Sayın Başkan, Sayın Heyet; iyi haftalar… İyi bir süreç yaşayalım inşallah. Bu arada, 23 Nisan tatili olacağı için bir telafi düşünüyor musunuz? Yoksa üç günde mi kapatacaksın? Bu konuda bilgi olabilirse seviniriz. Ali Rıza Bey, sizi dikkatle dinliyorum. Bütün arkadaşlarımı da dinliyorum ama sizin hassas bir biçimde, içeride yürüttüğünüz teknik alanla ilgili, donanımlı bir şekilde sunuşunuzu dikkatle dinliyorum. Malum tabii Sayın Başkan ve Sayın Heyet, burada isnat edilen tüm hususların iddianamenin marifetli bir şekilde bütünüyle bana bağlanan bir biçimi söz konusu. Dolayısıyla bu soruları sorma mecburiyetindeyim. Yoksa herkesle elime mikrofonu alıp, bu şekilde bir serenat yapma arzum yok. Yani bunu tamamen, iddianamenin ya da benim tarifimle iftiranamenin içinde her isnadın, her eylemin… Yani bilmeyenler de duysun bir kez daha… 'na bağlanıyor olma biçimi açısından bu mecburiyetimin altını çizmek isterim. Özellikle geçen hafta da burada bir hususta, sanki bir karşılıklı atışmamız gibi oldu ama bu bir şey değil, yani ters düşünce üzerinden değil, gerçekten oradaki bir eylemin dahi bana bağlanan biçimi üzerinden bir feryadım olduğunun altını tekrar çizerek ifade etmeyi önemsiyorum. Zira, bugün burada yapılan tartışma ve ciddi sorularınızın çok önemli olduğunu da ifade edeyim. Hakkını verelim. Bunların her birisi bir şehrin nizamı açısından kıymetli sorulardır. Ali Rıza Bey'in de donanımıyla bunlara en güçlü şekilde cevabının da çok önemli olduğunu da ifade edeyim ki yanlış anlamayı ya da yanlış anlamaların önünü bu şekilde kesmiş olalım. Ali Rıza Bey, benim üç dört tane sorum olacak. Önemi var çünkü bunların her birisinin. Sonuçta siz, Cumhuriyet Halk Partilisiniz. Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapıyorsunuz. Aynı zamanda Bakırköy Belediye Meclis üyesisiniz. Aynı zamanda Bakırköy Belediye Meclisi görevinden ötürü de atanmış bir belediye başkan yardımcısı göreviniz var. Aynı zamanda da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis'i üyesisiniz. Dolayısıyla, sizinle birtakım irtibatlarımız var. Ortak hallerimiz var yani. Bunları sormam lazım ki sanki bir emir-komuta zinciri varmışçasına bir süreç tarifleniyor. Siz de sonuçta örgüt üyesi misiniz bu arada bilmiyorum. Hani siz de sonuçta örgüt üyesi… Özel vasıflı mısınız?
Ali Rıza Akyüz Çapraz Sorgusu
Değilsiniz. Peki. Orada bir tenzili rütbeniz var. Şimdi Ali Rıza Bey, Bakırköy. Eee belediye başkan yardımcısı olarak, olarak, benim size meşru-gayrimeşru, ahlaki-gayri ahlaki veya herhangi bir konuda, dolaylı ya da direkt bir talimatım, bir baskım olmuş mudur? Böyle bir şeyi yaşadık mı karşılıklı olarak?
Hayır. Yaşamadık. Böyle bir yaklaşım olmadı, böyle bir işleme de tabii olmadık. Diyaloğa tabi olmadık.
Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesisiniz. Doğal olarak, görev yaptığımız dönemde ben de Meclis’in Başkanıyım kanun gereği. Esasen Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ya da Meclis Başkanı’nın bir meclis üyesine talimat zinciri diye bir şey yoktur. Ama bunu da sormak zorundayım. İBB Meclis üyesi olarak, size… Böyle bir zincir yoktur; tekrar söylüyorum. Kanunda da yeri yoktur yani. Sadece meclisi yönetirken, meclis kurallarına göre hareket edip etmediğiyle alakalı birtakım mesuliyetleri ya da sorumlulukları vardır karşılıklı olarak. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi olarak, aynı şekilde size bir talimatım, bir baskım, direkt ya da dolaylı olarak, farklı kişiler üzerinden herhangi bir talimatım, baskım olmuş mudur Ali Rıza Bey?
Şimdi üçüncü sorum, siyasi tarafıyla ilgili. Bu daha çok önemsenebilir. Çünkü ikimiz de Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Tabii ki bununla gurur duyuyorum. Eminim ki siz de aynı şekildesiniz. Şunu da belirteyim. Benim siyaset ömrümün neredeyse iki katından, yedi sekiz sene daha fazla bir deneyiminiz var parti içerisinde. Partide bir aslı üst ilişkimiz olmadı. Yani bunu şu anlamda söylüyorum: İşte ben il başkanı olsam, siz il yöneticisi olsanız, bir yönetim hiyerarşisi içerisinde olabilirdik. Öyle bir şey olmadı. Siyasi konum gereği de partimizde emir, komuta, talimat, tensip tarzı bir eylem, işlem yoktur. Çünkü biz teba kavramına karşı çıkan, demokrasiye güvenen, inanan ve fikir özgürlüklerini esas kabul eden bir çerçevede siyaset yapan bir parti olmaya gayret ediyoruz. Ben de açıkçası bu ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partili oldum. Eminim k, sizin için de etkili olmuştur. Sizi de tanıyorum çünkü uzun yıllardır. Gıyaben tanıdığım dönemi var, aile olarak tanıdığım dönemi var. Bir de siyaseten de tanıdığım dönem var size karşı. Siyasi hiyerarşi ya da siyasi düzen içerisinde, bulunduğum konum veya makamlar üzerinden herhangi bir talimatım, baskım… Ama bu yaklaşık iki yılı geçen, iki yıla yakın Bakırköy'deki göreviniz veya öncesinde böyle bir dönemimiz olmuş mudur? Böyle bir ilişkimiz olmuştur mudur? Yani o ilişkiyi de söylerseniz, olup olmadığını da cevaplarsanız sevinirim.
Şimdi hem olmadı… Biliyorsunuz siyasette bazen insanlar yukarı doğru çıktıkça gerçek yüzleri ortaya çıkar. Allah’a şükür, ben Ekrem Bey'den en çok memnun olduğum husus, sonuçta kendisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu, ben meclis üyesiyim. Belediye başkanı olduktan sonra beni ne zaman görse, "Nasılsınız? Ali Rıza Bey nasılsınız?" der. Hiçbir zaman üslubundan hiçbir şekilde ödün vermemiştir bana karşı. Bu da beni, yüzüne karşı konuşuyorum ama beni oldukça aşırı memnun eder. Yani "Ali Rıza nasılsın?" ömrü billah dememiştir, "Ali Rıza Abi" olmadı, "Ali Rıza Bey, nasılsınız?" demiştir. Herhalde bu da böyle bir örgüt hiyerarşisi içinde olmaz diye düşünüyorum. Kendisinden de bu anlamda gösterdiği alçakgönüllülükten dolayı da kendisine buradan özel olarak teşekkür ediyorum.
