Pınar Hanım, öncelikle çok geçmiş olsun. Tabii önce sorumu sormak istiyorum, sonra Sayın Başkan ve Sayın Heyet’e bir düşünce paylaşma isteğim var, sizin bugünkü sorgunuzla ilgili. Ben tabii insan kaynakları sürecinden sonra benimle gelip tanıştırıldığınız zaman şu şeyi hatırlıyorum; hem geçmişinizdeki kariyerinizde görmüş birisi olarak ki bu süreçler biter, son aşamada genelde yönetici arkadaşlarımla tanışırım, görüşürüm. Sonuçta öncesinde tanışmıyorduk ve genel müdürümüz olarak heyetimiz, insan kaynakları birimimiz karar vermişti. Ben de size, "Bu bir kamu hizmetidir; yani zor bir süreçtir, zorlukları vardır. Serbest piyasadan ya da özel sektörden daha farklı bir boyutu vardır, farklı fedakarlıklar gerekir. Buna hazır mısınız? Maddi yönden beklentinizi karşılamayacak bir saha olduğunu biliyorsunuz," demiştim. Çünkü bizim özel sektörden çok arkadaşımız aramıza katıldı. Sizin gibi değerli arkadaşlar. Bu bağlamda, siz de bana o buluşmamızda, "Ben tam da bunun için buradayım" tarzında bir cevap vermiştiniz. Ben de açıkçası çok mutlu olmuştum ve bir kadın yönetici olarak yine aramıza katılmanızdan da gurur duymuştum. Umarım karşılıklı helalleşen bir görev arkadaşı, yol arkadaşı olarak geçirdiğimiz süreci hep beraber anacağız diye düşünüyoruz o yıllar boyunca. Bu bakış açısıyla işinizi yaparken, görevinizi yaparken bizim malum dönem dönem toplantılarımız olurdu. Tüm iştiraklerimizin genel müdürleri, bazen daha geniş toplantılarımız olurdu. Bazen de sadece Medya A.Ş. üzerinden yaptığımız görüşmelerimiz oldu. Burada işinizin, kurumunuzun gelişimi, atacağı adımlar, atılımlar, yapacağı yatırımlar gibi birçok hususu tartışmanın dışında, bu iddianamede bahsi geçen ve daha önce tarif ettiğim için üzülerek tekrar tarif edeceğim, kötü bir kahvehane dedikodusu şeklinde tasarlanmış bir iddianame üzerinden bizim önümüze konan biçimiyle bir dünyamız oldu mu sizinle? Yani böyle bir süreç, bu tarzda konuşmalar ya da bu tarzda iddianamede yazılan şekliyle dayatmalar veya önünüze kabul edemeyeceğiniz teklif getirmeler gibi şeyler oldu mu aramızda?
Fatoş Pınar Türker Çapraz Sorgusu
Şöyle Başkanım; olmadı. Bilakis, rutin olarak tabii her sene iştirakler seneyi kapattıktan sonra sizinle sunum yapıp, o senemiz nasıl geçti diye üzerinden bir özetle geçerdik. Ve ilk toplantımızda… Ki hani göreve başlayalı daha 7-8 ay olmuştu; bana tam Medya A.Ş.’den ayrılmadan şey dediniz, onu çok net hatırlıyorum: "Aman Pınar Hanım, mümkün olduğunca havuza çok fazla firma alıyorsunuz değil mi? Hem bakış açısı, yaratıcılık açısından hem de aman laf söz olmasın, mümkün olduğunca çok firma her taraftan havuzunuzda bulunsun. Buna dikkat edin" dediniz.
