Savunma

Kahraman Yeşilyurt Müdafii Av. Gizem Karaköçek Savunması

Müdafi savunması·Kahraman Yeşilyurt·8 Haziran 2026 · Kaynak

Meslektaşım, hukuki gerekçelerle bezeli beyanlarında; isnat edilen suçun unsurlarının niçin oluşmadığını, kurulmaya çalışılan yapay örgüt mimarisinin hayatın olağan akışına neden açıkça aykırı olduğunu ve varlığı hukuken ispatlanamamış bu hayali örgüte müvekkilin üye olmasının imkansızlığını açıkça ortaya koymuştur. Meslektaşımın bu isabetli tespit ve beyanlarına aynen katılıyor; onun bıraktığı yerden müvekkil hakkında dosyaya ithal edilen soyut beyanların asılsızlığını ve çelişkilerini ortaya koyarak devam etmek istiyorum.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Öncelikle aradan önce savcımızın sorduğu soyut ilişkiye istinaden, müvekkil tarafından da sunulmasını aslında istediğimiz, müvekkile de teslim ettiğimiz, bizlerin de müvekkilin muhasebecisi olan ve uzun yıllardır onunla beraber çalışan Derya Toprakseven'den elde ettiğimiz bir mesajlaşma görüntüsü mevcuttur. Ercan Bey'den bu mesajlaşma görüntülerinin bir örneğini heyetimize, bir örneğini de sayın savcımıza vermesini rica ediyorum. Bu mesajlaşmada açıkça görülmektedir ki müvekkil, l'un burayı teslim ettiğini söylediği tarihte ve adreste bulunmamıştır. Çünkü müvekkil Derya Hanım'a diyor ki: "Derya selam, ben hala iyileşemedim. Bilançoları bana gönderebilir misin? Ben evdeyim. Sen ofisteyken bilançoyu bana atar mısın?" Derya Hanım'dan cevaben de "Ofisteyim, tabii ki gönderebilirim" deyip aradan bir 5-10 dakika sonra bilançoyu iletiyor kendisine. Şimdi burada şunu görüyoruz: Çok açık bir şekilde ortadadır ki, elbette bu merak uyandıracak bir iddiadır; ancak çok açık bir şekilde ortadadır ki bu iddia doğru değildir. Ama ben sadece bu iddiaya da değil, diğer tüm iddialara çok detaylı bir şekilde değinerek müvekkil yönünden verilen beyanların niçin çelişki barındırdığını, niçin doğru olmadığını gözler önüne sereceğim.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Şimdi ben, müvekkil yönünden dosyamızı titizlikle ve objektif bir gözle inceledim. Ceza yargılamasının en temel şartı olan somut ve kesin delil unsurunu maalesef bu dosyada bulamadım, göz ardı edilmiş. Karşımızda 4.000 sayfalık bir iddianame ve 400.000 sayfayı aşan bir dosya kapsamı var. Takdir edersiniz ki bu ölçekteki bir dosyada; aylardır hürriyeti elinden alınmış olan müvekkil hakkında aleyhte bir somut mülkiye müfettişi tespiti, net bir MASAK raporu, aleyhte bir bilirkişi raporu veya hukuka uygun elde edilmiş bir tape kaydı bulmayı bekliyordum. Ancak ne acıdır ki 100.000'lerce sayfalık bu klasörlerin içinden müvekkilime dair çıkan tek şey; hiçbir somut delile dayanmayan, kendi içinde derin çelişkiler barındıran ve kurgusal olduğu ilk bakışta anlaşılan soyut beyanlardır. Savunmamın devamında bu beyanların nasıl büyük çelişkiler barındırdığını, hangi subjektif kurgularla oluşturulduğunu ve işinde gücünde bir iş insanının, birilerinin kendisini kurtarma çabasına nasıl kurban edilmek istendiğini detaylarıyla anlatacağım.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Öncelikle iddianamedeki mesnetsiz ve iktisadi gerçeklerden uzak iddialara değinmek gerekmektedir. İddianamede, müvekkilin şirketi tarafından üstlenilen işler kastedilerek, "bu ihalelerin büyük bir kısmı gerçekte var olmayan işlere aittir" şeklinde akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bir iddia ileri sürülmüştür. Bu iddiaya göre müvekkil; gerçekte var olmayan işleri fatura etmiş, haksız kazanç sağlamış, koskoca Sayıştay denetçileri, mülkiye müfettişleri ve kurum içi kontrol mekanizmaları yaptıkları detaylı incelemelerde hiç yapılmamış bu işleri fark edememiş, usulsüzlüğü görememiştir. Öyle mi? Sayın Heyet, hiç kimse bizden ve sizlerden hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olan bu kurguya inanmamızı bekleyemez. Müvekkil Kahraman Bey, az önce huzurunuzda şirketi tarafından üstlenilen tüm işlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini görselleriyle birlikte açıkça ortaya koymuştur. Kaldı ki soruşturma aşamasında da meslektaşlarım tarafından klasörler dolusu görsel delil dosyaya sunulmuştu. Bizler her ihalenin harfiyen yerine getirildiğini gösteren bu fotoğrafları seçerken dahi zorlandık; zira her bir ihale kapsamında yürütülen süreçlere ait yüzlerce fotoğraf mevcuttu. Müvekkilin heyetinize sunduğu binlerce sayfalık bu somut belgeler, gerçekleşen tüm ihalelerin eksiksiz ve kusursuz yapıldığının en net kanıtıdır. Böylece iddianamede yer alan "gerçekte var olmayan işler" iddiası, şimdi sunduğumuz bu fiziki fotoğraflarla zaten tamamen çürümektedir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Ancak iddianın gerçeği yansıtmadığını gösteren çok daha çarpıcı bir delil bulunmaktadır: Huzurumuzda dinlediğiniz ve etkin pişmanlık hükümlerince ifadesini vermek istediğini belirten sanık Gökhan Kösoğlu'nun beyanları. Hepimizin bildiği üzere Gökhan Bey, Kültür A.Ş.'de tam 15 yıl boyunca Hakediş Şefi olarak görev yapmıştır. Kendisine gerek müvekkil gerekse tarafımızca yöneltilen sorularda, hak ediş süreçlerine ilişkin hiçbir usulsüzlük olmadığına dair cevaplar aldık. Sanık , Antre Tasarım şirketine yapılan hak edişlerde herhangi bir usulsüzlük olmasının fiilen imkansız olduğunu bu salonda defaatle ikrar etmiştir. Hak ediş sürecinde, Kültür A.