Savunma

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii Av. Egemen İnaltay Savunması

Müdafi savunması·Orhan Gazi Erdoğan·8 Nisan 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, sayın üyeler. Huzurunuzda bulunan dosyada savcılık makamı tarafından müvekkilim 'ın İBB Hanem uygulaması kapsamında seçim sandık verilerini hukuka aykırı şekilde temin ettiği, bu verileri konum bilgileriyle eşleştirerek işlediği ve nihayetinde yurt dışına sızdırılmasına iştirak ettiği iddialarıyla TCK 135/1 ve 136/1 maddeleri ilgili hükümleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. Ancak daha bu ilk isnadın çerçevesi dahi incelendiğinde, ileri sürülen iddianın hem teknik hem de hukuki zeminde ciddi çelişkiler barındırdığı, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı ve isnadın somut delillerle desteklenmediği açıkça görülmektedir. Sayın Başkan, iddia edilen fiil yalnızca ispatlanmamış değildir; baştan sona kurgulanmış ve teknik olarak imkansız bir senaryodan ibarettir. Bu imkansızlığı sanık çok net bir şekilde açıklamıştır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Şimdi, huzurunuzdaki yargılamada kapsamlı bir değerlendirme yapma zarureti hasıl olmuş. Müvekkil 68 yaşında, 6 aydır tutuklu. Dosya kapsamında 40'tan fazla ayrı suç isnadı, 140'tan fazla ayrı eylem, 400'den fazla sanık bulunmakta. Müvekkil , sadece eylem 13'te, hiç tanımadığı 27 sanıkla beraber belirtmiş olduğum suçlamalarla karşılaşmaktadır. Dosya içerisinde sadece hakkında birçok suç isnadı bulunan ve etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen Erol Özgüner isimli kişinin sadece bir soyut beyanı nedeniyle bugün buradadır. Müvekkilin dosya içerisindeki konumu son derece zayıf ve talidir. Müvekkilin diğer sanıklarla herhangi bir irtibatı, organik bağı, hiyerarşik ilişkisi veya birlikte hareket ettiğine dair somut bir veri bulunmamaktadır. İBB Hanem'i sizin de anlamadığınız gibi, bizim de bu dosya içerisinde İBB Hanem'de niye olduğumuzu anlamadığımızı bildiririz.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Bu noktada dosya içerisinde bahsetmiş olduğumuz hukuki hususların bulunmaması, ortak amaç kapsamında değerlendirilecek nitelikte somut, inandırıcı, denetlenebilir bir delil de mevcut değildir. Şimdi, Erol Naim Özgüner'in soyut ve çelişkili beyanı... Bu beyanın dikkat çekici bir yönü var: "Tam olarak hatırlamamakla birlikte" demektedir. Bir soyut beyan var, bir de bu soyut beyan üzerine "tam hatırlamamakla birlikte" diye başlamaktadır. Müvekkil buna rağmen tutuklanmıştır. Bu noktada isnat edilen herhangi bir somut, doğrulanabilir, teknik veya maddi delille desteklenmemiş bir iddianamedir bu. Bu durumda ortada somut delil yoktur, teknik doğrulama yoktur, maddi destek yoktur; sadece tek bir soyut beyan vardır. Efendim, ceza hukukunun en temel prensiplerinden -bakın bu çok açık- suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak şekilde genişletici yorumlanamaz. Bir eylem yorumla genişletilemez. Gerçekleştirilen eylem dışına çıkıp başka eylemlere kişi dahil edilemez. Bunun için somut deliller gerekir. Bu ilke yalnızca teorik bir ilke değil; doğrudan özgürlüğü koruyan, bağlayıcı ve hepimiz için emredici bir normdur. Bu emir savcılık makamı için de geçerli, savunma makamı için de geçerli, siz Sayın Başkan ve heyetiniz için de geçerli.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Somut olayda müvekkile isnat edilen yegane fiil, iddianameye de yansıdığı üzere Ankara'da bulunan bilgi işlem sorumlusu müvekkilin sınırlı bir verinin Erol Naim Özgüner'e iletilmesinden ibaret olduğu iddia edilmiştir. Bunun dışında müvekkilin İBB Hanem uygulamasıyla, İBB'nin veri tabanlarıyla veya dosyadaki diğer sanıklarla herhangi bir bahsetmiş olduğumuz gibi hiyerarşik, fiili ya da organizasyonel bağı bulunmadığı ve bu noktada somut delil dahi mevcut olmadığı açıktır. Bu noktada diğer sanıkların da beyanları incelendiğinde; onlar dahi İBB Hanem'in daha ne