Sayın Başkan, Sayın Heyet, Sayın Savcım; ilk olarak sizlere hayatımdan ve neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Bunun, savunmam için de bir kıymeti olduğunu düşünüyorum. 1978 yılında Trabzon'da doğdum. 1965'li yıllardan itibaren ticaretle uğraşan bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisiyim. Küçük yaşlardan itibaren hem aile işlerime yardım ettim hem de okudum. 1986 yılında ailemin bir kısım bireyleri İstanbul'a geldi, böylelikle İstanbul'da da ticari faaliyetlerimize başlamış olduk. 1995 yılında İstanbul'da Karsal Örme adlı aile firmamızı kurduk. Ben de aynı yıl hem aile şirketimde çalışmak üzere hem de üniversite eğitimime başlamak üzere İstanbul'a geldim ve o tarihten beri İstanbul'da yaşamaktayım.
Hüseyin Köksal Savunması
1996 yılında Çorlu'da ilk fabrikamızı kurduk. Uzun yıllar boyunca Karsal Örme'nin üretiminden yönetimine kadar her biriminde çalıştım. Alın teri dökmediğim, emek vermediğim hiçbir alanı yoktur firmanın. 2013 yılında babamın hastalığını öğrendik. Bu tarihten sonra da babamın da birtakım işlerini üstlenerek çalışma hayatımı yoğun bir şekilde sürdürdüm. Aynı yıl büyük amcamın hisselerini 11 milyon dolar karşılığında satın aldım. Akabinde 7-8 milyon dolar daha yatırım yaparak hem makine modernizasyonumuzu yeniledik hem de üretim kapasitemizi arttırdık. Böylece ticari faaliyetlerimizi büyütmüş olduk. 2016 yılında babamı kaybettim. Bu süreç hem duygusal açıdan zorlandığım hem de iş yükünün tamamen üzerime kaldığı bir dönemin başlangıcı oldu. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı oldum ve zamanımın büyük bir kısmını Karsal Örme adlı aile firmamda çalışmaya ayırdım. Tekstil sektörünün yanı sıra farklı sektörlerde de ticari faaliyetler gösterdim. Uzun dönem araç kiralama, inşaat, yayıncılık, medya, reklamcılık gibi birçok sektörde yatırımlarım oldu. Reklamcılık sektöründeki yatırımları yatırımlarıma birazdan detaylı şekilde anlatacağım. Hayatımı çalışmaya, aileme, dostluklarıma adadım. Doğru bir şekilde yaşamaya çalıştım.
Sayın Başkan, bu dosyadaki çoğu kişiyi tanımıyorum. Belki denk gelmişizdir bilmiyorum. Bazı kişilerle ise arkadaşlığım, dostluğum vardır. Yargılanmayla ilgisi olduğunu düşündüğüm ilişkilerimden kısaca bahsetmek isterim. 'yla Trabzon'dan tanışırız. Kendisiyle uzun yıllara dayanan tanışıklığımız vardır. Benim üst dönemimdir. Dedelerimiz, babalarımız, çocuklarımız tanışır. Ailelerimiz yıllardır birbirini bilir, ailecek görüşürüz. Açıkça ifade etmek isterim ki bu dosyada yargılanmamın asıl sebebinin 'yla olan dostluğumun olduğunun farkındayım. Ben aktif olarak siyasetle ilgilenmem, siyasi bir figür değilim. 'nu da siyasi kimliğiyle değil, insani yönleriyle tanırım. Dostumdur, abimdir; ilişkimiz de bundan ibarettir.
kuzenimdir. Benden 4 yaş küçüktür. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitimine başlamak için İstanbul'a geldiği yıllardan beri beraberiz. benim küçük kardeşim gibidir. Avukat olduktan sonra da hep beraber çalıştık. Hem aile hem de şirket avukatımız oldu. Babalarımız da yıllarca ortak olarak birlikte çalıştı. Aile şirketimiz Trabzon'dayken babamın üzerindeydi, Hasan amcamın da Ordu'da şirketi vardı ama her ikisi de her iki şirkete ortaktı. Bunu anlatmak benim için çok önemli Sayın Başkan. Çünkü Ahmet'in bugün tutuklu olmasının tek sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu dosyadaki çoğu kişi tanımaz bilmez, kimse de Ahmet'i tanımaz. Çok iyi bir avukattır, çalışkandır, zekidir. Sadece birlikte çalıştığımız için, sadece bana yardımcı olduğu için 15 aydır tutukludur. Bunun yanı sıra Ahmet'in de sırf bu yüzden tutuklu olması daha çok zoruna gitmektedir.
Savunmamda bahsedeceğim olaylarla bağlantısı olduğunu düşündüğüm diğer arkadaşlarımdan bahsedecek olursam; ile üniversite yıllarından beri tanışıyoruz, son 5-6 yıldır da ortak olarak çalışıyoruz, öncesinde ticari bir ilişkim olmamıştır. 'u ismen bilirdim, ancak son 2-3 yıldır arkadaşlığımız var; ailemiz tanışır, ailecek görüşürüz. Aramızda hiçbir ticaret işi olmamıştır. Bunların haricinde dosyada yer alan kişilerden tanıdığım veya denk geldiğim kişiler muhakkak vardır ama çoğu kişiyle ilişkim yoktur. Şunu da belirtmek isterim: Arkadaşlarımla iş ve ticari hayatımızı konuşmayız, aramızdaki bağ yalnızca dostluktan ibarettir, sohbetlerimiz de bu şekildedir. Sonuç olarak başta ifade ettiğim gibi, ile olan geçmişe dayalı dostluğum nedeniyle bu dosyada yargılandığımı düşünüyorum. Dosyada yalnızca ben değil, birçok kişi de bu nedenle yargılanıyor; de da savunmasında bu durumdan bahsetti. İlişki kurmak suç sayılıyor Sayın Başkan.
Şimdi 1 yıllık tutukluluk sürecinde neler yaşadığımı ve karşılaştığım durumları anlatmak istiyorum. Sayın Başkan, 6 Mart tarihinde tüm mal varlığıma el konuldu, 19 Mart'ta gözaltına alındım, 23 Mart'ta ise tutuklandım. O günden bu yana güneş ışığı dahi görmediğim tek kişilik bir hücrede tutuluyorum. İlk tutuklandığımda rüşvet verme suçunu işlediğim iddia edilmişti Sayın Başkan; ancak iddianameye geldiğimde rüşvet suçunun yöneltilmediğini gördüm. Rüşvet suçu için yeterli şüphe görülmedi ama tutuklanırken kuvvetli şüphe olduğu iddia edilmişti, bunu hukuki göremiyorum çünkü bu şüphe nedeni müphemdir. Ailemize ait olan şirketimize de el konuldu; kendimi bir kenara bıraktım, ablamın, amcamın, aile büyüklerimin dahi haklarına göz dikildi, bununla mücadele etmek zorunda bırakıldım. El koyma kararından sonra hesaplarıma bloke gelince hakkımda bir soruşturma yürütüldüğünden haberdar oldum ama kaçmadım. Şirket hesaplarına blokeler birden gelmedi, tüm banka hesaplarına bloke gelmesi 1 hafta, 10 gün gibi bir süre aldı. Bu sırada para kaçırmadım, kendimi düşünmedim; ilk olarak çalışanlarımın 3.5 aylık maaşını ödedim. Sayın Başkan, 25 yılı aşkın bir süredir benimle çalışan insanlar var, onları mağdur etmek istemedim, onları düşündüm. Sonrasında şirketlerin yine finans yapısının müsaade ettiği boyutta piyasa borçlarını ödedim, şirketin yine 3.5 - 4.5 aylık banka kredilerini kapattım, yine kapatabildiğim banka kredilerini kapattım şirketlerin finans yapısının müsaade ettiği boyutta. Şirketlerin banka hesap hareketlerinden bu durumu da görebilirsiniz. Sayın Başkan, bu durum 1 yıldır devam ediyor.
