Evet soracağın kısım bu yazışmalardaki bölüm.
Fatoş Ayık Çapraz Sorgusu
Eee, bazıları da ektedir.
Siz bahsettiniz aslında o bütçe olayından da 15 milyon... Orada şöyle bir ifade geçiyor, bazılarınız yazmış, “Fatoş'çuğum Emrah Bey de burada Sibel Hanım ile birlikte oturduk” diyor yani yanlış yazılmış sanırım.
Şimdi söyleyeyim size yazışma tarihini. Farklı olabilir. 28 Şubat tarihli yazışma. 28 Şubat, 14:45 tarihli...
Orada siz "tamam güzel" diye cevap veriyorsunuz. 2025 bütçesine 15 milyon maliyet yazılmış dedim. Şahanesin, senin de drive'ına göstererek, "Evet Emrah Bey görmedi, Sibel Hanım gördü sadece" Bu nedir bu 2025 bütçe 15 milyon? Emrah Bey'le ne alakası var bunun?
Şöyle, aslında oradaki Emrah kastedilen kişi. Şimdi onunla ilgili... Burada şöyle anlatayım. Öncelikle bir Kültür A.Ş.'den, Kültür A.Ş.'nin bir ihalesine katılmıştık. Şu iş kalemlerinden oluşan, göreceğiniz üzere, video çekimleri, drone çekimleri, film yapımlarının olduğu bir işti. Uhdemizde kalmıştı. Alt yüklenici, uhdemizde kalmıştı ama sözleşmeyi henüz imzalamamıştık. Eee, alt yüklenici de ihalesi yapılacak mı yapılmayacak mı diye 'ya sürekli soruyordu. Aslında belirttiğim gibi 2020-2021 yıllarında Medya A.Ş. olan dizilerin sözleşmeleri vardı ama sonrasında bizimle herhangi bir ihale süreci ya da teklif verme süreci, bizimle bir ticari ilişkisi olmamıştı. Bu tarihe geldiğimizde bilmiyorum, bir önceki sayfada mıydı? Sayfa sayısını ben söyleyeyim isterseniz.
O, o bahsettiğiniz sanırım o husus, 27 Şubat tarihli konuşmada geçiyor,..
Evet, evet. 27 Şubat'ta da görüleceği üzere neden bilmiyorum, sürekli beni arayıp "Bu Kültür A.Ş. alt yükleneci ihaleleri yapılacak mı?" diye sormaya başladı. Neden sorduğunu bilmiyorum, ben de rahatsız olup bunun üzerine hatta, ilgili mecrada dedim ki "Sibel Hanım'la, yanındaki yardımcınızla konuşur musun?" Hani ihale yapmak benim inisiyatifimde değil, tedarikçiler ya da firmalar evet zaman zaman beni arıyor ama firma sürekli beni arayınca, hani "Böyle bir ihale yapacak mısınız, yapmayacak mısınız? Yapacaksanız artık bunun kararını verin" demiştim. Ve orada da şöyle, şirketimize bütçe planlamalarında çok önem verilir. Burada da zaten bütçe planlaması yaklaşık,, ihaleler genelde aynı adetlerle çıktığı için muhtemelen 30 milyon gibi bir Medya A.Ş bütçesini Kültür A.Ş'den 30 milyon bir gelir gelir diye bütçe planlaması yapılmıştı. Buna karşılık da 15 milyon gibi bir maliyet bütçesi ayrılmıştı. Ve bu bütçe de tabii ki onaylanıyor.
Emrah Bey'in pozisyonu ne orada?
Emrah Bey dediğim gibi normalde 2021 yılından beri hiç gelmezdi ve belirttiğim gibi, herhangi bir ihale almıyordu. 'un danışmanı olarak bilirdik ama Medya A.Ş nezdinde herhangi bir resmi danışmanlığı ya da şeyi yoktu, bir görevi yoktu ya da iddianamede belirttikleri gibi, burada da belirtmek isterim, süreçlere müdahale etmesi gibi bir durum söz konusu değildir. İhalelere de katılmazdı. Ben de neden olduğunu bilmiyorum ama o tarihte sürekli...
Sizde yazılan, Nazlı Hanım'ın görevi ne?
Yapım koordinatörü.
Ben de bunun üzerine yani "Bu alt yüklenici ihalesini artık yapacak mısınız, yapmayacak mısınız? Yapacaksanız artık talebi açın. Hani firmalar bana arayıp soruyor" dedim ama burada dediğim gibi 2021 yılından beri Emrah Bey, ihalelere katılmazdı. Burada artık ihalelere katılmak gibi bir niyet mi güttü de şey yaptı. Anladığım kadarıyla...
Bütçeyle ilgisi nedir yani? Orada bütçe konuşması geçiyor.
Bütçe şöyle, ha onu da çok pardon anlatacaktım. O kalemleri o yüzden ben...
Çünkü şey yazmış orada, "Fatoş'çuğum Emrah Bey de burada Sibel Hanım'la birlikte konuştuk 15 olarak ilerleyeceğiz."
Şunu da anlatacağım başkanım. Şimdi buradaki gördüğünüz iş kalemlerinde video çekimi 150, pardon, 150.000 saniye, drone çekimi 75.000 saniye, film yapımları 5.000, film yapımları 22.500. Bunların biz tamamını ihale etmiyoruz. Medya A.Ş. bunların bir kısmını, kendisi yapıyor, bir kısmını yapamayacağı, yetiştiremeyeceği kısımlarını ihale ediyor. Yani burada da aslında 15 milyon konusu şu, yani eğer bir talep açacaksan buradaki miktarları belirlediğinde bunların bir şekilde maliyet rakamlarını yaklaşık 15 milyon olması lazım ki, ihaleye çıktığımızda 15 milyon üzerinde bir maliyet gelirse böyle bir ödenek yok. Yani buradaki konu aslında bir ödenek konusu. Medya A.Ş'de özellikle Pınar Türker'le finans bölümünden yani geçmişte finans, nasıl diyeyim, bankayla ilgili şirketlerde, diyemedim, çalıştığı için, bütçe planlarına çok önem verir. Biz de muhakkak, şirket şirket ya da iş iş o bütçe planlarına uyup uymadığımızı takip ederiz. Biz de bu ihaleleri yaparken,, mali işlerden bütçe alırız, yani bütçe onayı alırız. Dolayısıyla da...
"Adetleri azaltmak gerekecek" derken mesela o dediğinizi mi kastediyorsunuz?
