Savunma

Fatoş Pınar Türker Müdafii Av. Burak Candan Savunması

Müdafi savunması·Fatoş Pınar Türker·9 Haziran 2026 · Kaynak

Efendim, ben savunmaya geçmeden önce Sayın iddia makamının sormuş olduğu iki tane soru var, onlarla ilgili bir şey, hemen söylemek istiyorum. Sayın iddia makamı kandil simidi ile ilgili sorusunu sordu ve dedi ki; "Hiç böyle yapılmayan işlerle ilgili sizden talepte bulunuldu mu?" dedi. Mesajı, bahsettiği mesajı aynen okuyorum, "İBB'ye 230.000 adet kandil simidi gitmiş." Yani burada yapılmayan bir işten bahse, mesajda bile zaten bunun olduğu söyleniyor. Yani dolayısıyla o yöndeki bir sorunun ben kesinlikle bir algı yaratmaya çalıştığını düşünüyorum. Yine diğer sormuş olduğu sorular Halk Ekmek'le ilgili konuların da aslında iddianamede olmadığını, birazdan anlatacağım üzere bu mesajların tamamen algı yaratmak için buraya konulduğunu, savcı beyin sorularının da aslında yine bir buna çanak tuttuğunu söylemek istiyorum. Sayın Başkanım, ayakta devam edeyim, böyle konuşamam.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Efendim, ben son söyleyeceğimi ilk başta söyleyeyim: Müvekkilimiz rüşvetten tutuklu. Saydınız eylemleri, suçlamaları saydınız, rüşvet dediniz. Dolayısıyla müvekkilimizin tutukluluğunun devam etmesi hukuken mümkün değil. İlk önce bunu söylemek istiyorum. Biz, 9 Mart'tan bu yana buraya geliyoruz. 9 Mart'tan bu yana geldim, ben neredeyse hiç söz almadım, bir 15 dakikalık tahliye talebinde bulundum. Bir de onun dışında size bir soru sordum hatırlarsanız, dedim ki: "Ben müvekkilimin eylemlerini bulamıyorum, bunun devamına karar verdiniz. Hangi eylemler rüşvet suçlaması var?" Sayın Başkanım siz de dediniz ki, "Aynen biraz önce saydığım eylemleri tek tek saydınız, sadece bu eylemler var." dediniz. Başkanım, bu eylemlerde yine rüşvet, ek savunma verdiniz yine rüşvet. Müvekkil sadece rüşvet suçundan tutuklu.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi iddianameyi görüyoruz. İddianamede birçok şey yazıyor ama bir şey yazmıyor. Bunda normalde heyetin hiçbir sorumluluğu, kusuru vesaire olmayacak. O da nedir Sayın Başkanım? Sayın Savcı ve iddia makamı olarak onlarca, yüzlerce iddianame düzenlemiştir, siz de yüzlerce, binlerce iddianame görmüşsünüzdür. Efendim, şu olmaz mı? Sanık yazar, sanığın altında isnat edilen suçlar yazar. Nitekim CMK 170/3 h'de de der ki, "Sanığa isnat edilen suçların yazması gerekir." Ya bu iddianamede yok. Yeni savcı ortak hazırladı, 4.000 sayfalık iddianamede bunu yapmamış. Her iddianamede olan, Türkiye'deki her iddianamede yazan husus yok. Bunun atlanması mümkün değil, iddianame iade sebebi. Ancak siz kabul ettiniz. Şimdi, bunu niye yapmamış? Niye yapmamış? Demin anlattığım sebepten yapmamış. Savcı bey iddianameye, yeni savcı ortak imzaladığı iddianameye müvekkilimizin adının altına suçları yazsa, rüşvet suçu olmadığını zaten ortaya çıkacak. Ama rüşvetten tutuklu.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi bu sebeple bu suçlar uymadığı için biz bunların iddianamenin en başında olmadığını ve bunun aslında çok usuli büyük bir hata olduğunu düşünüyoruz. Meslektaşlarım çok anlattı soruşturmadaki ihlalleri vesaire, hepsini anlattılar ama ben size birkaç tane ufak husus anlatacağım. Bunlardan bir tanesi biraz önce müvekkilin söylediği el koyma kararı var, mal varlığı üzerinde. Efendim mal varlığındaki el koyma kararını savcı ortak talep etti. Ne kadar talep etti? Soruşturma 9 ay mı sürdü, 9 ay boyunca her ay talep etti. Bize kararı vermediler. Sulh cezaya yapmış olduğumuz itiraza bakın, bize sadece "9 Sulh Ceza'nın şu numaralı dosyası" dendi. Biz de o numaraya istinaden itiraz ettik ama itirazımız da şu: Kararı alamıyoruz, kararı bize verin. Savcılığa yazıyoruz, vermiyor, siz verin. Sulh ceza dedi ki; "Biz de veremeyiz, savcılıktan alın." Ve bilmediğimiz karara göre biz itiraz etmek zorunda kaldık.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi, o kadar dilekçe verdik, dosyayı aldık, dosyada benim dilekçeler yok, hiçbiri yok. UYAP dedik, UYAP'ta da yok. Geldik, sonradan ne oldu? İşte 2024'e bir soruşturma numarası vardı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, orada tüm sanıkları tefrik ettiler Sayın Başkanım. Tefrik ettikleri kim? Sözde örgüt kurucusu, örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri. Dosyayı tefrik ettiler, tefrik edilen dosyaya Savcı Bey uygun gördüğü şey, belgeleri koydu. Şimdi, siz bu dosyada yakalamalı sanık beklediğiniz takdirde ne yapacaksınız? Yakalamalı sanık tefrik edip ana dosyayla ilgili karar vereceksiniz, soruşturmada da böyle olması lazım. Ama tefrik edince ne oldu? Ben kalemden aldım bütün dosyayı, siz verdiniz, UYAP'a bakıyorum, efendim, benim onlarca dilekçem var, hiçbiri yok. Ne dilekçeleri bunlar biliyor musunuz? Bilirkişi raporu, dosyaya Haziran ayında gelmiş, masaya raporu Haziran ayında gelmiş. Benim her ay düzenli olarak bunları talep ettiğim dilekçelerim var. Sürekli olarak talep ettim. Dedim ki; "Bilirkişi raporu kısıtlamaya tabi değildir, bunu vermek zorundasınız." Katibin şifaen söylediği tek şey şu: "Avukat Bey, MASAK raporu geldi. MASAK raporunu vermiyoruz, onu bilirkişi raporu olarak değerlendirmiyoruz, bilirkişi raporu da gelmedi."