Yıllardır ailemiz birbiriyle dayanışıyordu; kuzenlerime yardım ediyordum, çocuklarını okutuyordum. Her şeyi geçtim, burs verdiğim birçok üniversite öğrencisi vardı; hiçbir açıklama yapmama fırsat tanınmadan bu çocukların bursları kesildi. Tüm bu insanlar şu anda benimle beraber mağdur, 15 aydır bunun ciddi şekilde manevi yükünü taşıyorum. Tek yaşadığım sıkıntı bu değil Sayın Başkan; 1 yıldır dosyadaki evraklar çarpıtılarak basına servis ediliyor. Savcılık, soruşturma dosyasının gizli olduğunu ileri sürerek hiçbir belgeyi bizimle paylaşmadı ama bize verilmeyen bu belgeler gerçek olmayan şekilde basına verildi. Hakkımda sayısız yalan ve yanlış haberler yapıldı, ben ise tutuklu olduğum için bu iddialara karşı cevap hakkımı kullanamadım. Üstelik bu iddiaların neredeyse hiçbirine iddianamede suçlama olarak yer verilmedi ancak buna rağmen hepsi hala internette dolaşıyor, bu iftiralar halen sürüyor, televizyonlar konuşmaya devam ediyor. İlk çıkan haberlerde MASAK raporu çarpıtılarak basına servis edildi; haberlerde İBB'nin şirketlerime uçuk miktarlarda para transferi yaptığı söylendi. Sayın Başkan, biz kamuya ödeme yapan tarafız; her ay şirketlerim düzenli şekilde kamuya kira ödemesi yapar. Bugüne kadar İBB'den veya İBB'nin herhangi bir iştirakinden şahsıma veya şirketlerime gelmiş tek kuruş para yoktur. Peki bu haberler niye yapıldı? Neden gerçekler çarpıtılarak basına servis edildi?
Sonrasında gitmediğim ülkelere gitmişim, binmediğim uçaklara binmişim gibi haberler yapıldı; özel jetle yurt dışına para götürdüğüm iddia edildi, savcının bunu tespit ettiği söylendi. Bu haberleri haftalarca sürekli tekrar ettiler, dosyadaki bazı iftiracıların da bu yönde beyanda bulunduğunu görüyorum. Şimdiden kayda geçmesini isterim Sayın Başkan: Ben hayatım boyunca yurt dışına özel jetle çıkmadım, yurt dışına yalnızca tarifeli uçaklarla gittim, uçuş kayıtlarımı sizler de görebilirsiniz, savcılık da elbette biliyordur. Peki bu haberler niye yapıldı? Bu haberler yüzünden 15 aydır çeşitli psikolojik işkencelere maruz kaldım. Bir gün cezaevinde televizyon izlerken altyazıdan etkin pişmanlıktan faydalandığım ve tahliye olduğum yönünde bir ifade gördüm. En çok da gururuma dokunan budur; sanki bir suç işlemişim ve suçumu itiraf etmişim gibi kamuoyuna böyle yansıtıldı. Hayatım boyunca onurun ve gururumu korumak için yaşadım. Bu saatten sonra da bunun için yaşayacağım. Tek başıma bir hücrede kimseye cevap verme imkanım yokken, gururumu hedef alan bu saldırıları göğüslemek zorunda bırakıldım. Tüm bu haberler niye yapıldı? Bu haberleri yapanlarla yaptıranlarla ilgili savcılık harekete geçti mi? Herhangi bir soruşturma var mı? Bir insanın tüm mal varlığına el koymak, ardından bir hücreye atmak ve hakkında baştan aşağı yalan haberler yaptırmak bu kadar kolay mı? Bunun bir karşılığı olmayacak mı? Bir insana bundan daha fazla nasıl kötülük yapılabilir? Umuyorum inanıyorum ki devlet bu hukuksuzluğa bir son verecektir.
Kısaca yaşantımdan bahsettim sayın başkan. Sayın heyet. Ticari faaliyetlerimi anlatacak olursam 30 yılı aşkın bir süredir ticaretle ilgileniyorum. Bugüne kadar tekstil, uzun dönem araç kiralama, inşaat, yayıncılık, medya, reklamcılık gibi birçok sektörde yatırımlarım oldu. Sayın başkan iddianamede sadece son 5 yıldaki bir kısım ticari faaliyetlerim gerekçe gösterilerek cezalandırılmam isteniyor. Tüm hayatıma bakıldığında ise son 5 yıldaki ticari faaliyetlerin ticari hayatımdaki yeri çok küçüktür. Bu gerekçeyle 15 aydır tutukluyum ve tüm mal varlığıma el konulmuş durumda. Bunun hukuki, mantıklı veya insani bir açıklamasını bulamıyorum. Reklamcılık sektöründe faaliyet gösteren BVA isimdeki şirketimin faaliyetlerini eksiksiz bir şekilde anlatmak istiyorum. 2019 yılında yeni bir sektöre yatırım yapmak için arayışlara başladım. Hem birikmiş sermayemi kullanma hem de sektörel faaliyetlerimi çeşitlendirerek ticari riskleri azaltmak istedim. Bu nedenle araştırmalarıma başladım. Farklı sektörlerde çalışan sayısız iş insanı ile görüştüm. Sektörler hakkında bilgi edinmeye başladım. Örnek olarak inşaat sektörünün, enerji sektörünün güneş paneli üretimi kısmını, topraksız tarımı, tekstil sektöründe farklı üretim alanlarını ve turizm sektöründe inceledim. Reklamcılık ve medya sektörleri de incelediğim alanlardandı. Uzun finansal değerlendirmelerimin sonucunda medya ve reklam sektörüne yatırım yapmak kararı aldım. Her iki sektörde de daha önce çalışmadığım ve tecrübem olmayan alanlardı. Yeterli ticari bağlantılara da sahip değildim. Bu nedenle ortaklı bir şekilde iş yapmak istedim.
