Sayın Başkanım, saygıdeğer heyet üyeleri, sayın savcım, bugün savunmamı dört ana başlık altında yapacağım. 1. bölümde kısaca kendimden bahsedeceğim. 2. bölümde iddianamedeki delil niteliğindeki belgelerden genel olarak bahsedeceğim. 3. bölümde iddianamede tarafıma istinat edilen suçlamalarla ilgili eylem eylem savunmamı yapacağım. 4. bölümde de savunmamın özetini yapıp, savunmamı sonlandıracağım. Şimdi 1. bölümden başlıyorum.
Halit Burak Atalan Savunması
Sayın Başkan, ben evli, iki çocuk babası, 50 yaşında ve emekli bir kişiyim. Tutuklandığım güne kadar 15 yıldır ikamet ettiğim adresimde iki çocuğum, eşim ve akciğer kanseri geçirmiş, bakımla, bakımına yükümlü olduğumuz kayınvalidemle birlikte yaşıyorduk. Sayın Başkanım, ben memur anne ve babanın iki çocuğundan birisi olarak dünyaya geldim. Dolayısıyla kısıtlı imkanlarımız içinde hayatımdaki tüm başarılarım çalışarak, emek harcayarak ve alın teri dökerek gerçekleşti. Önce ilkokul sonrası girdiğim sınav ile Kadıköy Anadolu Lisesi'ni kazandım. Daha sonra burs alarak yurt dışında üniversite okudum. Üniversiteden sonra hemen ülkeme dönerek çalışmaya başladım. Arçelik Genel Müdürlüğü'nde yönetici olarak başlayan iş hayatımda Toyota, Nissan, Hyundai, Karsan gibi hem ulusal hem de global anlamda büyük firmalarda önce uzman olarak, sonra orta seviye yönetici yani müdür olarak çalıştım. Son 15 yıldır çeşitli büyüklüklerde ekipler yönettim. Sorumluluk alanımdaki işlerde satın alma işleri de yaptım, ihale projeleri ekiplerinde de görev aldım.
Başkanım, 2019 yılının sonlarına doğru başladığım iş arayışı sürecinde Kültür AŞ ile görüştüm. Dönemin genel müdürü Bey'in yapmış olduğu iş görüşmesi sonucunda da anlaşmaya varıp, 2020 Ocak ayında Kültür AŞ'de çalışmaya başladım. İşe başlar başlamaz diğer iş yerlerinde de yaptığım gibi bana bağlı olan tüm ihale ve satın alma personelleri ile tek tek görüşmeler yaptım. Bu görüşmelerde hem yaptıkları işleri anlamaya çalıştım hem de personellerle ilgili bir değerlendirme yaptım. Şunu hatırlatmak isterim ki; bu ekibin tamamı bahsettiğim dönemde, bir dönem önce, yani AK Parti döneminden kalan arkadaşlarımızdı ve görüşme akabinde bu arkadaşlarımın kendi alanlarında çok teknik, bu işte çok teknik, kendi alanlarında hem deneyimli olduklarını gördüm hem de çok liyakatli olduklarını gördüm. Dolayısıyla üst yönetimle görüşüp, bu arkadaşlarla yola devam etmek istediğimi söyledim ve bu kararı birlikte alıp, arkadaşlarımızla yola devam ettik. Geçmiş iş yerlerimde de ekip arkadaşlarımın arasında aynen böyle teknik işlerde çalışan homologasyon mühendisi gibi, Ar-Ge mühendisi gibi son derece teknik uzmanlık alanlarına sahip ekip arkadaşlarım olmuştu.
Bir yöneticinin, kendisine bağlı çalışan herkesin işini, onlardan daha iyi bilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz zaten. Özellikle teknik işlerde yöneticinin asıl görevi, ekiplerin uyumlu bir şekilde ve prosedürlere uygun bir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Eski iş yerlerimde çalışma arkadaşlarımı kendi alanlarında serbest bırakmış, onların genel kontrolünü sağlamış ve yönetici olarak verimli, prosedürlere uygun bir çalışma ortamı yaratmaya çalışmıştım. Kültür AŞ'de aslında aynı felsefeyle çalışıp, arkadaşları kendi alanlarında serbest bıraktım. Ocak 2020 yılında Kültür AŞ'de işe başladıktan sonra, 2023 yılı mart sonunda, EYT olarak bilinen sistemden faydalanarak emekli oldum. Yani tutuklanmamdan iki yıl önce, ben, Kültür AŞ'den zaten ayrılmıştım Sayın Başkanım. Kültür AŞ'den ayrıldıktan sonra, otomotiv piyasasında bilinen bir kişi olmam nedeniyle, Çin menşeili bir otomobil markası olan Skywell'in Türkiye distribütörlüğünde, şirket sahiplerine danışmanlık yaparak çalışmaya başladım. Bir yıl kadar danışmanlık yaptım. Sonrasında Skywell Türkiye operasyonu küçültme kararı aldığı için Türkiye'deki operasyonlarını bıraktı. Ben de bu süreçten sonra Skywell Polonya operasyonunun kurulmasına destek oldum. Yani Kültür AŞ'den ayrıldıktan sonra tutuklanana kadarki dönemde ne Kültür AŞ ile ne de İBB ile artık bir ilişkim yoktu. Emekli olana kadar, 25 yıllık iş hayatımın 22 yılını özel sektörde çeşitli firmalarda geçirdim. Son 3 yılımı Kültür A.Ş.'de geçirdim. Emekli olduktan sonra da ne İBB ile ne de Kültür A.Ş. ile hiçbir ilgisi olmayan Skywell isimli bir firma için çalıştım.
