Bey, Eylem 13 kapsamında şu ana kadar dinlediğiniz sanıklardan bugüne kadar —yani daha önceden— tanıştığım tek kişi sizsiniz. Ve sizinle de 2019 yerel seçimler sonrasında, siz İBB'de çalışmaya başladıktan sonra tanıştık. Doğru mu?
Ulaş Yılmaz Çapraz Sorgusu
Siz yani özetle altı yıldır İBB'de çalışıyorsunuz.
Ve bu süreç içerisinde de İBB'nin dijital iletişim projelerinde kamu görevi yapıyorsunuz.
Bu projeler içerisinde herhangi bir dijital işin geliştirilmesi sürecinde herhangi bir tahribin olduğuna şahit oldunuz mu?
Teşekkür ederim. İkinci sorum; yine Eylem 13'te geçen ama şu ana kadar görmediğimiz önemli bir sanıkla ilgili: Meşhur ile ilgili. 'ü tanıdınız mı?
Ben kendisini tanımıyorum ama sizinle beraber bir sunuma katılmıştık, oradan hatırlıyorum.
O sunumun konusu neydi?
Sunuma siz davet etmiştiniz. Benim Kadıköy Belediyesi'nde böyle bir sosyal medya çalışması yaptığımı bildiğiniz için... Sunum; sosyal medya tarama, takiple ilgiliydi. Biz Kasımpaşa'dı İBB binasında sunuma katıldık. Hüseyin Bey bir tarama takip programından bahsediyordu. Yani sosyal medyada sizinle ilgili yazılan şeyleri toplayan programlar var; Türkiye'de çok sayıda kullanılıyor, bütün bakanlıklar vesaire kullanır. Yani "Bu konuyla ilgili neler yazılıyor, çiziliyor?" falan diye bir tarayın diye... Çok önemli, sıkıntılı bir paylaşım olduğunda da onunla ilgili müdahale edilmesi gereken bir şeyse ilgili birimler müdahale eder; işte jandarması, emniyeti, itfaiyesi vesaire falan bütün kamu kurumları müdahale eder. Bir de genel olarak analiz çıkartırlar; olumlu mu konuşuluyor, olumsuz mu konuşuluyor vesaire gibi. Hüseyin Bey de benzer bir şey anlatmıştı. Anlatıldığında aklımda kalanlar şunlar: "Böyle lokalde mahallelerin sorunlarını tespit edecek bir şey yakalayabilir miyiz?" Yani mesela "Silivri'nin en çok yakındığı konu nedir?" gibi... Öyle bir sunum yapmıştı ama sunumun içeriği de tarzı da çok şey değildi, verimli gelmedi bana. Olumsuz kanaatimi de zaten sizinle paylaşmıştım.
Yani aslında sanık —daha doğrusu "örgüt yöneticisi "— o günkü toplantıda İBB'ye ve İBB'nin temsilcisi olan kamu görevlilerine bir proje satmak üzere geldi ve bir sunum yaptı. Sunumun sonunda siz bu sosyal medya analiz programının yeterince İBB için uygun olmadığını, fiyatının da uygun olmadığını gördünüz ve kendi kanaatinizi bildirdiniz. Doğru mu?
Kanaatimi olumsuz olarak hem size hem sonrasında bildirdim. Ya sizinle konuştuğumuzu hatırlıyorum, telefonlaştık mı onu hatırlamıyorum; direkt olumsuz olarak bildirmiştim. Zaten beyefendinin bir üslubu da çok rahatsız ediciydi, çok böyle tepeden bakan bir şeyi vardı. Ama sunduğu şey de çok —amiyane tabirle— "tırttı" yani.
Amatör bir şeydi.
Peki sonuçta ne karar verdik ki biz o sunumla ilgili ve o kişiyle ilgili?
Şöyle, sonrasında zaten o şeyin kabul edilmediğini biliyorum. Çünkü ben de şey demiştim: Bunu Türkiye'de çok daha ucuza, çok daha verimli bir şekilde yapacak şirketler var. Ve aynı zamanda İBB'nin elinde zaten çok iyi veriler var. Şöyle veriler var: İnsanlar 153'ü arayıp zaten şikayetlerini bildirmişler. Ben şu an hangi mahallede hangi vatandaş hangi şikayeti bildirmiş; çukur mu var, çökme mi var, sosyal yardım talebi mi var... Bunlar zaten var. Bunun için ayrıca bir tarama takip programına ihtiyaç yok. Böyle bir geri dönüşte bulunmuştum. Sonra da zaten bir daha çalışılmadı diye biliyorum.