Ş. çalışanlarının bizzat sahayı kontrol ettiğini, yapılan işleri yerinde fotoğraflayarak kayıt altına aldığını ve hak ediş onayının ancak bu kontrollerden sonra verildiğini açıkça beyan etmiştir. Yani teknik ve hukuki olarak yapılmamış bir işin hak ediş onayından geçmesi ve ödemesinin alınması eşyanın tabiatına aykırıdır. Yapılmayan işlerin ödemesinin alındığı yönündeki soyut iddianın altını dolduran tek bir somut delil dahi dosyada mevcut değildir. Ceza muhakemesinin en temel evrensel ilkesi uyarınca iddia makamı, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ne var ki bu dosyada iddia makamı, iddiasını ispat etme gayretine dahi girmeden delilsiz ve soyut ifadeleri iddianameye doğrudan dayanak yapmakla yetinmiştir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Sayın Başkan, sayın üyeler: Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin onlarca yıllık yerleşik içtihatlarında istikrarlı bir şekilde vurguladığı üzere, soyut bir şekilde somut delille desteklenmeyen, kendi içinde çelişkili ve cezadan kurtulma ya da ceza indirimi alma saikiyle verilen sanık veya tanık beyanları tek başına hükme esas alınamaz. Ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi geçerlidir. Ancak ne yazık ki önümüzdeki bu dosyada evrensel ceza hukuku, evrensel ceza hukuku ilkeleri tersyüz edilmiş; "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi, burada daha önce başka meslektaşlarımızın ve bugün burada da başka bir meslektaşımızın isabetle dile getirdiği üzere adeta "şüpheden savcı yararlanır" ilkesine dönüşmüştür. Sadece bir beyanın yan delillerle, yani MASAK, bilirkişi, fiziki takip, kamera kaydı, hakediş raporu veya delil başlangıcı kabul edilebilecek delillerle desteklenmedikçe tek başına delil vasfı kazanması ve bu şüphe mimarisi üzerinden tutukluluk devşirilmesi hukuken mümkün değildir. Beyanlarımızın bundan sonraki kısmında, birilerinin sırf kendisini kurtarmak, etkin pişmanlık hükümlerinin koruyucu zırhından faydalanmak için verdiği bu delilsiz, soyut, mesnetsiz ve hayatın olağan akışına aykırı ifadeleri tek tek, satır satır ele alacağım. Üzülerek ve hayretle gördüğümüz, kendi suçunu örtbas etmek isteyenlerin kurban seçtiği dürüst bir iş insanının, haksız ve hukuka aykırı şekilde özgürlüğünün elinden alınmasının arkasındaki büyük hatayı tüm çıplaklığıyla heyetinizin takdirine sunacağım.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Dosyadaki kurgusal beyanları incelemeye, öncelikle iddia makamının çok şey beklediği 'ın ifadesiyle başlamak istiyorum. Bu şahsın ifadesini detaylı ve objektif bir şekilde okuduğunuzda, müvekkilim yönünden Dijital Deneyim Müzesi projesi ile ilgili somut hiçbir iş ilişkisi kuramadığını, hiçbir hukuki bağlantı veremediğini ve hiçbir delil sunamadığını açıkça göreceksiniz. , somut hiçbir veri ortaya koyamadan yalnızca soyut bir iddia ile bu müze projesinin bütçesine gayri resmi bir şekilde 6 milyon TL eklenip müvekkile ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Peki bu soyut iddianın aslı astarı nedir? Bu hususu geçtiğimiz hafta duruşma salonunda 'ın yardımcısı olarak görev yapan, Abbas'ın da ifadesinde "Genel Müdür Yardımcım 'dan öğrendim" diyerek bahsettiği 'ya huzurunuzda doğrudan sorduk. Sanık , heyetinizin gözü önünde öyle bir bütçe artırımının veya gayri resmi ödemenin kesinlikle söz konusu olmadığını açıkça beyan ederek bu hayali iddiayı doğrudan çürütmüştür.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

hızını alamamış olacak ki ifadesinin devamında mesnetsiz iddialarını kişisel yaşama kadar uzatmış ve “Kahraman ve Barış, Atina'dan ev aldı” şeklinde bir beyanda bulunmuştur. İddia makamı da bu ev alma konusunu sanki müze projesinden elde edilen gayri resmi kazançla yapılmış gibi dosyaya nakşetmiştir. Oysa bu hususun perdesi de yine sanık 'nın huzurdaki beyanlarıyla aralanmıştır. durumu aynen şöyle açıklamıştır: "Ben sadece vize kolaylığı konuşulurken Abbas ile sohbet ettiğimiz bir gün de Kahraman Bey vize sorunu yaşamıyor muymuş dedim. Hatta Abbas da 'Biz bir vize alamadık' diye hayıflandı. Para meselesi kesinlikle konuşulmadı. Konu sadece vize muafiyetinden ibaretti." Sayın heyet, işin en çarpıcı, iddiayı bütünüyle çökerten maddi gerçeği ise şudur: Müvekkilim, bahse konu evi iddia edilen Dijital Deneyim Müzesi'nden çok daha önce kendi helal ve ticari kazancıyla satın almıştır. Evin satış sözleşmesini de müvekkil az önce sizlere sundu. Önünüzdeki belgelerden de durumu doğrulayabilirsiniz. Yani projenin bütçesinden para aktarıldığı iddiası kronolojik olarak dahi imkansızdır. Tamamen yasal ticari başarılarıyla edindiği mal varlığı, kurum içinde bir dedikodu malzemesi haline getirilmiş, iddia makamı da bu ofis dedikodusunu alıp ceza yargılamasına delil diye ithal etmiştir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Burada iddia makamının içine düştüğü vahim bir çelişkiyi de dikkatinize sunmak zorundayım. İddia makamı, 'ın ifadesini delil olarak dosyaya koyarken, şahsın genel müdür sıfatı taşıması sebebiyle beyanlarının mutlak surette doğru kabul edilmesi gerektiği yönünde mümkün olmayacak bir yargıyla hareket etmiş ve bunu iddianameye de açıkça yazmıştır. Yani makama bakıp kişiye bir güvenilirlik atfedilmiştir. Ancak aynı ifadenin satır aralarını okuduğumuzda, müdür olduğu için sözüne koşulsuz güvenilen bu aynı , projelerde hiçbir işlemi detaylı olarak bilmediğini, hiçbir şeyden haberi olmadığını, adeta sadece imza atması için o makama getirildiğini bizzat itiraf etmiştir. Bakınız bu şahsın ifadesinden, sizlerin de huzurunda okuyorum. Kendi ifadesi şu şekildedir: "Ben gelinen noktada anladım ki 'dan sonra benim gibi bir profilin Kültür A.Ş.'ye genel müdür olarak atanmasının amacı, benim daha çok kültürel ve sanatsal faaliyetlerle ilgimin olması, ihale, iş almak, iş bağlamak, hizmet almak gibi konulara uzak olmak ve sadece evraka imza atabileceğime dair bir profil çizmemden ötürü olduğunu düşünüyorum. İhale ve işe alım süreçlerinden haberdar değilim. Benim kimin ne kadar para aldığına veya paraların kime verildiğine dair bilgim bulunmamaktadır."

