Necati Özkan, biyografisi üzerinden iddianamenin saçmaśını anlattı. 12 Eylül'den sonra darbeci generallerin 1330 muvazzaf subayı, ardından beş bin subayı ordudan uzaklaştırdığını hatırlatan Özkan; bir kısım arkadaşlarının sonradan orduya geri döndüğünü, kendisine de 'kıdemli albay' olarak geri dönme teklifi yapıldığını ama dönmediğini, yeşil pasaport dahil kıdemli albay haklarına sahip olduğunu söyledi. Ordudan ayrıldıktan sonra üniversite sınavına girip dereceyle Ankara Hukuk Fakültesi'ne girdiğini; ama 42 yıldır hukukçuluk yapmadığını, 40 yıldır reklamcılık yaptığını belirten Özkan; bu ülkenin yüzlerce markasına ve devletin önemli projelerine hizmet ettiğini, yaptığı her işi yazıp çizdiğini ve 'bir casusun asla yapmayacağı her şeyi' yaptığını vurguladı. 1990'dan bugüne kadar Türkiye'de kurulan hemen her hükümetle, başta AKP hükümetleri olmak üzere; TMSF, BDDK, Turizm Bakanlığı gibi 10'u aşkın bakanlıkla ve AKP genel merkezinden Ömer Bey, Binali Yıldırım ve dört bakanla çalıştığını, Türkiye'yi 23 ülkede Expo gibi etkinliklerle tanıttığını anlattı. 2014 yerel seçim kampanyalarında CHP ile çalışmaya başladığını ve Ekrem İmamoğlu ile o tarihte tanıştığını hatırlatan Özkan; davada sanık olmasının yegâne nedeninin İmamoğlu'nun seçim kampanyalarını yönetmiş olması olduğunu belirterek 'Sanki ben olmasam Ekrem Bey aynı yere gelmeyecekmiş gibi—siyasi iletişimi ne kadar sihirli ve güçlü görüyorlar, anlamak imkansız' dedi. Kendi yöntemini de açıklayan Özkan; asla negatif kampanya yapmadığını, rakibe saldırı talep eden siyasetçiyle çalışmadığını, 'Dar bütçe, dar zaman. Sert muhalefet yapmam; senin hikayeni, rüyalarını herkesten iyi anlatırım. Eğer bu olmazsa şapkamı alır çıkarım' sözleriyle yaklaşımını özetledi.
Ara haber — Casusluk davası