Peki. Şunu da sormak isterim: Mesela tabii sizden önceki dönem olduğu için analiz etmemiş olabilirsiniz ya da önünüze düşmemiş olabilir. Az önce 2025 rakamlarıyla ben de gördüğümde üzülmüştüm ama 200 milyon lirayı aşan bir zararla Medya A.Ş. yılını kapattı. Ne yazık ki bu kumpas operasyonuyla beraber zarar etti. O rakam aklıma şeyi getirdi: Sizden önceki dönem, bir TRT dizisine, -TRT dizisi derken bir yapımcıya, TRT’ye değil yani altını çizelim de- bir yapımcıya hem de sağlam iktidar partisi yandaşı bir yapımcıya, 4.5 milyon dolar civarında; yani bugünün neredeyse tam da o zarar kadar, 200 milyon liranın üzerinde sponsorluk parası ödendi Medya A.Ş. tarafından. Yani milletin parası, İstanbul halkının, 16 milyon halkının parası bir dizi için; başka şeyler de var da futbolcuya, şuna buna girmeyeceğim şimdi. Bir diziye böyle bir para ödedi, 4.5 milyon dolar civarında. Ben size böyle bir talimat verdim mi? Yani buna benzer. Ya da böyle bir talimat gelse dahi siz böyle bir şey yapar mıydınız?
O konuyu ben Medya A.Ş.'ye başladığımda az evvel dedim; hani iç denetimler geçirdiğinde onu fark ettim. Sunumlar yapılmış; yani bir dizinin öncesinde “Medya A.Ş., sunar”, bittikten sonra da “Medya A.Ş. sundu.” Bu zaten bizim işte kamu iştiraki olarak asla ve kat’a yapamayacağınız bir şey. Çünkü biz karşılığında hizmet ya da mal almadığınız hiçbir şeye sponsor, yani sadece boşluk olarak sponsor olamayız. Sizden de böyle bir talep, istek asla gelmedi.
Az önce ne yazık ki kötü anılarınızı anlattığınız, savcılık tarafından ya geçiştirildi ya zaman aşımına sokuldu ya da bu kamu zararı ayan beyan ortada olan işler hasıraltı edildiğini, buradan tekrar yüce Türk yargısı huzurunda beyan etmiş olalım. Sayın Başkan, Sayın Heyet; ben tabii, ister istemez salonun havası bu şekilde sıklıkla değişince, ben de ister istemez bir hususu bir vatandaş gibi, bir yönetici gibi hem 16 milyon insan adına hem de bu memleketin 86 milyon insanı adına merakımdan ama bir yanıyla da hatırlatmak istiyorum. Açıkçası az önce ben, Pınar Hanım'ın anlattığı, evinden emniyete, emniyetten birinci gittiği cezaevine, sonra ikinci gittiği cezaevine kadar yaşadığı psikolojik, fiziksel işkence ve tacizlerin etkisinin altından henüz çıkabilmiş değilim. Birileri sırıtarak izliyor olabilir, çok da önemli değil nasıl sırıttığının ama çok can yakıcı bir durum. Bu hususta, yüce mahkemeniz huzurunda yapılan bu tür anlatıların ya da yaşanmışlıkların –ki ne yazık ki sayısı çok oldu– sadece burada anlatılıp uzay boşluğuna mı gidiyor yoksa bu anlatıların... Hukuken de "Sormuş gibi" de kabul edebilirsiniz, elbette cevap vermek zorunda değilsinizdir muhtemelen ama bu sizin huzurunuzda yapılan bu tür işlemler bir soruşturmaya tabi kılınacak mı? Ama adı savcı ama adı emniyet ama adı cezaevi yöneticisi ya da kişileri hakkında... Çünkü daha yeni bir gazeteci hakkında yapılan bir işlemden sonra medyada takip ettiğim kadarıyla hızlıca bu konularda suç duyuruları da ilan edildi. Bu manada yapılan bu, bugünkü vahşi deneyimlerin, gerçekten vahşi, tam bir hukuk cinayeti, tam bir adaletin infazı, başka bir şey denmez buna yani. Bir devletin