Savunma

Murat Or Savunması

Kendi savunması·Murat Or·18 Mart 2026 · Kaynak

Hakkınızdaki suçlamayı biliyorsunuz. 122, 128, 129 no'lu eylemlerde hakkınızda isnat var. Savunmanız hazırsa dinliyoruz.

Sayın Başkanım, öncelikle size ve heyetinize bu süreçte kolaylıklar dilerim. 39 yaşındayım, ilkokul çağında iki evlat sahibi bir babayım. Şanslıyım ki şafak baskınında çocuklarım evde değildi. Babalarının cezaevinde olduğunu bilmesinler diye ve bu durumlardan etkilenmesinler diye, görüşe gelmelerine razı olamadım açıkçası. Haftada bir kere 10 dakika sesli görüşme hakkımdan dolayı, 9 aydır yavrularımın yüzünü hiç görmeyen bir baba olarak karşınızda bulunmaktayım. Yaşadığım bu zor süreç beni, ailemi, kalp hastası babamı, annemi derinden etkilemiştir ve etkilemeye de devam ediyor. Ben, kimya mühendisiyim. 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Ar-Ge laboratuvarında işe başladım. 2017 yılında ise dönemin Belediye Başkanı rahmetli Kadir Topbaş Bey kurumumuzu ziyarete geldi. O zamanki belediye kanalı İstanbul 1 TV'de canlı yayınlanan ziyarette, laboratuvar anlatımını Kadir Bey'e ben gerçekleştirdim ve herkes tarafından çok beğenilmişti. Dönemin genel müdürü, bu olaydan sonra beni 2017 yılı AK Parti döneminde özel kalem olarak göreve getirdi. Kendisini daha öncesinde hiç tanımıyordum, muhakkak benim o zamanki yöneticimden bilgi almış ve sonrasında beni kendisi çağırıp konuştuktan sonra göreve başlattı. 2019 seçimleri sonrası ise Sayın genel müdür olarak atandı. Kendisini de önceki yöneticim gibi, -daha öncesinde hiç görmedim ve tanışıklığım yoktu- teşkilatçı bir aile yapısından gelme birisi olmam, vakıflarda da görev almam hasebiyle sınırlarımı bilirim, üstüme nasıl davranmam gerektiğini bilirim ve yani kendi alanım dışındaki hiçbir konuya burnumu sokmam efendim, sınırlarımı aşmam. Görevim dahilinde olmayan konuları merak dahi etmem açıkçası, merak duygum çok fazla yoktur. Ve bu hasletlerle birlikte disiplinli ve dürüst çalışmam sebebiyle Ali Bey benimle çalışmaya devam etmiştir 2019 yılından sonra.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Efendim, öncelikle rüşvet ile ilgili bir konuda adımın geçmesine gerçekten çok üzülüyorum. Hayatım boyunca ne bir haram lokma kendim yedim ne çocuklarıma ne de eşime yedirdim. Ve eşimle birlikte , İslami hassasiyetlerimizden gereği bir lira faize, haram paraya bulaşmamışken; hak etmediğim bir paraya, hele ki devletimin malına asla elimi uzatmam. Bununla birlikte kimseden de şahsım, kurumum ve adına para talep etmedim ve böyle bir süreç karşılığı da kimseden para almadım . Beni kurumda kime sorsanız zaten, yani böyle işlere bulaşmayacağımı gayet rahatlıkla söyleyebilir. Görev yaptığım sürece de kurumun gereksiz yere israf edilmesi noktasında, israf edilmemesi noktasında kaynakların, elimden geleni yapmışımdır. Efendim, iddianamede adımın geçtiği eylemlere bakıldığında, gizli tanık ve sanığın üzerime attıkları iftiralar ile ilgili iddia makamında belirtildiği üzere somut bir delil bulunmamaktadır. MASAK raporlarından da görüleceği üzere benim, ailemin ve şahsi çevremin mal varlığında bir artış gözlemlenmemektedir. Hatta yani belirtmek isterim, gene bu İslami hassasiyetlerimden ötürü araştırıp bulduğum faizsiz bir gayrimenkul sistemiyle bu olaylardan önce dahil olmuş ve eşime aylık 65 bin TL gibi ödemek zorunda kaldığı bir borç bırakmışımdır. Rabbime şükürler olsun, onun gibi bir eşe sahibim. Hem bu borcu ödemek hem de çocuklarımızın giderleri için benim yokluğumda ailelerimizden de destek alarak mücadele etmektedir şu anda. Böyle bir sürecin içinde yer alsam kendime hiç mi menfaat sağlamam efendim? Bunun takdirini size bırakıyorum efendim. Haksız bir kazancım olsa böyle bir borca neden gireyim, bahsettiğim borca?