olduğunu, İBB Hanem'in kuruluşunu, bu uygulamanın sadece prototip olduğunu, fiiliyata geçirilmediğini açıklamışlar ve bu konuya ilişkin İBB Hanem'de bilfiil çalışan kişiler dahi bu uygulamanın burada neden konu edildiğini anlamamıştır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Tüm bu sürece rağmen, bu sınırlı ve tekil olduğu iddia edilen eylemin genişletilerek üçüncü kişiler tarafından sonradan işlendiği ileri sürülen, yani 'ın dışında üçüncü kişiler dediğimiz buradaki sanıkların gerçekleştirmiş olduğu eylemler, bakın başkalaştırılmış için. Büyütülmüş, bir veri sistemiyle ilişkilendirilmiş, müvekkilim bu sistemin bir parçasıymış gibi dahil edilmiş ve örgütlü suçlarla aynı kapsamda yargılandırılmış ve bu noktada çok büyük bir hak ihlali gerçekleştirilmiştir. Bakın Türk Ceza Kanunu net, açık bir şekilde var; geniş yorum yasağı vardır, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi vardır. Sayın Başkan, bir kişinin sınırlı bir fiili genişletilerek başkalarının eylemleriyle bağlanamaz. Bu yorum değil, ceza sorumluluğunun sınırlarının ortadan kaldırılmasıdır. Eğer heyetinizin bunun aleyhine iddia makamına yönelik iddialarını kabul etmesi demek, ceza hukukunu komple kaldırmak ve bir soyut beyanla istenilen her kişiyi tüm suç konularına dahil etmek ve kaotik bir hukuki sistem yaratmış olacaktır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Şimdi, müvekkilin iddia edilen verme eylemiyle üçüncü kişiler tarafından oluşturulduğu ileri sürülen milyonlarca verilik sistem arasında hukuki bir bağ kurulamamış. Bu bağ kurulmaya çalışılmış, ancak ceza hukuku ve evrensel hukuk prensiplerinin bugün yaşamış olduğumuz konuları çokça karşıladığı kadim bir sistemdir. Bu noktada bizim Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu gerçeğiyle tüm bu iddialar boşa düşmüştür. Ceza hukuku bireysel sorumluluk sisteminden çıkmamaktadır, kolektif sorumluluk sistemine dönüştürülmektedir bu dosyada. Sayın mahkeme, ceza hukuku sonuçları büyütmek için değil sorumluluğu sınırlandırmak için vardır. Eğer bizler burada 'ın sorumluluğunu büyüteceksek vay halimize; 'ın aleyhine söylenecek her sözle bu kişi örgüt üyesi de olur, bu kişi katil de olur, bu kişi uyuşturucu da satar ve bunun önüne geçemeyiz. Çünkü soyut beyanı eğer biz burada kuvvetli şüphe olarak alıyorsak, bahsetmiş olduğum gibi bunun önüne geçemeyiz.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Şimdi, isnat edilen suçlamaların birincisi hareket yönünden bakılması lazım ve bu hareket yönüne hem doktrinde hem de ceza hukuku açısından bakılması lazım. Bakın, kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi, yayılması... Bu suçlama salt hareket suçudur. Bunu ısrarlı bir şekilde her savunmamızda dile getiriyoruz. Eğer İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir resen soruşturma yapıyorsa ve müvekkili hiçbir adli sicili olmadığı halde, hiçbir kuvvetli suç şüphesi olmadığı halde bir şafak operasyonuyla Ankara'daki evinden aldırabiliyorsa ve isnat edilen eylemin çok net bir şekilde Ankara'da gerçekleştiği iddia ediliyorsa, bırakın yetki gaspı yapmayın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruşturmayı yürütsün. Bu çok açıktır. Bu noktada verinin İstanbul'da üçüncü kişiler tarafından indirilmesi, işlenmesi, değiştirilmesi veya başka sistemlere aktarılması gibi iddialar suçun neticesi değildir, eylemin devamı değildir, müvekkilin sorumluluk kapsamında hiç değildir. Çünkü bu suç tipinde netice aranmaz, eylemin verilme itibarıyla tamamlandığı gerçeği vardır ve bu eylem, eğer savcılık bu iddiasında diretiyorsa iddia Ankara'da tamamlanmıştır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Sayın mahkeme, sonradan yapılan işlemler üzerinden müvekkili sorumlu tutmak, tamamlanmış bir fiili geriye dönük olarak genişletmek anlamına gelir. Bu ise ceza hukukuna açıkça aykırıdır. Bunu daha da açık bir şekilde iletelim; Ankara'da tamamlandığı iddia edilen bir fiil İstanbul'daki başkalarının