Şimdi 2. bölüme geçiyorum Başkanım. Sayın Başkanım, savunmamın 2. kısmında iddianamede hakkımda toplanan delil ve belgeler ile ilgili genel bir değerlendirme yapacağım ve savunmamı yapacağım. Tüm eylemler için toplanan delillere bakıldığı zaman tanık, gizli tanık beyanları ve bir kısım sanıkların itiraf mahiyetindeki beyanları gözüküyor. Bunun dışında iletişim tespitleri var, MASAK raporları var, tevdi raporu var ve bilirkişi raporları var. Eylemlere ilişkin deliller olarak bunlar toplanmış. Tüm eylemler bakımından bu deliller ele alındığında delillerin çok büyük bir kısmının tanık beyanları, gizli tanık beyanları ve etkin pişmanlık ifadeleri olduğu zaten görülecektir. Bu da malumunuz. Sayın Başkanım, burası gerçekten çok önemli. Benim ismim hiçbir ifadede, hiçbir beyanda geçmemektedir. Hiçbir sanık, hiçbir gizli tanık veya etkin pişman ifadesinde benimle ilgili hiçbir suçlamada bulunmuyor. Hatta benimle ilgili bir beyanda dahi bulunmuyor Sayın Başkanım. Ve burası da çok önemli. Bu kişiler arasında benim departmanımda çalışan 2 kişi mevcut. Daha önceden burada bir arkadaşımızı dinledik. Diğer arkadaşımızın da ismi çok geçiyor. Hatta son dönemde genel müdürlüğümü yapmış olan da etkin pişmanlıktan yararlanıp oradan çıkmıştı. İletişim tespitleri konusunda belirtmek isterim ki tutuklandığımda polis ekibindeki arkadaşlarımız cep telefonumu istediler. İçinde 25 yıllık hattım olan cep telefonunu şifresi ile birlikte verdim. Verdim ki çalışmalar bir an önce başlatılsın ve masumiyetim ortaya çıksın. Çünkü benim saklayacak hiçbir şeyim yok Başkanım. Yapılan incelemeler sonucunda da iletişim tespitlerinde hiçbir olağan dışı duruma rastlanmamış.
Çıkar amaçlı suç örgüt üyeliği ve rüşvet alma verme eylemlerini delillendirmek için MASAK araştırma raporunda da aleyhimde hiçbir tespit bulunmuyor. Üzerime tespit edilmiş bir mal varlığı olmadığı gibi, mali durumumda şüphe yaratacak bir değişiklik olmadığı da çok aşikar. Beraber çalıştığımız dönemde, 3 ayrı işlemde, şefime göndermiş olduğum işlerin toplam tutarı 810 TL olan para transferleri polis tarafından bana soruldu ama muhtemelen önemsiz görüldüğü için de iddianamede yer almadı. Ve onu da açıklamıştım; işte pasta almışızdır bilmem ne almışızdır diye. Bunun dışında da hakkımda bu mali işlerle ilgili herhangi bir şey de yok. Geriye delil olarak bahsedilebilecek sadece tevdi raporu ve bilirkişi raporu var. Bu raporlarla ilgili daha detaylı bir şekilde eylemlerde size açıklamamı yapacağım fakat özetle tevdi raporunda maddi suçlamada yani kamu zararı ile ilgili iddialar ihale sonrası yapılan işlemler. Dolayısıyla ne benimle ne ihale departmanının sorumluluğunda olmayan işlemler. Yani biz ihaleyi yapıyoruz, bir firma belirleniyor. O firma belirlendikten sonra aslında ihalenin bu işlerle ilgisi bitiyor. Ondan sonra ilgili uzman birimler; ticaret müdürlüğü olabilir, operasyonel müdürlükler olabilir, bunların işleri oluyor ve sahada kontrol teşkilatları bu işleri kontrol ediyor. Onlarla ilgili bazı mali şeyler var. Onlar bizle alakalı değil.
Ayrıca diğer eylemler olan 82, 83, 84 ve 88 numaralı eylemler bilirkişi raporlarında herhangi bir zarar tespitinde bulunmuyor. Savcılık tarafından ihale satın alma süreçlerine çok hakim olunmadığı için bir yanılgıya düşülmüş ve firmalarla yapılmış sözleşme bedellerinin tamamı kamu zararı olarak ilan edilmiş. Bu konu ile ilgili bir tespit olayı zaten tutukluluk değerlendirmesinde siz de fark etmiştiniz. Yani sözleşmenin tamamı bir zarar olarak gösterilmiş. Hani böyle bir şey mümkün değil biliyorsunuz sayın başkanım. Sayın başkanım, 2. bölümde özetle hakkımda hiçbir tanık ve sanık beyanı olmadığını, iletişim tespitlerimde hiçbir anormallik bulunmadığını, hakkımda MASAK incelemesinin tertemiz olduğunu, tevdi raporunda yer alan tespitlerin sorumluluk alanımın dışında olduğunu, bilirkişi raporunda ise 82, 83, 84 ve 88 sayılı eylemler bakımından bir zarar tespit yapılmadığını yani hakkımda aleyhte bir delil bulunmadığını izah etmeye çalıştım. Şimdi 3. bölümde eylem eylem bütün şeyleri anlatacağım. Sayın başkanım, savunmamın 3. kısmında hakkımda suçlamada bulunulan eylemleri anlatacağım fakat burada 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 2. maddesini gözeterek eylemleri 3 grup halinde izah edeceğim. Görseli bir açabilir miyiz?
