektiği anlaşılmıştır diyor. Bir kere bu kadar gelişi güzel iddianame hazırlanmaz. 'Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek' (TCK 220/6), iki kere iptal edildi. 'Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme' (TCK 220/7)... İddianame ikisini birleştiriyor; acaba hangisini kastediyor? Ya bu kadar özensizlik karşısında iddianame mi yazılıyor, yoksa insanların hayatlarıyla mı oynanıyor diye sormadan edemiyorum gerçekten. Üstelik bu keyfilikle sadece suçlanmıyor, aynı zamanda tutuklanıyor; tutuklu yargılıyorsunuz. Kişinin istenen hapis cezasının tamamını tutukluluk altında peşinen yatmış olmaları maddi olarak telafi edilse de hukuka göre telafi edilebilir bir zarar değildir. 220/6 veya 220/7, hangisini yöneltiyorsanız artık; suç örgütü mesnetsiz isnadını tümden reddederek konuşuyorum. Bahsi geçen yapılanma belediyedir, gerisi lafügüzaf. Suç örgütü olmadığı için suç örgütü adına işlenmiş bir suç da yoktur, suç örgütüne yardım etmek de söz konusu değildir.

Çağlar Türkmen Müdafii

Şimdi biraz bahsetti kendisi de süreklilik ve yoğunluk kriterinin var olduğu gözüksün diye 8 Ekim'de -12 Ekim’inde şüphelinin hepsi tarafından bantlandığı söylenmiş sonuç kısmında. Ya müvekkilin 8 Ekim'den sorumlu tutulabilmesi mümkün mü? Peki Le Meridien’de bir örgüt toplantısı olduğunu nereden çıkarıyorlar, mantıklı mı? Ya bir örgüt var diyelim, toplantı yapıyor; nerede? Şehrin göbeğinde, Beşiktaş'ta. Gelenler kayda alınıyor, kayıt defterine... Ama siz diyorsunuz ki: 'Yani çok karanlık bir geceydi, bantlandı, çok kötü şeyler oldu içeride.' Olmayanın olmadığını ispat yükü bize düşüyor gerçekten. Açıkçası ciddiyetsiz bunlar.

Çağlar Türkmen Müdafii

Şimdi mesela toplantının örgütsel mahiyetli olduğu nereden çıkarılıyor? Tamamen varsayım ürünü, olgusal temeli olmayan bir yorum. Toplantının gizliliğini sağlamak üzere bant kullanıldığı nereden çıkarılıyor? Birazdan söyleyeceğim, müvekkil de söyledi: Öncü koruma faaliyeti. Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı'nın sadece postürü düzgün olsun diye basın mensupları tarafından görüntüsünün alınması 'hazırız' denilene kadar engelleniyor; bildiğiniz ulusal, uluslararası basın yayın organlarının da görüntüsünün alınması engelleniyor. Şimdi peki, toplantı salonuna getirilen jammerların olası bir savcı soruşturmasından korunmak için olduğu nereden çıkıyor? Sinyal kesici faaliyet malum olmuş mu? Eylem tamamlanmış mı? Müvekkil ikrar etti, 'Evet, belediye çalışanı olduğum için yaptım' dedi. Bu kadar.

Çağlar Türkmen Müdafii

Şimdi biraz toplu tutuklama hali üstüne konuşmak istiyorum Sayın Başkanım. Kaçıncı kişiye geldik? 36... Arada tahliye edilenler var, neredeyse yarısı tamamlanacak yakın zamanda. Bu kadar ifade aldınız; ne kamuoyu, ne biz, bence ne de siz salon içerisinde 'Asrın yolsuzluğunu işleyen biri var' izlenimine kapıldınız mı? 143 artı örgüt, 144 eylem diye düşünelim; ayrı ayrı yargılasak kimse tutuklanmazdı, burada bir çağlayan da olurduk, kamuoyunda böyle bir algı olmazdı. Yani yalnızca sokaktaki insana 'Ya suç örgütü yok ama bu kadar tutuklama var' dedirtmek için, 'var' algısını yaratmak için bu yöntem uygulanıyor. Koca sütunlar, koca mahkeme salonları... Suç örgütü iddiasının tek dayanağı toplu tutuklama, delillerde yok. Derhal bu hali sona erdirmenizi talep ediyorum; ne insani ne de hukuki.