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Sayın heyet, sormak gerekir ki: Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Kendi ağzıyla "Ben ihale süreçlerine uzaktım, sadece evraka imza atıyordum. Kimin ne para aldığına dair bilgim yoktur." diyen bir adamın beyanı, nasıl olur da müvekkilimin şirketinin ihalelerine ve gayri resmi ödeme iddialarına mutlak delil olarak dosyaya konabilir? Şimdi biz bu için, önüne konulan her şeye gözü kapalı imza atan ve idari süreçlerden tamamen yalıtılmış bir konu mankeni mi diyeceğiz, yoksa iddia makamının iddia ettiği gibi her şeyden haberdar, sözüne peşinen ve mutlak surette itimat edilmesi gereken kudretli bir genel müdür mü diyeceğiz? Kendi imzasının hukuki sorumluluğundan kaçmak için "Beni vitrin olarak kullandılar, hiçbir şeyden haberim yoktu, körü körüne imza attım." diyerek acziyetini itiraf eden bir şahsın, müvekkilim hakkındaki soyut ve kulaktan dolma dedikodularına bir ceza yargılamasında nasıl itibar edilebilir? Bilmediğini, görmediğini, duymadığını bizzat ikrar eden bir kimsenin beyanı üzerine mahkumiyet kararı tesis edilemez.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Bu şahsın ifadelerindeki mantık sınırlarını zorlayan ancak iddia makamının iddiasına dayanak yaptığı zorlama ifadelerinden biri de müvekkilimin İletişim Koordinatörlüğü'ne girip çıkmasının dahi bir suç, örgütsel bir gizem veya yasa dışı bir eylem gibi köpürtülerek anlatılmasıdır. Müvekkilim yüklenici bir iş insanı olarak üstlendiği işin takibini yürütmek üzere o kapıdan geçmek, müvekkil yönünden ticari ve hukuki bir zorunluluktur. Yapılan işin doğası gereği gidilmesi gereken mecbur bir idari birimi, suç mahalli gibi göstermeye çalışmak abesle iştigaldir. Üstelik bu ofisin iddia edildiği gibi bir kozmik oda olmadığını, aksine son derece şeffaf bir işleyişe sahip olduğunu bizlerden önce ifade veren diğer sanıklar da huzurunuzda açıkça beyan etmişlerdir. Burası, cam duvarları olan, açık toplantıların yapıldığı, herkesin gözü önünde şeffaf bir şekilde kamusal işlerin yürütüldüğü bir yönetim merkezidir. Daha da vahimi, iddianame tanzim edilirken 'ın ifadesinin nasıl manipüle edildiğidir. Müvekkille ilgisi olmadan devam eden paragrafların sonunda, yani iddianamenin son kıdemleri, müvekkille ilgili bölümlerin hemen peşine eklenerek birleştirilmiş ve iddianamede delil olarak atıf yapılırken bu şekilde bir paragraf olarak kullanılmıştır. İfadeleri bu şekilde kes-biç yöntemiyle, cımbızlayarak ve bağlamından kopararak iddianameye eklemek, ceza muhakemesi tekniğinde delil göstermek değil, en hafif tabiriyle gerçekleri çarpıtarak yapay bir suç yaratma gayretidir. Adalet; bağlamından koparılmış cümlelerin arkasına saklanan niyet okumalarla değil, ancak ve ancak eğilip bükülmemiş yalın gerçeklerle tecelli eder.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

'ın ardından dosyadaki kurgusal beyan zincirinin bir diğer halkası olarak Mete Maden'in ifadelerine geçmek istiyorum. Bu şahsın aylar içerisinde vermiş olduğu beyanları kronolojik olarak incelediğimizde, asla itibar edilemeyecek baskı altında beyan değiştirme durumunun bir örneğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Kaldı ki bu beyan değiştirme ve tutukluluk altında bildiklerini değiştirerek, ifade vererek hürriyetini kazanmaya çalışma formülü, yalnızca Mete Maden'e özgü de değildir. Savunmamın biraz sonraki aşamalarında tek tek değineceğim diğer isimler de tam olarak aynı şablonu uygulamışlardır. Kurgusal ifadelerinin hemen ardından adeta bir ödül gibi peş peşe tahliye edilmişlerdir. Bakınız Mete Maden, ilk ifadesinde müvekkilim 'un adını bile zikretmemiştir. Tutuklandıktan sonra savcılık makamına vermiş olduğu 2. ifadesinde de yine müvekkil hakkında aleyhte hiçbir beyanda bulunmamıştır. Ne zaman ki hürriyeti elinden alınmış, tutukluluğu aylarca devam etmiştir; işte o zaman yani aylar sonraki 3. ifadesinde aniden müvekkilimin yüksek karlı işler aldığından bahsetmeye başlamıştır. Müvekkilim Kahraman Bey az önce huzurunuzda detaylı ifadesini verirken bu asılsız iddiaya hayatın, ticari hayatın gerçeklerini hatırlatarak son derece anlaşılır bir şekilde cevap vermiştir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Bahse konu işler yüksek karlı işler değildir. Yüksek maliyetli ve ciddi operasyonel güç gerektiren işlerdir. Ticari hayatın gerçeklerinden bihaber bu kurguyu burada yeniden çürütmeye lüzum görmüyorum. Ancak adaletin tecelli edebilmesi adına şu gerçeğin altını kalın harflerle çizmek isterim. Müvekkilimi Kültür A.Ş.'den iş almakla itham eden bu şahsın kendisi, yıllarca Kültür A.Ş.'den milyonlarca liralık işler almış ve bizzat kendi itirafıyla batmakta olan şirketini yine bu ihaleler sayesinde kurtarmıştır. Üstelik Mete Maden'in müvekkilim hakkında Kültür A.