nizamının yerle bir edilmesi... Bu hususta, bunu bir talep olarak kabul etmenizi istiyorum kendi adıma ve buradaki eminim ki birçok insan adına. Bu hususta bugün bir açıklama yapmanızı ben dilerim ve isterim. Bu konudaki yetkinizi bilmeyerek söylüyorum, bunu da söyleyeyim, yani hiçbir şey bilmiyorum bu konuda. Hiçbir avukatıma da sormadan bunu beyan ediyorum şu anda, soramadım çünkü. Ama ben hâlâ etkisi altındayım. Bunu yaparsanız toplum rahatlar. Yani çünkü şu an bunu artık Türkiye okuyor. Muhtemelen burada konuşulanlar oraya yansımıştır. Ben de yansıtacağım, onu da söyleyeyim. Çok acı bir durum bu çünkü. Bu konuda gerekeni yapmanızı talep ediyorum, diliyorum. Umut ederim ki savcı HSK'ya... Elbette o dönemde iddia makamının başında olan insan şimdi de onun başında ama ne olursa olsun ya da diğerleri hangi kurumlarsa, en üst seviyede bir dille bir suç duyurusu ya da analiz edilmesi ya da ihbarı şeklindeki katkınızın bu mahkemenin, mahkemenin yüce adaletini daha sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğine dair hepimizde bir umut ışığı belirmesi noktasında çok önemli. Ben eminim ki yani ben dahil hiçbir arkadaşım bugün yaşananları dinledikten sonra bunun etkisinden kurtulamayacak. Bu talebimi iletiyorum.
Bir sorum olacak. Hanım'ın bir beyanı vardı. 10 Nisan 2025 tarihli ifadesinde sizle ilgili bir ifadesi var. Orada da şöyle demiş; “Pınar Türker, Medya A.Ş'nin müdürüdür ve bu kişiyi Medya A.Ş'ye getirmiştir. Onun da bu yönde bir ifadesi var ama bununla ilgili bir savunmanız var mıdır?
Ben konuya hiç girmemiştim, çünkü tahliye talebinde, kendi avukatı bu beyanlarla ilgili çekinceleri olduğunu belirtmişti. Dolayısıyla girmedim ben o beyana.
Bu yazışmalarda anladığım kadarıyla ile ve sizinle alt yüklenici belirleme konusunda görüşmeler yapıyor. Yine 29 Ocak 2025 tarihindeki konuşmada, konuşma devamında size, "Murat Bey iki firma ismi vermiş, teyit edip haber vereceğim." şeklinde bir yazı yazıyor. Siz de detayları istemişsiniz. Bu iki firma isimleri nelerdir? Hatırlıyor musunuz veya?
Tamam. Yine 31 Ocak tarihli konuşmada size, "İYA satın alma birimi, diğer iştiraklerin iletişim danışmanlığı işine İYA verebilir misiniz diye bugün yeniden sordu. Veremeyiz, veremeyiz diye dönüş sağlıyorum, bilginiz olsun." diye size bilgi vermiş. Bu İYAN teklif meselesi nedir?
Onu çok hatırlayamadım ama İYA dediğimiz İstanbul Yönetim Ajansı. Muhtemelen o danışmanlık hizmeti veren bir şirket. Ama böyle bir içeriği hiç hatırlamıyorum savcım.
Bu iddianamede geçen konuşmalar var ya, hatta onun tam, o bölümünü okuyabilirim size. Saniye. Konuşma şöyle geçiyor; size yazıyor.
Kaç, kaç tarihli savcım o?
31 Ocak 2025. "Reklam Yönetim Müdür Yardımcısı Hakan Bey, silindir ihalesi şartnamesi ile ilgili henüz bir çalışma yapılmadığını iletti. Hafta yine takipte olurum ben." diye yazıyor. Siz de "Ok, sağ ol." yazıyorsunuz. Fatoş Hayık tekrardan size, "İYA satın alma birimi, diğer iştiraklerin iletişim danışmanlığı işine İYA verebilir misiniz diye bugün yeniden sordu. Veremez diye dönüş sağlıyorum, bilginiz olsun diye yazmak istedim." Siz, "Aynen." demişsiniz. Bu İYAN meselesi tam olarak?