'yi üniversite yıllarından beri tanıdığımı söylemiştim. Yatırım sürecinde kendisiyle çok sık konuşmuştum. Sektöre biraz da onun anlatımı nedeniyle anlatımları nedeniyle girme kararı aldım. Yıllardır açık hava reklam sektöründe çalışıyordu. Uzun yıllardır arkadaşlığımıza istinaden bilgi ve tecrübesine güvenirdim. Bu yüzden ortaklı çalışmak için ilk olarak kendisini aradım. Birlikte çalışmak istediğimi söyledim ve ortaklık yapısına ilişkin tüm detayları konuştuk. Nihayetinde finansal yatırımın benim yapacağım, 'nin de sadece bilgi ve tecrübesiyle katkı sağlayacağı ortaklık modelinde anlaştık. Tüm finansal yatırımı ben yapacağım için şirketin %80'i bana, %20'si 'ye ait olacaktı. Böylece BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nde ortak oldum ve 'yle birlikte çalışmaya başladık. Benim bu şirketteki hisselerimin ilk etapta kuzenim 'ın üzerindeydi. Bunun sebebini ben de açıklamak isterim Sayın Başkan. Biraz önce Ahmet bahsetti. Bu husus sanki gizli bir şey varmış gibi gösteriliyor. Az önce de söylediğim gibi 2016 yılında babamın vefat etmesinden sonra Karsal Örme isimli şirketin tüm işleriyle tek başıma ilgileniyordum. Reklam sektörüne yatırım kararı aldığımda pandemi dönemi yeni başlamıştı. Bu dönemde tekstil sektörünün durumu dikkate alındığında yoğun bir şekilde Karsal Örme isimli şirketle ilgilenmek zorundaydım. Karsal Örme'nin yüzlerce kişiye istihdam ettiği, ciddi üretimler yaptığı göz önüne alındığında tüm vaktimi oraya ayıracaktım. Bu nedenle BVA isimli şirketin imza ve benzeri yönetim işleriyle ilgilenmem için zaman ayırmam da mümkün değildi.
Şirketin ortaklı bir yapısı var, Sayın Başkan. Her ne kadar güven ilişkisine dayalı bir ortaklık olsa da neticede ticaret yapıyoruz. Benim yerime şirket sahibi olarak gerektiğinde fiziken şirkette bulunabilecek, yönetimsel tüm işlerle ilgilenebilecek birisine ihtiyacım vardı. Ahmet, belirttiğimiz üzere küçük kardeşim gibidir. Babalarımız yıllarca ortaklık yaptı. Biz de yıllarca birlikte çalıştık. Hem kendisine hem bilgi ve becerisine güvenirim. Bu yüzden konuyu Ahmet ile görüştüm ve bana yardımcı olmasını istedim. Ahmet de sağ olsun, bana yardımcı olmayı kabul etti. Bu nedenle ilk etapta hisselerim Ahmet'in üzerine oldu. Benim işlerim sakinleşince tekrardan konuşuruz diye anlaştık. Ahmet yıllardır şirket avukatlığımızı yaptığı için şirket yönetimini ve hukuki prosedürleri çok iyi bilir. Nitekim ben hisselerimi tekrardan üzerime alana kadar bu işi hakkıyla yaptı. Kısaca, BVA isimli şirkete bu şekilde yatırım yaptım. Birazdan daha detaylı açıklayacağım bu hususu. Ama bu süreçte herhangi bir şeyi gizlemedim. Şirketlere yatırımları benim yaptığım bellidir. Banka kredilerine şahsi kefalet verdiğim bellidir, tamamen açıktır.
2022 yılında reklam sektöründe yatırımlarımı arttırdım. Şöyle ki, 2021 yılının sonlarına doğru reklam sektöründe faaliyet gösteren Urban Medya isimli şirketin yatırımcı aradığı, tüm sektörde konuşulan bir konuydu. Şirketin sahibi Hüseyin Seçkin isimli kişi vefat etmiş ve şirket yatırımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine bilgi almak için Hüseyin Seçkin'nin yasal mirasçısı Esra Seçkin'le görüştük. Şirketin finansal tablolarını incelediğimde çok kötü durumda olduğunu gördük, gördüm. Şirket halihazırda ihale yürütmekte ama yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanıyordu. Şirketin finansal durumunu incelediğimde gerekli yatırımlar yapılırsa yükümlülüklerin yerine getirilebileceğini ve yükümlülükler yerine getirilirse şirketin kar elde edebileceğini düşündüm. Benim değerlendirmelerime göre şirket kötü durumdaydı ancak potansiyeli vardı. Bu yüzden yatırım yapma kararı aldım. Şirket sahibi vefat ettiği için yasal mirasçısı Esra Seçkin isimli kişi ile görüştük ve anlaştık. Anlaşmamıza istinaden şirkete 3 miyon dolar finansman, 3,5 milyon dolar da yatırım desteği sağladım. Yatırım öncesi banka borçları yüzünden şirketin ve şirketin sahibinin, ortağının mal varlıkları, tüm mal varlıkları ipotek altındaydı. Şahsi kefalet ve şahsi bir gayrimenkulümü ipotek vererek Yapı Kredi Bankası'ndan yaklaşık 3 milyon dolar kredi sağladım. Sayın Başkan kredi evraklarına bakabilirsiniz. Şahsi borçlanmam söz konusudur. Bu şekilde şirketin ilk etapta %70 ortağı oldum. İş yoğunluğum devam ettiği için Urban Medya isimli şirketle de Ahmet'in ilgilenmesi gerekiyordu. Bu yüzden şirket hisselerini yine Ahmet'in üzerine yaptım.
Şirketlerin nasıl çalıştığı, hangi faaliyetlerde bulunduğu ve neler yaptığını açıklayayım. İlk olarak BVA şirketinden bahsetmek isterim. Açıkladığım gibi BVA şirketinin işleriyle uzun bir süre ilgilenemedim. Şirkete bugüne kadar en fazla 3- 4 kere gitmişimdir. de bu şirketin nasıl işlediğini açıkladı. Ben sadece şirketin finansal tablolarını incelerdim. Murat ve Ahmet ile telefonda konuşurdum. Böylece işlerin yolunda gidip gitmediğine bakardım. Kaldı ki Sayın Başkan ben bir iş insanıyım. Bir şirkete yatırım yaparım. Yatırım yaparken profesyonel bir ekip kurulmasını, kendi alanında uzman kişilerle çalışılmasını isterim. Şirketlerimin kurumsal kimliği vardır. Kurumsal işleyişiyle ticari faaliyetlerine devam eder. Ne alınmış, ne satılmış, hangi departman neler yapmış bilmem mümkün değildir. Şirket yönetiminde Ahmet'in durumunu söyledim. Avukat olduğu için genel olarak hukuki prosedürleriyle sözleşmeleriyle ilgileniyordu. Murat ise yıllarca reklam sektöründe çalışmıştı. Eskiden başka reklam şirketleri de vardı. Murat açık hava reklamcılığında uzman birisidir. Kendi şirketleriyle de kendi şirketleriyle de önceden birçok kamu ihalesi almıştı. Haliyle özellikle İstanbul'daki kamu kurumları Murat'ı tanırdı, ihalelere davet ederlerdi. Reklam alanlarının satışını yapabileceği müşterileri tanırdı. Reklam alanlarını iyi satabilirdi. Zaten kendisiyle ortaklık kurmamın sebepleri de bu ticari bağlantılardı. Şirketin hangi ihalelere katıldığını isim olarak detaylı bir şekilde bilmezdim. İddianameyi okuduğumda şirketin kazandığı bazı ihaleleri gördüm ancak bizim katılıp kaybettiğimiz de birçok kamu ihalesi olmuştur. Buna ilişkin kayıtlar şirketlerde ve resmi kurumlarda vardır, celp edilebilir.