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Gözaltına alınmam, kollukta ve savcılıkta ifade vermem neticesinde konuya tam anlamıyla vakıf oldum diyebilirim efendim. Zaten görev yaptığım sürede firmalar bazen ürün, gübre numunesi, ürün envanteri, broşür gibi materyalleri açık yahut kapalı şekilde getirdikleri oluyordu. Genel Müdür Ali Bey'in müsait olmadığı zamanlarda firmaları ben misafir eder, Ali Bey'in görüşemeyeceği durumdaysa yine kendisine bilgi vererek ve onayını alarak getirilenleri masamın herkes tarafından görülebileceği yerine bıraktırır, ilk müsaitlikte de kendisine vermişimdir. Bunun dışında getirilenine açık bakma, inceleme veyahut bununla ilgili bir soru sorma, getirene yönelik bir soru sorma sorumluluğum ve yetkim bulunmamaktadır zaten. Çalıştığım süre boyunca odamın kapısı zaten hep açık durmuştur. Bizim kata çıkınca da çalıştığımız kat, zaten direkt benim oda ilk etapta göze çarpan, görünen yer efendim zaten. Tanık ifadelerinde de iddiaları, herhangi bir şeyi Ali Bey müsait olmadığından masaya bırakıp gitmişler gibi bahsediyorlar dikkat ederseniz. Böyle bir para alışverişi gerçekleşecek olsa makam odasının girişindeki herkes tarafından görülebilecek bir odada mı yapılır? Bunun takdirini de sizlere bırakıyorum efendim. Söylemlerimi makul bir zemine oturtmak için, cezaevinden çıkmak yahut hiç girmeme kaygısıyla, 'gizli tanık' ifadesini adımın geçtiğini bilmelerinden dolayı kullandıklarını düşünmekteyim açıkçası. Nitekim ben de Ali Bey'e yakın bir pozisyonda, Özel Kalem biriminde çalıştığım için benim adımı kullanmaları onların da işine gelecektir. Nitekim , İhsan Mengenlioğlu ve İbrahim Mengil'in cezaevinden çıkabilmek için bana para getirdiklerinin kulağına geldiğini bana bahsetmişti. Ben de yaşamadığım bir süreç olduğu için, böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimi kendisine söylemiştim. Yani bunun kulağına geldiğini söylemiştim; onu bir-iki yıl öncesinde de bilginiz dahilinde tanık ifadesi olmuştu, adınız geçiyor diye bahsetmişti efendim. Gizli sanıkların ifadesine bakıldığında ise bu süreçler başladıktan sonra, tabii gizli tanık derken efendim 'Gürgen' ve 'Mimoza' bizim orada geçen tabirlerdir, bu süreçler başladıktan sonra ifade veriyorlar, dikkat edeceksiniz. Kendilerine tanık olma ihtimalinden kaçınmak ve cezaevine girme kaygısıyla ifade vermişler. İfadelerini de makul bir zemine oturtmak amacıyla, olabildiğince isim vermiş olmak için ismimi zikrettiklerini düşünüyorum.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Efendim ilk beyanımda da ikinci beyanımda da etkin pişmanlıktan yararlanma ihtiyacı hissetmedim açıkçası. Çünkü ben hiçbir suça tanık olmadığım gibi, sanık da olmamam gerektiğini düşünüyorum. Ben sadece gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım konuları anlattım. Safahat ifademde de belirttiğim üzere; herhangi birinin para verdiğini gözümle görmüş değilim. İfade tutanağında geçen bazı ifadeler kesin bilgiye dayalı değil, o anki mevzu bahis olayları değerlendirmemdir. Neticede takdir edersiniz ki, Sayın Savcım da ifade almıştır; hani orada bir-iki sayfa ifade vermişiz gibi duruyor ama bu diyalog halinde gerçekleşiyor. Ben oturup arka arkaya anlatmış değilim bu ifadede. Diyalog halinde olduğu için bazı sorular sorulabiliyor, ona cevaplar olabiliyor ve o düşünme aşamasında değerlendirmeler olmuştur muhakkak. İkincisi, hazırlık