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bu soruşturma sonuna kadar ben bunu hem fiziki olarak dilekçe verdim hem de kayıt kalsın diye UYAP'tan sundum. Yani bir tanesi kaçarsa diğeri kalsın diye. "Yok efendim, kısıtlamaya tabi değil bilirkişi raporu." Bunu otobüsle anlatacak halimiz yok burada. UYAP'tan sonra dilekçeler var, bana tebliğ edilen bir şey yok. Bir tane sanık müdafi şunu diyemez: "Ben iddianameden önce bilirkişi raporunu gördüm, okudum, biliyorum." Çünkü kimseye vermediler, hiç kimsede böyle bir şey yok. Efendim, bu dosyanın soruşturma aşamasında müvekkilim çok şey anlattı ama buradaki sanıklara gerçekten düşman gibi davranılmış. Düşman gibi davranıldığı için delillere bile ulaşmamız engellendi. Açıkça savunma hakkı kısıtlandı. Biz böyle bir süreçten geçerek geldik. Nitekim ne oldu? İddianameyi kabul ettiniz; iddianameyi kabul ettikten sonra geldik, dedik ki evrakları verin kaleme. HTS kayıtları falan varsa ne varsa verin. HTS kayıtları dediler, savcılıktan gelmedi.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Tamam, olmaz ama olmuş, bekledik, geldi. Kaleminizdeki arkadaşlar şahittir, gittik hard disk verdik, aldık bütün HTS'leri. Vekilimle ilgili HTS yok, hiçbir şey yok. Ama ne var biliyor musunuz sayın başkanım? O bize verdiğiniz HTS'lerin içerisinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çok önemli bir soruşturmasının, kısıtlama kararı olan başka bir dosyasının HTS kayıtları var. Sizin mahkeme kaleminiz tarafından bize verilen konuda aslında başka bir soruşturmadaki, şu anda Türkiye'nin çok önemli insanlarının da olduğu bir şeyin HTS kayıtları var. Geldim ertesi gün kaleminizdekilere söyledim, arkadaşlara geldim dedim ki: "Başkan bey ile görüşebilir miyim, çok önemli bir konu var." Dediler ki: "Başkan bey avukatlarla görüşmüyor." O zaman dedim ki ben sizin notunuzu ileteyim, bunları artık avukatlara vermeyin, bakın burada böyle bir sıkıntı yaşayacaksınız, HTS kayıtları. Sonra verdiler mi, vermediler mi bilmiyorum.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Devamında dedik ki bizimle ilgili HTS kaydı yok, bunu isteyelim. Arkadaşlar da dediler ki "Savcılığa yazdık, savcılık gönderecek." Sayın başkanım, nasıl bir soruşturma bu? Yani tefrik ederek bunu yapamazsınız. Şu an dosyalarda belki 50 tane, 100 tane, 200 tane belki şüpheli var. Benim orada müvekkilim yok, ben o dosyayı bilmiyorum. Ama ana aktörler burada, öyle gözüküyor en azından. Dolayısıyla mantıklı olan onların tefrik edilip ana dosyadaki bütün evrakların geldiğini söylemek olmaz mı? Siz bana şunu taahhüt edemezsiniz, iddia makamı da taahhüt edemez: "Sizin müvekkilinizin neyine bir evrak geldi ama orada kalmadı." Ben bilmiyorum efendim, siz isterseniz isteyin. Çünkü veremez, çünkü o zaman da kısıtlılık girecek. Ha ayrı bir şey de vardır, kısıtlılık niye var hala o dosyada? 2024 soruşturma numarası üzerinden geçmiş 2.5 sene, hala dosyada kısıtlama mı olur? Ama hiçbir evrakı göremiyoruz. Çünkü burada şöyle yaptılar: İnsanları tutukladılar, apar topar, tutukladıktan sonra soruşturma aşamasında delil bulmaya çalıştılar.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Müvekkilim size anlatmak istediği şey de o. Emniyet sorgusuna gidiyoruz, 1000 tane soru soruluyor, iddianameye geliyoruz hiçbiri yok. İddianamede olmayan soru mu olur? İddianameye geliyoruz, HTS'den sorulmuş mu, tek tanesi bile sorulmamış. Gizli tanıklar var, yarısı gitti, yarısı geldi. Yani çok kötü bir soruşturma sürecinden sonra, her nasılsa bunu, dediğim gibi yine özellikle söyleyeyim, 7 tane savcı oturmuş, altına imza atmış, 400 sayfalık iddianame hazırlamış, 400 tane sanık koymuş, yüzünden fazlası da tutuklu. Efendim bu iddianamenin aslında başından itibaren çok kötü olduğunu ve kusursuz olduğunu en basit bu şekilde söyleyebiliriz. Sayın başkanım, son bir şey daha anlatacağım soruşturma süreciyle ilgili, sonra eylemlere geçeceğim.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bir de biz tutuk incelemelerine çıkıyoruz aylık olarak. Hukuk incelemesi düşünün; müvekkilim katılmış, kendine anlatmış yaklaşık 10 satır. hiç katılmamış. Benim müvekkilimin beyanları için yazılmış, müvekkilime bir cümle yazılmış, bir de 'ın müdafi katılmış, o da başka bir şeyleri anlatmış. Başkanım, siz soruyorsunuz ya sanıklara, avukatlarına; "Siz bunun altına imza atarken görmediniz mi, okumadınız mı" diye. Efendim o hakimler, sulh cezadaki sorgudaki, onları görmüyorlar mı? Altına nasıl o kararı onaylıyorlar? Demek ki bu insanlar bazen, yani bu insanlık hali olarak da bir nevi görebilirsiniz; o anki psikolojiyle, baskınlıkla, yorgunlukla ya da işlerin sıradanlaşması sebebiyle okumadan onaylayabiliyorlar. Çok karar hatırlıyorum, bu soruşturma dışında da düşünün; isnat edilmeyen suçtan veya CMK 100 dışındaki olmayan suçlardan dolayı tutukluluğun devamını değil, "CMK 100 taksit şu, işte şu suçlar" diyor. Şimdi bu hakimlerin yoğunluğundan, işin düzensizliğinden veya sıradanlığından kalemini yapmış olduğu matbu hatalar. Ama sizler de onları okumadan onaylayabiliyorsunuz. Dolayısıyla her sanığa sorulur "niye okumadan onayladın" kısmını da maalesef bu sebeple şey yapmıştım, yani katılmadığımı belirtmek istiyorum.