Gün, casusluk suçlamasının köküne ilişkin olayları anlattı: "Rahmetli manevi annemin ricası üzerine, Sayın İmamoğlu'nu çok sevdiği için ve ilk seçim iptal edildikten sonra sadece 10 günlük sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda casus olarak bulunuyorum."
Gün, İmamoğlu ile irtibatı olmadığını vurguladı: "Bugün Sayın İmamoğlu'nu yüz yüze üçüncü kez görüyorum. Kendisiyle ne öncesinde ne sonrasında herhangi bir irtibatım olmuştur. Dosyada da bu sabittir. Bir mesajım yoktur. Ne Sayın İmamoğlu'nun bana attığı ne de benim ona attığım herhangi bir mesaj yoktur."
Gün, Türkiye'ye dönüş tarihini iddialara karşı argüman olarak kullandı: "Ben 30 Haziran 2025'te ülkeme geri döndüm. Bu da resmi kayıtlarla sabittir. Madem casusum, neden ülkeme geri döndüm? Kimin casusuyum ben?"
Gün, iddianamedeki çelişkili devletlere de değindi: "İddianamede bir yerde İsrail deniyor, başka bir yerde İngiltere, başka bir yerde Amerika. Yatırımlarımın bulunduğu ülkelere göre ben aynı anda hem Mossad, hem CIA hem de MI6 ajanı olmuş oluyorum. Bu nasıl mümkün olabilir?"
Gün kendi kimliğini de tanımladı: "Sadece ocu, bucu, şucu olmadan Türk olmak yetmiyor mu? İlla bir mahalleden mi olmak gerekiyor? Ben sadece sade bir Türk vatandaşıyım. Ülkeme, toprağıma ve bayrağıma bağlı bir insanım."
Gün, seçimlerin halk iradesiyle kazanıldığını da vurguladı: "Seçimler yalnızca adaylarla kazanılmaz; halkın iradesiyle kazanılır. Bunun başka bir açıklaması yoktur." Son olarak yargıya güvenini ifade etti: "Ben sadece Yüce Türk yargısına güveniyorum. Tanrı şahidimdir. Bugün olmasa yarın, adaletin tecelli edeceğine inanıyorum."
Ara haber — Casusluk davası