ifademde... Şimdi savcıya ifade verdikleri ortamda uzun bir ifade verdim ve sonrasında hızlıca bakıp ifadeyi de almadım açıkçası o anda. Belli bir süre ifadeye dosyada da ulaşamadık; belki yoğunluktan, belki dosyanın kalabalığından. Savcı Bey'e de o anlatır, ulaşamadık. Ben işin esasında iddianamede tam olarak ifademi görmüş oldum. Sonrasında şuna dikkat ettim; bu ikinci savcılık ifademde iki husus var, onlardan bahsetmek isterim. Çünkü kimseyi burada, yani tabii ki ifadeyi veren benim ama, durduk yere insanları suçlamanın da doğru olacağını düşünmüyorum. Bir-iki maddi hata var; gerçi zaten hani böyle direkt bir konuyu bütün yönüyle değiştiren bir şey değil ama onlardan da müsaadenizle bahsetmek isterim kısaca. Efendim, ikinci sayfanın birinci paragraf başında, iddianame varsa önünüzde, burada diyor ki: 'Ben görev yaptım, söz verdim.' Ancak ise kasa birilerine gözümle şahit olmadım, olmasam da zaten bunu belirtmişim. 'Görev yaptığım süreç boyunca bu konularda ciddi şüphelerim oluştu' diyor. Zaten efendim ben 2017'de göreve geldim, yani 2019'a geldi. Hadi o süreçten itibaren desek; tanımıyorum, etmiyorum, ilk defa tutmaya başlamışız... Böyle bir şeyin imkanı olmayacağı gibi, aşağıda zaten son paragrafın sonunda birbiriyle çelişiyor. İkinci sayfa yine son paragrafta, 'cezaevine alındı' dedikten sonra, ilgili anlatılan hususlardan sonra; 'bu şahısların diğer firmalara nazaran erken olmasının sebebini usulsüzce adli kasaya tekrar para vermiş olmanızdan kaynaklı düşünmekteyim' demiş burada da. Şimdi bu esasında bana bir soru yöneltiliyor; 'Böyle hususlar var, ne diyorsun?' diyor. Ben de bu 'düşünülmektedir' veya 'düşünülebilir' demiştim. Burada 'düşünmekteyim' diye maddi bir hata olmuş, böyle geçmiş. Bunu kaydetmek isterim. Bu da gördüğünüz gibi ilk söylediğim kısımdaki yerlerle çelişiyor." "Ya çünkü dediğim gibi, ben 2019 yılında Ali Bey ile çalışmaya başladım. Nasıl böyle bir şüphe duyabilirim? Ki ben diyorum; böyle bir şeyi görmedim zaten. Niye böyle bir şeyden tamamen şüphe duymuş olayım? Bu süreç sonunda, burada 'cezaevine alınmalı' derken şunu kastediyorum efendim: Bir şeyden haberimiz yok, bizi kolluk kuvveti evden alıyor. Ha, hiçbir şeyden mi haberimiz yok? Tamam, belli haberleri falan zaten gördük, arkadaşlar bahsetmiştir; 'Yeni Hayat' vesaire ama genel itibarıyla bir şeyden haberimiz yok. Sadece Sayın Ekrem Başkan'ın alındığını biliyoruz Mart'ta, sonrası kendiliğinden gelişmeye başladı. Biz, kolluk kuvvetinin bize sorduğu ve savcılık makamının bize yönelttiği sorulardan sonra bir şeyleri, yani hakkımızda söylenen veya Ali Bey hakkında söylenen şeyleri duymaya başladık.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Bunda da 'bu süreç sonunda cezaevine düşmem ve olayı öğrenmemle tahminlerim olmuştu' dedim Sayın Savcım ama orada sanki katibin tekrar aynı şeyi yazmasından kaynaklı bir maddi hata olmuş olabilir. Birincisi buydu. İkincisi, dediğim gibi 'düşünmekteyim' denmiş ama 'düşünülebilir' olmalıydı. Yani bana sorulunca o şekilde dile getirdik. Son olarak da, dediğim gibi hiçbir şeye gözümle şahit olmadım. Üçüncü sayfanın ikinci paragrafında; bu Ramazan aylarında gelen harcama kartları, market kartlarıyla ilgili olarak... 