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bu da 8 Sulh Ceza’daydı yanlış hatırlamıyorsam. Müvekkilimiz de bu son olaylardan sonra dedi ki: "Ben artık katılmak istemiyorum Sulh Ceza duruşmasına. Hakimler yüzümüze bakmıyor. Bazen hakimi bile görmüyoruz kameradan. Siz çıkın" dedi. Ben katılmak için Çağlayan Adliyesi'ne gittim. Buradaki çok meslektaşım da vardır belki o sorgu sırasında yanımızda. Mübaşire isimlerimizi yazdırdık hangi avukatların geldiğine dair. 3-4 saatte yakın bekledik Sulh Ceza’da, Çağlayan'da; biliyorsunuz. Arka kapıdan dolaştık, kimse bizi almıyor. Hakim Bey de o şeydeydi, duruşma salonunda. Arka kapıdan girdim. "Hakim Bey" dedim "Ben 3 saattir bekliyorum. müdafiyim. Bizi, rica etsem dinler misiniz? Müvekkilim katılmayacak." "Yok Avukat Bey" dedi "Biz sizin müvekkilinizi dinledik" dedi. "Efendim" dedim "Katılmayacaktı kendisi." "Yok Avukat Bey" dedi "Durun bir bakayım" dedi. Ekranını bana çevirdi, baktım müvekkilimin gerçekten beyanı var. Ertesi gün cezaevine gittim, dedi ki: "Murat Bey şöyle oldu: Ben hakime söyledim sizin orada olduğunuzu, Çağlayan Adliyesi'nde de olduğumuzu. Hakim Bey dedi ki bana: 'Kameralara bak, burada avukat görüyor musun? Burada avukat falan yok. Yap savunmanı, uzatma artık. Bunu hemen şey, tutanağa bağlayalım.' dedi. Ben de ona: 'Bunu tutanağa yazın o zaman bu beyanımı' dedim" dedi. Gerçekten tutanak çıktı. Hakim Bey bunu yazmış. Müvekkilim demiş ki: "Avukatım kapıda bekliyor, Çağlayan Adliyesi'nde. Avukatım çıkacaktı, onu çağırın" diye. Hiç kimse umursamadı efendim. Böyle bir soruşturma süreci geldi, geçti. Biz karşınıza çıktık.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi müvekkilim eylemlerden yola çıkarak bir şeyler anlattı. Ben de suçlamalardan yola çıkayım ki, rüşvet suçundan tutuklu olan müvekkilimin de rüşvet iddiasının olmadığını bir kere daha anlatmış olayım. Şimdi ilk suçlama irtikaba teşebbüs. Biraz önce yardım etmeden dolayı da ek savunma verdiniz. Şimdi burada bir denen bir müşteki var. 'ın öncelikle şunu söylemek isterim, ifadesi müşteki sıfatıyla değil; etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli sıfatıyla alınmış. Peki ne demiş? Biraz önce müvekkilimin söylediği gibi: " beni aradı. 50 tane İBB personeli için indirim istedi. İsim olarak da aynen şöyle ve gibi isimler de söyledi. Ama ben bu indirimi kabul etmedim, onlar da alamadılar." diyor. Bu kadar. Müvekkilimizle ilgili "Geldi, baskı yaptı, şunu yaptı, bunu yaptı, görüştüm, görüş..." hiçbir şey söylemiyor. Peki tarafı olan 'ın dünya kadar etkin pişmanlık ifadesi var. Herhangi bir tanesinde müvekkilimizin adı geçiyor mu? Adı dahi geçmiyor. Diyor ki: "Ben 50 tane İBB personeli için indirim istedim, da yapmadı" diyor. O da bunu söylüyor.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Duruşmada yanlış hatırlamıyorsam 27. eylemle ilgili ifade verdi. anlattı konuyu. iki yönden önemli. Yine müvekkilimize yönelik bir şey söylemedi ama bir aslında burada irtikap olmadığını, o iddia edildiği gibi çok uzun süreler olmadığını, 12 günde bu işlerin yapıldığını anlattı, hatta 4 gün içerisinde bu işlerin bittiğini söyledi. Bir de Sayın Savcının sorusu üzerine yanılmıyorsam ya da heyetimizin sorusu üzerine bu cümle okundu ve dedi ki : "Ya Pınar benim arkadaşım olur, öyle bir şey olsa Pınar gelir bunu benden isterdi. Başkasından istemezdi" dedi. Bunlar, bu ifadeler böyleyken iddianamede ne yazıyor? 'ın yönlendirmesiyle inşaata gittikleri falan gibi bir cümle yazıyor. Hiç kimse, işte o üç tane ifade söyledim, kimsenin böyle bir iddiası yok. Böyle bir kayıt yok, böyle bir nitelendirme yok. Şimdi hiç olmayan bir şeyle ilgili ben şimdi irtikaba teşebbüse yardım etmekten dolayı size açıklama yapıyorum. Böyle bir iddia yok ki başkanım. Yani bunun bir tane delil, bir iddia... Müşteki dediniz, hani etkin pişmanlıktan da ifade verse müşteki yazmış iddianamede, müşteki söylesin bari "Geldi bana." diye ki ben size irtikabı anlatayım. Yani şuna harcadığımız vakit gerçekten hani benim nazarımda boşa giden, tamamen bir vakit. Kaldı ki Medya A.Ş. Genel Müdürü'nün bir tane inşaat firmasının, yüzlerce daire yapan bir insanın üzerinde nasıl irtikaba teşebbüs olur? Yani siz Ağır Ceza Heyetisiniz, bu tür dosyaları çok gördünüz, irtikabın nasıl olduğunu da gayet iyi bilirsiniz. Görevi yok, yetkisi yok, bir yani şey söylemek istemiyorum ama Pınar gibi bir kadın gidip bir müteahhide ne demiş? "Ev yapma, evleri zamanında yapma, izin vermeyiz." mi demiş? Ne... hiçbir şey yok. Yani bununla ilgili tamamen şeyler delilsiz, isnatsız ve çok mantıksız bir suçlama efendim.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi diğer iddia, sadece ek savunma yönünden söylemiyorum, iddianamede bir şey var, ihaleye fesatla ilgili. Müvekkilim anlattı, onu da çok uzun girmeyeceğim, Eylem 73'le ilgili. Bütün eylemlerle ilgili aslında nitelikli dolandırıcılık diyor, ama Eylem 73'le ilgili sadece ilaveten ihaleye fesat. İhaleye fesadın sebebi şu efendim: İşte sözde bir bilirkişi raporu var. Bu sözde bilirkişi raporunda bir kopyala-yapıştır hatası olmuş ama cümle çok açık ve bariz. Diyor ki: "İBB'nin muhammen bedelini hesaplayan" diyor ve Medya A.Ş. çalışanlarının hepsini yazmış. Çok basit başkanım, yukarıda tablo var. Tabloya bakın, muhammen bedeli kimlerin hesapladığı yazıyor, hepsi İBB personeli. Yani bunu da aslında anlatmak istemiyorum.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Ama bunu söylememin başka bir sebebi var. Bunu söylemem şundan kaynaklı: Şimdi herkes "bilirkişi raporu" diyor, herkes "bilirkişi raporu" diyor.