Ben, 2021 yılında İBB Kültür A.Ş.'de çalışmaya başladım. Öncesinde Sabancı Holding, Doğuş Holding ve Doğru Holding şirketlerinde toplam 16 sene kültür-sanat sergilerinde çalıştım. Kültür A.Ş.'de Genel Müdür'e bağlı olarak Proje ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştım. Görevim, bağlı mekanların kiralanması, proje ve iş geliştirme, projelere sponsorlar ve fonlar bulunması, bütçe ve raporlama faaliyetlerinin yürütülmesiydi. Kısacası dışarıdan gelir getirici faaliyetleri yürütmekti görevim. Bu görevde çalıştığım 4 sene boyunca, yaklaşık 500 milyon TL tutarında bir dış gelir şirketimize kazandırdık. Yine şirket Türkiye'nin en yüksek cirolu 500 şirketi arasına girdi bu dönemde.
Onur Aldı Savunması
Biraz Kültür A.Ş.'den bahsetmem gerekirse… Kültür A.Ş. bir İBB iştirakidir, Türk Ticaret Kanunu'na tabidir. Kurumsal bir yapıya ve resmi bir organizasyon şeması ve imza sirkülerine sahiptir. Genel Müdür ve Yönetim Kurulu tarafından yazılı kararlar ve resmi şirket prosedürleriyle yönetilir. İddianameye konu imzalı evrakların hepsi tabi kural ve kaidelere uygundur. Bu iddianamede üç eylemde bilirkişi raporlarında adım şöyle geçmektedir: "İmzası bulunanların sorumluluklarının değerlendirilmesi" notu ile geçmektedir. İki eylemde ihale onay belgesinde, bir eylemde ihale komisyonunda imzam görülmüştür. Bu imzalı satın alma evrakları da aslında 7-8 aşaması olan bir satın alma işleminin yalnızca bir evresini oluşturmaktadır. Kısacası adımın geçtiği üç eylemden bahsetmek isterim.
2021 yılı, işe yeni başladığım sene henüz pandemi devam ederken, 82 no'lu eylemde Genel Müdür izinli olduğundan kendisine vekaleten imzam satın alma onay belgesine, yani ihale belgesinedir. İhale kelimesi kamudan geçen bir kelimedir. Şirket içi kullanımı satın alma onay belgesi olarak da bulunmaktadır. Şirkette Genel Müdür izinli olduğunda, Genel Müdür Yardımcıları Genel Müdür'e sırayla vekalet ederler ve ilgili günlerdeki evrakları da özel kalem toparlayarak ilgili Genel Müdür Yardımcısına imzalaması için gönderir. Bu satın alma onay belgesi kanundan gelen bir zorunluluk değil, şirket içi prosedürlerinde yer alan bir evraktır. Evrak, esas olarak satın alımın yapılıp yapılmayacağına karar verir. Ve bu belge öncesinde satın alma talebinin yapılması, teknik şartnamelerin hazırlanması ve yaklaşık maliyetlerin hesaplanması işlemleri yapılmaktadır. Yani bu belge imzalanmadan önce satın almanın yöntemi ve nasıl yapılacağı belli olmuş, uzun yıllardır da şirkette çalışan uzman personel tarafından bu evrakın üzerine işlenmiş olur. Bu aşamada evrakı imzalayacak olan yönetici öncelikle kendinden önceki imzaların tam ve eksiksiz olup olmadığına bakar. Ardından da evrakı satın almanın konusu ve yaklaşık maliyeti üzerinden değerlendirebilir.