Urban Medya isimli şirketten kısaca bahsedecek olursam şirketin halihazırda sorumlu olduğu ihaleleri vardı ancak tahmin ediyorum ki önceki sahibinin vefat etmesi nedeniyle şirket işleri biraz aksamıştı. Şirket ihale yükümlülüklerini yerine getirememe tehlikesi yaşıyordu. Hatta bu yükümlülükler tamamlanana kadar ihale sözleşmesi gereği birçok para cezası kesildi. Bu ceza faturaları sunduğumuz evrakların içerisindedir Sayın Başkan. Bu yüzden yatırım yaptığımda şirketin ilk önceliği mevcut ihaledeki yükümlülükleri şartnameye uygun bir şekilde yerine getirmekti. Yukarıda ne miktarlarda yatırımda bulunduğumu söyledim. Bu yatırımlarla beraber şirketin finansal tablosu düzelmeye başladı. Şirketin kamuya olan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini sağladık. Bildiğim kadarıyla bu şirketle sadece 1 yenileme ihalesi kazanabildik. Onun haricinde girdiğimiz ihaleleri kaybettik. Bence ismen sektörde tanınmadığımız için ihalelere de pek davet edilmedik. Şirket yönetiminde şirketin önceki sahibinin eşi Esra Seçkin ve Ahmet vardı. Çoğunlukla kamuyla imzalanmış sözleşmeleri inceler, yükümlülükleri belirler ve diğer yönetimsel işlerle ilgilenirlerdi. Ben yine o yıllarda şirket işleriyle ilgilenmediğim için hangi ihalelere girildiğini ve hangilerinin kaybedildiğini net olarak bilmiyorum. Kayıtlar şirket ve resmi kurumlarda mevcuttur.
Son olarak her iki şirket için de şunu söylemek isterim. Bu iki şirketin kurumsal yapısı vardır. Şirkette üretim, satış, ihale gibi konularla ayrı departmanlar ilgilenir. Profesyonel ekipler vardır. Şirket işleyişi bu kurumsal kimlik ile ilerler. Şirketlerin genel olarak böyle çalışıyordu. 2024 yılının ortalarına doğru tekstil tarafındaki işlerim biraz rahatlamıştı. Ahmet de uzun bir süredir bana artık zamanının büyük bir kısmını avukatlık yapmaya ayırmak istediğini, şirket işleriyle ilgilenmek istemediğini söylüyordu. ile de pek anlaşamadıklarını biliyorum. Bunun üzerine hazırlıklarımı yaptım ve her iki şirkette 'ın üzerinde bulunan hisselerimi devraldım. Aynı zamanda Esra Seçkin hanımefendi de tamamen ayrılmak istediğini söylüyordu. Önceki hisseleri de ondaki hisseleri de 105 milyon TL karşılığında satın aldım. O günün kuruyla 4 milyon dolara yakın bir para yapıyor Sayın Başkan. Bu şekilde Urban Medya'nın tek ortağı oldum. Sayın Başkan şunu vurgulamak isterim bu süreçte yapılan her işlemin eksiksiz vergisi ödenmiştir. Şirket hisselerinin resmiyette Ahmet'in üzerinde olmasından dolayı en ufak bir kamu zararı doğmamıştır. Az önce de belirttim. Urban Medya isimli şirketin 2022 yılında kullandığı kredide şahsi kefaletim vardır. BVA isimli şirketin yatırımlarını da ben yaptım. Şirket sermaye borçlarını ben ödedim. Dosyadaki raporlarda bu durum bellidir. Eğer bir şeyleri saklamak isteseydim bunların hiçbirini kendi adıma yapmazdım. Başka bir niyetim olsaydı hisseleri hiçbir şekilde üstüme almazdım. Kim olduğum bugüne kadar neler yaptığım anlaşıldıysa artık esasa ilişkin savunmalarıma geçmek isterim.
Bahsettiğim üzere 23 Mart tarihinde rüşvet verme suçundan tutuklandım. Ancak iddianamede rüşvet verme suçu değil, başka suçlar yöneltildi. 23 Mart tarihinden sonra rapor alındı. İftiracı ifadeleri alındı. Banka hesap hareketleri incelendi. Bunların hiçbiri bana sorulmadı. Bunların hepsini iddianame hazırlandıktan sonra öğrendim. Hakkımda asılsız iddiaların hepsine verecek cevabım var. Keşke daha önce kendimi ifade edebilseydim ve suçlanmadan önce işin gerçeğinin ne olduğunu anlatabilseydim, kısmet bugüneymiş Sayın Başkan, Sayın Heyet. Şunu belirtmek isterim, savunmamı eylem eylem yapmayacağım. 61, 62, 63 ve 73. eylemlerde aynı delillerle benzer suçlamalar yapılıyor Sayın Başkan. Tekrara düşmemek için toplu bir şekilde bu eylemlerden yola alınan delillere karşı beyanda bulunacağım. Sonrasında ise 117 ve 120. eylemi açıklayacağım şahsıma yöneltilen ana suçlama ihalelerle ilgili.
Açıkladığım üzere şirketlerimin hangi ihalelere girdiğini, hangilerini kazandığını net olarak bilmezdim. Ancak tutuklu olduğum bu süreçte biraz öğrendim. İlk olarak mahkemenizden İBB ve iştiraklerinin 2019 yılından bugüne kadar kaç tane ihale düzenlendiğinin tespitini istiyorum. Sadece iddianamede 70 adet ana ihale yer alıyor. Alt ihale sayısı ise sanıyorum 100'ün üzerindedir. Bir suç örgütünden bahsediliyor ve benim özel vasıfla üye olduğum iddia ediliyor. Toplam kaç ihale düzenlendiği ve benim şirketlerimin bu ihalelerin kaçını kazandığı oranlanırsa ne kadar komik bir suçlama yapıldığı görülecektir. Savcılık bana, şirketlerimin kazandığı alt ihaleler için suçlama yöneltmedi. Benim şirketlerimin kazandığı ihalelere fesat karıştırdığım iddia edilmiyor. Savcılığa göre İBB'nin düzenlediği ve Kültür AŞ veya Medya AŞ'nin kazandığı ihalelere fesat karıştırdım. Ben tarafı olmadığım bir ihaleye nasıl fesat karıştırabilirim bilmiyorum. Savcılığın temel iddiası, daha ana ihale yapılmadan önce alt kiralama ihalesinin şirketim üzerinde kalması için organizasyon yaparak eyleme iştirak ettiğim şeklinde. Nasıl bir organizasyon yaptığım hususunda net bir tespit yok. Nerede, ne zaman, nasıl bir organizasyon yaptığımı bilmiyorum. Sadece iftiracı ifadelerindeki iddialar var Sayın Başkan.
