Eylem 20
İSTAÇ Çöp Tesisi Devir Sözleşmesi Karşılığında Rüşvet Alınması İddiası
“İddianameye göre, İBB iştiraki İSTAÇ'a ait bir çöp ayrıştırma tesisinin işletme devri sözleşmesinin onaylanması karşılığında, devralan firma yetkililerinden rüşvet alınmıştır. Savcılığa göre, dönemin CHP Milletvekili Aykut ERDOĞDU'nun aracılığıyla, Vega Hereko/Çiftay İnşaat yetkilisi Serkan AYDIN'dan 1.250.000 Dolar rüşvet talep edilmiştir. İddianameye göre bu para, örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İMAMOĞLU'nun bilgisi ve onayıyla, örgüt yöneticileri olduğu iddia edilen Ertan YILDIZ ve Fatih KELEŞ'e teslim edilmiştir. Şirket yetkilileri Gülant CANDAŞ, Erdoğan GÖĞEN ve Yusuf KAYA'nın da rüşvet verme suçuna iştirak ettiği iddia edilmektedir. İddiaya göre, sözleşme devrinin onaylanması için Aykut ERDOĞDU, Serkan AYDIN'dan "kreş yapımı için bağış" adı altında para talep etmiştir. Serkan AYDIN'ın talimatıyla 01.06.2020'de şirketin hesabından 1.250.000 Dolar çekilmiş ve aynı gün Ankara'da Aykut ERDOĞDU'ya teslim edilmiştir. Ertesi gün, 02.06.2020'de, Aykut ERDOĞDU'nun bu parayı İBB Saraçhane binasında Fatih KELEŞ ve Ertan YILDIZ'a bir çanta içinde teslim ettiği öne sürülmektedir. Olayın, İSTAÇ'ın Recydia A.Ş. ile olan "Kömürcüoda Düzenli Depolama Alanında Geri Kazanım Tesisi" sözleşmesinin Vega Hereko Enerji A.Ş.'ye devri sürecinde gerçekleştiği iddia edilmektedir. Savcılık, bu eylemin kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili olarak yarar sağlama suretiyle rüşvet suçunu oluşturduğunu iddia etmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 252 (Rüşvet) ve örgüt üyeliği/yöneticiliği kapsamında TCK 220/5 maddeleri uyarınca cezalandırma talep edilmektedir. İddianame, temel olarak örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen şüpheli Ertan YILDIZ'ın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarına, şüpheli Serkan AYDIN'ın tevili ikrar içeren ifadesine, banka dekontlarına ve şüphelilerin kilit tarihlerdeki HTS-baz kayıtlarına dayanmaktadır.”
- ·Olayı bütünüyle reddediyor: 'Ben para falan taşımadım, ben çanta almadım.' Anlatılanların yalan olduğunu, somut bir delil gösterilirse cevap vereceğini, ancak hiç yaşanmamış bir olayı açıklamasının kendisinden istenemeyeceğini söylüyor.
- ·Ertan Yıldız'ın etkin pişmanlık ifadesinin adalete yardım değil hapisten çıkma amacı taşıdığını savunuyor: 'Adam o işten kurtulmak için birinin adını veriyor; o çıkıyor, ben hapse giriyorum.' Sadece bir beyanla kişinin tutuklandığı tek bir Yargıtay kararı gösterilemeyeceğini, savcılığın bu ifadeyi 'sübuta ermiş fiil' gibi işleyerek bir milletvekilini suçladığını ileri sürüyor.
- ·Serkan Aydın'ın beyanının güvenilmez olduğunu savunuyor: dördüncü evre kanser hastası olan Aydın'ın tutuklanma ve cezaevinde ölme korkusu altında her seferinde değişen ifadeler verdiğini söylüyor.
- ·Baz kayıtlarının masum açıklaması olduğunu ileri sürüyor: kayıtlardan biri beş yıldır kaldığı, ofis gibi kullandığı ve parti kurultaylarının yapıldığı otele, diğeri milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı olarak doğal biçimde bulunduğu İBB binasına aittir. Ayrıca kayıtlara göre taraflar 256 metre mesafede kalmıştır; bu mesafeden 1.250.000 doların teslim alınamayacağını, diğer kayıtta ise zaten bir araya gelmediklerini vurguluyor.
- ·Teslimat senaryosunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunuyor: bin kamerası olan ve X-ray cihazından geçilen İBB binasına bir milletvekilinin çantayla 1.250.000 dolar sokmasına makul bir aklın inanamayacağını söylüyor. Banka dekontunun da bir şirket çalışanının para çekme işlemi olduğunu, kendisiyle hiçbir bağının kurulamadığını belirtiyor.
- ·Süreçle ilgili anlatımı: dönemin Genel Başkan Yardımcısı olarak ekonomi ve iş dünyası ilişkilerinden sorumluyken kendisine, İBB'nin 2006'dan beri atıl tesisinin yeni teknolojiyle ayağa kaldırılacağı, kamu yararı yüksek bir proje olarak anlatıldığını, sunum istediğini söylüyor. İlk polis ifadesinden bu yana anlatımının hiç değişmediğini vurguluyor.
- ·Karakter ve kariyer savunması: uluslararası denetçi ve yolsuzluk soruşturmaları uzmanı olduğunu, Yüce Divan dosyalarını ve rüşvet-yolsuzluk mevzuatını bizzat yazdığını, yüz milyar doların üzerinde yolsuzluğu açıkladığını anlatıyor. 'Hayatım boyunca bu iş dahil, rüşvet şüphesi olan bir işin yanından bile geçmedim' diyor; malvarlığının bir ev ve bir arabadan ibaret olduğunu belirtiyor.
- ·Keleş, Ertan Yıldız'ın anlattığı toplantıda hiç bulunmadığını, anlatımın kendi içinde tutarsız olduğunu ('her şey konuşulmuş, sonra bir anda kapıdan ben girmişim') söyleyerek iddiayı iftira olarak nitelemiştir.
- ·Mega Ereco/Vega Hereko şirketini ve sahibini tanımadığını, konudan haberdar olmadığını, Aykut Erdoğdu ile olay öncesinde bu konuyu hiç konuşmadığını beyan etmiştir; Erdoğdu da aynı yönde anlatımda bulunmuştur.
- ·Suç tarihi olan 2020 Haziran'da İBB Meclis üyesi ve İBB Spor Kulübü Başkanı olduğunu, Vega Hereko-İSTAÇ anlaşması konusunda görev ve karar yetkisinin bulunmadığını doğrulamıştır.