Çağlar Türkmen Müdafii

Şimdi müvekkil bahsetti; mahremiyet ile gizlilik aslında aynı eş anlamlı kelime gibi düşünülebilir de suç örgütü gizliliği üzerine konuşmak istiyorum. Sayın Başkan, mahremiyet... Hepimizin mahremiyete ihtiyacı var. Kadim bir gelenek, Anadolu'da, tüm dünyada kapımızı örteriz, evde konuşulanlar evde kalır. Mahremiyet böyle bir şeydir. Yani şimdi tüm dünya suç mu işliyor? Mahremiyet ile suç örgütü için alınan gizliliği lütfen karıştırmayalım. Dün siz de jammerın üstünde durduğunuz için bunu biraz açmak istiyorum. Şimdi açık söyleyeyim; biz vatandaş olarak işimizle ilgili bir şey olunca ya da mesela siyasilerle ilgili atıp tutunca biraz WhatsApp'tan, FaceTime'dan konuşuruz telefonla. Eminim salonda herkes WhatsApp'tan, FaceTime'dan konuşuyordur. Annemle, babamla WhatsApp'tan, FaceTime'dan konuşuyorum; belki siz de böyle konuşuyorsunuz. Niye? Suç saklamak için mi? Ya savcılık öyle bir kapı açıyor ki, yarın öbür gün iddianamede şöyle iddialar görebiliriz: 'Sen bütün görüşmelerini WhatsApp'tan yapmışsın, FaceTime'dan konuşmuşsun, suç gizliyorsun.' Savcılığın açtığı kapı bu.

Çağlar Türkmen Müdafii

Devlet herkesi, her şeyi takip etmek istiyor. Yıllardır bu böyle, dünyada da bu böyle. Bu yanlış Sayın Başkanım. Bu sınırsız izleme ve gözleme isteği antidemokratik ve hukuk dışı. Hayır yani; devlet, savcılar, polisler istedikleri herkesi istedikleri gibi dinleyebilirler mi? Sınırsızca dinleyebilirler mi? İzlemenin, dinlemenin çok sıkı kuralları vardır. Bu noktada hukukun da böyle söylediğini hatırlamak iyi olacak. Örneğin; sizin meslektaşlarınızın yüzlercesi, emniyet mensuplarının yüzlercesi, hatta binlercesi 2007’den bu yana 'haksız yere insanları dinlediler, izlediler' diye suçlandılar, mahkum edildiler, hapis yatıyorlar, meslekten atıldılar. Devletin, yasaların verdiği yetkilerin kötüye kullanıldığını, bu şekilde sayısız yurttaşın canının yakıldığını hep birlikte yaşadık biz. Hatta ve hatta sayısız çetenin, suç örgütünün şantaj amaçlı dinleme ve izleme yaptığını yaşadık, görüyoruz.