...Biz katılamayız demiş, veremeyiz diye dönüş sağlıyorum demiş.
Bu İYA meselesi, İYA teklifle ilgili bir şey mi yoksa başka bir anlama gelebilir mu?
Tamam. Yine bu 10 Şubat 2025 tarihinde size, "Pınar Hanım günaydın. Emrah Bey bugün 15.00'te geleceğim diye yazmış, bilgi vermek istedim. Pınar Hanım, İSBAK ihalesinde 3.3 milyon liraya Laseda firması katılmış. Bizim teklif 4.8'di. Teklifi aşırı düşük olmadığı için sorgusuz kabul ediyorlar. Bu firma geçen sene İHE ihalesinin iptal edilmesine neden olan firma. Şevket Bey'e de yazdım. İptal edilmesi yönünde fikir beyan edelim dedim. Hem ihale hem de kurumsal iletişim birimleri ile görüştü." yazmış. Siz de cevaben, "Ok, sağ ol." diye bir cevap vermişsiniz konuşmada.
Bu da 10 Şubat 2025 tarihinde. Şimdi anladığım kadarıyla bu konuşmalarda geçen ihalede Laseda isimli şirket Medya A.Ş.'den 1.5 milyon TL uygun fiyat verip işi almış. Teklifinde de aşırı düşük olmadığı için kabul edilmiş. ise size işin iptal edilmesi yönünde yönelik girişimler yapmış. Siz de bunun üzerine kendisine teşekkür etmişsiniz. Medya A.Ş. yönetimi olarak bu şekilde kazanamadığınız ihalelere sık sık müdahale eder misiniz?
Kazandığımız, kazanamadığımız ihaleye müdahale etmeyiz de birincisi zaten İSBAK ihalesine biz girdik mi onu bilmiyorum. Hatırlamıyorum. İkincisi, bu firmaya dair sanırım İSBAK'ın genel müdürü, onlar açık ihale yaptıkları için galiba bir memnuniyetsizlik ya herhalde öyle bir hikaye olmuştu, onu hatırlıyorum. "Siz girmeyecek misiniz bizim ihalemize?" şeklinde.
Onun ötesinde de Fatoş'un buradaki... Dolayısıyla şeyi teyit etmemiz lazım, biz bu ihaleye teklif verdik mi vermedik mi? Onu şimdi geçmiş gün hatırlamıyorum. Şey demiş; "Bu firma geçen sene İHE..." dediği Halk Ekmek, "İstanbul... İhalesinin iptal edilmesine neden olan firma." Dolayısıyla Laseda firması anladığım kadarıyla Halk Ekmek'in ihalesinin iptaline neden olmuş. "Şevket Bey..." dediği şirketimizden ayrıldı, kurumsal iletişim müdürü. "İptal edilmesi yönünde fikir beyan edelim dedi." Dolayısıyla Şevket Bey bu beyanı etmiş. Fatoş değil de "Şevket Bey'e de yazdım, iptal edilmesi yönünde fikir beyan edelim dedi."
Ama Şevket Bey hani söz konusu tarihte, yani 10 Şubat 2025 tarihinde sizin firmanızda, yani Medya A.Ş.'de görevli miydi?
Tamam. Yine bu konuşma tarihi 10 Şubat'ta hani "Bugün 15.00'te geleceğim." yazmış şeklinde bir şey söylüyor Fatoş size.
Yok, hatırlamıyorum. Ama benle görüşmeye gelmemiştir. Şimdi şöyle bir şey söyleyeyim tabii, Emrah bu dosyanın firarisi ve de önemli bir herhalde atfedilen şey suç olduğu için belki de bu konuşmalardan hani özellikle mercek altına alıyorsunuz haklı olarak. Ama şöyle bir durum var; birincisi hani az evvel açıkladığım gibi Emrah’la herhangi bir tanışıklığımız, bağımız, samimiyetimiz falan zaten yok. İkincisi, Medya A.Ş.'ye sürekli gelip gitmek gibi bir şeyi yok. Az evvel açıkladığım gibi kendisi 'un danışmanıdır. O nedenle yer yer, zaman zaman Murat Bey de Elif de Sibel de yani Medya A.Ş. çalışanları, herkes firma önerebilir. Bana da çok talep gelebilir. O nedenle de o şirkete geliyor olabilir ama ne için geldi, geldi mi, hiçbir fikrim yok.