Peki yani özetle; amiyane tabirle "sepetlediğimiz" bir beyefendi, burada şu anda bizim yöneticimiz olarak buraya konduruldu. Doğru mu?
Evet. Hatta savcılıkta da ifademi vermiştim. Yani "Şu adam bir sunum yapsa da kurtulsak" falan diye bir algımız vardı sadece.
Sadece o değil Sayın Başkan. Bildiğiniz gibi aynı beyefendi casusluk davasına neden oldu ve ben casusluk davasından dolayı da tutuklandım. Teşekkür ederim.
Bununla ilgili birkaç delil de var, son üçüncü eylem içerisine de yerleştirilmiş. Benim mühendis olan bir arkadaşımın da onunla ilgili yazısı var. Şurada bir, evet Engin Bey'le yazışmamız var; o da olumsuz kanaatini vermiş, birlikte uzlaşmışız, sonrasında paylaşmışız.
Ulaş Bey, öncelikle çok teşekkür ederiz. Bizim için birçok konuyu açıklığa kavuşturmuş oldunuz. Biz sizin 2019 yılı itibarıyla İBB'nin iştiraklerinden İSTON'da çalıştığınızı anlıyoruz ifadelerinizden. Bu bağlamda sormak istiyorum; çünkü iddianamede İletişim Koordinatörlüğü üzerinde gizemli bir hava yaratılmaya çalışıldığı kanaatindeyim. Bunun yavaş yavaş açıklığa kavuşması için ilk size sormak isterim. İletişim Koordinatörlüğü ne iş yapar? Burada kimler çalışır? Bu konudaki bilginizi bizimle paylaşmanız mümkün mü acaba?
Elbette, Savcı Bey de sormuştu, Cahit Bey. Ben ona da anlatmıştım. Şimdi orası, keşke bir gidip bakma şansına sahip olsalardı, orası İBB tesislerinin yer aldığı bir ünite gibi düşünün. Burada Miniatürk var, en çok bilineni Miniatürk'tür. Her gün orayı on binlerce kişi ziyaret eder. Onun yanında Beltur var, onun yanında otopark var, onun yanında İletişim Koordinatörlüğü var, onun yanında müze var, onun yanında İstanbul Kitapçısı var gibi bütün İBB birimlerinin kullandığı bir alan. İletişim Koordinatörlüğü de İBB'nin tüm iletişim ekiplerinin ve yöneticilerinin kullandığı bir ortak alan. Yani birilerine tahsis edilmiş özel bir çalışma alanı değil. Herkes orayı rahatlıkla gelip kullanabilir. Bütün iştirakler ve bütün daire başkanlıkları iletişimle ilgili ihtiyaçları söz konusu olduğunda oraya gelirler. Yani bir broşür basılacak, bir tasarım yapılacak, outdoor'da bir şeye çıkılacak, metro ekranlarına bir şey gösterilecek vesaire gibi bir de birçok iştirak şirketinin ve birimin birlikte çalıştığı işler söz konusu oluyor. Toplantılarını genelde orada yaparlar. Lokasyon olarak orada yaparlar, zaman zaman kullanırlar. Üç dört tane toplantı salonu olan, zaten bütün camları şeffaf hani kimin nereye girdiği anlaşılabilecek öyle gizli saklı bir alan değil. Öyle bir ortak kullanım alanıdır. Bu arada o işlev zaten 2004 yılında, yanlış hatırlamıyorsam Kadir Bey zamanında o şekilde işlevlendirilmiş, aynı işlevle de devam ediyor. Çalışanları da hepsi farklı iştirak şirketlerinden vesaire olur. Genelde bir koordinasyon sağlamak, bir bütünlük sağlansın diye oluşturulmuş bir şeydir, çalışma alanıdır. Özel bir alan değildir yani birilerinin özel kullandığı alan değildir.
