Sayın Başkan, saygıdeğer heyet, sayın savcım, 68, 70, 117, 118 eylemlerde suçlanıyorum. 68, 70, 117 kamu kurum kuruluşlarını zararına dolandırmak ve şeyde 118'de rüşvet. Savunmama başlamadan önce kimdir, SEV nasıl kurulmuştur, SEV ne iş yapar bunlara değinmek istiyorum. Ben bir iş insanıyım. Ticari hayatıma 1994 yılında, 93 yılının sonunda başladım. İlk şirketimi o zaman kurdum. Sonrasında 2004 yılında, otomotiv ticaretiyle başladım. 2004 yılında bu açık hava sektörü ile tanışmam 2004 yılında oldu. Orada da bir üretim tesisi kurduk. O dönemde yeni başlayan bir sektördü. Daha böyle dijitalleşmenin yeni yeni başladığı bir dönem. Ciddi de bir yatırım yaptık. Yaklaşık o dönem 1,5 milyon dolar civarında bir riske girdim. Sadece borçlanmam o kadar olmuştu. Sonrasında tabii 2013 yılına geldiğimizde bu açık hava sektörüne daha önce açık hava firmalarına daha önce hizmet verdiğimiz için sektörde de girer girmez güçlü de girdik o dönemde. Türkiye'nin birçok böyle büyük kurumsal firmalarına hizmet verdik. Çok yakın ilişkilerimiz oldu. Böyle onların adına satın alma yapan medya planlama şirketleriyle çok güzel çalıştık. Biz Sayın Başkan 7 kardeşiz. Kardeşler de büyüdükçe hepimiz böyle çok güzel bir iş birliği yaptık. Çok güzel bir dayanışmayla da hep de işimizi takip ederek sektörde güzel bir yer edindik.
Alper Aydın Savunması
2013 yılında ben açık hava sektörüne girmeye karar verdim. Tabii 2013 yılında açık hava sektörüne girmeye karar verdiğimde 2011 ve 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki büyük ihalelerin hepsi yapılmıştı. Yani zaten bizim öyle bir hedefimiz de yoktu. Neydi bu ihaleler? İşte metrobüs ihaleleri, billboard ihaleleri. Benim oradaki hedefim bizim bu şeydeki açık havadaki üretimdeki deneyimimizi üretimdeki deneyimimizi böyle büyük reklam alanlarına şey yapmak, büyük reklam alanlarında uygulamak. Tabii yönetmeliğe baktım. Zaten geçmişten de bayağı öncesinde araştırma yapmıştım. Nedir bunlar? İşte metruk bina giydirmeler, onun haricinde işte apartmanların tadilatı, onların üzerindeki işte iskele üzerindeki reklam uygulamaları, işte inşaat parapetlerinin üzeri reklam uygulamaları, bunun gibi kentsel tasarım yönetmeliğinde tamamen yönetmeliğe dayalı uygulamalar vardı. Orada biraz açık da vardı. Sektörde takip ettiğim bir firma da vardı, çok güzel işler yapıyordu. Biraz da böyle tekelleşmiş gibiydi. O firma da herhalde o dönemde finansal sıkıntılarından dolayı, biraz hızlı büyümüşler, onu da götüremediler o dönemde. Açıkçası onları da biraz böyle çok iyi takip ediyordum. Çünkü sektörü de tamamen böyle kötü anlamda söylemiyorum, işlerini de güzel yapıyorlardı, domine etmişlerdi ama nedense finansal şeyinden dolayı götüremediler.
Ben de tabii onu da bir şey olarak fırsat olarak gördüm açıkçası. Ve böyle bir oluşum yapmaya karar verdim. %30 ortağımız vardı Ahmet Uluç. %70 de bana aitti. Tam o dönemde şirket kuruluş aşamasında benim geçmiş dönemdeki zaten bir tane firmam vardı. Alper Otomotiv Reklam diye. Çünkü ilk leasing alırken otomotiv aynı firmamız üzerine şey almıştım, leasing'i almıştım. O dönemde tabii eski otomotiv işi, reklam işi bir de ortaklı bir şeye giriyorum, yeni şirket kurmam gerekiyordu. Son dönemlerinde bize vergi dairesinden iki tane şey geldi. Vergi cezası geldi, böyle büyük miktardaydı. Eski otomotiv işiyle alakalı. Tabii ben de uzlaşmaya gitmek istediler, çok %100 haklı olduğum bir dava olduğu için uzlaşmaya gitmek istemedim. Artı yeni bir firma da kuracağım için şeyimi hisselerimi 'ın adına, kardeşim 'ın adına kaydettirdim. Hatta ben hani bu şeyimde savunmamda tamamen sadece şeyimin savunmamın sonunda yapacağım bir şey haricinde tamamen belgeyle bir şey yapacağım. O yüzden de onun da belgesini size vermek istiyorum. Zaten ticaret sicil kayıtlarında da var ama yine sizin görmenizde de fayda var.
2013 yılından 2022'nin 12. ayına kadar şirketi fiilen Ahmet Uğur'la beraber yönettik. 2022 yılının 12. ayında Ahmet Uğur'dan biz %30 hissesini aldık. Sonrasında da tamamen fiili yönetimini ben yaptım. Bütün anlaşmaları, bütün mecra alım anlaşmalarını, onun haricindeki bütün belediye izin görüşmelerini tamamen ben yürüttüm, bu kararları da ben verdim. Bütün kontrol bende oldu o tarihler arasında. Tekrar söylüyorum; yani 2022 yılının 12. ayına kadar Ahmet Uğur'la ben, sonrasında da tamamen ben yönettim. Oğlum zaten Ali Ferhan Aydın bizim şirketimizde sigortalı çalışıyordu, onunla beraber yürüttük. Ha bu arada tabii dediğim gibi, o tarihler arasında Kültür AŞ ve Medya AŞ ilişkilerini de tamamen ben yürüttüm. Şimdi size Sev'den bahsetmek istiyorum. Sev Açıkhava. Size şeyi göstereceğim, ekrandaki dosyayı açabilir miyiz? Sev Açıkhava kimdir? Burada neler yaptığımızı Sayın Başkan, biz başladığımız günden bugüne gelene kadar, yani ben 19 Mart'ta gözaltına alındım, 23 Mart'ta tutuklandım, o tarihler arasında hep aynı çizgide gittik. Yani yaptığımız sadece bu işler, birazdan size göstereceğim işlerdi. Bir yukarı alabilir miyiz? Biraz yaklaştırabilirsek üst resme.
Burada Sayın Başkan, şimdi burası, bu bina bu arada yeni bir bina. Burası Albaraka Türk binası, hemen Mecidiyeköy'de. Şimdi bu binayla biz görüşüyoruz, ikna ediyoruz ve binanın öyle bir tadilat gereksinimi olduğunu da biliyoruz. Bina ile anlaşıyoruz, biz onlara bir bedel ödüyoruz. Bu bedelle onlar binanın komple tadilatını yapıyorlar. Biz bu arada şunu yapıyoruz; ilçe belediyesinden iskele belgesi alıyoruz. Daha sonrasında da İBB Kentsel Tasarım Müdürlüğüne başvuruyoruz. Bu proje boyunca, iskele belgesi süresince de biz burada zaten, bu binada uygulama yapılırken binanın üzerinde koruma amaçlı “mesh” denilen bir malzeme var, yeşil. Siz de mutlaka görmüşsünüzdür. Hem çok daha şık oluyor hem de daha güvenli oluyor. Hiçbir şekilde zarar vermiyor çünkü çok özel aparatlarla yapılmış bir uygulama bu uygulama. Hiçbir şekilde aşağıya parça düşmüyor, güvenlik sağlanmış oluyor. Ha burada ne olmuş oluyor? Biz projeyi çıkardığımızda burada belki şu anda 80'in üzerinde kişi çalışıyor, binada tadilat yapıyor. İlçe Belediyesi, Şişli Belediyesi yaklaşık herhalde 2 dönem olacak, 2.000.000'un üzerinde iskele belgesi bedeli aldı.
Bununla beraber asıl vurgulamak istediğim noktalardan bir tanesi de Sayın Başkan, bizim tüm kazancımız diyebilirim, yani %95'in üzerinde hep özel proje yaptığımız için hep özel bütçelerle gelir. Özel bütçe dediğim şey şu: Örneğin 2027 yılının bütçeleri, firmalar için 2026 yılının bu aylarında başlar. Bu bütçelerin içerisinde hep network dediğimiz, yani İBB'den veya işte başka yerlerden kenara sabit, uzun dönemli yerlere hep bütçeler ayrılır. Biz hep sene içerisinde ekstra işler çıkardığımız için bizim bütçelerimiz yurt dışına yazılır. İşte o bölgenin, mesela atıyorum Samsung'la alakalı olan kısmını anlatayım; Kore'ye yazıldı. Biz "İstanbul'da böyle bir yer var, çok güzel bir yer var, bununla alakalı 6 aylık 20.000.000 lira bir bedel lazım" deriz ve Türkiye Samsung, Kore genel merkezini ikna eder ve o bütçe Türkiye'ye öyle gelir. Yani baktığınızda bizim kazancımızın aslında %95'i, bütün gelirimizin %95'i tamamen ve tamamen yurt dışı geliridir. Yani tam bir ihracatçı gibi yapmasak da gelen para tamamen bizim buradaki ürettiğimiz projelerle olur. Bu projelerle gelen para ne olur? Böyle binaların yenilenmesi olur, böyle metruk binaların kapanması olur kent estetiğiyle alakalı olarak.
Şimdi 2013 yılında biz ilk girdiğimizde Sayın Başkan, ben Bağdat Caddesi bölgesinde büyüdüm ve çok aslında bu 1994'ten önce de liseyi bitirdikten sonra ben böyle ticaret aşığı bir adamım. Emlak işleri falan da yapıyordum o dönemde. O bölgede otomotiv işleri de yaptığım için o bölgedeki esnaflara, müteahhitlere çok hakim ve çok yakın... Hatırım da birçoğuna geçer. Bağdat Caddesi'nde o dönemde şey de yok, kentsel dönüşüm falan da yok ama çok rağbet görülen bir yer. Bir tane şansımıza kısmetimize bir tane bina çıktı ve o binayla başladık. Aslında Bağdat Caddesi bizim genel suçlamalarımız Bağdat Caddesi'yle alakalı. Bina çıkınca bizim, sonra bir ikinci bina olunca biraz da orada prodüksiyon tarafında da iyi olduğumuz için Bağdat Caddesi aslında biraz özdeşleşti. Yani ilk başlatanlar firmaların başında geliyoruz orada. Sonrasında yeni oluş, yeni yerlerde de hep bizlerden fiyat alındı. Sonrasında bu parapetin haricinde bir duyum aldım ben, Mecidiyeköy'den bir tane sağır duvar dediğimiz yani bir binanın yan hiçbir üzerinde bir şey olmayan tarafı, bu da zaten tamamen izinli yerler oluyor.
Belediyenin, İBB'nin o dönemde şeylere yazı yazdığını öğrendim apartmanlara. Yazıda şunu söylüyor, üç tane pantone rengi göndermişler. Bu pantone renginde diyor ki: Üç renkten bir tanesini şu tarihe kadar, işte bir yıllık bir zamanlama vermiş. Bu binanın dış cephesini boya. Boyamazsanız biz belediye olarak biz boyayacağız ve binaya rücu edeceğiz. Ödemezseniz de binaya şerh koyacağız. Resmen böyle bir yazı yazmış o rahmetli Kadir Topbaş döneminde. Ben de bunu bir fırsat bildim. Binalara tek tek gittim. O dönemde çok yanımızda kişi de çalışmıyor. Tek tek gittik binaları ikna ettik. Birkaç binayla başladık, ilk etapta. İlk birkaç binaya başladıktan sonra o dönemde de tabii Mecidiyeköy bölgesinde pilot bölge seçmişler. Yani Zincirlikuyu'dan Çağlayan Adliyesi'ne kadarki bir pilot bölge seçmişler. O bölgede bir anda biz, tabii İBB'ye de gittik anlattık o dönem genel sekreter yardımcısı vardı Mevlüt Bey, gittik ona anlattık. Hani izinlerimizin hızlı çıkması hususuyla alakalı. Belediye de çünkü onları da anlatırken şunu söyledik, dedik ki: Hani kimse yaptırmıyor, bu arada yazıyı gönderdikten altı ay sonra oluyor bu şey. O bölgede de hani İBB'nin kendisine göndermiş olduğu yazıya biraz apartmanlarda sinirlenmişler, hani siz nasıl bizim binamıza şey koyarsınız hani falan diye.
Sonrasında biz dedik ki: Sizin vatandaşla karşı karşıya, orada bina sahipleriyle karşı karşıya kalmayın. Bizim elimizde böyle yurt dışından hani markaları getirebileceğimiz üç modeli var hem o bölgede hızlıca bir çalışma yaparız dedik ve onlar da çok anlayışla karşıladılar. Biz hızlıca Mecidiyeköy bölgesinde yaklaşık üç yıl boyunca çoğu binanın komple restorasyonunu yaptık diyebilirim. Önce binanın işte dış cephesiyle başladık, sonrasında tabii bütçeler arttıkça gelen talep çok olunca bütçeler de arttıkça bu sefer binaların içlerini de yapmaya başladık. Son dönemlere doğru hem dış cephenin yapımı hem binanın içini yapımı ekstra apartmanların aidatlarının, giderini karşılamaya kadar çıktı şeyler. Yani böyle böyle kendimize iş modelleri yarattık. Ben tekrar ek 1'i açabilir miyiz? Biraz yavaş yavaş aşağı indirebilirsiniz. Pardon, şimdi Sayın Başkan, şu hususu da özellikle belirtmek istiyorum, biraz daha yukarı çıkabilirseniz. Şimdi bu iki bina, bu da üst üste tesadüf olmuş, benim oğlum Alperen de benimle aynı dosyalardan o da 17 Mart'ta ben tabii bütün, benim şöyle bir şansım oldu Sayın Başkan, ben hemen hemen 20.000 sayfaya yakın bütün iddianameyi okudum çünkü cezaevi sağ olsun bana çok büyük o konuda esneklik gösterdi. Ben de cezaevinde başka bir işimiz olmadığı için, bu arada ben de bir, babam da avukat 52 yıl, 53 yıllık bir hukukçu oğluyum. Çocukluğumda Suşehri Adliyesi'nde geçti, böyle hukuka karşı hep merakım vardır. Gittim sabahtan akşama kadar şeyleri, iddianameyi okudum.
Tabii şimdi okuyunca da 'ın 17 Mart'ta bu dosyaya şey olduğunu, dahil olduğunu gördüm. Özellikle onu belirteyim. Niye diyorum? Oğlum 23 Mart'ta biz tabii hayatımda yaşadığım en mutlu anlardan bir tanesiydi, oğlumla kardeşim serbest bırakıldı Çağlayan Adliyesi'nde. Ve samimiyetle söylüyorum direkt işe gitti çünkü o dönemde çalışıyordu. Ve daha sonrasında bu projeyi tutuksuz yargılanırken, şu anda aslında ben oğlumla ve kardeşimle aynı eylemlerden yargılanıyorum, bu projeyi daha sonrasında tutuksuz yargılanırken yaptı yani bütün bu yurt dışından bütçenin gelmesi ve şu anda o, biraz altına inebilir miyiz? Bu binada Mecidiyeköy'ün hemen girişinde yaklaşık 20 katlı falan bir bina. Şimdi tabii bu binaları yapabilmek bütün böyle herkesin kolayca rahatça yapabileceği bir şey değil, şu anlamda söylüyorum: Bizim buradaki avantajımız şu Sayın Başkanım, yani bütün biz bunların prodüksiyon tarafında çok hakimiz. Yani hangi kumaş kullanılır, rüzgar geldiğinde çünkü emniyet tabii ki çok önemli. Etrafına dönülen çelik konstrüksiyon ve onun hem görsel tasarımının şeyi, görselliğinin çok iyi olması gerekiyor. Kent estetiğine uyması gerekiyor. Hem burada bina işini görüyor, bu binayı da 20 katlı binayı şu anda komple şey yapıyorlar, yapıyorlar.
Sonra çıktıktan sonraki yaptığı projeler. Biraz daha aşağıya inebilirsek. Sonrasında bunu mesela... Buraya gelmeden Sayın Başkanım, biz dedim ya özel proje, buraya vurabilirsek bunu biz Haydarpaşa Garı'nda 2024 yılının sonunda yaptık. Bu Renault'ya... Renault bizim müşterimiz bu arada, OYAK Grubu'na bağlı Türkiye Renault. Bizim 3 yıldır falan müşterimiz. Aklımıza böyle bir proje geldi. Çünkü Haydarpaşa Garı uzun dönem bir tadilat yaptı ve orada böyle şeyler falan sarkıyordu, işte oraya yapılan uygulamalarda iskelenin üzerindeki o koruma şeyleri falan. Renault'ya dedik ki: "Ya biz burada bir mapping uygulaması yapalım." Tabii böyle bunun videosunu görmek lazım, 10 gün boyunca inanılmaz bir uygulama oldu. Bütün Kadıköy'de ses sistemleri dahil... Biraz daha aşağı inebilir miyiz? Burada mesela şeyde komple bina yıkılıyor gibi oluyor. Böyle çok enteresan bir... Zaten Avrupa Renault çalışmayı yapmıştı, Fransa Renault'nun başkanı geldi bunu izlemeye. Hatta Ulaştırma Bakanımız da gelecekti şeye çünkü onlar da çok heyecanlandılar. Biz Ulaştırma Bakanlığı'na yazdık direkt şeyi çünkü şöyle bir şey oldu bunun: Bu, Avrupa'da ödül aldı. Biz burada çok güzel çekimler yaptırdık. Onlar Renault'nun Avrupa'daki sayfasında yayınlandı, işte onlar başka mecralarda falan yayınlandı. Hem Gar'ın tanıtımı hem işte Boğaz'ın tanıtımı falan falan.
Biraz aşağı inebilirsek... Burada inşaat parapetleri, Sayın Başkan, burada inşaat parapeti dediğim zaten o bina yıkılıyor, yıkım ruhsatı var. Etrafını böyle çeviriyoruz. Şimdi biz bunu yaparken, emin olun bu parapetleri yaparken bir inşaat nasıl yapılıyorsa aynı şekilde temel atıyoruz. Yani biz, hani şeytan kulağına kurşun, hayatımız boyunca hiçbir zaman herhangi bir parapet... Bizim yaptığımız bir parapet hiçbir zaman aşağı düşmedi. Müteahhit böyle üstün körü yapıyor, sacı koyuyor. Sonrasında biliyorsunuz böyle rüzgarda artık çatıların uçtuğu dönemler oluyor. Bağdat Caddesi gibi bir yerde, finalde hem kent estetiğine çok büyük katkısı oluyor. Tabii bu uygulamaların hepsi ta geçmiş dönemden beri gelen izinli uygulamalardı. Şimdi biraz sonra ona geleceğim zaten. Tekrar aşağı inebilirsek... Yine böyle uygulamalarımız var. İşte Renault'nun standlarını böyle şeyde... Emlak Daire Başkanlığına işte 3 günlük, 5 günlük, 4 günlük bunların bedel değeri zaten sabit bedelleri var, bunları yatırıyoruz. Onunla beraber de böyle uygulamalar yapıyoruz. Yine biraz aşağı gelirsek, yine bu bir stant uygulaması. Tekrar aşağı gelelim, gelelim. Yine bu stant uygulaması.
Şimdi burası Sayın Başkan, tam Etiler'in göbeğinde metruk bir bina. Şimdi bu binada işte sokakta kalanlar, tiner kullananlar oluyor. Bu binada çok yangın çıktı, çok yangın raporu var. Biz bu binaya gittik zamanında. Bu binaya dedik ki, işte şeyle de İBB ile de görüştük o dönemde, geçmiş dönemde İBB yetkilileriyle. Tekrar aşağı inebilirsek, böyle kapatıyoruz efendim. Yani şimdi burayı kapattığımızda hem bu çirkin görüntü gidiyor... Bu arada bunun etrafını da komple tellerle çeviriyoruz. Yeri geldiğinde bazı yerler var ki, bütçeyi de ona göre koyuyoruz, güvenlik koyuyoruz. Çünkü içerisinde yangın oluyor veya başka olaylar olabiliyor. Biliyorsunuz, hani bu tarz yerler, kapalı yerler polisin de, emniyetin de çok girmediği yerler, birçok şey olabiliyor ama bizim güvenliğini aldığımız yerler oluyor. Tekrar aşağı inelim mi? Burası efendim Kızılay, Kızılay'ın yeri. Şimdi buranın, arsanın arkası... Burası tam Park Center'ın karşısı. Biz yaklaşık Kızılay'la herhalde bir 10 yıldır falan çalışıyoruz. Yani Kızılay'ın böyle yerlerini şeye dönüştürüyoruz. Burada ilk hedefimiz Kızılay'a gelir sağlamak. Sonrasında bazı yerlerde biz cebimizden ödüyoruz çünkü protokolle yaptığımız için efendim, o ay biz orayı kiraya versek de vermesek de biz bu ödemeyi Kızılay'a yapıyoruz.
