Sayın Başkan, Saygıdeğer Mahkeme Heyeti, Sayın Savcı; benim adım . Sultangazi Cebeci köyünde 100 yılı aşkın süredir yaşayan bir ailenin üyesiyim. 15 yaşından beri ticaret ile uğraşıyorum; HTS Global, SVEI Denizcilik ve Sönmez Madeni Yağlar adında üç farklı şirketim mevcuttur. Biraz önce bahsettiğim Cebeci köyü, şu anki dosyada 59. eylemde konu olmuş bölgelerdir. Benim burada bulunma sebebim Şükrü Kaynar isimli bir şahıstır. Bu şahıs; bölgede 'nun sahte fatura işi yaptığı Sönmez Su İnşaat isimli bir firma olduğunu, bu firmanın sahibinin de Hasan Sönmez olduğunu iddia ettiğinden dolayı karşınızda tutuklu bulunmaktayım. Adı geçen Sönmez Su İnşaat firması kuzenim 'e aittir. Kendisi de bu yalan beyan üzerine tutukludur. Ben bu ifadeyi veren Şükrü Kaynar'ı tanımam; kendisi de beni tanımıyor ki zaten adımı yanlış söylemiştir. Benim adım 'dir. Aynı şekilde bir de isimli bir şahıs etkin pişmanlıkta bulunarak iki sefer ifade vermiş; 3. ifadesinde "Sönmez Su İnşaat firmasının temsilcisi Hasan Sönmez'dir" demiştir. Şükrü Kaynar isimli şahsın ifadesinden kopyala-yapıştır yapıldığını düşünüyorum çünkü bu kişi de beni tanımıyor, adımı yanlış söylüyor.
Hasan Tahsin Sönmez Savunması
Sayın Başkanım, Mahkeme Heyeti; şu anda sahte fatura düzenleme ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlamasıyla, bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme suçlamasıyla karşınızdayım. Açıklamalarıma başlayacağım, birazdan izah edeceğim. Sayın Başkanım, değerli Mahkeme Heyeti; şöyle düşünelim: Ortada bir insan var, psikolojisi bozuk. Ben diyorum ki "Bu genci psikoloğa götürelim", iddia makamı diyor ki "Bu adam çarpılmış, hocaya götürelim." Hangi çağda, hangi devirde yaşıyoruz? Ortadaki durum aynen böyledir. İki tane cahil çıkmış diyor ki "Bu şirket Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu işlemiş ve sahibi Hasan Sönmez'dir." Eğer Şükrü Kaynar ve 'in ifadeleri ile tutuklanacaksak onlarca vergi dairesine, binlerce vergi memuruna ve uzmanına ne gerek var? Niçin bunlara maaş ödeniyor ve milyonlarca liralık binalar yapılıyor? Şükrü Kaynar gibi bir şahsı yanlarına alsınlar, onlar karar versin; bize yapıldığı gibi istediklerine yargısız infaz yapsınlar. Kendimi burada böyle bir iddia yüzünden savunmaktan dahi utanıyorum; çünkü sahibi olmadığım bir şirketten, işlemiş olmadığım bir suçtan dolayı karşınızdayım ve 10 aydır da tutukluyum.
Bir şirketin Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçu işlediği, ancak vergi memurlarının incelemesi sonucu ortaya çıkar. Sönmez Su isimli firma 2022 yılında incelemeye alınmış olup bu inceleme hâlâ devam etmektedir. Ayrıca şu ana kadar yapılan incelemelerde herhangi bir olumsuz tespit edinilememiştir. Bir şirketin vergi denetim raporu yazılmadan o şirketin sahibini bile tutuklayamazsınız; bırakın beni, sahibini dahi tutuklayamazsınız. Söz konusu şirket dediğim gibi kuzenim 'e aittir. Kendisi aile büyüğümdür, başarılarıyla da gurur duyarım. Kendisi de bu şirketin ona ait olduğunu kabul ediyor. Şirket hakkında da Vergi Usul Kanunu'na aykırılıktan dolayı düzenlenmiş bir belge veya tanzim edilmiş bir rapor mevcut değildir.
