Hüseyin Gün, savunmasında 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti adına yurtdışında 'önemli görevler ve sorumluluklar' üstlendiğini öne sürdü; 'Bunu ilk kez burada söylemek zorunda kalıyorum' dedi. FETÖ ile mücadele kapsamında, özellikle Avrupa ve Amerika'da firari konumdaki önde gelen FETÖ mensuplarının açık kimliklerini, adreslerini, ilişki ağlarını ve Türkiye'den kaçırılan mal varlıklarının ülkeye iadesini 'hiçbir karşılık beklemeksizin salt vatanıma hizmet için' tespit ettiğini, devlete yoğun destek verdiğini söyledi. Cep telefonunun avukatına teslim edilen imajında, dönemin Başbakanlık Müsteşarı (2018-2023 arası Cumhurbaşkanı Yardımcısı) Fuat Oktay tarafından Ekim 2016 - 1 Mayıs 2017 arasında Trident ve GPlus şirketlerine 'ülke ilişkilerini ve tanıtım faaliyetlerini yönlendirme, yönetme ve idare etme' konusunda Türk Devleti adına tam yetki tanıyan bir yetki belgesinin görüldüğünü; bu belgenin kopyasının ve resmi Türkçe tercümesinin avukatınca mahkemeye sunulacağını ifade etti. İlk ifadesinde 'devlet sırrını ifşa etmemek için' yaptığı işi 'ticari faaliyet' olarak tanımladığını, iddianamede konunun bu şekilde yer aldığını görünce 'en hafif tabiriyle şok olduğunu' söyleyen Gün; yurtdışındaki eğitim ve uluslararası sosyal konumu doğrultusunda emekli askerler, bürokratlar ve istihbaratçılarla görüşmesinin 'hayatın olağan akışına aykırı olmadığını' belirtti. 'Nitekim benim için esas olan hükümetler değil, devlettir' dedi. Gün ayrıca, 15 Temmuz sonrası İngiltere'nin Türkiye lehine aldığı kararlarda — özellikle Sir Alan Duncan ve Theresa May ziyaretleri ile İngiliz Parlamentosu'nun FETÖ aleyhine hazırladığı raporlarda — 'ciddi katkılar' sağladığını ve bu durumun devlet tarafından bilindiğini ileri sürdü.
Ara haber — Casusluk davası (sanık savunması)