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Efendim, ortada bilirkişi raporu yok. Soruşturma aşamasında herhalde bize de savcılık o yüzden vermedi. Bu bir taraf raporu, kurum raporu. Niye? Bilirkişi raporunun nasıl alınacağı, hangi şartlarda alınacağı belli. Tabii ki bu ihalelerle, işleyişle ilgili sizlerin, bizlerin hukuki bilgisiyle yeterli olmayacaktır, bir inceleme yapılabilir. Ama şimdi peki, bu nasıl yapılır? Sizde liste vardır, İstanbul'da yetkili olduğumuz için İstanbul Bölge Bilirkişi Kurulu'ndan listeye bakarsınız; ihale uzmanı, satın alma uzmanı, işte muhasebeci, vergici kimse seçersiniz, ona yönlendirme yaparsınız. Savcılık ne yapmış? Eski tabirle Hazine'ye yazı yazmış. Demiş ki: "Elimde dosyalar var, siz şunları bir inceleyin." demiş. Peki sonra ne olmuş? Tek dosyada bulabildiklerimle konuşuyorum bu arada. Bir kişi gelmiş heyetten, dosyaları aldığına dair tutanak var, imza atmış, "Teslim aldım" diyor. Artık Ankara'da mı, İstanbul'da mı onu da bilmiyorum. Bunların şimdi vasfı ne, özelliği ne, uzmanlıkları ne, eğitimleri ne? Hiçbir şey bilmiyorum. Taraf yani, bu dosyaya gelse irtikap iddiası var, rüşvet iddiası var, bir dilekçe verse kanunen katılacak Hazine. Hiç buna kimsenin itiraz edecek bir durumu yok, katılacak da zaten.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bu rapor, kesinlikle bir bilirkişi raporu değildir. Bilirkişiler yemin ettiler mi, efendim? Ben diyorum, yemin ettiler. Peki bununla ilgili yönetmelik var, bilirkişilerle ilgili. Eğer siz bilirkişilerin uzmanlıklarını, listeledikleri yeterli görmezseniz tabii ki bir dışarıdan atayabiliyorsunuz. Buna engel yok. Ama ne diyor yönetmelik; eğer böyle bir işlem yaparsanız, diyor bilirkişi kuruluna bildirin. "Ben bunları, bunları, bunlardan ötürü seçtim" de. Bu açıkça yönetmelikte var. Bu yapılmış mı? Bununla ilgili bir raporda var, dosyada. Savcı Bey, kısaca çağırmış, yazmış halini, gelmiş oradan dört beş kişiyi, bir rapor hazırlamış. Sonra bir tane daha hazırlamış. Bir tane daha, altı tane bilirkişi raporu var. Altı tane bilirkişi raporu, dedikleri raporların hiçbirinin bilirkişi mahiyeti yok sayın başkanım. Yani sizin bu sebeple de zaten oradaki yapılan tespitler, incelemeler, zararlar... hiçbirinin bir geçerliliği de yok aslında bakarsanız. Çünkü o raporun bir değeri yok. Bu tamamen bizim alacağımız, CMK işletimi kapsamında alacağımız mütalaadan hiçbir farkı olmayan, kurum raporu niteliğinde bir rapordur. Dolayısıyla bu bilirkişi raporunu da, böyle kişilerin hazırladığı raporu da böyle kopyala-yapıştır hatası olması ya da yanlışlıklar olmasını da gayet aslında makul görüyoruz.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi, diğer suçlama; iddianamedeki suçlamalardan gidiyorum, ihaleye fesat karıştırma. Sayın heyet, yedi tane savcı oturmuş, imzalamış; dört bin sayfa iddianame yazmış ve demiş ki, "Bu eylemlerle ilgili burada ihaleye fesat karıştırılmıştır." Olmaz, olamaz diyorduk. Ne yaptınız? İhaleye fesat olabilir, diye ek savunma alıyorsunuz şimdi. Efendim, anlatmayacağım, çok hızlı geçeceğim. İki unsuru var; zarar. Eylemlerin yarısında zarar zaten o sözde bilirkişi raporunda bile tespit edilmemiş. Kalanları ile ilgili açıkladık. Yani burada bir zarar iddiası olan kimse yok. Suçtan zarar gören kurum, İBB. Sizden tek talebim de hatırlarsınız buydu; "İBB'ye müzekkere yazar mısınız? Davet eder misiniz, zararını sorar mısınız?" diye. Tebligat çıktığını gördüm ama onlardan bir beyan geldiğini daha görmedim. Ama burada zararın olmadığı da açık. Çünkü niye? İş denetim raporları var daha öncesinde, Sayıştay raporları var. Bunlarla da baktığınızda bunlara bir zarar var. Zarar yoksa zaten tek dolandırıcılık olmaz. Diğeri de ilgili kişinin iradesini sakatlamanız gerekiyor aslında bakarsanız. Yani dolandırıcılık tek başına hileli bir harekete yeterli değil. E burada suçtan zarar gören kim? İBB. Binlerce, milyonlarca ihale yapan kurumu, müvekkilimiz nasıl iradesini sakatlayabiliyormuş da bir ihale yapabilmiş? Bu da mantıksız, bu da... Yani üç unsurdan, ben geçiyorum, üç unsurdan ikisi zaten olmayan bir şeyde ihaleye fesat karıştırma oluşması mümkün değil. Yani bunu yedi tane savcı değil ya, başka birisi gelse bunu anlatamaz.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi bununla birlikte, eylem 77'ye geçtim, tekrar oraya döneyim. Eylem 77'deki ihaleye fesat karıştırma, bunun ben çok net anlaşıldığını düşünüyorum. Faturasını yansıttık. Bilirkişi raporu denen raporda ve iddianamede, suç tarihi, aralığı birebir yazıyor ve diyor ki; "bu, burada bir haksız kullanım vardır ve bu haksız kullanımdan dolayı da belediye zarar görmüştür." Sayın başkanım, tespit doğru, ama devamı yok. İncelememişler çünkü, öyle bir bilirkişi raporu sonucu çıkar. Alsa faturayı, gelse, dese ki "Medya A.Ş.'ye, bununla ilişkin bir fatura var mı, ödeme var mı?" dese, biz nasıl çıkarttık şimdi koyduk önümüze? Muhtemelen onlar sordu, yarım saat sonra, savcılık sorsaydı ya da heyetimiz sorsa, yarım saat sonra gelirdi o fatura. Dolayısıyla iddianamede bahsedilen o bedel, eee, tahsil edilmiş ve ödenmiş, dolayısıyla burada şey de yok başkanım. Yani bu eylem yönünden kesinlikle zarar yok.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi Eylem 66, 67, 69 gelir getirici, işte satış ihalesi dedikleri reklam alanlarının kiraya verilmesi ihalesi efendim. Şimdi buradaki iddia da şu; Medya A.Ş.'nin İBB'nin iştiraki. Diyor ki; "sen 4.650'ye aldın, 6.650'ye verdin" bir eylemde, örnek olsun diye anlatıyorum. 1.900 İBB zarar etti. Var, zarar ettiyse tek yol dolandırıcılık var, der. Efendim, kurum bunlar. Yani o kâr ederse öbürü de eder. Şimdi Medya A.Ş. zarar etmiş, işte 200 milyon dediler, e kim parayı ödedi? İBB ödedi. E kâr ettiğinde, kasadaki parayı kim harcayacak? Yine İBB harcayacak yani, dolaylı olarak. Bu, bu sebeple, bu mantıkla hazırlanan şey; birincisi kötü, ikincisi burada müvekkilin bunu tam anlattı, ama ben de biraz açmak istiyorum. Çünkü ihale süreci var bu reklam alanlarında. Medya A.