Yanardağ, savunmasında iddianameyi TELE1'in finansman kaynağını araştırma çabası olarak niteledi: "Televizyonun finansman kaynağı ne? sorusuna cevap aranıyor. Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla, mali ambargolarla geldiler. Reklam veren firmalara vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını engellemeye çalıştılar. Anayasal güvence altında olan basın ve ifade özgürlüğü ağır ve vahim biçimde ihlal edildi."
Yanardağ TELE1'in iradesini de savundu: "Burada bir gazetecilik başarısı var, bir irade var. Deyim uygunsa bu cumhuriyetçi bir iradedir, devrimci bir iradedir, yurtseverlik iradesidir; mesleğe ve gerçeğe sadakattir. TELE1'in finansman kaynağı TELE1'in izleyicileridir. Bu halkçı, toplumcu bir finansman modelidir."
Yanardağ, savcılığın iddianamede WhatsApp mesajlarını çarpıttığını da ileri sürdü: "Benim Hüseyin Gün'le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almamak olabilir mi? Hüseyin Gün mesajında CHP videolar hazırlamalı, sosyal medya mesajları paylaşmalı diyor. Baş tarafını kesmişler; sanki bana talimat vermiş gibi bir anlam çıkıyor. Ayıp. Gerçekten ayıp."
Yanardağ, Hüseyin Gün'ün etkin pişmanlığa zorlanmaya çalışıldığını ileri sürdü: "Bu dosyada anlaşılan şu: Hüseyin Gün bir itirafçı olmaya zorlanıyor; yoğun ve ağır bir baskı altında. Dün burada ifadesini dinlediğimde bunu gördüm. Bize karşı kışkırtılmış, biz aleyhimize ifade vermeye zorlanmış. Casusluk suçunda aslında etkin pişmanlık olmamasına rağmen savcılık Etkin pişmanlıktan yararlan diyor."
Yanardağ para iddialarını da reddetti: "Bir şoföre TELE1'e para götürdüm dedirtiyorlar. Oysa Hüseyin Gün'ün ifadesinde önemli miktarda para gönderdiğine ilişkin bir beyan yok. Kendisi de Ben para göndermedim diyor."
Ara haber — Casusluk davası