eylemleriyle büyütülemez, bütünlük iddia edilemez. Şimdi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın doğrudan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yetki gaspı yaptığını ve müvekkili bu dosyaya, az önceki meslektaş üstadımızın da belirttiği gibi bu devasa dosyaya dahil ettiğini ve bizlere doğrudan adil yargılanma ve savunma hakkını ihlal ettiğini sizlere bildirdik. Ancak sayın başkan, bu iddianame size geldi, 'ı bu noktada gördünüz, eylem 13'ü de tabiri caizse anlayamadığınızı, bir teknik konu olduğunu söylediniz. Çok açık bir şekilde 'a isnat edilen bir somut delil var mı? Biz göremiyoruz dosya içerisinde. İddianamenin incelenmesi aşamasında bunun sorgulanması gerekirdi ve bu noktada iddianamenin iadesi ve gerekirse tefriki talep edilmesi gerekirdi.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Birincisi yetki itibarıyla ne İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ne de İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi yetkili değildir. Aynı şekilde görev bakımından da bu dosyanın incelenmesi gerekir. Sayın başkan, isnat edilen suçların hapis cezasının üst sınırı 3 yıl, bir diğerinde 4 yıldır. Ağır Ceza Mahkemenizde kaç defa bir kişi ve bir eylem nedeniyle 3 ve 4 yılda yargıladınız? Müvekkilimin bu dosyada olması imkansız. Görevli Asliye Ceza Mahkemeleridir. Bu noktada ısrarlı bir şekilde dosyanın tefrikine, Ankara Asliye Ceza Mahkemelerine gönderilmesini talep ederiz. Aksi halde müvekkilim aylarca burada kalacak. Çünkü tutukluluğun değerlendirilmesi de yavaş değerlendiriliyor. Eğer ayda bir değerlendirilecekseniz benim müvekkilim bu ay kalacak. Eğer tahliye etmezseniz bir ay daha kalacak. Devamlı bu dosya içerisinde kalacak ve bu kalabalık içerisinde müvekkilim her gün perişan olarak cezaevinden buraya getirilmek zorunda kalacak. Benim müvekkilim 68 yaşında. Bu süreçler kolay şeyler değil; yaşlandığınızda her biriniz bu noktayı anlayacaksınız. Empati yapamamanızı anlıyorum ancak bunları vicdanınızla değerlendirin lütfen.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Şimdi müvekkil , İBB Hanem isimli uygulamayı iddianameyle öğrenmiş; bunu kendisi net bir şekilde açıkladı. Uygulamanın kuruluşu, amacı, çalışma biçimi, projede çalışan kişiler hakkında hiçbir bilgisi bulunmuyor. İsnat edilen eylemlerin salt hareket suçu olduğunu izah ettik. Ceza hukukunun şahsiliği ve geniş yorum yasağı çerçevesinde üçüncü kişilerin eylemlerinden de sorumlu tutulmayacağını açıkladı. Bu kapsamda eylemde bulunan kişilerle hiçbir irtibat ve iltisakı olmayan, İBB Hanem isimli uygulamayı dahi bilmeyen müvekkilimin bu dosyaya dahil edilmesi hukuka aykırıdır. Şunun altını çizelim: burada sadece şahsıyla bulunmuyor. bir insan, bir Türk vatandaşı ancak aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi görevlisi. Bu noktanın ayrımı önemli; çünkü eğer siyasi olmayan bir yargılamayı konuşuyorsak onun ayrımının altını çize çize belirtmemiz gerekir.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Şimdi müvekkilin sadece bu dosyada olması sebebiyle 5 ayı, kendisinin de belirtmiş olduğu gibi 6 aya varan geçen tutukluluk süreci var. Müvekkil ancak savunmasını şu an gerçekleştirebiliyor. Bu bağlamda müvekkilim evrensel hukuk prensiplerinden doğan haklarının zarar görmesi karşısında; eğer İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı usul ekonomisini ileri sürüyorsa, sizler usul ekonomisi nedeniyle müvekkili bu dosyada tutuyorsanız, usul ekonomisi hiçbir şekilde temel hak ve özgürlüklerle yarışamaz. Hiçbir makamın -yargı makamı dahil- kişinin adil yargılanmasını ve savunma hakkını ihlal etme yetkisi yoktur. Ve bu haklar hiçbir zaman usul ekonomisiyle yarışmaz çünkü arada çok ciddi bir üstünlük vardır. Bu noktada dahi eğer iddia makamının ve heyetin böyle bir düşüncesi varsa bu düşüncesinden tez bir vakitte vazgeçilmesini talep ederiz. Burada yaşanan durum usul ekonomisiyle temel hakların