CK

Cevat Kaya

Ekrem İmamoğlu'nun Kayınbiraderi

Sanık
19 Mart 2025

Tutuklandı

36. Duruşma Günü · 12 Mayıs 2026

18:21
Sorunlu alışveriş olduğu zaman 'Yanlış hesap Bağdat'tan döner' deriz. Şu anda da Bağdat'ta olduğumuzu düşünüyorum. Bu hesabı umarım birlikte çözeriz.
18:22
Örgüt suçundan gözaltına alındım. Birlikte gözaltına alındıklarımı tanımıyorum. Örgütse tanımam lazım.
18:25
Bize deniyor ki: 'İmamoğlu'yla bağlantılı örgüt...' Peki ne yapmışız? Somut olarak hangi eylem var? Nerede suç işlemişiz? Kim kime talimat vermiş? Ben Ekrem İmamoğlu'ndan hangi talimatı almışım? Ya da ben kime talimat vermişim? Hangi ihaleye müdahale etmişim? Hangi kamu zararını oluşturmuşum? Hangi parayı sisteme sokmuşum? Nedir?
18:31
Telefonumun şifresini dahi verdim. Beni 384 gündür tutsak eden ne var?
18:35
Sayın Başkanım, kıymetli Savcımız; sizler Türk milleti adına yargılama yapanlarınız. Gerçekten ortada anlamsız bir iddianame, anlamsız bir tutuklama süreci olduğu için bunu sizin vicdanınıza havale ediyorum.
18:36
26 Nisan 2025 sabahı, ikametgâh adresimden, resmî konutumdan bir şafak operasyonuyla oldu. Sabaha karşı saat 5'lerde kapım şiddetle çalınarak uyandım. Polis memurlarını saygılı bir şekilde, hiç bekletmeden—'5 dakika bekle, 10 dakika bekle' falan yapmadan—iki katlı binadan alt kata inerek kapıyı açtım, salona buyur ettim, oturmalarını rica edip çay/kahve/su ikram ettim. Niye geldiklerini sordum; 'İşte İBB kapsamında vesaire' dediler. 'Benimle alakalı nedir yani? İBB... Ben İBB'de çalışan değilim, İBB ile bir iş yapmıyorum, altyapıcı değilim, üst yapıcı değilim. Benimle alakalı olan konu nedir?' dedim. 'Gidelim, gittiğimiz yerde öğrenirsin' dediler. Ben bağlı bulunduğumuz karakola gideceğiz, bir ifade verir karakoldan geri döneriz diye düşündüm. Fakat işin şekli sonradan değişti.
18:37
Hastane kontrolü vesaire derken Vatan Emniyet'e gittik. Alt kata girdik; salonda iki polis memuru ve ben ortalarında oturuyordum. Polis memuru telefonunu karıştırırken '48 kişi toplandı' dedi. '48 kişi mi? Ne 48 kişisi?' diye sordum; 'İşte bugün gözaltına aldılar' dediler. 'Nerede o insanlar?' diye sorduğumda 'Bak önde böyle dizilmişler, ayakta bekliyorlar içeri girmek için' dediler. 'Bunların hiçbirini tanımıyorum' dedim. Çünkü bu kadar kişi alındığında içlerinden benim tanıdıklarımın da çıkması lazımdı; eğer bu bir operasyonsa, örgütse, yolsuzluksa veya başka bir şeyse, içlerinden bir tanıdık, ortak bir bağ olması lazımdı. Ama hiçbirini tanımıyordum.
18:38
Dört gün boyunca Vatan Emniyet'te kaldım Sayın Başkanım. Biz sanayici olarak iş yerine bir mühendis alırken sorarız: 'Mühendis olmuşsun ama nerelerde çalıştın, ne yaptın, işletmenin içine girdin mi, işletmenin tuzunu yuttun mu, yemekhaneye giriyor musun, yemekhanede insanların şartlarını görüyor musun, fabrika içindeki çalışma şartlarını gidip görüyor musun, aynı şartlarda sen çalışabiliyor musun?' Bu sorularla devamlı işleri denetlemeye çalışırız. Sizlerin de görevleri ve meslekleri var; ceza hâkimisiniz, ceza savcısısınız. Ama bu insanların atıldığı Vatan Emniyet'teki yerleri mesela gidip görmek imkânınız, şansınız veya böyle bir şeyiniz var mı bilmiyorum. Bu insanları buraya atıyoruz ama burası nasıl bir yerdir, ne oluyor burada diye biliyor musunuz? Çünkü biz de size bağlıyız; şu anda sizin kontrolünüzdeyim. 'Oturun' diyorsunuz, oturuyoruz; 'Kalkın' diyorsunuz, kalkıyoruz; 'Aşağıya inin' diyorsunuz, iniyoruz; 'Yukarı çıkın' diyorsunuz, çıkıyoruz. Dolayısıyla çok kötü şartlar vardı orada; yerler toz ve pislik içerisindeydi.