Sayın Başkanım, burada aslında bu maddede kısaca şunu söylüyor: Kamu iştirakleri 4734 sayılı kanununda sadece alım işlerine tabi. Yani biz, gelir getirici işlerde Arçelik A.Ş, Nissan Otomotiv A.Ş.'de nasılsak o şekilde davranabiliyoruz. Ama alım işlerinde 4734 sayılı kanuna tabiyiz. Bu noktada, bizim yaptığımız işleri iki genel kategoriye ayırmamız lazım. Bunlardan birincisi, kamu ihalesine tabi olan alım işleri ve kamu ihale kanununa tabi olmayan gelir getirici işler. Şimdi görsel 2'yi açabilir miyiz? Burada görüleceği üzere, 61, 62 ve 76 no'lu eylemler gelir getirici işler ve 82, 83, 84 ve 88, numaralı eylemler alım işleri. 118'de hibrid bir işlem diyorum, çünkü normalde bu gelir getirici bir işlem ama bunun içerisinde bir ihale olmuş, bir de alım işlemi olmuş, bunu da en son anlatacağım. Şimdi gelir getirici işlemlerden eylem 61 ve 62, Sayın Başkanım, 61 ve 62 numaralı eylemlerde İBB'nin yaptığı ihaleler art arda aynı gün içerisinde yapılmış. Ve yaklaşık 1 ay sonra da Kültür A.Ş. olarak biz alt yüklenici belirlenme işlemini art arda 4-5 gün içerisinde yapmışız. İki iki ihale de dış alan reklam alanı ihaleleridir. Dolayısıyla, bu ihalelere ilişkin durumu bir arada izah edeceğim. Bir de şunu söyleyeceğim Sayın Başkanım: Bu 61 ve 62 no'lu eylemlerdeki ihalelerden bir süre sonra biz bir ATM reklam ihalesine daha girdik İBB'de ve bunu kazanamadık. Yani, bu da şunu anlatmaya çalışıyorum, ben kendi dönemimde İBB'de iki tane ihaleye girdim, birisini kazandım, diğerini kazanamadım. Yani, İBB'nin her yaptığı ihaleyi Kültür A.Ş., Medya A.Ş. kazanacak diye bir durum yok. Kimisine biz giriyoruz, kazanabiliyoruz, kimisinde de kazanamıyoruz.
Görsel 3'ü açabilir miyiz? Şimdi, burada size görsel 3'te bir üst ihale sürecini anlatacağım. Yani, bizim İBB'de ihaleye girdiğimiz zaman neler yapıyoruz? Hangi birimler, neler yapıyor? Şimdi, burada bunu özellikle anlatıyorum ki, Sayın Başkanım, yani İBB aslında ihale müdürü olarak her şeyi bir ihale müdürü yapmaz ya da ihale birimi de yapmaz. Süreç içerisinde farklı birimlerin de ihale içerisinde yapılan işlemlerle ilgili sorumluluk alanları vardır. O yüzden, burada özellikle onları anlatmaya çalışıyorum. İhale sürecinin başlangıcı aslında ilgili uzman birimlerin çalışmalarıyla başlar. Ticaret Müdürlüğü özellikle 61 ve 62 no'lu eylemlerde İBB ihalelerini takip ediyor ve bir ihale çıkarsa Genel Müdür'e, sonrasında da bizlere haber veriliyor. İkinci aşamada, Genel Müdürlüğün talebiyle biz İBB'den ihale dokümanlarını satın alıyoruz. Bunların daha sonra teknik şartnameyi Ticaret Müdürlüğü'ne teslim ediyoruz. İdari şartnameyi de biz incelemeye başlıyoruz. Teknik şartnameyi Ticaret Müdürlüğü inceledikten sonra bir teklif aralığı veriyor, diyor ki, "Şu teklif aralığında eğer ihaleye teklif verirsek biz bundan kar elde edebiliriz" diyor.
Bunun üzerine, Genel Müdür bu teklif aralığını bize bildiriyor ve ihaleye girmek için bize bir talimat veriyor. İhale birimi olarak, uzmanlık alanımız olan bu ihale teklifi için ihale dosyasını hazırlamaya başlıyoruz. Bunlar nelerdir? Yeterlilik belgelerini hazırlıyoruz, fiyat teklifini hazırlıyoruz, vergi borcu yok gibi yazıları, gibi dokümanların hepsini hazırlıyoruz ve ihaleye katılıyoruz. Eğer ihaleyi alırsak ki burada aldık, daha sonra ihale dosyalarının tamamını biz Ticaret Müdürlüğü'ne teslim ediyoruz. Bu saatten sonra aslında bu iş Ticaret Müdürlüğü'nün işidir. Ticaret Müdürlüğü bu dosyaları inceledikten sonra diyor ki, "Ben bu işin tamamını yapamam, bir kısmını alt yükleniciyle yapmam lazım". Dolayısıyla, bir teknik şartname oluşturuyor ve Genel Müdürlük'ten onay alarak bir aslında talep oluşturuyor, satın alma talebi oluşturuyor. Görsel 5'i bir açabilir miyiz?