yarışamayacağıdır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Biz bu dosyada Eylem 13'ün mimarı sebebiyle bulunuyoruz. Bu mimar Erol Naim Özgüner'dir. Şimdi efendim, Erol Naim Özgüner hakkında bir soruşturma başlatılıyor. Kendisinin 29.04.2025 tarihli ifadesi alınıyor. Bu ifade alındığı zaman kendisinin bu dosyada son haliyle isnat edilen eylemler yok. Ve savcılık, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Erol Naim Özgüner'in ifadesini beğenmemiş ki kendisini tutukluyor. Ve Erol Naim Özgüner... Bunu da ikinci ifadelerinden anlıyoruz; kendisinin kolluğa verdiği ifadeyi biz dosya içerisinden tespit edemedik, sadece savcılığa vermiş olduğunu tespit ediyoruz. Erol Naim Özgüner 2 hafta sonra tekrar savcılık tarafından çağrılıyor ve tekrar ifadesi alınıyor. Bu ifade 14.05.2025 tarihinde gerçekleşiyor. Erol Naim Özgüner kendisi gidiyor, ifadeyi veriyor, detaylı açıklamalarda bulunuyor. Bu arada müvekkilimizin ismi geçmiyor. Savcı tarafımdan eksik bulunuyor ki aynı gün tekrar çağrılıyor. Erol Bey tekrar gidiyor, tekrar beğenilmiyor. Aynı gün yine çağrılıyor, Erol Bey tekrar gidiyor, tekrar dosyayı daha da detaylandırıyor. Ve nihayetinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecek bir konuma ya kendi getiriyor ya da getirtiliyor. Bu yüzden de kurgulanmış diyoruz.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Erol Naim Özgüner'in 14.05.2025 tarihinde ifadesi alındıktan sonra, savcılık 19.05.2025 tarihinde kendi müdürlüğünün Başakşehir'deki yerinde bir arama ve el koyma kararı alıyor. Bakın, Naim Bey ile süreç nasıl entegre ilerliyor. Ardından 20.05.2025 tarihinde kolluk ve TÜBİTAK yetkilileriyle adrese gelindiği tespit ediliyor ve muhafaza işlemleri gerçekleştirilerek dijital veriler kontrol altına alınıyor. TÜBİTAK yetkilileri yetersiz teçhizat sebebiyle işlemi yarıda kesince, devreye USOM giriyor. Şimdi USOM'un ne olduğunu ve Cumhuriyet Başsavcılığının kimlerle çalıştığını iyi tespit etmek lazım. Bu kurum adli bir birim mi, yemin altında mı çalışıyor, yoksa idari bir birim mi? Bunun ayrımının net bir şekilde yapılması gerekiyor. USOM; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde, BTK'nın altında faaliyet gösteren idari bir birimdir. USOM'un görevi, kamu kurum ve kuruluşlarının siber saldırılara karşı güvenli olup olmadığına ilişkin danışmanlık yapmaktır. Bu konuda idarenin nasıl geliştirmeler yapabileceği hakkında kanaat bildirir, danışmanlık raporu sunar ve alınması gereken önlemleri izah eder.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

USOM tarafından yapılan toplantılarda şunu gördüm: USOM yetkilileri gelip 1-2 gün süren toplantılar yapıyor ve "danışmanlık" adı altında veri topluyor. Sanki bir danışmanlık raporu hazırlayacakmış gibi hareket ederken, bir anda bir talimat mı alıyorlar bilemiyoruz, tavırları tamamen değişiyor. "Burada soruşturma var, soruşturmayı biz devam ettiriyoruz, siz ne yapıyorsunuz?" diyerek ciddi ikazlarda bulunuyor ve toplantıyı bitiriyorlar. Bu işlemin ardından uzunca bir ara veriliyor ve USOM bu süreçte değerlendirmeler yapıyor. Bakın burası çok önemli: USOM bu değerlendirmeleri yaparken aynı zamanda programların kaynak kodlarını da almış. Bu kaynak kodlarıyla sisteme erişim sınırsızdır. Bu kaynak kodları USOM'un elindeyken, 25.05.2025 tarihinde "Komanidis" isimli bir profilden giriş yapılarak profil oluşturuluyor. 26 Mayıs'ta ise kişisel verilerin satışına ilişkin ilan çıktığı tespit ediliyor. Ancak Sayın Başkan, rapor sızıntının nasıl olduğunu veya sistemdeki açığı anlatmıyor; bu çok ilginç değil mi? USOM yapması gereken asıl görevi yapmıyor, buna dair teknik bir rapor hazırlamıyor. Sadece "Burada hukuka aykırı veri var, bu veriyi çaldırmışlar veya kaynak kodları bizim elimizde olduğu dönemde onların sorumluluğunda satılmış" gibi bir yaklaşım sergiliyor. Böyle bir rapor objektif ve bilimsel değildir. Ayrıca savcılık makamının neden adli bir birim yerine USOM ile çalıştığı da bizde soru işareti uyandırmaktadır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Sayın Başkan, USOM raporu dosyaya sunulmadan önce Erol Naim Özgüner 10.07.2025 tarihinde tekrar ifade veriyor. 