Ş.'nin durumunu olmadığı halde ihale yapıyor falan, buraları geçtim. İhale yapılırken şöyle yapılır sayın başkanım; ben firma olarak teklif veriyorum, benim gibi dört firma daha teklif veriyor, sonra ihale komisyonu diyor ki; "İşte 10 Haziran'da gel." 10 Haziran'da buluşuyorlar, firmaların huzurunda bu teklifler açılıyor, okunuyor, firma sahiplerinden tekrar teklif alınıyor, herkes huzurunda bir daha açılıyor ve en yüksek olana veriyorlar.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Şimdi müvekkilin aslında orada anlatmak istediği şuydu; "Bir eylemde bir tane firma..." diyor ki "örgüt firması değil". E tamam, bir tane firma örgüt firması değilse, o firma gelip en yüksek teklifi de verebiliyor. Onu geçtim. Eylem 67'de diyor ki; "üç tane firma bu ihaleye katılan örgüt firması değildir." diyor. E üç firma örgüt firması değil, katılmışlar, herkes ona tekliflerini vermişler. Ve siz diyorsunuz ki; "burada bir usulsüzlük var." Ama o işin olayı içinde yok. Yani iddianamenin anlatımı ve gerçekten yaşanılanlar arasında çok büyük kopukluklar var sayın başkanım. Zaten müvekkilim bu şirketlerin örgüt şirketi olup olmadığının neye göre belli olmadığını falan hepsini anlattı. Diğer eylemler 85, 89, 106 taahhüt altındaki işler, bu işlerin yapılması ile ilgili. Başkanım bunu da size şöyle anlatayım, bu ihaleler yeni yapılan ihaleler değil. En basit iddianamede benim 2022 yılından beri süre gelen ihaleler. Şimdi bu ihalede şöyle yapıyor, 39 kalemlik iş var diyorlar. İşin medya A.Ş. mi belirliyor ne iş yapılacağını? İBB'den gelen teknik şartnamede iş kalemleri tek tek ayrı ayrı 39 kalem olarak belli. Medya A.Ş. ne yaptı? Ayırdınız çünkü istisnai limitin altında kalacaktınız diyor. 39 kalem iş teklifi 13 tane ihaleye çıkmış. Bu birleştirme oluyor, ayırma olmuyor.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Orada bir Türkçe de bir hata var herhalde. Müvekkilim de anlattı 6 tane video işini bir firmaya veriyor, birleştiriyor. İstisnai limitin altında kalmak için ayırdınız deyince, düşününce mantıklı gelebilir ama ayırmıyor ki birleştiriyor. Mesela bununla ilgili şöyle bir şey var, iki tane araç tipi var. İki araç tipi ile ilgili diyor ki bu iki araç aynıdır. Başkanım siz de söylemiştiniz hatırlar mısınız, Ben aldım teknik şartnameyi ChatGPT'ye yükledim. Dedim ki "Burada iki tane araç tipinden bahsediliyor, bu iki araç aynı mıdır?" dedim. 5 sayfa farklılık çıkardı. Ve 5 sayfa farklılık sonunda en altında da iki satır bir şey yazdı. Yazdığında ChatGPT aynen şöyle söylüyor, "Bu iki aracın bir arada düşünülmesi hatalıdır. Birinde led ekran vardır, şu kadar motor vardır, bu kadar motor vardır. Diğeri ekransızdır, jeneratör yok, bu vardır." Bin tane özellik söyledi. Bunu yapmak ne kadar sürdü? İki dakika, üç dakika sayın başkanım. Bu heyet sözde bilirkişi heyeti toplandı, yani üç dakikada benim yaptığım şeyi yapmayıp bu iki araç aynıdır diyor. Neye göre aynı sayın başkanım, yapamazlar yani, aynısını diyemezsiniz. Bambaşka iki araçtan bahsediyor. Dolayısıyla ikiye ayrılması da mantıklı. Ki 31 Ocak'ta ihale yapmak yerine bir gün sonra 1 Şubat'ta yapsalar zaten sözde örgüt firmasına tamamını verebilecekken niye ikiye ayırsın?

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Yani iddianamenin baştan sona anlatımında sürekli kendi içerisinde birbiriyle çelişkisi var. Belki bir tane savcı hazırlamadı işi, savcılarda birbirine o yüzden muhtaç kaldılar, bunu bilmiyorum ama burada bir iş ayrımı yok. Bunların işlerin birleştirilmesi var efendim. Kaldı ki sadece bu da değil, 39 kalem işin 39'unu da ihale etmiyor Medya A.Ş. Yapabildiklerini yapıyor zaten. Yapamadı, ayrıca yapmasa bile Medya A.Ş.'nin İBB'ye karşı sorumluluğu devam ediyor. Bu işlerin denetimi yapılıp yapılmadığını ilk önce Medya A.Ş. şey yapıyor efendim, denetliyor. Medya A.Ş. bu işlerin yapılıp yapılmadığını denetledikten sonra, örnek veriyorum bir drone çekimi, drone çekimine bakıyor, bu uygundur diyor. Uygun dedikten sonra İBB'nin ilgili departmanına diyor ki, "Bu uygun mudur?" O da diyor ki, "Evet bizim için uygundur." diyor. O da uygun dedikten sonra hakediş süreci başlıyor. Orada da müvekkilim anlattı öyle video çekiminin üzerinden de değil, saniye üzerinden. Kaç saniye çekmişse o kadar. Dolayısıyla bir firmaya siz 100 milyonluk sözleşme imzalattınız demek, o firma 100 milyon ödediğiniz anlamına gelmiyor. Dolayısıyla o sözde bilirkişi raporunda 100 milyona yazıyor ya iddianamede, 100 milyonluk sözleşme tutarı eşittir zarar da olmuyor, 100 milyon ödememişsiniz zaten. Siz belki de 10 milyon ödediniz veya 5 milyon ödediniz. Bazı olaylarda 77 milyonluk yanlış hatırlamıyorsam bir sözleşmede 0 TL ödenmiş, işin yapılmasından vazgeçilmiş. Ama o firmaya örgüt firması deyip koymuşlar oraya, 77 milyonluk sözleşme tutarı var diye. Ödenen tutar sıfır. Başka bir tanesinde 40 milyonluk, 5 milyon ödeme yapılmış. Bunları yazmamışlar hakediş süreci ne oldu, nasıl olduğunu kimse anlatmamış, anlatamıyorlar efendim.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bu video işleri çok gündeme gelen, video işlerinde de efendim şimdi yine teknik şartnameye bakın, yanlış hatırlamıyorsam tip 5 tip 6'ydı, bunlar oyunculu veya oyuncusuz castlı castsız çekimler diye ayrılıyor. Buna ayrı bir ajansla çalışılır. Mapping dedikleri binalara, Galata Kulesi'ne üç boyutlu bir reklam yansıtılması. Şimdi oyunculu film çeken reklam ajansına siz tutup "Galata Kulesi'ne bir şey yansıt." deseniz ve bunları bir arada verseniz bunu sorgulayın. Bunu anlarım, dersiniz ki "Ya bu iki iş aynı olur mu? Bunları niye siz yaptınız?" dersiniz. Öyle yapmamışlar zaten, bölmüşler, kimin uzmanıysa ona vermişler, o da yapmış işi. Bütün bu anlatımların hiçbirinde iddianame de dahil hiçbir yerde bir işin yapılmadığı, Medya A.