'ın ikinci kısma gelişiyle ilgili, bir market grubuna ait gıda yardım kartları bulunduğunu 'düşündüğümü' söyledim. Orada hatta şöyle izah ettim Sayın Savcıma o zaman: 'Yani elime aldığımda, tamam ben bir şey götürdüm ama elime aldığımda içerisinde karta benzeyen şeyler var.' Bu da Ramazan ayındaydı. Ve bu Ramazan ayındaki işte yardımlarla, insanlarla ilgili gıda harcama kartları olduğunu duymuştum; o kartların olabileceğini düşünüyorum dedim. Burada 'bulunduğunu düşündüm' dememe rağmen, 'bulunan' şeklinde bir maddi hata oluşmuş diyebilirim. Ben bunları da düzelttikten sonra hemen kısaca toparlayayım... Şimdilik bu kadar geçeyim. Evvela bu kart konusu tabii direkt bir eylemde geçmiyor olsa da hani bir eylemde geçiyor ama orada hatalı geçiyor. Ben orada eyleme geldiğimde kısmından bahsedelim işte BOYNER demiş. Oradan karta bağlamış. Farklı bir durum var. Onun haricinde ben burada iddianamenin bir sayfasında, üç bin otuz yedinci sayfasında iddianamenin burada işte bu kartlarla ilgili kısım geçiyor. Zaten dediğim gibi efendim sadece savcılık ufak bir orada işte ayrıntı var. Bulunduğunu düşündüğüm dediğim kısım. Yani iki bin yirmi dört yılı Ramazan ayıydı. O zaman da 'ın getirdiğini düşündüm. O içerisinde kart olduğunu düşündüğüm bir poşeti Ali Bey bana vermişti. Ben de diğer Gökmen Togay götürmüştüm. O olay bundan ibaret. Yani içerisinde ne var? Dediğim gibi hani sert bir işte onun içine zaten açsam deforme olacak bir poşetti. Yani kapalı bir poşet. Hani açıkta iç bakabileceğim bir durum yok. Zaten bu görevin sonunda böyle bir şey de yok. Yani benim inceleme, inceleme ne olur? Genel müdüre numunesi gelir, bir şey gelir. Kendisi bize dersin ki ya bununla ilgilenir, lavantaları analize yollayın veya benzer bir şeylerse o zaman ilgilenirim. O nedenle böyle bir sorumluluğum da yok açıkçası.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Bizim ikinci eyleme burada efendim , bunlar üçü de belli konularda ağız birliği yapıyormuş. Ben kendi kısmımla, kendimle ilgili kısma aktardığı cevabı vereyim. Ben böyle bir olayı zaten yaşamadım. Dediğim gibi bunlar kendi ifadeleri. Cezaevinde olduklarını biliyordum zaten. Kendi ifadelerini makul üzerine oturtmak için ve Ali Bey de işte kaleminde çalıştığım için böyle bir ifade verdiklerini düşünmekteyim. İfadenin birçok yerinde farklı şeyler yazıyor. O tabii yazdığı kişileri ilgilendirir ama işin nihayetinde işte 'beş yüz bin TL bırakmıştık' gibi bir ifade var. HTS kayıtlarına bakınca zaten ilgili kısımlarda HTS kayıtlarıyla ilgili çok bir detay yok. Onun sebebi de muhakkak benim iş yerimde olmam hasebiyle olduğunu düşünüyorum. Nihayetinde bana kolluk da şunu sormuşlardı bu konuyla ilgili. Dediler ki: 'İşte böyle bir para getirdiğinden bahsediliyor.' Tarih bahsettiler. Ve dediler ki Finans Kent, bizim hemen efendim bu Alibeyköy'de fidanlığın karşısında Finans Kent, bilirsiniz belki. Oradaki cihazından veri alındı. Burada yazmıyor, orada öyle söylemiştim. Şimdi bizim yaklaşık bir işte genel müdürlük, sonra aşağıda fidanlığa doğru Fatih Beylerin binasının olduğu bir prefabrik yapı var. Bir arada yüz metre falan var. Bir yüz metre aşağıda efendim bir ek bina daha var. Bunların tam ortasında bakıyor. Yani bizim işte hepimizin HTS'si her gün batırsa her gün orada çıkar. var, şey pardon var bu işte orada iş yaptık, işlerinin takibi amacıyla muhakkak gelip gidiyorlar. Yani bu biz yan yana yan yana gelinmiş de bulunabilir tabii ki. Ziyarete hiç mi gelmiyorlar genel müdürlüğe? Tabii ki geliyorlar. Ama şimdi bu verdikleri ifadeye