29.04.2025 tarihinden 14.05.2025 tarihine kadar, bahsettiğimiz üzere kendisi 3 kez savcılığa gidip gelmiş ve rapor sunmuştu. 10 Temmuz'daki süreçte ise artık Erol Bey avukatsız gidiyor; adeta koşa koşa gidiyor. Etkin pişmanlıktan yararlanan Erol Naim Özgüner'de bir tutuklanma korkusu mu var? Meslektaşımız 'in vekili olarak, "Daha ne verebiliriz, bildiğimiz her şeyi anlatıyoruz, etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyoruz, bizi tahliye edin" şeklinde bir yaklaşım sergileniyor. Bu durumda tutukluluk, kişinin özgürlüğünü bağlamak için hukuki bir silah mıdır? Soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlığın nihai sonuçları üzerinden bir araştırma mı yapılmaktadır, yoksa "belirlenen hedefte her yol mubahtır" diyerek soyut veya somut her türlü delilin verilmesi mi sağlanmaktadır? Bunun ayrımını yapmamız lazım. Bu noktada, etkin pişmanlıktan yararlanan kişinin çelişkili beyanlarına mahkemenizin itibar etmemesi ve hükme esas almaması gerektiğini düşünüyoruz. Kendi müvekkilimin soruşturma sürecinde maruz kaldığı baskıyı bildiğimiz için, bu şahsın da ciddi bir baskı altında olduğu izlenimindeyiz.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Tüm "Eylem 13", Erol Bey'in beyanlarıyla pekiştiriliyor. Erol Bey önce beyanda bulunuyor, sonra savcılık inceliyor; ardından savcılık incelemesinin sonuçlarına göre Erol Bey tekrar beyanda bulunuyor. Burada, özgürlüğünü beyanlarıyla kazanmış, etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişi mevcuttur. Kendisinin savcılık tarafından ödüllendirildiği kanaatindeyiz ve her süreçte bir pekiştirme aracı olarak kullanıldığını bildiririz. Dosya içerisinde 27.12.2025 tarihli bir savcılık ifadesi var. 'in bu ifadesinde; raporda tespit edilen sandık verilerinin İPA (İstanbul Planlama Ajansı) tarafından Erol Naim Özgüner'e verildiği belirtilmiştir. Soruşturma 27.12.2025 tarihinde gerçekleştirilmiş ve bu ifade alınmış olmasına rağmen, sayın savcılık bunu dikkate almamıştır. 'a bir sürü soru sorulmuş ancak bu konuya ilişkin herhangi bir soru yöneltilmemiştir. Sayın savcılığa hatırlatırız; kendisi lehe ve aleyhe olan tüm delilleri toplamakla mükelleftir. Bir suçlama yapılacaksa, maddi gerçekliğe ulaşmak için iddia makamı olarak olaylara en azından şüpheyle bakması ve birtakım eylemler gerçekleştirmesi gerekir; ancak burada maddi gerçekliğe ulaşma gayesi içerisinde olunduğunu şahsen düşünmüyorum.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Aynı şekilde 'ın 27.12.2025 tarihli savcılık ifadesinde; sahada bir çalışma yapılacağı zaman YSK'nın listesinden o bölgeyle ilgili sandık verilerinin temin edilebildiği ve bu veriler baz alınarak çalışmalar yapıldığı söylenmiştir. Savcılık makamı bu ifadeleri gördükten sonra, 30.12.2025 tarihinde Erol Bey'i tekrar çağırmıştır. Erol Bey bu sefer beyanlarını, verilerin Cumhuriyet Halk Partisi'nden alındığı yönüne çevirmiştir. Bu arada, diğer kişiler 3 gündür tutukludur ve suçtan kaçmaya yönelik beyanda bulunma ihtimalleri dahi yoktur. Erol Naim Özgüner'in beyanı ile tutukluların beyanını karşılaştıracak olursak, hangisinin daha güçlü olduğu takdirinizdedir. Bizce etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişinin beyanından ziyade, tutuklu olan ve beyanları tutarlılıkla devam eden kişilerin dikkate alınması önemlidir. Ancak belirttiğimiz gibi, Erol Naim Özgüner 30.12.2025 tarihinde yine soyut beyanlarda bulunmuştur.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