O zaman ifadenizde, ismen tanıdığınızı beyan ettiniz. Ancak az önce huzurda 'ın 'un danışmanı olduğunu beyan ettiniz. İlk beyanınızda, ilk aşamada ne diye beyan verdiniz? Sonuçta Medya A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı Murat ve danışmanı olduğunu söylüyorsunuz ama ilk ifadenizde, emniyet aşamasında tanıdığımı beyan ettim, zaten ben bu danışmanlıktan bahsetmemişsiniz.
Vardı, olmaz olur mu? Ama savcım, yani Medya A.Ş. ile alakalı bir işle çalışmıyor ki. Yani dolayısıyla bizim şirketimiz için önemli bir figür değil ki kendisi.
O süreçte Murat Bey'in Medya A.Ş. yönetim kurulu başkanlığı haricinde belediyede başka bir yetkisi var mıydı?
Tabiki. Tamam. İletişimden sorumlu başkan danışmanı, o nedenle Emrah onun danışmanı zaten. Medya A.Ş. yönetim kurulu başkanı olduğu için değil yani. Bizden bordrolu ya da maaş alan birisi değil Emrah.
Yine bu yazışmalarda bir kandil simidi meselesi var, daha demin de bahsettiniz. Bu konuşmalarda, İBB'ye alınan 230.000 adet kandil simidi meselesi var. Beltur İcra Kurulu'ndan alınan kararda 350.000 TL fatura kesmeniz gerektiği belirtilmiş ’a. Ama siz bunu kabul etmemişsiniz. Doğru mu?
Bu fatura meselesine İBB yönetiminden veya iştiraklerden bu tarz talepler gelir mi size?
Demek ki İBB'den gelmiş ama biz satın almadığımız için, yani Medya A.Ş. için alınmadığı için ben böyle bir şeyi kabul etmedim.
Peki böyle benzer talepler gelir miydi? Hani yapılmayan bir iş karşılığında fatura kesme vesaire.
Hiç hatırladığım yok. Öyle bir şeyim de sade etmem zaten, Fatoş da etmez zaten. Dolayısıyla da geldiği gibi geri gitmiş.
Yine bu ’a, bu konuşmaların bir kısmında şeyden bahsediliyor; Belbim'in iki ihalesine tekli katılımcı olarak girip işi almışsınız Medya A.Ş. olarak. Bu Belbim ihale süreçleri nasıl gelişti? Tek katılımcı olarak işi aldıktan sonra yetersiz rekabet veya benzeri sebeplerle ihale iptal oldu mu hiç?
Belbim, tabii çok büyük bir firma, üstelik de ödeme sistemleri olduğu için SPK tarafından da denetlenen bir firma. Onların ihale süreçleri çok çok hassas. Yani dolayısıyla da hani biz ihalesine girmiş ve almışsak, zaten son derece hassas bir süreç yürütmüştür. Normal bir X iştirak şirketinin ihale sürecinden çok farklı Belbim'in ihale süreçleri.
Yine 29 Ocak 2025 tarihli konuşmanızda, Emrah için ’a; "Benim görmem lazım firmaları. İsim, nace, sermaye sahipleri... Sermaye sahiplerini öğret. Bir de Baraka'ya ve benzeri olsun benimle de bakması lazım, söylersin" diye ’a yazı yazmışsınız. Bu Baraka firmasının sahibi kim? Tanıyor musunuz?