Bu ifadelerde gizli toplantılarla organizasyon yaptığım iddia ediliyor. Bu nedenle ilk olarak toplantılar hususunu açıklamak istiyorum. Benim gördüğüm kadarıyla Beylikdüzü Mado, Karsal Örme Şirketi, Zorlu Center, Kültür AŞ binasında toplantılar, pazarlıklar yapıldığı iddia edilmiş. Benim de bu toplantılara katıldığım söylenmiş. Sayın Başkan, burada birçok kişi HTS ve baz kayıtlarının bir suçun işlendiğine dair delil olamayacağını söyledi. Buna katılıyorum. Ancak benim baz verilerim bu bahsedilen yerlerde bahsedilen kişilerle görüşme yapmadığımın delili olarak kullanılabilir. Bunu açıklayayım. Tanık beyanına göre bu basında da çokça konuşuldu Sayın Başkan bu Mado hikâyesi. Beylikdüzü Mado'daki işletmede haftada iki gün gizli toplantı yaptığımız belirtilmiş. Ben dâhil birçok isim sayılmış. Kolluk aşamasındaki ifademde söyledim, Beylikdüzü Mado'nun yerini dahi bilmiyorum. Nitekim dosyada Beylikdüzü Mado isimli iş yerinin iki kilometrelik baz taraması yapılmış. Benim bir kere bile ortak baz kaydım yok. Buna rağmen iddianamede Beylikdüzü Mado'da yapıldığı iddia edilen gizli toplantılara katıldığım ifade ediliyor. Nasıl katıldım bilmiyorum Sayın Başkan. Eğer hakikat dikkate alınmayacaksa ben ne diyebilirim?
Tanık beyanına göre Karsal Örme isimli şirketimde haftada iki gün geceleri gizli toplantı yaptığımız iddia edilmiş. Yine bu lokasyonla ilgili baz taraması yapılmış Sayın Başkan. Aile şirketimizin adresinde yapılan bir kilometrelik taramada bahsedilen isimlerin tek bir ortak baz kaydı yok. Hatta gece saatlerinde benim bile aile şirketimde baz kaydım yok. Bunun sebebi geceleri çalışmıyorum. Diğer gizli toplantıların ise haftada birkaç gün Zorlu Center'da bulunan ofisimde yapıldığı iddia ediliyor. Bu arada Sayın Başkan, beyanlar öyle bir durumdaki yani haftada herhalde on gün, on farklı noktada toplantı yapıyorum. Takvime sığmıyor bu toplantılar. Zorlu Center da basında çokça yer aldı, çok dillendirildi. O iddialara da yanıt vereyim. İlgili yer benim çalışma ofisimdi, bir süredir yoğun bir şekilde kullanmıyordum. Bu çalışma ofisinde birçok kişiyle görüşmüşümdür ancak iddia edildiği gibi , ve 'la birlikte bir kere dahi görüşmedik. Zaten Ahmet kendisi de burada beyan etti. 'u ve 'yı Ahmet tanımıyor Sayın Başkan. Ofisimde denk gelmeleri de mümkün değil. Tanımıyor çocuk. Kendisi de biraz önce size üstüne basa basa ifade etti.
Baz kaydına dönelim Sayın Başkan. Çalışma ofisimin bulunduğu Zorlu Center'dan 300 metre çaplı baz kaydı alınmış. Burası aynı zamanda şehrin merkezinde bir AVM'dir, çok yoğun insan geçişi vardır. Düşünün ki buna rağmen bahsedilen 300 metre çaplı alanda denk gelmemişiz. Ben, ve sadece 4 kere denk gelmişiz; Ahmet hiç yok Sayın Başkan. Ama haftada birkaç gün ofisinde görüşüyor olsaydık herhalde baz kayıtları farklı çıkardı. Sayın Başkan, her şeyi geçtim; ben bu çalışma ofisini 2-3 yıl önce kullanmaya başladım, kiraladım. Adı geçen ihalelerin hepsi bu tarihten önce yapılmıştır, bunu da belirteyim. Yani burada bahsi geçen ihalelerle ilgili konuşmamız ne anlama yarar, ne işe yarar? Bundan önce alınmış ihaleleri burada konuşsak neye yarayacak? Yani bunun da mantığını anlamıyorum. Bir diğer toplantı iddiası Kültür AŞ'nin binasındadır; bu binada ihale pazarlığı yaptığım iddia edilmiştir. Yine baz taramalarında Kültür AŞ'de bir tek baz kaydım yoktur. Bu arada Kültür AŞ'nin binasının yerini bilmiyorum. Nitekim da Kültür AŞ'de beni hiç görmediğini beyan etti. Bu toplantılara değinmişken Sayın Başkan, 'in iddia ettiği bir toplantı da var. İfadesinde bir hukuk bürosunda toplantıya katıldığımı, yanımda telefonumun olduğunu ve telefonu yan odaya bıraktığımı iddia etmişti. Hukuk bürosunda avukat ile görüşmekte bir suç var mıdır bilmem ama bu toplantıya da katılmadım Sayın Başkan. Bahsettiği tarihteki GPRS verilerinden, bahsettiği adresin yakınından geçmediğim anlaşılıyor. Bunu 'e sorgusunda sorduğumuzda "Belki telefonunu şirketinde bırakmıştır" gibi bir şey söyledi. Telefonumu yanımda yan odaya bıraktığımı iddia eden kişi, yalanı açığa çıkmasın diye telefonumu kendi şirketinde bırakmış olabileceğimi söyledi; açıkça yalandır bu.
Bu sırada Sayın Başkan, öyle bir şey ki her yerde olduğum iddia ediliyor ama gerçekte hiçbir yerde yokum. Soruşturma boyunca bu durum böyleydi Sayın Başkan. Tabii cezaevinde gazete alıyoruz, gazeteleri takip ediyoruz; aylardan beri oralardan haberler alıyoruz. Sayın Başkan, baş sayfaya resmimi koyuyorlar; baş sayfa, bir gazetenin baş sayfası, isim vermek istemiyorum. Resmimi koyuyorlar, altına ismimi yazıyorlar, haberi okuyorum, haberin içeriğinde adım yok. Ben aylarca bu durumla karşı karşıya kaldım; resmim var, ismimi yazıyorlar, haberi okuyorum, haberin içeriğinde yok. Peki ben bu organizasyonları nasıl yaptım, iddia edilen suça nasıl iştirak ettim? Savcılığın gizli toplantı haricinde iddiası yok. Bu iddianın tanık beyanlarına dayandığını söylüyor ama baz kayıtları tanık beyanının yalan mı olduğunu gösteriyor herhalde, telepati yoluyla mı organizasyon yaptım? Ya da şunu soralım Sayın Başkan: Şirketlerim İBB ve iştiraklerinin birçok ihalesine katıldı, çoğunu kaybetti; az önce de söyledim. Sadece iddianamede 100 adet asıl ihaleden bahsediliyor, ben ise sadece şirketlerimin kazandığı 4 kiralama ile suçlanıyorum. Ne organizasyonu yapmışım? Bir örnek vermek istiyorum Sayın Başkan, Ahmet Bey'in avukatı aynı örneği verdi, ben tekrar edeyim: Urban Medya isimli şirket, İBB iştirakinin 24 Eylül 2024 tarihinde düzenlediği reklam alanı ihalesine katılmak istedi, evrakları hazırladı ve teklif verdi. Ancak bu ihaleye evrak eksikliği gerekçesiyle katılımımız engellendi. İhale komisyon kararı, sunduğumuz evrakların içerisindedir. Hatta şöyle ki, iddianamede benim yöneticim olarak gösterilmiş, bana emir ve talimat verecekmiş. Komik bir iddia olduğunu belirteyim, başta da söyledim; ile son 2-3 yıldır sanırım arkadaşız. Benim şirketlerim bu tarihten sonra İBB ve iştiraklerinin herhangi bir ihalesini kazanamamıştır.