Evet, işte talep budur Sayın Başkanım. Görsel 5'te görüldüğü gibi, Ticaret Müdürlüğü bize bir talepte bulunuyor. Bu talepte aslında gördüğünüz gibi muhammen bedelin bedeli de bize bildiriliyor. Yani muhammen bedel de aslında Ticaret Müdürlüğünün belirlemiş olduğu bir bedeldir ve bir veri olarak bize verilir; biz de bunu ihalede kullanırız. İhalede… Tekrardan Görsel 4'e dönebiliriz. Bir üstteydi... Ha, evet, burası, pardon, orası. İhale Müdürü daha sonra almış olduğu bu talebi, yani ben, aldığım bu talebi ihale şefine veririm. İhale şefi de bir tane ihale uzmanını görevlendirir ve ihale uzmanı işin konusuna göre ihale dokümanlarını hazırlamaya başlar. Bu dokümanlar arasında firmaların belirlenmesi, sözleşme tasarısının hazırlanması ve hazırlamış olduğu idari şartnameler bulunmaktadır. Daha sonra ben, kendi şefimle birlikte tüm bu dokümanları kontrol ederim. Kontrol ettikten sonra da ihale tarafından ihale uzmanı ve ihale şefi tarafından tavsiye edilmiş olan firmaları kontrol ettikten sonra Genel Müdürün onayına sunarım. Görsel 6'yı gösterebilir misiniz? Evet, firma dahilinde... Biraz aşağıya inelim, özel şirket... Biraz daha inelim başkanım. Bakın burada 3 tane firma var. Burada Biat, Örgün ve Davut şirketi var, yanlış hatırlamıyor, görmüyorsam. İhale uzmanı ve ihale şefi bana 3 tane firma önermiş, ben bunları kontrol etmişim; daha sonra Genel Müdüre biz bunu çıkartmışız, Genel Müdür de onaylayıp firmaları belirlemiş oluyor. Yine Görsel 4'e geri dönebiliriz.
Daha sonra İhale Müdürü, ihale komisyon üyelerini ve Genel Müdürü, ihale komisyon üyelerini belirliyor ve Genel Müdürün onayına sunuyor. Genel Müdür ile Genel Müdür ilgili uzmanlar ile birlikte ihale belgesinin nasıl yapılacağına karar veriyor. Şimdi burada hatırlarsınız, Serdar Taşkın kendi bölümündeki anlatmıştı. Bizim departmanımızda çok eskiden arkadaşlar olduğu için onlardan fikir alıyor "Nasıl bu ihaleyi yapabiliriz?" diye, sonrasında da bir yöntem belirleniyor ve biz bu yöntemi uyguluyoruz. İhale uzmanı firmalarla iletişime geçerek firmaları ihaleye davet ediyor. Ve ihaleye katılacak olan firmalar da ihale uzmanlarından gelip ihale evraklarını teslim alıyorlar ve ihaleye hazırlık süreçleri başlıyor. Bu aslında bizim ihaleye hazırlık sürecimiz Sayın Başkanım. Sonrasında firmalar hazırlıklarını yapıp ihale günü ihaleye geliyorlar. İhale komisyonu toplanıyor ve aynı gün içerisinde ihaleyi, firmaları içeri alıp süreci ilerletiyoruz. Şimdi Görsel 10'u açabilir miyiz? Evet, burayı biraz daha ilerletelim. Bu da değil... Evet, bu.
Aslında bizim ihalede iki tane asli görevimiz var Sayın Başkanım. Bunlardan birincisi doküman kontrolü, yeterlilik dokümanları var. Firmalar bunları kapalı zarf usulü bize teslim ediyor, biz de bu firmaların vermiş olduğu dokümanları kontrol ediyoruz. İhale komisyonu ile birlikte ihale uzmanımız ve şefimiz de aslında ihaleye giriyor. Önce onlar kontrolleri yapıyor, sonra başkan, mali üye, üye olarak ben, uzman üye, iki uzman üye, bu dokümanları tekrar kontrol ediyoruz herhangi bir problem olmasın diye. Sonrasında firmaların ihaleye katılabilirliğini anlıyoruz ve ikinci kısmına geçiyoruz. Burada da fiyat tekliflerini alıyoruz. Bu fiyatları da tek tek kontrol ediyoruz, bunları da imzalıyoruz. En sonunda da Görsel 11'e geçebilir miyiz? Her türlü işlem bittikten sonra ihaleyi orada sonlandırıyoruz. En yüksek teklif vermiş olan firmaya ihaleyi bırakıyoruz ve ihale komisyon kararı çıkartıyoruz. Burada da ihaleyi kazanan firmaya, mesela burada BVA firması ihaleyi kazanmış, ona diyoruz ki: "Sen bu kadar fiyatla bu ihaleyi kazandın. Gel, senle sözleşme imzalayalım." Bunu da ihale uzmanı arkadaşımız davet olarak gönderir. Ondan sonra hazırlanmış olan sözleşmeyi ilgili firma, Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı imzalar; bu şekilde de aslında ihale süreci biter. Bundan sonra iş tamamen Ticaret Müdürlüğünün işi olmuş olur artık.
Özetle, İhale Müdürü olarak ben az evvel izah ettiğim üzere Sayın Başkanım, dosyayı ihale şefine yönlendiririm. İhale komisyon üyelerini belirler, Genel Müdür onayına sunarım. İhale şefi ve uzmanı tarafından önerilen firmaları Genel Müdürün onayına sunarım ve ihale komisyon üyelerinden birisi olarak dokümanları, yeterlilik dokümanlarını ve fiyat tekliflerini kontrol ederim. Bundan başka da aslında bir görevim yok. Anlaşılacağı üzere İhale Müdürü şirket ünvanı her ne kadar çok kapsayıcı görünse de Kültür AŞ içerisindeki işleyiş itibariyle yetki ve sorumluluk alanları yukarıda bahsettiğim konularla sınırlıdır Sayın Başkanım. Tevdi raporunda müfettiş bey tarafından yapılan zarar hesaplamaları tamamen kontrol teşkilatının alanına girmektedir. İhale departmanının müdürü olarak benim bunları denetleme şansım bulunmamaktadır. Bu nedenle sorumlu da tutulmam mümkün değildir. İhale açısından ise İhale Müdürü olarak her ne kadar ihale komisyon üyesi olduğum için sorumlu tutuluyor olsam da yukarıda anlattığım süreçlerde benim sorumluluk alanlarım zaten bellidir.