Sağ olun. Ali Rıza Bey, şimdi Sayın Başkan, Sayın heyet bu kısmı önemli. Çünkü gerçekten iddianamenin özünde ve ruhunda iftiracılar var ve onun için adı iftiraname oldu. Ve içinde ve ruhunda şimdi bahsedeceğim konu tümüyle aslında işin omurgasını temsil ediyor Sayın Başkan. “Niye” derseniz? Çünkü en başta ne diyor? “ Beylikdüzü'nde belediye başkanı oldu. Beylikdüzü'nü ele geçirdi. İstanbul'a Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. İstanbul'u ele geçirdi. Cumhurbaşkanı adayı oldu. Cumhurbaşkanı olacak ve Türkiye'yi ele geçirecek!” Şimdi bu mental anlayış ve bu kurgunun üzerine oturtulan bu iftiraname, savcılığı ve iddia makamının içinde olan herkesi, karşısındaki muhatapları da zorlayan bir reflekse dönüşmüştür. Bunu bütün sayfalarında görmeniz mümkündür. Ben oturup bunu okumuş değilim. Ama önüme gelen onlarca, yüzlerce örnekten bunu okuyorum. Tabii geçen savunmasında Ali Rıza Bey bahsedince, o bölümü aldım, okudum. Ve buraya da not ettim. Ali Rıza Bey, güya iftirada bulunan… Ki kendisini çok iyi tanırım. denen şahıs, zamanı geldiğince nasıl tanıdığımı da anlatırım. Yani ben, sonuçta aile 60 yıllık, 70 yıllık. Benim de neredeyse 35 yıllık bir ticaret hayatım var. O ticaret hayatımın içerisinde ortaklıklarım, beraber iş yaptığım bir sürü insan var. Ciğerini tanırım yani. O da o kadar ileri söyleyeyim. Ve burada da olduğu gibi, bu insanların nezarette… Nezarette diyeceksiniz ki nasıl biliyorsunuz? Benim de duyumum var. Aynen iftiraname yazarken arkadaşların duyumla yazdıkları gibi, benim de duyumum var. Ama yan nezarette duydu ama yanımda olarak duydum. “Ya ne diyorlarsa kabul edin. Sen de onların dediğini söyle, yazsınlar. Ona göre çıkalım” dediler ve çıktılar. Yani nezarette dururken o 5, 7, 8, 10 iş adamı bir arada. Çıktılar yukarıya. Bu cümleleri kurdular ve çıktılar. Ve bir kısmı 2 yaptı, 3 yaptı, 5 yaptı, 6 defa bu işi örnekledi. Şimdi bakar mısınız söze. Bakar mısınız? Ali Rıza Bey'e ithafen söylüyor bunu. Ali Rıza Bey güya öyle demiş: "Kardeşim, geleceğin Cumhurbaşkanı'na yardım etmekten niye geri duruyorsunuz?" diye, Ali Rıza Bey bunu ona söylemiş! Yahu ben bu adamın 2 tane oğlunun, 2 tane nikahını kıydım yahu. Adamı ne duruma düşürdüler yahu? 2 tane nikahını kıydım oğlunun Sayın Başkan. Ve bu insan, hapiste, bizimle yan yana koğuşla otururken… 1.5, 1 ay sonra mı çıktı? Neyse… Peş peşe verdiği bu şeylerle, ifadelerle çıktı. Zavallı diyorum. Üzülüyorum onların adına yani. Omurgalarını takır tukur kırmışlar yani. İnsanları kişiliklerinden uzaklaştırmışlar… Ali Rıza Bey, siz, "Kardeşim geleceğin Cumhurbaşkana yardım etmekten niye geri duruyorsunuz" cümlesini bu adamla, bu müzakerelerde kullandınız mı Allah aşkına? Soruyorum.
Kesinlikle kullanmadım Sayın Başkanım. Kesinlikle. Benim ’la öyle bir diyaloğum da yok. Onla böyle bir siyasi diyalog yapacak bir seviyem de yok. Yani kesinlikle böyle bir şey yok. Hep kurgu. Tamamen kurgu, eklenmiş.
Ama bu insanların, benim yüzüme mevcut iktidara ne dedikleri ben çok iyi biliyorum. Nasıl hedef okuduklarını da çok iyi biliyorum yani. Ama bunlar burada konuşulacak işler değil. Sayın Başkan, bu kısmı çok önemli. Bakın; hani ben niye altını çiziyorum. Şimdi az önce “Konuyla ilgili olmasa da” diyerek sorduğunuz önemli soruları tekrar altını çiziyorum. Deprem, bina, binaya yönelik, buna yaptığınız başka yere niye yapmadınız? Ya da yapmadınız mı? Yaptınız mı sorgulaması kadar kıymetli bir şey yok. Ama benim de burayı, yani bu iddianameyi bu arkadaşlar buraya çıktıkça sorgulamamın, sizin de mevzuyu anlamanıza sunacağı katkı çok kıymetlidir. Çünkü Sayın Başkan, bakın bu insanlar, burada bir iddianame oluşturmak adına, bir hukuksuz çerçeveye oturtulan, sistemli bir şekilde “'na ucunu nasıl değdiririz, nasıl oraya taşırız” diye muhtelif insanları bu şekilde ikna ettikleri bir gerçektir. Bu, gerçektir. İddia makamı görevini yapmamıştır. İddia makamı, birinin görev verdiği şekliyle bu iftiranameyi düzenlemek için elinden geleni yapmış, insanları tehdit etmiş, bu şekilde sanki konuşmuş gibi, insanların ifadeleri ikinci, üçüncü, dördüncü aşamada değiştirilerek “Her işi Ekrem’e bağlayın’ meselesi üzerine oturtulmuş bir süreç yaşatılmıştır. Bugün işte aramıza katıldı. , Beyoğlu Belediye Başkanı da tam da bu vesileyle buraya gelmiştir. Aramıza oturmuştur. “Oradaki meseleleri de Ekrem'e bağlayalım. Buradan bu iş devam etsin” şeklinde süreç bir düzene, bir silsileye geçmiştir. Ben sorularımı sordum, cevaplarımı aldım. Teşekkür ederim.
Sunduğunuz evraklar içerisinde… Gerçi biz bunu müzakereyle de sorarız, ancak bilginiz var mı diye sorayım, siz belge olarak bize ibraz ettiğiniz için? 26 Kasım 2024 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenmiş bir iddianameyi bize ibraz ettiniz bu dosyamızda beyanı bulunan şahıslarla ilgili… İmar kirliliğine neden olan düzenlemeyle ilgili düzenlenmiş iddianameyi ibraz etmiştiniz. Bu akıbeti nedir bunun?
Bilgim yok. Bunlar şey oldu. Bizim tuttuğumuz 18.12.2024 tarihli yapı taahhüt tutanağına itiraz ettiler. Yürütmeyi durdurma konusunda usul anlamındayız. “Zabıtta ölçü yazılmamış” diye. Zaptı hatta içinde 2 zabıtanın da bulunduğu 8 kişi imza attı. Usul yönünden yürütmeyi durdururlar, betonarme perdelerden falan bahsetmiyorlar. Ancak personel hukuk işlerini takip ettiği için, ben bilmiyorum.
Hangi tarihte göreve gelmiştiniz siz?
Ben, 15 Nisan 2024 gibi göreve geldim. Ancak 1987’den beri aktif inşaat mühendisi olduğum için, bilgi birikimimin ortalamanın üstünde olduğunu düşünüyorum.
