Mustafa Keleş
Fatih Keleş'in oğlu
Sanık
19 Mart 2025
Tutuklandı
34. Duruşma Günü · 7 Mayıs 2026
14:45
Savcılık, babamın ve benim örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor. Aramızda baba-oğul ilişkisi dışında herhangi bir örgütsel bağ bulunduğunu gösteren tek bir somut delil veya tek bir beyan dahi yok. Babam bana hangi emir ve talimatı vermiş? Ben hangi emir ve talimatı yerine getirmişim? Veya ben kime emir ve talimat vermişim? Bu soruların cevabı aranmadan, sırf baba-oğul olmak örgüt ilişkisi için yeterli gözüküyorsa, o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak yarattı, ben örgüt üyesi olarak dünyaya gelmişim.
14:46
Sayın Başkanım, iddianame çıktığından beri 9'uncu eylemi okudum. Hâlâ savcılığın bana bu suçlamaları neden yönelttiğini anlayabilmiş değilim. Avukatıma 'Ben mi anlamıyorum?' dedim. Çünkü orada çeşitli suçlar yazıyor ama benim bu suçları nasıl işlediğime dair hiçbir şey yazmıyor. Avukatım bana 'Seni torba eleman yapmışlar' dedi. Yani ben pazardan alınmış domates miyim, biber miyim? Ben insanım. İddianamede savcılık benim pek çok suçtan cezalandırılmamı istiyor ama hangi suçları nasıl, hangi davranışlarım veya eylemlerim sebebiyle işlediğime dair hiçbir şey söylemiyor. 49 eyleme ve dosyaya baktığımda kendimle alakalı ne tek bir beyan ne tek bir delil görebildim. Bugün burada bulunma sebebimin, babam üzerinden yürütülen bu süreç içinde ailemizin farklı fertlerinin de bu dosyaya dahil edilmesi olduğunu düşünüyorum. Babam yaklaşık 10 aydır tutuklu, amcam Zafer Keleş yaklaşık 12 aydır tutuklu, ben 11 aydır tutukluyum. Kuzenim Murat Keleş yaklaşık 11 ay tutuklu kaldıktan sonra geçen hafta tahliye oldu.
14:50
Sayın Başkan, ben 30 Mayıs 2025 günü bir arkadaşımla beraber 3 günlüğüne yurt dışına çıktım. Dönüş biletim 2 Haziran tarihliydi. Uçak indikten sonra havaalanındayken annem beni aradı. Babamın, önceki gün tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi'nden savcıların bulunduğu yere götürüldüğünü, burada kendisine çeşitli ifadeler vermesi yönünde yönlendirildiğini, bu yönde ifade vermesinin hem kendi faydasına hem ailesinin faydasına olacağını, aksi halde aile üyelerine zarar verileceğini söylediklerini anlattı. Tüm bunları bilmeme ve hâlihazırda yurt dışında olmama rağmen, adalete olan inancım ve kendimden yana hiçbir şüphem olmadığı için rahatlıkla geri dönüş yaptım. Ben bu suçu işlemedim; suç işlemediğim için de korkmadım.
14:53
Sayın Başkan, bütün bu sürecin en başında ben Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne telefonla ifade vermek üzere çağrıldım. İfade vereceğim izlenimiyle gittim; kuzenim Murat Keleş ile girişte karşılaştık. Daha tek bir kelime söylemeden, ağzımı açmadan hakkımızda gözaltı kararı verildi. Bana ifademin savcılıkta alınacağı söylendi, geceyi nezarette geçirdik. Ertesi gün savcının huzuruna çıktım; savcı önce kuzenimin savunmasını aldı, ardından ben girdim. Savcı benimle sohbet ederek başladı, babama dair pek çok soru sordu; bildiğim ölçüde yanıtladım. Sonrasında 'Yasal olarak baban olduğu için soruları cevaplamak zorunda değilsin' dedi, ama babam hakkındaki tüm soruları geçmiş durumdaydık zaten. Sonrasında bana rüşvet alıp almadığıma ilişkin sorular sordu. Neyin rüşvetinden bahsedildiğini anlamadığımı, herhangi bir rüşvet alıp vermediğimi, rüşvetle bir işim olmadığını, zaten kamu görevlisi olmadığımı, çekirdek ailemden de kimsenin kamu görevlisi olmadığını izah ettim.