Muhammen bedel komisyonunun başkanı ve ana sorumlusu uzman birimlerdir. Bu eylemlerde bahse konu olan uzman birim de Ticaret Müdürlüğüdür; yani muhammen bedeli belirleme ile de ilgili ihale biriminin ve benim herhangi bir sorumluluğum bulunmamaktadır. Kaldı ki Sayın Başkanım, 61 ve 62 no'lu eylemlerde biz ihaleyi 666.666.666 TL'ye vermişiz, alış fiyatımız 610.000.000 TL. Yani biz bu işlemden 56.666.666 TL kâr etmişiz; yani burada bir zarar söz konusu değil. Özel şirketlerde yapıldığı zaman da zarar olarak görülmez. Kardan zarar da bir zarar değildir sayın başkanım. Yani ben bunu kendi özel şirketlerdeki şeyimde de diyebilirim yani kardan zarar zarar olarak kesinlikle gözükmez. Şimdi eylem 76'yı anlatacağım. Eylem 76 da görsel 3'ü tekrar açabilir misiniz? Aslında görsel 3'ü ben size şöyle tarif edeyim başkanım. 61 ve 62 no'lu eylemlerde olduğu gibi yine Ticaret Müdürlüğü ihaleyi görüyor. Genel müdüre haber veriyor. Biz, genel müdürün talebi üzerine, ihale dokümanlarını satın alıyoruz. Satın almış olduğumuz bu ihale dokümanlarının teknik şartnamesini Ticaret Müdürlüğü inceliyor, teklif aralığı belirliyor. Biz bu alınan verilerle dokümanlarımızı oluşturuyoruz, ihaleye katılıyoruz, kazanırsak Ticaret Müdürlüğünü tekrardan bu ihalenin şeyini bırakıyoruz. Ticaret Müdürlüğü yine bize bir talep oluşturuyor. Teknik şartnamesini oluşturuyor.
Bunu özel olarak tek farklı tarafı şu: Burada biz davet usulü 4734 ihalesi yapmıyoruz. Burada ilanla bir ihale yapıyoruz. Orada da bir genel müdürü bu şekilde bizden talep etmiş. Dolayısıyla burada gazeteye ilan çıkıyoruz. Bu ilanı gören firmalar ilana göre gelip bizden teknik şartname ve diğer belgeleri satın alıyor ve sonrasında da ihale hazırlıklarını yapıp ihaleye katılım gerçekleştiriyorlar. Yine ben burada komisyon üyelerimizin sadece belirlenmesi tarafında görev alıyorum. Şimdi bilirkişi tespitlerinde bakıldığı zaman muhammen bedel düşüklüğü iddiası hususunda az önce de izah ettiğim gibi benim hiçbir sorumluluğum bulunmuyor. Konu tamamen Ticaret Müdürlüğü'ne sorulması gerekmektedir. Zira benim bu konuyla bir yetkim veya sorumluluğum bulunmuyor. Zaten böyle bir konuda ben uzman da değilim. Üst ihalede aranan şartların alt ihalede aranmaması gibi bir iddiada olmakla birlikte bu durum yasal dayanağa gösterilemez sayın başkanım. Yani kanunen böyle bir zorunluluk da yok zaten. Kaldı ki aranan şartlarla aranan şartlara ilişkin hususlar şartnamede yazılı ve bu şartname bize bir birim tarafından yönlendirilmekte. Yani ne ben ne de ihale satın alma departmanının şartname hazırlanması ile ilgili bir durum söz konusu değildir.
Sayın Başkanım, eylem 76 da büfe alt yüklenici belirleme sürecinde diğer bir gelir getirici süreçtir. Dolayısıyla herhangi bir yasal prosedür veya kanuni koşula tabi bir işlem değildir. Dolayısıyla Kültür AŞ açısından kanuna aykırı bir durum olmadığı gibi genel müdürün herhangi bir koşul olmaksızın herhangi bir firma ile sözleşme imzalayarak alt ihale yüklenicisini belirleme hakkı vardır. Buna rağmen dönemin üst yönetimi bu işi ilanlı ve açık ihale benzeri yapmaya karar vermiştir. Biraz evvel süreçlerde anlattığım gibi ben ihale müdürü olarak muhammen bedel konusunda herhangi bir yetkiye sahip değilim, sorumluluğa sahip değilim. Yine şartname konusunda bir sorumluluğum bulunmamakta ve ihale komisyon üyesi olarak görevim belgelerin tam olduğuna ve fiyat teklif süreçlerinin prosedüre uygun bir şekilde yapıldığına şahitlik etmek ve belgeleri bu şekilde imzalamaktır.