Evet, yani... Ben de orada demek istiyorum ki yani, eğer adetleri belirlediğinde yaklaşık, maliyetle öngörüyorsan bunların bir toplamının aşağı yukarı 15 milyon olması lazım. O da diyor ki, "Biz işlerin daha fazlasını vermeyi düşünüyoruz. 20 milyon gibi bir maliyet..." Hatta orada bir bir 20 milyon diyor bir 15 diyor. Yani işlerin ne kadarlık bir kısmının yaklaşık verileceği konusu. Ben de hatta burada bir yerde şey diyorum...
"Bunu hemen Emrah ve Pınar Hanım ile paylaşmak lazım, beni aşar" diye o bahsettiğiniz o 15 milyon...
Evet, yani ben de orada aslında demek istiyorum ki bak, hani benim bildiğim bu iş için 15 milyonluk yaklaşık bir bütçe, maliyet bütçesi var. Eğer siz işin daha fazlasını yapmak istiyorsanız...
Nazlı Hanım da demiş ki "Emrah Bey, Pınar Hanım'la konuşacakmış" diye cevap vermiş siz de orada.
Yani orada artık işin daha fazlasının mı ihale çıkılması gibi bir durum oldu, ben mi konuyu yanlış anladım, Emrah Bey kendisi mi bu ihaleye katılmak istiyor, yapılacak diye mi soruyor, inanın o konuyu bilmiyorum. Zaten "sürekli soruyor" konusundan da benim de bir rahatsızlık içinde olduğum görülecektir. Ayrıca bu konuyla ilgili rahatsız olduğumu hem bu yazışmaya, bu yazışmaya yansımayan kısmında da Pınar Türker'e de 'nın sürekli aradığını ve bu durumdan rahatsız olduğumu da Pınar Türker'e de söylemiştim. Bildiğim kadarıyla kendisi de uyarmıştı beni bu şekilde aramaması yönünde.
Bir de size sorduğumuz ek 6 içerisinde orada... Neydi bu ek 6? İhale komisyon kararı.
Orada bir başkanlık kısmını özellikle belirtmişsiniz, sebebi ne onun?
İhale komisyonlarında hep başkanlık yaptığım için hani bu komisyonda başkan olmadığım için...
Şey, o Mehmet Recep Taşçı olduğu için mi belirttiniz? Sizin hakkınızda beyanı mı var bunun?
Evet, evet, benimle ilgili beyanı var ama orada şey yapmamızın nedeni, hani ihale komisyonlarına genellikle ben başkanlık ettiğim için hani görüleceği üzere burada ihale komisyonunda yokum, başkanlık da yapmıyorum niyetinde, yoksa hani özellikle Mehmet Recep Taşçı'yı işaret etmek için değil yani.
Yok ondan değil, yani beyanı ile ilgili bir şey mi var, onu mu anlatmaya çalıştınız? Onu soruyorum.
Tamam.
Fatoş Hanım, soruşturma aşamasında Medya A.Ş. çalışma odanızda, masanızda bulunan iş bilgisayarının şifresini hatırlamadığınızdan bahisle paylaşmamışsınız. Daha sonra bu şifreyi hatırlayıp paylaştınız mı?
Şöyle sayın savcım, şimdi bilgisayar elimde olamadığı için bu mailleri size sunamıyorum. Biz kurumsal mail kullanıyoruz ve... Avukat…: En azından iddianamede böyle bir şifreyle ilgili şifrenin verilmemesinin, neyle ilgisi vardır, hepiniz biliyorsunuz. Bu soru hangi amaçla soruluyor, hangi eyleme odaklı soruluyor?
Ya emniyetteki ifademden de zaten görebileceğiniz aynı şeyi söyleyeceğim.
Evet şimdi dijital detayların hepsi sizde olduğu için bunu aslında, şey olarak da anlatacaklarımız bence delillendirilemeyecek şu aşamada ama şirketimizde biz kurumsal mail kullanıyoruz ve 3 aya 1 bu mailler yenileniyor. 3 ayda bir şifrelerin yenilenmesiyle ilgili bir mail geliyor. Ya 1 Mart tarihindeydi ya bir gün önce, kaç Şubat'ta hatırlayamıyorum; 27 mi 28 miydi, artık onu bilemiyorum. Ya cuma günüydü ya cumartesi günü mail geldi, "şifrenizi 3 gün içinde yenilemeniz gerekiyor" diye. Ben de pazartesi günü gelip, işleri tamamladıktan sonra öğlene doğruydu galiba şifreyi yeniledim. Aradan da bir saat geçti, tam da o gün aslında işte yine Cumhuriyet Başsavcılığının istediği evraklar var; tam onunla ilgili hazırlık yaparken ek evraklar istenmişti. Tam o ek evraklarla ilgilenirken, evet, 3 tane daha önceden evraklarını teslimine gelen memur beyler yaklaşınca ben dedim ki, "A, savcımız herhalde o evrakları hemen istiyor, dizi tutanağını istemiyor evrakları vereceğiz falan" diye onları görünce bir an sevindim hatta. Geldiler dediler ki "Evrak... İşte bilgisayarınıza el koyuyoruz" dediler. Tutanak tuttular, bilgisayarı aldı gittiler. Daha sonra bilgisayarla ilgili evet, imaj çalışması yapıldı, o sırada dediler ki "Şifreyi verir misiniz?". Yalnız şuraya geleceğim... Şimdi, ben bu şifreyi pazartesi günü, cumartesi günü bana şey geldi demiştim; şifreyi yenilemekle ilgili mail geldi. Pazartesi günü bunu Medya A.Ş.'nin bilgi işleminden de bakılabilir, bilmiyorum 10:00 mıydı, 11:00 miydi, 12:00 miydi o civarlarda şifreyi değiştirdim. Aradan bir saat geçtikten sonra çalışırken de bilgisayarıma el konuldu.
Şifreyi hatırlayamıyorum, olayı anlatacağım. Şunu da savcım söyleyeyim; bu hayır kasti bir şey için söylemiyorum. Henüz daha tutanaklar tutulmadan bütün Türkiye Medya A.Ş.'ye işte polis baskını oldu, el konuldu dedi. Bütün şirketlerdeki 170 kişilik bir çalışan var; 100 kişi benim odama doldu. Ne olduğumu şaşırdım. Bir anda bütün Türkiye'de bu haber konuşuluyordu. Yine istiyorsanız bilmiyorum sağlanabilir mi, telefonumda iki tane kendi kullandığım mobil uygulama vardı, iki tane annem için kullandığım mobil uygulama vardı. Onların bile yani bırakın bir saat önce kullandığım şifreyi, aylardır kullandığım bankacılık şifrelerimi bile unutup onlar bile bloke oldu. Bilmiyorum eğer bankadan böyle bir şey alınabiliyorsa bunların bloke edildiğini de gösterebilirim.