Bu imzalı evraklara da bakıldığında, imzaların tam ve eksiksiz olduğu, konusunun ve yaklaşık maliyetinin İBB'den alınan üst ihale ile uyumlu olduğu, istisna alım karar ve yönteminin evraka işli olduğu ve Kamu İhale Kurumu istisna alım kararı ve limitlerine uygun olduğu görülmektedir. Ayrıca bu eylemle ilgili iddianamede bir kamu zararı tespiti de yoktur bilirkişi raporlarında. İddianamenin bilirkişi raporlarında bir kamu zararı tespiti veya hesaplaması olmamasının yanında her yıl Kültür A.Ş.'yi ve İBB'yi denetleyen Sayıştay ve mülkiye müfettişi raporlarının hiçbirinde de bir kamu zararı tespiti yoktur. Kültür A.Ş. 2019 yılından beri her yıl Sayıştay ve mülkiye müfettişlerinin denetimine tabi olmuştur. Buna rağmen iddianamede bilirkişi raporlarından kopuk bir şekilde sözleşme tutarlarının tamamı sanki kamu zararıymış gibi yazılmıştır. Bu zarar da dolandırıcılık faaliyetinin ana unsuru olarak gösterilmiştir. Fakat yapılan satın alımların tamamı organizasyonlarda kullanılmış hak edişleri önce Kültür A.Ş. bünyesinde fotoğraflı ve videolu şekilde yapılmış, yani aslında hizmetler alınmış, ardından da bu hak edişler İBB'nin ilgili birimlerine gönderilmiş, orada da hak edişler tek tek kontrol edildikten sonra Kültür A.Ş.'ye ödemeler yapılmıştır. Yine ayrıca İBB'nin saha personelleri de etkinlik ve organizasyonları tek tek yerinde tespit etmiş, hizmetleri raporlamışlardır. Yani ortada bir kamu zararı yoktur.
Son olarak bu eylemle ilgili bilirkişinin bazı hizmetleri benzer bularak istisna limitin altında kalınmak için işlerin kısımlara bölündüğü yorumuna benim de değinmem gerekirse bilirkişi burada aslında bu raporu yazarken 2019 öncesi alımlara da bakmış olsaydı aslında bu satın almaların geleneksel olarak da hep bu şekilde İBB'den nasıl ve hangi kısımlarla ve hangi teknik şartnamelerle alındıysa aynı şekilde alt satın alımlarını Kültür A.Ş.'de yapılmaya devam ettiğini de görebilirdi. Kültür A.Ş. tüm İstanbul'da yüzlerce noktada yılda 10 binin üzerinde organizasyon ve etkinlik düzenleyen bir kurumdur. Bir etkinlikteki her bir kalem de ayrı bir uzmanlık, ayrı bir yeterlilik gerektirmekte, dolayısıyla ayrı bir iş olarak da görülmektedir.
Bir işte hacimler ve adetler büyüdüğünde aslında detaylar daha da belirginleşir ve ayrı bir tür iş, iş kolu olarak ortaya çıkar. Buna en güzel örnek de otomotiv sektörü verilebilir; birçok ayrı iş kolu çıkmıştır. Dolayısıyla burada bilirkişinin isim benzerlikleri üzerinden yaptığı bu uzaktan ve sektörü tanımadan yaptığı yorum aslında doğru ve yerinde değildir. Yine ayrıca 2019 yılı Kültür A.Ş. Sayıştay Raporu'nda özetle şöyle bir not düşülmüştür, avukatlarımız da bunu size iletecekler: Kültür A.Ş.'nin hizmet hacminin büyüklüğü ve niteliği nedeniyle 3G istisna alım limitlerinin uygulanmaması yönünde mevzuat değişikliğinin yapılması Sayıştay Raporu'nda önerilmiştir. Kültür A.Ş. istisna bir alanda hizmet vermektedir ve bu limitlerin Kültür A.Ş.'nin ticari olarak rekabetini engellediği görüşüyle bu limitlerin uygulanmaması yönünde bir görüş de bildirmiştir.