Şimdi gelir getirici konudaki eylemlerden aslında eylemleri anlattım. İkinci konu 82, 83, 84 ve 88 no'lu eylemler. Sayın başkanım bu eylemler farklı yıllarda aynı mantıkla yapılmış iş süreçleridir. Dolayısıyla bunları birlikte anlatacağım. Bu eylemler 4734 sayılı yasaya tabi işlerdir. Fakat bu 4734 sayılı yasanın 3G maddesine göre yapılmış işlerdir. 3G de istisnadır. Yani kanun kapsamı dışındaki işlerdir. Yani burada da aslında devlet bize bu kanunun şu kurallar var ihaleyi buna göre yapacaksın demiyor. Dediği şey şu: Sen kendi istediğin bir yöntemde bu ihaleyi yapabilirsin diyor. Ben de senden herhangi bir koşul beklemiyorum diyor. 2012 yılında yapılmış olan bir yönetmelik var Kültür AŞ'nin eski dönemde. Biz de bütün bu 3G 3G istisna ihalelerini bu yönetmeliğe göre yapmaktayız. Üst ihale süreci aslında biraz önce anlattığım üst ihale süreçleriyle belirgin bir aynı şekilde devam ediyor. Fakat burada değişik bir şey var sayın başkanım. Normalde teklif aralığını uzman birim belirliyor. Burada ise bizim ihale uzmanlarımız belirliyor. Çünkü yaklaşık maliyeti de biz daha sonrasında belirliyoruz. Her yıl yapıldığı için bunun aşağı yukarı ne zaman çıkacağı belli. Bizim arkadaşlarımız takip ediyor EKAP üzerinden. İhale uzmanı arkadaşımız bu ihalelerin yayınlandığını görünce biz geçen yıla göre bakıyoruz. İşte enflasyon oranlarına bakıyoruz, fiyat artışlarına bakıyoruz ve buna göre bir teklif aralığı belirliyoruz ve ihaleye katılıyoruz. İhaleyi kazandıktan sonra kazandığımız ihaleyi ilgili müdürlüğe teslim ediyoruz. Yani organizasyon plan organizasyon müdürlüğü, kültür kültürel organizasyon müdürlüklerine veriyoruz. Daha sonra ilgili müdürlük kendi uzmanlık alanına göre forumu ihaleyi teknik olarak bölümlere ayırarak ihale talebi yapmaya başlıyor. Görsel 16 ya bakabilir miyiz?
Evet, bu müdürlüklerin bize vermiş olduğu satın alma talebi. Gördüğünüz gibi iki tane başlık verilmiş. Normalde bu 15-20 başlık olacaktı ve ilgili birim şefi, müdürü sonrasında genel müdür yardımcısı, genel müdür de onaylıyor ve bu satın alma talebi bize geliyor. Biz bu satın alma talebini aldıktan sonra ihaleyi aynı şekilde devam ettiriyoruz. Ben talebi alıyorum, şefe veriyorum. Şef uzmana veriyor. Uzman firmaları belirliyor, ihale belgelerini hazırlıyor. Daha sonra biz bütün bu belgeleri şefle birlikte kontrol ediyoruz. Burada olduğu gibi firma davetlerinde uzman arkadaşımız ve şef arkadaşımız firmaları belirliyor. Belirlemiş oldukları firmaları bana öneriyorlar. Ben de firmalarla ilgili bilgi alıyorum onlardan yapmış oldukları araştırmalar sonucunda. Daha sonra ben bu firmaları genel müdürün onayına sunuyorum. Genel müdür firmaları onayladıktan sonra hangi firmalar olduğu belirleniyor. İhale müdürü olarak ben komisyon üyelerini belirleyip genel müdürün onayına sunuyorum. Sonrasında komisyon üyeleri belirlenmiş oluyor. İhale uzmanı ve şefi 3G ihale onay belgesini hazırlıyor ve yaklaşık maliyet çalışması yapıyor. İhale müdürü olarak ben bu formu onaylayıp yani imzalayıp genel müdür ve genel müdür yardımcısının onayına sunuyorum. Görsel 17.
Bu da biz hani bu işi 3G olarak yapacağız, onun için bütçemiz var. Ondan sonra yaklaşık maliyetimiz budur diye bir 3G onay belgesi çıkartıyoruz. Aşağıya da indirirseniz orada ben, arkadaşlarımızın hazırladığı yukarıda belli zaten, ben onaya sunuyorum. Genel müdür ve genel müdür yardımcısı onayı verdikten sonra ihale sürecimiz aslında başlamış oluyor. Daha sonrasında ihale uzmanı arkadaşımız firmalarla iletişime geçip ihaleye davet ediyor. Firmalar ihale uzmanından ihale evraklarını teslim alıyor ve firmalar hazırlıklarını yapıp ihale günü ihaleye katılıyorlar. Biz de ihale komisyonu olarak toplanıyoruz firmalarla birlikte ve sonrasında doküman kontrolü yapıyoruz, fiyatları alıyoruz. En sonunda da en yüksek fiyatı veren ya da burada tabii ki en düşük fiyatı veren firmaya ihaleyi bırakıyoruz ve ihale komisyonu kararıyla aslında ihaleyi bitirmiş oluyoruz. Sonrasında da sözleşmeye davet edip sözleşme yapıyoruz. Yani yine Sayın Başkanım, ihale müdürü olarak ben genel ihale talebini ihale şefine veriyorum, komisyon üyelerini belirliyorum. İhale şefi ve uzman tarafından önerilen firmaları genel müdür onayına sunuyorum. Eş ihale komisyonu üyesinden birisi olarak ihale komisyonunda evrakları ve fiyat tekliflerini kontrol edip bunlara imza atıyorum. Gelir getirici işlerden farklı olarak ise satın alma işlerinde yaklaşık maliyetini benim müdür olduğum departman belirliyor, ben de kontrol edip onay veriyorum ve yine gelir getirici işlerde olduğu gibi muhammen bedel yerine bir yaklaşık maliyet bedeli var, onu da yine uzman arkadaşımla şef arkadaşım yapıyor, ben de kontrol ediyorum.