Teşekkür ederim. Bir sorum daha var size. Ulaş Bey, 31 Ekim 2025 tarihinde Sayın Savcı Cahit Cihat Sarı huzurunda ifadenizi verdiğinizi görüyorum. İfadenizde size birinci soru olarak " ile olan bağlantınız nedir?" diye sorulduğunu ve sizin cevaben "'u İBB'deki pozisyonundan dolayı tanımaktayım. Kendisi benim yöneticim değildir. Benim sorumluluğum İSTON şirketinin yönetimindedir" dediğinizi görüyorum. Amma velakin iddianamenin 3341. sayfasına geldiğimizde sizinle ilgili şöyle bir ifadeye yer verildiğini görüyorum: "Şüphelinin, 'un üs olarak kullandığı 'iletişim çadırı ekibi' olarak adlandırılan yerde faaliyet gösterdiği." Şimdi hal böyle olunca tabii ki sizin bu sorgulama tutanağı sonrasında iddianamede de böyle bir kanaat yazılınca biz hangi delil ve bulguyla bu kanaate varıldığını merak ediyoruz. Ama siz biraz evvel aslında ifadeniz sırasında ve biraz evvel soruya cevap verirken iki noktaya dikkatimizi çektiniz. Bunlardan birincisi, ifadeniz sırasında dediniz ki "Aslında ben size arz ettiğim bu hususları teknik olarak Sayın Savcı'ya da uzun uzun anlatmıştım." Ancak sizin bu teknik açıklamalarınızı biz bu sorgulama tutanağında açıkçası göremiyoruz. Sonra biraz evvel sorumu cevaplarken dediniz ki "Ben aslında İletişim Koordinatörlüğü ile ilgili bu ifade ettiğim hususları Sayın Savcı'mıza da açıklamıştım" dediniz. Ancak biz sorgulama tutanağında bunu da göremiyoruz. Şimdi hal böyle olunca bizim de aklımıza şu soru geliyor: Acaba bu sorgulama tutanağına yansımamış, Sayın Savcı Cahit Cihat Sarı tarafından size müvekkilim tarafından sorulmuş başka bir soru veya onun hakkında söylenmiş başka bir söz olabilir mi acaba?
Yani özel bir soru hatırlamıyorum ama şöyle bir şey zihnimde kalan bir özet olarak söyleyeyim. Savcı Bey'in kafasında bir kurgu var. Her şeyi bir yerlere bağlamaya çalışıyor ve ona uygun bir yanıt aldığında ilerliyor ama konuyu anlamaya yönelik tavrı daha zayıf. Bir konu anlatıyorsun; misal Google Tag Manager'ın nasıl bir işlevi olduğunu anlatıyorum, bu konuya çok odaklanmadı ve "Bu talimatı kimden aldın?" diyor. "Bu talimatlık bir şey değil, ben normalde kendim koydurturum bunu" diyorum. Bundan bir talimat almama, herhangi bir yerden bir şey alıp bir yere vermeme gerek yok ki. Ama ısrarla bir talimat, bir zincir, başka bir şey kurmaya çabası söz konusuydu. Murat Bey ile de benzer sorular sordu. Yani "Murat Bey'in talimatıyla mı bu kodlar konuluyor?" vesaire. Murat Bey'in talimatla ilgileneceği bir konu değil, o çok basit bir şey yani. Öyle bir ilişki, öyle bir yapılanma söz konusu değil diye ben kendisine de anlattım. Yani zihninde bir kurgu var, o kurguya doğru şey yapmaya çalışıyor. Bilimde şöyle bir şey vardır; tümevarım, tümdengelim yöntemleri vardır. Kafanızda bir tez vardır, o tezin örneklerini buldukça o tezinizi güçlendirirsiniz. Ama örnekler uymuyorsa tezinizi değiştirirsiniz. Savcı Bey tezini değiştirmiyor, örnekleri bükmeye çalışıyor.
Teşekkür ederim, çok sağ olun Ulaş Bey, çok aydınlatıcı oldu.
Meslektaşımız sordu, aslında aynı soruyu soracaktık biz de; bu iletişim koordinasyon binasıyla ilgili olarak. Niye bunu soracaktık? Çünkü bizim müvekkilimizin de bu ekipten olduğu iddia ediliyor iddianamede. Cevap aldıktan sonra o soruyu sormayacağız ama devamında şunu soracaktık: Müvekkilim Yusuf Şahin'i kendisi tanır mı? Bahsedilen binada hiç Yusuf Şahin'i görmüş müdür? Bunun cevabını rica ediyorum.
Ben kendisini 1 defa gördüm. Yine bu Google ile ilgili bir toplantı söz konusuydu, kendisini bir tek orada gördüm. O da ben anlamaya çalıştım yani işlevleriyle ilgili. Çok kısa bir görüşmemiz söz konusu oldu, ondan sonra hiç görmedim.