Tamam, peki bir şey daha soracağım size. Bu ’un soruşturma aşamasında beyanları var. 2024 yılının tamamı, 2025 yılı, 2025 yılında yıllarında girdiği ihalelere ilişkin Medya A.Ş. ilişkili konularda ve tarafından sizlerin yönlendirildiğini beyan etmiş bu . Bu şahısı tanır mısınız?
Bu şahsı ben tanımıyorum. Bir tane telefon irtibatım var, şöyle; tedarikçi firmalar bizim ekip arkadaşlarımızla görüşürdü, örneğin Mehmet Recep Taşçı'yla görüşürdü. Allah rahmet eylesin Mehmet Recep Taşçı'nın annesi de 2024 yılının sonunda vefat ettiğinde 2025 yılında yine evet 'u ihaleye davet ederken, bir Recep izinli olduğu için 'u ben bir kere o zaman aradım. Onun dışında 'u hiç tanımıyorum ve bilmiyorum. Firmalar dediğimiz gibi pek çok farklı kaynaktan bize öneri olarak gelebilir, bunların değerlendirmelerinden sonra ihaleye davet ederiz ama davet sırası bu firmalarla telefon irtibatlarının kurulmasını ben yapmıyordum, ekip arkadaşlarım yapıyordu. O yüzden kendisiyle sadece bir tane irtibatım var. Ne yüz yüze tanıyorum ne şahsen tanıyorum kendisini.
Şimdi onun beyanları var yine 30 Mayıs 2025 tarihli. Beyanlarının bir kısmında şundan bahsediyor: "Talimatlar genelde tarafından, Genel Müdür Pınar Türker veya direkt olarak İhale Müdürü 'a gelirdi. Benim yaptığım sadece her şey hazır halde önüme gelen bilgileri evraksal bazda mevzuata uygun şekilde hazırlayıp sonuçlandırmaktı. Yürütülen işlerin usulsüz olduğuna ilişkin defalarca kez İhale Müdürü 'ı uyarıda bulunmuş olsam da kendisinin de birçok kez zorlama ve baskı altında kaldığını biliyorum. Bahsettiğim zorlama ve baskı kuranlar, ve 'dur" şeklinde bir beyanı var. Sizin bu çalışma süresi boyunca bu şekilde usulsüz işlerin yapılması yönünde bir baskı veya talimat oldu mu?
Böyle bir baskı ve zorlama olmadı. Öncelikle Mehmet Recep Taşçı'nın bu 30 Mayıs'taki ifadesinden bir o zaman söz etmek isterim ki dediğim gibi kendisi benim de tutanak yani pardon eklerden görebildiğim kadarıyla yanında avukatı olmadan alınmış bir ifadedir. Bunu da "etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum" demiştir, sonrakinde "etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum" demiştir. Genelde sayın başkanım siz sorardınız, husumet mi var niye böyle bir şey dedi diye. Mehmet Recep Taşçı ile benim hiçbir husumetim yoktur, hatta neredeyse abla kardeş gibi bir ilişkimiz vardı. Ancak kendisini Pınar Türker de anlatmıştı, terfi alamadığı için üst yönetime karşı bir sizin deyiminizle husumet diyeyim... Anladığım kadarıyla bu husumet uyanınca herhalde tutuklanma baskısı altında olduğunu mu düşündü; üstüne bir de bu husumet konusu eklenince ana ihalelerin, alt ihalelerin artık basında neyi etkiledi bilmiyorum; sanıyorum ki böyle bir beyanda bulundu. Ki bu beyanında bile biraz tabii beni korumak için sizin de ifade ettiğiniz gibi hani " da baskı ve zorlama altında olabilir" demiş ama hayır, yani zaten dediğim gibi 20-21 yıllarında sadece ticari ilişkileri olduğumuz kişi. İrtibat kaydıma bakıldığında zaten son yıllarda bir iki tane var. ile de benim sizin gibi hiçbir telefon irtibatım yok. O yüzden bilmiyorum artık kendisi ondan kaçmak için mi yaptı, husumetinden mi yaptı?
Bu Signal programını birden fazla kişi kullanıyor... Orada Nazlı hanım diye bir şahıs. Orada ise şey diyor; "Fatoş'um günaydın, Halkla İlişkiler dosyasında 2025-2026 öngörü birim fiyatları üzerinden mi gidiyoruz?" şeklinde bir konuşma var. Bu Halkla İlişkiler ihalesi hususu nedir tam olarak?
Onu da anlatayım başkanım. 106'ya konu iş. Sayın Savcım, bu ihaleler dediğim gibi 2022 yılından beri aşağı yukarı aynı kalemlerle yapılıyordu. 39 kalemle, bazı kalemler eksildi. Bu 2025 yılında da 102 kalem, 32 kalemden oluşuyordu. Diğerinde başkanım öyle... bu ihalelerde savunmamın belli kısımlarında da anlatmıştım aslında. İhale dokümanları indirildiğinde biz bu teknik şartnameyi ilgili ekip arkadaşlarımıza iletiyoruz. İlgili ekip arkadaşlarımız herkes kendisiyle ilgili kısımları çalışıyor. Yani diyelim ki işte, film kalemlerini prodüksiyon ekibi yaklaşık maliyet nedir, bunun üstünde Medya A.Ş.'nin aşağı yukarı kârı nedir deyip bu rakamları çalışıyor. Bunu da hatta şöyle bir şey yapıyoruz ki herkes eş zamanlı buraya kendisiyle ilgili maliyet öngörüsünü ve son teklif edilecek rakamı girsin diye Google Drive, hiç kullandınız mı bilmiyorum, Google Drive'da e-tablolar var. E-tablolara bu kalemleri koyuyorum. Medya A.Ş.'nin eski rakamlarını koyuyorum. Alt yüklenici rakamlarını koyuyorduk. Daha sonra da 2025 yılındaki öngörü maliyetler ve öngörülen teklif rakamlarıyla ilgili hücre açıyoruz. Her birime, kimler bu teklifle ilgili öngörülerini girecekse... Prodüksiyon birimi filmle ilgili kısımları giriyor, Kurumsal İletişim birimi reklamla ilgili kalemleri giriyor, sosyal medya ekibi sosyal medyayla ilgili teklifi giriyor ve dip toplamda bir rakam oluşuyor. Daha sonra bu rakamı biz buna öngörü diyoruz. Biz bunu daha sonra Mali İşler Genel Müdürümüz ya da kurum, pardon, Kurumsal İletişim Müdürü'yle beraber hep beraber değerlendiriliyoruz. Buradaki öngörülen maliyetler ve kârlılık yine Medya A.Ş.'nin bütçesiyle uygun mudur diye. Buna göre son rakamları halini veriyoruz. Hatta ilgili birimi de dediğim gibi şu an dijital materyallerim emanette olduğu için size iletemiyorum, savunmamın içinde de belirtmiştim. Son üzerine karar verilen rakamları bir karışıklık olmaması için Kurumsal İletişim ekibi son kez bize mail atıyor, çünkü bu ihalelere elektronik ortamda katıldığımız için. İleride ya "Hayır bu rakam değil de şu rakam teklif ederdiniz." demeyeyim diye. Bu çalıştığımız öngörü rakamlarını en son kurumsal iletişimdeki Müşteri İlişkileri ekibi bize mail ortamında atıyor; "Bu ihaleler, bu rakamlarla teklifi sunacaksınız." diye. bu rakamlarla ilk etapta giriyoruz.