Peki şirketlerim bu süreçte hangi ihaleleri kazandı? BVA isimli şirket Zeytinburnu Belediyesi'nin ihalesini kazandı, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü reklam alanlarını kiraladık; o zaman bu yerlerde Zeytinburnu Belediyesi ile mi organizasyon yaptım, Demiryolları Genel Müdürlüğü ile mi organizasyon yaptım? Sayın Başkanım, şunu önemli görüyor ve belirtmek istiyorum: Şirketlerim sanki sadece İBB ve iştirakleriyle iş yapıyor ve İBB iştiraklerinin reklam alanlarını kiralıyor gibi lanse edilmektedir ama hayır; şirketlerim birçok kamu kurumuyla çalışıyor. detaylı bir şekilde açıkladı buraları, benden çok daha iyi biliyor, onun söylediklerini tekrar ediyorum. Şirketlerim birçok kamu kurumundan kiraladığı reklam alanlarından gelir elde ediyor, her yıl reklam alanlarımız çeşitleniyor. Eğer burada bir suç varsa çalıştığımız tüm kamu kurumlarının çalışanlarının da bu dosyada yargılanmasını istiyorum. Kaldı ki ihale, başından sonuna kadar bir bütün olarak yürütülen bir süreç değil midir? Bir ihalenin organizasyonu; ihale kararının alınmasından meclis ihale sürecinin yürütülmesine ve sonuçlandırılmasına kadar uzanan tüm aşamaları kapsamaz mı?
Hakkımda suçlama konusu yapılan, Sayın Başkan, 61. eylemde ilişkin ana ihalenin İBB Meclis karar tarihi 14 Aralık 2018'dir. O tarihte henüz reklam sektöründe faaliyet gösteren bir şirketim bulunmamaktaydı. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri henüz yapılmamıştı. Belediye başkanlık görevini de Sayın Mevlüt Uysal yürütmekteymiş. Bu durumda cevaplanması gereken temel soru şudur: Henüz şirketin dahi mevcut olmadığı bir tarihte ileride yapılacağı iddia edilen bir alt kiralamaya ilişkisi amacıyla ana ihalenin planlanması, hazırlanması veya organizasyonunda nasıl yer almış olabilir? Savcılık kurgusunda bu soruların hiçbir cevabı yoktur Sayın Başkan. Size anlattım Sayın Başkan, Sayın Heyet. Urban Medya isimli şirkete ilk yatırım yaptığım zaman şirket sorumlu olduğu ihale yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanıyordu. Bizim yatırımlarla bu süreci toparlamamız uzun bir süre aldı. Bu dönem boyunca Kültür A.Ş. aramızdaki sözleşmeye istinaden sürekli olarak ceza kesti. Tek bir kuruş eksik ceza kesilmedi. Şirketin bir günlük gecikme için bile ceza ödedi. Ama iddianameye göre ihalelerle şirketime usulsüz kar sağlandı. Bu nasıl iddia edilebiliyor anlayamıyorum. Sonuç olarak şöyle düşünüyorum Sayın Başkan: Savcılık yeterli soruşturmayı yapmadığı ve denk geldiği hakikatleri dikkate almadığı için 15 aydır tutukluyum.
buraları açıklamıştı Sayın Başkan. Tekrara düşeceğim ama biz kazandığımız ihalelerde reklam ünitesi kiralamadık. Çoğunlukla boş bir alan kiraladık. Boş alanlar bizden önce reklam alanı olarak kullanılmıyordu. Biz bu alanlara reklam ünitelerini üreterek yerleştirdik. Daha önce yapılmamış bir iş olduğu için reklam alanlarının tutuluk mücadelesi de belli değildi. Sadece üst geçitlerdeki reklam alanları için sahaya 5-6 milyon dolara yakın yatırım yaptık. Nitekim ilk yıllarda reklam ünitesi üretimi yaptığımız için zarar ettik. Bu iş hiç tutmayabilirdi ve biz zarar edebilirdik. Satış yapmasaydık gelirimiz olmayacaktı. Urban Medya isimli şirkete yatırım yapmasaydım o da iflas edebilirdi. O zaman da burada yargılanacak mıydım Sayın Başkan? Sayın Başkan, Reklamcılar Derneği'nin hazırladığı raporlara göre açık hava reklam harcamaları tüm dünyada son 4 yılda neredeyse 5 kattan fazlaymış. Peki ya artmasaydı? O zaman da burada yargılanacak mıydım? Kısaca Sayın Başkan, sıfırdan reklam üniteleri ürettik. Bunların düzenli bakımlarını yapıyoruz. Bu alanların mülkiyetleri bize ait değil Sayın Başkan, kamuya aittir. İstanbul'a çok değerli reklam alanları kazandırdık. Dosyadaki hiçbir raporda bu reklam ünitelerinin güncel değeri hesaplanmamıştır. Bunun da hesaplanmasını talep ederim. Kamuya kazandırdığımız değerli alanların bedelinin bilinmesini isterim.
61. eyleme özel bir şey daha söyleyeceğim Sayın Başkan. Aynı zamanda 117. eylemin de savunması olacak. Urban Medya isimli şirketin 2022 yılında ortağı oldum. Bu tarihe kadar şirket Hüseyin Seçkin isimli kişiye aitti. Sayın Başkan, bazı yerlerde isimlerimiz aynı diye karıştırıyoruz. Bunları tanık beyanlarına karşı savunmamda açıklayacağım. Sanıyorum savcılık da karıştırmıştır. Çünkü eylem 61'de Urban Medya'nın 2020 yılındaki ihalesi için cezalandırılmam istenmiş. O yıllarda bu şirketle ilgili hiçbir ilgim ve bilgim yoktu. Eylem 117'de ise ecrimisil yoluyla bir adet parapet kullanımı için cezalandırılmam istenmiş. Bu parapet kullanımının 2021 yılında yapılmış. Ayrıca sorduğumda bu parapet kullanımından bir gelir elde edilmediğini öğrendim. Şirketten evrakları celp edebilirsiniz Sayın Başkan. Yine de 2021 yılındaki ecrimisil yoluyla parapet kullanımının benimle bir ilgisi yoktur. Kayda geçmesini istiyorum Sayın Başkan, Hüseyin Seçkin'le ben, , farklı kişileriz. 2022 yılına kadar Urban Medya isimli şirkette bir ilgim veya şirket hakkında bir bilgim yoktu. Kısaca şirketlerin tüm faaliyetleri için rahatlıkla söylüyorum, herhangi bir usulsüzlük yapmadık. Birçok ihaleye katıldık, bir kısmını kazandık, bir kısmını kaybettik. Tüm bunlar ticari faaliyetlerden ibarettir.