14:55
14:58
11 aydır, kapasitesinin 21 kişi olması gereken bir yerde altmış kişinin kaldığı, sıkış tıkış yaşanan bir cinayet koğuşunda kalıyorum. Yan yan yürümem gerekiyor; ranzadan geçemiyorum, yerde vardiyalı yatılıyor. Yemek yerken kaşığımı, çatalımı yan götürüyorum; küçük bir masanın etrafında on kişi oturuyoruz. Koğuşumda insanların evine sıkan, arabasına sıkan, ayağına sıkan, öz kardeşini bıçaklayan, hiç tanımadığı bir insanı uyuşturucu etkisi altında bıçaklayan kişiler bile tahliye oldu; benden sonra geldi, benden önce çıktı gitti. Ben ne yaptım, niye hâlâ tutukluyum anlamıyorum. Koğuşum iki defa verem salgını nedeniyle karantinaya alındı; karantina aylar sürüyor, dişiniz ağrısa bile diş doktoru verem şüphesi nedeniyle kabul etmiyor.
14:59
Koğuşumdaki televizyondan ve gazetelerden babam hakkındaki ahlaksız iftiraların çirkinliğini biliyorum. Koğuşumdaki insanlarla bu haberler yayınlanırken kaç kere tartışma durumunda bırakıldım. Tek bir şeyin gerçeği ortaya çıkacaksa, beni buraya atanlar mı yoksa ayarlı bir yalanla 'söylenir canım' diyen gazeteciler mi hesabını verecek bilmiyorum. TCK'nın cezaevinde olmuş küçük kitapçıklarından var koğuşta. 'Suçlular; işledikleri suçlara göre, suça bakış açılarına göre, eğitim durumlarına göre, sanat ve müzik zevklerine göre ayrılır' diye bir ifade var. Etrafıma bakıyorum, gülebiliyorum sadece bu ifadeye.
15:00
Savcılık iddianamede beni, örgüt yöneticisini denetleyen örgüt üyesi olarak tarif ediyor. Ben örgüt ne, yöneticisi ne, üyesi ne bilmiyorum. Ama avukatlar, örgütün var olması için en temel unsurun hiyerarşi olduğunu söylüyorlar. O zaman savcının buradaki iddiasında çok açık bir mantık hatası var. Hiyerarşi ne zamandan beri aşağıdan yukarı işler oldu? Savcılık, üye olduğunu söylediği alt konumdaki bir kişiye, yönetici olduğunu söylediği üst konumdaki bir kişiyi denetlettiriyor. Bir örgüt üyesinin yöneticiyi denetlediğinin söylenmesi açıkça akıl ve mantığın en basit kurallarına bile aykırıdır.
15:01
Ben tanık veya delil karartabileceğim şüphesiyle mi tutukluyum? Kaçma şüphesi denilen şeyi hiç anlamıyorum. Yurt dışından nasıl döndüğümü size bahsettim. Amcam tutukluyken, babam tutukluyken ben çağrıldığımda emniyet müdürlüğüne bizzat kendim gittim. Kuzenim geçen hafta tahliye oldu, arkada tutuklu tanıklarla oturuyor; ben de tahliye olsam gideceğim, yanında oturacağım. Kaçma şüphesiyle anılmayı kabul edemiyorum.
15:02
Annemin gözüne bakamıyorum; onun gözlerinde daha hiç görmediğim bir üzüntü var. Bütün bir iftiralar atılırken annemin ve kız kardeşimin başına bir şey olur mu korkusuyla yaşamanın ne olduğunu ben biliyorum. Babamın adını veren iftiracılar bugün burada olmamın sorumlularıdır; onlara hakkımı helal etmiyorum. Babam ve amcam tutukluyken ben kendim teslim oldum. Ben bir örgüt üyesi değilim, illegal faaliyet içinde bulunmadım. İmza yetkim yok, aldığım karar yok, şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir; yaşadığım mağduriyete son verilmesini ve tahliyemi istiyorum.
21 Mayıs 2026
Tahliye Edildi
Mahkeme heyeti oy birliğiyle tahliyesine karar verdi.
Eylem 5
Beylikdüzü'ndeki Deniz İstanbul isimli inşaat projesinden Veysel ERÇEVİK'in aracılığıyla şüpheli Adem SOYTEKİN'in 3 adet daire, Fatih KELEŞ'in 1 Milyon Dolar rüşvet alması olayı.