Ş.'den iş alması dışında dosyayı cezai boyuta taşıyabilecek tek bir somut iddiası, tek bir delili dahi yoktur. Bu şahıs zaten ticari sicilde ve resmi kayıtlarda şeffaf bir şekilde yer alan resmi bir ticari faaliyeti sırf birilerinin ismini verebilmiş olmak adına kriminalize ederek anlatmayı seçmiştir. Mete Maden, tutukluluk halinden kurtulabilmek, özgürlüğüne kavuşabilmek adına namuslu ve basiretli bir iş insanı olan müvekkilimin yapmış olduğu işleri bir suçmuş gibi soslayarak anlatmayı seçmiştir. Yargıtay'ın sabit ve istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere tutukluluk içinde cezadan ve tutukluluktan kurtulma saikiyle verilen, aşamalı olarak değiştirilen ve somut hiçbir yan delille desteklenmeyen bu tür beyanların hukuki hiçbir değeri yoktur. Hükme esas alınması da mümkün değildir. İddianamenin en kabul edilemez noktalarından biri ise müvekkilim ile dosya firarisi arasında kurulmaya çalışılan sözde örgütsel ilişkidir. İddia makamı bu iki iki isim arasında örgütsel bir bağ, bir hiyerarşi veya bir suç ortaklığı kurabilmek adına dosyaya somut hiçbir veri, hiçbir hukuki dayanak sunamamıştır.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Maalesef karşımızda hukuki bir iddia değil, yani adeta masa başında kaleme alınmış zorlama bir senaryo vardır. İddia makamı kafasındaki kurguyu hayata geçirebilmek adına somut delillerle desteklenmeyen, gerçek dışı bir örgüt şeması çizmiştir. Ardından kurgusal şemaya uyabileceğini düşündüğü isimleri yani tabiri caizse tamamen keyfi bir şekilde kutucuklara yerleştirmiştir. Bu yerleştirmeyi yaparken de iddiaların maddi gerçekle uyuşup uyuşmadığını kontrol etme ihtiyacı dahi hissetmemiştir. Az önce de değindiğim üzere tutukluluk baskısını önce üzerinde hisseden, sonra da aylarca yaşayan bu şahıslar da özgürlüğüne kavuşabilmek için iftira atmaktan çekinmemiş; iddia makamı da bu baskı altında filizlenen soyut beyanlarla bir suç mimarisi inşa etmiştir. Sayın heyet, sormak istiyorum. Müvekkilin ile ilişkisi nedir? Bu ilişkiyi örgütsel kılan, yasa dışı kılan şey nerededir? Ceza muhakemesinin namusu olan somut deliller hani nerede? İddia makamının iddia ettiği bu örgütsel ilişkiye, bu hiyerarşik bağa dair dosyada tek bir tape kaydı var mıdır? Yoktur. Peki müvekkilimin suç işlemek amacıyla bu şahıslarla bir araya geldiklerini gösteren tek bir fiziki takip dayanağı mevcut mudur? Değildir. Müvekkilimle yan yana geldiklerini, gizli kapılar artın ardında toplantılar yaptıklarını ortaya koyan tek bir kamera görüntüsü, bir MOBESE kaydı, bir teknik tespit var mıdır? O da yok.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Tek bir teknik takibin, tek bir fiziki izlemenin, tek bir somut veri kırıntısının dahi olmadığı bir dosyada sadece bir şema çizip isim yerleştirerek insanları çıkar amaçlı suç örgütü üyesi ilan edemezsiniz. Hukuk hayali anlatılarla, somut delil olmadan masa başında çizilen şemalarla yolunu bulamaz. Somut delille desteklenmeyen her örgüt iddiası haklı isyanımız karşısında çökmeye mahkumdur. İddia makamı tüm bu anlattığım delilsizlik sarmalında doğruluğu hiçbir somut veriyle desteklenmemiş bu soyut ifadelerden birine atıf yaparak müvekkilim ile firari arasındaki örgütsel bağın en net şekilde açıklandığını iddianameye yazmıştır. Sayın heyet, adaletin tecelli etmesi gereken bu salonlarda bir hukukçu olarak iddia makamının bu yaklaşımı karşısında artık ne diyeceğimi, bu delilsizliği hangi hukuki kelimeyle tarif edebileceğimi bilemiyorum. Kabul edilebilmesi, ceza hukuku anlamında gerçek bir örgüt yapısının kanıtlanabilmesi ve şahıslar arasında yasa dışı örgütsel bir ilişkinin ortaya konulabilmesi için doğruluğu kanıtlanmamış hiçbir beyan esas alınamaz. Kendini kurtarma saikiyle hareket eden, tutukluluk baskısı altında ezilen ve hürriyetine kavuşmaktan başka hiçbir amacı kalmamış bir sanığın da uydurma beyanları tek başına hükme esas alınamaz.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Evrensel ceza ilkeleri ve Yargıtay'ın onlarca yıllık köklü içtihatları bize haykırmaktadır. Yalnızca ve yalnızca soyut beyanlara dayanılarak bir örgüt şeması çizilemez. O şemaya dayanılarak da faturası insan hayatıyla ödenen hukuk, tutukluluk kararları devşirilemez. Eğer ceza yargılamasında maddi gerçeğin araştırılması ilkesini bir kenara bırakıp sadece biri böyle dedi diyerek insanları cezalandıracak noktaya geldiysek o halde bu mahkeme salonlarına, bu usul kanunlarına, bu anayasal güvencelere ne gerek vardı? İddia makamının en net açıklama dediği şey aslı astarı olmayan bir iftiradan, dayanağı bulunmayan bir kurgudan ibarettir. Doğrulanmamış beyan, ceza hukukunda sıfır hükmündedir ve bu sıfırlardan bir suçlu yaratmaya çalışmak da hukuken imkânsızdır. Bu dosyada müvekkilim hakkında verilen tüm ifadeler detaylıca incelendiğinde, kuru bir dedikodular ve sektörel çekememezlikler dışında somut hiçbir veriye rastlamak mümkün değildir. Ortada somut hiçbir delil yokken müvekkilim yalnızca ve yalnızca ihale şartnamelerine uygun olarak işini yaptığı, alın teriyle çalışıp helal kazancıyla ev aldığı için adeta tüm hayatıyla, ticari itibariyle bu dosyaya meze edilmiştir. Müvekkilim , bu haksız ve mesnetsiz dosya sebebiyle aylardır çok ciddi bir mağduriyet yaşamakta, telafisi imkânsız bir itibar kaybına uğramaktadır. Birtakım şahısların kişisel husumetleri, hürriyetini iftiralarla satın alma çabaları ve asılsız ofis dedikoduları rehber edinilerek dürüst bir iş insanının hayatıyla oynanmıştır.