Av. Senay Melisa Erçetin Kazcı
Ceyhun Avşar Müdafii
Müdafi (Avukat)
12. Duruşma Günü · 30 Mart 2026
15:35
Bu dosyada hiçbir somut delil yoktur, bugün varsayımlara dayalı bir suç isnadı var. Birinci pazarlık ihalesi yönünden yaklaşık maliyetin sızdırıldığı iddia ediliyor. İsteklilerin teklifleri yaklaşık maliyete yakın olmaz; ancak bu firmalar kendileri fiyatlandırma yapabilecek büyüklükte firmalar. İhbar dileçesinin savcılığa ihaleden bir gün önce verildiği görülüyor. Ogun Kuzu 22,5 milyar civarında olduğunun Yapı Merkezi ile paylaşıldığını iddia ediyor; bunu müvekkilinden duyduğunu söylüyor, ismini açıklamıyor. İcmal defterinde tutarın isteklilerin teklifleriyle aynı olması suç olarak gösteriliyor. Bu iddialarla ilgili somut hiçbir bilgi, belge sunulmuyor.
16:03
16:03
Soruşturma aşamasındaki kısıtlama kararına ve soruşturmanın gizliliğine aykırı olarak basında haberler yer aldı. Bizler iddianameyi bile basından öğrendik. Eylül ve Kasım aylarında gerçekleşen ihaleler ile ilişkilendirmek için basında yer alan mesajların tarihlerine iddianamenin herhangi bir yerinde yer verilmiyor.
16:44
Yapı Merkezi'nin SGK borcu olduğu gerekçesiyle ihaleye katılım yeterliliği bulunmadığı ileri sürülüyor. Ancak mevzuat açıktır: Kamu İhale Kanunu Madde 10 ve ilgili yönetmelikler uyarınca ihalede isteklilerden yalnızca 'SGK borcu yoktur' taahhüdü alınır. Bu taahhüdün doğruluğu ise sözleşme imzalanmadan önce denetlenir; yani idarenin sözleşme aşamasından önce borç sorgulama yükümlülüğü yoktur.
16:44
Dosyadaki son bilirkişi raporu da bu açık mevzuat karşısında bizi doğrulamak zorunda kalmıştır. Bilirkişi 'idari düzenlemelerle girişte taahhütname alınmakta, doğruluk denetimi sözleşmeden önceye bırakılmaktadır' demektedir. Buna rağmen bilirkişi kanun koyucunun iradesini sorgulayarak 'bilişim sistemlerinden sorgulayabilirlerdi' şeklinde zorlama bir çıkarım yapmış; savcılık da bu yoruma iddianamede yer vermiştir.
16:50
İddianamenin temel aldığı bilirkişi raporunun 11. sayfasında 'ihale iptal edildiğinde hükümsüz sayılır, bu sebeple TCK anlamında fesat suçu oluşamaz' denilmektedir. Birinci pazarlık ihalesi de iptal edilip karar kesinleşmiştir; o halde neden hala bu ihale üzerinden fesat suçunu tartışıyoruz? Bilirkişi kendi içinde bu kadar büyük bir çelişki içindedir. İkinci pazarlık ihalesi yönünden ise Yapı Merkezi'nin geçici teminat eksikliği üzerinden bir suç kurgulanıyor.
17:14
Dosyada SGK'ın borcun yapılandırıldığına ve ihale tarihi itibarıyla borç bulunmadığına dair resmi cevabı mevcuttur. Bilirkişi buna rağmen 'Hacizler var, daha fazla borç olabilir' diyerek olasılıklar üzerinden hükme varıyor. Hukuki gerçek şudur: Borç ödense dahi talep edilmedikçe tapudaki haciz şerhi kendiliğinden kalkmaz; hacizin varlığı borcun devam ettiği anlamına gelmez. Borcun miktar ve durumunu bilecek makam Kadıköy SGK'dır; o da 'Borç yok' demektedir. Biz resmi devlet kurumuna mı güveneceğiz, yoksa varsayımlarla rapor yazan bilirkişiye mi?