göre bizim oradan geçseler bile yoldan HTS, bizim ürünleriyle ilgili bir konuyu takip etmek için, bir süreci takip etmek için gelseler kaydı verir ve şöyle verir: Aşağıdaki binada biriyle görüşse bile Finans Kent oradan veri çekiyorsa bizim yukarıdaki Genel Müdürlük binasından benim verimi de alabilir. Yani her HTS'yle de çok uzatmayayım efendim, işin özü çok anlamlı gelmiyor bana HTS'yle. Yani bununla ilgili senin çok da söyleyebileceğin başka bir şey yok. Ha bir de iddia makamı burada şöyle söylemiş efendim. Demiş ki bu kapsamda buraları geçeyim isterseniz çok uzak, işte aldığı ihalelerden bahsediyor, bu elde edilen gelirlerin bir kısmını örgüt üyesi olan şüpheliler aracılığıyla tutar veyahut şüpheli Özel Kalem Müdürü'nde çalışan yani o olmadıya da teslim edilmiştir gibi bir iddianamenin bana açıkçası iddiası iddianamede geçen iddia bu şekilde. Hani çok tutarlı da değil. Sizlerin takdirine bırakıyorum. Bu kısmı böyle geçiyorum. Evet, eylem yüz yirmi sekiz. Bu ilgili olan kısma gidin. Burada da gene iddianamede HTS, hani bu her seferinde HTS diyeceğim ama açıkçası şey yok yani; kaydıyla ilgili, meşale diğerleriyle ilgili demiş ki şu HTS cihazından alınan işte on dakikalık şu veriye bir bende hiç öyle bir şey yok. Diyor ki iddianamede HTS kaydına göre işte bir arada bulundukları görülmüştür. Gene o tarzda bir kaydı detay içermeyen...

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Şimdi burada da efendim gene dikkatimi çeken hususlardan zaten gelip gittiğini söylüyor. Yani belli bir iddialar var. İşte belli konuşmaların geçtiğini söylüyor. Sonra da bana geldiğini, son olarak 'genel müdürüm müsait mi?' Zaten bizim orası yoğun çalışma, kapımız sahada çalışıldığı için efendim yöneticilerle de görüşmeler sıklıkla yoğun çalışma temposu var. İşte müsait mi diye belirtmiş imdi orada muhakkak. O yüzden diyor 'ben Murat'a işte teslim ederek gittim' diyor. Tabii iddiasına göre para olduğunu söylüyor. Bunları Savcı Bey de sordu. Ben dedim ki ya ben zaten üç olayda hatırlayabildiğim tek olay bu. Yani yaşanmadığı için efendim ben orada çok kişiyle görüşüyoruz ama muhakkak insanların gelme sıklığı az çok işte aklında kalabiliyor. Yani Fikret Aydın da çok böyle değildi ama geldiği günü hatırladım. Doğru, bir şey de getirmişti, onu da hatırlıyorum. O zaman Savcı Bey sordu: 'Peki onun içinde para olabilir mi?' Ya dedim efendim ben içini görmedim ama ufak bir paketti, olabilir dedim. Yani onu ben bilemem ama içinde ne vardır ne yoktur... Fakat dediğim gibi burada gene iddianame sanki ben içini görmüşüm gibi, en sonunda demiş ki; yukarıda detaylara yer verdim. Bu arada ifademde, sadece ifademde görebilirsiniz yani, ben onun içini görmedim. Orada beyan ediyorum. Hani içerisinde bir şey olması, içerisinde ne olduğunu görmediniz. Şüpheli Fikret içinde para olan poşeti şüpheliye teslim edilmek üzere masasına bıraktığını ifade ederek olayı doğrulamıştır. Doğrulayacak olsam şimdi tabii ki orada bir savcılık makamı soru soruyor yani af edersiniz onunla dalga geçer gibi cevap verecek halim yok ama orada yaşadığımı ben anlatmaya çalışıyorum. Hani kimseden bir şey istense acaba bilgi kaçırma gibi bir derdim de yok. Fakat şimdi görmediğimi söylüyorum. Ha bunu da niye böyle bir şey söyledin o zaman diyebilirsiniz gene ya da dediğiniz size sorayım, bir şey söyleyeyim cevap vereyim. İfademde geçen Rıfat Enis'le ilgili bir kısım var. Bizim bir personelin işte düğünüyle ilgili böyle bir buna benzer bir olay yaşanmayacak, onun benzeri bir şey olabilir. Yani ben bilemem. Hani işte hiç kuşku uyandıracak bir şey yok mu dedin? Dedim ya ben hak ettiği iş itibarıyla adamın söylemesine göre bakarsanız tamam ben bir olayı zaten hatırlıyorum, olabilir dedim ama içerisinden kesinlikle görmedim, onu da ifade ettim.