Çağlar Türkmen Müdafii

Bizzat bu dava dosyasında, yasal yetkilerin kullanılmasıyla elde edilen görüntülerin birtakım gazetecilere nasıl sızdırıldığını bizzat heyetiniz dinledi. Sayın ekranda gösterdi örneklerini. Şimdi böyle bir atmosferde, bu somut gerçekler karşısında gerçek anlamda haberleşme özgürlüğüne sahip olduğumuz söylenebilir mi? Söylenemez. Bu salonda, hatta bu ülkede bir kişi bile böyle bir özgürlük hissi yaşıyor mu? Yaşamıyor. Hep verdiğimiz örneği tekrar veriyorum; lütfen vereceğim bu örneği somut olgular ışığında değerlendirin. Dün Mustafa Bey de anlattı ama çok kısa 'Balıkçı Kahraman' olayını anlatmak istiyorum: Karlı bir İstanbul günü... Başkan Ekrem Bey'in makam araçları ilk önce MOBESE'den alınıyor, görüntüler... Bir kısmı ise restoranda çekiliyor, harmanlanıyor; 'halk eziyet çekerken 'nun kar keyfi' biçiminde basına servis ediliyor. Şimdi halkımızda yerleşik olan ama basın ve diğer ellerle maalesef delik deşik edilen mahremiyet olgusu bu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı özel bir restoranda yemek yiyor, görüntüsü alınıyor. Sayın orada suç mu işledi? Matematikte 'olmayana ergi' diye bir yöntem vardır; kapalı kameranın olduğu yerde suç işleniyor, açık kameranın olduğu yerde suç işlenmiyor... Ya böyle bir mantık olabilir mi? orada suç mu işledi? Görüntülerde suç mu var? Hayır. Ama mahremiyeti yok sayalım, bu kadar. Mahremiyet dediğiniz olgu bu kadar.

Çağlar Türkmen Müdafii

E şimdi siz, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın görüntülerinin yayınlanmasının engellenmesine 'suç gizlemek' diyorsunuz. Ben de diyorum ki: Hangi suç? Hangi suçun gizlenmesi? Aksine esas suç mahremiyetin ihlalidir. Asıl suç, teknik tabirle özel hayatın gizliliğinin ihlalidir. Tabii ki zorlama iddiayı anlıyoruz; 'Örgüt gizlidir, siz de gizliliği sağladınız' diyor iddia makamı. Tekrar söylüyorum; şehrin göbeğinde, Mustafa Bey de anlattı, katılanların kim olduğunun ortada olduğu Beşiktaş'ta, bu toplantılar kameraların bantlanmasıyla gizli hale gelebilir mi? Otele girenlerin hepsi belli, kayıt defterleri malum. Şimdi jeemar mevzudan bahsedeceğim. Buradaki suçlama; olası bir savcılık soruşturmasına karşı önlem alma. Savcılığın yorumu bu. Şimdi nereden çıktı bu? Nereden çıktı yani? Bu taşıma işini müvekkilin sözde bir suç örgütü kapsamında yaptığına ilişkin delil nerede? Müvekkilimde bir soruşturma ve o soruşturma kapsamında izleme yapıldığının bilgisi nerede? Yok. Ya biraz önce soruya müdahale etmemin gerekçesi oydu. Bir şey aranıyor yani: 'Bugün gizledin mi? Başka ne zaman gizledin? Başka ne zaman kapattın?' Aynı emniyette, savcılıkta yaşadığımız işler. Tekrar o örneği vermek istiyorum; Çağlar Bey verdi de bana da daha kötüsünü verdi Savcı Bey. 'Avukat çantasında ne taşır?' dedi; ben 'Dava dosyası taşır' dedim. O saçma bir şey söyledi... Her araçtan indirildiğinde bavul açılıp bakılmaz. O dönem, dediğim gibi, 'bavullarda para var' iddiasını somutlamaya çalıştıklarından öyle bir kurgu yaptılar.

Çağlar Türkmen Müdafii

Şimdi jammer olarak kullanıldığına ilişkin bir tespit var mı? Yok. Hadi diyelim o dönem yapılamadı, önceden Ekim öncesi yapılamadı teknik olarak; vatandaşlardan bir şikayet var mı? O da yok. 'Telefonlarımızı kullanamıyoruz' mu demişler? Otelden bir şikayet mi var? POS cihazlarını mı kullanamıyorlarmış? Televizyon mu çekmiyormuş? Eylem tamamlanmış mı yani? 'Haberleşmenin engellenmesi' tamamlanmış mı? Tüm soruların cevabı hayır Sayın Başkan. Dosyada jammer çalıştırılarak üçüncü kişilerin iletişiminin engellendiğine ilişkin hiçbir tespit yok. Teknik olarak varsa, mağdur olan insanlar şikayet ederdi; 'Haberleşmemiz engellendi' derdi, o zaman konuşurduk. Şimdi bunu konuşamayız. Müvekkilin şahsi konumunu anlattı, tekraren detaya girmek istemiyorum. Sıradan İSTGÜVEN A.Ş.'ye bağlı bir personeldir. 'nun koruma ekibinde görevlendirilmiştir. İşini, gücünü yerine getirmiştir. Şimdi tahliye talebinde belirttim, biraz da burada açmak istiyorum: Müvekkilin ne yaptığından değil, ne olduğundan davacısınız. Bu da aramızdaki meselenin konuşulmasını hukuksal olarak zorlaştırıyor. Çünkü ben günlerdir burada ne konuşacağım diye düşünüyorum açıkçası. Aylardır dönüp de "Neden buradayız? Tahliye talebine ilişkin ne diyeceğim?" diye soruyorum. Kanun maddesinde hangi Yargıtay kararı? Yok işte; ama siyasal olarak kolay, anlaşılabilir konuşabiliriz.

