“Engizisyon'da da süreç böyleydi. Tüm bunları Engizisyon'dan daha aşağı hale getiren şey; keyfî şekilde tutuklanan kişilere tahliye olmak için ne söylemeleri gerektiğini bu haberlerle ilan etmeleridir. Şüpheliler; tehdit, uzun tutukluluk ve psikolojik baskı yöntemleriyle diz çöktürülürken, hukuk dışında üretilmiş bu kurguları doğrulamaya zorlandılar. Kişinin ifadesi yok ama medyada "ifade verdi" diye haber geçiyor; ifadeye dair başlık medyada paylaşıldıktan 2 gün sonra ifade alınıyor. Normalde önce ifade verilir sonra haber olurdu ama burada tersini gördük. Etkin pişmanlık beyanlarını peş peşe sıraladığınızda her birindeki kopukluğu ve çelişkiyi görebilirsiniz. İddia sahibinin HSK Başkanı sıfatı alması ve bu sıfatla konuşma yaparken henüz mahkeme önündeki bir dosya için delillere güvendiğini söylemesi masumiyet karinesinin ihlali değil midir? Yani bir gün önce iddia sahibi olanın bir gün sonra HSK Başkanı sıfatı alması tüm bunları anlamsız kılıyor. Medyadaki tetikçiler her yerde "asıl delilleri görünce anlayacaksınız" diye beklenti inşa etti; iddianame yazıldıktan sonra gördük ki o büyük sözlerin altı boş, yalan olduğu ortaya çıktı. Ortada iddia edildiği gibi bir delil yığını olmadığını, aksine sadece sahte itiraflar olduğunu gördük.”
12:55