İddia
İddianameye göre, Beylikdüzü'ndeki Deniz İstanbul inşaat projesinin sahipleri olan Keleşoğlu İnşaat yetkililerinden, dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğindeki örgüt tarafından rüşvet talep edilmiştir. İddiaya göre bu eylem iki ayrı koldan yürütülmüştür. Birincisinde, şüpheli Adem Soytekin'in, Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla proje sahibi Dursun Keleş'i tehdit ederek ve İmamoğlu ile yaptığı telefon görüşmesini kullanarak baskı kurduğu, bunun sonucunda Soytekin'in şirketine bedelsiz olarak 3 adet dairenin devredildiği iddia edilmektedir. İkinci olayda ise, şüpheli Fatih Keleş'in, projenin ruhsat sorunlarını çözme vaadiyle proje ortaklarından Fuat Keleş'ten 1 Milyon Dolar rüşvet aldığı öne sürülmektedir. İddianameye göre, bu rüşvet taleplerinin ve alımlarının organizasyonunda şüpheliler Veysel Erçevik, Adem Soytekin ve Fatih Keleş aracı olarak rol oynamış, nihai alıcının ise örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu olduğu belirtilmiştir. Savcılık, bu eylemlerin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiğini ve şüphelilerin TCK 252 (Rüşvet Alma, Verme ve Aracılık) ile TCK 220 (Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Yönetme ve Üye Olma) maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etmektedir. Soruşturma, şüphelilerin ifadeleri, etkin pişmanlık beyanları, HTS kayıtları, tapu ve banka verileri gibi delillere dayandırılmaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
Eylem 5 Kapsamındaki HTS ve Baz Analiz VerileriŞüpheli Adem Soytekin'in Etkin Pişmanlık Kapsamındaki İfadesi (Eylem 5)Şüpheli Dursun Keleş'in İfadesi (Eylem 5)Şüpheli Fuat Keleş'in İfadesi (Eylem 5)Şüpheli Mustafa Keleş'in İfadesi (Eylem 5)Şüpheli Veysel Erçevik'in İfadesi (Eylem 5)Deniz İstanbul Projesi 3 Daire Devrine İlişkin Tapu Kayıtları (Eylem 5)
Bu Eylem için kayıtlı savunma veya çapraz sorgu bulunmuyor.
Eylem 59
Cebeci Maden Sahalarının Kaçak Hafriyat Döküm Alanı Olarak Kullanılarak Kamu Zararına Neden Olunması ve Suç Gelirlerinin Aklanması İddiası
İddia
İddianameye göre, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütü, İstanbul'daki hafriyat döküm alanlarını sistematik olarak kontrol altına alarak kamu gelirlerini "SİSTEM" adını verdikleri özel bir yapıya aktarmıştır. İddiaya göre, örgüt yöneticileri Fatih Keleş ve Murat Gülibrahimoğlu'nun koordinesinde, İBB iştirakleri İSTAÇ ve İSFALT paravan olarak kullanılmış, fiili operasyonlar ve gelirler Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketleri tarafından yönetilmiştir. Şemaya göre, Cebeci Maden Sahası gibi ruhsatsız alanlara kaçak döküm yapılmış ve bu faaliyetlerden elde edilen milyarlarca liralık gelir, İBB'nin kasasına girmek yerine örgüte aktarılmıştır. Soruşturma kapsamında, sadece Cebeci bölgesindeki kaçak dökümden yaklaşık 30 milyar TL'nin üzerinde suç geliri elde edildiği ve Murat Gülibrahimoğlu'nun hesaplarına kaynağı belirsiz 4 milyar TL'den fazla para girdiği iddia edilmektedir. İddianameye göre, toplam 185.877.621 ton kaçak döküm yapılarak yaklaşık 31 milyar TL'lik kamu geliri kaybına ve 80 milyar TL'lik maden rezervi zararına yol açılmıştır. Bu eylemlerle şüpheliler, Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılık (TCK 158), Çevrenin Kasten Kirletilmesi (TCK 181), Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama (TCK 282) gibi suçlarla itham edilmektedir. Savcılık, iddiasını etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Yakup Öner, Ertan Yıldız, Adem Başer ve Cem Çelik gibi şüphelilerin ifadeleri ile BDDK, ÇŞİDB ve Vergi Denetim Kurulu raporlarına dayandırmaktadır.
Atıfta Bulunulan Deliller
Eylem 59 Kapsamındaki Tanık ve Şüpheli İfadeleriVergi Denetim Kurulu Raporu (06/05/2025)
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.