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Bir de efendim burada yani maddi hata olmaz bilmiyorum ama tarihlerde yanlışlar var. Bu üç bin seksen yedinci sayfada iddianamede işte 8.12.24 tarihinde hem de diyor 16.2.24 ve birbiriyle çok alakasız tarihler bu işte paranın getirildiği tarihle alakalı söylemler. Bir de HTS baz kaydında birinci ay, on ikinci ay arası otuz altı adet irtibat kaydı bulunduğu tespit edilmiş diyor. Takdir ederseniz şimdi ben bir özel kalem görevini yapıyordum. Yani sizden örnek verdim. Başka yerden örnek vereyim. Muhakkak bir işte kamu kurumunun özel kalemini de o kamu kurumuyla çalışan yahut çalışmayın. Bir şekilde randevu almak isteyen kişiler defaatle arıyor. Yalova'da, Tigem de yanlış hatırlamıyorsam üretim yapıyor. Uzaktan geldiği için yani beni randevu istediği zaman günde işte ne oldu? Ne yaptın? Geleyim mi? Çıkayım mı? Yarın mı geleyim? Yıl boyunca böyle otuz altı kere aramış olması çok yani göze batacak veya anormal bir şey değil efendim. Daha da fazla arayabiliriz. Sağ olsun bu kadar aramış yine. Kimileri çok çok daha fazla arar. Bunaltacak derecede. Şimdi efendim burada bir iddia makamının işte en sona doğru hepsinde aynı geçiyor da şey diyor. “Şüpheli ’un ise İmamoğlu isterse hareket edelim örgütün yapısına dahil olduğu hususunda her ne kadar edilememiş ise de özel kalem müdüründe çalışması, gerek bu iş bu eylem kapsamında gerekse de bu birçok eylemde talep edememiş bir kısmını şüphelinin ’a teslim edildiği nazara alındığında teslim edilen bu paraların rüşver almak amacıyla  verildiğini bilebilecek konumdadır. Zira para teslim eden kişiler Ağaç A.Ş ile iş yapan, ihale alan şahıslar olmasına rağmen sebepsiz yere tekrardan nakit ve Ağaç A.Ş genel müdürüne para getirmelerinin hayatın olağan akışı içerisinde izah edilebilir bir durumu bulunmamaktadır. Bu nedenle şüpheli işlenmesinin. Aracılık ettiği anlaşılmıştır” diyor. Ya ben böyle şimdi burada sanki bir para gelmiş gitmiş. Ben bunu onaylamışım. Kabul etmişim gibi bir iddia var. Zaten ben görmediğimi kaç defa ifade ettim. Savcılığa da ifademde ama burada ben sanki bir şeyleri kabul etmişim de bunun akabinde bir de hepsinde bu var efendim. Hani sadece Fikret’te olabilir İsmail'e söylediğim için deseniz de Fikret diğerlerinde öyle bir şey yaşanmadı bile diyorum ama aynı kalıp cümle. Sanki ben bir şeyleri kabul etmişim gibi. İşte haliyle bundan dolayı kabul ettiğimden dolayı bunları görmememin imkansız olacağı bu olayları. Efendim ben böyle bir örgüt yapılanması olduğunu görmedim, duymadım. Böyle bir yani yapılanma içinde herhangi bir fiil içerisinde bulunmadım. ’tan Böyle bir talimat almadım. Kimseden para talep etmedim. Bunun karşılığında kimseden bir para almadım, menfaat sağlamadım. Nasıl bilebilirim de. Bu sürecin içerisinde olabilirim. Bunu da anlamış değilim.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Son olarak başkanım . Bu 'un ben açıkçası ifadesine baktım. Her baktığımda değişik değişik şeyler gördüm, hatalar. Bunları kısaca hemen bahsetmek isterim. Süc Tarihi 2024 diyor ama işte 'un ifadesi 2022’lerde olduğunu bahsediyor. Birincisi bu. Efendim. Ikincisi. 