82 no'lu eylemi özetlemem gerekirse kendi açımdan… Genel Müdüre vekaleten imzam olan evrakların hiçbirisiyle ilgili bir kamu zararı tespiti yoktur. Defalarca hem satın alım hem de hak edişler yönünden denetlenmişlerdir. Bilirkişinin "kısımlara bölme" yorumu doğru değildir, çünkü işlemler İBB'den nasıl alındıysa, yıllara dayanan şirket gelenekleri ve usulleri ile aynı şekilde, hiç değiştirmeden yapılmıştır ve bugüne kadar da hiçbir suçlamaya bu işlemler konu olmamıştır. Satın almayı, o yöntemleri de benim Genel Müdür Yardımcılığımın uzmanlık ve faaliyet alanında, sorumluluk alanında değildir. Dolayısıyla attığım bu imzanın bir dolandırıcılık suçu oluşturması da gerçekleştirmesi de imkansızdır, hepsi bu.
2023 yılı, 91 no'lu eylemde bilirkişi, bu sefer satın alma komisyonunda imzamı görmüştür. İhale komisyonu olarak da geçiyor bir tane öyle. Yine şirketin... Şirkette Kültür A.Ş.'de satın alma komisyonu kanundan gelen bir, kurulması kanundan gelen bir zorunluluk değil, bir şirket prosedürüdür. Şirket; "Tek teklif zarfını bir kişi veya birim tek başına açıp karar vermesin, farklı birimlerden oluşan bir komisyon birlikte açıp kontrol etsin ve teklifleri sıralasın." denmiştir. Böyle bir mevzuat oluşturulmuştur. Genel Müdür Yardımcılığı bu komisyonda zorunlu bir üyedir. Bu komisyon 5 ila 8 kişiden oluşur. Görevi kapalı teklif zarflarının açılmasıyla başlar. Şirketin belirlediği prosedürlere göre evrak yeterliliği kontrolüyle devam eder ve en sonunda da en avantajlı teklifin belirlenip tekliflerin sıralanmasıyla bu komisyon görevi son bulur. Tüm bu işlemler yaklaşık yarım saat sürer ve katılımcıların huzurunda tüm işlemler tutanak altına alınır. Daha sonra kazanan firmanın olurunu Genel Müdür vermektedir. İddianamede bu bahsettiği komisyonun çalışmasıyla ilgili de bir itiraz, şikayet hususunun olduğundan bahsedilmemiştir, bir şikayet de yoktur.
Yine bu eylemle ilgili, iddianamede bu eylemle ilgili de bir kamu zararı tespiti bilirkişi raporlarında yoktur. Sayıştay ve Mülkiye Müfettişi raporları da yoktur bu eylemle ilgili. Fakat yine iddianamede bilirkişi raporlarından ayrı olarak, sanki sözleşme tutarlarının tamamı kamu zararıymış gibi yazılmıştır. Yine tekrar edeceğim ama yapılan satın almaların tamamı organizasyonlarda kullanılmış; fotoğraflı ve belgeli hak edişler önce Kültür A.Ş. bünyesinde, sonra da İBB bünyesinde yapılmış ve ardından Kültür A.Ş. ödemeler yapılmıştır. Ve Sayıştay ve Mülkiye Müfettişleri tarafından da yine her sene gelen denetlenmişlerdir. Yani bu 91 no'lu eylemle ilgili de özetlemem gerekirse; satın almanın kararı, yolu, yöntemi ve ihtiyaçları konusunda hiçbir yetkisi olmayan, görevi yalnızca evrak kontrolü ve tekliflerin sıralanması olan komisyondaki imzamın bir dolandırıcılık faaliyetini oluşturması imkansızdır. Zaten ortada bir kamu zararı veya bu yönde de bir belgede bulunmamaktadır.