Burası da tam Park Center'ın karşısında Kızılay'ın yeri. Bu şekilde, mesela ön tarafta, önceden burada maden suyu... Biraz durabilirsek, üst tarafta görürsünüz buraya böyle bir baraka gibi bir yer yapmışlar. Orada maden suyu deposu gibi kullanıyorlardı Kızılay'ı, bir kısmı kapalıydı. Sonra biz o zaman ben Başkan Kerem Bey'in yanına gitmiştim. Hani dedim ki: "Ya biz böyle böyle burayı değerlendirelim." O dönemde hani burada bir inşaat yapma, böyle proje yapılma, bir rezidans yapılma şeyi var. "Onu bekleyip şey yapana kadar bir pilot uygulama yapalım" dedi. Bir protokol yaptık o dönemde. Sonrasında da zaten o proje iptal olunca, 2022 yılının 12. ayında hatta ben o dönemde komple de buraya şey yazdım, yani Kızılay'ın ihalesinin çünkü Kızılay yani hani... "Varsa reklam alanı olarak kiraya verecektir ön tarafı falan" diye... O döneme kadar, sonrasında biz de tabii tamamen Kızılay'la olan iş birliğimizden dolayı çok ciddi de bir rakam ödeyerek şey yaptık. Hatta hâlâ bile şu anda ayda 700.000 lira buraya kira ödüyoruz Kızılay'a. Yani şu ana kadar da herhalde 1.000.000 doların üzerinde bir gelir sağlamış olduk Kızılay'a. Bu arada Ankara Kızılay Meydanı'ndaki AVM'nin üzerindeki net ekran olsun, böyle birçok projemiz oldu Kızılay'da. Biraz aşağı inebilirsek.
Yine burası yıllardır bekleyen, solda metruk bir bina. Bu binaya ilk ben yine eski dönem başlamıştım, metruk bina. Yani aslında kattığımız katma değeri de bir taraftan göstermek istiyorum. Böyle duruyor bu bina, hiç... Bu binanın içerisinde yangın oluyor, kaç defa yangın olmuştur. Evden kaçanlar buraya kendine ev yapıyor. Ondan sonra bu binada, bu arada geçmiş kayıtlarında 2 tane cinayet var efendim. Yani atıyorum bir katta biri kalmış, bir katta biri kalmış. Uyuşturucu kullananlar falan, bayağı olaylar olmuş. Biraz aşağı inebilirsek, biz daha sonra bu binayı komple böyle kapattık, kapattık. O dönemde de herhalde Türk Hava Yolları'ydı bu resimdeki, kiraya verdik. Yani yapmış olduğumuz işler aslında bizim Sev Açıkhava'nın, tekrar söylüyorum, başından bugüne kadar... Başka resim var mı? Ona göre şeyi bağlayacağım ama. Ha burası yine mesela şey dönemi, 2014 yılı.
Burada yani bizim üretimimizin ne kadar riskli... Riskli derken bize göre riskli değil ama bu herkesin böyle göze alıp girebileceği proje değil efendim. Burası Mecidiyeköy'de 2 bloğun yan yana geldiği bir yer. Burası yaklaşık 4.500 m² yani bu alan. Uzaktan, bu Astoria'dan çekilmiş bir resim. Çok büyük bir alandı burası. Burada 2 binayı aynı anda anlaştırdık, aynı anda o dönemde restorasyonunu yaptırmıştık. Tekrar, 2015 senesi... Bu Mecidiyeköy'deki o şey yaptığımız dönem, projeyi yaptığımız dönem. Tekrar aşağı inebilirsek, bu böyle resimler var. Yine bu gece resmi. Herhalde bitti bu şeyle ilgili. Şimdi tabii bunlarla beraber bir de birçok binayı, oradaki çoğu binayı da Sayın Başkan biz cam bina yaptık. Yani herhalde bir 6-7 tane binayı biz komple cam bina yaptık. Orada da tabii bize cam binanın maliyeti ne kadar? Plaza şeklinde yaptık. Ya eski binaların hem güçlendirmesini yaptık çoğunun. Cam binanın bize maliyeti ne kadar, ona göre de yıl uzatmalı sözleşmeler yaptık. En önemli hususlardan bir tanesi, burayı çok dikkatlice söylemek istiyorum: Biz başladığımız günden bugüne kadar 1 m² dahil İBB'nin özel, yani "İBB'nin kiraya verebilir, ihaleye verebilir" şeklindeki hiçbir 1 m² dahi yerini biz kullanmadık Sayın Başkan. 1 metrekare!
Yani bunu zaten biraz sonra aleyhime ifade veren reklam müdürü ve reklam müdür yardımcısının beyanlarında da... Aslında onlar öyle ifade vermiş ama ben tabii daha farklı okuyacağım mevzuyu. Tekrar söylüyorum; biz başladığımız günden bugüne kadar 1 m² dahi, hani "İBB bize verdi, kullandırdı da başkasına kiraya verebilseydi daha iyi para alabilirdi" şeklinde 1 m² dahi yer kullanmadık. Biz hep özel bütçeye çalıştık, özel projeler çalıştık. Hiçbir zaman, hiçbir zaman da bir billboard ihalesi, bir metrobüs ihalesi, bir metro ihalesi, başka bir ihale hiçbir zaman ilgimizi çekmedi. Çünkü şimdi bu sektörlerin her birinin ayrı bir satış modeli var. Yani bizim odaklandığımız, bizim sektörde güçlü olduğumuz neyse biz hep onun üzerine gittik. O bütçeyi biz oradan almaya çalıştık. "Onu da alayım, onu da alayım, onu da alayım" şeklinde hiçbir işe girmedik. Yani birazdan zaten hepsini belgelerimle zaten tasdik etmiş olacağım.
Sonrasında tabii bizim, benim aleyhime Sayın Başkan 4 tane eylem var, biraz önce de bahsetmiştim. Bu eylemlerin önünde 3 kişinin; , ve 'nin, şeyde değil de yani ilk emniyet ifadelerinde değil de sonrasında bizim aleyhimize vermiş olduğu, etkin pişmanlık ifadelerinde aleyhimize vermiş olduğu ifadelerle bizim bu suçları işleyebileceğimiz kanaatine varılmış. Çünkü 4 eylemde de baktığınızda Sayın Başkan, birçok firma var. Yani işte bir eylemde 4 firma var, 2 tanesine suç atfedilmiş. Bizim tarafımızda olan kısım, bu 3 kişinin ifadesiyle... İşte 2'nci eylemde, yani bu 4 eylemde de hep bu 3 kişinin bizim aleyhimize verdiği ifadelerle bizim bu suçları işleyebileceğimiz kanaatine varılmış. Şeylerin, “duydum” veya işte “biliyorum” şeylerinin bu ihalelerle, bu şeylerle bir alakası da yok bu arada. Yani bu eylemlerle bir alakası da yok. Onunla da alakalı tek tek öncelikle oradan başlamak istiyorum müsaade ederseniz.
İlk 'dan başlamak istiyorum. 'u ben hayatımda 20 dakika falan gördüm. Şöyle, bu Panoffect denilen firma, isimli firma pardon denilen dedim, isimli firma 2024 yılının 12. ayında aslında sahibi benim çok eski bir arkadaşım, sevdiğim de bir arkadaşım. Böyle bana da her zaman saygı duyan, benim de gerçekten sevdiğim bir arkadaşım. , yaklaşık işte bu şeylerin 2-3 ay öncesinden itibaren böyle samimiyetimizden dolayı benden böyle 3 günlük, 5 günlük borç para istiyordu yani hesabımdan, işte şirketten olarak borç gönderiyordum, borç alıyordu falan. Bir gün böyle sohbet ettik. İşte durumunun çok sıkıntılı olduğunu, işte metro ihalesi onda, işte aslında belki son 3 yıldır, 4 yıldır hiç konuşmuyordum bile. Yani çok nadir ara sıra telefonla konuşuyordum 'yla. Sıkışık olduğunu, işte falan böyle ufaktan bir bana teaser verdi. Sonrasında 2024'ün 11. ayında bana bir teklifte bulundu. Bu şeylerin, metrobüslerin, şeylerin, metroların üstüne bir çalışma yapmış, kanopilerle alakalı. Onunla alakalı bir çalışma yapmış. Aslında yapmış olduğu şey, onu, bu kanopi alanlarını 3 nolu... Bir açabilir miyiz? Biraz aşağı inebilirsek önceki kuruluştan. Bu, Sayın Başkan, biraz yaklaştırabilir miyiz? Biraz aşağı inelim, evet.
Şimdi bu metrolara iniş, yürüyen merdivenlerin indiği yer. Normalde projeyi şöyle almış işte, yağmur yağmaması için. Çünkü bu şeyler bozulduğu için projede uygun görmüş, projeye başlamış. Tabii proje aslında baktığında bir taraf dijital, bir taraf statik. Yani aslında baktığında tam benim hayal ettiğim gibi bir proje. Yani bizim iş modelimizin, tam bizim iş modelimiz yani. Ben aslında proje ilk çıktığında çok da beğenmiştim, iyi akıl etmiş falan diye. Sonrasında bununla bir, dedi ki: "Ben bu projeyi tamamlayamıyorum." Yaklaşık o dönemde bana "300 milyon lira gibi bir para harcadım" dedi şeye. Projeyi de bitiremebiliyorum. Ve o dönemde de metrolarla alakalı yaklaşık herhalde 60 milyon lira civarında bir günü geçmiş borcu var. Hatta en son günlerde İBB yazı göndermiş. Hani "Şu tarihe kadar ödemezsen metro sözleşmen iptal olabiliyor." Çünkü bu işin harici bir de metro. Metroları da Salih işletiyor. Derken biz Salih'le zar zor aslında şöyle bir dezavantajı vardı; biraz ölü doğum da bir proje oldu. Biraz üst alalım mı? Şimdi projeyi almış ama biraz daha yukarı alabilirsek. Böyle bitirilmeyen, biraz yaklaştıralım mı buraya? Böyle bitirilmeyen bir sürü yer var efendim. Bakabilirseniz şeye. İskelet halinde bitirilmeyen bir sürü alan var. Tabii bu alanlarda, bizim anlaşmamız içerisinde bitireceğini şey yaparaktan yaklaşık böyle 100 milyon liralık bir rakam. Çünkü sözleşme bitmesine çok az bir zaman vardı şeyin. 100 milyon lira gibi bir rakama biz anlaştık. Tabii sözleşmemizi yaptık, her şeyimizi yaptık. Bütün bankalar ödemeleri, her şey bitti. Akabinde bize 1. ayda komple bitmiş halde teslim edecekti.
Tabii bu arada bitmiş halde teslim edecekti ama, ... Bu arada bir türlü 1. ay geçti, şey yapamadı. Sonra benden, yaklaşık herhalde o dönemde 20 küsur milyon lira, tam yanlış hatırlamıyorsam, tekrardan bir borç para istedi. Yani uzun lafın kısası Sayın Başkan, 150 milyon liraya kadar falan gitti. Çünkü bir oğlum iki tane gayrimenkulünü aldı daha sonra. Yani çünkü "Gayrimenkulleri satmam lazım" dedi. Çünkü biz de bir an önce bitmesini istiyoruz. Çünkü Salih'e de biraz güvendik. Çünkü onun diğer adı Salih. Ben hep Salih diyorum. Orada sizin anlamanız açısından büyük yazdığı için Salih'ti hep bizim kullandığımız şey. Neyse. Bir türlü şey yapamadık ama bütün her şeyimiz protokolü, her şeyimiz resmi. Ama bir türlü teslim alamadık. O dönemde bunların imalatını yapıyormuş, bize ulaştı. İşte bize ulaştı. Bana dedi ki: "Ya" dedi "böyle böyle, bunların" dedi "üretimini ben yaptım." Bana dediler işte "Şey geldi, bu şeylerin üretimini yapan kişi" diye. Ben de görüşmek istedim. "Ya" dedi "ben" dedi "Salih'ten para alamıyorum. Bunlarla alakalı da bitirmemiz lazım." Çünkü o ayrıca Metro tarafıyla sözleşme yapmış.
Bu imalat tarafı. İki sözleşme yapılmış burada Sayın Başkan. Bir imalat sözleşmesi yapılmış, bir de kiralama sözleşmesi yapılmış. İmalat sözleşmesi de şeyin adına yapılmış, bu 'un adına yapılmış. İşi de tamamlayamamış. O yüzden o da teminatı bunun yanmasını istemiyor. Baş bayağı bir şey söyledi. Ben de orada dedim ki: "Ya bak kardeş, ben seni tanımıyorum. Ben Salih'i de çok eski tanırım ama benim cebimden 150 milyon liraya yakın para çıktı burayla alakalı" dedim yani. "Hani ben 2 defa" dedim, "burayla alakalı, üretimle alakalı ona para ödedim ve hâlâ ortada iş yok" şeklinde bir görüşmemiz de olmuştu. etkin pişmanlık ifadesinde " Panoffect’te 150 milyon TL para verdi ve gayriresmî ortağı oldu" şimdi Panoffect de bu örgüt üyesi olarak geçen firmalardan bir tanesi. Çok hızlı geçiyor yani. Yani inanılmaz bir şey yani. Nasıl sen böyle bir yalan söylersin? Etkin pişmanlık yapmış bir tanesi... Tabii onu da onu bir tanesini ona eklemişler.
Ben şimdi özellikle şeyi göstermek istiyorum, bu TMSF raporu... Bu Ek 2'yi açabilir miyiz? Burada diyor ki:" Akdedilen sözleşmeye göre 2024-2025 yılları arasında Sev reklamcılık şirketi..." Çünkü efendim, şeyi söylemeyi kaçırdım; 18 Nisan'da bizim şirketimize kayyum atandı. TMSF'ye geçtiği için TMSF'nin raporunu o yüzden size gösterdim. "...akdedilen sözleşmeye göre 2024-2025 yılları arasında Sev Reklamcılık Şirketi tarafından yapılan 80 milyon liralık çekin Panofix şirketine verildiği..." Ve bu bizim sözleşmemiz komple şeyde var. Ben onunla ilgili de size şeyi okumak istiyorum... Yani 'un söylemiş olduğu... Zaten bir sürü orada şey söylemiş. Ben fatura alıyorum, fatura veriyorum, onu yaptım, bunu yaptım falan filan. Araya da nereden geldiyse benim ona o gün söylediğim; "Ya kardeşim, ben 150 milyon bu adama para verdim. Yani halen benim işim tamamlanmadı. Sen niye bana geldin? Sen git Salih'in yanına." Hatta ben o görüşmeden sonra Salih'i de aradım. "Ya kardeşim bak böyle böyle, bu adam geldi. Bu işi kim yapacak yani? Bu genel adam bunu yapacak gibi gözükmüyor" gibi... "Abi sen merak etme, yaptıracağım" falan filan dedi. Öyle geçti. Sonrasında da hem Salih'e güzellik yaptık hem de bizim başımıza bela oldu yani şeyi.
Akabinde 'a geliyorum, 'u bitirdim. demiş ki Sayın Başkan: " demiş, Tamek fabrikasının önünü izinsiz kullanıyor." Demiş. Önce o iddiasından başlayacağım. Bir 4'ü açabilir miyiz? Şimdi buradaki onun iddiası şu: Diyor ki, ", Tamek fabrikasının önünü şeysiz kullanıyordu." Şimdi Sayın Başkan, kimdir? , Reklam Müdürlüğü, İBB Reklam Müdürlüğü 2016 yılında kuruldu. 2016 yılında Reklam Müdür Yardımcısı. 2016 yılından 2022 yılının 9. ayına kadar Reklam Müdür Yardımcısı, 2022'nin 9. ayından işte tutuklanan dönemine kadar da İstanbul'un Reklam Müdürü. Yani bunu söyleyen adam diyor ki... Ya bu, bu işi yapan adam yaklaşık 10 yıldır sektörde. Her şeyi bilen, özel mülkiyetli alanları da bilen, hangi ihalede nasıl hazırlanır, ihalenin nasıl hazırlandığı her şeyi bilen... Yani bu adamın zaten iş görev tanımında var bu yani. Hani öyle minnoş minnoş yazmış, en son gidip dilekçesini okudum. Hani dilekçesine göre şey diyor yani: "Reklam müdürü sadece oturur, kafasını sallar, para alır" şeklinde bir dilekçe yazmış avukatı. Ama İBB'nin Reklam Müdürü'nün tanımı her şeye vakıf. Zaten isminden de belli yani, İBB Reklam Müdürü.
Ne demiş? Demiş ki: "Tamek fabrikasının önünü izinsiz kullanıyor." Biraz daha aşağı inelim mi? Bu komisyon kararı Sayın Başkan, 2016 yılı diye biliyorum, 2016 yılı.
2016... Biraz yukarı alabilir miyiz? 2016 yılı Tamek fabrikasının önünün izin kağıdı bu. Komisyonda da Emlak Müdürü... Emlak Müdürlüğü diye, memur diye imzası var efendim, 2016 yılı bu. Bu 2020 yılına ait. Biraz daha aşağı inelim. Yine , o zaman Reklam Yönetim Müdürlüğü Müdür Yardımcısı sıfatıyla 2020 yılında kendi imzası var bu adamın yani komisyon kararında. Şimdi buradaki bizim belgeleri şöyle Sayın Başkan: Her ne kadar İBB Kentsel Tasarım Müdürlüğü'ne biz başvuru yapsak da arka tarafta bir komisyon var. Yani bu komisyonda bu şeylerin Trafik Müdürlüğü'nü, işte şeyleri falan saymayınız, Zabıta'yı falan saymayın, bu Gelirler Müdürlüğü'nü saymayın. Bunlar daha sonrasında işi takip eden... Burada Kentsel Tasarım Müdürlüğü bunu komisyona gönderir. Komisyon da aslında karar verici kişi, imzalayacak kişi, her şeyden bilgisi olan zaten Reklam Müdürlüğü'dür yani. Bu adamın böyle hani... Ben zaten bu beyanı gördüm, inanamadım yani. Hani bu adamın bu kadar böyle hani yarın yüz yüze bakacağız... Çünkü zaman da hızlı geçiyor, bakın ben 15 aydır cezaevindeyim. Zaman çok hızlı geçiyor yani. Yarın... İnanılmaz bir şey yani, nasıl sen böyle bir yalan söylersin?
Sonra demiş ki, , Sayın Başkan, ile bir gün sohbet etmişler. buna demiş ki, biz demiş, 'la 25 milyon liralık muvazaalı sözleşme yaptık demiş. kimdir? , Medya A.Ş.'de bizim proje bazlı çalışmalarımızda bizim iş yönetimimizi yani proje Medya A.Ş. tarafındaki, daha sonra bunu 118. eylemde anlatacağım, çalıştığımız kişi. Demiş ki , biz demiş, 'la, sen ve yani, 25 milyon liralık sözleşme yaptık demiş. Tabii biz hayatımızda öyle bir sözleşme yapmadık. Ben Elif Hanım'a burada sordum. "Elif, ya bizim de öyle bir sözleşmemiz var mı?" "Yok." dedi. Tabii biz zamanı gelince Elif'e yine soracağız ama böyle bir sözleşme yok. Sayın Başkan, ben tabii onu neye dayanarak, tabii ben cezaevinde tek şey, Sayın Başkan, bizim düşünmek olduğu için ve ailemizi özlemek olduğu için hani çok düşündüm. Neden bir insan böyle, hani niye 20 milyon değil, niye 35 milyon değil, niye 30 değil, niye 25 milyon? Sonrasında kafamda bir şeyler oturdu. Onu 118'de anlatacağım ama ben şu anda bu iddiasına karşılık bizim öyle bir sözleşmemiz yok yani biz hiçbir zaman Medya A.Ş.'yle 25 milyon liralık bir sözleşme imzalamadık. Biz Medya A.Ş.'yle sözleşme de imzalamadık zaten.
Şimdi 'ın zaten bizimle alakalı herhangi bir şey yok. Şimdi tabii diyoruz ki, niye yani, ya da 'ı herhalde hayatında bir gün ben eski Emlak Daire Başkanı benim hemşehrim olur. Sivaslı. Onu ziyarete gitmiştim. Bu ilk ecrimisil meselesiyle alakalı görüşmeye gitmiştim. Bir o zaman kapıdan çıkarken gördüm. Onun haricinde ben bir kere de Kaan Bey'in yanına gitmiştim, yine bu ecrimisille alakalı, bir 10 dakika oturmuştuk, bir o dönemde gördüm. Onun haricinde toplasanız 10 dakikadan fazla görmemişimdir ama 'la benim 2022 yılının göreve geldiğinin 10. ayından sonra benim 'la ciddi derecede husumetim vardır. Sebebi şuydu: Bu Kızılay'ın resmi tekrar açabilir miyiz? Bu aslında şeyden gidelim. Bu Ek 4 değil mi bu? Biraz aşağı inelim mi Ek 4'te? Burada olabilir. Hah, burada, pardon, buraya koymuşuz. Şimdi Sayın Başkan, burası biraz önce gösterdim ya, Kızılay'ın alanı. Burası tabii Kızılay'dan biz burayı kullanırken ortada hiçbir şey yok. Bu ecrimisil olayı çıktı. Ecrimisil olayı çıktıktan sonra, tabii ben buna 117'de değineceğim ama hani bu konuya burada değinip bu olayı kapatmak istiyorum, yani bu mevzusunu, husumet mevzusunu.