Yargılanan birçok kişi ve müdafiileri ve de siz, latifeyle de olsa, 13 nolu eylemin en zor ve karmaşık eylem olduğunu söylemiştiniz daha önce. Özünde 13 nolu eyleme iki açıdan bakmak gerekir; bir tanesi metin olarak, ikincisi hukuki olarak. Metin olarak karmaşık, çünkü anlaşılmaz. Çünkü yapılmak istenen zaten anlaşılmak değil. İstanbul... Bu eylemle yargılanan birçok sanık da dile getirdi; İstanbul Senin ile İBB Hanem projelerinin, uygulamalarının nasıl birbirine karıştırıldığını anlattılar. Dolayısıyla anlaşılır ithamı, anlaşılır kılmak, açıkça belirtmek, sanığın anlayabileceği şekilde anlatmak hiç şüphesiz Cumhuriyet Savcılığı'nın görevi. Cumhuriyet Savcılığı bunu, az sonra söyleyeceğim, sırf özensizlikten veya sırf yanıltılmış olmaktan dolayı da bu şekilde yapmış değil; başka amaçları olduğu çok açık olarak anlaşılıyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın.
Soruya geçelim.
Geliyorum, geliyorum efendim tam soruyla ilgili. Hukuki bir yanı var ama. Eğer heyetiniz 13 nolu eylemi anlamakta güçlük çekiyorsa iki şey yapmalıydı; bir tanesi soruşturma aşamasında iddianameyi kabul ederken bunu nazara almalıydı, iddianameyi iade etmeliydi. İkinci olarak da kovuşturma safhasında 13 nolu eylemden kim yargılanıyorsa derhal tahliye etmenizdi. Bunu yapmıyorsunuz anlamadığınız bir ithamda. Sorum şudur, bunu söylemeden soruya da geçmek mümkün değil; şimdi Sayın Yılmaz ile ilgili olarak hiyerarşide ayrılan kısımda iddianame olarak söylenen evrak yığınında iki tane mail konmuş. Bunlar İstanbul Senin ile irtibatlandırılan casusluk davasında da aynen var. Şimdi denen kişinin malumlarınız casusluk davasında yönetici. burada da yönetici. 'ün eylemleri ve burada yazılı eylemler casusluk davasında Sayın 'na yöneltilen eylemler içerisinde. Yani ...
Avukat Bey, sanığa sorunuz varsa soralım.
Ama sizler de anlamalısınız ki bir yararı olsun sanığın verdiği yanıtın. Soruya geliyorum, bitiriyorum, son üç cümle. 'nun casusluk davası diye bilinen davada tutukluluğa sevk yazısında ve Sulh Ceza Hakimi'nin tutuklama kararında İstanbul Senin uygulaması da var. Yani dolayısıyla buradaki eylem iki ayrı davanın konusu edilmiş durumda fakat sanıkları farklı olacak şekilde. Şimdi Sayın Yılmaz'a soruyorum; bakın iddianamede şöyle bir değerlendirme var hemen sizin mailinizin altında yazıyor: "Şüpheli tarafından sunulan mesaj içeriklerinden ötürü örgüt yöneticisi ile planladığı -sizin planladığınızı iddia ediyor koyu bold yazıyla yazılmış- kişisel verileri ele geçirme ve kullanma projesinin -böyle bir projeniz varmış- doğrudan örgüt lideri tarafından takip edildiği ve örgütün Cambridge Analytica skandalı olarak bilinen veri hırsızlığı çalışmalarını örnek aldığı anlaşılmıştır." Sorum şu; siz böyle bir planlama içinde misiniz?
Ben İstanbul Senin projesinin yazılım geliştirme vesaire hiçbir aşamasında yer almadım. Hiç kimseye bir raporlama, hiç kimseye bir sunum vesaire falan yapmadım. Zaten hani benim çalıştığım pozisyon gereği ben Ekrem Başkan'a... Arada bir sürü şey var yani.
Yani mailinizde zaten yazmışsınız; "Neyse ki Ekrem Başkan sevdi bu verileri" diye.
Zaten 'ın sorusunda da herhalde ile ilgili olan kısmı zaten bize açıklamıştınız zaten, sadece bir sunumda karşılaştığınızı ve projeyi de zaten takdir etmediğinizi hani...
Diğer soruya geçelim isterseniz Avukat Bey.
Aslında daha çok soruyla birlikte heyetinizin özünde, Cumhuriyet Savcılığı'nın bütün bu karmaşayı bir özensizlikten veya yanlış bir bilirkişi raporundan hareketle yaratmadığını; tam tersine hedefin tamamen siyasi saiklerle Sayın İmamoğlu'nu bertaraf etmek olduğu gibi tüm belediye çalışanlarını -günahlı günahsız, genç yaşlı- burada yok sayarak davanın kamuoyu nezdinde inandırıcı kılınabilmesinin bilinen basit ve kınanır bir yöntemini izlemiştir. Çok teşekkür ederim.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
