Özkan, iddianamedeki USOM raporunun kendi davalarıyla ilgisi olmadığını öne sürdü: "Öbür davada, İBB Büyük Davası'nda alınmış bir USOM raporu var. Bu USOM raporu da o davada asıl konu olan ve bu davanın da bir parçası edilen ama aslında tek şey: İstanbul Senin, İBB Hanem konularında bir veri sızıntısının olup olmadığı. Bu rapor incelendiği zaman, veri sızıntısının söz konusu olduğunun söylendiği tarihte ben Kandıra'da 3 aydır tutukluyum. Bizimle hiç alakası yok."
Özkan iddianamedeki delillerin başka konularla ilgili olduğunu da ileri sürdü: "Bu deliller başka konularla ilgili ve anlaşılan o ki sır niteliğindeki devlet işleriyle ilgili deliller. Casuslukla ilgisi yok, bizim konumuzla ilgisi yok."
Özkan ayrıca tutukluluğu süresince yöneticilere düzenli mektup gönderdiğini anlattı: "İlk günden itibaren hem kendi arkadaşlarıma, dostlarıma hem de Türkiye'yi yönetenlere mektuplar gönderdim. Her ay 'Hakikat Mektupları' adıyla bir mektup gönderiyorum. Bütün hükümet üyelerine, Cumhurbaşkanlığı'na, Adalet Bakanlığı'na, parlamentodaki bütün siyasi partilerin genel başkanlarına, 600 milletvekilinin tamamına, bütün yüksek yargı organlarına ve medyaya aynı mektubu her ay gönderiyorum."
Ara haber — Casusluk davası