İmamoğlu'nun avukatlarından Deniz Barış Demir savunmasında 'devlet sırrı' suçlamasını uzman görüşüne dayanarak çürüttü. Demir, iddianamedeki en önemli nüansın 'hiçbir somut bilginin devlet sırrı olduğunun iddia edilmemesi' olduğunu söyledi; savcılığın 'belirsiz bilgileri yığın şeklinde devlet sırrı niteliği taşıdığı' iddiasını 'mozaik sır' teorisine dayandırdığını, ancak Türkiye'de bu teoriyi benimseyen tek bir mahkeme kararı bulamadıklarını belirtti. İddianamenin teoriyi Alman Federal Mahkemesi'ne dayandırdığını hatırlatan Demir; Martin Luther Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Kilian Wegner'in uzman görüşünü heyete sundu. Wegner'in üç tespitini aktardı: (1) Alman yargısında 'mozaik sır' teorisinin kabul gördüğü iddiasına itibar edilemez — söz konusu teori 1950 ve 60'lı yılların bir bölümünde kullanılmış, 1968 yasa reformu ile yasal zemini ortadan kalkmıştır; (2) Alman Federal Mahkemesi 1968'den itibaren teoriyi bir daha kullanmadığı gibi geçerliliğini yitirdiğini açıkça belirten kararlar vermiştir; (3) hiçbir dönem kamuya açık bilgilerin yalnızca yığılması devlet sırrının kabulü için yeterli görülmemiştir. 'Bu sebeple 1968 öncesinde bile internete sızdırılmış e-posta adreslerinin deşifrelerinin indirilmesi Batı Almanya'da devlet sırrı temin etmek olarak nitelendirilemezdi' diyen Demir, kapanışta 'Şu halde savcılık müvekkil Ekrem İmamoğlu'na yönelttiği iddiasını Soğuk Savaş dönemindeki bir ceza hukuku teorisine dayandırmıştır — 60 yıl önce geçerliliğini yitirmiş bu teori dahi somut olayda devlet sırrının kabulü için yetersizdir' dedi.
Ara haber — Casusluk davası (avukat savunması)