Ş. ve müvekkilimize isnat edilen eylemlerle ilgili söylüyorum, bir işin yapılmadığı ya da yapılması gereken tutarın üzerinde bir fiyatla yapıldığına dair hiçbir isnat yok başkanım. Yapılıp yapılmadığını söylemiyorum. Şimdi bu ihaleler hep aynı dedim. İşte eylem 99, 2022 yılında yapılan ihale. Eylem 104, 2024 yılının son 3 ayında yapılan ihale. Bunlarla ilgili suçlama var mı sayın başkan? Yok. 2022 yılı ile ilgili farklı bir şey var, Sayıştay raporu var, denetlemiş, suç bulmuş mu? Yok. Sayıştay'ın bulamadığı suçu bu bizim sözde bilirkişiler bulmuş, rapor olarak yazmışlar. Ve bununla ilgili insanlar suçlanıyorlar.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Sayın Başkan, bundan sonra bir örgüt suçlaması var tabii örgüt üyeliği. Her ne kadar müvekkilimiz bundan tutuklu olmasa da tekrar belirtmek istiyorum. Şimdi müvekkil geçmişini anlattı. Ben tekrar tekrar anlatmayacağım. 2021 yılında aslında Medya A.Ş ile ilk görüştüğü 'u 2021 yılında tanıdığını, Ekrem Başkan'la da ondan sonra tanıştırıldığını söyledi. Şimdi 2021 yılından önce hiçbir şey yok ama biraz önce meslektaşım da sordu iddianameye bakın, belli bir yılından bu yana gelen bir örgüt yapısından bahsediliyor. Yani bu insan 28 yıl çalıştı, bütün üst düzey kurumlarda görev yaptı, görev aldı. 28 yıl sonunda "Dur ben bir örgüte gireyim, örgüt üyesi mi olayım?" dedi bir anda. Yani her şey, maalesef ceza alanlarının şahsi ilkesi gereği herkesin durumunu kendi içinde değerlendirmemiz lazım. Müvekkilimizin yaptığı işleri tek tek saymak istemiyorum, çok güzel bir laf vardı, aynası iştir kişinin lafa bakılmaz diye. Sadece size yani direkt belgesiyle, kariyeriyle her şeyle ispatladı.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

İşe giriş sürecini de anlattı, insan kaynaklarından teklif geldiğini, insan kaynakları teklifi sonrasında bu işlerin nasıl olduğunu. Buradaki sanıklarda dahil olmak üzere herhangi bir belediyede, herhangi bir iştirakte tek bir tanıdığının, akrabasının, arkadaşının çalışmadığını anlattı. Farklı bir üslupla da olsa kendisinin kimseye emir ve talimat veremeyeceğini de açıkladı. Böyle bir örgüt görmediğini söyledi. Şimdi bu kadar iddia varken, hala bu kadar söylem varken ki Pınar Hanım'ın bilmiyorum kaçıncı dinlediniz, 80. dinlediniz, bu sonuncu olabilir belki. Bir kişi "Örgüt vardır." demedi zaten. Dolayısıyla böyle bir örgüt iddiasının ileri sürülmesi bizce hatalıdır efendim. Şimdi gizli tanık dosyadaki müvekkille ilgili kısaca delillere de ben bahsedeyim. Gizli tanık Çınar dedik, Çınar'ın Bloomberg'den bahsetti. Bloomberg'le ilgili 1.000.000 TL almış, bunu cebine kasaya koymuş, kalanını kendisi almış dedi. Bunu zaten uluslararası bir yarışma, 1.000.000 TL değil, 1.000.000 dolar alınmış. 1.000.000 doların hangi tarihte Medya A.Ş'nin hesaplarına yattığını tek tek açıkladı.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bu kişilerin söylediklerine zaten itibar edemezsiniz? Kaldı ki ek ifade vermiş; ek ifadesinde de bu sefer başka Medya A.Ş. çalışanları ile ilgili beyanlar vermiş. Dolayısıyla bu kişilerin beyanının hiçbir güvenilirliği olmadığı kanaatindeyiz. Bir de şunu sordunuz; Recep Taşçı, yanlış hatırlamıyorsam ismi. Onun da aslında söylediği şey şu: "Meşhur bir Emrah'ımız var ama kimse görmüyor." Önemi nedir? İnanın anlamıyorum, bu dosyadaki önemi, değeri, katkısı, bu dosyadaki farkı. Örgüt yöneticisi mi? Özel vasıflı demişler ama yönetici de değil. Böyle garip bir adamdan bahsediyoruz. Hiçbir beyan yok. Diyorlar ki: "Emrah tanıştırdı, referans oldu, oldu, olmadı." Başka ne yaptığını söylemiyor. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Gelmiş, Medya A.Ş. içerisindeki ihaleye katılmış, her sene 2'ye katlamış. Yani 4 sene çalıştıysa, bunu hesaba 16 katına falan çıkmış olması lazım neredeyse cirosunun. Ne diyor iddianame? "Kasayı boşalttı." Ya böyle kasa boşaltma mı olur? Bunu gönderin bir tane muhasebeciyi, Medya A.Ş.'nin hesaplarını çıkarsın, 5 dakikada önünüze getirsin, sorun neymiş. Yani bunun söylediklerini bir itibar edilecek, itibar edilse bile bu suçun bir delili olabilecek niteliği yok.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Kaldı ki, benim dikkatimi çeken bir husus var, bu nedense bu aralar hiç uygulanmıyor. Sayın Başkanım, CMK'da 148. maddede şöyle bir hüküm vardır: 148/5 diye hatırlıyorum. Bir konuda savcılıkta ifade alındıktan sonra kollukta ikinci kez kişinin ifadesine ihtiyaç duyulursa diyor, sadece bu savcılık yapabilir diyor, tekrar kolluk yapamaz diyor. Recep Taşçı, 30 Mayıs'ta gitmiş, "Etkin Pişmanlıktan yararlanıp ifade vereceğim" demiş avukatsız olarak. Savcılığa 3 sayfa dinlemiş, yazmış. O etkin pişmanlık ifadesi gelsin, sorarız nasıl alındığını, çünkü orada tek bir şey anlatıyor. Ki Pınar Hanım'ın da anlattığı geldi benden helallik istedi, avukat aracılığıyla Düzce'den diye. Sonra 21 Ekim'de, yani bundan neredeyse 5 ay sonra, emniyette 41 sayfa ifadesi var Sayın Başkan, Recai Taşçı'nın. "Etkin Pişmanlıktan faydalanmak istiyor musun?" diyorlar. "Hayır" diyor. Eylemleri soruyorlar, hiçbir anlattıklarını anlatmıyor. Şimdi avukatla birlikte soruşturma aşamasında dinlenen ifadesini mi itibar edelim, savcılıklarla ilgili bu kadar konuşulan konu varken, savcılıkta verdiği avukatsız 3 sayfalık ifadesine mi itibar edelim?