İBB Hanem uygulamasına ilişkin şunu söyleyelim: İddianameyi okuduğumuzda, diğer meslektaşların da belirttiği gibi, "İstanbul Senin" ile "İBB Hanem"in karıştırıldığını gördük. Biz de uygulamanın ne olduğunu tam bilmiyorduk, iddianameyi incelerken çalıştık. Savcılık, İBB Hanem üzerinden yurt dışına verilerin satıldığını iddia etmiştir. Müvekkilim 'ın nasıl bir soruşturma sürecinden geçtiğini anlatmamız gerekir. Müvekkilim 68 yaşındadır; bu zamana kadar hiçbir adli sicili olmamış, düzenli bir hayat sürmüştür. Tofaş'ta uzun yıllar çalışıp emekli olmuş örnek bir vatandaştır. Ancak biz bu örnek vatandaşı, bir şafak operasyonuyla evinden aldırıyoruz. Peki, neye göre? Kuvvetli suç şüphesi mi var? Az önce bahsettiğimiz üzere, 27.12.2025 tarihli ifadelerle isnat edilen eylem arasında büyük bir çelişki varken savcılık bunu dikkate almamış ve müvekkili şafak operasyonuyla gözaltına almıştır. Bu dönemde basına yansıyan haberlere de özellikle dikkat edilmesi lazım.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Savcılık makamının kolluk kuvvetleriyle gerçekleştirdiği bu tarz işlemler, kamuoyunda ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır. Savcılık makamının yaptığı her eylem, henüz karar çıkmadan belli başlı basın kurumları tarafından kamuoyuna sunuluyor. Nedense bu haberler, sanki doğrudan bilgi alınıyormuş gibi net bir şekilde servis ediliyor. Kamuoyundaki korkuyu ve 68 yaşındaki bir adamın yaşadığı tedirginliği düşünün. Sabah vakti evi aranıyor, Ankara'dan İstanbul'a getirilmek üzere talimat almış 5-6 kolluk görevlisiyle karşılaşıyor ve gece saat 12.00'ye kadar savcılık odasının önünde bekletiliyor. Sayın Başkan, bu adam bir düşman mıdır? Bu adam bir Türk vatandaşıdır. Devlet, hiçbir vatandaşına düşman gözüyle bakamaz ve had bildiremez; devlet ancak bu şekilde büyük olur. Devlet, vatandaşlarını bağımsız yargısıyla suçlu ya da suçsuz olarak inceler; nihayetinde suçlu bulursa, evrensel hukuk prensipleri ve hukuk devleti ilkeleriyle kişiyi topluma uyumlaştırmak için gerekirse kapalı, gerekirse açık cezaevine gönderir. Yani devletin amacı vatandaşını düşman görmek değil, topluma kazandırmak olmalıdır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

, belirttiğimiz gibi bir iddia üzerine evinden zorla alınmıştır. Savcılığın normal şartlarda bu yetkiyi bu şekilde kullanması bizim gözümüzde meşru değildir; çünkü bağlı olduğu ve bizlerin de bildiği belirli hukuk normları vardır. Savcılığın, hukuku tanımayarak ve özgürlükleri ihlal ederek milletin iradesiyle kendisine verilen yetkiyi kullanması bir hak değildir. Öncelikle vatandaşının temel hak ve özgürlüklerini dikkate alması gerektiğini belirtiriz. Savcılık müvekkilimi arayabilir ya da davet edebilirdi. Kendisi insan yerine koyulup davet edilseydi, yine gelir ve bu sorulara aynı cevapları verirdi. Eğer bu süreç doğru işletilseydi, Orhan Bey 6 ay tutuklu kalmazdı; bugün vereceği cevabı 6 ay önce verirdi. Orhan Bey, gece saat 12.00'ye kadar savcılık makamı önünde bekletilmiş, ardından ifadesi dahi alınmadan Vatan Emniyet bir konaklama durağı olarak görülerek nezarette bir gece tutulmuştur. Ancak ertesi gün öğle vakti savcılık huzuruna çıkartılabilmiştir.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Az önce belirttiğimiz gibi, basın mensuplarının yargı kararlarını daha karar verilmeden medyaya sunması, kamuoyunun adalete olan güvenini sarsmaktadır. Daha savcı bey ifade alırken, henüz tutukluluğa sevk bile yapılmamışken basın mensupları " tutuklandı" manşetlerini nasıl atabilir? Daha kötüsü, bu "haberlerin" ardından kişi gerçekten tutuklanıyor. Her karar böyle oluyor; basın ne derse o gerçekleşiyor. Orhan Bey'in soruşturma anındaki baskısını hissedebiliyor musunuz? Hangi insan tutuklanacağını bile bile özgür ve rahat bir ortamda ifade verebilir? Kaldı ki Sayın Savcı tarafından net bir şekilde yönlendirmeli sorular sorulmuştur. açık bir şekilde "Ben üçüncü kişilere kişisel veri vermedim" demiştir ve savcımız bunu zapta geçirmiştir. Ancak sorgu, bu beyandan sonra da uzun süre devam etmiştir. Dosya gizli olduğu için savcının elinde ne olduğunu bilmiyoruz; ancak savcı elinde somut deliller olduğunu iddia ederek, "Elimde deliller var; RAR dosyası, link dosyası mevcut. Sen bu veriyi göndermişsin, ne diyorsun?" şeklinde sorular sormuştur. Sayın Başkan, böyle bir soru sorma yöntemi olabilir mi? Bu yönlendirmeli sorular, temel hak ve özgürlüklere çok ciddi zarar vermiştir.