Bilirkişi tespitlerinde bölümlenmeler yapıldığı tespit edilmiş Sayın Başkanım. Biraz önce ihale sürecinde anlattığım gibi ilgili satın alma talepleri, talep yapan birim tarafından bize geliyor. Yani onlar aslında teknik anlamda bunlara bakıyor ve bu bölümlenmeleri yapıyor. Yani burada aslında bizim herhangi bir sorumluluğumuz yok. Bizim ihaleyi bölmek gibi bir görevimiz de yok. Şimdi burada da şöyle bir şey var, yani o arkadaşlarla hani şey yapmak için söylemiyorum, bu torba ihale, torba yasalardan da sizin bileceğiniz gibi bir müteahhitlik işi gibi. Biz aslında çok farklı işleri bir arada alıyoruz. Uzman arkadaşlar da bu işi aldıktan sonra hani aynen bir inşaattaki müteahhit gibi düşünün, seramikçi, seramik işini ayırıyor; duvar işini ayırıyor, yer karosu işini ayırıyor, sonrasında sırayla bizlere bunu gönderiyor. Biz gelen talebi aldığımız gibi 3G ihalesini yapıyoruz. Yani burada nasıl bölümlenme yapıyorlar, neye göre yapıyorlar; onları kendileri anlatacaklar hani bizim uzmanlık alanımız değil ama olması gereken de bu. Zaten 2015 yılında başlamış bu torba ihaleler incelediğime göre. 2020 yılına kadar 5 yıl boyunca bu şekilde yapıla gelmiş. Bizim arkadaşlarımız da zaten geçmiş dönemden beri çalışan arkadaşlar, ben o yüzden onlarla devam ettim. Aynı mantıkta da bu ihaleyi devam ettirmişler. O yüzden de herhangi bir problem olduğunu ben gözlemlemedim.
Kamu zararı, belli firmalarla yapılan sözleşme bedellerinin tamamı toplanarak hesaplanmış. Bunu daha önce de belirtmiştim. Bu husustan, gelir getirici işlerden de bahsetmiştim. Bir 3G ihalesinde zararın oluşması için ancak gerçekleşmeyen bir alt yüklenici işine ödeme yapılması lazım. Böyle bir şey de yok sayın başkanım. Yani yapılan bütün işlerin hak edişleri yapılmış, kontrol teşkilatları sahada bunları kontrol etmiş, İBB'deki arkadaşlar da kontrol teşkilatlarıyla bunları kontrol etmiş. Faturalar var, fotoğraflar var, her şey var ve sayın başkanım, 2020, 21 ve 22 yıllarında Sayıştay bunların hepsini tek tek denetledi. Hepsine baktı ve herhangi bir problem de bulmadı. Ne bu ödemelerle ilgili bir problem bulmuş ne de hak edişlerle ilgili bir problem bulmuş. İkinci konu da aslında yaklaşık maliyetin olağanın dışında fiyatlanması da olabilir. Yine Sayıştay bunları yerinde bakar. Ticaret Odası'ndan fiyatlar alır, İTO'dan fiyatlar alır. Eğer burada herhangi bir problem varsa bunun tespitini yapar ve bununla ilgili bulgu yapar, bununla ilgili de bir çağrı yapar. Buraya gelip denetledi. Böyle bir problem de olmamış. Yani biz aslında Sayıştay tarafından denetlenmişiz. Aynı şeylerle ilgili İBB Sayıştay tarafından denetlenmiş. İBB yine mülkiye müfettişleri tarafından denetlenmiş ve bu söylemiş olduğum eylemler bazında hiçbir şey bulunmamış. İlk defa bir bilirkişi çıkıyor diyor ki "Böyle ihalelerle ilgili bir problem olabilir" diyor. Ondan yola çıkan savcı da diyor ki "Ya burada böyle bir problem varsa bütün sözleşmeler o zaman zarardır" diyor. Çok mantıklı bir şey değil. Olsa dahi zarar yaklaşık maliyet eğer yanlış belirlenmiş ise yanlış belirlemeyle diğer fiyat arasındaki fark kadar olabilir. Yani sözleşmenin tamamı olma ihtimali mümkün değil.
Sayın Başkanım bir de Eylem 84'te diğer eylemlerden ayrı olarak her bir alt ihaleyle ilgili firmaları benim tespit ettiğimi söylüyor. Biraz önce aslında gösterdim size alt yüklenici firmalarını da arkadaşlar tespit ediyor bizim tedarikçi listelerimizden. Daha sonrasında bana öneriyor, ben de firmalarla ilgili bilgi aldıktan sonra genel müdürlüğe gönderiyorum. Onaylayıp o belirlemiş oluyor. Yani hani burada her aslında birçok kişi birbirini de kontrol etmiş oluyor. Zaten bütün amaç ihalede birçok kişinin birbirini çapraz olarak kontrol etmesi. Bu firmaların tespitinde zaten kamu kanununa ve şirket prosedürüne aykırı bir durum da yok. Yani kendi tedarikçi listemizden belirlemiş olduğumuz firmalar. Şimdi 118 nolu eylemi anlatacağım. 118 nolu eylem hibrit ilişki diye anlatmıştım. Bu eylemle ilgili de bir görsel ekranı açabilir miyiz? Sayın başkanım bu son eylem, bu eylem gelir getirici bir eylem. Yani yine kanuna tabi olan bir şey değil ama sözleşmeler ile ilgili birim çalışanı firmalarla yapmış olduğu bir sözleşmeler var. Yani bizim ihale olarak bununla ilgili herhangi bir şeyimiz yok. Bir ilgili birim var, işte diyelim ki bu reklam müdürlüğü, reklam müdürlüğünde bir uzman arkadaş var, firmalarla sözleşmeler yapıyorlar ve bu sözleşmeler sonucunda da işleri ilerletiyorlar. Bizim burada hiçbir aslında dahlimiz yok, biz o sırada kendi işlerimizi yapıyoruz.