Bir gün bize aylık aylık ecrimisiller geliyor. Tabii biz bu ecrimisilde yaparken şöyle yaptık, tabii o dönemde tabii biz hep özel mülkiyet kullandığımız için kroki gönderdik. Oradaki aslında bize olan şey şuydu Sayın Başkan, sizin panoyu koyduğumuz yer şey yeri, İBB yeri yani tamam, özel mülkiyet ama İBB yeri. Şimdi biz kroki çalışması yaptırdık, kroki çalışmasında bazı yerlerde mesela atıyorum, bir şey var mı acaba, lazer var mı? Yok mu? Şimdi lazer var mı? Şimdi mesela Sayın Başkan, burada bu panonun konulduğu yerde kroki şey çalışması yaptırdığımızda, birazdan bu şeyi 117'de göstereceğim, mesela şuradan 30 santim içeri girmiş, tamam mı, yani dışarı çıkmış pano. 30 santim İBB diyor ki, "Ya kardeşim, sen istediğin kadar 30 santim de olsa, 20 santim de olsa, 50 santim de olsa" ama mesela atıyorum burada biz kendi alanımızdan 10 santim yani biz diyorum yani, özel mülkiyet, kendi burada bazı yerlerde şeyler İBB'nin alanına taşılmış yani. Bu zaten bizim ecrimisil olayı o zaman çıktı ortaya denildi.
Biz de en son konuştuk, görüştük falan filan bize de rakamlar da kurtardı, müşteriyle de görüştük falan derken dedik ki, "Tamam, okey, ecrimisil İBB'nin alanı kullanılıyormuş burada. 30 santim de olsa, 20 santim de olsa, 10 santim de olsa" şey diyor ki İBB diyor ki, "Bizim alanımız." diyor, doğru. Şimdi geri de çekemiyoruz çünkü arkasında bir tane bina var. Geri de çekemiyoruz. Akabinde bize de aylık aylık ecrimisiller geliyor. Tabii ecrimisil, Sayın Başkan, siz biliyorsunuzdur, geriye dönük gelir. Yani bu ay kullanırsınız, ay sonu biter, bir ay önceki kullanımınız size öbür ay gelir. Bir ay bize gelmedi. Tabii ben de geçmiş dönemle yaşadığım bir tecrübeden her ay takip ediyorum çünkü bu ecrimisil bedellerini. Çünkü Emniyet Müdürlüğü ile benim bir projem vardı. Biz bu PEKOM Londra asfaltında buna benzer bir olay yaşamıştık Sayın Başkan, bayağı büyük bir soruşturma olmuştu o dönemde şeyle ilgili, oranın emniyet müdürüyle alakalı, bayağı bir açığa alınmalar falan olmuştu yani. Sebebi de şu: Bir gün bize, atıyorum, ayın 5'inde ecrimisiller geliyor, o ay her yerin ecrimisili geldi, Kızılay'ın ecrimisili gelmedi. Birkaç gün geçti aradan, benim tabii 'la öyle bir muhabbetim de yok yani. Birkaç gün geçti aradan, bizim de devamlı saha ekiplerimiz vardı Sayın Başkan.
Bir de zaten bu bölge zaten bizim bölgemiz, ofisimize de yakın bir bölge. Tabela sökülürken ve üzerine görsel asılmak üzereyken bir kamyon duruyor şeyin önünde. Bizim ekibe hemen diyor ki, "Ne yapıyorsunuz yani burası bizim yerimiz." diyor. Diyor ki, "Hayır bizim yerimiz, reklam firması baskı yaptırdı buraya yeni bir görsel asacağız." diyor. Tabii ben de aldım. Onlar diğer telefondan başka bir yerle görüşüyorlar falan derken telefonla görüştüğü reklam firması artık kimse, bunu hiçbir zaman biz öğrenemedik. Bunu da ancak Âdem Tuncay söyleyecek. Onu söyleyecek yani bir gün. dedi ki ya, "Buranın ecrimisili bize kesiliyor." Yani adam, bu aslında o Pekom'da yaşadığımız olayın aynısını, birebir aynısını burada, yani görevi suistimal ediyor ve aslına baktığınızda şunu yapıyor: Bize önce burayı İBB ecrimisil alanını aslında burası İBB alanı kardeşim, ben istediğime veririm kafasına sokuyor ve ecrimisili bir ay öncesinde bizim kullanmamıza rağmen başka bir firmaya kesiyor. O firma da o bedeli ödüyor artık resmi kayıtlarda ona biz baktıramadık ve finalinde buraya resmen çökmeye çalıştı. Tabii ben 'ı aradım. Dedim ki ya, "Böyle böyle senin, böyle böyle bir şey yaptı." ki 'ın ismini verdiler bize. " yaptı." dediler yani, "Bu şey ecrimisil belgesi, onun adı da yazıyormuş." 'ı aradım ben. Tabii çok sert bir biçimde aradım 'ı. Yani hani bayağı sert bir biçimde aradım.
Akabinde de aradıktan sonra da tabii bana bu sefer öyle bir benden yazı istedi ki, sayın başkanım. Kızılay'la protokolümüz var. Bana dedi ki, "Ya sen dedi Kızılay'dan şöyle bir yazı alırsan ancak ben o çalışmayı durdururum." dedi. Tabii istediği yazı nasıl bir yazı biliyor musunuz? O telefonunda var sayın başkanım. Bir, ben telefonumu 19 Mart gecesi sabahı verdim. O günden beri de bayağı bir şey yaptık, anlıyorum. Soruşturma çok büyük. Adliye emanetlerindeymiş. Bir türlü alamadık ama içinde gerçekten lehime o kadar çok şey var ki ama hiçbir tanesini böyle ancak aklıma geldikçe bunları kullanabileceğim. Benden öyle bir yazı istedi ki yani resmen Kızılay'dan şöyle bir yazı istiyor yani. Hani, "Bize yarı yarı açık hava bu arsanın sahibidir, istediği gibi kullanabilir." gibi yazı istedi yani. Ben de Emlak Daire Başkanı'nı aradım o dönemde. Emlak Daire Başkanı'na anlattım. "Ya başımızda dedim böyle böyle bir şey var." Yani resmen çünkü öndeki alanı, çünkü onlara söylemiştim ben bu ecrimisil meselesini. "Öndeki alanı" dedim, "yani bu sefer İBB kendisine geçirmeye çalışıyor yani. Biz eğer müdahale etmezsek, şu anda siz bana o yazıyı vermezseniz bu hale dönüşecek." Çünkü orayı kullandığı noktadan sonra, sayın başkanım, komple artık onu oradan atadabilirsin yani. Şimdi Kızılay bir de bununla mı uğraşacak?
Kızılay da o dönemde bana inandı. Hiç böyle hani, hani Kızılay'dan öyle bir yazıyı almak hani çok zordur yani. Sağ olsun bizim de geçmiş dönemde benim niyetimi de bildikleri için o yazıyı gönderdiler, yarım saatin içerisinde PDF olarak. Tabii ben hemen attım.
Yazıyı attıktan sonra ben Emlak Daire Başkanı 'e de, tabii o arada aradım, telefonuma cevap alamadım ama mesaj olarak attım. "Akabinde bakın, böyle böyle bir şey oluyor." Ya resmen bir burada el koyma gibi bir şey var. Bana ecrimisil kesilirken başkasına kesiliyor. Bu iş bu noktaya gidiyor. Çünkü ben bu olayın aynısını emniyetle yaptığım projede de yaşadım ama burada acilen bu olaya bir müdahale etmeniz lazım ve derken bu olayı durdurduk.
Tabii o günden sonra birazdan de anlatacağım tabloyla karşı karşıya geldik. Yani ile olan çok ciddi bir husumetim var aslında. Mali tablolardan, anlatacağım şeylerden de o günden sonra benim, 'ın aslında başına neler geldiğini, artık nasıl bir iş modeline dönüştüğünü zaten beraber göreceğiz. 'ye geçiyorum, 'ı da burada bitiriyorum. Ha 25'i söyledim zaten. Onu 118'de söyleyip anlatacağım. 25 milyon öyle bir sözleşme yok ama dedim ya sayın başkanım, onu tekrar vurgulayayım. O 25 milyon şuradan, oradan aklına gelmiştir. Yani öyle bir şey konuşulmuş olabilir. Yani dedim ya, o kadar artık derinliğe indim ki gece onu düşünüyorum, gündüz. Başka bir düşünecek bir şeyim yok yani. Akabinde denilen kardeşimiz demiş ki, 1 gün beni aradı. 'ı tanımıyordum. Ben de onu tanımıyordum gerçekten, orada tek doğru söylenmiş şey o.
Ben ilk, pardon önce ilk ifadesini size okuyayım Sayın Başkan. İlk ifadesinde demiş ki, ben o şahsı SEV Açıkhava Reklamcılık şirketinin sahibi olarak bilirim. Bu şahıs beni o dönem tam olarak nerede, ne şekilde olduğunu bakın, tam olarak nerede ve ne şekilde olduğunu bilmediğim bir pano kaldırma olayından dolayı irtibata geçti. Hatta tehditvari konuştu. O dönem bu durumu çok kaale almadım. Konuyu üstlerime bildirerek telefonunu engelledim demiş. Bu reklam müdürü kardeşimizin ilk verdiği ifade. Tabii bu İBB'de benim genelde çalıştığım insanlar hep benim telefonumu engelledi Sayın Başkan, hep ifadelerinde o tarz şeyler var. Niye engellediler, bilmiyorum. Neyse, sonrasındaki ifadede de diyor ki, SEV Reklam sahibi diyor bir gün beni aradı, bana dedi ki, yani burada bunu okumak zorundayım artık. Burada okuyayım mı? Okuyayım yani yani. Ben biraz Anadolu çocuğuyum Sayın Başkan, utangacım biraz o yüzden. Yani söylerken böyle tek başıma söylerken utanmıyorum da toplu olunca utanıyorum yani. Numaramı zabıtadan aldığını söyledi. Bana panosunun zabıta tarafından kaldırıldığını, ve ’ı aradığını, ulaşamadığını, hitaben, “orospu çocuğu başkana söyle, ben onun neler yaptığını, ne boklar karıştırdığını bilmiyorum zannetmesin. Emre Kızılırmak ile gönderdiğin çanta dolusu paralar yetmedi mi? Bana benim panomu kaldırtıyor” gibi bir şey söylemişim.
Şimdi Sayın Başkan, bu ben kesinlikle reddediyorum. Ben evet o gün aradım. Bu arkadaşı aradım. Niye aradım? Çünkü tebligat yapılmadan Bağdat Caddesi'nde benim o gün 4 tane yerim sökülüyordu ve Bağdat Caddesi'nde hiç kimsenin yeri sökülmezken benim 4 tane yerim söküldü. Yani hiçbir şey yok ortada yani. 'ın geldi, çünkü kasti yapılmış bir şey olduğunu ben fark ettim ve ekip gönderdim Bağdat Caddesi'ne. Söken zabıtayı da buldurdum. Zabıtaya, kardeşim sen bizim, çünkü bir şeyin usulü var yani. Sen bu sökerken de bunun bir usulü var, bir tebligat yaparsın. Zaten bu arkadaşlar geldikten sonra şöyle Sayın Başkan, bizim tebligat sürelerimiz ilk 2019'dan sonra 15 gündü, ilk herhalde 6 ay. Sonra 1 haftaya düştü. Sonra 2021'den sonra herhalde artık 1 güne düştü. 1 gün, 2022'den sonra 1 gün yine ama şöyle bir gün, sabah yapılıyor akşam sökülüyor yani aslında baktığında 12 saat yani.
Sonrasında bu arkadaşlar iyice ben bu 2022'den sonra da artık hiç tebligatlar ortada kalmadı. Öyle bir hani herhalde kağıt tasarrufu, çünkü biliyorsun hani tasarruf tasarruf herhalde bunlarda öyle tasarruflara gitmeye başladı bu arkadaşlarımız. Akabinde hiç tasarruf şey yapmadan 'ın yerleri pata küte sökülüyor. Ben de aradım. Ya Alper ağabey kardeşim, 'den, ben de hatta dedim kim? Bana dediler emlak reklam müdür yardımcısı. Arkadaştan telefonu aldım. Ona da yemin ettim kimseye söylemeyeceğim diye, arkadaşın adını da söylemediğim için yeminim hala duruyor yani. Akabinde aradım, dedim ki, ya güzel kardeşim sen benim yerimi niye tebligat yaptırmadan söküyorsun? Ben . Yani Bağdat Caddesi'nde bir sürü yer var. Hadi söktürdün, niye yani ben? Sen beni tanımıyorsan etmiyorsun. Dedi, ben yaptırmadım. Ama dedim şey öyle söylüyor, zabıta öyle söylüyor. Hangi zabıta dedi? Hangi zabıta dedi? Dedim, ismini verdim onun. Yani yeminimi ona karşı bozdum yani, ekmek yani bazen bozuyorsun yani.
Akabinde söyledim, dedim ki, kardeşim şu dedim yani. Bu sefer bana dedi ki, hala iddia reddediyor, dur dedim bekle ben dedim seni arayacağım. Tekrar teyit alayım, seni arayacağım. Olabilir yani belki karıştırmış da olabilir. Aradım, yok ya o dedi yani. O dedi, tekrar aradım. Tekrar aradım, tabii telefonu engellemiş. Yani benim telefonumu engelleyen bir sektörde kendi yaptığımız iş alanında açık ara, açık ara yani bu konuda hiç mütevazi davranamayacağım, en iyi firmalardan bir tanesiyiz yani. Yani bizim telefonumuzu engelliyor yani, ecrimisil bedeli almışlar, 8.000.000 lira en çok biz ödemişiz. Zaten ondan da suçlanıyorum, onu da anlatacağım. E bu arkadaş benim telefonumu engelliyor, küfür falan da etmedim yani. bir defa şöyle bir şey söyleyeyim Sayın Başkan, burada da şunu göstermek istiyorum. Bu şey, evrak göstereceğim, göstermem gerekecek. Şimdi diyor ya, 'e ben demişim ki, ona çuval çuval para gönderiyorum. Şimdi birincisi Emre Kızılırmak'a hiç bu sorulmamış mı yani? İddianameyi herhalde yine o da yoğunlukta, iddianameyi hazırlayan Sayın Savcılarımız hiç Emre Kızılırmak'a hiç sormamışlar. Yani sen böyle bir şey yaptın mı diye ki kesinlikle ben sorulmasını talep ediyorum.
Şimdi, sene 2022, Beşiktaş Belediyesi... Sayın Başkan, saygıdeğer heyet, Sayın Savcım... Beşiktaş Belediyesi'nden biz alan kiraladık. Şimdi bu alan, Sayın Başkan, neresi biliyor musunuz? Bu alan, Zorlu Center'a geldiniz mi Sayın Başkan? Şimdi Zorlu Center'a geldiğinizde, yani Büyükdere Caddesi'nden Zorlu Center'a giriyorsunuz, orada ortada bir alan var. Şimdi sağ taraf Koru Sokağı'na girer, sol taraf işte tekrar dönüş yapar. Bu Koru Sokağı'nın başlangıcında olduğu alan öyle bir alandır ki Sayın Başkan, öyle bir alan dır ki orada zaten Koru Sokak Beşiktaş Belediyesi'ne ait, diğer taraf da şeye, İBB'ye ait. Şimdi tabii bizim bu kiraladığımız alan 40 metreye 4 metrelik alan. 3 yıllık kiralama yaptık. Yani 2022 yılından 2025 yılına kadar... Herhalde 2025 8. ay olması lazım, kiralama yaptık. Bunun yanında da iki tane de tamamen ve tamamen Beşiktaş Belediyesi'ne ait yerde toplam 3 alan kiralama yaptık. O birinci alanda, asıl bu sözleşmedeki değerli olan alan, bu alandı.
Yani bu alana, şimdi Beşiktaş Belediyesi biliyorsunuz CHP belediyesi, İBB CHP belediyesi. İBB'nin Daire Başkanı o dönemde. Şimdi bu alana biz şey yaptırdık, parapeti, panoyu yaptırdık. Yani ben o panoyu oraya koymuş olsam, istediği kadar istediği herkes şikayet edebilir Sayın Başkan. Yani Beşiktaş Belediyesi şunu diyebilir: "Benim alanım. Benim alanım yani, sen neyi konuşuyorsun?" diyebilir. Bilirkişi gider, "Beşiktaş Belediyesi'nin alanı" diyebilir. Biraz aşağı inelim mi? Şimdi bu alanı... Bu alanı zabıta söktü. Biz buraya çok ciddi de bir prodüksiyon harcadık. Prodüksiyon bedeli harcadık. Bu 250 metrekarelik bir alandı, birinci kısım. Aşağı inelim tekrar. Bu söküm tebligatı Sayın Başkan. Zabıta geldi, bunu söktü. Tekrar aşağı inebilirsek... Bu resimleri, yani ilk panonun ilk yapılış resmi, bu durumdayken söküldü. Zaten şu şeyden sonrası Koru Sokak Sayın Başkan, yani karşıdan karşıya geçişten sonrası Koru Sokak.
Biraz daha aşağı indirelim. Beşiktaş Belediyesi'ne biz bir yazı yazdık. Yani dedik ki: "Biz dedik sizden bir alan kiraladık. Bu alanı da İBB geldi söktü, bize tebligat yaptı ve söktü." Hatta 24 saat yine tebligat yaptı, 12 saat sonra söktü. Bununla alakalı bir şey yapılsın. Sonra Beşiktaş... Bunu resmi yazı olarak yazdık, bakın: "Söz konusu alanla alakalı İBB sınırları diyor, bununla alakalı gereğini yapın" dedik. Aşağı inelim. Beşiktaş Belediyesi... Beşiktaş Belediyesi, İBB Emlak Daire Başkanlığı'na yazı yazdı. Dedi ki: "Ya biz dedi burayı..." Biraz aşağı inebilirsek... O yüzden o belgeler de sizde, ben böyle tıkır tıkır konuşuyorum. Dedi ki: "Ben dedi bu alanı Sev Açık Hava Reklam'a 2022-2025 arası kiraya verdim. Bu alan bizim alanımız. Sen niye söküyorsun yani?" gibi bir şey söyledi. Bununla alakalı bilgi istedi. "Ve bu alanın, bizim alanımızdaki yeri söküyorsunuz" dedi. Bakın tekrarlıyorum, yani ikisi de CHP belediyesi yani ve hani söküm noktası da şu Sayın Başkan burada: İBB diyor ki, "Bizim görüş alanımıza giriyor. Ana arterden hani sınırımıza girmese de görüş alanımıza giriyor" diyor yani.
Tekrar aşağı inelim. Ve çok ciddi bir, tekrar şey, yazı... Beşiktaş Belediye Başkanlığı'nın bu Sev Açık Hava'ya olan yazısı. Bu, tekrar başka bir şey, tekrar başka bir alan yine onunla alakalı. Tekrar aşağı inelim. Hah, burası Ulus Yokuşu, Sayın Başkan. Ulus Yokuşu, Sayın Başkan. Şu köşe alan. Burası yine Beşiktaş Belediyesi. Yine burası gri bir alan. Burada da yine aynı şekilde 1 yıllık yalnız bu oranın şeyi. 2024 yılı yalnız bu Sayın Başkan. 2024 yılında 1 yıllık... Yani o gün de Emlak Daire Başkanı, bugün de Emlak Daire Başkanı. Yani buralar çok ciddi değerli yerler Sayın Başkan. Yani bize göre değerli çünkü herkesin sattığı bir alan vardır ya. Başkası burada 1 liralık şeyi 10 kuruşa satamaz ama biz 1 liralık şeyi 1 liraya satarız yani. Bizim alanımız yani bu bölge, 1'inci bölge dediğimiz bölge. Aşağı inelim. Burada zabıta, bu söküm şeyi tam o şeyde aynı gün... Yani yaptığımız parapeti bitirdik, parapeti bitirdik. Hatta ben orada şöyle bir uyanıklık yaptım Sayın Başkan; Ekrem Başkan'ın görselini istedim, vermediler bana. Dediler: "Alper bir hinlik yapacak herhalde." Ben de kendim dizayn ettirdim çünkü normal kurumsaldan çıktım. Dedim ki: "Ya ben Ekrem Başkan'ın resmini asarsam buraya..." Çünkü tam seçim üstüydü, hani sökemezler, ben de o ara şey yapamam çünkü öyle bir sinyalini aldım. Sonra Ekrem Başkan'ın resmini de dinlemediler, komple söküp attılar yani. Ben de hatta şaşırmıştım yani. Görsel sökülürken Ekrem Başkan'ın görseli de üstündeydi yani.