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Açıkça ve altını kalın harflerle çizerek ifade etmek isterim ki; müvekkil , bu dosyada adı geçen veya geçmeyen kimsenin adamı değildir. Nitekim bu hususu biz uydurmuyoruz. Huzurunuzda dinlenen sanıklara defaatle sorduk, her defasında net bir şekilde cevabımızı aldık. Daha önce de bahsettiğim samimi beyanlarda bulunuyorum diyerek etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren kurumun 15 yıllık hak ediş şefi 'na huzurunuzda sorduk. Heyetinizin huzurunda aynen şu gerçeği açıkça beyan etmiştir: "Ben Kahraman Bey'i kimsenin adamı olarak bilmem. Kendisini sadece iş yapan, projelerini eksiksiz yürüten biri olarak tanırım." , huzurda yönelttiğimiz sorularda müvekkilimizin şirketinin hak edişlerinin tamamında hiçbir sorun olmadığını, hiçbir usulsüzlüğe rastlanmadığını, işlerin eksiksiz teslim edildiğini açıkça ifade etmiştir. Keza Kültür A.Ş. eski Genel Müdürü Serhat Taşçı da müvekkil hakkında müvekkilin kimsenin adamı olmadığını, kimse tarafından kayırılmadığını, sorduğumuz sorulara cevaben açıkça beyan etmiştir. Sayın Başkan, sayın üyeler; 15 yıl boyunca o kurumun hak ediş şefliğini yapmış, samimi beyanda bulunuyorum diyen bir sanığın bile "Ortada hiçbir usulsüzlük yok, o sadece işini yapan bir iş insanıdır" dediği bir yerde aksini iddia etmek hukuka ve vicdana ihanettir. Birtakım kişilerin beslediği kişisel husumetlerle, intikam duygularıyla veya tutukluluktan kurtulma saikiyle verdikleri ofis içi dedikodu mahiyetindeki ifadelerin gerçeğe aykırı olduğu tüm çıplaklığıyla ortadadır. Maddi gerçeklikle ve dosyadaki fiziki delillerle taban tabana zıt olan bu soyut beyanların hükme esas alınması çok ciddi, tamiri imkânsız bir hukuka aykırılık ve telafisi imkânsız bir hata teşkil edecektir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Maalesef ki hürriyeti elinden alınan, özgürlüğüyle sınanan ve bu kıstırılmışlık içinde kendi kurtuluşunu bir başka sanığın hayatını karartmakta arayan bir diğer isme, Kabil Taşçı'nın beyanlarına geçmek istiyorum. Etkin pişmanlık ifadelerinde kendisine eşlik eden avukat da zaten bu salonda yabancısı olduğumuz bir isim değildir. Hatırlayacağınız üzere Veuzurunuzda açıkça nasıl yanıltıldığını, nasıl yönlendirildiğini ve bu sebeple gerçek dışı ifade vermesine verilmesine neden olunduğunu bizzat itiraf etmişti. İşte bu ifadelere eşlik eden avukat İs daha önce ifadelerini başka bir avukatla veren Kabil Taşçı'nın da etkin pişmanlık ifadelerine katılıyordu. Ve Kabil Taşçı bu meslektaşımızla ek ifade vermek üzere savcılık makamına tam iki kez gidiyor. Şimdi bu şahsın beyanlarındaki kronolojik samimiyetsizliğe dikkatinizi çekmek istiyorum. Kabil Taşçı, tutuklanmadan önce hür iradesiyle verdiği ilk ifadesinde müvekkilim Kaakkında tek kelime dahi etmiyor. Aleyhte hiçbir beyanda bulunmuyor. Ne zaman ki tutuklanıyor ne zaman ki tutukluluğun o ağır sınanmasıyla karşı karşıya kalıyor; aniden savcılığa koşup ek ifadeler vermeyi ve müvekkilim hakkında asılsız iddialarda bulunmayı seçiyor. Öyle ki kurgusal örgüt şemasını destekleyebilmek adına o dönem medyaya servis edilen kulaktan dolma haberleri, dedikoduları alıp aynen kendi ifadesiymiş gibi savcıya aktarıyor. Sayın heyet, ortada hiçbir somut delil yok. Yer yok, gün yok, saat yok, hiçbir somut veri yok. Görgüye dayalı tek bir saniye yok. Tamamen gerçek dışı iddialardan devşirilmiş bir beyan var karşımızda.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Peki sormak gerekmez mi? Madem bu şahıs bu iddiaları devlete yardım etmek, bir örgütü çökertebilmek, maddi gerçeği ortaya çıkarmak için söylüyor da ne hikmetse bu hayati bilgileri tutuklanmadan öncekinde ifadesinde vermeyi akıl edemiyor? Neden ilk ifadesinde bu iddiaları ortaya koymadı da tutuklandıktan sonra hürriyete kavuşma arzusuyla bir insana iftira atmayı kendine uygun buldu? Cevabı çok net. Karşımızda özgür iradeyle verilmiş bir beyan değil, tutukluluk altında kurgulanmış bir kurtuluş reçetesi vardır. Kabil Taşçı'nın müvekkilim hakkındaki gerçek dışı tüm beyanları dosyadaki somut ve resmi delillerimizle zaten tamamen çürümüştür. Bu şahsın iddialarından biri, müvekkilimin şirketinin arkasında birtakım gizli ortaklar olduğu yalanıdır. Sayın heyet, müvekkilimin 10 yılları aşan kariyer yaşantısı, bugüne kadar sektörde imza attığı projeleri, halihazırda çalışmış olduğu ve çalışmaya devam ettiği uluslararası dev markaları ve devasa isimleri hem soruşturma aşamasında hem de bugün burada teslim ettiğimiz evrakları incelediğinizde göreceksiniz. Göreceksiniz ki Kahraman Bey birilerinin gizli ortağı olacak, birilerinin gölgesinde kalacağı bir şirketi yönetmeye asla ve asla ihtiyacı olmayan saygın bir mimardır. Onun mesleki dehası ve ticari hacmi bu tarz merdiven altı kurgulara sığmayacak kadar büyüktür.