Bir diğer iddia ise şirketlerin kârlılık oranına ilişkindir. Savcılık, şirketlerin fahiş kârlılığa sahip olduğunu, bu sebeple kamu zararları oluştuğunu iddia etmiştir. Ancak dava dosyasında yer alan evraklar incelendiğinde dahi savcılığın bu iddiasının gerçekten kopuk olduğunu görebiliriz. Bu sebeple şirketlerimin kârlılıklarından bahsetmek istiyorum. Sayın Başkan, daha önce bu konudan bahsetti , avukatım da ufak bahsetti ama tekrarlamak istiyorum. Çünkü benim aklım bu kötülüğü almıyor Sayın Başkanım, bu yapılanı ben anlayamıyorum. 4 Haziran tarihinde MASAK'ın hazırladığı bir rapor var Sayın Başkanım; savcılık fahiş kârlılık iddiasını bu rapora dayandırıyor. Raporda 59 ve 67. sayfada 7 yıl BVA şirketinin kârlılık oranına yer verilmiş, %253 olarak hesaplanıyor kârlılık meselesi. Raporda basit bir matematik işlemi yapılarak şirketin dönen net kârı net satışlara bölünerek kârın bulunduğu iddia edilmiştir. Öncelikle bu husus net olarak kârlılığı vermez; finansman giderleri veya olağandışı giderlerin de hesaplamaya katılması gerekiyordu, burada katılmamış gibi gözüküyor. Biz rapordan devam edelim Sayın Başkan; rapora göre BVA şirketi için 2020 yılında %45 zarar etmişiz, 2021 yılında %21 kâr etmişiz, 2022 yılında %32 kâr etmişiz, 2023 yılında %40 kâr elde etmişiz.
2024 yılına gelmişiz, kârlılık %253 olarak iddia edilmiş. Yapılan işleme göre 2024 yılında elde ettiğimiz tüm cironun 2.53 katı Sayın Başkan, 2.53 katı kâr elde etmişiz. Fiziksel olarak mümkün değil bu; çünkü hiç gideriniz olmasa bile en fazla ciro kadar kâr elde edebilirsiniz. MASAK görevlileri bunu dikkat çekici bulmuş; ancak burada dikkat çekici tek şey vardır, o da MASAK raporunu hazırlayan kişilerin görevini kötüye kullanmasıdır. Bahsettiğim üzere raporda hesaplama yapılırken dönem net kârı net satışlara bölünmüştür; 2024 yılında ise bu işler tersine çevrilmiş, net satışlar dönem net kârına bölünmüştür. Bunun bir açıklaması yoktur; doğru işlemde %39 çıkması gereken kârlılık %253 olarak gösterilmiştir. Sayın Başkan, ben bunun basit bir matematik yanlışı olduğunu düşünmüyorum. MASAK görevlilerinin basit bir matematik işlemini yapmaktan daha aciz olduğunu düşünmüyorum; suçlamaya gerekçe oluşturmak adına kötü niyetle yapılmış bir işlem olarak düşünüyorum. Çünkü bunu suçlamaya gerekçe olarak yazmışlar Sayın Başkan; Eylem 61/1 için sayfa 1018'de yazıyor, Eylem 61/2 için sayfa 1075'te yazıyor, Eylem 63 için sayfa 1123'te yazıyor; kopyala yapıştır.
Şu yazılmış Sayın Başkan, aynen okuyorum, Sayın Heyet: "Bu kapsamda firmanın 2024 yılına ilişkin kârlılık oranı 2.53 gibi olağanüstü bir oranla yükseldiği, şüpheli 'nin yakınları ve çalışanları adına kurduğu şirketler üzerinden usulsüz ticaret ağı kurduğu, iktisap edilen ihalelerden elde edilen haksız gelirin illiyet bağını koparmak ve kaynağından uzaklaştırmak amacıyla bu şirketlerin üzerinden dolaştırılarak nakde çekilmelidir." Sayın Başkan, haksız gelir kazandığımızı iddia edebilmek için, yüksek kazancımızın olduğunu iddia edebilmek için kârlılık oranı yükseltilmiş gibi gösterilmiştir. Bahsettiğim gibi MASAK görevlilerinin bu işlemi net olarak kârlılığı vermez. Yine de bunu kârlılık olarak kabul edersek şirketin kârlılıklarının olağan düzeyde olduğu görülecektir. Buna göre BVA isimli şirket ilk yıl birçok yatırım yaptığı için zarar etmiştir. Bahsettiğim gibi reklam ünitelerinin üretimini yapmak bizim yükümlülüğümüzdür; sahada çok yüksek yatırımlarda bulunduğumuzda şirket 2. ve 3. yıl kârını artırmış, neticede 4. ve 5. yıl %40 bandında bir kârla gelişmiştir. Burada bir istikrar sağlanmıştır.
Peki Sayın Başkan, bu kârlılık oranları fahiş midir? Son 5 yılda döviz yakın artış göstermiş, altın %1400 artış göstermiş, şu anda yıllık faiz getirisi 40-45'ler civarına kadar. O yıllarda Sayın Başkan, Sayın Heyet, faiz getirisinin 50-55-60 olduğu dönemler vardır. Şirketin bu kârlılık oranı nasıl fazla görünebilir? Gerçekten ben anlayamıyorum. Ticari faaliyetlerin temel amacı kâr etmektir; şirketlerimdeki kâr oranı normal düzeydedir. Yoksa savcılık kâr elde ettiğim her ticari faaliyeti dikkat çekici bulup suça konu edebilir. Sayın Başkan, eğer öyle bir şey varsa kimseden suç saklamak istemem; zamanında borsa yatırımlarından da kâr ettim, KKM'den de kâr ettim, araştırabilirsiniz. Urban Medya'da durum farklı değil; MASAK raporlarına göre iki şirkette yılların emeği, yatırımı ve çalışması sonucunda %40 bandında bir kârda yerleşmiştir. Sahadaki yatırımlarını tamamlamış ve net satışlarda büyüme oranını artırmıştır. Türkiye’deki birçok ticari işletme için olağan seviyedir, aksi halde yatırım yapmanın bir manası kalmaz.