Evet. Burada da şimdi Nazlı Hanım'ın kastettiğine geliyorum. Şimdi Nazlı Hanım kendisiyle ilgili kısmı sadece girdiği için orada şunu demek istiyor; "Öngördüğümüz rakamlarla mı ihaleye girdik?" Bu yazışma yapıldığında ihaleyi, uhdemizde kalmıştı. Sözleşme henüz imzalanmamıştı. Sözleşme imzalandığında zaten kendilerine sözleşmeyi ve bu tip eklerini atıyoruz. O dönemde muhtemelen hazırlık aşamasında herhalde Nazlı Hanım ve demek istiyor ki; "Bu öngörü rakamlarımız üzerinden mi ihaleye katıldık ve kazandık? Ben de ona göre hazırlıklarımı yapacağım" demek istiyor. Dediğim gibi dijital materyal elimde olsa bu mailleri de size aslında sunabilirim ama yok.
"Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile 2022 yılından bugüne kadar her yıl düzenli olarak ihaleler yapıldı. Bu ihalelerin neredeyse yüzde 60-70 oranındaki alt yüklenici firmaların duyumlarıma göre neredeyse tamamı organik olmasa da bağının olduğu firmalara verilmiştir ve hepsi çok yüksek bedellerdir. Her Halkla İlişkiler Müdürlüğü ihale sürecince 'la hem genel müdür Pınar Türker ile hem de Satın Alma ve İhale Müdürü da çok daha aktif şekilde iletişim kurardı." şeklinde beyanı var. Bu süreçlerde bir irtibat yoğunluğu yaşandığı veya beyanlar hakkında ne diyorsunuz?
şöyle söyleyim Sayın Başkanım. Şimdi dediğim gibi birkaç istatistiki bilgi de vermiştim bu son üç, pardon 85-89 ve 106 üzerinden örneğin örnek vermiştim. Bu firmalar en az 80-90 farklı firma çağrıldı diye. Bu 80-90 firmanın da sadece 9 tanesinin müdahil olduğunu hatta bunlardan sadece 4 tanesi galiba Emrah'la beyanlar geçtiği için Emrah'la ilişkili gibi görülebiliyor. Dediğim gibi çok farklı kaynaktan bize zaten tedarikçi önerileri geliyor. Biz her sene yeni tedarikçileri havuza katmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla benim yöneticilerim de örnek, pardon, firma önerisinde bulunabiliyor, çalışanlar da verebiliyor, 'dan da gelebilir. Muhtemelen yine 'dan da geldiyse onu sanki bütün bu ihaleleri süreçleriyle ilgiliymiş gibi bir şekilde gerçeği herhalde eğip bükmüş diye düşünüyorum. Yoksa dediğim gibi hani zaten, eee, raporlardan ya da iddianameden de görüleceği üzere üç eylemde 117 farklı ihale yapılmıştır. Diyelim ki mükerrerleri çıktık 90 ayrı firma olsa, 90 ayrı firmadan zaten totalde 9 firma bize ihalede müdahil edilmektedir. Dolayısıyla bütün ihaleleri 'ın yönlendirdiği firmalar almış gibi bir durum asla söz konusu değildir.
Tamam bu ve buna benzer alt yüklenici ihalelerinde de bahsedildiği gibi yüzde 60 veya 70 oranda ve ona bağlı olduğu iddia edilen şirketlere verilmesi yönünde talep gelirse?
İlk ilk ilk konuşmalar, 27 Şubat 2025 tarihi, bende sayfa sayısı yazmıyor.
Bu... "Emrah Bey sürekli kültür torba, kültür torba, alt yükleniciyi soruyor. Sibel Hanım ile yarın konuşabilir misin? İhale yapmak benim inisiyatifimde değil. Nazlı Günaydın Kültür Torba için bir link atacağım, oradan bakarsın, ne kadarını veririm, kaçtan veririm diye. Emrah yüzde 80'ini bana verilsin diyor." şeklinde konuşmanız var. Şimdi bu Emrah yüzde 80 oranında bir iş alma kapasitesine sahip mi ve sahipse de size bunu nasıl sarf edebilir? Nasıl siz kendinizden...
Yani burada az önce de Sayın Başkanım sizin de söylediğiniz gibi Medya A.Ş.'den bir ihale almıyordu. Burada zaten beni neden sürekli arıyordu da bizden ihale almıyordu zaten. "%80'i bana verilsin" demesi de hoş ve uygun bir durum değildir. Ben bunu, efendim?
%80 dediği aslında bu hani 30 milyonluk, 30 milyonluk sözleşme var ya Sayın Savcım. Yani demek istiyor ki, o işin %80'ine denk gelecek kadar kısmını ihale çıkın da bana verin gibi bir şey demek istiyor ama böyle bir şey zaten, ha bu arada en önemlisini söylemedim, böyle bir ihale yapılmadı. Yani kendisi zaten evet böyle bir talebi sürekli bana "Böyle bir ihale yapılacak mı, ihaleyi bana verseniz" gibi dediğim gibi ara dönemde Medya A.Ş.'den hiçbir ihale almadı. Böyle bir durum olmadı. Ne oldu da bu 2025'e, efendim?
Birden fazla konuşmada herhalde bu Kültür alt ihalesiyle ilgili sizden...
Ya orada konu biraz şöyle gidiyor; yani sürekli bana hani onunla değil, başka tedarikçilerle sormuştum, "Bu ihalemiz yapılacak mı?" diye. Bu arada en önemlisini söylüyorum, bu ihale hiç yapı... yani alt yüklenici ihalesi hiç yapılmadı. Yani eğer 'ın burada bir talimatı var mı ya da ona göre yapıldı mı, verdi mi gibi bir soru soruyorsanız, öncelikle bu ihale hiç yapılmadı, onu belirtmek isterim. Böyle bir talebi yoktu, dediğim gibi zaten sürekli soruyor...