Söyleyeyim, Baraka demedim de Baraka ve benzeri. Çünkü ben Yapı Kredi Bankası'nda çalışırken de Baraka hizmet veriyordu. Kendileri Garanti Bankası'yla da çalışıyorlardı. Gerçekten çok kaliteli işler yapan bir firma. Dediğim gibi sahipleriyle de burada çalıştım. O nedenle kredibilitesi olan, iyi iş yapan firma anlamında söyledim.
Yine bu konuşmada Emrah için ’a "Benimle de bakması lazım, söylersiniz" demişsiniz. Şimdi sadece danışman sıfatıyla bu kadar işlere dahil olmasının sebebi nedir? Hani beraber mesela hangi listeye bakacaksınız ve hangi sonuç olacak?
Söyleyeyim savcım. Orada, şimdi tabii burada hepi topu 4-5 tane güne ait yazışmadan bahsediyoruz yani. Çok uzun bir yazışmadan değil. Dediğim gibi, firma önerebilir. Ama hani ben bir şeyi görmeden bu firmaları davet edemezsiniz ya da havuza alamazsınız. Burada tek onaycı şey değil ki, Fatoş değil ki. Burada prodüksiyonun başında Sibel Hanım var. Onun kendi ekibi var. Dolayısıyla da Nace kodu dediğim İstanbul Ticaret Odası'nda eğer bir şirketin, örneğin atıyorum reklam ajansıysa gidip de taahhüt hizmetleri A.Ş. gibi bir iş alanı kodu varsa, öyle bir firmayı tabii ki tercih etmeyiz. Hakikaten kredibilitesi olan, referansı olan firmaları kastediyorum. Tam olarak o nedenden dolayı Baraka'yı mesela örnek vermiştim. Çünkü ben onların işlerini biliyorum, kredibilitesi olan bir firma.
Peki bu öneri sistemi nasıl oluyor? Hani herhangi bir yoldan geçen birisi gelip firma önerme şansı var mı?
Yoldan geçen bir kimse gelip bize sunum dosyasını bırakabilir. Telefon açabilir, e-posta atabilir. Bizim Medya A.Ş.'nin info@, öyle bir e-postası da var. Ve bizim prodüksiyon ekibimiz de bunu şey yapar, inceler. Uygun bulursa, elbette çalışırız.
Bütün işlerde şöyle; yedi dediklerine göre dedik ya savcım, 9 kalem film var. Altı tanesi birbiriyle ilintili olduğu için bir arada ihale ediliyor, iki tanesi ilintili olduğu için bir arada ihale ediliyor. Bir de zaten daha fazla teknik olan Maping işi var. O da ayrı ihale ediliyor. Dolayısıyla, mesela o firmanın yetkinliği atıyorum Maping işindeyse, o konuyla ilgili referansları iyiyse, bizim o işin uzmanı arkadaşlarımız beğeniyorsa davet ediyorlar. Eğer daha o harcı alem dediğimiz ilk 6 kalem ile ilgili olarak yetkinlikleri varsa onunla ilgili davet ediyorlar. Bir de şöyle bir şey var. Biz normal bir ajans gibi değiliz. Biz normalden, siz geçen gün birisi ifade verirken de şey sormuştunuz. Hani kaç tane film üretiliyor acaba filan diye. Biz de inanılmaz bir üretim var. Çünkü çok fazla kanalımız var, sosyal medyanın hesaplarınız var, o şeyleri görüyorsunuz, metroların içerisindeki ekranlar var. Sürekli bir üretim halindeyiz. O nedenle de hani öyle 1 firma, 2 firma, 3 firma değil. Bu bahsi geçen 3 ihale için biz en az, en az söylüyorum savcım, 150 tane firmadan teklif alıyoruz. Yani böyle düşünün olayı büyüklüğünü. O nedenle yoldan geçen birisi de önerebilir mi? Yoldan geçen birisi de dosyasını şey yapabilir, verebilir, hakikaten de.
