Savunma

Serhat Kapki Savunması — Gün 40 (20 Mayıs 2026)

Kendi savunması·Serhat Kapki·20 Mayıs 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, Sayın Heyet, Sayın Savcım; ben, ilk olarak 19 Mart'ta gözaltına alındım. 4 gün sonra emniyette ve savcılıkta tüm bildiklerimi samimiyetle ve olduğu gibi anlatmama rağmen, savcılık tarafından "örgüt üyesi olduğum" ve "rüşvet verdiğim" iddiasıyla tutuklamaya sevk edildim. Ancak sevk edildiğim 12. Sulh Ceza Hâkimliği, beni yurt dışı çıkış yasağı adli kontrolü uygulayarak serbest bıraktı. Aynı gün ağabeyim ise tutuklandı. Bu süreçten yaklaşık 2 ay sonra dosyada yeni operasyonlar yapıldı ve ağabeyimin etrafındaki insanlar da tek tek gözaltına alınmaya başlandı. İşte bu dalgada gözaltına alınıp tutuklanan 'ın ifadesinde adım geçtiği gerekçesiyle, Haziran ayında yeniden ifadeye çağrıldım. Çağrı üzerine hiçbir yere kaçmadan, kendi rızamla ifade vermek üzere emniyete gittim.

Emniyette ifade vermeyi beklerken, savcılığın talimatı olduğu gerekçesiyle beni doğrudan Çağlayan Adliyesi’ne götüreceklerini söylediler. Adliyeye çıkarıldım ve savcı tarafından ifadem alındı. Bu kez bana, 'ın cezaevinden kurtulmak, serbest bırakılmak amacıyla aleyhimde verdiği soyut ifadeler ile Furkan Yalçınkaya isimli şahsın beyanları hakkında sorular soruldu. Sorulan sorular özetle; "Birilerinden para alıp 'ye götürdün mü, götürmedin mi? Şu gün para taşımışsın, bu doğru mu?" şeklindeydi. Savcı Bey'in ilk sorusu Furkan Yalçınkaya ile ilgiliydi. Furkan Yalçınkaya ifadesinde, Halkbank Beşiktaş şubesinden para çekip bana verdiğini, benim de bu parayı ağabeyime götürdüğümü iddia etmiş. Ben savcılıkta bu soru ilk sorulduğunda "Doğrudur" dedim. Çünkü ben, bahsi geçen BFK şirketinin o tarihteki sahibi ve resmi yetkilisiyim. Bu sebeple Furkan Yalçınkaya'yı tanırım, kendisiyle daha önceden ticari ilişkilerimiz olmuştur. Biz kendisinden reklam panolarında kullanmak üzere ahşap malzeme siparişi vermiştik. Bu yüzden bankada ticari bir işlemimiz olmuş olabileceğini düşünerek "Evet, doğrudur" dedim. Nitekim Ocak ayında bu alışverişimize karşılık, zaten elden çıkarmayı düşündüğüm iki adet aracı Furkan'ın şirketine devrettim; bu sebeple kendisiyle birlikte notere de gittik.

Yani iddia makamının iddia ettiği gibi, ortada sahte fatura alma gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Zaten savcı, bir sonraki sorusunda açıkça "Banka banka gezip bavulla para çekip taşıyormuşsun" deyince bu iddiayı kesinlikle reddettim. Eğer en başta sorunun tamamını, neyi kastettiğini açıkça sorsaydı olayı detaylıca açıklardım. Fakat sorular parça parça sorulunca, ben de geçmişteki rutin, yasal ticari işlemlerimizden biri kastediliyor düşüncesiyle "Doğrudur" beyanında bulundum. İddianamede "ikrar" diye önünüze sunulan şey, aslında bundan ibarettir. 'ın da hakkımda verdiği aleyhe ifadelerin gerçek dışı olduğunu belirttim. Kendisi emekli polistir; tutuklanmasının sorumlusu olarak bizi gördüğü ve faturayı bize kesmek istediği için can havliyle bu şekilde asılsız beyanlarda bulunduğunu düşünüyorum.