500 bin bir işte para çektiğini tabii öncesi de vardı efendim. Orayı uzatmamak için söylemiyorum ,'a gitmiş. 500 bin lira çekmesini ve işte ’ın bildiğini söylemiş. Sonrasında işte ’a yönlendirmişler. Bu şimdi böyle görüştüm diyor. 500 bin lirayı getirdim diyor. Ertesi gün benim hesabıma arkasında500 bin TL yaptı diyor. Aynı gün içerisinde diyor tekrardan Ağaç A.Ş’ye giderek ’la görüşmek istedim diyor. Makam odasındaki özellikle müdürü olan ’la karşılaştım. Beni elimle poşeti görünce içeride ’ın misafiri olduğunu konuyu bildiğini parayl… şimdi efendim ben konuyu bildiği dedi. Ben randevulu gelen veya randevusuz gelen güvenlik zaten bildiriyor. Her kişiyi zaten gelirken biliyorum. Aşağıdan bildirdikleri için. Ama ne için geldi, ne getirdiği, ne amaçla ziyarete geldi? Bunlar beni ilgilendiren konular değil. Ben sadece randevu düzenini ve sistemiyle toplantıları ayarlarım. Dosyayı zaten sunmuştuk. Benim görev tanımımla ilgili. Sen niye geldin? Ne getirdin? Ne götürdün? Bunlarla ben ilgilenmem diye. İkincisi bu anlattığı olay tamamen kurmaca. Ya onu da şuradan izah edeceğim. Diyor ki aynı gün içerisinde tekrardan Ağaç A.Ş’ye geldim. Ertesi gün parayı çektim diyor. MASAK raporuna bakıyorum. Malum on beş sıfır sekiz iki bin yirmi iki. Altı iki bin yirmi üç ayları söylüyorum. On iki iki bin yirmi üç tarihlerinde diyor bu kişi beş yüz bin lira para yatırıldığı görülmüş. Şimdi kendi beyanına bakınca. Iki bin yirmi ikinin sonu diyor. Ama diyor iki bin yirmi ikinin sonuna on beş sıfır sekiz daha yakın olduğu için diyor MASAK, idda makamı. Biz onu baz alıyoruz diyor beş yüz bin lira olarak götürdüğünü. Tamam öyle olsun. On beş sıfır sekiz ve iki bin yirmi ikideki saatlere göre diyor. Yirmi iki sıfır sekiz iki bin yirmi ikide HTS baz kayıtları görülmüştür. Ama ertesi gün ben bunu diyor hemen aldım götürdüm. Yani bu kendi içinde tutarsız zaten. Açıkçası bu zaten biraz kendi menfaat için işe gerçekleşmediyse örneğin bir işte işe alamadıysa veya anlattılar bazı konuları. Bazı işler düzgün gitmiyor diye geri çevirildiyse kin besleyen ve buna göre hareket eden bir insan. Şöyle örnek vereyim. Ben kendi pozisyonumda böyle devamlı zaten gelip gitmeye çalışan, görüşmeye çalışan bir insandı. Ben anlam vermediğim için bile bana tavır, surat yapan bir insandı. Ya bundan bile ben her gün görüşülmekle her an görüşülmek zorunda değilim. Öyle bir zaten lüksüm de yok. Zamanımız da yok. Ama bunun için bile kindarlık duyan bir insan. O yüzden o adam Yavuz'un da ben gene gizli tanık ifadesini bir şekil öğrendiğimi de tahmin ediyorum. Ve bu kindarlıkla ha ben bana bir husumetim olamaz. Kendi görevimi yaptım orada. Ama kendince işte bu kurumdaki insanlara kim beslediyse kime nereden zarar verebilirim mantığıyla hareket ederek herkesi yani bu ismimizi geçirdiğini düşünmekteyiz. Çünkü böyle bir olay. Açıkçası yaşanmadı.