36. Duruşma Günü · 12 Mayıs 2026
← Duruşmada gör
15:30

“Bursa'da avukatlık yapıyorum, müvekkilimle akrabalık ilişkimiz var. Yener ağabeyin tutuklandığını öğrenince, sadece kendisine psikolojik destek olmak için ziyarete geldim; müvekkilim büyük bir holdingin idari müdürüdür ve normalde işvereninin avukat sağlaması beklenirdi. Ama Yener ağabeyi cezaevinde ziyaret ettiğimde son derece yıpranmış, iradesinin tamamıyla elinden alınmış ve ne yapacağını bilmez halde gördüm. Bana 6 Ağustos'ta tahliye edileceğini, avukatının bu yönde söz verdiğini anlattı. Bu kadar önemli bir dosyada böyle bir sözün nasıl verilebildiğini sorduğumda savcılık tarafından kendilerine söz verildiği yönünde bir anlatımla karşılaştım. Yener Bey'in ve ailesinin rızasını alarak meslektaşım Mehmet Yıldırım ile görüşmek istediğimi söyledim; Yıldırım bizi Yeşilköy'deki konak gibi güzel ofisine davet etti. Esma Hanım'la birlikte gittik. Yeni tanışmıştık, aramızda güven ilişkisi yoktu; buna rağmen bana Savcı Bey ile arasındaki ilişkiyi ayrıntısıyla anlatmaya başladı. Savcı Bey'in ne kadar iyi ve vatansever bir adam olduğunu, bu örgütün ne kadar tehlikeli olduğunu, yarın öbür gün casusluk soruşturmasının da başlayacağını, bu işin temelinin İngiltere'ye dayandığını ve savcılığın bu hususları ortaya çıkaracağını anlatıyordu. Bu konuda son derece emin bir tavrı vardı. Yener Bey'in bir yakını olarak bu durumdan rahatsız olmadım, tam aksine hoşuma gitti; çünkü ağabeyimi tahliye edebilecek kudrete sahip olduğu izlenimine kapıldım. Yaklaşık bir saat sohbet ettik. Bize telefonunda savcı ile olan yazışmalarını gösterebileceğini söyledi ama biz 'Hicap duyarız, gerek yok' dedik; söylediğine inandığımızı ve itibar ettiğimizi ifade ettik. O ekran görüntülerini görmeye ihtiyaç duymadık. Şimdi bu konuda biraz pişmanlık hissediyoruz.”

Keskin'in anlatımına göre Mehmet Yıldırım, Ekim'de resmi olarak başlayan Casusluk soruşturmasını ve 'İngiltere bağlantısı'nı Ağustos görüşmesinde önceden duyurmuştu.

Duruşmanın tamamını gör →