Hakkımda Güngör ve Furkan'ın dışında, bir de kuzenim Berat ve eşi Elif tarafından verilmiş bazı ifadeler bulunmaktadır. Bu ifadelerin tamamını okudum; neredeyse bütünü çarpıtılarak, bağlamından koparılarak anlatılmıştır. Benim geçmişte sahibi olduğum ve sonradan Elif'e devrettiğim BFK adlı şirketin hemen bitişiğindeki Lassa Lastik Deposu'nda bir yangın çıktığı ve o sabah oraya Elif'le birlikte gittiğimiz doğrudur. Ancak olay, kesinlikle Berat'ın iddia ettiği veya yansıtmaya çalıştığı şekilde gerçekleşmemiştir. O sabah Elif beni telefonla aradı; BFK'nın hemen yanındaki depoda büyük bir yangın çıktığını ve yangının bizim iş yerine de sıçrayabileceğini söyleyerek panikle yardım istedi. O tarihte benim şirketle resmi bir bağım kalmamıştı. Şirketin o dönemki sahibi olan Şehmuz'un evi Bahçelievler'deydi; ben konum olarak oraya Şehmuz’dan çok daha çabuk ulaşabileceğim için, Elif'in yardım istemesiyle onu da alıp oraya gittim. Amacımız yangın iş yerine sıçramadan önemli evrakları kurtarmaktı. Şirketin kasasında bulunan önemli evrakları, sözleşmeleri ve bir miktar parayı bir çantaya koyduk ve ben Elif'i o çantayla beraber evine bıraktım. Biz şirketin kasasını açarken zaten polis de bizimle birlikte içerideydi. Yangın büyük olduğu için, öyle kafamıza göre, elimizi kolumuzu sallayarak binaya girmemize zaten izin vermediler. İçeride bize görevliler eşlik etti. Hatta kasadaki evrakları ve parayı alırken, tamamen güvenlik amacıyla durum kamera kaydına bile alındı.

O gün veya sonrasında ağabeyim , BFK'nın kasasından hiçbir şey alıp götürmedi. Hem Berat'ın hem de Elif'in bu asılsız ifadeleri sırf üzerlerindeki suçlamalardan kurtulmak ve Berat'ın tahliye olabilmesini sağlamak amacıyla verdiklerini düşünüyorum, Başkanım. Elif, yıllardır bizimle beraber çalışır. Uzun zamandır tüm muhasebe ve fatura işlemlerimizi bizzat kendisi yürütür. Biz kendisine o kadar güveniriz ki, yaptığı işin sonunu, detayını bile sormayız. Şirketin kasasında bulunan paranın, çalıştığımız firmalara yapılan elden ödemelerin parası olduğunu ve vergi dairesine gerçekleştireceğimiz ödemeler için tutulduğunu da en iyi yine Elif bilir. İfadesinde iddia ettiği gibi, o kasada hiçbir zaman öyle abartıldığı kadar çok para birikmezdi. Kasadan para alıp ağabeyime götürdüğüm hususu tamamen gerçek dışıdır. Zaten ağabeyimle aramızda olan tüm para alışverişleri resmi olarak bankalar üzerinden yapılmıştır; hepsi MASAK raporlarında da açıkça görülüyor. Yani iddianamede yansıtılmaya çalışıldığı gibi ortada öyle gizemli, illegal bir trafik yoktur.

Hakkımdaki tüm iddialar, işte bu zorlama ifadelerden ibarettir. Tüm bu beyanların yalan olduğunu defaatle belirtmeme rağmen, sırf bu iftiralar baz alınarak tutuklanmama karar verildi. Yasa dışı hiçbir faaliyetim olmamasına, hakkımda isnat edilen suçlara ilişkin dosyada tek bir somut delil dahi bulunmamasına rağmen tutuklandım ve cezaevine gönderildim. Tam 11 aydır da cezaevindeyim başkanım, dile kolay, 11 ay oldu! Ancak iddianame yazılınca neden tutuklu olduğumu, tam olarak ne ile suçlandığımı öğrenebildim. Dosyada eylem 118 ve eylem 119 ile suçlanıyorum. Daha doğrusu, 118. eylemde suçlandığımı ancak tahmin edebiliyorum; çünkü iddianamenin sonuç kısmındaki sevk maddelerinde adım yazmıyor! Ama eylemin içeriğine bakıyorsunuz, orada benim de adım geçiyor. 118. eylemde rüşvet verdiğim, 119. eylemde ise örgüte yardım ettiğim ve kara para akladığım iddia ediliyor.