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Yani anlattıklarını, aslına bakarsanız, bilebilme şansı olan bir insan değil yani. Şirket çalışanının, 10. seviyede Pınar Hanım'ın görüştüğü kişileri bilmesi, duyması veya bunları anlatabilmesi de çok mümkün gibi gelmiyor. Sayın başkanım, 2 tane talebim var, taleplerime geçiyorum. Bir de tabii 2 tane de talep olacak ama ondan önce de şu tefrik kararının kaldırılmasını isteyeceğiz. Şimdi bununla ilgili de şöyle bir husus var: Masa raporu ile ilgili. Sayın başkanım, müvekkilimizin mal varlığına 19 Mart'ta tedbir konuluyor. CMK 128/1'e göre bildiğiniz gibi masa raporu alınması lazım ve bunun 3 ay içerisinde olması lazım. Yani 18 Haziran'a kadar masa raporunun alınması gerekir. MASAK raporu ne zaman gelmiş? 18 Haziran. Tam kanuna göre süresinin dolmasının, dolduğunu, günü olacağı gün bu rapor gelmiş. Efendim, bu rapor anlatmaya çalıştığım o kadar hakikaten özensiz ki; hesap hareketleri, kasalar, yani kişilerin transferleri gerçekten çok özensiz hazırlanmış. Bu kadar özensiz hazırlanmasının sebebi bizim tahminimiz muhtemelen bu tarihe yetiştirmek için bu kadar hızlı ve özensiz hazırladılar. Müvekkilim her şeyi anlattı da şunu söyledim hatırlamıyorum. Şimdi üst düzey yönetici olduğunuzda, özellikle bankalarda, sürekli olarak BDDK incelemesine giriyorsunuz. Mal bildiriminde bulunuyorsunuz, masa araştırmasına, incelemesine gidiyorsunuz, iş teftiş raporları kontrollerinden geçiyorsunuz.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Müvekkilim Medya A.Ş.'ye girmeden önce 7 sene HSBC'de üst düzey yöneticilik yaptığını söyledi ve bunu yaptığı için bu kurumlara yazı yazsanız zaten önceki raporları da gelecek. Bunu yapması gerekmiyor mu masanın daha önce incelediği kişiyle ilgili? Zaten bu kişinin daha önce inceleme yaptım, onlarla bir karşılaştırsın ki 2021'den, 2022'den, işte 2021'den sonra ve önceki mal varlığına bir farklılık, ya da hesap hareketlerine bir farklılık var mı, onu görsün. Ama bunlar da yapılmıyor. Anlattı işte Koç Fak'ın da yapmış olduğu 2 milyonluk ödeme "en yüksek ödeme" diye kocaman yazmışlar. Çocukların ikisi de orada oturuyor zaten. Ama onu da öyle yazmışlar, altta gitmişler demişler ki, tablo'nun altında "VEHBİ TÜRK'e yapılan" demişler, abisini yazmışlar. Vehbi Türk'le aralarında para hareketi yok ama oraya niyetse onu yazabilmişler. 3 tane kiracısından dolarlar, şey... 3 tane kiracısından kiralar geliyor, tapularını sunduk, bunların kiracısı olduğunu yazmamışlar en basiti. Eski eşimden işte boşanma tazminatı veya anlaşmalı boşanma protokolü çerçevesinde kiralar var. Bu kiraların ödendiğini yazmışlar ama aralarındaki irtibatı yani eski eştir veya akrabalık durumlarını hiç girmemişler, yazmamışlar. Tüm bunlara rağmen ne yapılmış başkanım? Kasaları da söylemeyeceğim, anlattı zaten.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Sonuçta diyor ki iddianamenin her yerinde, özellikle Kültür A.Ş. ile ilgili kısımlar olsun, Medya A.Ş. ile ilgili kısımlar olsun, belki başka eylemlerde de yazılıdır. Diyor ki: "İBB personelini için masa raporuna atıf yapılıyor." Böyle yazıyor iddianame. İBB personeli için 500.000 TL civarında bir harcama yapılması çoktur diyor. Masa raporunda böyle bir şey yazmıyor ki. Masa raporunda yazan şey şu: 500.000 TL hesap hareketli giriş ve çıkışları sadece yazdı üstünde. Bir de İBB personeli olması, müvekkilin kendi geçmişinde anlattığı şuna bakmak gerekmez mi önceki hesap hareketlerine uygun mu değil mi, İBB'ye girdikten sonra bir artış var mı, aslında ona bakmak lazım ama bu da olmadı, İBB'nin her yerine iddianamenin her yerine bunları yapıştırmışlar. Bunun aylık harcama mı, günlük harcama mı, yıllık harcama mı yoksa inceleme dönemi içerisinde yapılan 4 yıllık harcama mı? Bunların hiçbirini anlatmamışlar. Müvekkil ile ilgili kara para suçlaması da yok, kara para iddiası da yok. Suçlamaları tek tek okudum. Bu suçlamalar kapsamında müvekkilimize yöneltilecek mal varlığı tedbirinin devam etmesini, söyleyeceğim bence bir karar verilmesi de doğru olmayacaktır. Son olarak ben tahliye talebine geçmek istiyorum. Yine tekrar aynı şeyi söyleyeyim, bunu söylemekten vazgeçmeyeceğim çünkü müvekkilim rüşvetten tutukludur, rüşvet suçlaması yoktur. İddialara ilişkin de efendim, herhangi bir zarar tespiti yoktur. Şimdi siz biraz önce, ek savunma verdiniz de hiç 3B demediniz ama yani 3B yani zararın olmadığını söyleyebileceğiniz bir eylem yok çünkü zaten 66, 60 yeni 69 şeyin para kazandığı Medya A.Ş.'nin dolayısıyla İBB'nin para kazandıkları. 73'ü deseniz faturasını sundum.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Diğer işlerle ilgili fazla yapıldığına ya da yapılmadığına ilişkin de bir iddia yok. Yani yüksek para ödendiğine dair de bir iddia yok. Dolayısıyla burada bir zararın olması mümkün değil. Kaldı ki Sayıştay incelemeleri ve iş teftişinden de buna ilişkin bir tespit yok. 2022'ye dair eylem 99-104 dedik, bunlarla ilgili de müvekkilimize yönelik bir suçlama yok. Tamamen 3 tane ihale seçilmiş, bunlarla ilgili bir iddia var. Müvekkilimizin hakkında anlattığım tanık beyanı yok, bir tane gizli tanık beyanı var zaten sonda anlattığım söylediği yanlış iddianamede böyle bir eylem yok. Müştekinin beyanı dediniz, Bın beyanınıc müvekkilimizle ilgili herhangi bir suçlayıcı ifade yok. Recep’in ifadesini anlattım, söylediğiniz sonuca bir etkisi yok. Yani yapılan işlere baktığınızda, usulsüz olduğunu gösteren bir şey yok. Vergi raporu yok, teftiş raporu yok, tevdi raporu yok, geçerli bir bilirkişi raporu yok, çoğu suçlamada fezlekede suçlama yok. Suçlama olanlar tamamen bilirkişi raporundan alınmış 3 tane eylem değil, sadece suçlama var, diğerlerinde bilirkişi raporu da dahil olmak üzere 3 eylem dışında suçlaması yok. Masa raporunda anlattım size nasıl yetersiz ve hatalı hazırlandığını. HTS, baz, telefon dinlemesi gibi bir kayıt ben dosyada görmedim, öyle bir suçlama yok, siz de sormadınız. Göreve geldikten sonra Medya A.