2024 yılı, 97 no'lu eylemde bilirkişi bu sefer ihale onay belgesinde, yani satın alma onay belgesinde imzamı görmüştür. Bu eylemle ilgili bir beyanda; "Hiçbir evrakta imzam olmadığı" söylense de yönlendirme tabelası, aydınlatma ve bank gibi alımlarda imzam görülmüştür. Fakat yine bu imzaladığım satın alımlarla ilgili bir Sayıştay ve bilirkişi raporunun hiçbirinde bir kamu zararı tespiti yoktur. Bu eylemde Sayıştay raporu var ama bu Sayıştay raporunda imzalı bir evrakım bulunmamaktadır. Hatta iddianamenin iddia ettiği kamu zararı olan 86 milyon TL tutarın içinde de bir imzalı evrakım bulunmamaktadır. Çünkü daha önce anlattığım iki eylemde bilirkişi raporlarındaki sözleşme tutarlarının tamamı toplanıp kamu zararı diye yazılmıştır. Burada bilirkişi raporu "'nın burada imzası var" demesine rağmen, iddianame yalnızca Sayıştay raporunu kamu zararı olarak almıştır. Yine bu imzalı evrakların hak edişleri tam ve eksiksiz olarak yapılmıştır, denetlenmiştir Sayıştay tarafından da. Bu satın alımlar; konusu ve tutarları yönünden de mevzuatlara ve ihtiyaçlara, o günkü ihtiyaçlara uygundur. Aksine bir iddia da bulunmamaktadır.
Son olarak bu eylemle ilgili adımın geçtiği beyanlara da değinmek isterim. Müzenin içerik sağlayıcısı ve ortağı olan Tuce firması yetkilisi Bey, ifadesinde; benim de katıldığım, bulunduğum bazı proje toplantılarından bahsetmiş, tarafıma bir suçlamada da bulunmamıştır. , eski Genel Müdürümüz ve 'ın etkin pişmanlık ifadelerinde yer alan ve "konuşuluyordu" ve "söylenmekteydi" şeklinde biten cümleleriyle ilgili, birbirini doğuran aslında dedikodu mahiyetindeki ifadelere karşılık; soruşturma aşamasında bu ifadeler önümüze düştükten hemen sonra tüm belge, bilgi, dekont, banka hesabı ve tapu evraklarını dosyaya sunduk. Hakkımda düzenlenmiş olumsuz bir MASAK raporu bulunmamaktadır.
"Yurt dışında bir mal varlığım olmadığına dair..." Herkes bu iddialarda bulunmuşlar bu eylemde. Yurt dışında bir mal varlığım olmadığına dair Yunanistan ve Almanya'dan alınmış belgeleri de avukatım dosyaya sundular. Yine Bey'in beyanlarına, ifadelerine biraz değinmem gerekirse; sergileme ve kurum işleri Kültür A.Ş.'nin istisna alımlar kapsamındaki yasal haklarındandır ve ana faaliyet konularındandır. Proje aşamasında kendilerinden, ilgili birimden yani ihale ve satın alma biriminden öğrendim. Müze için yeni bir bina inşaatı yapılmamıştır. Proje, boş galeri alanında dijital bir serginin gerektirdiği bölümlendirme, konstrüksiyon, havalandırma ve kablolama işlemlerinden ibarettir. Proje ve iş geliştirmeden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak bana bağlı olmayan bir birime veya kişiye bir zorlama, iş öğretme gibi bir işlem yapmam imkânsızdır. Bu birimlerden hizmet alan konumunda benim genel müdür yardımcılığım. Bölümüm genel müdürün bilgisi ve onayıyla projeleri 3-5 yıllık planlar, konsept, gelir gider yönünden çalışır ve onaylanması halinde projeyi ilgili müdürlüklere devreder.
Bu aşamadan sonra da görevlerin ayrılığı ilkesiyle aslında hiçbir yetki ve sorumluluk kalmaz, dolayısıyla bir evraka da imza atmaz. Kısaca bu 97 no’lu eylemi de özetlemem gerekirse, bu eylemle, bu eyleme konu hiçbir imzalı evrakımla ilgili Sayıştay, bilirkişi ve hatta iddianamenin kendisinde dahi bir kamu zararı tespiti bulunmamaktadır. Etkin pişmanlık ve bir husumet olmamasının yanında bu dedikodu mahiyetindeki ifadelerinin tutuklanma korkusu, cezaevinde kalma korkusu ve beyanlarını zenginleştirme maksadıyla verdiklerini düşünmekteyim.
