Necati Özkan, iddianamenin temelinde yatan zihniyeti anlatmak için 2019 İBB seçiminin hâfızasına döndü. 2019 seçimlerine giderken Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanmasının beklenmediğini; CHP üyelerinin büyük çoğunluğunun, Türkiye'deki vatandaşların yaklaşık yüzde 80'inin ve iktidardaki siyasetçilerin 'İmamoğlu bu seçimi kazanamaz' düşüncesiyle hareket ettiğini hatırlatan Özkan; o tarihte yola çıktığında İstanbul seçmeninin sadece yüzde 14'ünün İmamoğlu'nu tanıdığını, büyük kısmının da onu siyasetçi değil iş adamı olarak bildiğini anlattı. CHP'nin finansal imkânları ve medya gücüyle iktidar arasındaki orantısız gücü, mücadelenin dengeşsizliğini ortaya koyduğunu belirten Özkan; 31 Mart'ta beklenmeyen kazanımın iktidar sözcüleri tarafından 'Çalındı' diyerek karşılandığını, ardından 'Hiçbir şey olmadıysa bile bir şey olmuştur' söyleminin gelmesini anlattı. 'Bugün hâlâ bu davanın temeli budur: "Hiçbir şey olmadıysa bir şey olmuştur." Söylenen şey bu, yazılmayan ana fikir bu' diyen Özkan; o dönem yürütülen kampanyaların YSK üzerinde baskı oluşturduğunu, YSK'nın tarihinde görülmemiş bir karar alıp aynı zarftaki dört oydan üçünü doğru sayarken dördüncüsünü iptal ettiğini hatırlattı. Bu kararın ardından kamu vicdanının harekete geçtiğini, tatildekilerin geri döndüğünü, Iğdır'dan Hatay'a, Edirne'ye kadar vatandaşların İstanbul'a akmaya başladığını anlattı.
Ara haber — Casusluk davası