İddianame kapsamında değil tabii ama savunmalarınız genel itibarıyla bu minvalde olduğu için bu soruyu soracağım. Genel itibarıyla siz bu 21 nolu eylem kapsamındaki isnatlara yönelik; buranın depreme dayanıklı olmadığını, hatta 192 adet deprem taşıyıcı kolonunun bulunmadığını ve 99 depremini göz önünde bulundurduğumuzda "depreme hazırlık açısından görevimin gereğini yaptım" dediğiniz için soruyorum: Bunun dışında ne gibi çalışmalarınız oldu o bölgede depreme yönelik o bölgede?
Ben geldiğimde; 2022 ve 2023 yıllarında iki tane 1/5000’lik plan yapıldı Bakırköy’de. 1999’dan beri Bakırköy’de hiçbir plan çalışması yapılmamıştı. İstanbul’un birçok ilçesinde yapılmasına rağmen Bakırköy’de olmadı. Aslında olması gereken; 1999 depreminden sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) İstanbul genelinde deprem hasarlarını azaltmak için bir master plan yapması, ilçe belediyelerinin de buna mukabil kendi mikro planlarını yapması lazımda ancak bu gerçekleşmedi. Bu iş tamamen belediye başkanlarının merakı sayesinde yürüdü. Biz de Ekrem Bey’in başkanlığında, henüz ben yokken 2022’de 1/5000’lik planı yaptık. Askıya çıktı, itirazlar oldu. 2023 planları yapıldı ve ilçe belediyesine geldi. 8 Mart 2024’te biz henüz seçilmemişken 1/1000’lik planlar yapıldı ve ana kente (İBB) gitti. 8 Mart’ta gitti, ben 15-16 Nisan’da göreve başladım. 2014-2019 yılları arasında da Büyükşehir Belediye Meclis Üyesiydim ve Kentsel Dönüşüm Komisyonu’ndaydım. İstanbul genelinde geçerli olan planları ve maddelerini biliyorum. Ben gelir gelmez ana temamız kentsel dönüşüm planları oldu. Çünkü bir beklenti yaratılmıştı ancak bu karşılanamamıştı. O zaman Meclis’te çoğunluğumuz yoktu. Parseller tevhit (birleştirme) olursa ve 1000 metrekareye ulaşılırsa ek hak veriyorduk. Biz seçim vaadi olarak; münferit bir parseldeki bina yıkılıp yapıldığında "+1 kat" sözü verdik. İmar komisyonu olarak bir hamle daha yaptık ki bu çok önemliydi: Bizim taban oturumumuz %25’ti. Yani 600 metrekarelik bir arsanız varsa, zemin katta 150 metrekare inşaat yapabiliyordunuz. Üst katlarda dört taraftan "çıkma" (konsol) yapılıyordu. Bu çıkmalar 5 kat boyunca devam edince binaların denge statiği bozuluyor ve depremde en riskli binalar haline geliyordu. Dedik ki: "Artık böyle binalar yapmayalım." Taban oturumunu %25’ten %40’a çıkardık. Yani 600 metrelik arsada 150 metrelik kurulum yerine 240 metrelik kurulum yapma imkanı tanıdık. Hiç çıkma yapmadan çatıya kadar giden binalar çok daha sağlam oldu. Bu bizim mimari önerimizdir; Bakırköy’de 50 yıl boyunca "bunu kim yaptı" diye ismimiz anılacaktır. Ayrıca göreve geldikten 3-5 ay sonra 8-10 tane inşaat mühendisi aldık. Bunları İBB’nin Deprem Müdürlüğü’ne gönderdik, risk durumunun nasıl belirleneceğine dair eğitim aldılar. Planlar, 15 Mart 2025’te ana kentte onaylanıp uygulamaya geçti. Uygulama aşamasında binalara gidip inceleme yapacak, insanlara "Binanız risklidir, size +1 kat hakkı geldi, yıkıp yeniden yapın" diyerek bilgilendirme yapacaktık. Bu amaçla Bakırköy’de Kentsel Dönüşüm Danışma Ofisi kurduk. Sosyal medyadan duyurular yaptık ve kalabalık gruplara bizzat ben bilgilendirme yaptım. Bölgenin mimar mühendisleriyle toplandık, proje tasdiklerinde ne gibi engeller oluyor onlarla ilgili plan notları değiştik. Bunları hep imar komisyonuyla yaptık ve bunları ciddi emek vererek yaptık ve geçtiğimiz Mart ayında planlar yürürlüğe girdi. Şu an Bakırköy yavaş yavaş ciddi bir şantiye olacak. Yani Bakırköy'de tahminen bir 10-15 senede ciddi bir bina yenilenecek ki bunların direkt katkılarıyla benim öngörümle... Bence bu mesleği de biraz biliyorum; hem mesleğimden hem de 2014-19 Anakent'te olduğum için oradan da ciddi bir bilgi birikimim oldu."
O Bakırköy bölgesini çok iyi bildiğinizi söylediniz.15 muhtarın tamamını tanırım, hepsini çok iyi bilirim. Bölgede bu Capacity dışında kaç tane böyle benzer nitelikte AVM var?"
9-10 tane var. Yani Capacity 'i... Ben gitmedim Capacity 'e. Capacity, Belediye Başkanı'nı tebrik etmeye geldiler. Belediye Başkanı beni ve diğer iki başkan yardımcısını toplantıya çağırdı; bazı toplantılara bizleri çağırır konusuna göre. Kendi ifadeleri şu: 'Bizleri geçmiş dönem belediye yönetimi mağdur etti.' Aynen dediği bu. 'Otoparkımıza ruhsat verilmiyor, 9-10 tane iş yerine ruhsat alamıyoruz.' Benim bildiğim otoparkın mühürlü olduğunu biliyorum, giriş çıkış serbest. 9-10 iş yerine niye iş yeri ruhsatı alamıyor onu da bilmiyorum. Teknik başkan yardımcısı olduğundan dolayı Belediye Başkanı 'Ali Rıza Bey'le bir görüşün' dedi. Ben, dosya hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Bir tek otoparkın mühürlü olduğunu... Ama niçin mühürlü olduğunu da bilmiyorum. Doğal olarak ben bu konuda şahsi fikir üretecek değilim. Müdürlük var; müdürlüğe dedim ki 'Bu dosya hakkında bilgi verin.' Dosya da şöyle bir dosya, projeler hariç. Hazırladılar; dediler ki 'Bu yapı kayıt belgesi almış 2018'de, 25 bin metrekare yapı kayıt belgesi.' İyi, güzel. Ama 2022'de binanın ikinci bodrum otoparkında çarşı yaparken tuğlalarla bölme, işte alçıpan veya şu bu yaparken şikayet olmuş, belediye zabıt tutmuş. 2022'de ben yokum." Zabıt tutmuş, zabıttan sonra tekrar Capacity AVM yapı kayıt belgesi almış. İlk yapı kayıt belgesinde bağımsız bölüm 2 idi; ikinci yapı kayıt belgesinde bağımsız bölüm 459. Şu an 370-380, o da birbirine uymuyor. Sonra tekrar bir zabıt daha yemiş. Bunlar hep benden evvel oluyor ve konu yargıya intikal etmiş. Benim artık bu dosya hakkında kalem oynatacak halim yok. Çünkü yargıya intikal eden dosyaya bir şey yapamayız. Ancak yargı sonuçlanacak... Ve sonuçları yargı nasıl sonuçlandı? Capacity AVM'ye dedi ki 'Sen haksızsın' dedi. 'Sen bu yaptığın imalatları yapı kayıt belgesi aldıktan sonra yaptın' diye karar verdi. Capacity, istinafa başvurdu Danıştay 6. Dairesi'ne; o da itirazlarını reddetti. Ben ondan sonra o zaman dedim ki 'Ya bu Capacity AVM devamlı imalatlar, bir gidin bakın.' Ondan sonra bunlar çıktı meydana. Ve tebligata cevap vermediler. Bakın, ben tebligatta diyorum ki: 'Her ne kadar yapı kayıt belgesi aldın tamam, 25 bin metrekare kat... Ben onlarla ilgili bir şey demiyorum. Aldın, mahkeme devam ediyor; aklanır mısın aklanmaz mısın... Ama yangın merdivenlerin uyumsuz. 4. bodrum katta betonarme perden yok. Sığınağı otopark kullanıyorsun.' Bunları demişim. Bana cevap verdi de 'Yok' dedi mi? Evrak verdi, almadım mı? Hiçbir cevap yok. Ben zaten yapı kayıt belgem var diyorum, yok demiyorum ki.