Ama Mehmet'in de beyanı ona ilişkin. Yüzde 60-70 oranda alt yüklenici firmaların duyumlarına göre, duyumdan bahsediyor da...
...'a bağlı firmalar aldığını veya istediğini söylüyor. Aynı konuşmayı siz de ileri tarihte belirtmişsiniz. Hani bu ifadeyi bir anlamda desteklemiyor musunuz?
Şunu belirteceğim Sayın Savcım; diyorum ki "%60'ını, 70'ini Emrah'ın o tanıdığı firmalar aldı." Onun kastettiği şey, Halkla İlişkiler ihalesindeki firmalar, onun önerdiği firmalar demek istiyor ama ben de diyorum ki; yani iddianamede bile müdahil edilen, yani niye müdahil edildiklerini de bilmiyorum, çünkü bu müdahil edilen hususunda aslında Kültür A.Ş.'nin beyanlarıyla ilgili olduğunu ya da bu firmaların alt taşeronlarla ilgili beyanları olduğunu söylemiştim, Medya A.Ş. ile ilgili bir konu olmadığını da söyledim. Dolayısıyla önce şunu söylemek istiyorum, beyanlarda Medya A.Ş.'nin ihaleleriyle ilgili aleyhe bir beyan zaten yoktur, bu birincisi. İkincisi; Mehmet Recep Taşlı'nın bahsettiği konu Halkla İlişkiler ihalesiyle ilgili, sizin de ifade ettiğiniz gibi. Üçüncüsü; firma önerilerinde bulunuyor ama bu firmaların hepsini Emrah'ın önerdiği firmaların içinden seçtik, davet ettik gibi bir şey de yok. Dediğim gibi beyanlarda bunu zaten destekleyen bir konu yok. Kültür konusuna geri gelirsem... Nazlı neden beni sürekli aradı? Burada zaten görüyorsunuz da rahatsızlığımı belirtiyorum. Sürekli beni arıyor, soruyor. Yani hani zaten rutinde bu adamla böyle bir ilişkimiz olsa, sürekli beni arıyor gibi bir iştiyanda bulunmam. Eğer kastettiğiniz şey bir talimat ya da yönlendirme mi kastediyorsunuz? Zaten rutin bir işlemimizdir, o zaman işleme devam edilir. Ben zaten bundan rahatsızım ve böyle bir hal hiçbir zaman yapılmadı.
Savcım...
Sorabilirsiniz Sayın başkanım, bu yazışmaların, sayın, sayın savcım bu yazışmaların hiçbirisinde usulsüzlükle sonuçlanan bir eylemim yoktur. Bunların içerisinde eğer firma bana gibi...
Soruyu alalım tam olarak.
28 Şubat 2025 tarihindeki yine Nazlı'ya hitaben konuşmanız var. Saat 15:00'i geçti. Başımıza Savcı Mustafa'yı attık. Yoksa daha fatura kesti durur falan. Hı hı. Belki bu şekil ciddi alır. Bir daha onun sözüyle fatura kestirmem zaten. Hı hı, bunu da açıklayayım. Bu fatura meselesini hani sözle mi kestiriyorsunuz yoksa sözle mi...
Yok, şöyle. Onu da anlatayım Sayın Başkanım. Sayın Savcım, partner firmasıyla aslında faturanın, kampanyalarının geliştirilmesi, görsellerinin yapılması, videolarının çekilmesi ve internet reklamının yapılması ile ilgili bir sözleşmemiz vardı. Bununla ilgili de kampanya dönemlerinde orada da yanılmıyorsam şu an hangi altlığı istediğimi, yani hangi arşiv dokümanını istediğimi hatırlamıyorum ama Anneler Günü olabilir, okula dönüş ya da yılbaşı ile ilgili bir kampanya olabilir. Şimdi bu kampanyanın zaten yapıldığında videosunu tek olarak atıyor. İnternet reklamına çıkıldığı için tek sayfayı atıyor. Ancak teknik şartnamede, yani bu işin teknik teknik yapıldığının parçalarını atmıştı. Ancak ben teknik şartnamede bu işin bütüncül olarak bir bütün kampanyanın sunumunun bana teslim edilmesi gerekiyordu. Yani işlerin...
Sözle değil. Yani işlerin tek tek teslim etmişti. Bu tek tek teslim ettiği işler üzerinden kontroller yapılmış, hakediş yapılmış, faturası kestirilmişti. Sözünden kastım şu: Teknik şartnamede bana tam bir kampanya sunumunu da teslim etmesi gerekiyordu. İşi bana kampanya sunumunu teslim etmediği için, bak onun sözüyle, eksik bir, yani ben arşivliyorum ya, benim arşivlememe uygun şekilde bana o işleri teslim etmesi gerekiyordu. Ben de o yüzden şartnamede tarihlendiği şekilde videoyu verdi, internet reklamına çıkıldığıyla ilgili uluslararası platformun ekran görüntüsünü attı, bunun üzerine hakediş yapıldı, faturası kesildi. Orada 'onun sözüyle'den kastedildiğim şey, teknik şartnamenin benim arşivlememe uygun şekilde kampanya sunumunu teslim etmediği ve ben de "Birkaç aydır bu kampanya sunumunu ne ara teslim etmedin?" dediğim için orada "senin sözünle bir daha fatura kestirmem"den kasıt o. O naylon fatura konusunda onların gözünü korkutmak için aslında söylediğim bir şeydi. Hani bilmiyorum ki bir gün böyle bir şey olsun. Yani hani bana "Bundan sonra eğer istediğim şekilde arşiv dokümanlarını vermezseniz bir daha işi yapsanız da faturanız kesilmem" anlamında söylediğim bir konuydu.
Tamam. Yine bu, 28 Şubat 2025 tarihinde bir Nazlı'yla konuşmanız var. Uzun bir konuşma. Nazlı size diyor ki: "Faturalaşma Emrah Bey burada. 15-20 ilerleyeceğiz şeklinde bir şey söylemiş, bir bütçe. Başkan Bey de az önce sordu." Hatta soruyu sordu da, orada bir hususu merak ediyorum. "Şimdi 15 yerine 20 olarak konuştuk, son karar" şeklinde bir şey yazıyor Nazlı size. Bu son karar meselesi ile ilgili, hani Emrah Bey'in Nazlı ile görüşüp son karar verip, daha sonra işte Emrah Bey'in...