Örgüt üyesi iddiasına değinmem gerekirse bu kişi kartından geliyor. Kişi kartında yer alan örgüt üyesi değerlendirmesine konu telefon irtibatlarımın hepsi resmi iş arkadaşlarım ve resmi sözleşmeli iş ortaklarımızladır. Zaten iletişim yoğunluklarına da bakılacak olursa iş ortaklarıyla 1, 3, 5 kez irtibatım görülmüşken iş arkadaşlarımızla 300-500'e varan, 4-5 senede iletişimimiz görünmektedir. Bağlı olduğu ve örgüt yöneticisi oldukları iddia edilen kişilerle ise hiçbir telefon irtibatıma rastlanmamıştır iddianamede. Hakkımda düzenlenmiş bir tevdii raporu da yoktur. Örgüt üyeliğine değinirken iddianamede kişi kartında şöyle denmiş, telefon irtibatları ve tevdii raporuna göre diye örgüt üyeliğimden bahsedilmiştir fakat bu tevdii raporunda ismim bulunmamaktadır. İletişimlerimde sadece yine resmi iş arkadaşları ve resmi iş ortaklarıyladır Kültür AŞ'nin.
Yine son olarak iddianamenin hiçbir sayfasında da örgüt üyesi olarak şu talimatları, şu eylemleri, şu kişilerle ve şu amaçlarla gerçekleştirmiştir diyen bir cümle, bir kelam da bulunmamaktadır. Tutuklanmam sırasında ifadesi bulunan gizli tanık tanıklıktan çekilmiş, zaten ifadeleriyle ilgili aslında tarafıma iddianamede bir suçlama yönlendirilmemiştir. Sağ olsun gizli tanık yalnızca bizi tutuklatmaya yetmiştir bizi. Şahsi mal varlığım Kültür AŞ'de çalışmaya başlamadan önce 2016 yılında satın aldığım bir adet motosiklet, yine Kültür AŞ'de çalışmaya başlamadan önce 2017 yılında satın aldığım bir adet otomobil ve bu otomobilin satışı ve birikimlerimle bankadaki birikimlerimle aldığım 2024 yılında bir adet dairedir. Başkaca yurt içi ve yurt dışı herhangi bir mal varlığım bulunmamaktadır. Tüm bu belgeleri de dosyaya sunduk yine soruşturma aşamasında.
Kısaca bu üç eylem ve örgüt üyeliğini tekrardan bir özetlemem, değinmem gerekirse savunmanın sonunda, iddianamenin bilirkişi raporlarında geçen imza sorumluluklarımın hiçbirisiyle ilgili bir kamu zararı tespiti yoktur. Etkin pişmanlık ifadeleriyle ilgili tarafıma direkt bir suçlama olmamasına rağmen tüm belge ve bilgiler dosyaya hızlıca ayrıca sunulmuştur. Telefon irtibatlarım resmi iş arkadaşları ve resmi iş ortaklarımızladır. Gizli tanık ifadeleriyle ilgili iddianamede tarafıma bir suçlama yönlendirilmemiştir. Şirketin kurumsal, şirkette çalışırken şirketin kurumsal yapısı, organizasyon şeması, imza sirkülerine aykırı hiçbir iş, işlem ve davranışım iddianamede bulunmamaktadır. Tutuklanmama gerekçe gösterilen Sayıştay raporu ve tevdii raporunda da ikisinde de ismim geçmemektedir.
Son olarak 1 yıldır neredeyse, 1 yılın üzerinde tutukluyum. Hep kültür sanat sektöründe çalıştım. Deprem, yangın, yasaklar ve pandemi, toplumsal facialar gibi birçok olay gördüm ve hep ilk etkilenenlerden oldum. Şu anda da Türkiye'nin belki de en büyük yargılamalarından birinde tutuklu olarak yargılanıyorum. Her işte bir hayır vardır diyenlerdenim, bunu da bir deneyim olarak görüyorum fakat bu uzun tutukluluk hali maalesef başta nişanlım ve ailemi ciddi derecede yordu. Artık bu uzun tutukluluk halimin de bitmesini sizlerden talep ediyorum.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.