O yapı kayıt belgesiyle ilgili kısmı zaten açıklamıştınız. Sizin 24 Haziran 2024 tarihinde gönderdiğiniz yazı var.
Evet... Orada demişsiniz ki: 'Taşıyıcı perde duvarlarının yıkılarak bina konutları dışına çıkarılarak ticari alanlar ve otopark yapılmış olduğu tespit edilmiştir. İmar mevzuatına aykırı yapılan bu faaliyetler için İmar Barışı kapsamında yapı kayıt belgesi alındığı görülmüştür. Alışveriş merkezinde yoğun insan sirkülasyonu, otoparkında da yoğun trafik akışı olduğundan can ve mal güvenliği açısından yapının performans analizinin yapılması gerekmektedir.' Sonuç olarak... arada açıklamalar var... Sonuç olarak; 'Yeni tarihli koordineli binanın performans analizi, itfaiye uygunluk raporu ve mülki amirden sığınak kullanım izni ile birlikte belediyemize müracaat edilmesi gereğini rica ederim.' 24 Haziran 2024. Şimdi görevinize Nisan'da geldiniz. Bu performans analiz raporunu talep ediyorsunuz, itfaiye uygunluk raporunu, mülki amirden sığınak kullanım izni... Bu diğer bölgedeki bu AVM'lerin hepsine benzer yönde yazılarınız var mı? Benzer yönde performans analiz talepleriniz var mı? Böyle raporlar yazıldı mı?
Ben bunları, bu dosyayı kendim açmadım. Kendileri bize dediler ki 'Biz bu dosyadan mağduruz.' Ben dosyayı açınca bunları gördüm. 'Bir gidin' dedim 'Yerine bakın başka bir şey var mı, imalat var mı?' Çünkü 2022'de çarşı yapıyor zabıt yemiş. Bir sene sonra gene yapmış, gene zabıt yemiş. Ben tamamıyla iyi niyetle, 'Bir gidin bakın ne oluyor?' dedim orada. 'İş yeri ruhsatı alamıyoruz' diyor ya; bu iş yerleri çalışıyor mu çalışmıyor mu? Benim akıbeti bir bilgim yok, 'Bir gidin bakın' dedim. Keşke çıkmasaydı. Ben özellikle bu AVM'ye bir karşıtlığım yok, tanımam, kişisel husumetim yok, hiç husumetim yok. Bunlar gelmeseydi bize, bir şey olmayacaktı.
Benzer bir problem size yansıyan bir şey oldu mu?
Bana gelen olmadı. Geldiğimde hiçbir dosyayı geriye dönük açmadım. "Ya orada bir yapı var, onu gideyim kontrol edeyim" demedim. Ama şunu yapacaktık; planlar geçti, riskli binalara eleman gönderecektik. "Binanız risklidir" diyecektik. Çünkü bu AVM'lerin mühendislik hizmeti görmüş olduğunu düşünüyorum. Mühendislik hizmeti alan yerler kalfa usulü yapılmaz ki. Benimki tamamen iyi niyetli bir yaklaşımdı ve bakın o tebligatı gönderdim, yine anlattım. Kartalkaya'da yangın oldu, orada insanlar vardı. Benim kimseyle husumetim yok.
Şimdi siz bize bu eki 10'da sunduğunuz, bahsettiğiniz Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi raporuyla ilgili, Profesör Doktor Yavuz Ayvaz ve Barış Selim'den bahsettiniz.
Ben bu adamları çağırdım, kimlik doğrulaması yaptım. "Bunlar nereden geldi, acaba doğru mudur?" diye baktım.
Kendileri bizzat hazırladı mı ona emin olmak için mi bizzat inceleme yapmalarını istedin?
İstedim çünkü "Bunlar nasıl olmaz, bir yanlışlık mı var?" diye düşündüm. Herhalde asistanlarını gönderdiler diye düşündüm. Anlamadılar diye düşündüm. Geldiler, "Biz kendimiz yaptık" dediler. Yine içim rahat etmedi, "Bir daha gidin bakın" dedim. Siz de bilirkişi isteyince 3-4 defa kontrol ettiniz, ben yine ettirdim.
Şimdi iddianameye konu olan bir rapor var ya, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü İnşaat Fakültesi Dekanlığı'nın 16.12.2024 tarihli raporu. Oradaki raporda da binaların sistemleri, malzeme özellikleri ve donatı düzenlerinin genel esaslara uygun olduğunun tespit edildiği şeklinde bir belirleme yapılmış. C7 C35’ten bahsetmiştiniz. Siz orada yanılmıyorsam savunmada "Bu rapor tasarım gözetmeni raporu değildir, düz bir rapordur" dediniz. Bu ne demektir?
2018 yönetmeliğinde diyor ki; o performans raporunda çok modlu itme yöntemi hesabı kullanılarak yapılmış. Orada size 1 sayfa da koydum. Orada diyor ki; bu çok modlu itme yöntemine göre yaparsan Çevre, Şehircilik ve İklim Müdürlüğüne başvuracaksın. Onların sınavla lisanslandırdığı 43 tane tasarım gözetmeni var. Ben bunlardan birini bu proje için atayacam, onun denetiminde ve gözetiminde bu hesapları yapacaksın diyor.
İddianameye konu olan raporda bu yok diyorsunuz.
Ayrıca bir şey daha söyleyeyim Sayın Başkanım; 192 tane betonarme deprem perdesinin olmadığı bir yapının performans raporu mu olur? Bunlar yönetmelik gereği oraya zorunlu olarak konulan yapılardır. Bu projeyi fason olarak İngiltere'de, Londra'da bir mimara çizdirdiler. Mimar, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ni bilmiyor. Döşeme sistemine göre parametreler var; kiriş çerçeve ayrı, kaset ayrı. Adam, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ni bilmiyor, projeyi mimara göndermişler. Burada betonarmeyi çözerken kolonlarla çözemediler, mecburen perdeleri koydular. Perdelerin bir kısmına baktım, otopark yolunun üstüne geliyor. "Sen bunu çöz, biz bunu yerinde hallederiz" dediler. Bunun anlamı budur. Çünkü bu proje meslek odasından da geçse, yönetmeliğe göre bu perdeleri koymak zorundaydılar. Yaparken yapılmadı.