Yok, son kararı Emrah Bey vermemişti. O Sibel Hanım, genel müdür yardımcımız. Sibel Hanım'la Nazlı'nın arasındaki bir konu. Hatta başka bir yerde de "Emrah rakamları görmedi" diyor. Görüleceği üzere burada Nazlı Hanım da aslında bir rakam ya da işte bu ihale içi, zaten bu ihale yapılmadı dediğim gibi. O adetler ya da yaklaşık maliyeti Emrah'ın görmediğini söylüyor. Buradaki son konu, karar dediği şey Sibel Hanım'la Nazlı'nın arasındaki konudur.
Tamam. Yine 3 Mart 2005 tarihli konuşmanızda bir fatura meselesi var. Fatura ile ilgili Nazlı ile konuşuyorsunuz. Nazlı diyor ki: "Fatura tarihi ile ilgili yönlendirmen olacak mı?" Siz de bir tarih söylüyorsunuz. Bu fatura meselesi ile ilgili tarihleri siz mi belirliyorsunuz? Neye göre belirliyorsunuz?
Şöyle, onu da hemen söylüyorum. Az önce de yine savunmamın içinde belirtmiştim. Biz İBB ya da orada İSKİ olabilir, öyle sanki hatırlıyorum. Ya İBB ya İSKİ'ye yaptığımız işlerde savunmamın içinde de belirttim. İşler yapılır, İBB ya da İSKİ, artık idari kimse ona teslim edilir. İdare bizim hakedişimizi yaptıktan sonra "faturayı kesebilirsiniz" der. Biz de ne zaman ki asıl işin sahibi işi teslim aldıysa alt yükleniciye dönüp o zaman ben de derim ki: "Artık hakediş ve fatura tamamlandı, alt yüklenici sen de kestirebilirsin." Orada Nazlı da kastediyor ki, yani İSKİ ya da İBB orada dediğim gibi hatırlamıyorum hangi idareydi, yani oranın hakedişi tamamlandı ve fatura kestirildi mi? O tarihle çelişmeyecek ve hakedişle çelişmeyecek şekilde ben de faturayı kestirebilir miyim demek istiyor ki savunmamda da hakediş süreçlerini anlatırken açıklamıştım, konu budur.
Tamam. Şimdi yine 29 Ocak 2025 tarihli konuşmanız var. Pınar Hanım'la birlikte. Uzun bir konuşma. Onun bir kısmını okuyacağım, ondan sonra sorularımı soracağım. Siz Pınar Hanım'a yönelik, "Pınar Hanım günaydın. Alt yüklenici ihalelerine davet edilecek firmalar için Emrah'ı aramıştım. Bugün iletişimde 10:30'da buluşalım dedi. Bilginiz dahilinde gitmek isterim." Pınar Hanım da size yönelik, "Benim görmem lazım firmaları. İsim, naces, sermaye sahiplerini öğren, bir de barak olsun. Benim öğren bir de Baraka vb. olsun. Benim elime bakması lazım, söylersin." Siz de ona hitaben, "Tabi tabi ben firma önerilerini alıp detaylı bir bilgi veririm" şeklinde yine konuşmalar devam ediyor. Pınar Hanım size soruyor, "Aldın mı firmaları?" diye. Siz cevaben, "Prodüksiyon ve imaj filminde de değiştireceğiz. Murat Bey iki firma ismi vermiş ama gün içinde teyitleşip haber vereceğim dedi. Reklam tarafı aynı, SG yerine İmagina olabilir dedi. Akşam ya da yarın size son durumu iletirim, üzerini değerlendiririz" dedi şeklinde bir...
...Emrah'ın muhtemelen söylediği şeyi ilettiniz siz kendisine. Şimdi buradaki şeyle ilgili, bu alt yüklenici ihalelerine davet edilecek firmaları Emrah bu konuda aramış sizi anladığım kadarıyla bu konuşmalardan.
Hatta konuşmanın devamında Emrah da anlattı. "SG yerine İmagina, reklam tarafı aynı" demiş. Murat Bey bunlardan iki tane firmayı Emrah'a söylüyor, Emrah bunu teyit edeceğini söylüyor. Emrah'ın bu süreçte bu kadar aktif katılımıyla ilgili herhangi bir görevi var mı? Firma ekleyip çıkartabiliyor mu?
Yok, burada davet edilecek firmalarla ilgili demişti ya...
Mesela SG yerine İmagina olabilir dedi diye söylemişsiniz. Murat Bey'in vereceği iki tane firma, bunun teyidini tekrardan ... Yönetim Kurulu Başkanımız, siz şey...
Her gelen firmayla ilgili yeni davet, önerilere açık olduğunu söylemiştiniz. Pınar Hanım'a bile hatta sormuştunuz, kapıdan geçenin bile önerisini alır mısınız diye, evet demişti. Çünkü biz dediğim gibi, bir firmayı ya 2 sene üst üste davet ediyoruz, 3. sene çağırıyoruz, ya da en fazla 3 kere üst üste çağırıyoruz. Dolayısıyla çok farklı kaynaktan öneriler alıyoruz. Emrah Bey de, evet o dönemde elinde belli ki belli firmalar kendisine ihaleye katılmakla ilgili, herhalde bilgilerini iletmişler. O da onun üzerine bizlere bu firmaları, bize iletmek istediğini söylemiş. Şöyle, firmaları ilettiğinde...
Firmaları değiştirebiliyor mu? Hani firmaları değiştirebiliyor mu? Mesela SG yerine İmajina olabilir diye söylemiş ya siz. Hani tavsiye haricinde burada bir değişimden bahsediyor çünkü, bunu siz belirtmişsiniz. Ha böyle bir talep etme hakkı var mı? Veya kapıdan geçen herhangi birisi firma tavsiyesinden ziyade değiştirme hakkına sahip mi?
Yani şimdi orada firmayı demiş yani, SG ihaleye davet edilmek yani katılmak istemiyor, İmajina'yı davet edebilirsin anlamında sanıyorum ki söyledi.
Yani bu firmaları değiştiriyor, o karar veriyor, kimin davet ediliyor ve anlamında değil şimdi. Belli ki toplantı sırasında bazı firmaları önermiş. Firma belki de geriye çekimser kalmış, ihaleye katılmak istememiş olabilir. O da dolayısıyla filmle ilgili önerim bu anlamında demek ki söylemiş.
Tamam. 31 Ocak 25 tarihindeki konuşmanız var, Pınar Hanım'la. Dün hatta kendisine sordum da, siz şöyle bir şey yazmışsınız. İA satın alma bölümü, diğer iştiraklerle iletişim, danışmanlık işine yan verebilir misiniz diye bugün yeniden sordu şeklinde yazınız var. Şimdi burada Pınar Hanım'a dün sordum, o da size sormam gerektiğini söyledi. Konuyu tam bilmiyor herhalde. Bu yan meselesi nedir? Neye yan veriyorsunuz?