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Müvekkilimin soruşturma aşamasındaki beyanlarını hiçbir şekilde kabul etmediğimizi bildiririz. Bu koşullar altında alınan beyanların serbest iradeye dayandığını, baskıdan uzak olduğunu veya hukuken geçerli bir ikrar niteliği taşıdığını kimse söyleyemez. Müvekkil, savcılık sorgusunda kişisel verileri paylaşmadığını açıkça belirtmesine rağmen bu beyan esas alınmamış, ısrarlı ve yönlendirici sorulara devam edilmiştir. Bu durum bizi şu noktaya getiriyor: Bu iddianame, varılmak istenen bir hedef doğrultusunda mı hazırlandı? Somut deliller ışığında kişilere mi suç isnat ediliyor, yoksa önce bir suç kurgulanıp sonra kişiler mi bu suça uyduruluyor? Sayın Mahkeme, yönlendirilmiş bir ifade delil değil, ancak yönlendirenin niyetini gösteren bir araçtır. Müvekkilin açıklamalarının tamamı tutanağa geçirilmemiş, yalnızca iddia makamının yorumuna elverişli kısımlar seçilerek kayda alınmıştır. Bu durum, ifade tutanağının bütünlüğünü ve güvenilirliğini ortadan kaldırmaktadır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Sayın Heyetten talebimiz; savcılıktaki o baskı altındaki ifadeyi değil, bugün müvekkilimin özgür bir ortamda verdiği beyanları dikkate almanızdır. Müvekkilimin gerçek beyanı son derece açıktır: Kendisi bilgi işlem sorumlusu sıfatıyla, yalnızca seçim dönemlerine ilişkin çalışmalar kapsamında, kişisel veri içermeyen veya anonimleştirilmiş veri setleri üzerinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Söz konusu veriler; yoğunluk haritaları, örnekleme bazlı analizler ve seçim günü sonuç değerlendirmeleri gibi istatistiki verilerdir. Bu veriler kişisel veri niteliği taşımaz, belirlenebilir bir kişi içermez ve isnat edilen suçun konusunu oluşturamaz. Anonimleştirilmiş veri üzerinden kişisel veri suçu kurulamaz. Eğer ifade süreci sağlıklı yürütülmüş olsaydı, bu teknik ayrımların tamamının tutanağa yansıtılması gerekirdi. Ancak bu yapılmamış; ifade parçalanarak ve yorumlanarak dosyaya dahil edilmiştir. Soruşturma aşamasında alınan eksik, yönlendirilmiş ve bağlamından koparılmış hiçbir beyanı kabul etmiyoruz.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Şimdi bir imkansızlıktan bahsetmek istiyorum. Sayın Başkan, bu imkansızlık; iki seçim arasında YSK'dan hiçbir şekilde seçmen sandık verisinin talep edilemeyeceği, edilse bile Seçim Kanunu çerçevesinde YSK'nın bu tarihlerde seçmen sandık verisi veremeyeceğidir. İddia makamının belirttiği tarihlerde tarafından YSK'dan seçmen sandık verisinin alınması teknik ve hukuki olarak imkansızdır. Bu durum, iddia makamının isnat ettiği soyut beyanı çürütmektedir. Ayrıca tarafımıza ne bu veriler ne bir RAR dosyası ne de bir link paylaşımı gösterilmiştir; dosyada hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapan tarafından bu verilerin verilemeyeceği gerçeğiyle, suçlamanın imkansızlığını ortaya koymuş olduk. Sayın Başkan, müvekkil aleyhine HTS baz verisi, kamera kaydı veya Erol Naim Özgüner ile eylem içerisinde bulunan diğer 26 sanıkla herhangi bir irtibatını gösteren tek bir somut delil dahi yoktur. Müvekkilin Erol Naim Özgüner ile ne bir görüşme kaydı ne de bir baz kaydı mevcuttur. Müvekkilin, İBB Hanem davasında yargılanan diğer sanıklar ve Erol Naim Özgüner ile hiçbir şekilde irtibatı bulunmamıştır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Bahsetmiş olduğumuz ve savunmamızın en başından beri anlattığımız tüm hususlar, iddia makamının sadece şüpheli delilleri çerçevesinde oluşmuştur. Ceza hukukunun en temel prensibi olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi, geniş yorumlanmak zorundadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarıyla, savcılık makamının da sayın heyetinizin de bu ilkeyi uygulama zorunluluğu vardır; bu, uygulanması