Şeyle ilgili, bu 'le ilişkimiz... Yani sonucunda benimle para ilişkisi olan bir adam benim telefonuma çıkmayacak, bir tek benim yerim sökülecek. Sayın Başkan, yani her şeyi bir kenara bırakın, şimdi ifadelerde her şeyi bir kenara... Ha bu arada yine şey tabii, bir şey söylememiş, bir iki bir şey daha atmış tutmuş, onu da söyleyeyim Sayın Başkan. Sonra demiş ki bu yalancı arkadaşımız: "Ali Ferhan Aydın..." Ha, "O gün" demiş, "ben şeyin odasına girdim, canım çok sıkıldı. Odada" demiş, " vardı." burada, tabii ben 'e soracağım onu sırası geldiğinde. , ben ilk defa burada tanıdım Sayın Başkan. O şükürler olsun tahliye oldu. Emlak... Güzel bir çocuktu, tahliye oldu. Emlak bakıyormuş, kamulaştırmaya bakıyormuş. Ona sordum, dedim: "Hani böyle bir şey oldu mu?" Ondan sonra hatta geyiğini yaptım; aşağıda 5 vakit namaz kılıyordu Fatih. Dedim: "Oğlum bu namaz kılanlar gidiyor yani, ben de o arada sorulur, biz de namaza başlıyoruz falan diye." O arada soruluyor, "Bak abdestimiz... Bana doğruyu söyle" dedim yani. O, "Öyle bir şey demedi" dedi. Tabii yine ben her ne kadar öyle desem de biz de soracağız size, 'e.
Akabinde demiş ki: "Bağdat Caddesi'ni 'a..." Ya tabii Sayın Başkan, bu iki arkadaşımız herhalde o gün ailelerini... Tabii hepimiz çok özlüyoruz yani, inanılmaz özlüyoruz yani. Hani bu özlemi anlatamam size yani, bunu kelimelerle anlatıyorum desem hani minnacık bir şey kalır yani. Tabii bu arkadaşlar hani o gün çok özlemiş de, hani bir yalan dolan ne varsa aklımıza ne geldiyse söyleyelim demişler. Hani benim tarafımda olan kısmı söylüyorum tabii, diğer tarafı beni ilgilendirmez yani. Herkes gelsin kendi savunmasını yapsın; doğruysa doğru olur, yanlışsa yanlış işte. Ben kendi tarafımdan... Yani bu kadar şuursuzca yalan söylenemez yani. Hani şuursuzca söylediği yalan şu: "Alper'e Bağdat Caddesi'ni vermiş." Şimdi, şimdi Bağdat Caddesi'nde her bir binada yaklaşık ortalama 20 tane, 30 tane daire var. Şimdi Sayın Başkan, ben bunların hepsini benim kabul ettiğimi düşünüyorum, yani bu binaların hepsinin benim binam, yani benim kiraladığımı düşünerek konuşuyorum. Şimdi 'in bana bunu yapabilmesi için o binaların hepsinin sahibi olması lazım. O binalarda Elif'in hiçbir şekilde bir mülkiyeti, başka birisinin mülkiyetinin olmaması lazım, 'in bana çat diye böyle "Al kardeşim buraları kullan" demesi lazım. Yani ... Bağdat Caddesi'ndeki bütün binaları bana vermiş güya.
Şimdi ben size küçük bir örnek anlatacağım, Bağdat Caddesi'nde nasıl bir iş modelimiz olduğunu bu basına da yansıdığı için söylüyorum. Ben bu rahmetli, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet eylesin, Kadir Topbaş'ın çocuklarından... Sütiş var biliyorsunuz, onların işletmeciliğini yaptı, yani sahibi oldu. Bağdat Caddesi'nde yakın zamanda, buraya gelmeden herhalde 3-4 ay falan öncedir, Şaşkınbakkal'da binalarını kiraladım. Yani o binanın herhalde %60'ı falan onların, altta komple Sütiş vardır. Orada inşaat yapacaklar, kiraladım. Parasını da resmi olarak gönderdik, her şey bitti falan filan derken parapeti de koyduk, çok ciddi yatırım da yaptık. Bir tane kadın... Binada yaklaşık 16 tane de malik var. Bir tane kadın itiraz etti Sayın Başkan, itiraz etti. Dedi ki... Ve bu arada Sütiş'in elinde şey var, yani bize muvafakatname verdi. Apartman yönetim kararıyla alınmış bir şey, oy çokluğuyla alınmış bir imza yetkili muvafakatname verdi yani karar defterine yazılmış falan her şey. Bir kadın, oradaki maliklerden bir tanesi İBB'yi arıyor önce, pardon önce CİMER'i arıyor. Sonra CİMER'i aradıktan sonra İBB'yi arıyor, İBB'yi aradıktan sonra da noterden... Şey, aynı gün içerisinde oluyor bunlar
Sayın Başkanım, bizim panomuz söküldü aynı gün. Ve bu basına yansıdı yani basına da şey diye yansıdı; yani işte "Sütiş bizim yerimize çöküyor" falan... Aslında hiç öyle de bir şey yoktu yani. O kadın bir anda çıktı ortaya, yurt dışından gelmiş herhalde. "Ne oldu, benim binamı yıkıyorlar burada, benim çocukluk anılarım falan var" diyerek bir şeyler söylemiş. Neyse yani orada demek istediğim şey şu: Bir binada 30 kişi olsa, 20 kişi olsa, 50 kişi de olsa... Aynı şeyi birçok şeyde yaşadığımız için söylüyorum; bir kişi dahi muvafakatını bırakın... Ama vermiş olduğu, o kadar hassas bir iş ki bu iş Sayın Başkan, vermiş olduğu, noterden vermiş olduğu muvafakatnameyi iptal ettirdiğinde bile belediye geliyor, bizim yerimizi söküyor. Bakın, 13 klasör mahkemenizden talep ettirdik sağ olun, siz de Zabıta Daire Başkanlığına yazı yazmışsınız. 2019 yılından 2025 yılına kadar 13 klasör bizim söküm raporumuz var Sayın Başkan. Zabıtanın söküm raporu... Ve bir yerin sökülmesi demek bizde şu Sayın Başkanım: Bir yer bizde söküldüğü noktada, bizim ticarette çek yazdırmak gibi bir şey, emin olun buna yani. Hani bir yer 1 gün sökülü kalsın, 2 gün sökülü kalsın, o yere tekrardan ancak ajansları tekrar sokabilirsiniz. "Ya ben bir daha sökülmeyecek, şöyle olacak, böyle olacak falan..." Çok piyasada, ajans üzerinde bizim gibi firmalar gibi hatırınız olacak da tekrar oraya müşteri sokacaksınız.
Tabii şimdi ben bunu anlatırken şey olarak anlattım size Sayın Başkan, yani "Ben bu binaları direkt kiraladım, direkt ben kiraladım" olarak anlattım. Şimdi burada asıl husus; bu arkadaşlar tabii geldikten sonra bizi, Sev Açıkhava'yı bir reklam mecra sahibi olmaktan çıkardılar, bir pazarlama şirketi haline dönüştürdüler. Şimdi bunu da tabii bizim TMSF kayyum yönetimi atandığı için biz şirketi Sayın Başkanım bırakırken... Burada da belki gerçi çok fazla outdoorcu yok, çok outdoorcu şey de var, TV raporunda bütün piyasa var ama burada herhalde 2-3 kişi falan var. Zaten benimle aynı durumda bir tek ben varım, başka kimse yok. Hani şey olarak; ecrimisil alanlarını kullanmayan ve ihale şeyi olmayan, İBB'den mecra almayan olarak... Şimdi bu şeyi göstermek istiyorum, tabloyu göstermek istiyorum. Bu kaçtaydı? Şey, Bağdat Caddesi yeri... Ha, Ek 5'i açabilir miyiz? Biraz yukarı çıkalım. Şimdi Sayın Başkan, buna dikkatlice bakmanızı rica ediyorum. Ben de buradan bakmak istiyorum. Neyse... Şimdi Sayın Başkan, yok, az çok bildiğim için... Biraz yaklaştıralım mı şu rakamları, üstteki rakamları? Ben de arkada eşim izliyor, çok yaşlandığımı anlamasın diye gözlük takmıyorum özellikle, biraz zorluyorum kendimi.
94.400 TL, 2019 yılında reklam alanı kiralamışız. Yani başka firmadan kiralama yapmışız; 94.400 TL. 2021 yılında Sayın Başkan, tabii ben bunları veriyorum, biz şirket yönetimi bizde olmadığı için biz %70'ine falan ulaşabildik. Yani aslında bu rakamlar çok daha büyük şey olarak. Bu 2022 yılından sonraki rakamlar herhalde bir %20 falan daha fazladır diye tahmin ediyorum çünkü ben buradayken bile aklıma birkaç tane firma geldi. 2021 yılında Sayın Başkan, 1.114.000 TL'lik kiralama yapmışız. 2022 yılına geldiğimizde bu arkadaşlar, abi kardeş o koltuğa oturduğunda, o ile ... Bizim çünkü onlar 9. ayda geldiler. 45.000.000 TL'ye çıkmış dışarıdan kiralama yaptığımız rakam. Sonra 2023 yılında 62.000.000 TL'ye çıkmış. Hani o diyor ya 2022'de, onun beyanı var; "2022 yılından sonra" diyor, "Sev Açıkhava çok büyüdü." Onu da anlatacağım niye cirosal anlamda büyüdüğünü anlatacağım. Bu giderlerimizi bilmediği için, bizi ne hale soktuklarını bilmedikleri için... Biliyorlar ama hani rakamsal olarak ne bize şey verdiklerini bilmedikleri için.
2023 yılında Sayın Başkan, 62.000.000 TL'ye çıkmış bizim dışarıdan aldığımız kiralama. 2024 yılında bu 95.000.000 TL'ye çıkmış, 2023-2024 yılında. 2025 yılına geldiğinde bu 192.000.000 TL'ye çıkmış Sayın Başkan. Bu 192.000.000 TL aslında bizim... Ben Mart'ın işte 19'una kadar, daha doğrusu Nisan'ın 18'ine kadar ben cezaevindeyken de aynı şekilde, şirkete kayyum gelene kadar da yine cezaevindeyken satışları falan filan götürüyordum. Çünkü benim normal avukatlar gidiyordu geliyordu, avukatlar üzerinde iletişim kuruyorduk. 192.000.000 TL'ye çıkmış. Zaten bu satın almaların da yaklaşık %80'ini yapan yine kayyum yönetimi. Yani bu 192.000.000 TL aynı... Çünkü şirketler de aynı şirketlerle çalışmaya devam etti. Kayyum... Çünkü biz elimizde başka mecralar yok Sayın Başkan. Yani şimdi kullandığımız şeyler özel mülkiyet, elimizdeki mecralar belli. Yalnız biz orada şunu yapıyorduk Sayın Başkan: Bizim satışımız çok iyi olduğu için... Çünkü biz 22-23 yıllık bir firmayız, yani 23 yıllık firma ve biz müşterilerimize Sayın Başkan hep güven verdik. Hep yaptığımız işin arkasında durduk, geri dönüşünde bize maliyeti ne olursa olsun arkasında durduk. İsminden belli; açık hava, outdoor. Yani fırtınalarda biz üretim tarafımızda çok kuvvetli olduğumuz için müşterimiz gece sökülen brandanın sabah farkına bile varmıyordu. Çünkü biz aynı gece aynı brandaylı bastırıp aynı şekilde takıyorduk. Biz hep böyle çalıştık, halen böyle çalışıyoruz bu arada. Yani işimizi hem gerçekten çok severek yapıyoruz hem de rakamlar çok büyük Sayın Başkan.
Yani bir gün bir elektriğin bile orada yanmaması, bizim müşterinin cebinden çalmış olduğumuz bir para anlamına gelir. Yani bize ayda 2.000.000 lira kira ödeyen müşteriler var. Yani aylık 2.000.000 lira çok ciddi, büyük bir rakam yani. Şimdi bugün ayda 2.000.000 lira gibi bir rakamı güne vurduğunuz zaman, ya bu firma bize günlük 130.000 lira para ödüyor. Yani benim onun brandasının 1 gün orada eksik kalması demek, benim onun cebinden 130.000 lira çalmam anlamına geliyor veya bir gece onun elektriğinin yanmaması demek... Biz hep o gözle baktık yani. Ha, yanmadığı dönemler oldu mu? Oldu ama biz bunu söyledik, mutlaka ki devamında o müşteriye onu telafi edecek mutlaka yanına bir şey ekleyeceğiz. Yani biz hep bu zihniyette olduğumuz için bizim müşteri sıkıntımız hiçbir zaman olmadı. Bu rakamlar bizim için mecra sahipliğinden çıktı, bu hale tabii dönüştü.
Yani biz hani şimdi ben burada mecra şeyi olarak yargılanıyorum ama Sayın Başkan toplasanız, SEV Açık Hava'nın mecra sayısı özel bir şirket olarak herhalde ya 4'tür ya 5'tir yani, 6 değildir. Ben tutuklanırken Sayın Başkan, mecra sayısı ya 5'tir ya 6'dır. İşte burada firmalar yazmış. Mesela işte ben bu ciroya göre söylüyorum; Val Company'den yer kiralamışız, Skofje'den yer kiralamışız, Binadan'dan yer kiralamışız, Rubikon'dan yer kiralamışız, Bina Reklam'dan, Beşinci Medya'dan, bu UNKA'ya geleceğim daha sonra, UNKA'yı özellikle yazdırdım. Buro Reklam'dan, ECM Yapım'dan, onları da özellikle yazdırdım. Bunlardan kiralama. Tabii bir sürü daha firma var ama aklıma gelenlerden şey yaptım. Bağdat Caddesi'ne gelelim Sayın Başkan. Bağdat Caddesi hikâyesi aslında şu, hani demiş ya " de Bağdat Caddesi'ni 'a verdi" Tabii benim bu çıkarmış olduğum tablo Sayın Başkan, TMSF'den yani kayyumdan birebir oranlarıyla, hepsi alınabilir şeyler. Yani ben belgesiz en ufak bir şey konuşmuyorum. Burada Val Company, Skofje, SEV Açık Hava'nın sadece iki tane yeri var. Burada yani toplam 18 tane yer kullanmışız, 8 tanesi Skofje, 7 tanesi Val Company, 2 tanesi Açık Hava, bir tanesi de Sayın Başkan, 2025 yılının Mart ayında ben buraya geldim ya, Mart ayında başladı o sözleşme, aslında bir taneydi. O da aynı şekilde devam ediyor kayyumla.
Yani finalinde toplamda 2 tane yerimiz var, gerisi zaten hepsi başkasının yeridir. Niye başkasının yeridir Sayın Başkan? Şimdi kim ister başkasının yerini kullanmayı? Yani ben Bağdat Caddesi ile tabiri caizse bu sektörde var olmuş bir adamım yani. SEV Açık Hava deyince o kadar çok artık bunaldım ki. Şimdi adam gidiyor, yeri koyuyor, adamın yeri duruyor. Ama koyunca yer durmuyor. Şimdi ben Sayın Başkan, hukuku çok iyi bilen bir adamım. Şimdi Yargıtay'da hukuk şeyiyle konuşuyorum, Yargıtay'da bir emsal karar vardır değil mi efendim? Emsal karar, yani dersiniz ki çünkü dünyada düzen zaten böyle gider, bir emsal karar vardır. Şimdi geçmiş dönemde, şimdi mesela orada yine bir yalan beyan kullanmış bir ifadesinde Âdem Tuncay, demiş ki "Bu inşaat önlerinde işte kesinlikle izin verilmeyecek alanları kullandılar."
Yani bu adamın şimdi Kentsel Tasarım'a yazı yazın Sayın Başkan. Burada çok evraka da boğmak istemedim, bir de şimdi Kentsel Tasarım'dan başka birisi adına artık evrak istemek veya çünkü burada kısıtlı da bu evrakları tamamlattırıyorum, belki 100 tane evrakta imzası vardır. Kötü görüntü, o inşaat parapetinde hani mesela tebliğ raporunda müfettiş yazmış, Mehmet Demiral demiş ki "İnşaat önüne ancak inşaat kendi şeyi kullanabilir." Orada iki tane şey var; inşaat kendisi de kullanabilir; direkt reklama vermiş şekilde, reklam firmasına verir şekilde de, ben size eğer bunu çok böyle şey yaparsanız ben hemen 2-3 gün içerisinde mutlaka ki o şeyi buldururum. Geçmiş dönemde 10 tane, 50 tane buldururum size, inşaat parapetinin önünde reklam firmasının parapet üzerine reklam izni. Biz kendi firmamızdan da bunu kullanıyoruz. Şimdi başkasına gelince var ama bunları duydukları zaman o tarihten sonra bu arkadaşlar ya telefonlarını engellediler, zaten kendi ağızıyla itiraf ediyor, diyor ki "Ben odaya girdim, odaya girdiğimde Âdem Tuncay direkt demiş ki: Kardeş, 'ın duyunca..." Sayın Başkan oradan okuyun isterseniz, demiş ki "Niye açıyorsun telefonu?" Yani İstanbul'un Reklam Müdürü, ismini duyunca "Niye açıyorsun ya, niye açıyorsun telefonu?" diyor. Zaten adamın kendi şeyiyle de var.
Bu arada bu arkadaşın beyanları da 2025'in 8. ayında Âdem Tuncay etkin pişmanlık ifadesi vermiş. Âdem Tuncay'a da zaten, ne kendisi 'la alakalı bu 'nin beyanını tasdik eder bir şey söylemiş ne de iddia makamı, "Âdem Karaköse’ye, “Yaz, senin odana geldi, sana böyle bir şey söyledi mi?" şeklinde bir soru da sormamış yani. Tabii burada bir sürü o anlamda da ifadesel anlamda da eksiklikler var. Zaten hani sorsa da onlar zaten eküri yani hani et tırnak, el ele gidiyorlar. “Mış” yani, efendim "mış" ben kullanıyorum. Finalinde çünkü o avukatları da herhalde orada, ben çünkü artık ifadelerden anlıyorum, aynı avukatı falan kullanmışlar, neyse. Yani Bağdat Caddesi ile alakalı kısımla tablo bu. O meşhur Bağdat Caddesi'ndeki bizim tablomuz, 'a 'in verdiği dediği tablo bu Sayın Başkan. Çünkü Bağdat Caddesi hep diye anılırken biz, benim de daha sonrasında ben artık koydum, yaptım. Bir yerin sökümü, alımı, tekrar prodüksiyon olarak yerine konması Sayın Başkan, çok büyük şeyi var, maliyeti var. Maliyetten öte müşteriye mahcubiyeti var.
Bu arada şunu yapmaya başladık, belli bir noktaya kadar ben gizli gizli yapmaya başladım. Yani aldığım adamlara da söylüyorum, aman 'a sattığınızı söylemeyin. Yani adamdan ben alırken, Wall Company'den, çünkü yıllık kirasını peşin olarak ödüyorum, onunla olan tek şartım aman kardeşim bana verdiğini söyleme ama tabii en son bizim sağ olsun şeyimiz de çok kaliteli, böyle laf söz konusunda, laf söz üretme konusunda sektörümüzdeki oyuncular. Onlar da tabii hemen uçuruyorlar; ya bak Alper'i gördün mü oraya da koymuş, Alper'i gördün mü buraya, Alper babasının resmini koyuyor sanki, Alper Renault'yu koyuyor, Nissan'ı koyuyor, Alper müşterisi Samsung'u koyuyor, Alper başka müşterisini koyuyor. Sonucunda Alper'in müşterisi çok. Çünkü müşteri Alper'e güveniyor. Müşteri Alper'e güveniyor, çünkü Alper işinin arkasında duruyor. Her zaman öyle oldu. Her işinde öyle oldu. Şu ana kadar ki hayatım boyunca, 32 yıldır ticaret yapıyorum, her işimde öyle oldu.
Ama işte ha güzel işler yapıyor. Gidiyorum ben, hiç kimsenin cesaret edemediği, biraz evvel 102'deki bina, benim oğlum 24 yaşında, 25 yaşında, gurur duyuyorum. Gitti orada 25 katlı, 20 küsur katlı binayı orada komple kapladı. Yani finalinde ama güzel iş görünce ben takdir ediyorum. Çünkü outdoor'da ne kadar güzel işler yapılırsa o kadar şey büyüyor. Bakın Ülker yaklaşık 15 yıldır şeye küsmüştü, sayın başkan, outdoor sektörüne küsmüştü. Çok güzel bir uygulama yaptık onlara Beşiktaş Çarşı'da. Murat Ülker sağ olsun kendi şeyinde yayınladı, kendi Instagram'ında, seviyor o da sosyal medyayı. Yayınladı Ülker'in şeyiyle alakalı. Ve o günden sonra Ülker, outdoor sektörüne bir sürü yatırım yapmaya başladı. Biliyorsunuz Ülker dünyanın her yerinde reklama para harcayan, ciddi bütçe ayıran bir firma. Yani geldi bizim bir tane duvarımıza girdi. Bir sürü de şikayet eden oldu ya. Bir sürü şikayet eden outdoor'cu oldu bu arada yani Ülker'in ne işi var diye. Bugün baktığınızda outdoor sektörüne dünya kadar bütçe akıtıyor ya. bir defa güzel bir uygulama yaptı, orada bir defa bütçe aldı, ya şimdi siz hepiniz bütçe alıyorsunuz. Bütün outdoor sektörü bütçe alıyor. Yani o yüzden de maalesef böyle kalitesiz bir şeyimiz var.