18:45
Vatan Emniyet'te çok kötü şartlar vardı. Ben polislere diyorum: 'Bana bir süpürge verin, her yer çöp içinde, barı ön tarafı süpüreyim.' Yerde bir tane muşamba var, sabah çeviriyor, o demiri falan... Arasından su sokuluyor ya da bir sandviç sokuluyor. Sandviçin içinde mayonez, sapsarı kaşar peynirleri... Sandviç zaten yenmiyor. Kabına olan zehirli işler suyla beraber. Öyle işi geçirtmeye çalışıyoruz.
18:46
Orada üç gece geçirdik. Dördüncü gün adliyeye geldik. Adliye nezareti aşağısı ayrı bir macera. Yedinci kata çıktık; orası da insanların özgürlüklerini ellerinden almak için bekleyen bir yer. Tabirim öyle.
18:47
Tutuklama şartları şu anda önümüzde var mı Sayın Başkan, Sayın Savcı? Ben savcı beye hangi ifadeyi vermişsem, Sulh Ceza'daki hâkime de aynı ifadeyi verdim; ikisi de aynı. Yazdıkları bugün iddianamede de aynı, üzerine çıkıp konmamış. Ama ben 13 aydır işimden, ailemden, her şeyimden mahrum bir durumda cezaevinde tutuluyorum. Neden Sayın Başkanım? Siz söylüyorsunuz: 'Eylem yok. Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı örgüt üyesi.' Peki ne yaptım ben mesela?
18:50
Ben İBB çalışanı değilim. Hangi eylemi yaptım, hangi talimatı aldım? Telefonum dışında ellerinde hiçbir şey yok. Dosyadaki tek somut unsur İSPARK'la ilgili bir görüşme talebine dair mesajlaşma. Bir arkadaşımın arazisi için sadece görüşme ayarlanmasını istedim. Ne ihale aldım ne para ilişkisi kurdum.
İSPARK görüşme talebi mesajlaşmasına dair savunma
18:56
Sayın Başkanım, 13 ay... 26 Mayıs olursa aşağı yukarı bitmiş olacak. Hepsi çok şey değil, önemli değil yani; zaten içeride bayağı alacağım birikti, 11 gün aşağı 20 gün yukarı çok fark etmez. Bu süreçte ben polis memurlarına telefonumu kendim verdim, şifresini verdim. Çünkü düşündüğüm tek şey şuydu: 'Telefonumu olur da vermezsem, kötü niyetli bir savcının veya polisin karşısına çıktığımda Sen telefonunu vermiyorsun, demek ki sende bir şey var diyerek yokuşa sürmesin' diye telefonumu teslim ettim.
19:04
Tek götüreceğimiz şey kul hakkıdır. Zenginleşmişim... Evet efendim, biz zaten zenginiz. Zaten zengindik, zaten varlıklıyız; Allah'a çok şükür. Bu tabii insana göre değişir; siz de birine göre zenginsiniz. Bu göreceli bir konu ama bunların hepsi bu dünyada kalacak, biz bu dünyadan bir şey götürmeyeceğiz. Tek götüreceğimiz şey kul hakkıdır. Kul hakkı yemek çok tehlikeli bir şey Sayın Başkan.
19:08
380 gündür boynumda iple dört duvarın içinde bugünü bekliyorum. Sıfır eylemli bir insanım ama tutukluyum. Benim ilk başta ifade vermem lazımdı; hak olan buydu. Burada bir Cevat Kaya'yı 380 gün dört duvar arasında hücreye tıkıp, orada bir fare gibi, kedi gibi ne düşünürseniz düşünün bekletmek çok tehlikeli bir şey. Bunun hakkı çok büyüktür. Önünüzde yazan kâğıt bunu gerektiriyor mu, gerektirmiyor mu? Normalde bir sıralama yapıldı; ben sıfır eylemli bir insanım ama tutukluyum. Bir başkası şunu yapmış... 10 kişinin önüne onu alıyorsunuz, adamın ifadesi pazartesiye bile kalmadı. Belki o zaman ben ifademi verseydim, siz beni görünce ikna olacaktınız ve bırakacaktınız. Belki ben burada fazladan 25 gün bu hapishanede yaşamayacaktım Sayın Başkanım. Yanlış mı?