Peki bu Murat Bey'in danışmanlık yaptığı, Emrah bu süreçte bu kart dahil olması konusunda bir rahatsızlığı veya bir desteği var mıydı? Bilgisi var mıydı? Veya siz bilgi verdiniz mi Emrah Bey'e gidip görüşüp böyle bir tavsiyede bulunup vesaire?
Şunun altını ben bir çizeyim, bir defa hani Emrah Bey o kadar müdahil filan olmuyordu. Yani bu dediğim gibi hani sene 365; 4-5 tane yazışmadan ibaret.
Ya kurumsal özellikle süreçlerden bahsedersek mesela Murat Bey bu konu hakkında bilgi verdiniz mi? Veya Murat Bey'in bilgisi var mı Emrah'a bu şekilde?
Murat Bey'in bilgisi var mı bilmiyorum ama ben tabii ki bilgi veriyorum. Zaten bir ihaleye çıkmadan önce işte acaba hangi firmalar olacak, kimleri davet edelim bilgisine ben değil ama o işten sorumlu Sibel Hanım'la o zaten paylaşıyor. Dolayısıyla da hani bu gizli, saklı filan bir iş değil. Kaldı ki şöyle bir şey yapamayız. Yani hani kimsenin kaşı gözü için "Ay bu firmaya da iş verelim" mümkün değil, mümkün değil, veremeyiz yani, diyemeyiz yani. Dediğim gibi çok fazla bir üretim var, o nedenle de hakikaten iyi iş yapan bir firma olması lazım, çabuk yapan bir firma olması lazım, bizim hızımıza kalitemize uygun firma olması lazım. Bir de fiyatı, çünkü normalde bir ajans bizim mesela ihalelerde hep saniye üzerinden işler çarpılır. Mesela 5 saniye birim fiyatı atıyorum 5 lira, ona göre çarpılır. Ama normal bir ajansa gittiğinizde, bu büyük işte TVWA'dir, BBDO'dur filan değil, büyük şirketlere gitmesi saniye filan yok, o diyor ki "Benim kreatif işim bu, ben bu kadar insan çalıştırıyorum, ben bir filmi atıyorum 750.000 liraya yapıyorum". Bizim öyle bir şey yapma şansımız yok, biz direkt saniye çarpı birim fiyat, ki o da düşüktür, "harcıalem" kelimesini tırnak içinde az evvel o yüzden kullandım. O nedenle de bizim için çok kritik bu ajanslar kalite ve hız açısından.
Pınar Hanım ben de öncelikle geçmiş olsun demek istiyorum. Az evvel aslında halk diliyle size sordu ama tutanaklara geçmesi açısından siz de örgüt suçuna dair olmadığını, bir örgüt bilmediğinizi anlattınız ama iddianamede bir anlatı var. Kısaca size anlatayım o da şu: şöyle diyor iddianame, İstanbul Başsavcılığı iddianamesi, İBB yolsuzluk iddialarına ilişkin bu iddianame aslında daha üst bir çatısı var. İddianame anlatısında diyor ki: ’nun çıkar amaçlı suç örgütü kurup yönettiğini bu yapı kuruluşunun İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemden başladığını, İmamoğlu’nun örgüt lideri olarak mali nitelikli suçlarla zenginleştiğini ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni ele geçirdiğini iddia ediyor. Bunlar iddianamede var. Savcılık iddiasına göre elde ettiği menfaati olarak menfaatlerle birlikte yani Beylikdüzü Belediye Başkanıyken elde ettiği paralarla 2019’da İstanbul Belediye Başkanlığını kazanıyor. Bu aynen iddianamede yazıyor. topladığı paralarla kazandı iddiasında bulunuyor iddianame ve aslında bunu bir sistem adı altında anlatıyor. Sorum şu: Siz sonuçta genel müdürsünüz ve Medya AŞ'desiniz ’yla da birkaç kez muhatap oldunuz. Hiç sistem lafını ya da bu anlattıklarımla ilgili bir şey duydunuz mu?
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.