Sayın başkan, şunu da aslında söylemek istiyorum; bizim şirketimize kayyum atandıktan sonra birebir aynı eylemler, bakın birebir aynı eylemlerle suçlandığımız firmalar. Ben de örgüt değilim. Yani örgüt suçlamam yok, örgüt değilim demiyorum. Örgüt suçlamam yok, benim de örgüte yardım suçlamam yok. Aynı birebir aynı eylemle yargılandığımız firmalar bizim şirkete kayyum atandı, olabilir, devletimiz, yüce mahkememiz öyle uygun görmüştür, atamıştır. Hakkını da yememem lazım, gerçekten hayatımızda ilk defa sayın başkan, hayatımızda ilk defa TMSF döneminde ihale aldık. Kısmet oldu yani. Hayatımızda ilk defa ihale aldık. 68. eylem çünkü bir kıyaslamada onu da anlatacağım. Yani finalinde ortada bu kadar güzel işler yapılırken bu firmalar, yani aynı eylemle yargılandığımız firmalar gidiyor bizim sözleşmeli, yani sözleşmeli olduğumuz zaten 5-6 tane yer var, gidiyorlar efendim yıllık kiralamalı olduğumuz yere adam gidiyor sözleşme yapıyor, bu firmaya kayyum atanmıştır diye. Düşünebiliyor musun sayın başkan? Yani aynı eylemlerle, üstünlüğe bakar mısınız, aynı eylemlerle yargılanıyoruz. Aynı eylemlerle yargılanıyoruz ya birebir. Sadece 'ın kaçma şüphesiyle, yani 18 ay günü geldiğinde, 20 yaşındayken o kadar işin gücün içinde günü geldiğinde keyifle, heyecanla 18 ay askerliğini yapmış, jandarma komando olarak askerliğini yapmış, bugün gurur duyduğu, yani bir gün aklına geldikçe hala o günleri heyecanlanıp anlatan bir gün vatanın en ufak bir şeyinden kaçmamış, şirketine evet sonuna kadar saygı duydum gerçekten. Şeydeyim, herhangi bir şey de yapmıyorum.
Ya sen gidiyorsun, aynı eylemlerle yargılanıyorsun, gidiyor bina sahibine ya bu şirkette şey var diye kayyum var diye ikinci sözleşme yaptırıyor. TMSF şimdi o firmaya dava açtı. Yani siz şu an sayın savcım, sizin şu anda tutuk, ben tutuklanıyorum. Ben onların da tutuklanmaması, tutuklanması için söylemiyorum sakın yanlış anlamayın. Doğru karar. Doğru karar. Benimle de ilgili vermişse doğru karar. Ben hukuka saygılı bir insanım. Ben kesinlikle öyle bir şeyim yok, öyle o düşüncede olmam. Ama aynı, ben şu an bir şüpheliyim çünkü o da şüpheli, ben de şüpheliyim. Benim ondan farkım, benim ondan farkım beni burada daha kaçma şüpheli olarak görüyorlar veya işte artık ne görüyorlarsa. Ama finalinde sen gidiyorsun sözleşmeli olan yerde, bugün ECM yapı diye geçen firma, bakın eylemlerde, gidiyor Kızıltoprak'taki 2028'in sonuna kadar olan Eren Holding'e kiraya vermiş olduğumuz, yıllık kiraya vermiş olduğumuz yere adam gidiyor, binayı korkutuyor. Aynı nasıl, sayın savcım nasıl korkutuyor biliyor musunuz, yemin ediyorum tüylerim diken diken oldu. Hani bu telefonla arıyorlar ya, işte hakim işte hesabınızdaki parayı çekin, şey yapın, şuraya götürün, teslim edin. Yani bakın sizin başınız belaya girer, şeyle ticaret yapıyorsunuz ya yarın TMSF size gelir, şu olur. Zaten TMSF işini takip etmez, zaten bu sözleşme arada kaynar diye adamları kandırıyorlar.
Bizim bu şekilde yerlerimize gidiyor bu firmalar. Birisi gidiyor, birebir yine aynı yargılanan... Hatta bir tanesinin bizden bir tane daha fazla eylemi var, gidiyor TMSF’ye; "Ya biz Sev'in yerlerini satabilir miyiz?" diyor. Bir tanesi gidiyor; "Ortaklığımız var yıllardır" ki kendileri istemişti bizim ortak olmamızı, "Biz ortaklıktan ayrılmak istiyoruz" diye yani "Sev'le ortaklıktan ayrılmak istiyoruz" diye gidiyor. Ve biz ne yapıyoruz? Biz, kayyum atandığından itibaren —bugün TMSF Başkanı'na da sorun, TMSF üst yönetimine da sorun, TMSF kayyumuna da sorun— biz, samimiyetimle söylüyorum; kardeşim, oğlum... Ki oğlum benim, iddianame çıkana kadar şeydeydi, şirkette çalışıyordu. İddianame hazırlandıktan sonra haklı olarak yargılama olduğu için işine son verdiler şirkette. Ama bugün olsun, bugün olsun bir tane Sev'in yerine dokunmadığımız gibi... Çünkü Sev şeyleri kullanmıyor Sayın Başkan, Sayın Savcım. Sev kendi, başka birilerinden, başka firmalardan aldığı yerleri kullanıyor. Sev şu an yaptığı ciroları, yine bizim zamanında yapmış olduğumuz anlaşma... Ben veya X birisi...Bu arkadaşları hep kandırmaya çalıştılar. Gittiler, dediler ki: "Ya sen hala Sev’le mi çalışıyorsun? Sen Sev’le mi çalışıyorsun? Yani senin yarın başın belaya girecek" diye bu yargılanan firmalar, yani aynı eylemlerden yargılandığımız firmalar onları ikna etmeye çalışıyorlar. Ama Allah'ıma hamdüsenalar, Rabbime şükürler olsun, bu konuda da hiçbir şekilde şimdiye kadar şey vermedik Sayın Başkan.
Eylemlere geçiyorum. 68. Eylem. Sayın Başkan, şimdi biz 68. eylem... Hep dedim ya, biz hep aynı çizgide gittik diye. Şimdi bu 72. eylem aslında bizimle alakası yok ama 72. eylem, bunu bunun üzerinden gitmek zorundayım 68. eyleme. 72. eylem oluyor. 72. eylemdeki olan bir ihale 2023 yılında oluyor. Bu ihaleden bizim bilgimiz yoktu. Bu yol kenarlarında panolar var, değil mi? Biz tabii... güzel bir şey söyledi, böyle biz de öyleyiz. Yani artık işimiz tamamen bu olduğu için kim, nereye, ne koymuş... Artık bırak panoları, kimin duvarına hangi görsel konulmuş; çünkü hemen biz de markayı arıyoruz. Yani "Bizim, bizim yerimize niye girmedin?" Bir, atıyorum bir dahaki kampanyası için kendimizi hatırlatıyoruz falan. Tabi ben böyle bu panoları gördüm ama bir türlü de o bilgiyi alamadım. Çünkü aslında ben sektörel olarak sektörde firmalarla çok içli dışlı bir adam değilim yani. Görüştüğüm belli başlı firmalar var. Onun haricinde bu ihale oluyor. Bu ihale olduktan sonra, 1-2 ay sonra... 1-2 ay sonra, bu tabi 70. eylemde de anlatacağım onu. Biz tabi bir kiralama yaptık bu 72. eylemden ihale, şey, yer alan Wall Company'den. Burada da zaten görmüştünüz, Wall Company'den bir yer aldık. O da Vatan Bilgisayar için almıştık o dönemde. Birazdan dediğim gibi 70'te de anlatacağım.
68'de Kültür A.Ş.’yi aradık. "Ya" dedik, "böyle böyle ihaleler olurmuş." Tabi biz işin açıkçası Kültür A.Ş.’nin alış şeklini de bilmiyoruz. "Böyle böyle ihaleler olurmuş" çünkü direkt bizi ilgilendiriyor. Yani büyük pano, büyük reklam panoları; çünkü bizim ilgilendiğimiz alan. Bir de alanlar da hani bizim üzerinde özel uygulama yapabileceğimiz nitelikte alanlar. Bu şekilde olurken bize böyle bir davet geldi 68'le alakalı, 68... Tabi davetteki ben yer listesini gördüm. Davetteki yer listesi, Sayın Başkan, şeydi; yani böyle çok bizim şeyimizde yerler değil. Çünkü bizim yerlerimiz işte nedir? Bağdat Caddesi, işte Büyükdere Caddesi, Mecidiyeköy'de bir kısma kadar, Londra Asfaltı'nda bir kısma kadar hep belirli yerlerdir yani bizim yerlerimiz. Biz onların haricinde başka hiçbir yere girmeyiz. Ama tabi buradaki 68. eylemdeki yerlere baktığımızda da hep böyle ara arterden ana artere çıkan işte köprülerin yan taraflarına böyle panolar... İşte Merter'de bir tek güzel bir yer vardı ama Merter, Tamek fabrikasının önü ve Peko'nun yeri var yani. O Emniyet Müdürlüğü'nden bizim kiraladığımız yerin arasında bir yer burası. Yani ama bir şekilde de mutlaka ki ihaleye girmek istedik. Aslında ihaleye girmek istedik, alalım da dedik yani ihaleyi. İhaleye girdik, teklifimizi verdik. O zaman 38 küsur milyon lira teklif verdik Sayın Başkan.
Yerdeki bir dezavantaj da şuydu Sayın Başkan: 13 yer var. Yerler çok değerli yerler değil ama metrekare yani pano maliyeti yüksek. Yani şimdi bir yerde böyle çok büyük pano var diye o yer değerli anlamına gelmiyor. Hani yer daha küçük olur ama güzel bir yerde olur, oranın 5 katı daha fazla kiralayabilirsiniz. Hem pano maliyeti hem işte 3 yıllık oluşu falan... Teklifimizi verdik ve finalde teklifimiz de olmadı. Ama bizim oradaki aslında birinci gayemiz, Kültür A.Ş.’nin bu tarz ihalelerde... Çünkü ihale bizim için çok kıymetliydi. Biz ilk defa geçmiş dönemden itibaren, yani geçmiş Kadir Topbaş döneminden gelen ilk defa böyle bir ihale oldu. Yani bizim katıldığımız, tarihimizde de girdiğimiz ilk ihaledir bu. Geçmiş dönemde billboard ihalelerine bakın Sayın Başkan. Hani biz burada ihaleye ek şey olarak suçlanıyoruz. Yani "ek teklif vermiş" olarak suçlanıyoruz. Bizim buradaki suçumuz o.
Billboard ihaleleri, Kültür AŞ'nin girdiği ihaleler, bütün ne kadar ihale varsa; outdoor ihalesi, Edward City'nin girdiği ihale, işte Medya Pano'nun girdiği ihale, bütün hepsine bakın. Bir tanesinde bizim teklifimiz yok. Ve biz tevdii raporunda "20.000.000 üstü sermaye olması lazım", yani "İşte 60.000.000 üstü iş bitirmesi olması lazım" denilen firmaların, yani 5-6 tane firmanın içerisinde olan bir firmayız yani. Hani biz üretim tarafında da olduğumuz için, yani biz herhangi bir o ihale içerisine girdiğimizde de kimse diyemez ki "Sev niye bu ihaleye girdi?". Yani biz tarihimiz boyunca ilk defa girdiğimiz bir ihale ve bu ihale direkt bizi ilgilendiren bir ihale. Zaten büyük pano var, girdik, alamadık. Şimdi ben ’ı burada gördüm. Ponte'yi o o zaman ihalede hatırlıyorum, duydum. Onun haricinde o aradaki firmaları tanımıyorum. Şimdi orada demiş ki değerlendirmede Sayın Başkan: "Media Legend'la... Yani ikinci olan firma Media Legend, üçüncü olan firma Otopark diye bir firma." Demiş ki "Media Legend'la Otopark diye firma..." demiş tevdii şeyin, iddianamenin şeyinde. "Biz bunlarla alakalı bir şey duymadık, aslında var bir sürü şey ama sonuçta duymamışlar." Ben "var" derken geçmiş yani isimleri, ihalelerde de gördüm. Ama dördüncüde Sev'le demiş ki... Sev'le alakalı bu üç kişiyi niye koymuş? Demiş ki 'ın demiş şu ifadesi var; demiş ki "Ali Ferhan Aydın, üzerinden şuraları aldı, Bağdat Caddesi'ni..." Hasan Özyürek'in o ifadesini koymuş yani belgeleriyle size gösterdiğim...
Bu 3 tane kişinin ifadesiyle bizim bu suça iştirak ettiğimiz kanaatine varmış Sayın Başkan. Yani ihale ile alakalı herhangi bir şey; "şuradan para vermiş, şuradan para almış, şöyle olmuş, böyle olmuş falan" hiçbir şey yok. Sadece 3 kişinin ifadesine dayandırmış ve bu iki firmayı da 4 tane firmadan birinci olanı şey saymış, ihale alanıyla ben orada... Biz orada işbirliği yapmışız, o iki firmayı es geçmiş, bizi de o 3 kişinin ifadesine... Ya böyle bir şey olabilir mi Sayın Başkan? Ya biz öyle bir şey yapmış olsak, kaç tane ihale var geçmiş dönemde yapılmış, kaç tane ihale var; bir tanesinde bizim teklifimiz olur ya, bir tanesinde! Ha teklif de verebiliriz, ihaleye de girebiliriz, o ayrı bir şey. Ama biz, Sayın Başkan, baştan belirttiğim gibi bizim sadece çizgimiz büyük reklam alanları. Ben onun haricinde billboard ihalesi ne olmuş, metrobüs ihalesi ne olmuş, o ne olmuş, hiç beni ilgilendirmedi de beni hiçbir zaman ilgilendirmedi. Çünkü benim hiçbir zaman alanıma... Ben öyle haftalık satış... Ben yerimi alayım, böyle üzerine güzel uygulamalar, büyük uygulamalar yapayım. Herkesin bir tercihi var yani. Şimdi bu yüzden de Sayın Başkan... Ha bu arada biz 38.300.000 lira fiyat vermişiz. Burada bir şeyi koymuştuk değil mi? O tablo... Bir şey açabilir miyim burada? Ek 6.
Bir daha zoom yapalım. Sayın Başkan, şimdi Sev Açıkhava dedim ya bizim adımıza bir... Yani bizim adımıza derken pardon, artık şu an TMSF yönetiyor. 2025'in 8. ayının 27'sinde ihaleye girdi. Böyle kıran kırana da bir ihale oldu. Hatta o ihalede kayyumla beraber benim oğlum da o dönemde şirkette çalıştığı için o da gitti. Hatta buradan TMSF yönetimine teşekkür ederim, birazdan anlatacağım niye teşekkür ettiğimi. Çok karlı bir iş olduğu için ilk 150.000.000 liraydı almış oldukları yetki kayyumun, o durumda çok ısrar ediyor. Yani bu ihale direkt bizim satış yapabileceğimiz, yani direkt bizim almamız gereken alanlar; çünkü tam bizim bölgelere hitap eden yerlerdi. Rakam 211.000.000 liraya kadar çıkıyor ve 211.000.000 TL'ye Sev Açıkhava ihaleyi alıyor. Tabii buradaki birim fiyatına, yani 2025'in 8. ayının 27'sindeki birim fiyatını da bir yer 7.000, 700.000 indiğimizde, üzerine şey koyduğumuzda, enflasyonu koyduğumuzda ve yer değerlendirmesini koyduğumuzda ki biz bunu çok minimize ettik Sayın Başkan... Yani onu da birazdan şeyle, 70'le de söyleyeceğim. Minimize ettiğimizde bizim o günkü verdiğimiz rakam 277.000 TL'ye gelirken TMSF'nin kıran kırana aldığı şeydeki rakam 251.000 TL'de kalıyor. Aylık ödenen rakamlardan bahsediyor. Yani rakamsal olarak da biz o tarihte gerçekten de hani biz ilk defa ihale alacağız. İlk defa aslında kendi kendimiz ihale alacağız. Bizim kendi istediğimiz alanda diye biz o rakamı verdik.
Bu arada o gün özellikle sordum bilmem hatırlıyor musunuz Esma Hanım'a? Dedim ki pazarlamasını başka firma yaptı dedi. Sayın Başkan pazarlamasını bugün yine şey biliyor. Kayyumlar bilir. Pazarlamasını yapan firma, bizim bugün Sev Açık Hava’nın da mecralarını en çok satan firmalardan bir tanesi, Naz Medya. Bilgi Reklam yani bizim pazarlamamızı yapan bir firma yani. Hani ben o gün de örnek vermiştim. Ben nasıl ya o da pazarlamasını şeye vermiş gibi düşünün. O direkt vermiş ama biz boş olan yerlerimizi ara sıra pazarlıyor. Ben kendi müşterimin ne olursa olsun mecra sahibi olmasını ister miyim? Kendi malımı ona ona veririm. Alacak olsam kendim alırım yani. Yani burada hani hayatın olağan akışına uymayan o kadar çok şey var ki Sayın Başkan. Bizim o ihalede şeyimiz var. Zaten bu şeyde de eylemde de şu anda yargılanan zaten üç kişi bizim ailemizden var. Bir , da Allah yolunu açık etsin. Çok da sevindim her ne kadar tanışmasam da. Mutlu oldum çünkü buradan bir arkadaşımızın gitmesi hepimizi aşırı mutlu ediyor. Tahliye oldu tek kişi bu dosyada şu anda tutuklu sanık olarak.
70'e geçiyorum. 70 de 2024 yılının 8. ayında bir ihale oluyor. Bu ihale aslında bu etkin pişmanlık olan bu 3K Rauf Cem Istranca'nın, Sayın Başkan, işte biz ecrimisil alanında yerler kullanıyorduk. Daha sonrasında da bunlar ihaleye çıktı. Herkes ihaleye girdi yer aldı şeklindeki ifadesiyle olan şeyin devamı. İkinci şey bu ihale bu. Şimdi bu ihalede biz ikinci ayıydı herhalde. İhaleden 2 ay sonra Sayın Başkan, bu Tuna Baykal şeyi bize getirdi. Aslında bir de Hasanpaşa'da bir yer getirdi. O ihalede ilk aldığı yerde bir de Hasanpaşa vardı Sayın Başkan. Bize iki tane yer getirdi. Biz de burayı Hasanpaşa'daki yeri beğendik. Orası burayı da o dönemde teşvik Vatan Bilgisayar'a bir paket yapmıştık yani paket dediğim işte Kadıköy'den de yer veriyorsun, işte Büyükdere Caddesi'nde Maslak bölgesinden de veriyorsun, Londra Asfaltı'ndan da veriyorsun. 5 de altı 25 milyon liralık bir anlaşmayla Vatan Bilgisayar'la. 25 milyonluk bir anlaşma olduğu için ikinci ayında aldık. İkinci veya üçüncü ayında almıştık sözleşmeyi. 11 aylıkmış bu arada o sözleşme. Biz o dönemde 12. ay 12 ay biliyorduk.
Vatan Bilgisayar buraya yıllık girdi Sayın Başkan. Tabii Vatan Bilgisayar'la bizim sözleşmemiz sadece orayı kapsamadığı için bir de bizim iyi bir müşterimiz. O ihaleye biz aslında girmek zorunda kaldık. Neden zorunda kaldık Sayın Başkan? Bizim Sev Açık Hava'nın %100 sahibi olduğu firmalar var ve bunların finansının birçoğunda onlar da yatırımda olan bir firma Sev Açık Hava yapıyor. O dönemde bu ihale mesela biraz önce bahsettiğim ihaleler işte 68 eylemde olan işte bizim Sev Açık Hava'nın almış olduğu işte Kayyum'un almış olduğu ihaleler hep taksitli ödemeler yani 30 aysa 30 taksit. O ihalede Sayın Başkan tek tek şey tek ödeme yani peşin ödeme alıyorsunuz şeyi yeri. Biz de almak için çok ciddi yani o dönemde 5 küsur milyona vermişiz zaten kiraya şey Vatan Bilgisayar'a şeyi kiraya. Ben onu da göstermek istiyorum. Vatan Bilgisayar çünkü tarihi de belli. Onun faturası kaçtaydı? Ha, 7. 7'yi açabilir miyiz?
Biraz yaklaştıralım çünkü o açıklama kısmını görmelerini istiyorum heyetin. Biraz aşağı inelim mi? Biraz daha yakınlaşalım. Bu fatura tabii onun da Sayın Başkan, teyidini alırsanız burada zaten yazıyor. Vatan Bilgisayar gösterim, Medeniyet önü, parapet kullanımı orada tam kullanım tarihine bakarsanız, biraz aşağı inelim. 5. ayın biraz aşağı inelim mi? Ay pardon yukarı çıkalım birazcık özür dilerim. Fatura tarihi 5. ayın 2'si Sayın Başkan. Yani ihale alındıktan 4-5 ay sonra falan biz kullandırtmaya başlamışız. Tabii biz buraya girmiş olduk ve Vatan Bilgisayar'a da o paketi tamamen tamamlamak için biz bu ihaleye girdik ve bizim o ihalede Sayın Başkan, başka hiçbir orada birçok ihale var. 39 şeyle ilgili, kaç tane toplamda 30 küsur tane yer var. Toplam 16 firma giriyor ihaleye. 16 firmadan 10 tane şey 6 firmaya suç isnat ediliyor. Yani bu geri kalan 30 küsur tane yerin hiçbir tanesinde bizim teklifimiz yok Başkan. Yani hiçbir tanesinde yok Sayın Başkan, sadece burası var. Çünkü biz buraya özel girdik, oraya... Yani bugün hani bu ihalede bizim bir altımızda şey vermiş... Ki bu ihalede de Sayın Başkan, ihalede şeye göre baktığınızda en çok fiyatı da biz vermişiz. Yani 16 firma arasında yer bazında fiyatı, hatta %40'a yakın bir rakam, en yüksek fiyatı da biz vermişiz. Ama burada da öbür firmalara, yani öbür geri kalan 10 firmaya nasıl suç isnat edilmediyse, bizim de aynı firmalar arasında olmamız gerekiyor. Çünkü burada tek suçluyuz, öbür hiçbir ihalede şeyimiz yok. Çünkü niye yok? Sayın Başkan, burada peşin ödeme vardır.