19:08
Ekrem İmamoğlu ile direkt ona bağlı örgüt üyesi olabilecek ne yaptım? Hangi eylemde bulundum? Onun verdiği talimatlarla gidip bir ilçe belediyesinde, bir milletvekiliyle bir iş bitirip ihale mi aldım, ihale mi verdim? Oradan para kazanıp sisteme mi koydum? 'Sistem' dediniz de şablonu bana bir göstersenize, neyse.
19:09
Sizin kardeşiniz var mı başkanım? Yalnızca bir takım iddialarla içeri atıp aylarca orada tutmak, dosyasını oradan oraya göndermek en son da Yargıtay'da bekletmek... Bunlar olur mu başkanım?
Kardeşi Ali Kaya'nın fuhuş ve yasaklı madde soruşturmasındaki tutukluluk sürecine tepki gösterirken mahkeme başkanına seslendi.
19:13
Ben çok üzünüm Sayın Başkanım. Bana devletimiz yeşil pasaport verdi. Bu bir eleştiri değil ama söylemek istiyorum. Ben alıyorum. Almanya beş yıl Schengen veriyor; bu ülkede vize problemi var. Ben 26 Nisan sabahı, İtalya'dan gelen müşterim beni fabrikada bulamadı. 'Ne oluyor?' diye. Doğal olarak ne oldu, satışlarımız düştü, tahsilatlarımız düştü, işçi sayımız azaldı.
Savunma kapanışı; yer yer duygusal.
19:13
13 aydır canımız kafeste; her tutukluluk incelemesinde 'Acaba Başkan bizi bırakacak mı?' diye gözlerinizin içine bakıyoruz. 15-21 gün itiraz süreçleri, aylık SEGBİS'ler... Her SEGBİS gününü gün gün saydık.
19:14
Her şeyde gözlerinize bakıyoruz, 'acaba bırakırlar mı?' diye. Her SEGBİS'i gün gün saydık. İddianame çıktı, 'mahkeme başkanı tensiple bırakır' dedim. Savcılıktan, sulh cezada ne dediysem onu anlattım. Ortada bir şey yok. Ortada olan tek bir şey var: 380 gündür ben cezaevindeyim. Sözün en önemlisi söylenmeden anlaşılanıdır. Anlaşılmayacak bir sözü söylemenin manası yoktur Sayın Başkanım.
19:15
Yapabilirsiniz yapamazsınız ama ben iyi bir iş insanıyım. Sözüm geçer, güvenilirim, kimseye yamuğum olmaz. Ben koltukta olsam bunların hepsini bırakırım. Van'a giderim. Anlayış bekliyorum.
19:16
Babam geçen yılın Mayıs aylarında gelmeye başladı. 'Başını dik tut' dedi. 15 Ocak'ta onu aradım —açık görüşüme de geliyor— 'Benim ne kadar vaktim kaldı ki, ben bu kadar uzun tahmin edemedim. 94 yaşındayım. Gam su kaldırmaz' dedi. Şerefimle namusum üzerine söylüyorum: biz aile olarak her türlü hesabı her yerde vermeye hazırız. Veremezsek, veremezsem gereğini yapın.
19:17
Suç varsa ceza olur Sayın Başkanım. Burada ceza var, suç yok. Olur mu böyle? Benim sizden ne farkım var? Siz kalkıp eve gidiyorsunuz, ben hücreye gidiyorum.
19:18
Size şu anda farklı bir ifade vermiyorum. Savcılıkta, sulh cezada ne söylediysem aynılarını söylüyorum. 384 gündür tutukluyum. Kamuya zararım varsa 10 katını ödeyeceğim. Bazdır, cazdır öyle bir şey yok.
19:24
Evet, tanışıyorduk. Yani yaklaşık 36 yıldır tanışıklığımız var. Geçen gün hesapladım. 31 yıllık da evliliğiniz var.
19:24
Kandırdığını söylemiyorsunuz değil mi?
19:24
Bir alışverişimiz olmadı, ne evlilik öncesinde ne de sonrasında.
19:24
Sorumluluğumuzu bilen insanlarız. Sorumluluğumuzu bilen bir aileyiz. Biz de bunun gerektirdiği şekilde hareket ediyoruz. Çünkü her şeyden evvel bir insanda prensip gerektirir; siz siyasette olduğunuz için tabii ki bizlerin daha da çok dikkat etmemiz gerekir her şeye.
21 Mayıs 2026

Tahliye Edildi

Mahkeme heyeti oy birliğiyle tahliyesine karar verdi.