Bu soruyu sorduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü burada çok güzel, lehime bir durum var, açıklamak isterim. Burada evet, İA bilmiyorum artık kendi bir, satış işi için miydi, satın alma işi için miydi, belli ki beni aramış. Artık teklifimi tamamlayamadı ne yaptı bilmiyorum. Dedi ki, böyle böyle bir, teklif kozunda bize yardımcı olur musunuz? Buradan da görüleceği üzere ben de herhangi bir usulsüzlük içinde bulunmuyorum. Böyle bir teklifi asla vermeyiz diyoruz ve ben de bu durumda Pınar Hanım'a da, yani böyle bir teklif geldi, ben de bunu kabul etmedim, reddettim diyorum. Bu da görüleceği üzere aslında lehime bir yazışma.
Yönetim, İA... Tam açılımını şu an tabii unuttum aradan. Yönetim A.Ş.
Bu iştirakler arasında bu şekilde yan teklif meselesi olur mu sizce? Yoksa...
Hani olur mu olmaz mı bilmiyorum ama burada da görüleceği üzere ben böyle bir konuya zaten hiç, yani asla şey yapmam, uygun görmediğim için hani bundan da, hoşlanmadığım için de zaten reddetmişim.
Orada şey, Pınar Hanım'a diyorsunuz ki, Emrah Bey saat 16:00'da şirketteyseniz görüşelim dedi. Pınar Hanım da, Pınar Hanım da darladı beni diyor. İşte görüş sabah anlattığım gibi. Tamam, ele katılacak mı, katılacak bendeki. İşte ondan sonra Emrah, ben, yani siz bunu Pınar Hanım'a yazıyorsunuz. Emrah Bey yeniden yazdı. Yarın veya pazartesi kaldı şeklinde de bir konuşmalar geçiyor. Şimdi sürekli bu diğer konuşmalarda da Emrah'la, Emrah Bey'in taleplerini veya işte süreçlerle ilgili durumlarını Pınar Hanım'a...
Onunla ilgili, her Emrah, değil, onu açıklamak istiyorum. Buradaki Emrah o değil, Emrah Öksüz. Reklam Alanları Koordinatörümüz. Yani Elif Hanım'ın koordinatörü. Buradaki konu tamamen aslında kendi iç süreçlerimizle ilgili. Hani Pınar Hanım'a diyorum, şirketteyseniz Emrah Öksüz'le, yani her Emrah, değil.
Yok, bitirelim yani bu yazışmanın hiçbirisinde benim usulsüz bir eylemim yok, hepsinde gayet rahat açıklayabileceğim konular.
Pınar Hanım'la yazmışsınız, Naser meselesi var. Bu firma bir iş alıyor, hatta Medya A.Ş.'ye daha uygun fiyat veriyor. Evet. O, teklife ilişkin daha sonra konuşmada şöyle bir şey söylüyorsunuz. Bu firma geçen sene İHE ihalesini iptal etmesine neden olmuştur. Şevket Bey'e de yazdım, iptal edilmesini istiyor yönünde fikir beyan etti dedi. Şimdi bu mesele tam olarak nedir, hangi firma ihaleyi almış?
Katıldığımız ihaleleri hep zaten görüleceği üzere, Pınar Hanım'a zaten katıldık. Şimdi bu temizde kaldı, kalamadık gibi yazıyorum. Burada da belli ki ihale uhtemizde kalamamış. Burada da, Şevket Bey şirketimizin kurumsal iletişim müdürü. Burada görüleceği üzere benim bir beyanım değil, kendisi bu yönde bir beyanı olmuş. Bununla ilgili de ben bir eylemde bulunmadım.
Yani böyle iptaller yaşanır mı? Medya A.Ş. işi alamadığı zaman, hani Şevket Bey başka süreçlerle ilgili...
Yok, yani kendisi herhalde böyle bir eylemde bulunalım demiş ama ben böyle bir girişimde bulunmadım tabii ki.
Şimdi dün yine bir konu sordum, Pınar Hanım'a. Bir fatura meselesi var, bu Beltur'la ilgili. Evet. Beltur, İBB'ye 230000 adet simit veriyor, ha bunu gönderen Beltur anladığım kadarıyla. Bu Beltur'la Medya A.Ş.'nin organik bağı var mı, yönetim veya bütçe anlamında?
Bu İBB'ye gönderilen 250.000 simit işi, sizden niye fatura istendi? Hani sonuçta simiti gönderen siz değilsiniz, Beltur'la bir bağınız... Yani...
Yani orada da tabii ki bu kararı ben almadım. Yani İcra Kurulu ile ilgili bir konu geçiyor. Bu konu bana gelmiş, konuyu Genel Müdür'e iletiyorum.
Yani inanın şimdi üzerinden zaman geçtiği için, beni kim aramış... Siz de aramışlar demişsiniz, hani bunu siz kendiniz. Yani kişiyi tabii ki üzerinden zaman geçtiği için sayısalcım, hatırlamıyorum ama yine burada da görüleceği üzere gayet Pınar Hanım da haklı bir, itirazda bulunarak yine burada herhangi bir usulsüz eylemde bulunmuyoruz. Gayet doğru bir karar veriyoruz. Bu da yine lehimize bir yazışmadır.
Ya peki Büyükşehir'in başka böyle hani sizden talep geldi mi başka birimlerden faturayla ilgili?
Valla şimdi üzerinden zaman geçti, geliyorsa da yani ben şunu...
Ben savunma içinde belirttiğim gibi, yani yazışmalara bütüncül olarak bakıldığında burada aslında içinde iş hassasiyetlerimize dair aslında doneleri bulabilirsiniz. Biz firmalara alacak verecek firma demiyoruz, sürekli bir firma önerisi içerisindeyiz. Teknik araştırmalarına bakıyoruz. Bir usulsüz talep geldiğinde bunu zaten reddediyoruz. Herhangi bir Medya A.Ş.'ye ait olmayan hiçbir maliyeti kabul etmiyoruz. Bu yazışmanın hiçbirisinde benim usulsüz bir eylemim yoktu.