Çağlar Türkmen Müdafii

Müvekkili, devletin tek başına temsil etme iddiasında bulunan devlet başkanının değil, cumhurbaşkanı adayı olan Sayın 'nun koruması olduğundan yargılıyorsunuz. Sadece bu; siyasal bir iddia. Cevabı da öyle olmalı. Suç teşkil edecek bir şey yapıp yapmadığından bağımsız olarak, sürekli 'nun korumalığını yapmak. Bazı kişilerin belli kaidelerine göre suç, günah olarak tanımlanmış olabilir sayın başkanım. Bazı hakikatlerin hukuksal, bazılarının siyasal olduğunu savunuyoruz o zaman. Ya ben savunmuyorum böyle, böyle olmamalı da. Şimdi ben tekrar söylüyorum; tahliye talebinde söylediğim için: "Beni 'nun koruması olduğum için yargılıyorsunuz, başka da bir suç veya eylem gösteremiyorsunuz" diyen kişiye; "Evet, bu yasa dışı örgüt faaliyeti, o nedenle zaten bunu ikrar etmen yeterli" diyebilir misiniz? Diyemezsiniz sayın başkanım.

Çağlar Türkmen Müdafii

Siyasal atfa da gelirsek; bu alanın en klasik metinlerinden birisinde mesele inceleniyor; Makyavelizm siyasi faydacılık. Sayın Başkan bunun aksi inşa edilmiştir koskoca siyasi metinlerde. Siyasetin bir ahlakı olmalıdır. Adliyelerde oligarglar yaratılıp, sandıkta sorulamayan hesap duruşma salonlarında sorulmamalıdır. Hukuk, siyasetin mülkü edilmemelidir. Edilirse işte böyle oluyor halimiz; çökeriz, karşılıklı çöküyoruz. Farkında mısınız bilmiyorum müvekkil ile meramımızı bir mahkeme önünde tam 1 sene sonra anlatabiliyoruz. Aylarca iddianamesiz durduk, "Neden buradayız?" diye birbirimize sorduk. İddianame geldikten aylar sonra sizin huzurunuzdayız. Ben bir yurttaş olarak, bir hukukçu olarak, bir müdafi olarak bunu kabullenemiyorum. Bu işin son bulmasını talep ediyorum.

Çağlar Türkmen Müdafii

İddianame düzenlendi, deliller toplandı; toplanacak başka delil yok. Hadi geçen tahliye değerlendirmesinde "sorgusunu vermediği için tutuklu kalma hali devam etti" diyelim, hadi onu da kabul etmiş olalım; ama kaçma şüphesi olduğuna dair hiçbir veri yok. Tutuklulukta geçen süre gayet yeterli. Bu bir kriter değil ama bir uygulama işte; şu an sorgusunu verdi ve bitirdi. Ben de bitiriyorum. Dolayısıyla mevcut dosyada müvekkilimin tutukluluğunun devam etmesi için hiçbir gerekçe yok. Bir an önce; bugün, yarın, ilk tahliye değerlendirmesi ne zamansa, tahliyesini talep ediyorum.

Çağlar Türkmen Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.