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Ayrıca bu gizli ortaklık ve ortak muhasebe ağı balonu da mali kayıtlarla tamamen patlamıştır. Müvekkilimin bu zamana kadar tam 10 yıl boyunca mali müşaviri hiç değişmemiştir. Mali müşaviri de aynıdır, muhasebecisi de aynıdır. Müvekkilimin şirket muhasebesini yürüten şahıs, huzurda beyanlarda bulunan hak edişçi 'nun da hatırladığı ve uzun yıllardır müvekkille çalışan elemanı Derya Topraksever'dir. Bu dosya kapsamında yapılan hiçbir aramada toplu evrakların çıktığı ofislerde müvekkilin şirketine ait tek bir sayfa evrak çıkmamıştır. Müvekkilimin ismiyle veya şirketiyle bağlantılı hiçbir ödeme, o şahısların kartlarıyla veya sistemleriyle yapılmamıştır. Çıkamaz da yapılamaz da. Çünkü müvekkilimin zaten 10 yıldır mali süreçlerini şeffaf ve yasal olarak yürüten resmi bir mali müşaviri vardır ve kendi bünyesinde çalışan bir muhasebe elemanı vardır. Müvekkilim dışarıdan hiçbir muhasebeciden destek almamış, dışarıdan başka bir isimle çalışmamıştır. Daima yıllardır çalıştığı kendi ekibiyle yol yürümüştür. Kabil Taşçı, müvekkilim hakkında adeta bir sinema filmi senaryosu yazmış ve , 'un kasasıdır şeklinde akıl dışı, mesnetsiz bir iddiayı ortaya atmıştır.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Sayın heyet, huzurunuzda sormak zorundayım. Hiçbir delille destekleyemediği ve tek cümlesiyle beyan ettiği bu iddia nasıl olur da ciddiye alınır? Sırf isim vermiş olmak için isim veren, kendisinden önce ifade veren 'ın iftirasını kopyalayarak ve üzerinde de "Biraz katayım da tahliye olayım" diye düşünen Kabil Taşçı'ya sayın iddia makamı nasıl olur da hiçbir detay sormaz? Nasıl olur da böylesine ciddi bir iftirayı araştırmadan iddianameye delilmiş gibi yazabilir? Bugün bir komşu kavgasında gidip ifade versem ve desem ki "Komşum uyuşturucu satıyor", savcılık makamı muhtemelen bana daha detaylı sorular sorar. "Sen bu konuyu nereden biliyorsun? Ne zaman şahit oldun? Delilin var mı?" der. Ancak maalesef ki biz bu dosyada buna rastlayamıyoruz. Birileri sırf suçtan kurtulmak için ya da kişisel husumet sebebiyle müvekkil üzerine iftira atarken savcılık makamı bu iddialar %100 doğruymuş gibi iddianameye dayanak yapıyor.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

İnanın iddianameyi okurken kendimden şüphe ettim. Ceza Muhakemesi Kanunu'nu yanlış öğrendim herhalde dedim. Evrensel ceza ilkeleri benim kurduğum bir hayaldi galiba diye düşündüm. Çünkü dosya şüphelisi şahısların hürriyete kavuşma gayretiyle vermiş olduğu delilsiz beyanlar iddianameye bir gerçekmiş gibi yazılmış. Sanık Kabil Taşçı'nın hiçbir delille destekleyemediği tek cümlelik iddia benim müvekkilimin hayatını kararttı. Yaklaşık 11 ayını ondan çaldı. Eşinden, çocuklarından, annesinden, kardeşlerinden ayırdı. Birileri ek ifade üzerine ek ifade verip iftiralar atarak hürriyetine kavuşurken benim müvekkilim tutuklu bulunduğu Marmara 2 No'lu Cezaevi'nde hayatta kalma savaşı verdi. Ne olacak biliyor musunuz? Müvekkil bu dosyadan beraat edecek. Er ya da geç gerçekler gün yüzüne çıkacak. Sonra ne olacak? Biz haksız tutukluluk sebebiyle tazminat dosyası açacağız. Bir miktar tazminata hükmedilecek. Peki o tazminat, müvekkilime eşiyle ayrı kaldığı günleri, sınav dönemindeki çocuklarından ayrı kaldığı günleri geri getirebilecek mi? Sağlığından olan müvekkilimin sağlığını geri getirebilecek mi? Ölümden dönmüş olduğu günün travmasını silip atabilecek mi? Birilerinin dedikodu malzemesi etti diye hayatının gizliliğini yeniden sağlayabilecek mi? Tırnaklarıyla kazıyarak inşa ettiği kariyerini itibarsızlaştırmasını unutturabilecek mi? Maalesef hayır. Müvekkil bu iftiraların bedelini yalnızca ömründen geçen günlerle değil ki onlar da çok değerli ancak maalesef sağlığıyla, itibarıyla ödedi.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Karşımızda ceza hukuku tekniği açısından tam bir iftiracı kopyacılığı vardır. Kabil Taşçı hürriyetini satın alabilmek ve sayın savcının gözünü boyayabilmek amacıyla kendisinden önce ifade vermiş olan 'ın ifadesini tabiri caizse aynen satın almıştır. Ortaya hiçbir somut delille desteklenmeyen, kulaktan dolma iki cümleden ibaret bir beyan fırlatmıştır. 'ın ifadesinden "'la gelir giderdi" cümlesi cümlesini cımbızlayarak alan Kabil Taşçı, bu dedikodunun üzerine kendi hayal dünyasını inşa etmiş ve müvekkilimi "'un kasası, onun adamı" ilan etmeyi tercih etmiştir. Bir ceza dosyasında bir insanın hayatı ve özgürlüğü, birilerinden duyup bildiğini iddia edenin ondan bundan duyduğunu söyleyenin onun öbüründen cımbızladığı dedikodu zincirleriyle ellerinden alınamaz. Sayın heyet, bir insanın bir kuruma girip çıkması, işinin gereği kurumda çalışan olarak bildiği insanlarla görüşmesi o insanı birilerinin organik adamı yapmaz.