Yani özetle diyorsunuz ki başvurduğu için bu durum gündeme geldi?
Sunduğunuz bir şey var, hani bu Anayasa Mahkemesi iptal kararından bahsettiniz. İptal kararı sonrası yapı kayıt belgesi alınan ve yasal statüye kavuşan binalarda deprem gibi etkenlerle yaşanabilecek olaylardan kamu kurumları da sorumlu olacak…
Evet. Bunu Anayasa Mahkemesi, itiraz olmuş, itiraz sonucu bir inceleme yapmışlar, şeye düşmüş internete. Daha sonra da altında da şey var, Anayasa Mahkemesi kararı var.
E bu diğer diğer yerlerde, diğer AVM'lerde falan yine de bu kararı gözeterek denetim yapmanız gerekir…
Şöyle söyleyeyim; evet, doğru. Biz, bakanlığa yazı yazdık, dedik ki “Yapı kayıt belgesine başvuranların listesini gönderin” bize. Onlar da listeyi gönderdi, bütün yapı kayıt belgesi alanlara tebligat çıktı. Bu yazı da yazıldı, o yazıda bakanlığa yazıldı, bize yapı kayıt belgesi alanların listesini gönderin. Galiba 700-750 tane Bakırköy'de yapı kayıt belgesi...
Onları istediniz?
Sağ olun. Savcım sorun var mı?
Bir şey daha söylemek istiyorum. Yani depremde çıktık şuradan, Kahramanmaraş'ta gidip bir katliam bulduk. Üç gün haberleri izledik bütün kanallarda. Denilen şu: Okulun bir müdür yardımcısı ve rehberlik öğretmeni, öğretmenler çocuğun durumunu görmüşler. Çocuğun kendisine zarar verebileceğini öngörmüşler ve çocuk okula girerken çocuğu sürekli kontrol ediyorlarmış. Belki siz de dinlemişsinizdir. Ve daha sonra kontrol eden müdür yardımcısı ve diğer hocalar ne sebeple olduğu belli değil başka okullara tayin olmuşlar ve sonuçta orada dokuz canımız gitti. Yani bir şeyi görünce, riski görünce önlem almak gerekir diye düşünüyorum, bariz bir örnek. Çünkü burada aynı anda 10.000, 12.000, 13.000 insan bulunuyor aynı dakika diliminde. Zaten kendileri de diyor yıllık ziyaretçi sayımız 25 milyon, 30 milyon diyorlar, internette yazıyor. Yani bu işin önemli olduğunu söylemek isterim size. E diğer başka yerler yok mudur? Vardır ama bu son evraklara döküldü bu, yani bir süreç aldı.
Ali Rıza Bey, bu Capacity meselesiyle ilgili dosyaya yansıyan birden fazla beyan var. AVM sahipleri , , Nusret Atik, Selahattin Özgül, ve diğer ortakların ile AVM avukatı Mehmet Asım İplikçioğlu ve mimar Sefer Kocabaş da bu iddiaları tekrarlıyor rüşvetle ilgil. AVM avukatı Mehmet Asım İplikçioğlu beyanlarında; “Sefer Kocabaş ile ’le görüşmeye gittik, bizden açıktan para istedi, biz de hukuka uygunsa olur dedik, 10 gün sonra tarafından belediyeye davet edildik, bu sefer da vardı, aynı talep tekrarlanınca reddettik. Bunun üzerine bundan sonra bizimle görüşmeyeceklerini söyleyerek ‘Sizi ayıracaklar’ dediler. Daha sonra tarafından arandım, fakat resmi sıfatı olmadığı için görüşmedim. Ben görüşmeyince , Sefer Kocabaş'ı araması ve Süleyman'la görüşün demesi üzerine Süleyman'la görüştüm. Maslak 4’de görüştük. 5 milyon dolar istendi, reddettik. 7-8 gün sonra bir daha görüştük, yıkım riskini hatırlattı ve yine reddedince, yıkım kararı çıkartıldı” şeklinde beyan vermiş. Şimdi bu beyanların haricinde dosyada bir ses kaydı var. Bu kayıtta 5 milyon dolar rüşvet meselesi görüşülüyor, ve AVM ortağı tarafından. Kayıtta isminiz geçmiyor. Fakat takip ettiğiniz ve iddia olan rüşvet meselesiyle ilgili anlatımları destekleyen bir konuşma. Hem AVM ortakları, farklı ortakları hem avukatları hem danışman mimarları sizin rüşvet talep ettiğinizi ifade ediyor. Birbirinden bağımsız profesyonellerin tamamen size iftira attığını mı düşünüyorsunuz? Neden hepsi benzer rakamlara ve aynı toplantılara işaret ediyor?
Bir; benzer rakamlar değil. Biri 5 diyor, biri 3 diyor. Avukatın oğlu Serdar 3 diyor. Gelmiş benimle görüşmüş, 5 demişim. 5-6 dakika sonra “Sen iyi çocuksun” demişim, 3 demişim. 5 diyen var, 3 diyen var, 1 diyen var, 150 diyen var, otopark diyen var, otobüs diyen var. Hepsi çelişik, kurgu. İşin özü şu: İlk önce Sefer Kocabaş geldi bana. Telefon açtı geldi. Ve ben şöyle söyleyeyim: Benim benimle görüşmek çok kolaydır, böyle açayım da üç gün dört gün sonra randevu diye bir şey yok. Gelen benimle görüşür, randevu almasına da lüzum yok. Kapım açık, günde 20-25 kişiyle görüşürüm. Çünkü doğma büyüme Bakırköylü olduğum için gelenim gidenim oluyor. Sefer Kocabaş geldi. İfadesi şu bana: Geldi dedi AVM'nin danışmanlığını aldım, tebligatı inceledim, her şey yasal, her şeyin dedi yapı kayıt belgesi var. Ben de orda dedim ki ben yazılarımda yapı kayıt belgesi olduğunu yazdım, tebligatın gereğini yapın dedim. İkna edemedi beni, gitti. Daha sonra Asım İplikçioğlu'yla geldi. Onlarla bizim her şeyimiz yasal... Onlara dedim ki “Tebligata cevap ver.” Onlara bu sefer Anayasa Mahkemesi'nin bu kararını verdim. Bakın dedim Anayasa Mahkemesi böyle diyor. Bunun üstüne bana dediler ki “Biz 'la görüşmek istiyoruz.” Dedim “Ya Ertan'ın bu işle ilgisi yok.” Ya dediler "Sadece görüşelim" dediler. Daha sonra iddianameden öğreniyorum ki; müştekiilerden biri, AVM'nin sahiplerinden biriyle Ertan Keleş (Yıldız) altlı üstlü oturuyorlar, bir binada oturuyorlar. Bunu ben daha sonra öğrendim. “Ertan, haftada bir gelir” dedim. Salı mı Çarşamba mı gelir. Ben ama daha evvel Ertan'a bir anlattım, bak dedim böyle bir tebligat var. Ya benimle dedi niye görüşecekler? Seninle dedim görüşmek istiyorlar. Benim Ertan'la da tanışmam 2024 Şubat. Yani Ertan'la yeni tanışmışız. Benim bilgi birikimim nedir, onu da bilmez. Ertan, aynen şunu dedi: "İnsanların can ve mal güvenliği önemli. Gerekeni yapın" dedi. "Performansına puan getirin" dedi. Hatta orada birbiriyle tartıştılar. İşte kendi kapı kayıtlı yapı kayıt belgesi tutturdular, gidiyor. Sertleşince, bunun üstüne Erkan Bey, "Bizim de hukuk müşavirlerimiz