Fakat ihale birimini ilgilendiren tek bir konu var. O da 2019 yılında yapılmış olan bir 3G kapsamında ihale. Burada bir firma belirleniyor, bu firma da oradaki bazı işleri yapıyor. Bu ihale Genç Popülist isimli bir şirket tarafından şirket tarafından kazanılmış. Fakat bu ihalenin benim Kültür AŞ'de işe giriş tarihimden önce yapılmış bir ihale olduğunu söylemem gerekiyor. Yani ben işe 2020 yılında başlamışım, ihale 2019'da yapılmış. Dolayısıyla bu ihalede benim bir dahlim yok. Benim şüpheli olmam da teknik olarak mümkün değil sayın başkanım. Söz konusu ihale benim dönemimde yapıldığı zanlıyla böyle bir maddi hata yapıldığını düşünüyorum. Burada da aşağıya gelebilirsek... Evet, bu. Şimdi burada görüyorsunuz ihale sözleşmeler şeyi. Celal Bey'in imzası var, yan tarafta da ihale işleri ve satın alma müdürü vekili olarak 'ın imzası var. Yani ben o dönemde çalışmadığım için doğal olarak bu ihalede benim imzam bulunmuyor Sayın Başkanım.
Sayın Başkan; 61, 62 ve 76 nolu eylemler ile ilgili olarak bu eylemlerin gelir getirici işler olduğu, Kamu İhale Kanununa tabi olmadıkları, o eylemlerde şirket seçimi konusunda genel müdürün doğrudan yetkisi olmasına rağmen kanunun aradığı koşulların da üstünde bir ihtimam sergilenmiş olduğu, dolayısıyla şirket seçiminde bir usulsüzlük bulunmadığı, zaten benim de doğrudan şirket seçmek gibi bir yetkimin olmadığı, yine bu eylemlerde muhammen bedel tayini benim veya müdür olduğum departman tarafından yapılmadığı, teknik şartnamelerin ben veya müdür olduğum departmanca hazırlanmadığı ve ihale müdürü olarak uzmandan gelen firmaların tarafımca onaya sunulduğunu anlattım size. Benzer şekilde 82, 83, 84 ve 88 nolu eylemlerin satın alma işleri olduğu, bu eylemlere ilişkin 3G maddesi yani istisna maddesi kapsamında bölümlemelerin ben veya müdür olduğu birim tarafından yapılmadığı, zaten bu bölümleme işlemlerinin yasal bir prosedür olduğu gibi iddianamede de bunlarla ilişkin bir kamu zararı tespiti bulunmadığı, şirketlerin belirlenmesi konusunda da tıpkı diğer eylemlerde olduğu gibi doğrudan bir yetki ve sorumluluğun olmadığı hususlarını belgeleriyle tarafınıza izah ettim. Son olarak da 118 nolu eylemde ihale süreci Kültür AŞ'de çalışma alanımdan önceki döneme ilişkin olduğu için bu durumun yine belgelerle tarafınıza izah ettim. Hakkımda hiçbir ifade, etkin pişmanlık ifadesi veya suçlama bulunmuyor. Bilirkişi ve mülkiye müfettişinin iddia ettiği hususlar benim yetki ve sorumluluğumda olan alanlar değil. Ben ve ekip arkadaşlarım tüm işlerimizi kanuna, hukuka, nizama, şirket prosedürlerine uygun bir şekilde yapmışız. Tüm yaptığımız işler Sayıştay tarafından her sene kontrol edilmiş ve hepsinin kanuna uygun olduğu belgelenmiş.
Hal böyleyken hem benim yetkilerim hem de ihale ve satın alma süreçleri savcılık tarafından tam olarak bilinmediği olsa gerek yapmadığım işlerden sorumlu tutulup önce gözaltına alındım ve 15 aydır da tutukluyum. 15 aydır 11 yaşındaki kızımdan uzağım ve onun özlemiyle yaşıyorum. Kızım her gün annesine benim ne zaman geleceğimi soruyormuş. Geceleri, üstünde kokum var diye hapishaneden aldıkları tişörtlerle uyuyor. 15 aydır hayat arkadaşımı, eşimi dünyanın tüm yüküyle yalnız başına bıraktım. Çocuklarımın problemi, hastanesi, ekonomik durumlar, bir de her hafta beni görmek için bir sürü problemin sonucuyum. 15 aydır kapalı kapıların ardından sanki deprem enkazı altındaymış gibi sesimizi duyan var mı diye bağırmaya çalışıyoruz ve sesimizi kimse duymuyor. İlk defa sesimizi size duyurabiliyorum. Bu süreçte 15 gün evvel stresten bende vitiligo diye bir şey çıktı, vücudumun her yerini beyazlıklar kapladı artık. Stres ve üzüntüden. Sayın Başkanım, çocuklarıma kavuşabilmek için, eşimin yükünü bir nebze alabilmek için tahliyemi talep ediyorum. Halen masumiyetime inanmıyorsanız ev hapsi dahil olmak üzere ne tedbir görürseniz razıyım. Fakat söyleyeceğim her şeyin çok kısa bir özeti var: Ben masumum.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.