Sayın Başkanım, ben var olan bir suç üzerine savunma yapmıyorum; var olmayan bir suçtan suçsuzluğumu anlatmaya çalışıyorum. Ben üstüme bu suçu atan şahısları tanımıyorum, onların da beni tanıdıklarını düşünmüyorum; öyle olsaydı en azından benim adımı tam bilirlerdi. Dediğim gibi onlar "Hasan Sönmez" diyor, benim adım . Az önce de söylediğim gibi, bir firmanın sahte fatura düzenlediği ancak Vergi Denetim Müdürlüklerindeki vergi memurları ve vergi uzmanlarının denetimi sonucu ortaya çıkar. Şükrü Kaynar bu kanıya neden varmıştır ve iddia etme yetkisi var mıdır ki iddia makamı bu şahsı dikkate alarak bir usulsüzlük varmış gibi işlem yapıp bizi tutuklamıştır? Kuzenime ait olan Sönmez Su isimli firmaya atanan kayyumun raporunda; 150-200 milyon TL değerinde iş makinesi, kamyon ve ekipman olduğu belirtilmiştir. 455 milyon TL aktif değeri olduğu raporlarda sunulmuştur. Bir şirket sahte fatura düzenlemek için kurulmuş ise gidip bu şirket adına 150-200 milyon TL'lik ekipman alınmaz, 450-500 milyon TL'lik mal varlığı edinilmez. Buradan bile bu şirketin sahte fatura düzenlemek için kurulmadığı ortaya çıkmaktadır. Buradaki konuşmalar, ses kaydı dosyasından alınmış ve paragraflara bölünmüştür.
Sayın Başkanım, şu an sahip olmakta ve sahte fatura düzenlemekle itham edildiğim Sönmez Su firmasının ne temsilcisi ne vekili ne de yetkilisiyim. Bahsi geçen şirketin kayyum yönetiminde tespit edilmiş 150 milyon TL mal varlığı ve 500 milyon civarında aktif bağlılığı bulunmuş. Şimdi ben notere gitsem, "bu şirketin mallarını satıyorum" desem noter bana ne diyecek? "Sen kimsin? Bu şirketin müdürü müsün? Ya da imza yetkin mi var ya da sahibi misin?" Ben ne diyeceğim notere? "Sen nereden biliyorsun cahil? Cumhuriyet Başsavcılığı bu şirketin benim olduğunu iddia ederek beni tutuklamış, üzerime iddianame yazmış, üstüne 40. Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi kabul etmiş, sen onlardan daha mı iyi biliyorsun diyeceğim? Sat bu malları" mı diyeceğim? Böyle bir şey ne kadar mümkün değilse benim burada tutuklu kalmam da o kadar mümkün olmaması gerekiyor. Fakat yine dediğim gibi Şükrü Kaynar isimli bir şahsın bu şirketin sahibi benim olduğunu söyleyip yanında bir de sahte fatura düzenlediğini söylediğinden dolayı hem iddianame yazılmış hem Cumhuriyet Başsavcılığı beni tutuklamış, siz de tutukluluğumun devamına karar vermişsiniz. Olmayan bir suçu elimden geldiğince anlattım, benim ifadelerim kısa, diyeceklerim bu kadardır.
İçeride yaşadığımız bir dünya olumsuzluklar vardır; işte en kötüsü de daha geçen gün yaşadım, size de burada anlattım dedim ki örgüt üyesi olduğumuzdan dolayı cezaevindeki şartlarımız diğer mahkumlara göre biraz daha ağır. Telefon hakkımız yok, görüntülü konuşma hakkımız yok. Sağ olun size iddianamede sevk maddemde örgüt üyesi olmadığımdan dolayı siz de cezaevine yazı yazdınız, "hakları geri verilsin" diye. Bir günlüğüne hakkım geri verildi, kızımı aradım. Dedim "bundan sonra her gün seni arayacağım kızım, telefon haklarımız geri verildi". 10 aydır ben kızımı görmüyorum bu arada, cezaevine getirtmiyorum, buraya gelip beni burada görmesini istemiyorum. O da sevindi, "her gün arayacak mısın baba?" dedi, "arayacağım kızım" dedim. Üstüne çok sevindiğimden dolayı bir de söz verdim ona seni arayacağım diye. Buraya geldik, tekrar yargılama yapıldı, cezaevine gittik, sevinçle tekrar kızımı arayacağım diye telefona geldim, hakkımızı geri almışlar.
Bir gün bekledim, hakkımız tekrar geri verilmedi; "bir yanlışlık olmuştur" dedik. Ondan sonra duydum ki kızım her gece ben onu aradıktan sonra elinde telefonla "babam beni arayacak" diye elinde telefonla uyumuş. Yani bize bunları niçin yaşattınız, niçin yaşatıyorsunuz, hala da devam ediyorsunuz? Yani bir babanın kızına verdiği sözü tutamamasının ne demek olduğunu kelimelerle zaten anlatamam. Allah kimseye yaşatmasın, düşmanıma dahi yaşatmasın bunları. Benim yattığım 10 ay yattığım cezaevi hiç umurumda değil fakat en son yaşadığım bu olay beni çok yaralamıştır. Yani dediğim gibi Allah bana bunları yapanlara dahi yaşatmasın bu olayı. Biraz da sinirlendim, mümkünse tahliyemi talep ediyorum, diyeceğim bu kadar.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.