gereken hukuki bir zorunluluktur. Sayın Başkan, suçsuz bir kişinin bir gün dahi cezaevinde tutulması, suçlu bir kişinin dışarıda olmasından çok daha vahim bir durumdur. Çünkü burada aynı zamanda devletin itibarı söz konusudur. Devlet, kendi masum vatandaşının özgürlüğünü bu şekilde kısıtlamamalıdır. Bu noktada gerçekleştirilen her hukuka aykırı karar ve eylem; doğrudan tüm vatandaşlarımızın adalete ve devlete olan vicdani inancına zarar verir. Vereceğiniz karar, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olup olmadığı ve vatandaşına hangi gözle baktığına ilişkin olacaktır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Sayın Başkan, tutukluluğa itiraz süreçlerinde bazı meslektaşlarımız da belirtti; müvekkilleri hakkında tahliye kararı veren hakimlerin görev yerlerinin değiştirildiğini görüyoruz. Bu, ülkemizin temel sorunlarından biri olan yargı mensuplarının coğrafi teminatının olmaması meselesidir. Bugün bir hukukçu olarak sizler, müvekkil hakkında tahliye kararı verdiğinizde görev yerinizin değiştirilmeyeceğinden emin değilsiniz. Bu durum, bizim nezdimizde doğrudan yargıya gölge düşüren bir noktadadır. Şunu da belirtmeden geçmeyelim; USOM, bahsettiğimiz gibi idari bir kurumdur ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlıdır. Savcılık makamının, adli bir birim olmasına rağmen neden Emniyet Genel Müdürlüğü Bilişim Suçlarıyla Mücadele birimini kullanmadığı bizde soru işareti yaratmıştır. Bunu, İçişleri Bakanı değişikliğiyle birlikte savcılık makamının daha "verimli" kullanacağı gerekçesiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesindeki kurulu değerlendirme yoluna gitmesi olarak yorumluyoruz.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Sözlerimi tutukluluğa itiraz değerlendirmelerimle tamamlayacağım. Müvekkilin sabit ikametgahı vardır, emeklidir ve düzenli geliri olan bir aile babasıdır. Eşi ve oğlu bugün izleyici koltuklarındadır. Oğlu, inşallah müvekkilim tahliye olduğunda evlenecektir ve müvekkilim nikah işlemlerini yürütecektir. Kendisinin belirttiği gibi yaşlı bir annesi vardır; babası vefat ettiği için annesine o bakmaktadır. Dosya içerisindeki delillerin tamamı dijitaldir; bunlar idari ve adli kurumlar tarafından muhafaza altına alınmıştır. Müvekkil bir "hacker" olmadığına göre, bu delilleri karartma ihtimali söz konusu değildir. İsnat edilen suçun üst sınırından ceza verilmesi halinde dahi müvekkilim infaz süresini çoktan tamamlamıştır. Müvekkilin suçlu olup olmadığına henüz karar verilmemiş ve yargılama kesinleşmemiştir; ancak devletimiz tutukluluğu peşin bir ıslah aracı olarak kullanarak müvekkili 6 ay boyunca tutuklu bulundurmuştur. Sayın Mahkemenin uygulayabileceği bir müeyyide müvekkil nezdinde kalmamıştır; tutukluluk süresi peşinen infaza dönüşmüştür. Mahkeme huzurunda savunma yapılmasıyla yargılamayı geciktirici durumlar da ortadan kalkmıştır.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Bu dosyanın öncelikle usulden itirazlarımızı yineleyerek tefrik edilmesini ve Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini; müvekkilin tutukluluk haline son verilerek tahliyesine, aksi halde adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına ve nihai olarak beraatine karar verilmesini arz ve talep ederiz. Son sözüm olarak Sayın Başkan; eğer bir hukuk devleti ve bağımsız yargı varsa, bu hukuksuzluğu sizlerin gidererek müvekkili tahliye edeceğinize inancım tamdır. Orhan Bey hiç merak etmesin; kendisi Türkiye'nin en büyük ailesine sahiptir. Tahliye olduğu gün, genel merkezdeki o kırmızı merdivenlerde güneşin doğuşunu tekrar izleyecektir. Sizin bağımsız bir yargı olduğunuz konusundaki inancımızla sözlerime son veriyor ve tutukluluğa itirazımızın hemen şu anda değerlendirilmesini istiyoruz. Bu itirazın ay sonunda veya olağan süresi içerisinde değerlendirilmesi, müvekkile geri dönülemez bir zarar verecektir.

Orhan Gazi Erdoğan Müdafii

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.