Şimdi bizim bu ihalede, bu tarz şeylerde şunu bilmenizi isterim; benim network yapmam lazım. Yani benim bir tek şu panoyu almam, Sayın Başkan, hiçbir işime yaramaz bu pano. Yani benim bu panoyu almam için en az 10 panoluk bir network yapmam lazım. Yani bunun yanında işte Mecidiyeköy'den de yer almam lazım, o network içerisinde Büyükdere Caddesi'nden de yer almam lazım, işte Beşiktaş tarafında da yer almam lazım, network yapmam lazım. Ya bunun için de o günkü şartlarda benim 50.000.000 - 60.000.000 yatırım yapmam gerekiyordu ve o gün de benim krediydi... Çünkü biz bu en son şeyden sonra kestik Sayın Başkan. Yani faizlerin çok yükseldiğinden sonra firma olarak kestik krediyi. Kendi öz finansmanımızla dönüyorduk veya kendi şirket grup şirketlerimiz arasında borç alışverişi yapıyorduk. Çünkü banka kredilerini tamamen kesmiştik şeylerden dolayı, yüksek faizlerden dolayı. O yüzden de biz bu ayda zaten diğerlerine girmedik, sadece Vatan Bilgisayar için girdik. Bunların bu arada isterseniz biz tabii şu anda Sev tarafına şey yapmadığımız için, bütün o tarihteki mailleşmeler, pazarlama mailleşmeleri falan da hepsini de ekstra isterseniz sunarız. Yani bizim öyle bir niyetimiz olsa diğer firmalara şey veririz. Yalnız burada bizim ikinci o dikkatimi çekti, onu da istedim. Bizden sonra işte bizden 200.000 lira falan fazla veren İnova Reklam varmış. Bir firma daha var. "Niye bu kadar acaba onlar fiyat verdi?" Onun yanındaki 3 tane yeri aslında onlar kullanıyorlarmış. Yani onun yanındaki 3 tane yeri de zaten onlar kullanıyorlarmış. Yani onlar da haklı olarak yüksek vermişler ki hani "O bölgede 5 tane pano da bizim olsun" şeklinde.
70 eylemde bu şekilde geçiyorum, 117'ye gelelim. 117'de de burada diyor ki Sayın Başkan: "Ecrimisil... Ha burada diyor ki dolandırıcılık, yani kamu zararına dolandırıcılık." Şimdi ben baştan da söyledim Başkanım, Sayın Başkanım, Sayın Savcı; şimdi biz 1 metrekare dahi... Şimdi benim, benim kamuyu dolandırabilmem için, kamuyu benim dolandırabilmem için kamudan bir şey almam lazım, ucuz almam lazım. Başkasına bunu 5 liraya verirken 3 liraya almam lazım. Şimdi tevdii raporunda da birçok şey o kadar çok karıştırılmış ki Sayın Başkan. Şimdi biz, bizim bu ayrıştırmayı mutlaka kendi şeyimizde yapmamız lazım. Çok büyük haksızlık olur çünkü. Biz hiçbir zaman, tekrar iddia ediyorum, biz hiçbir zaman 1 santimetrekare dahi İBB'nin başka bir tarafa ihale edip de fazlasiyle kiraya verilemeyeceği bir alan kullanmadık. Tarihimizde kullanmadık.
Şimdi burada diyor ki, burada diyor ki: "8.000.000 küsur lira" diyor. Bizi tek şeyden bağlamış orada, bu şeyleri de katlamış Sayın Başkan. Mesela burada demiş ki... İşte buradaki şeylere de baktım; "Ecrimisil alanındaki yerleri kiralamak şey olur, karlı olur" demiş. Başkanım, sıkmadım değil mi sizi? Ne oluyor? Benim eşim burada, yoksa sabaha kadar konuşurum, ona dua edin ya. O da bana "3-4 gün, 10 günü sakın fazla başını ağrıtıp direkt aklıma geldi." Şimdi demiş ki burada -bunun da şeyini almışlar, görüşünü almışlar, o da sektörümüzde duayen insanlardan bir tanesi- demiş ki: "Ecrimisil bedeli ödemek suretiyle reklam mecralarının kiralanması veya 3. firmalara verilmesi işidir. Çünkü bu mecra muhammen bedel bilinmediğinden kar fazladır" şeklinde beyanda bulunmuş. Şimdi ben bilmiyorum, hiç anlamamış ya. Ya ben ecrimisil... Çünkü bu şey, 117 Sayın Başkan, tamamen şeye dayanmış... İsmi dolandırıcılık olduğu için yani tamamen şuna dayandırılmış; diyor ki: "Siz, burası ihaleye çıkacakmış, siz ihaleye girmemişsiniz. İhaleye siz yeri, ihaleye girmeden kullanmışsınız ve devlete zarar vermişsiniz."
Şimdi ben 8 küsur milyon lira para ödedim. Ben, paramın değerini bilmeyen bir adam değilim. Yani bir kuruşumun da hesabını yapan, hele ticaretimde yapan bir adamım. Belki özel hayatımda çoluğuma çocuğuma yapmam ama ticaretimde yaparım yani. Şimdi bu ecrimisil çıktığında ben ’in yanına gittim. O zaman Emlak Daire Başkanıydı . Şimdi başkanım burası Bağdat Caddesi, bir lokasyon. Şimdi burası Kunta Apartmanı, yıllardır burası mahkemelik, inanılmaz derecede kötü bir görüntü var arkasında. Tek burası bizimdi zaten sayın başkanım. Burası geçmiş yönetim döneminde de vardı. Şimdi biz bu panoyu koyduktan sonra diyorum ki, ya kardeşim ne ecrimisili yani? Nereden çıktı ecrimisil? Dediler ki, ya siz şeyin alanını, ben bahsettim ya bu Akmerkez'in olduğu yerde, ben o dönemde kroki, şey gönderdim. Yani harita mühendisi gönderdim, kroki çalışması yaptık.
Bu yer, İBB'nin bizim alanımız dediği yer. Yani o arkasındaki siyah şeyle çok buradan belli olmuyor ama yani böyle bazı yerde 40 santim vardır, bazı yerde 30 santim vardır. Bazı yerde işte 50 santim vardır, neyse. Ama şimdi biz bu panoyu böyle konumlandırmışız. O dönemde üzerinde, şimdi bu panoyu bizim geri almamız gibi, çünkü bunun bir statiği var, bunun bir şeyi var. İBB geldi buradan, "Bizim alanımızı kullanıyorsunuz." dedi. Bize ecrimisil bedeli kesti. Zaten bunu ilk kestiğinde bize üç aylık geri dönemden kesti İBB. Ve finalinde biz toplamda bu bize kesilen yerlerin tek tek kroki, bir yer daha gösterelim, en azından ben de çok böyle şey, kalabalık olmasın diye. Burası yine Nispetiye Caddesi, bakın, buraya da ecrimisil kesildi. Buradan niye kesildi biliyor musunuz sayın başkanım? Biraz ha, şimdi burası o alanı görüyorsunuz. Bizim bu panoyu koyduğumuz yer, direkt duvarın üzerine şey yapamıyoruz, yerden aldık şeyi. Yani orayı kapatabilmemiz için, bir de düzgün bir görüntü ve kent estetiğine de uygun olması açısından dibinden aldık. Yalnız dibinden aldığımız yer böyle 40 santim, 50 santimlik bir alandır veya 30 santimdir.
Şimdi burada geldiler, onlar da çalışmasını yaptılar. Dediler ki, "Kardeşim sen burada bu kadar alanı taşmışsın, kaldırımdan 10 santim, 10-15 santim neyse." ama finalinde bir santim de olsa diyor ki, "Taşmışsın, İBB'nin alanını kullanıyorsunuz." Haklılar da yani. Ve finalinde de bunu ödedik sayın başkanım. Böyle böyle yerler ve 8 küsur milyon lira biz para ödemişiz. Yani şimdi ben 8 küsur milyon lira para, bu arada, herhalde 3 küsur milyon lira falan en fazla ödeyen, en fazla da biz ödemişiz. Çünkü bizim yerlerimiz hep şey, orada yer bazında da şeylere ayırmışlar. Demiş ki, "Nispetiye Caddesi metrekare fiyatı 10 lira." atıyorum. "İşte bilmem ne caddesi 7 lira." gibi de şeyler de olmuş yani, çünkü ben duyduğumda da sormuştum, orası ayrı orası ayrı. Çünkü aslına baktığınızda açık havada yer mukayesesi yapılamıyor. Yani şimdi şunun bir yanına bir yer koysan, "Kardeşim, orası köşe yer." der, her şeyde bulunabilir yani ama finalde biz de kabul ettik. Bir de İBB'ye ödüyoruz yani ben başka bir haraç olarak vermiyorum, İBB'ye yatırıyorum parayı.
Akabinde, bu şekilde yaptık ama özellikle şunu belirtmek istiyorum sayın başkanım, bizim şunu yapmamız hiçbir şekilde, bunu da özellikle belirtmek istiyorum, avukatım Burak Bey izahını yapacak, kentsel tasarımdan, bu 118 de buna benziyor çünkü 117 ile 118 birbirine çok benziyor, hiçbir şekilde de ben "Ecrimisil bedeli ödüyorum kardeşim, sen gelip benim yerimi sökemiyorsun." anlamında hiçbir şeyimiz olmamıştır. Öyle bir taahhütle de zaten bu bize kesilmedi. Hiçbir şekilde. Finalinde bu da bu ecrimisil bedeli oldu. Geçen gün bana bir evrak geldi sayın başkanım. Şimdi 117'yi görüyorsunuz değil mi? Anladım, anladık. Yani 117 diyor ki, "Ecrimisil sen ödemişsin." bizim tarafımızdan, bunun lütfen ayrıştıralım, biz asla hiçbir zaman bir alan kullanmadık. Benim 8 küsur milyon lira en fazla para ödediğim firma da biziz. Ve ben devleti dolandırmış oluyorum. Devlet bana dese ki Ya kardeşim sen şu alanı almasan, sen şimdi şuraya şu panoyu koymasan, ben bu adamın önünü kapatacağım buradan şu kadar gelir elde edeceğim dese haklı. Ama öyle bir şey yok. Öyle bir şey yapma hakkı da yok benim bildiğim yani. Hani şimdi sizin öyle bir yani, iddia makamının öyle bir iddiası varsa onu da ayrı bir değerlendirmek lazım yani. Bizim kiraladığımız yerin hiçbir şekilde şu alanı zaten belediye kiraya veremez, 30 santimlik yeri veremediği gibi bir de adamın özel mülkiyetinin önünü zaten kiraya veremez. Bunun adını dolandırıcılık koymuşlar. Ben şu anda bu eylemden dolandırıcı olarak suçlanıyorum yani. Ha şunu da anlarım, şunu anlarım yani ben gitsem ecrimisilli bir alan kullansam, hakikaten ihalesiz alsam, şimdi ben bunu anlayabilirim. Kendim anlarım ona göre açıklamasını yaparım, başından geçeni anlatırım yani, o ayrı bir şey, ayrı bir. Ama ben hiçbir şekilde İBB'nin 1 metrekare, 1 santimetrekare bir yerini kullanmadım.
Şimdi, bu şeyle alakalı ben buradayken bana bir yazı geldi sayın başkanım. Onu da göstermek istiyorum o tabloya koydular mı bilmiyorum. Heh, ek 9'u açabilir miyiz? Biraz yaklaştıralım. Şimdi tabii, her ne kadar TMSF kayyum yönetse de geçmişe dönük ceza geldiği zaman, benden kayyum mutlaka ki bir TMSF yönetimi bununla alakalı bir teyit istiyor. Çünkü o dönemde yönetici bendim yani, haklı olarak. Şey, İBB, biraz yakınlaştırabilir miyiz? Tarihe bakalım önce. İBB, 3. kaçıncı ay yazıyor orada ya? Heh, 19 Ocak 2026'da ecrimisil bedeli göndermiş, şeye geriye dönük. Tekrar aşağıya inelim. Şu an kayyum yönetimi sayın başkan. Bir yerle alakalı geçmişe dönük 2021, 2022 falan filan 2025'inkini de koymuş. 2025'inkini niye koydu onu bilmiyorum, belki hala kullanıyorlar. 1.995.000 TL'lik göndermiş. Aşağı inelim. Bu bir tanesi sayın başkan. Tekrar aşağıya inelim. 14.000.000 TL sayın başkanım. 14.000.000 TL, 2021, 2022, 2023, 2024 burası, biraz yukarı çıkalım, şu ben de tam yeri, neresiymiş? Ataşehir'de sayın başkanım, Ataşehir'de bir lokasyon. Şuursuzca bir şey gelmiş yani, hakikaten şuursuzcadır yani. 14.000.000 TL bir özel mülkiyetin önünde bir şeye ceza yazılmış. 2021, 2022, 2023, aşağı inelim tekrar.
Şimdi siz böyle uçuk diyeceksiniz hepiniz yani. Aşağı in. Heh, 35.133.000 TL sayın başkanım Carrefour karşısında bir yer. Burası eski AK Parti İl Başkan Yardımcısı bir çok yakın bir ağabeyim vardı, onun ortak olduğu bir yerdi. Ben eski dönemde de kullanmıştım burayı. İzinli bir yerdi yani, finalde özel mülkiyet burası yani. Kötü görüntülü özel mülkiyet, hakikaten de kötü görüntülü Carrefour Carrefour karşısında buraya 35.133.000 TL şey gönderdi ve ben buraya işte bayramdan önce oluyor bu mevzu, yani bir bir ay falan önce oluyor. Tabii ben de tabii ne olursa olsun yani yazıktır günahtır böyle özel mülkiyet böyle saçma sapan, artık böyle garip gurip şeyler oluyor yani, anlamadım yani. Ve finalinde şu anda da şeyle görüşüyorlarmış yani TMSF yönetimi şeyle görüşüyor İBB ile, Emlak Daire Başkanlığıyla artık metrekare bazında fiyat mı, biz şu an tamamen devre dışı olduğumuz için rakamları konuşuyorlar. Şu mu olsun bu mu olsun, veya neyi görüşüyorlarsa. Finalinde hani ben buradaysam acilen ve acilen sayın savcı, tabloya buna bakabildiniz değil mi? Acilen bu acilen, çünkü ben bu sebeplerden tutukluyum. Şu an TMSF yönetiyor şirketi. Emlak Daire Başkanlığının, müdürü artık kimse şikayet etmesi lazım yani. Bu çünkü ben bu yüzden burada yatıyorum yani.
Şu an benim yerimde bir kayyum var. Nereye ne şikayet ettiğini bilmiyorum ama artık nasıl gözaltına alınıyorsa bir şekilde burada bunda bir ihbar var. Yazıktır günahtır, böyle bir şey olabilir mi? 35.000.000 ne ya? Para kavramı yok yani, onu artık kim yazdıysa. 14.000.000 ne? Saçma sapan yani. Ve burası özel mülkiyet sayın başkan, yani şey değil, yanlış anlamayın İBB'nin bir alanı değil, arsa. Ya bu da nasıl biliyor musunuz? Keşke onun fotoğrafını da koysaydık. Normal arsa, yine bunun da ucundan 30 santim, 30 santim öne geçmese zaten, yani arkada oranın şeyi de öyle yani, kodu falan da öyle, mecburen öyle olmak zorunda o panonun çünkü. 35.000.000 ne, geriye dönük? Artık ne dönüyor ondan da anladığım şey değilim yani, ve hala bu devam ediyor yani. Ve ben şu anda benim 117'deki yargılanmamda bu var sayın başkan.
118'e geçiyorum. Çünkü daha çok eylem var Başkanım, 6 aydır konuşamıyorum. 118; ecrimisil... Meşhur ecrimisil diyorum, 118: Muvazaalı sözleşmeler. Şimdi Sayın Başkan, 2019 yılında bu —o zaman Kültür A.Ş.'nin Genel Müdürü— bir toplantıdan bahsetmişlerdi. O toplantıda ben yoktum. Ama daha sonrasında 'la da görüşmeye gittim. Biz 'la bir görüştük, birbirimizi de açıkçası sevmedik yani 'la. İyi bir insan bu arada, burada da iyi tanınıyor. İyi bir insan ama sevmedik yani. Tarzı... Burada diyor ya "Tarzımızı sevmedi." Ben de onun tarzını hiç sevmedim 'ın O dönemde. Ama tekrardan onunla görüştüm. O zaman ikinci görüşmemde bu sefer tarzımızı hiç sevmemeye başladı. Yani biraz böyle şey oldu, iş konuşmuyoruz. Ya bu arada tarz derken, "Ya Alper niye tarzını sevmedi?" derken sevmedi; ben de bu adama tutuluyorum yani. O da benim şeyime, o da tutulmuş bana, sevmedik yani.
Sonra ben ile muhatap oldum. bana aynen şunu söyledi, dedi ki: "Sayın Alper Bey..." Sayın demedi de "Alper" dedi yani, Alper Bey dedi, pardon. "Alper Bey" dedi, "Bundan sonra" dedi, "Sizin işinizi rahatlatacak..." Bakın kelime kelime söylüyorum yani: "Sizin işinizi rahatlatacak, sizin mecraların fiyatlarının Avrupa fiyatlarının daha çok üstünde... Çünkü İstanbul böyle bir yer, daha çok üstünde olmasını sağlayacak bir iş birliği yapacağız. Beraber proje geliştireceğiz. Sizin panolarınızın, sizin görsellerinizin daha düzgün, pano sayısı da azalacak... Pano sayısı da azalacak, finalinde daha böyle güzel, daha şekilli, aynı işte yurt dışındaki güzel görseller gibi, kent estetiğine uygun panolar gibi panolar yapacaksınız. O yerlerinizi öyle kullanacaksınız. Bu bir konsept çalışması olacak. Bununla beraber biz size ne hizmetler vereceğiz? Biz size şu hizmetleri vereceğiz: Biz size ölçümleme yapacağız. Outdoor'da ölçümleme aslında yıllardır konuşulan, o hiç olmayan bir şey."
Ben zaten aslında o da söylediğinde ben dinledim, "Aaa çok güzel falan" dedim ama "Boş işler" dedim yani kendi içimden. Ölçümleme herkesin böyle konuştuğu ama outdoor'da ölçümleme çok zor olan bir şey yani. Müşteri çok dikkat etmiyor zaten. Akabinde işte çekimler olacak, drone çekimleri olacak falan... İşte o zaman, o dönem tam bilmiyorum drone'u ama çekim olacak yani; drone var mıydı veya fotoğraf çekimi miydi, bilmiyorum. Neyse, bu tarz şeylerden bahsetti. Şimdi tabii o bunları bana anlatırken —ha bu özel projeler— şimdi tabii anlatırken Sayın Başkan, samimiyetimle söylüyorum beni aşırı heyecanlandırdı. Yani niye aşırı heyecanlandırdı beni? Çünkü ben aslında proje firmasıyım. Ben dedim ya, "Benim tek işim bu, proje." Yani ben gidip onun, o şeyin peşinde değilim, öbürünün... Ben projeyim yani. Ve proje ve beni doğru yönlendirecek bir belediye iştiraki.
Çünkü mesela size küçük bir örnek vereyim, başıma şöyle bir şey geldi: Caddebostan'da bir gün denizin ortasında Didi —çay markası Didi— 17 metre boyunda bir buz adası yaptık. Buz ada yaptık böyle altına platform yaptık denizin ortasında. Kadir Topbaş döneminde oluyor, yine eski dönemde oluyor. Bir buz adası şey yaptık, iskelet yaptık, üstünü straforlardan böyle buz görüntüsü verdik. İçine de 7 metre boyunda Didi'nin bir şeyini koyduk böyle, çok aşırı güzel bir şey oldu. Hatta Didi'nin Genel Müdürü ile beraber sabaha kadar beraber bekledik. Sabahleyin böyle gün ağarınca müthiş bir şey çıktı ortaya yani. Tabii biz onu yaparken nereden izin aldık? Zabıta Daire Başkanlığı'ndan izin aldık, Park ve Bahçeler'den —çünkü orada çalıştık— onlardan izin aldık, Trafik'ten izin aldık, her yerden izin aldık. Her şeyimiz böyle evraklar 10 numara böyle. Jet gibi sabahleyin böyle tam kahvaltıya oturacağız, artık gecenin şeyini atacağız, bir telefon zabıtadan: "Acilen o şeyi... Çok büyük yerden şikayet var. Bakanlıktan acilen o şeyi... Dağ mı varmış ne, onu acilen kaldırın oradan."