var, onlarla görüşürsünüz." dedi. Daha sonra Süleyman bana geldi, bilgi verdi. "Burada yapacak bir şey yok, bunun gereğini yapacaklar." dedim. Daha sonra ifadelerde var. ve ’nun ifadesidir; diyorlar ki "Ertan, , 'i aramış. Demiş ki, avukatlar benimle görüşmüyor." ve Alaattin Kamberoğlu, avukatlarına talimat vermişler, "'le görüşün" diyorlar. Ben yokum. Ben hiçbir zaman onları ’e göndermedim. İfadeleri de okumanızı istiyorum. Beyaz'ın ifadelerini okuyun, orada "Onları yönlendiren biziz" diyorlar. Şimdi benim hakkımda ifade verenler kim? , , , Selahattin Özgül, . Bunlar AVM'nin sahipleri. Avukatlar kim? Asım İplikçioğlu, Serdar İplikçioğlu kim? AVM'nin avukatları. Aralarında bir hizmet alıyorlar, ücretli avukatlık yapıyor. Kimi sefer Kocabaş kim, haberinin danışmanlığını yapıyor. Benim hakkımda ifade verenler hep AVM'nin işvereni ve AVM'nin çalışanları. Bana elbet bir yük olacaktı. Ben bir AVM'nin vahametini, yüksek riskli durumunun ortaya çıkmasına vesile oldum. Bu öyle kolay hazmedilecek bir şey değil. 10-11 kişinin canı ile ilgili bir soru. Çok önemli, ben önemsiyorum. Teknik eleman olarak da depremden sonra bölgelerde inceleme yaptım. İnsanların yaşadığı acıları gördük. İnsanı fiziksel gördük, tükenmişliğini gördük. Bunu burada bazı arkadaşlar çok daha iyi bilir. Hatay'da burada 2 aylık, 3 ay görev yapanlar var. O deprem anını yaşamak çok önemli. Kurtaran da susuz kaldı, böbreği şu oldu. Yani "Kurtardık" da diyemiyor. O anlamda buradaki iftiraların hiçbirini kabul etmiyorum. Diğer soruya geçeyim; benim bunlara verecek bir cevabım yok. Konu yargıya havale edilen bir evrakla işlem yapamazsın. Bütün süreçler bitecek ki…
Zaten karardan öncesinden bahsedecek. Bu, karardan önceki yapılan görüşmeler olduğu için; o aşamada eğer yargı aşamasına yansıyan bir yargı kararı yok ama
Ama yargıyı biliyorum, çünkü dosyayı incelediğimde 2 tane zabıt gördüm. Yargıya çektiğini biliyorum. Evraklar da benim. Zabıt var. TCK 184'ten suç duyurusu var.
197 milyon TL bir ceza söz konusu. Bu ceza neye göre belirlendi?
Ben, encümen üyesi değilim ama mahalli idareler sisteminin bir ücret skalası var. Ona da baktım, iddianamede net inşaat alanını alarak hesaplamışlardı. Bundan da verdim. Ücretin nasıl hesaplandığını, encümenin bir başkanı var, 3 tane meclis üyesi var, 4 tane de program var. Bugüne kadar hiçbir encümen toplantısına girmiş değilim.
Yani belirleme yetkisi encümende, doğru mu?
Evet, ama ücret skalasına baktım. Bu iddianamede görünce inşaatın net bir emsal alanı üstünden asıldı.
Şu yönde iddianamede bir istinat da var, ya herhalde ondan dolayı sorun yok. İddianamenin değerlendirme kısmında istendiği iddia edilen rüşvet bedelinin TL karşılığı…
Ben önce şöyle düşündüm: "Olmayan perde kadar yapmışlar" diye düşündüm. Çünkü biz bunu önce 197 saymıştık. Sonra skalasına bakınca baktım ki net bir inşaat alanı üstünden hesaplamışlar. Başkana verdim şeyi.
Bu AVM yıkım kararına ilişkin AVM yönetiminin idare mahkemesinden yargılamak hangi aşamada?
Yürütmeyi durdurma usul yönünden herhalde hukuk işleri... Biz işin yargı aşamasında yokuz.
Daha demin şeyden bahsettiniz ya, onları davayı kaybettiği
O güncel, bu 2024'le ilgili henüz kesinleşen bir karar yok ve hala devam ediyor yargılama. Doğru mu?
Herhalde bizim hukuk işleri müdürü şeye karar itiraz etmiştir. Süreci tam bir itiraz etmiştir, onu hukuk işleri takip ediyor.
Şimdi bu Süleyman'ın belediyemizle ilgili resmi sıfatı var mı? Çünkü geçen haftaki beyanlarınızda şöyle bir bahsettiniz: "Ertan yönlendirmesiyle size bilgi verdi, “AVM için karar alalım” dedi ama sizin aldırmadığınızı hem kendiniz beyan ettiniz. Süleyman'ın belediye nezdinde resmi görevi veya sıfatı yok…
Resmi yok. Zaman zaman zaten imarla ilgili ona birtakım şeyler soruyordu.
Hani size yönlendirmiş de sonuçta size yeni fikir de veriyor.
Bu yönlendirmesinin sebebi şu: 24 Haziran'daki tebligata kapasite AVM itiraz ediyor ya. O da demiş ki, "Ya şu tebligata bir bak, nedir?" Bana geldi önerin. Ben telefonu sana... Polis deyince dedi ki "Karot aldım." Ya, binanın beton kalitesiyle ilgili benim de bir sorunum yok. Beni niye kanıt alacak ki? Ben binada yapısal elemanlar var mı, yok mu? Projede olan perdeler var mı, yok mu? Yangın merdiveni, asansör çekirdeğindeki perdeleri var mı, yok mu? Dedim. Ben onları dinlemiyorum. Ben niye...
Bahsettiğiniz konu, aslında proje aykırılığı oluyor. Çünkü burada AVM sahipleri bir rapor alırken 167 tane karot örneği verdim, işte depreme ilişkin rapordur. İTÜ’den gelen raporla Depreme dayanıklı olduğu belirtilmiş. Eğer burada amaç hasıl olması yönünden bakarsak, AVM sahipleri örneği aldırıp deprem raporu aldırmış ama siz yıkım kararı verdiğiniz zaman ciddi bir karar, ciddi bir ekonomik vesaire. Ama bir karot örneğiyle olmamış. Yani bu konu hakkında ne diyorsunuz?
Projede yer alan, çoğunluğu 8 metreye 30 santim, bir kısmı ise 16 metreye 30 santim olan ve 1998 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne göre projeye konulması zorunlu perdeler koyulup da yapılmasa, o yapının performans raporu olur mu? 192 tane betonarme perdeyi yapmıyorsun, temelden çatıya kadar 6 kat boyunca sonra da bana "Yapının performans raporu budur" diyorsun. Herhalde bizim aklımızla dalga geçmiyorlar; karşılarında çocuk yok. Bu süreçte bin tane teknik eleman gelip de bana bunu anlatmadı. Normalde proje müellifi var, statik projeyi yapan kişi ortada yok. Yapı denetçisi var, o niye gelmedi? O da gelmedi. Bir kişi bile gelmedi. Proje mühendisi bana ne diyecek? "Ali Rıza Bey, ben bu 192 tane betonarme perdeyi yönetmelik gereği projeye koydum ama yapmasak da olur" mu diyecekti?