Sayın Başkanım; 118. eylemde, SMO adlı firmanın Kültür A.Ş. ile muvazaalı bir sözleşme imzaladığı, gerçekte hiçbir hizmet alınmadığı halde Kültür A.Ş.'ye para ödediği ve bu paranın da rüşvet olarak verildiği yazılıdır. Benim böyle bir sözleşmeden kesinlikle haberim yok. Eğer bir para gönderildiyse, bundan da haberdar değilim. Kaldı ki, bu sözleşmenin 1 Haziran 2020 tarihinde yapıldığı iddia ediliyor. Benim SMO Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.'deki Yönetim Kurulu Başkanlığı görevim ise 16 Mart 2020 tarihli genel kurul kararıyla resmen sona ermiştir! Bu genel kurul kararı da 31 Mart 2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde alenen ilan edilmiştir. Yani iddianameye konu edilen o sözleşme imzalanmadan tam 2,5 ay önce, benim SMO adlı şirketle ve şirket yöneticiliğiyle hiçbir hukuki ve fiili ilgim kalmamıştır. Sadece Ticaret Sicil Gazetesi'ne bile bakılsaydı, benim o dönem bu şirketin yetkilisi olmadığım net bir şekilde görülecekti. Bunun aksine, benim şirketi o tarihten sonra da fiilen idare ettiğime yönelik hiçbir iddia ya da delil de dosyada yokken, muhatabı bile olmayacağım bir suçlama usulsüzce iddianameye eklenmiştir.

119. eylemde ise suç örgütüne yardım etmek ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamakla suçlanıyorum başkanım. Ceza hukukunun temel kuralıdır; suç örgütüne yardım edebilmek için öncelikle ortada hukuken varlığı kanıtlanmış bir suç örgütünün olması ve benim de bu örgütün varlığından haberdar olmam gerekir. Oysa burada yargılanan insanların hemen hemen hepsiyle ya gözaltı sürecinde tanıştım ya da bu duruşma salonuna getirildiğimiz gün karşılaştım. Ben, reklamcılık işinde genelde sadece ağabeyimle beraber çalıştım. Sektördeki diğer reklamcıları veya belediye personelini doğrudan tanımam, hiçbirisiyle birebir irtibatım ya da samimiyetim yoktur. O yüzden bu ağır suçlamanın tek dayanağının Berat, Elif ve Güngör'ün o asılsız beyanları olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, aleyhimde olan o çelişkili beyanlarda bile ortada bir örgüt faaliyeti anlatılmıyorken, benim nasıl örgüte yardım etmekle suçlanabildiğimi anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

Sayın Başkan, Sayın Heyet; örgüte yardım suçlamasını kesinlikle reddediyorum. Ne böyle bir örgütün varlığından haberdarım ne de örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilerle bir irtibatım yoktur. Sadece ’nin kardeşi olduğum için bu suçlamaya muhatap olduğumu düşünüyorum. Hakkımdaki suçlamanın da esas olarak ağabeyime baskı yapmak için kurul- kurgulandığını düşünüyorum. Ben tutuklandıktan sonra ağabeyimin üzerindeki baskı arttı. Aile ilişkilerimiz ve ticari faaliyetlerimizin örgütsel faaliyet gibi anlatılmasını kesinlikle kabul etmiyorum. Sayın Başkan, ayrıca para aklamaktan da suçlanıyorum. Bu suçlamanın dayanağı sahte fatura iddiasıdır. Dosyada benim adıma- adımın geçtiği başka bir evrak da yok. Sahte fatura konusunda yapılmış somut bir tespit bulunmamaktadır. İddia, benim bir dönem sahibi olduğum BFK Partners adlı şirketin sahte sahte fatura kullandığı ile ilgilidir. Ben, BFK’yı 2022 senesi şubat ayında alıp 2024 yılı mart ayında devrettim. Bu dönemde hiçbir sahte fatura kullanımı olmamıştır. Ticari defterlerimiz veya yapmış olduğumuz tüm işlemler incelenebilir.

Ben BFK’yı çok büyük bir üretim kapasitesine ulaştırdım. BVA’nın tüm baskı, montaj, uygulama, tadilat, nakliye, bakım ve tesisat işlerini biz yapıyorduk. Karşılığında ödeme alıyorduk. BVA’nın hizmet alım ihtiyacı yüksekti. BFK’nın da bu ihtiyacı karşılayabilecek seviyeye ulaşmasını sağlayacak yatırımları yaptık. Burada anlaşılması gereken şudur: BFK’nın elde ettiği gelir, BVA’ya verdiği hizmetinin gerçek ve yasal karşılığıdır. Şirket isimlerinden dolayı bir kafa karışıklığı olmasın diye tekrar söylüyorum. Biz BFK olarak BVA’ya hizmet verdik ve karşılığında ödememizi aldık Başkanım. Yani BFK’nın kasasına giren paraya suçtan elde edilen gelir muamelesi yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla eylem 119’da yer alan suçlamaları kabul etmiyor, iddianamede tarafıma yöneltilen suçlamalara karşı savunmalarım bunlardır.