İnanamadık tabii yani. Tarım Bakanlığı... Tarım Bakanlığı'na bağlı Tarım İl Müdürlüğü, Su İşleri bilmem ne Başkanlığı acilen ortalığı kaldırıyor. Diyor ki: "Siz" diyor, "Burada bu çalışmayı yaptınız ama bizden izin almadınız." Ben dedim ki yani telefonla konuşan kişiye: "Kardeşim, biz sizden ne izni alacağız yani? Denizin içerisinde bir şey yaptık." Biz aynen şu cevabı aldık: "Orası bize bağlı, orada balıklar yaşıyor. Orada balıkların rahatsız edilmemesi lazım." Ve emin olun bir gün boyunca bir sürü bürokrasi girdi araya ve finalinde o uygulamanın orada olması sağlandı. Yani o kadar çok şey çıkıyor ki bir uygulama yapılırken. Şimdi burada da böyle bir iş birliği yapacağız ve finalinde de ilk çalışmamızı yaptık Sayın Başkanım. 10 tane yer sözleşmesi yaptık, 1,5 milyon TL + KDV'lik bir anlaşma yaptık, konsept çalışması anlaşması yaptık.
İlk çalışmamızda da pilot bölge Tamek'i seçtik. Tamek fabrikasının önünü seçtik. Ek 10'u bir açabilir miyiz?
Şimdi bu Tamek'in 2019 yılı öncesi sayın başkanım, sayın savcım, bir bakma şansınız olabilecek mi acaba? Şimdi bu 2019 yılı öncesi Tamek'in hali. Biz burayı 2013 yılından beri kullanıyoruz sayın başkanım, izinli olarak kullanıyoruz. Aynen bu şekildeydi. O dönemde bakın görsel alt tarafta şeyler de vardı. İşte giantboardlar falan vardı. Üste normal görseller vardı. Sonrasında dediler ki burayı komple kaldırın. Çünkü burada bir sıkıntı daha vardı sayın başkanım. Burada o panoların İBB yola düşeceği endişesini de çok yaşıyordu. Aşağı inebilirsek. Bu da bize bir çalışma yaptılar. Dediler ki panolar bu şekilde olacak. Şimdi bu şekilde olacak derken burada öncelikle bir taraftan da biz orayı izin alırken diyoruz ki, arka tarafta bina var eski Tamek fabrikası, içeri hırsızlar giriyor, yangın çıkıyor, kötü görüntü var, o var, bu var. Dediler ki, araya tel yaptık komple. Bu telleri yaptılar, yaptırdılar bize. Alt duvarlar çok kırıktı. O duvarları komple yenileyin dediler.
Biraz yakınlaştırabilir miyiz? Hah, şimdi bunları yenileyin dediler. Zaten burası izinde de o dönemde 2013 izninde de, 2024 izninde de bu arada hala 2024 izni de dahil burası zaten hep aynı ölçüdeydi. Dediler ki, kardeşim bu şekilde bir şey yapacaksın dediler. Ve finalde biz de, bizim de tabii çok işimize geldi. Şöyle işimize, uzun vadede çok işimize geldi. Niye işimize geldi? Güzel bir görüntü çıktı. Yani daha çok müşterinin girmesine, daha iyi şeye, kiraya vermemize. Ama tabii o panoları da böyle görünce Tamek de bizden daha çok kira istemeye başladı, o ayrı konu. Sonuçta ama burada parayı veren kim? Yine global firmalar. Yani para burada, ara sıra global markası falan geliyordu. Onun haricinde çok fazla, genellikle giren firmalar global firmalar yani.
Şimdi onun haricindeki yapmış olduğumuz, tabii sözleşmedeki yerlerde de mesela 11'e bakalım. Şimdi buradaki 118'deki suçlamada diyor ki sayın başkanım, diyor ki, sen diyor böyle diyor yerler belirlemişsin. Yerler belirledikten sonra diyor, sen diyor bunları diyor Kentsel Tasarım'dan izin almak için sen gitmişsin diyor kentsel tasarıma. Kentsel tasarım diyor seni oraya yönlendirmiş. Yönlendirdikten sonra diyor sen diyor onlarla sözleşme yapmışsın, sonra kentsel tasarım sana izin vermiş diyor. Şartlı izin vermiş. Git diyor oraya parayı öde, ondan sonra bize gel demiş. Mesela burası. Bizim sözleşmemizdeki olan yerlerden bahsediyorum, tevdi raporundaki olan yerlerden bir tanesi yine. Burası Karaköy'deki meydandaki bina. HSBC Bank binasıydı, Finansbank binasıydı. Bunları Finansbank'tan biz kiraladık. Bu uygulamanın çalışmasını da beraber yaptık yine. Bu çalışmayı aslında bize verdiler, şeyler verdi Kültür A.Ş. tarafından verildi. Bu şekilde yapın diye. Biz de üzerinde yaptık, bu şekilde yapamayız şöyle yaparız böyle yaparız. Güzel de bir çalışma çıktı, uygulamayı da yaptık bu arada.
Tabii uygulamayı yaptık ama biz de bizim başvurularımız falan vardı. Tekrar şu tebligata gelebilirseniz, biz burayı bu hale getirdik sayın başkanım. Buraya getirdikten sonra çok ciddi hatta o zaman sözleşmesi falan da var, 400 küsur bin lira o zaman Şerefhan yöneticiliğine şey falan ödemiştik, kira falan ödemiştik. Kullanırız dedik burayı çünkü burada bizim ileriye dönük işte daha ileride led ekran projemiz falan filan da vardı. Ama zabıta geldi burayı, yakınlaştıralım mı şeyi? Şey sağ tarafa şey yapabilirsiniz, bu söküm fotoğrafı bu arada. Zabıta burayı, sayın başkanım, söktü ve biz burayı hiçbir zaman kullanamadık. Yani şöyle söyleyeyim sayın başkanım, bizim bu sözleşmede bir tane duvarımız vardı. Bir duvarımız vardı, duvar. O duvarı ben niye sözleşmeye ekledim, konsepti? Şöyle, bizim yıllardır kullandığımız bir duvar, hala bu arada şey kullanıyor, TMSF kullanıyor yani, TMSF yönetimi kullanıyor. Şeyden gelirken, köprü yoluna girmekten sağdan Beşiktaş sapağına yol gidiyor ya E-5'ten, oradan gelirken arada bir duvar. Ben dedim ki o duvarın aslında buraya bakıyor, şöyle yapalım dedim. Şöyle yapalım, yani böyle yapmamız duvarı buraya bir konsept çalışalım dedim yani. Böyle yapalım, üstünü uzatalım falan filan. Yani buradan da para kazanacağım dedim yani. Böyle yaptık. Başkanım, bu çalışmayı biz yaptık. Yani benim gayem buradan şeyden gözükmesi, yani Büyükdere Caddesi'nden gözükmesi. Duvarı böyle yaptık, izinli yerimiz gelip söküldü. O da var burada yani, izin söküm yerlerinin içerisinde. Yani bırakın bize öyle bir ültimatom tanımayı... Bakın, ben ne konuşursam bizimle ilgili konuşuyorum. Kime ne tolerans verildiği beni ilgilendirmez. Benim anlattığım şey hep bize ait şeyler.
Ha, şunu da söylemek zorundayım Sayın Başkanım: Bugün Atlas Reklam Ekrem mesela, demiş ki: "Ben sözleşme yaptım mı yapmadım mı bilmiyorum." Duvar... Benim duvarım olmuş olsaydı, ben sadece duvar firması olmuş olsaydı ben açıkça söylerdim: "Kardeşim hayırdır, ben konsept monsept istemiyorum" derdim Ekrem gibi kullanacaksam. Ama şimdi mesela ben Ekrem'de de bazı yerlerinde şeyi görüyorum Sayın Başkanım; mesela duvar şöyle... Duvar mesela şöyle Sayın Başkanım, biliyorsunuz üstü böyle. Mesela böyle burayı kapatmış üstünü, kare yapmış yani; hatta 1.5 metre falan yükseltmiş. Ekrem'in yerlerinde de ben gördüm, 1.5 metre yükseltmiş burayı. Yani böyle bir konsept... Konsept zaten bu. Şimdi Allah'a şükür gerçekten söylüyorum, benim aklıma gelmedi, ben de duvar... Ama gerci çok duvarcı bir adam değilim. Ama Ekrem'in yerlerinde gördüm. Hani Ekrem o dönemde bu fikri, bu konsepti orayla çalışma yapıp aldıysa, bilmiyorum ne yaptığını ama ben tekrar söylüyorum: Ben duvar firması olsaydım ben konsept sözleşmesi diye bir sözleşmeye imza atmazdım. Ama direkt bana uygun bir şey, çünkü ben stand uygulaması yapıyorum.
Şimdi mesela Renault benden 60.000.000 liralık stand kiralaması yaptı 2025 yılı için. 60.000.000 TL'lik stand uygulaması yaptı. Şimdi bana diyor ki, bilgi veriyor, bana diyor ki: "Alper, ben Kadıköy Meydanı'nda" diyor, "10 tane araç koyacağım." Yine biliyorsunuz araç, bir sürü araçlar geliyor artık, yani otomobil firmalarının rekabetini biliyorsunuz. "Şeyde" diyor işte, "Beymen karşısında" diyor, "işte Beymen Cafe karşısında" diyor, "Nişantaşı'nda orada stand yapacağım. İşte şurada şunu yapacağım." Benim bunlarla alakalı... Şimdi Beymen Cafe'nin karşısındaki yere Şişli Belediyesi bakıyor. Şimdi Emrah Başkan'ın bir kararı var; diyor: "Kardeşim, ben meydanda reklam istemiyorum." Oluyor bazen yani, herkesin kendine göre bir kuralı var, ilçe belediyesine ait orası. Şimdi benim alt tarafta ona bir alternatif yer bulmam lazım. Onun kurumsal iletişim müdürü orayı istiyor, benim ona bir alan yaratmam lazım. Bununla alakalı fikir alışverişinde bulunuyorum. O Emlak Daire Başkanlığı'na söylüyor, o bir taraftan başka bir yeri öneriyor. O önerdiği yerde belki, atıyorum, başka bir iştirakin hakkı olabiliyor. Bu çalışmayı ben tek başıma yapamam. Yani yaparım ama işin içinden çıkamam.
Bu bütçeler Sayın Başkanım, bütçeler samimiyetimle söylüyorum, hep Avrupa'da belki başka bir yerde kullanılacak bütçeler. Ama benim öyle bir işbirliğinde olmam benim hep avantajım, hep avantajım yani. Ben hep bunu kullandım, hep kullandım. Yani Bağdat Caddesi'nde ben bir yer koyacağım, mesela şimdi 'e diyorum ki: "Şaşkınbakkal" diyor, "Şaşkınbakkal'a Alper koyma" diyor, "yani koyamazsın, Emlak Daire Başkanlığı istemiyor" diyor oraya. "Neresi olabilir?" diyorum. Emlak Daire Başkanı zaten beyefendiler benim telefonuma çıkmıyorlar, zaten konuşamazdım da yani onlarla konuşamazdım. Yani anlatamam şu anda o günkü hallerimi yani. Hani bana yer öneriyor, diyor ki: "Bak" diyor, "bu alan kaç araba?" diyor, "3 araba. Bak bu alanda yapabilirsin" veya "İşte standı böyle üretsinler" diyor, "stand çok yüksek, şey olmasın." Atıyorum, yanında başka bir reklam alanı var. Yani böyle proje böyle geliştiriliyor zaten.
Ben en son bunları sunuyorum ve finalinde benim bu telefon tapelerinin bir tanesinde oğlumla olan konuşmada Medya AŞ operasyonu var. Canım sıkkın, diyorum ki: "Kapat telefonu" diyorum, "işte Medya AŞ'ye... Bizim projemiz yarım kaldı." Çünkü 5. ayda, bizim 5. ayda o projeye başlamamız gerekiyordu Sayın Başkanım. Benim o günkü teredüdüm, o günkü şeyim ondandı. Yani "Bizim projemiz yarım kaldı." Biraz da uzadı, çok git-gel oldu. Çok adet sayıları değişti, Renault'nun istediği konumlar değişti, o konumlar olmadı, başka konumlar girdi falan filan. Proje yarım kaldı ve ocak ayında... Renault... Düşünebiliyor musunuz yaşadığım stresi? 60.000.000 TL biz fatura kestik, Renault bize 60.000.000 TL para gönderdi. Yani para sizde olunca daha çok strese giriyorsunuz. Ve sonrasında da biz başka bir firmamız, Renault'ya o parayı iade etmek zorunda kaldık. Finalinde böyle dolu dolu gidiyor kusura bakmayın.
Şimdi Başkanım, sonra tabii şimdi ben 19 Mart'ta tutuklandım biliyorsunuz. 19 Mart'ta tutuklandım. Şimdi 19 Mart'ta tutuklandığımda Başkanım, bana sorulan soru şuydu. . Dedi ki, "'ın ifadesi var. Seninle alakalı suç duyurusu var." Meşhur . Şeyi burada mı acaba? Ben çok gelmesini istemiştim ama. Yani en kötü dedim Allah'ım çok da dua ettim hani en kötü kendi gelmezse avukatı gelir ama avukatı da gelmemiş. Neyse 'nın tamamen 1. ayın 30'unda sayın başkanım, 1. ayın 30'unda vermiş olduğu ifadeyle tutuklandım. Şimdi 1. ayın 30'unda vermiş olduğu ifadede diyor ki: "" diyor, "Beymen karşısında mağaza karşısında Zorlu Center'ın panomu" diyor, "gasp etti, çöktü." "Paramı vermedi." demiyor yani. Direkt "çöktü" diyor yani. "Yağmaladı" diyor. Ondan sonra diyor: "Malıma sahip çıkmak istedim." diyor, "bunlar korsan afiş astı." diyor. "SEV yetkilisi , " diyor, "söz konusu yere birçok kez gayrimeşru görünümlü şahıslar gelerek beni tehdit ettiler. Panoya sahip çıkmama" diyor, "engel oldular, fiziki temasta bulundular." diyor. "Aracıma, aracıma binmeye engel oldular." diyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına diyor, "ben" diyor, 4 defa şikayette bulundum." diyor. Bu 4 defa şikayette bulundum dördünde de diyor beni, yolladılar. Hiçbir şey için diyor, "takipsizlik, hepsine takipsizlik şeyi verdiler." diyor. Yalnız" diyor, "dosyaları" diyor, ben onu bir önceki ifadesinde karıştırıyorum ara sıra, "Yalnız" diyor, "o soruşturma yapan savcılar da" diyor, "işin, işi de" diyor, "zaten belliydi fazla ilgilenmediler." diyor. "İncelemediler" diyor, "dosyayı" diyor.
Sonrasında diyor, "" diyor, 2000 sonrasında "" diyor, "şunu yaptı" diyor, "'nin" diyor, şimdi BVA'yı ben tek kişi olarak söylüyorum. Edwards'ı. "" diyor, "" diyor, ondan sonra işte, "" diyor, "ben bunları, beni bunların, " diyor, "tetikçisi yapıyor." yani diyor, yani 'a sayın başkanım, şart koşuyor resmen yani ifadede. Şart koşuyor yani. Beni, 'ı Şimdi önce şundan bahsedeyim size, şunu vermek istiyorum. "" diyor, "'nin" diyor, "tetikçisi" diyor. Bunların içerisinde de var. Şimdi ile benim, bu 2, 2'ye ayırdım bunu savcı beyin de mutlaka görmesini istiyorum. 2024'ün 10. ayın 21'inde Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü, bu pardon ilk şikayet dilekçesini veriyorum, 2024'ün 10. ayında sayın başkanım. Onu bir okuyabilirseniz burada savcı beye verelim, o da Beykoz İlçe Başkan, şey Beykoz Cumhuriyet Savcılığına, karakolun yazmış olduğu şikayet dilekçesi. Ben bu arada şeye de geldim, ben bu arada mahkemede şeyi de gördüm. Bunun davasını da gördüm sayın başkanım, ben cezaevine geldikten sonra.
Şimdi tabii direkt 'ın şeyine gireceğim. diyor ki, Ek 15'i açabilir miyiz? Şimdi diyor ki, "beni yerime çöktü" diyor. Şimdi bu sayın başkanım size de önünüzde şu anda var sayın heyet, sayın savcım, size de geliyor şimdi. Burası çok önemli. Diyor ki, "benim yerime çöktü" dediği yere ben, 9. ayda çok geriye gitmeyeceğim çünkü çok uzun hikayemiz ile olan hikayemiz. Yani benimle ilgili çok fecaat Allah kimsenin başına, kötü insanla kimseyi karşılaştırmasın. Diyor ki, "" diyor, "benim yerime çöktü" dediği yere sayın, 9., 11. ay, 9. ayda başlıyoruz 11. ayda tedbir kararı çıkıyor burayı bizim kullanmamızla alakalı. Tedbir kararı çıkıyor. Bu arada tabii bizim bize kiraya vermiş olduğu ekstra bize yaklaşık 6, 7 milyon lira da borcu olan bu adam ekstra, borcu olan bu adam bize dolandırdı çünkü ona da birazdan geleceğim hepsi belgeli.
Hükümde diyor ki burayı diyor bu bizim olan yeri adam yağmaladı diye söylüyor, 1. ayın 30'unda. Sayın Ömer Örücü'ye, İstanbul , sayın Ömer Örücü'ye diyor ki: " benim yerime çöktü." Aslında o gün benim bu yer benim yerim yani, mahkeme kararıyla benim yerim yani. Finalde burada mahkeme kararı var. Aşağı inelim. Şimdi bu çöktü dediği yer, benim yerimi yağmaladığı dediği yer, sayın başkanım, hapis cezası alıyor oğlu. Burada bakın, şeyde ekranda görebilirsiniz, hapis cezası alıyor, Uğurcan Kapıdağ. Biraz aşağı inelim. 2025'in 10. ayında yani burada gereği düşünüldü diyor, 4 ay hapis cezası alıyor burada. En dipte, en alttan veriyorlar. Bir aşağı daha inelim, burası daha önemli. Şimdi aynı Cumhuriyet Başsavcılığı, bakın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosu, çünkü biz uzlaşmak istemedik, iddianame hazırlıyor. Sayın başkanım, ayın 1. ayın 5'inde yani 1. ayın 30'unda dilekçe veriyor ya Ömer Örücü'ye, sayın Ömer Örücü'ye, 1. ayın 5'inde yani aynı ayın 1. ayın 5'inde aynı yerle alakalı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dava açıyor.
'ın yargılanması gerektiğiyle alakalı ve dava ben SEGBİS'teyken, yani SEGBİS'teyken derken ben cezaevindeyken 15 aylık, davalar görülüyor ve son üç mahkemeye de en son bir mahkeme önce zorla getirilme, ben o yüzden çok merak ettim gelecek mi gelmeyecek mi diye, bir mahkeme önce şey verdi, işte gelmedi, zorla getirilme geldi. Sonrasında işte geçen mahkemede sağlık raporlarını öne sürmüş, davalar falan birleştirildi. Sonrasında da bu haldeki olan bir dosyayla alakalı, sayın başkanım, sayın savcım, bu dosyayla alakalı ben 1. ayın 30'unda tutuklandım. Yani tutuklanma sebebim bu. Çünkü bana sorulan bana sorulan bir 'ydı, bir de bunları tanıyor musun? Bir de asıl bu nokta yani çünkü hem emniyet ifademde de hem savcılık ifademde de direkt sorulan şey . Zaten hani müştekiydi o. Şeydi o, bu yüzyılın davasını başlatan yani. Onunla benim olan durumumuz bu. Başkalarının ne yaşadığını ben bilmiyorum ama 'ın sadece nedir biliyor musunuz? 'ın durumu bu. Bunun sebebi de nedir biliyor musunuz sayın başkanım? Benim telefonumda, o yüzden telefonum benim için çok önemli. Şimdi ben 'ın bir şeyini gördüm. En son sizin mahkemenize yazmış olduğu bir dilekçeyi gördüm. Tabii artık olayı fantastik boyutlara götürmüş. 30 milyon dolar, 100 miyon dolar. Sayın başkanım, benim telefona bakın. Rica ediyorum, bakın. 2024'ün 8. ayının 2'si veya 3'ü olması lazım. 300.000 TL benden para istedi, haraç ister gibi.
"O tarihe kadar sana olan borcumu ödeyeceğim, sana olan borcumu ödeyeceğim, bak şunu yapıyorum, bunu yapıyorum, bak İBB'de yerlerimi tekrar koyduruyorum, onu yapıyorum, bunu yapıyorum" diyen bir adam benden haraçvari bir pozisyonda 300.000 TL istedi. 300.000 TL'yi vermediğim için ben bugün buradayım. Ha, Allah şahidim olsun ki, bakın 4 tane çocuğum var, ben buraya geldiğimde 4 aylık bir bebeğim vardı sayın başkanım, bir kız çocuğu. Minik prensesim, 4 aylıktı ya. Bugün şerefim üzerine söylüyorum, tekrar geriye döneyim , yine o 300.000 lirayı o adama vermez. Adam diyemiyorum da yani, yani o tabiri kullanmam, vermez yani adam vermez. Yine bugün yine vermem, vermem. Benden kimse öyle para alamaz, hele o hiç alamaz yani. Ben 300.000 lira bugün verseydim ben bugün burada yoktum. Bakın Sev'in durumunu, benim bebeğim ya, Sev'di benim bebeğim. Sev'di benim bebeğimi.