Tamam. 18 Şubat 2025 tarihindeki konuşmanız var, Pınar Hanım'la. Orada ona hitaben, 4 tane doğrudan temin dosyası, dosyası olanlar, ihale olarak geçmiyor. Sözleşmesi de yok. İşi yapıp hemen fatura kesti. 1'er gün, 1'er günlük işlerde, Pınar Hanım'la işlerin tarihi hazır, biz de ekleyelim. Hariciyat filmi, işte şu an lazım vesaire. Yani burada bir işten bahsediliyor ama fatura kesiliyor fakat herhangi bir sözleşmesi yok bu işin.
Yok, anlatıyorum. Şimdi bunlar, şurada da göreceğiniz için muhtemelen bir ek varmış burada. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın istediği işler. Bununla biz istemişiz, burada da, bir saniye dediğiniz, fatura dediğiniz kısım nerede?
Ya şöyle, tarihi söyleyeyim size de. 18 Şubat 2025 tarihinde. 4 tane doğrudan temin dosyası var, ihale olarak geçmiyor, sözleşmesi de yok. İşi yapıp hemen fatura kesti, 1'er günlük işler.
Anlatıyorum hemen. Yine savunmamın ilgili kısmında, hizmet alım ihale nasıl katıldığımızı, nasıl yaptığımızı anlatırken demiştim ki, alt işletmeci işlerini yaparken 3G ya da doğrudan temin yapıyoruz. Doğrudan temin dediğimiz de yine 4734 sayılı kanunun 22. D maddesine tabidir, doğrudan temindir. Yani bir fiyat araştırması yaparsınız, daha sonra da eğer küçük bedelli ve tek seferlik bir işse sözleşme imzalamanıza gerek kalmaz. Kesin sipariş formu düzenlenir. Yani Pınar Hanım burada ihale midir diye sormuş, ben de diyorum ki hayır bunlar 4 tane doğrudan temin dosyası, ihale değil. Yani 22D, ihale dosyası değil bunlar diyorum.
Hayır, onu kaset, tabii ki her işimizde sözleşme olmaz. Kesin sipariş dediğimiz bir form vardı, hani örneğini yazıp fotoğrafta kısmen onun devamı geliyor. Bir örnek getiririz. Kesin sipariş formunu göndeririz. Orada da firmaya deriz ki, bu iş uhtemizde kaldı bu bedelledir diye. Gönderiyoruz, onlar da bize tekrar kaşe imza halinde geri gönderiyor. Bu da bizim için bir akit niteliğindedir. Ve hatta sözleşme olmamasına rağmen, bu da akit yani iki tarafın imzası olduğu için damga vergisi bile ödenir.
Kastedilen iş sözleşmesiz mi? Fatura işi yapıldı gibi bir şey değil.
Orada Mehmet Recep Taşçı'ın ifadesine cevap veriyorum ama ben kendisinin de buraya gelip söyleyecektir. Yani, zaten ilk ifadesinden Pınar Türker'e de helallik istemiş. Bunu ben baskı zorlamayla mı bu ifadeyi vermiş. Yani ben hani işin doğrusunu bir kez daha anlatayım da açıklamalar yapayım ama bu ifadelere güvenilmiyor yani.
İBB tarafından yapılan bahsettiğim bu açık ihale, ayrıca yaklaşık maliyet de dahil tüm bilgilerin ihaleden önce Emrah Bağdat ve ekibine bildirildiğini biliyorum. Zira hazırlıklar buna göre yapılır. 17.03.2015 tarihinde Cumhuriyet Savcılığımız tarafından şirketimize gönderilen yazı ile 20-21 şirkete ait ihale dosyasının tamamının aslı istenmiştir. Bu yazı geldikten sonra Emrah Bağdat'ın, tarihi çok hatırlamadığım için, 10, 17-28 Mart arasında satın alma ihale müdürümüz 'ı aramış, görüşmeye geleceğini bildirmişti. ise genel müdür Pınar Türker'e durumundan haberdar etmiş, 'ın şirketimize gelmiş ve ile yaklaşık 30 dakikalık bir görüşme yapmıştır. Görüşmeleri devam ederken genel müdür Pınar Türker de kısa bir süre odaya girmiş, 'ı dışarı çıkartarak 5-10 dakika görüşmüşlerdir. Akabinde şirketimizden ayrılmış ancak görüşmenin içeriğiyle ilgili net bilgim yoktur. Sorduğumda ise sadece ihalelerle ilgili geldiğini tarafıma aktarmıştır. Bu şekilde beyanı var. Bu bahsettiği tarihte 'ın şirkete geldiğini, görüşme yaptığınızı mı veya bu görüşmenin ne anlama geldiğini...
Evet. Şöyle ki Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sizin de dediğiniz gibi 20 tane firmayla ilgili zaten hani sözleşme evrakları var mı dedik. Birkaç gün içerisinde bu konu zaten yayıldı. Sadece Emrah Bağdat da değil pek çok firma "Biz de listede miyiz? Bizimle ilgili bir evrak istendi mi?" ya da istenen kişiler de dolayısıyla da şunun için sormaya başladılar, "Eğer Cumhuriyet Başsavcılığı bizden de herhangi bir sözleşme ya da hakediş isterse sözleşmenin hakedişleri ve hakedişlerin..." sözleşmelerin orijinali ve hakedişlerin orijinalleri, ıslak ıslak imzalılar bizdedir. Firmalar sadece Emrah Bağdat da değil diğer firmalar da bizi arayıp "Eğer Cumhuriyet Başsavcılığı bizden de bunlara dair evrak isterse sizden bir kopyasını temin edebilir miyiz?" diye beni aramaya da sormaya başladılar. Emrah Bağdat da bu anlamda kendisinin de şimdi yapım ve değişik hikayeler üzerinden evraklar teslim edildiği için aynı şekilde kendisi de bana eğer bir kendisinden evrak istenirse "Bizden birer kopyasını alabilir miyim?" anlamında kendisi müracaat oldu.
Ama gelip yani bir toplantı değil onu söyleyeyim kapıdan geldi durumu söyledi.
Yani bu Emrah Bey'in mesela taleplerinin süreçleri Pınar Hanım'a gelip bildirir misiniz bu sinyal üzerinden konuşmalarınızı? O öyle görülüyor.
Yani biz sadece onu değil oradan göreceğiniz üzere ben bir ihale müdürüyüm her şey zaten biz sürekli irtibat halindeyiz genel müdür yardımcısı ve çalışan arkadaşlar.
Bu evrakın o süreçleri, görüşmelerinizi, taleplerinizi bütün süreçleri amiriniz olan Pınar Hanım'a bildirdiniz mi? Mesela evrakın taleplerini, süreçlerin hepsini Pınar Hanım'a bildirir miydiniz?
Yani sadece onun değil herhangi bir başka tedarikçinin vesaire bir durumu olursa onları da yazışıyoruz.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.