Projeye aykırılık ortaya çıkıyor ama deprem meselesine gelince hemen dayanıklılık üzerine bir rapor sunuluyor. Siz belediye olarak böyle ciddi bir karar verirken neden karot örneği alınmıyor mesela; ben bunu anlamaya çalışıyorum.
Perde olmayınca tercih hakkı kalmıyor. Yaptığı bir iki perde varsa, o perdelerin iyi olması binanın güvenliğini sağlar mı? Perde piyasada yok.
Raporun tümünde buna atıf yapılarak "uygun" raporu verilmiş.
O raporu ciddiye almayın. Ben, beton konusunda çok iyiyim. Kınalı-Mahmutbey otoyolunda çalıştık; dökülen betonun çimentosunun nereden geldiğini anlardım. 2004 yılında C35 beton elde etmek, hazır betonu biliyorsanız çok zordur. Bunlar bir de C50'i tutturmuşlar; imkanı yok diyorum. O kadar emin konuşuyorum, C35'i tutturmak bile zorken C50 beton dediler. C50 betonu nerede kullanırsın biliyor musun? Nükleer reaktörlerde. Nereden bulup dökeceksin? Projeyi yapmayan adam, betonu düzgün dökebilir mi? Ben burada inşaatın beton mukavemetini tartışmıyorum; ortada bu elemanlar (perdeler) yok.
Bulunanlardan karot alsam ne olacak, almasam ne olacak?
192 tane malzeme yok. 1985 yılında mezun oldum, 2 yıl İngiltere'de kaldım. Geldiğimden beri yaşamımı inşaat mühendisi olarak kazanıyorum. İnşaat mühendisliğini sadece para kazanılacak bir iş olarak görmedim; insanın yaşamına müdahale eden ve güvenli yapılar sağlayan bir meslek olarak gördüm. Şunu anlatmak istiyorum, bu çok önemli: 1999 depreminden önce İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka yerleşkesinde, İnşaat Mühendisleri Odası'nın düzenlediği "İstanbul ve Deprem" sempozyumuna katıldım. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nı orada gördüm. Orada yer bilimcileri ve yapı mühendisleri İstanbul gerçeğini anlattılar. O panele günlük katılımcı sayısı kaçtı biliyor musunuz? Sadece 25 kişiydik; biri de bendim. O sempozyumu kitap haline getirdiler, İnşaat Mühendisleri Odası'nda vardır. Ben bu işi bilen birisiyim; sıradan bir mezun değilim. Projeye baktığımda sadece statik hesap yapan biri değil, şantiyeciyim. Projeye baktığımda aksaklık olan yerleri görürüm.
Ek olarak bir şey söyleyeyim: şey dediniz ya, beyanlarla ilgili. Aleyhime beyanda bulunanların tamamı AVM'nin ortakları, avukatları ve mimari danışmanıdır. ile Şubat 2024'te tanıştım. 'in belediyede herhangi bir resmi görevi yoktu; ancak bazı konularda Süleyman'dan bilgi alırdı. Anladığım kadarıyla Ertan ile bir AVM’nin görüşmede ortamı hararetlendi dediniz ve Ertan bu durumu kabul etmedi.
de bahsettiğiniz AVM ortaklarıyla benzer yönde beyanlarda bulunuyor. O neden bu şekilde anlatmış? O da kendilerinden daha önce 5.000.000 dolar değerinde gayriresmi para istendiğini söylüyor.
Bu görüşmede de ses kaydında var.
O ses kaydında benim ismim yok. Ses kaydında ağabeyli kardeşli konuşuyorlar; bakın ağabeyli kardeşli konuşuyorlar. , müşteki olanlardan birinin oğluyla da yakın arkadaş. Selahattin Özgün’ün oğluyla da arkadaşlığı var; iddianameleri okuyorum." Benim sorunum bak, benim dik durmam. Ben dik durmasam bu iş olmazdı; ben dik durdum, gerekeni yaptım. Ben insanların can güvenliğini tehlikeye atacak halim yok."
Eylem 24 ile ilgili Ali Rıza Bey... Şimdi burada Beyazların o bölgede bulunan bir arsa dizini var herhalde bir cadde üzerinde. O arsalarla ilgili yeşil alan kararı aldırdığınızı söylediniz; hani o bölgeyle ilgili. Şimdi bu yeşil alan ilan edilen alan var ya, yedi dönüm arazi Beyazlarla ilgili; bu yeşil alan alınan karar, arazinin hangi bölgesinden alındı? Hangi köşesi mi, ortası mı, sağ tarafı mı?
O iki dönümü alıyorsun, DOP var; Düzenleme Ortaklık Payı’na göre. Ordaki parsellerin metrekaresine göre her bir parselden ona göre yer alıyorsun. Yani bir parselden iki dönüm almıyorsun veya üç parselden almıyorsun. Orada kaç parsel var? 10 parsel…
Toplama şeklinde, orana göre muhtemelen bir rakam çıkartılıyor. Beyazlardan kaç dönüm alınmıştı veya kaç metrekare?
Veya peki bu yeşil alan ilan edilen bölge var ya, parselden bahsediyoruz sadece bir arazi değil; bu Beyazlar nezdinde, eyleme konu olduğu sürece, bu yeşil alan ilan edilen bölge arazinin hangi bölgesinde? Ve imara, emsale engel durum oluşturuyor mu?
Bunun batısında oluyor; orada da bir Bakırköy Belediyesi'nin sosyal tesisi var. Sosyal tesisle o ada arasındaki yer alındı buna; parselden alınmadı.
Anladım, genel toplam herhalde bir adayı ilgilendiren bir şey. Peki bu yeşil alan ilan edilmesi bu arazinin emsalini etkiliyor mu imar anlamında?
Hayır, emsali bunun iki; yani tapu alanı çarpı iki. İster 10 kat yap, ister 5 kat yap...
O noktada şöyle, o yükseklikten bahsetmiyorum; 7 dönümden 2 dönüm çıkarılınca... metrekare 5 bin metrekare çarpı 2 mi yoksa 7 bin çarpı 2 şeklinde mi devam ediyor? Yoksa yeşil alan ilanından sonra emsal mi değişiyor?
Bir de o şeyden bahsettiniz, o Bakırköy bölgesiyle ilgili kendi beyanlarınızda; tüm Bakırköy nezdinde altı kata düşürmüşüz imarı 2002'de...
Ortalama beş, altı kat. O bölgelerde beşten altıya herhalde bu kentsel dönüşüm teşviki kapsamında vesaire... Şimdi bu bahsettiğiniz aynı caddeden bahsediyoruz, Beyazların arazisinin bulunduğu yer de orada 2002 yılından herhalde gelen bir hak var 10 kat şeklinde. Daha sonra gelen bir 6 kat meselesi olduğu için bunlar da 10 kat da ısrar ediyorlar, doğru mu?