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Yani HTS kayıtlarıyla ilgili bu şahıs toprak falan getiriyordu efendim. Devamlı işi olduğu için gelip gitmek durumunda. O toprakların numunesinin, hatta bir ara yine toprakla ilgili de sıkıntı yaşanmıştı, bir sürü sorun çıkardı. Yani biraz tanıklar açısından, özellikle arkadaşı diyebilirim. Haliyle gidip devamlı geldiği için HTS kaydı burada da tam olarak belirtilmemiş. Burada pardon, 'üç yüz metre çap alanı ve on dakika zaman aralığı' demiş; bu mesafe kısadır. Burada mesela belirtilmiş, 'üç yüz metre çap' diyor. Bizim şirket zaten dediğim gibi; üç yüz metrede üç ayrı binaya varıyorsunuz efendim. Yani bu kadar geniş bir alanda kendi numunesini kontrol etmek için fidanlığa geldiyse veya bir yöneticiyle görüşmeye geldiyse, HTS'sinin çıkması kadar normal bir şey yok. Bu bizim oradaki kamera kayıtlarında da aynı şekildedir. Nereden aldınız bilmiyorum ama bu çok normal. Bir de burada kartlardan bahsediliyor. Benim de 'götürdüğümü düşündüğüm o kartlar' dediğim kısmı buna bağlamış iddia makamı. Fakat burada da şöyle bir şey var: Diyor ki, 'Benden Boyner kartı istedi, Boyner kartı götürdüm.' Aşağıda ise 'A101 firmasından alınan verilere göre tespit edilen rakamlar bunlardır' diyor. Boyner ve A101 firmasından alınan verilere göre dendiği için benim o 'gıda olduğunu düşündüğüm' kısım buna eklenmiş. İddiasına göre Boyner kartı götürdü ama veriler A101'den... Bu durum da ayrıca dikkatimi çekti açıkçası. Bir de yine bir maddi hata var efendim herhalde; 'yirmi iki bin dolara çevirdim' diyor. Sayfa 3092’de ise iddia makamı 'on beş bin dolar ve yüz yirmi üç bin beş yüz' demiş. Orada bir elli bin dolar indirim olmuş, o neden kaynaklanıyor bilmiyorum. Yani orada uyuşmazlık var. Ama zaten dediğim gibi; kendisi sırf iftira atmak amacıyla kafasından bir şeyler uydurmaya çalışmış, tarihleri de tutturamamış. Yani bari böyle bir şey uyduracaksın; parayı çektiğin tarihle gittiğin tarihi uydur, onu bile uyuşturamamış. Bir de efendim şu var, onu atlamayayım: 'Götürdüm, masasına bıraktım' diyor. Bunu yine sizin takdirinize bırakacağım efendim. Bir kişi bir para getirecek, benim de bu paradan haberim olacak ve para bana geçecek... Bu arada dediğim gibi, hani buraya 'şu gelsin tanık olsun' gibi bir derdim yok ama kurumda herkes benim çalışma sistemimi bilir; kapım devamlı açıktır. Buradaki arkadaşlar da bilir, içeri girildiğinde görülen ilk oda benim odamdır. Şimdi diyor ki; 'Para olduğunu biliyordu, ben de götürdüm masasına bıraktım, Genel Müdür müsait olmadığı için.' Yani ben para olduğunu bileceğim, getirecek, 'masama bırak' diyeceğim ve bıraktıracağım? Ben kişiyi zaten böyle elden teslim almam; masanın herkes tarafından görülebilecek kısmı boştur, oraya koydururum. Müsaitlikte de numuneyi veya ürün envanterini bizzat Ali Bey’e teslim ederim. Ben para olduğunu bilsem ve masama koyacak olsa, o şekilde çekip gitmesine izin verir miyim? Mantıken hemen elinden alıp bunu saklama yoluna gitmem gerekmez mi efendim böyle bir şey olsa? Kendi ifadesinde 'Masaya bıraktım gittim' diyor. Bu konuyla ilgili bunları söyleyebilirim Sayın Başkanım. Sonuç olarak efendim tabii herkes cezaevinde kaldığından, koşullardan falan bahsediyor. Artık bu da bir imtihan. Rabb'imin takdiri. Yani hasbelkader diyorum. Devletimin güzide bir kurumunu da yerinde müşahede etme fırsatı bulduk. Yani bundan kaçabilecek bir durumumuz yoktu. Ama ben kendi adıma üzerime atıl bu iftiraları kabul etmiyorum. Tahliye ve beraatimi siz değerli büyüklerimden arz ve talep ediyorum efendim. Dokuz aydır haksız yere göremediğim evlatlarıma da Artık kavuşmak istiyorum. Size ve hepinize saygılarımı sunuyorum.

Ali Sukas'in Özel Kalemi

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.