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Az önce de ortaya koyduğumuz üzere 10 yıldır aynı mali müşaviri, yıllardır aynı muhasebecisi olan ve tüm finansal kayıtları şeffaf, devletin denetimine açık olan saygın bir iş insanına hiçbir defter incelemesine, hiçbir MASAK raporuna dayanmadan birinin kasasıdır yakıştırması yapıştırılmak en hafif tabiriyle iftiradır. Kabil Taşçı tahliye olmak için dosyada daha önce yer alan ifadeleri kesip içerek kendince bir suç ortaklığı icat etmeye çalışmıştır. Doğruluğu somut delille sınanmamış bir ifadenin başka bir sanık sanık tarafından kopyalanarak tekrar edilmesi o ifadeyi delil yapmaz. Sadece yalanın organize bir şekilde büyütülmeye çalışıldığını gösterir. İddia makamı bu dedikodu kopyacılığına itibar ederek iddianameye bu dedikodu kopyacılığını harç yaparak hukuk adına büyük bir talihsizlik işlemiştir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Şimdi ise bu dosyanın üzerine inşa edildiği kurgu mekanizmasının maskesini tamamen düşürecek en kritik, en çarpıcı safhaya geliyorum. Karşımızda yine ve yeniden tutukluluk sarmalıyla sınanarak özgürlüğüne kavuşabilmek adına ek ifadesinde müvekkilimin adını zikretmeyi bir kurtuluş bileti gören bir diğer isim var: . Sayın heyet, bu şahsın durumundaki akıl almaz çelişkiyi ortaya koyabilmek adına az önce Ercan Bey'e sunduğum USB içerisindeki isimli görsel belgenin ekrana yansıtılmasını talep ediyorum. Şimdi burayı biraz aşağıya indirin. Bu zaten şahsın kendi ifadesi, kolluk ifadesidir 25. sayfadır. Şimdi bu, ekranda gördüğünüz resmi evraka hep birlikte bakalım. Bu görsel 'nin kollukta verdiği resmi ifadeden müvekkilimle ilgili olan kısmın ta kendisidir, aşağıya okla çektim zaten cümleyi. Kolluk görevlisi memur, 'ye açıkça müvekkilim 'u sorduğunda, bu şahıs net bir şekilde müvekkili tanımadığını beyan ediyor. Resmi tutanakla da sabittir ki ilk başta müvekkili hiç tanımıyor. Bu şahıs savcılık aşamasına geliyor. Orada verdiği ilk ifadede de müvekkilim hakkında tek kelime dahi etmiyor. Aleyhte hiçbir beyanda bulunmuyor.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Ancak ne hikmetse ne oluyorsa tutuklandıktan sonra oluyor. tutuklandıktan sonra savcılığa ek ifade vermeye gidiyor. daha önce kollukta resmi tutanakla "Tanımıyorum." dediği müvekkilim hakkında akıl tutulması niteliğinde bir iftira uyduruyor. Neymiş efendim? Müvekkilim alt yükleniciye yaptırdığı işe %500-600 kar koyarmış. Sayın heyet, bırakın müvekkilimin yasal ve şeffaf ticari geçmişini dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir serbest piyasa ekonomisinde ve hiçbir ticari yaşantıda %500-%600 gibi kar payının olması mümkün değildir. Faturalandırılması, hak edişe bağlanması, denetimlerden geçmesi hukuken de fiilen de mümkün değildir. Bu iddia ticari hayatın alfabesine bile ihanet eden aceleyle düşünülmüş baştan savma bir yalandır.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

'nin de tutuklandıktan sonra ilk ifadeye gittiği avukatlarla değil, başka bir avukatla çalışmayı uygun buluyor. 'nin çalıştığı bu avukat da az önce bahsettiğim Kamil Taşçı'ya tahliyesini getiren o kurgusal ifadelerinde imzasını gördüğümüz meslektaşımız İsmail Mirsad. Kollukta tanımıyorum dediği adamı cezaevine girdikten sonra %500-600 kar marjıyla çalışan gizli bir aktör gibi anlatan bir sanığın beyanına iddia makamı nasıl itibar edebilir? Bu şahıs cezaevinden çıkabilmek adına iftiralar atmış, ticari olarak hiçbir karşılığı olmayan bu hayali senaryoyu uydurarak müvekkilimin hayatı üzerinden özgürlük kazanmaya çalışmıştır. Resmi evrakla ispatladığımız bu açık çelişki ve aynı avukat eliyle yürütülen organize ek ifade trafiği, 'nin beyanlarının bir delil değil, bir paketin parçası olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Ve geliyoruz bu kurgusal zincirin en önemli halkasına ve 'e. Öncelikle belirtmek gerekir ki çok yakın bir tarihte mahkemenin huzurunda verdiği beyanlarında soruşturma aşamasında altına imza attığı o ek ifadeleri kesinlikle kabul etmediğini, tüm doğruları özgür iradesiyle bu salonda, mahkeme heyetinin huzurunda anlattığını açıkça deklare etmiştir.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Biz bu kürsüden Vedat Bey'e doğrudan, açık ve net bir soru yönelttik. Kendisine müvekkilim hakkında bu detaylı beyanları soruşturma aşamasında niçin verdiğini sorduk. son derece açık bir cevap verdi. Dedi ki: "Ben 'ın, Kamil Taşçı'nın, 'nin basına yansıyan ifadelerini gördüm. Kahraman hakkındaki bu beyanları o basından okuduklarımla, duyduklarımla anlattım. Çevremdeki dedikoduları harmanlayarak ifade verdim." Sayın heyet, bu itirafın sarsıcılığı yetmezmiş gibi akabinde 'in huzurdaki müdafi meslektaşımız Avukat da söz alarak bir gerçeği burada beyan etti. Meslektaşımız aynen şunları söyledi: "Müvekkilimin Kahraman Bey hakkında verdiği o ifadeler görgüye dayalı değildir. Müvekkilim basından duyduğu şeylerle cezaevinden çıkabilmek için tahliye ümidiyle ifade vermiştir. Hatta bu süreçte manipüle edilerek bu sözler kendisine söylettirilmiştir." Bakın, birebir meslektaşımın kelimesini aynen burada kopyaladım, "söylettirilmiştir". Devamında şöyle devam etti: "Ancak müvekkilim bugün burada bu ifadelerin hiçbirini kabul etmemektedir."