Ş.'nin kar ettiği belli, kasanın boşaltıldığı iddiasının doğru olmadığı belli.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Müvekkilim burayla ilgili çok detaylı anlattığı için anlatmayacağım, hızlı geçeceğim. Efendim, müvekkil beni şöyle aradı: Yurt dışına çıkarken pasaportunda bir sorun oldu, "Kızlarla okula gidecektik ama gidemedik" dedi. Bunun üzerine gittik, 3 tane dilekçe verdik. Dilekçeleri de sundum, eklerde var. Aynı gün, Perşembe'ydi yanılmıyorsam; Perşembe, Cuma ve Pazartesi üç gün üst üste savcılığa gidip, "Biz hazırız, ifade vereceğiz. Adresimiz budur, telefonumuz budur" dedik. 19 Mart'ta evinden gözaltına alındı. Bu insanla ilgili kaçma şüphesinden bahsedemezsiniz. Gözaltındaki, emniyetteki ve diğer o süreçlerdeki mağduriyetlerini hiç anlatmayacağım. Ona, bana söz söylemek düşmez onunla ilgili, müvekkilim anlattı zaten. Bu süreçte görev alan, işte yönetim kurulu üyeleri olsun, komisyon üyeleri olsun, kimse tutuklu değil efendim. Medya AŞ'yi, şunu da söyleyeyim, müvekkilim anlattı; "Kültür ve Medya, Kültür Medya" diyorsunuz ama Medya AŞ ile ilgili saydığınız kaç tane eylem var? 6-7 tane, 8 tane eylem var. Altısında müvekkilimiz var. Bunlardaki görevli olan, yani görev almış kişilerin hepsi tutuklu değil. Kaç kişi var? Yanlış hatırlamıyorsam 5 tane tutuklu var, bir tane tutuksuz Mehmet Recep Taşçı var ki, Mehmet Recep Taşçı'nın herkesten daha fazla eylemi var. Bütün ihalelerde altında imzası var. Diğer kişiler hakkında bir sorun yokken, onların hepsi hukuka uygun davranmışken buradaki 5 kişi her şeyi nasıl organize edip burada bir suç örgütüne yarar ve menfaat sağlayabilir? Bu, maalesef bu durum hakkaniyete uygun olmadığından da müvekkilimin tahliyesi gerekir.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Sayın Başkan, ben daha, yanlış hatırlamıyorsam gözaltına alındıktan sonra Medya AŞ'den bir ricam olmuştu, "Medya AŞ kaç tane ihale yaptı bana bir gönderir misiniz" demiştim. Yanlış hatırlamıyorsam, tam bilgisi 2019'da savcılıktaki sorgusunda da bu tabloyu sundum, 2019 ve 2025 yılları arasında 2.800 veya 2.080 tane, 2.000 tane ihale yapmış toplamda. Biz 8 tanesini konuşuyoruz burada. Diyorlar ki, "Medya AŞ bütün ihalelerinde usulsüzlük yapmış." Yani öyle bir şey yok. 2.000 tane ihale yapmışsınız, 8 tane ihale ile ilgili tabi biz ifade veriyoruz. Dolayısıyla yani buradan bir tümevarım, genelleme yapılması keza hukuk açısından doğru olmadığı kanaatindeyim.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

İhalelerle ilgili tüm belgeler, bilgiler zaten savcılığa sunuldu. Hepsini sunduk, siz de dosyada var; yoksa talep edersiniz. Biz hiçbir zaman şunu anlatmadık size; "Şurada şöyle demiş, burada böyle demiş, şundan şöyle olacak, kanıt dinleteceğiz falan" böyle bir iddiamız da yok. Bizimle ilgili konuşan da kimse olmadı, kimse yok. Dolayısıyla bizim bir delil karartma durumumuz da yok, karartacak bir delilimiz de yok. Sayın Başkan, iddialar maalesef işin aslına, görev alanınıza tam olarak girmeyen iddialar. Bunlar aslında Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanına girecek suçlamalar, ekonomik suçtan bahsediyoruz. Ve 15 ayı aşkın bir tutukluluktan bahsediyoruz. Zaten buradaki süreler bellidir, suçun niteliği bellidir. 15 aylık tutukluluk gerçekten çok uzundur. Bu yüzden de müvekkilimizin tahliyesi gerekir.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Diğer ihtimal de efendim, vermiş olduğunuz ek savunmalar kapsamında aslında siz şunu söylemiş oldunuz: Suç vasfının değişme ihtimali var. Ve bahsettiğiniz suç vasfının değişme ihtimali, özellikle zararın olmadığı kurguda, artırımları yapsanız, zincirleme uyguladınız, artırım yapsanız neredeyse 6 ay, 1 sene arasında bir cezayı hükmetme imkanınız var diye. Alt sınırdan uzaklaşırsanız ayrı, uzaklaşmazsanız ayrı. 1 sene, efendim 1 sene ceza alma ihtimali olan bir kişinin 15 aydır tutuklu kalması doğru değildir. Yani bu da gerçekten, ki bunun dışında, örnek veriyorum 5 sene ceza verseniz de infaz rejimine baksanız, bazı suçlar 2023 öncesi, ona ilişkin özel düzenlemeler var, koşullu salıverilme ile ilgili, denetimli serbestlikle ilgili. Dolayısıyla bunları da değerlendirmeniz lazım. Yani bu 15 aylık tutukluluk süresi, suçun niteliğinin de değiştiği gözetilerek bizce artık tutuklamaya gerek kalmayacak bir noktadadır.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Konuşmamı ilk söylediğim şeyle bitiriyorum efendim: Müvekkilim rüşvetten suçlanmıyor ama rüşvetten tutuklu. Bu halin devam etmesi mümkün değil, hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı olan bu durumun giderilmesini, tedbirin kaldırılmasını ve davanın sonucunda da müvekkilimin beraatini talep etmekteyim.

Fatoş Pınar Türker Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.