Sayın Başkan, Sayın Heyet; biraz da kendimden bahsetmek istiyorum. Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü’nü bitirdikten sonra, ünlü fotoğrafçı Nihat Odabaşı’nın asistanlığını yaptım. Devamında uzun bir süre bilinmiş markaların katalog ve dergi çekimlerini yaptım. Bir taraftan fotoğrafçılıktan ve reklamdan kazandığım paralarla emlak işleri yapmaya başladım. Reklam işinde son olarak BFK Partners isimli şirketi işlettim. Reklam şirketlerine karşı reklam asma, sökme işleri yapmaya başladım. Uzun yıllar bu sektör- sektörde hizmet verin- vermenin getirdiği tecrübede- tecrübe ile BFK’yı kısa sürede reklam piyasasının ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye getirdim. BFK yüksek kapasiteli üretim yapabilmektedir.

BFK’yı işletirken bir yandan da emlak sektöründe al-sat yapmaya devam ediyorum- devam ediyordum. BFK Partners’ı devrettikten sonra da emlak işlerini ağırlık verdim. Tutuklandığım güne kadar da emlak alım satımı yapmaktaydım. Suça konu olduğu iddia- iddiası bile olmayan tüm mal mal varlıklarıma el konuldu. MASAK raporlarında bir evin ağabeyimden bana devri, suç gibi gösteriliyor. Bunu kabul etmiyor. O evi eşim Füsun’la birlikte satın aldık. Bu ev, en başından beri eşimle ortak evimizdir. Onun adına satın almıştık. Ağabeyimin kredi kullanırken teminat gösterme ihtiyacı olunca emanet olarak verdik. Ağabeyimin ihtiyacı sona erince, devir günü ben uygun olup tapuya ben gittiğim için benim adıma tescil edildi. Bir diğer evimizin kredisi hala devam ediyor. O suçlamaya konusu değil, ancak onun üzerinde de tedbir var Başkanım. Bu devirler suçla ilgili değildir. Bununla ilgili suçlamayı kabul etmiyorum. Bu taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep ediyorum. Bunun yanı sıra emekli maaşıma da el konuldu Başkanım. 1999 yılından bu yana sigortam ödendi. 2025 yılında emekli oldum. Emeklilik hakkımın suç iddialarıyla ilgisi yokken emekli maaşıma el koymak, beni sadece özgürlüğümle değil, aynı zamanda açlıkla da sınamaktır.

Sayın Başkan, Sayın Heyet; yıllarca kendi alın terimizle çalışıp para kazandık. BFK’nın BBA ile yapmış olduğu tüm iş ve işlem- işlemler bahsettiğim üzere yasal olup hepsi vergilendirilmiştir. Her iki şirketin de ticari defteri incelense hiçbir usulsuz işi olmadığı anlaşılacaktır. Son olarak tekrar belirtmek isterim ki ben hiçbir zaman bavul bavul para taşımadım. Sahte fatura düzenlemedim ya da kullanmadım. Aile ve ticari hayatımızdaki olağan iş ve işlemleri, ağabey-kardeş ilişkimizi suç konusu gibi anlatan iddiaları reddediyorum Başkanım. Sayın Başkanım, ben sadece beyanla tutukluyum. Çünkü ticari kayıtlarım, atılı suçları işlemediğimin yazılı ispatıdır. 23 Mart'ta serbest bırakılmamı rağmen 18 Haziran'da tutuklanmama sebep olan tek şey, bu iki tarih arasında alınmış ifadelerdir. Hakkımda suç işlediğimi gösteren herhangi bir vergi raporu, herhangi bir yazılı ya da görsel somut delil yoktur. Hakkımdaki suçlamaların hatalı tespitlere ve soyut beyanlara dayalı olması, tutuklulukta geçirdiğim süre ve savunmamın da alınmış olması göz önünde bulundurularak tahliyemi ve devamında beraatimi talep ediyorum.

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.