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Eğer bir maddi gerçek arıyorsak ben aradığınız maddi gerçeği buldum. Maddi gerçek tam olarak budur. Bir sanık mahkemenizin gözünün içine bakarak görgüye dayalı olmayan şeyler söyledik, basında gördük, çünkü tahliye olmak için böyle yapmamız gerektiği konusunda manipüle edildik diyor. Peki şimdi en can alıcı soruyu soralım. 'in mahkeme huzurunda reddettiği, "Beni manipüle ettiler, basındaki dedikoduları birleştirip anlatmamı sağladılar." dediği gerçek dışı o ifadeler konusunda kendisiyle çalıştığını söylediği avukat kimdir? Evet, sayın heyetinizin de sormuş olduğu meslektaşımız. Karşımızda hukuki bir soruşturma süreci değil, özgürlük umuduyla birbirinin ifadesini kopyalayarak müvekkilimin üzerine yapay bir suç şeması inşa ettikleri organize bir kötülük vardır. Birinin basından okuduğu dedikoduyu, diğerinin ondan duyup cımbızladığı yalanları, bir üçüncü sanığın yanına aynı avukatı alarak en net delil diye savcılığa sunması ceza hukukunun konusu olamaz. 'in huzurdaki beyanı, müvekkilimin aylardır nasıl organize bir iftira kumpasın içinde tutulduğunun en açık, en berrak kanıtıdır. Bu sahte harçla karılan duvar bugün, bu duruşma salonunda tamamen yıkılmıştır. Sayın başkan, sayın üyeler. Savunmamızın başından bu yana dosyaya ithal edilen tüm soyut beyanları, kurgusal örgüt şemalarını, kes-biç yöntemiyle oluşturulmuş iddianame argümanlarını ve tutukluluk baskısı altında atılan iftiraları tek tek somut verilerle çürüttük. Gelinen bu aşamada iddia makamının gerçekte var olmayan işler yapıldığı ya da fahiş karlar elde edildiği yönündeki iktisadi ve ticari gerçeklikten uzak iddialarını devletin resmi kurumları eliyle tamamen ve geri dönülmez bir şekilde boşa çıkarmak adına mahkemenizden somut usuli taleplerde bulunuyoruz.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

İlk olarak, müvekkilimin şirketi Antre Tasarım tarafından eksiksiz bir şekilde yerine getirildiği görsellerle ve hakediş ikrarıyla sabit olan tüm ihalelerin iddia edildiği gibi fahiş fiyatlarda değil, tamamen piyasa koşullarına uygun bedellerle yapıldığının resmi olarak kanıtlanabilmesi amacıyla İstanbul Ticaret Odası’na müzekkere yazılmasını talep ediyoruz. Yazılacak o müzekkere ile müvekkilin ihaleleri aldığı yıllardaki ihale kapsamlarının, teknik açıklamalarının ve iş kalemlerinin tek tek listelenerek o dönemki piyasa koşullarına göre yaklaşık maliyetlerinin resmi olarak sorulmasını talep ederiz. İkinci olarak, İstanbul Ticaret Odası’ndan gelecek bu yaklaşık maliyet cevabının ardından dosyadaki tüm ihale evrakları, hakediş raporları, sunduğumuz fiziki teslim görselleri ile birlikte dosyanın kamu ihale mevzuatı ve mali tescil konusunda uzman nitelikli bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesini, ihalelerin yasal çerçevede ve piyasa değerinde yapılıp yapılmadığına dair objektif bir rapor aldırılmasını talep ediyoruz. Devletin resmi odasının tespiti ve bilirkişi raporu müvekkil üzerindeki dedikodu bulutlarını tamamen dağıtacaktır sayın başkan, sayın üyeler.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Nihayetinde ve en önemlisi müvekkilimin hürriyet meselesine gelmek zorundayız. Karşımızda yasal sınırların dışına tek bir milim dahi çıkmamış saygın ve dürüst bir iş insanı bulunmaktadır. Müvekkil , sırf birilerinin kendi suçlarını örtbas etmek amacıyla basından duyup harmanladıkları dedikodular yüzünden aylardır hürriyetinden haksız yere mahkûmdur. Dosyadaki tüm iddialar birer birer çökmüş, iftiralar bizzat sahipleri tarafından mahkeme huzurunda reddedilmiştir. Daha önce mahkemenin huzurundaki tahliye talebimizde detaylıca anlatmıştım. Müvekkil kronik rahatsızlıkları olan, düzenli takibi yapılması gereken ciddi bir tansiyon hastasıdır. Hatta babasını erken yaşta bu yüzden kaybetmiştir. Hastalıkları sebebiyle tutuklu kaldığı süreçte hastaneye sevk edildi, holter ile takip altına alındı. Hatta aynı gün içerisinde üç kez bayıldığı bir dönemi atlattık. Son baygınlığını ise merdivenlerden çıkarken yaşamıştı müvekkil. Koğuşun adım atılamayacak kadar kalabalık olması sayesinde beraberce kaldığı kişiler tarafından hemen fark edilmiş ve kafasını vurup merdivenlerden yuvarlanmadan kurtarılmıştır. Müvekkilin hayatını kurtaran şey, 70 küsur kişiyle 21 kişilik koğuşta kalıyor olmasıdır. Hatta hatırlarsanız tahliye talebimizi dile getirirken bu hususta koğuş değişikliği yapılmadığı, dilekçelerimiz dikkate alınmadığı için sizlere teşekkür etmiştim çünkü müvekkilin hayatını biz buna borçluyuz.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Bu zulme artık son verilmelidir. Müvekkilin kaçma şüphesi yoktur. Delil karartma ihtimali yoktur, zira ortada karartılacak bir delil yoktur. Tüm ticari defterler, hak edişler şeffaf bir şekilde ortadadır. Bu aşamada hürriyetin kısıtlanmaya devam etmesi, biraz klişe olacak maalesef beni affedin bunu söylemek zorundayım, bir tedbir olmaktan çıkacaktır, tutukluluğun unsuru olan tedbir olmaktan çıkacaktır ve telafisi imkânsız bir hak ihlaline ve cezalandırmaya dönüşecektir. Yukarıda arz ettiğimiz İTO ve bilirkişi incelemesi taleplerimizin kabulüyle birlikte müvekkilimin üzerine atılan haksız ve delilsiz suçlamaların mahiyeti, sanıkların huzurdaki beyanları ve geçen haksız tutukluluk süresi göz önünde bulundurularak daha fazla mağduriyete sebebiyet verilmemesi adına müvekkilim 'un derhal tahliyesine karar verilmesini talep ederim.

Kahraman Yeşilyurt Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.