Ha şeyi kaçırdım sayın başkan, ben bu 'nin ifadesinde şeyi kaçırdım, bu 'na, sayın 'na destekle ilgili kısmını kaçırdım. Ben profesyonel bir reklamcıyım sayın başkanım. Şimdi bu bazı unuttuğum şeyleri de kapatmak istiyorum bu arada. Profesyonel bir reklamcıyım. 2013'te biz kurulduk. 2014 yılı genel seçim, şey yerel seçim, 2017 referandum, 2018 genel seçim iki tane, 2019 yerel seçim, 2023 genel seçim, 2024 yerel seçim. Bunların hepsinde, hepsinde ben paramı almam şartı ile yani işimi yaptım paramı da peşin aldım. Ben duvarda kiraya verdim, baskı hizmeti de verdim. Hepsinde çalıştım. Bugün, bugün şu anda AK Parti Genel Başkanlığı yapan birçok genel başkan yardımcınıza sorabilirsiniz. Bugün il başkanlarına sorabilirsiniz. Bugün YRD Ajans'a sorabilirsiniz. Dönemin şeyi, rahmetli Erol Olçok, 15 Temmuz şehidi. Rahmetli olmadan önceki Arter'e de sorabilirsiniz. Ben hepsinde iş yaptım. İş yaptım, paramı aldım. Benim potansiyel müşterim... Seçim, baskı firmasıyım ben bir taraftan. Cumhuriyet Halk Partisi ile de iş yaptım. 8 küsur milyon TL'lik üçüncü elden iş yaptım. 2023 seçiminde sev yaptı. 8 küsur milyon liralık duvar kiraya verdi. Veririm ben niye vermeyeyim?
Bugün de şeyde birçok kanalda da Cumhuriyet Halk Partisi de reklam veriyor, AK Parti de reklam veriyor. Ben reklamcıyım sayın başkanım. Ben bir müteahhit değilim yani. Ha Ekrem Başkanla da Sayın ile de ben iş yapmak istedim 2024 seçiminde. Çünkü bir gün beni aradı. Ya böyle böyle AK Parti'ye 10 tane yer vermişsin hani yer yok diyordun tarzı bir şey konuştu. Çünkü yerimiz hakikaten yoktu. Onlar önce istedi verdik. O dönemde de kendilerine de gönderdim. Hem 'a da gönderdim hem 'e de gönderdim. Belki yerleri beğenmediler almadılar. Ama benim onlara da vermiş olsam ben parasını alacaktım yani. Ben ne almışım sayın başkanım? Ben bu arada AK Parti için de söylüyorum. Ben hayatım boyunca hayatım boyunca tarihte devlete ben fatura kesip para almadım. Ben AK Parti'den bir sürü dostluklarım var benim. Ama ben hiçbir zaman bir dostumun bir yakınlığını bir herhangi bir ticaret içinde suistimal etmedim, etmem. Ben bugün gelir size yanlış yaparım. Gelir sizden helallik alırım. Olabilir, herkes herkese yanlış yapar. Ama ben o tarz şeylerde özellikle de hayatım boyunca buna dikkat etmiş bir adamım. Bir de benim hiç de ona ihtiyacım olmadı. Ben her zaman ben her zaman kurumsal firmalarla çalıştım. Zaten benim işim başımdan her zaman aşkındı zaten. Sektördeki herkes de bilir. Finalinde de böyle bir şey yapmış yani ben bununla da alakalı zaten bizim hesaplarımızı MASAK'ta veya işte şeyde nedir BDDK'da bütün hepsi de inceledi yani ben bir şey göremedim. Siz zaten birazdan sorular soracaksınız siz de söyleyin şey yaparsınız.
Yani şimdi tabii burada fantastik fantastik şeyler de yazmış. Ya Allah tabii bu mahkemenin de başından bir an önce düşürsün. Bu arada emniyet müdürlüğüne de burada teşekkür ederim. Şöyle, tabii her ne kadar böyle şey olsa da iddianamede adını geçirmemiş demek ki anlamış muhtemelen yani o da olabilir. Anlamış ki benim iddianamemde de tutuklanmama sebep olan ’ın ismi yazmıyor. Olabilir sonucunda hukuk doğruyu bulmak için bir taraftan da başlıyorsun, bir şekilde bulmaya çalışıyorsun falan. Sonrasında sayın başkanım bu ’ın tarafıyla alakalı 2024 yılı başıydı herhalde. Bunu da özellikle söylemek istiyorum. Bana 2024 yılı başında şey yaptı. 2024 yılı başında bunu ben arıyorum. Alacaklarımla alakalı arıyorum. Bana dönemin adalet bakanı ile çekilmiş bir resmini attı. Tabii o döneme kadar da bana diyor ki "O panolar tekrar konulacak." Çünkü şunu kaçırdım sayın başkanım. Ben bu sözleşmenin, onunla yaptığım sözleşmenin içerisinde ondan bir yer almıştım. 1,5, şey 2 yıllığına bir yer almıştım. 4 ay kullandım. 4 ay sonra panolar söküldü. Benim alacağım oradan oluştu ondan. Panolar söküldü.
O panoları da söktürmek için şimdi bir taraftan da diyor İBB ile böyle işler yapıyor diyen adam, la para benim param gitti para benim para. Mağdur olan benim. İBB'nin panoları İBB benim panolarımı yani benim kullandığım panolar sökülüyor, bir taraftan da beni onunla suçluyor. Akabinde de bu şeyle alakalı da "Ben panoları tekrardan koyacağım" diyor. Tabii bir noktada beni oyaladıktan sonra sayın başkanım bu sefer bana dedi ki, bu şeyle adalet bakanımızla, eski adalet bakanımızla fotoğrafını gönderdi bana yani çekilmiş fotoğrafını attı. "Ben" dedi, "Bak göreceksin" dedi. "Onlara neler yapacağım işte" yani "'na neler yapacağım" gibi bir şey yazmış. Tam ne telefonunuzda bakarsınız yani ona özellikle bakmanızı rica edeceğim. Ben de ona bir ses kaydı gönderiyorum sayın başkanım. Ses kaydı şu: "Ya kardeşim" diyorum, "Bana ne 'nu cezaevine attırmandan? Ödesene kardeşim benim paramı" diyorum. Bu 2024 yılının başında olan bir mesajlaşma. Bu da benim şeyimde var, telefonumda var. Ona da mutlaka bir ses kaydı yani benim ona atmış olduğum, çünkü o mesajlaşmalarda o taraf artık daha rahat oluyor ya. Direkt o şekilde attığım bir mesajlaşma.
Ya finalinde sayın başkanım, tabii bu adamın dediğim gibi yani fantastik bir şeye dönüşmüş. Burada tabii şeyleri de gördüm. TMSF başkanına da ithamda bulunmuş. Çünkü gitmiş demiş ki TMSF başkanına, onu da duydum bu arada, duyduğunu da söylediğim bir şey bu. Yani bu 16 şirkete "Ben" demiş, "Hani yüzyılın davasını ben başlattım, bu 16 şirketi ben yöneteceğim." Orada da Fatih Bey tabii hani saçma sapan bir şey olduğu için, sonra… işte o da bizim şeylerden, gibi yargılanan arkadaşlarımızdan bir tanesi. Fatin Bey’in de yeğeniymiş. Ben de burada öğrendim. Hep Fatin Bey’e de burada giydiriyor. Yani sayın başkan, tabii Allah size de kolaylık versin. Yarın öbür gün bunu da duyacağız, ben burada kesinlikle eminim. Hani, yüzyılın davasını ben başlattım, yargılamayı da benim yapmam lazım gibi şeylere kadar gidecek bu, fantastik boyutlara gidecek diye düşünüyorum.
Sedat Kaptanoğlu olayını anlattım sayın başkan. Tabii bunu da niye özellikle anlattım? Benim bu dört eylemimde de kanaat getirilerek bana suç verildiği için bu da mutlaka sizin gözünüze çarpacaktır bu olay da. Bu şekilde anlatayım, bir taraftan da içim rahatlasın diye anlattım. Tabii bununla ilgili konuşacağım daha çok şey var ama şu anda da bu kadar. Sonrasında... Ama bir şey söyleyeyim, onu mutlaka söylemem lazım. Benim matematiğim sıfırdı başkanım, okuldayken. Hiçbir zaman okumayı da sevmedim. Sizin sayenizde, Allah razı olsun, iki şeyi öğrendim. Öncelikle matematiğim çok iyi oldu; bir günde 10 dakika nasıl kullanılır? Bir de eşimle, ailemle görüşmenin bir saniyesinin bile ne kadar kıymetli olduğu... Bu benim parayla alınacak bir şeyim değil yani. O yüzden de alıştım. Gerçekten kalpten teşekkür ediyorum. Bunlar tabii çok değerli şeyler.
Hemen şunu da bitiriyorum. Tabii ben şeyin başından itibaren, bugüne kadar sayın başkanım, 19 Mart sürecinden itibaren geldim, paşalar gibi yattım. Hiçbir zaman da... Geldiğim gün, hukuku bilen bir insanım. Geldiğim gün hemen listemi verdim, sayın başkanım. Bunu da cezaevinden teyidini yaparsınız. Ne olur, buradaki sayın avukat arkadaşlar da... Onlardan da özür dileyerek tenzih ediyorum hepsini. Bu piyasada da totocu lotocu avukat çok. Ben, benimle görüşecek avukatlar listesini daha baştan verdim ve başka bir avukat gelirse de mutlaka benden teyit alınmadan avukat istemiyorum, dedim. Birkaç defa da geldi, ismini cismini bilmediğim avukatlar, görüşmedim de. Hep tanıdığım avukatlar, zaten ailemden gelen avukatlar, kendi avukatlarım geldi. Bugüne kadar geldik. Şu olayı mutlaka anlatmak istiyorum. Artık olayın bu iftiranın ne kadar fantastik boyutlara ulaştığını... Bir sabah 8.30 sayımında beni içeri aldılar acilen. Benim bütün yatağımı yorganımı hemen toplattırdılar bir... İşte, herkesi avluya topladılar. Kimseyi yanıma yaklaştırmadılar. X-ray cihazına götürdüler. Biraz hızlanarak anlatacağım. Götürdükten sonra, bu muamele iki saat falan sürdü. Bütün yatak, yorgan, her şeyim X-ray cihazından geçti. Tabii merak ediyorum, ne olacak falan? Acaba dedim, başka bir yere mi gidiyorum falan diye. O da uymuyor çünkü yatakla yorganla almıyorlar o şekilde. Akabinde beni infaz memurunun kapısında beklettiler.
Dediler ki: "Senin ifaden alınacak." "İfaden alınacak" dediler. Bir odaya aldılar beni, üç kişi. Aldılar, cezaevinde oluyor bu mevzu. Soru şu, ilk soru: "Benim suçlamalar büyük bir yerden, yani yüksek bir yerden suçlama olduğuna dair..." Suçlama şu sayın başkan: Birinci suçlama, benim uyuşturucu... Avukatlar vasıtasıyla benim uyuşturucu sattığım koğuşa. İkinci suçlama; sayın başkan, ben 7 no'lu da kalıyorum. Genelde cinayet hükümlülerinin ve gasp, cinayet hükümlülerinin olduğu bir yer ve ben geldiğim günden itibaren 55-60 kişilik bir, arasında değişen bir şeyde, koğuşta kalıyorum. Bütün koğuşu ben haraca bağlamışım! Suçlama bu. Haraca bağlamışım, koğuşta bahis... Bu arada bunların hepsi şeyde var, cezaevinde kayıtlarda var, hepsi kayda alındı. Şeye, haraca bağlamışım, bahis oynatıyormuşum koğuşta. Ondan sonra, kim nerede yatacak, yatak şeyini ben... İkinci ayım falandı bu arada, ikinci veya üçüncü ayım falandı. Koğuşta bana sor... Aşırı bir şey, insanlar üzerinde böyle bir baskı yaratıyormuşum. Bu arada hani 15 yıl, 20 yıldır yatarlar, iki cinayet, üç cinayet, dört cinayet... Yani bu insanların üzerinde ben inanılmaz... Ben zaten okudum, güldüm yani. "Ben neymişim?" dedim yani. Hakikaten enteresan geldi.
Akabinde 10 tane böyle, yedi sekiz tane suçlama yaptılar bana ama garip garip böyle yani. Sonra beni, ben de tabii buna, buna da cevap veremem ben dedim yani. Bunlara ben cevap veremem yani. "Bunun, bunun nasıl bir şeyi olur?" dedim yani. Sonra o, ben, iki saat tuttular beni. 10 kişiyi çağırdılar sayın başkan, koğuştan. Minimum her biri işte üç yıllık şey ama 15 yıllık mahkûmlara kadar çağırıyorlar ve hepsinin tek tek ifadelerini alıyorlar. İfadelerinin ilk başında şunu söylüyorlar: "Herkesin vermiş olduğu ifade —tek tek söylüyorlar— kimse ifadeyi kimin verdiğini gizli tanık pozisyonunda söyleyecek." Allah hepsinden bin kere razı olsun, hiçbir tanesi... Tabii hepsi, "Olur mu öyle şey!" diyor yani. Sayın başkanım, ben 10 kişinin, 10 tane mahkûm arkadaşımın söylemine, ağızından çıkacak lafa... Kaderim oraya bırakıldı. Ya birisi bana, birisi dese ki: "Evet, bizden haraç alıyor, bizi gasp ediyor" dese ben orada gasp ile... Biliyorsunuz gaspın ne kadar suç olduğunu yani. Birisi "bahis oynatıyor" dese bahse takacaklar. Birisi dese ki: "Bize evet, uyuşturucu getiriyor" dese uyuşturucu şeyine takacaklar.
Beni aldılar tekrardan, bu da cezaevi tarihinde tekmiş. Aynı koğuşa tekrar verildim. Ben bunu bile anlayışla karşıladım. Niye? Çünkü birisi şikâyet etmiş. Orada tek anlayışla karşılamadığım şey, ilk defa cezaevi tarihinde, bunu sordum da yatağıyla yorganıyla ifadeye götürülen, X-Ray cihazından yatak yorganı geçirip ifadeye götürülen ilk mahkûmum. Yani herkes hakkında şikâyet olabilir. Alırsın, götürürsün. Beni 19 Mart'ta da yatağımla yorganımla götürmediler yani. Çağırdılar, indim aşağı, geldim yani. Hani kötünün kötüsü ve Uğurcan Kapıdağ, belli ki bunu yapan, cezaevini bilen birisi. Zaten bu 4. ayın sonunda çıkıyor, yani biz aslında Silivri'ye geldiğimizde ’ın oğlu Uğurcan Kapıdağ Silivri'deymiş. Yani zaten cezaevini bilen birisi, ben yine onları itham etmiyorum ama şuna geleceğim, bu kadar bile cezaevinde bile rahat bırakılamadım yani. Orada 10 mahkûmdan bir tanesi, düşünsenize, evet bize uyuşturucu sattı demiş olsa bambaşka bir şekilde derdini anlatmaya çalışıyor olacaktı.
Şu ana kadar başımdan geçenleri kısaca özetleyip anlattım. Şimdi tabii eylemler ve bu eylemlerin karşısında aleyhime ifade vermiş insanların söylemleri var. Bunların birkaçı duyuma dayalıdır. Bunlarla alakalı olarak iddiaların mümkün olmadığını belgeleriyle açıkladım. Bunu gerçekten tüm samimiyetimle söylüyorum: İşini, ailesini, vatanını çok seven, vatan borcundan kaçmayı bırakın, vatanına olan görevini seve seve ve büyük bir heyecanla yapan bir iş insanıyım. Çocukluğumdan bu yana böyleyim. Hukuku da kanunu da nizamı da çok iyi biliyorum. Ben böyle bir ailede, zaten bir hukuk adamının yanında yetiştim. Allah razı olsun, babam benim arkadaşım gibiydi. Biraz önce de söylediğim gibi, çocukluğum ve gençliğim Suşehri Adliyesi'nde, onun ofisinde geçmiştir. O dönemde siz amcam değilsiniz ama yaşım küçük olduğu için hakim ve savcı amcalarımızın yanında geçti. Küçük bir yer olduğu için ailece görüşüyorduk. Şimdi birçoğu rahmetli oldu, Allah mekânlarını cennet etsin. Bu yüzden cezaevinde bile başıma gelen şeyi normal karşıladım. Çünkü bu ülkede hukuk ne kadar varsa, yanlış giden şey ne kadar varsa hepsinin düzelmesi bu cennet vatanımızda hepimiz için inanılmaz güzel şeylerin vesilesidir. Koğuşta hiçbir şekilde ağlak sızlak davranmadım.
Mesela telefon diyoruz, Allah sizi inandırsın; bugün piyasada racon kesen, 2-3 cinayet işlemiş çocuklar var. Tabii şimdi hepsi arkadaşımız oldu ama orada internet 3-5 dakika kesiliyor Sayın Başkan, ailelerini göremedikleri için kapıları kırıyorlar. Ben de artık onlarla dalga geçiyorum; "Ne oldu, dışarıda delikanlı diye geziyor, vurup kırıyordun; 3 dakika internetsizliğe dayanamıyorsun" diyorum. Ne demek istediğimi anlatabildim mi? İnsan ne olursa olsun ailesini özlemez mi? Her şerde bir hayır vardır; bu süreç hayata her zaman pozitif bakan biri olarak bana o kadar güzel, değerli ve paha biçilmez şeyler öğretti ki... Eşimle, çocuklarımla, sevdiklerimle 1 saniye bile görüşmenin, konuşmanın ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Bugün bunları parayla satın alamazsınız. Bunlar hayatın gerçekleri; bugün iştir, güçtür, başımıza bunlar geldi ve geçti. en iyisini yapar. Ben inançlı bir insanım; bunu veren de Allah, alan da Allah'tır. Buna çok kalpten inanıyorum, hayırlısı böyleymiş.
Her şeyde bir hayır vardır ama ne olursa olsun benim bir sorumluluğum var. Bu yargılama aşamasında şu ana kadar geçen süreçte benden çok ailem, eşim ve çocuklarım, bilhassa da eşim çok büyük ceza çekti. Benim eşim de bir iş kadını, 2 ortağı var. Hakikaten genç yaşta çok güzel bir marka yaratıp bir başarı hikayesi yazmışlar ancak bu süreçte işini ihmal etti. En önemlisi, iş yine bir tarafa; bugün ben buraya gelirken 4 aylık kızım, minik prensesim Ada, bugün babasını benim gözümde tanımıyor. Eşim elinde "baban bu" diye benim fotoğrafımı gezdiriyor. Onunla beraber 11 yaşındaki kızım Zehra, babasına nasıl voleybol oynadığını göstermek için can atıyor. İkisi de kız çocuğu; oğullarım da keza öyle. "Oğlanlar bir şekilde kendini kurtarır" derler ama ben oğullarımı da çok çocuk yaşta yetiştirdim. Bunların temelinde benim karakterim yatıyor; hiçbir zaman yüksekten bakan, kibirlenen bir insan olmadım, hep bundan korktum. Çocuk yaşta, insanların hayatını dinleyerek çok şeyi tecrübe ettim. İnanın bana, ben çocuklarım Alperen'i de Ege'yi de 7-8 yaşında fabrikaya götürüp çalışma arkadaşlarımızın saat 10'daki çay molasında izmaritlerini toplattırıyordum ki ileride o çocuklara üstünlük kurmasınlar. Bugün geldiğim noktada hepsiyle gurur duyuyorum. Bütün çalışma arkadaşlarımızla abi-kardeş gibiyiz; büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi gösterecek şekilde yetiştiriyordum onları. Çocuk yetiştirmeye o kadar çok özen gösterdim ki... Yoksa çocuk yapmak bir şey değil, her şekilde oluyor. Biz böyle büyüdük, 7 kardeş. Tabi burada babamın rekorunu kırma gibi bir niyetim vardı, orada yarım kaldı ama inşallah kısa zamanda çıkarsam onu da 8'e kadar zorlayacağım. Şu an 4'teyiz.
Onunla beraber tabii eşim burada beni, ona çok çok teşekkür ederim. Yani hakkını hiçbir zaman ödeyemem. Beni 1 saniye bile tabiri caizse yalnız bırakmadı. Resmen cezaevinde benden daha çok ceza çekti. Silivri'ye geldi, buraya geldi, burada ev tuttu. Hem iş teklifl eri ile hem minik prensesimizin bir tedavi süreci var, gelişim tedavisi onunla ilgilendi. Yani tabii biz mümkün olduğu kadar bunları yansıtmamaya çalışıyoruz birbirimizi üzmemek için. Ama ben de merak ediyorum yani şimdi bana bazı söylediği şeylerin belki ben üzülmeyeyim diye eksik söylediğine inanıyorum. Ama ben tabii ilk defa burada diyemem ki ben şimdiye kadar niye tahliye olmadım, niye şey. Çünkü bu çok büyük bir sorgulama, çok büyük bir dava. Çok sanık var. Çok ifade var. Ben de biliyordum SEGBİS'le çıktığımda dinlenmeyeceğimi ama usul gereği çıktım. Finalinde ben de biliyordum verilen şeylerin... Çünkü mutlaka burada görmeniz lazım, dinlemeniz lazım. Siz de davaya hakim olacaksınız Sayın Başkanım, Sayın Heyet, Sayın Savcı. Ama size genel olarak her şeyimi anlattım. Bir an önce aileme, çocuklarıma kavuşmayı arzuluyorum. Onları çok özledim. Ve burada savunmamı sizin soracağınız sorulara bırakıyorum.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.