Ben genel şöyle, ben yanlış anladım herhalde düzelteyim yanlışsam: 2002 yılından gelen bir haktan falan bahsettiniz. Normalde bahsettiğimiz yer de 10 katlı, doğru mu? Daha önce önü de 5'ti; süreçle ilgili, sonra kentsel dönüşüm kapsamında teşvik olsun diye bir kat çıkartıldı. Bu bahsettiğimiz arazilerin hepsi, yani bütün imarlar 6 kat şeklinde belirlendi. Bundan ötürü de bu Beyazların arazisinin bulunduğu yerdeki katlar da herhalde 6 kat diye belirlendi, doğru mu?
Daha sonraki süreçte tekrar 10 kata çıkardığınızı beyan ettiniz. Bunu neye göre...
Ben çıkarmadım, Büyükşehir Belediyesi çıkardı. Onu anlatayım... Şimdi 2002 plan...
O şu bize sunduğunuz şu değil mi? Şu bahsettiğiniz yer...
Tamam, anlatmaya devam edebilirsiniz. Görselle daha iyi olabilir anlaşılması adına.
Şimdi 8 Mart 2024 tarihinde Bakırköy Belediyesi 1/1000 planları yaptı, Anakent'e yolladı. 5. ayda Büyükşehir Belediyesi planları bize yolladı. Bizim görevli olduğumuz, Ispartakule'nin görevli olduğu. Geldi Ispartakule, bunların 40 sayfa plan notları var. Planlamaya dedim ki: "Bize bu planlarla ilgili çalışma yap." Onlar o çalışmayı yaptılar. İşte o şu sarılı olan yerler 5 kattı, onları 6 kat yaptık. Sıra bu caddeye geldi. Onlar gibi böyle gösterecek olursak değil. Dediler ki: "Burada Fevzi Paşa Bulvarı'nda beyazlar olan arsa 10 kat. Ondan sonra Ağaoğlu'nun olduğu yer 5 kat, Özgürler'in olduğu yer aynı cadde üzerinde karşıya 5 kat." Caddenin ortasında bir parsel 10 kat, diğerleri 5 kat. Bakırköy'deki katları 6 kat yapınca dedik ki: "Şu 5 katları da 6 kat yapalım. Caddeyi komple 6 kat yapalım." Onun üstüne 6 kat kararı aldık bütün planlarda. Bunu Anakent'e yolladık, Büyükşehir'e. Büyükşehir Belediyesi dedi ki: "Burası" dedi, "İki kere dedi 10 kat. Ya bütün biz 8 Mart tarihli planlardan gidiyoruz. 10 katsa 10 kat hiç itiraz etmedik, niye? İmar artmış. İmar emsal 2. 10 kat da yapsa, 15 kat da yapsa imara hiç itiraz etmedik. Gelelim orada 18. madde uygulaması yaptık. Parsel, 18. madde uygulaması yaptık.
Yeşil alan, tamam.
Yaptık, yeşil alan ayırdık tam ortada bir parsel. Şu maviyle beyazlı olan alan, şu mavi alanı orada biz yeşil bıraktık. Büyükşehir daha sonra planlardan öğrendik orayı da...
Büyükşehir dedi ki: "Aynı yerde iki defa 18. madde uygulaması olmaz." 18'i iptal etti ama mavinin yanına bir parsel yeşil alan bıraktı, gerisini diğer parsellere imar olarak verdi Büyükşehir.
Oraya bir parsel yeşil alan bıraktı, gerisini gene parsellere imar olarak verdi Büyükşehir.
Geçmiş olsun öncelikle. İddianamede, 'in hiyerarşisi altında bulunan örgüt üyesi olarak tarif ediliyorsunuz. O yüzden soruyorum bu soruyu da: 'le yüz yüze en son ne zaman görüştünüz? Tutuklanmadan önce?
Görüştüğümü hatırlamıyorum. Zaman diyorsun da. Belki Meclis’te görmüşüzürdür ya. Oturup bir konuşmak ama telefonda 1 kere aradım. Bir yeğenim tenis oynuyorlar, Avrupa'da kupalara gidiyorlar. Bir saha talebim oldu Anadolu Yakası'nda. Onu da yapamadı.
Bir ikinci sorum; size hiç kimse talimat verdi mi olacaktı ama zaten bu konuda cevap vermiş oldunuz. Yine soracağım ama aslında cevap verdiniz ama: Capacity, Kartaltepe projesi veya Bakırköy'deki başka bir projeyle ilgili sizden hiçbir talepte bulundu mu?
Hayır, ben Fatih Bey hiçbir talepte bulunmadım. Fatih Bey'le dedim ya mecliste belki bir araya gelmişimdir. O dönemde meclisi takip edemedim başkan yardımcısı olduğumdan dolayı.
İddianamede yine sizin gibi de 'in hiyerarşisi altında bulunan örgüt üyesi olarak gösteriliyor. Yine bu soruyu da bu yüzden soruyorum: Hiç 'le 'i yan yana gördünüz mü?
Yine bir son bir soru olarak soracağım. Evet. Sizi, 'i hukuk danışmanı olarak 'ın tanıştırdığını söylemiştiniz ifadenizde. da ifadesinde "10 yıldır, uzun süredir tanıdığınızı’ söylüyor. ve arasındaki ilişki nasıl bir ilişkiydi? Yakın mıydı? Nasıldı?
Ben onlarla bir araya gelmedim. Çünkü Ertan Yıldıız da beni tanımaz. Benim teknik bilgimin ne olduğunu bildiğini zannetmiyorum, bilmiyor. Ama teknik bilgim oldukça yüksektir.
Öncelikle geçmiş olsun. İnşallah tutsaklığınız yakında biter, herkesin biter. Şimdi 1999 senesindeki 25 kişinin katıldığı toplantıya katıldığınızı...
O zaman sizin 1996 senesinde Birleşmiş Milletler tarafından, Sayın Başkan, şeye zapta geçsin diye ben bunu soru şeklinde... 1996 senesinde Birleşmiş Milletler tarafından İstanbul'da yapılan Habitat gündemi ve İstanbul deklarasyonunun bir devamı olduğunu biliyorsunuz değil mi 99'da yapılanı?
Anlatacağım çünkü. Çünkü orada İstanbul yerleşimi, depremi, Birleşmiş Milletler bunu tertip etti. Biz de, ben de yönetim kurulu üyesiydim, bizzat yöneticiydim. Teknik Üniversite'nin o tarafları bütün trafiğe kapatılmıştı. Ve o toplantıya bir kişi vardı ki hiç gelmemişti, zannedersem 99'a da gelmemişti, onu daha sonra söylerim. Şimdi depremin ne kadar önemli olduğunu anlattınız. Ve bu 96 senesinde 94 sayfalık bir bildiri şeklinde yayınlanan kitapçık bütün belediyelere dağıtıldı. Yani nerede bir konut yapılacak, nerede konut yapılmayacak, nerede bu konut inşa edilecek, nerede edilmeyecek bütün bunlar hepsi Birleşmiş Milletler tarafından Türkiye'de yapılan bu sempozyumda, Habitat 2 sempozyumunda tartışıldı. Buna uyuldu mu?
Uyulmadı. Peki o dönem, o dönem belediye başkanı kimdi? Ben söyleyeyim: Recep Tayyip Erdoğan. Teşekkür ederim.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