Sayın Başkan, bu arada şirketlerimin kazandığı ihaleler sürelidir. Örneğin; 2025'te bir ihalesinin süresi sona erdi, 2026 yılında başka bir ihalenin süresi sona erecek. Eğer yenileme ihalelerini kazanamazsak bu alanların da kalıcı olmayacağını belirtmek isterim. Şirket karlılığına ilişkin bir diğer iddianın dayanağı ise ihale bedeliyle şirketlerin tüm faaliyetlerinden elde ettiği cironun kıyaslanmasıdır. Bahsettiğimiz üzere, şirketlerin birçok farklı kamu kurumuyla iş yapılmaktadır; haliyle gelir kaynaklarının yelpazesi geniştir. Bu yüzden, şirketin tüm satışlarını tek bir ihale bedeliyle kıyaslayarak anlamlı sonuç elde edilemez. Ayrıca şirketlerin şirket üretim giderleri, faaliyet giderlerinin, finansman giderlerinin de dikkate alınması gerekir. Sanıyorum savcılığın ticarete dair birazcık bilgisi olsaydı böyle yazmaktan imtina ederdi.
Mesela Sayın Başkan, Urban Medya isimli şirket, sadece 73'ündeki, 73. eylemdeki ihalesi nedeniyle suçlanıyorum. İlgili ihale, şirketin net satışları %20'sini oluşturmaktadır. Hatta bu, Sayın Başkan, bu ihale bitti herhalde. Şirketin şu anki durumuna tekrar bakılabilir. Yani bu 73. eylemdeki ihale sona ermiş olması lazım, öyle hatırlıyorum. Şirketin tüm satışları hesaba katılarak bir hesaplama yapılamaz. Burada bir parantez açmak isterim: Urban Medya için "örgüte ait şirket" denilmiş. Suçlandığı ihale, net satışların sadece %20'sini oluşturuyor; herhalde %80'i başka bir örgüte ait veya biri çıkarılabilirdi de. Yine de bu konuda bir şüphe kalsın istemem. Şirketlerimin yönetimi kayyumdadır Sayın Başkan. Her reklam alanı için tek tek gider ve gelir hesaplaması yapılmasını talep ediyorum. Kısaca, şirketlerim şu an için elbette kar etmektedir. Bu kar oranı, enflasyona göre düşük dahi kalmaktadır. Ancak şirketler ilk yıllarda ciddi yatırımlar yapmış ve zarar da etmiştir. Neticede reklam alanlarını reklam verenlere kiraladıktan sonra kiralayamasaydık şirketler iflas da edebilirdi. Bu ticari risk, her ticari faaliyette vardır. Günün sonunda 5 yıllık ciddi emek ve yatırım ile asgari bir kar oranına erişmemiz suçlamaya konu edilmemeli.
Sayın Başkan, bir diğer iddia sahte faturaya ilişkindir. Hakkımdaki suçlamalara temel olarak şirketlerimizin sahte fatura kullandığı iddia edilmektedir. Tamamen soyut, hiçbir dayanağı olmayan bu iddiaya karşı ne denilebilir bilmiyorum. Savcılık, suçlama yapabilmek için şirketlerimden sahte faturayla para çıkarttığımı iddia etmiştir. Ancak şirketlerimde kullanılan hangi faturanın sahte olduğu belirtilmemiştir. Bu yüzden savunma yapabilmek için ilk önce mahkemenin bu konuyu somutlaştırmasını istiyorum. Sayın Başkan, tüm ticari hayatım boyunca benim de ailemin de en hassas olduğu konu vergidir. Olması gereken bu. Biz, şahsi giderlerimizi bile şirkete gider olarak yazmayız; ben bunu babamdan öğrendim. Düzenlediğimiz her faturanın karşılığı tam ve eksiksizdir, bir işleme dayalıdır. Şu anda faaliyette olan 4 tane şirketim var. Daha önce faaliyet gösteren başka şirketlerim de oldu. Bugün aktif ve pasif tüm şirketlerime detaylı vergi incelemesi yapabilirsiniz. Tek bir sahte fatura, tek bir usulsüz muhasebe işlemi göremezsiniz.
Sayın Başkan, şirketlerin her yıl zorunlu mali denetimleri yapılır. Yeminli mali müşavirler tarafından tam tasdik raporu hazırlanır ve maliyeye sunulur. Bu, şu demektir: Şirketlerimin ticari faaliyetleri denetçiler tarafından incelenir ve onaylanır. Bu raporlar maliyeye sunulur, maliyeden bu raporları isteyebilirsiniz. Sayın Başkan, burada ben tabii ki size şey söylerken, işinize karışmak adına değil de... Burada görüyorum, sahte fatura falan konuşuluyor. Sizin işinizi kolaylaştırma adına söylüyorum. Yani bu şirketleri sevk edin maliyeye, bunları şey yapsınlar, baksınlar. Raporları gelsin, biz de burada savunma... Yani "O dedi, bu dedi" Sayın Başkan. Yani sevk edin maliyeye; maliye veya vergi dairesi incelesin. Sayın Başkan, KDV iadesi alan şirketim vardır. KDV iadesi talep edildiğinde vergi dairesi şirkete giren faturaları inceler. Eğer fatura, sahte fatura işlemi gören bir şirketle ilişkisi çıksa dahi KDV iadesi yapılmaz, inceleme yapılır. Haliyle şirketlerime giren faturalar vergi dairesi tarafından da tescillenmiştir. Vergi Dairesi tarafından da onaylanmıştır. Bunları isteyin Sayın Başkan. Yani delil olarak toplanmasını istiyorum Sayın Başkan.
Tüm bunlara rağmen savcılık, her iki reklam şirketim için en çok mal satın aldığım tedarikçi firmalar üzerinde soyut bir sahte faturası iddiasında bulunmuştur. Buna dayanak olarak en çok mal satın aldığımız tedarikçi firmaların ticari ilişki içerisinde olduğu başka bir şirketin sahte fatura kullandığı iddia edilen başka bir şirket ile ticari ilişki içerisinde olmasını göstermiştir. Sayın Başkan, burayı tekrar söylemek istiyorum. En çok mal satın aldığımız tedarikçi firmaların ticari ilişki içerisinde olduğu başka bir şirketin sahte fatura kullandığı iddia edilen başka bir şirket ile ticari ilişki içerisinde olmasını göstermiştir. Sayın Başkan bunun benimle ne ilgisi var ben gerçekten anlamıyorum. Bu kadar dolaylı bir bağ nasıl kuruluyor? Buradan bana nasıl bir suçlama yöneltilmeye çalışılıyor gerçekten ben izahını bulamıyorum. Çamura izi kalsın mantığı var Sayın Başkan, uğraşıyoruz işte, görüyorsunuz. Savcılık bu iddialarını MASAK raporuna dayandırmıştır. MASAK görevlileri hakkında MASAK görevlileri hakkında bu ve başka gerekçeyle suç duyurusunda bulunduğumuzu söyleyeyim. Suç duyurusu verdiğimiz evrakların içerisindedir Sayın Başkan.
4 Kasım tarihli MASAK raporunda Urban Medya isimli şirketimin çalıştığı Ece Reklam ile olan ticari ilişkisine sahte fatura yakıştırması yapılmıştır. İddianamede bu husus dayanak alınmıştır Sayın Başkan. Şirket yönetimi 2025 yılı nisan ayından beri TMSF yönetimindedir. Savcılığın iddiasını saçmalığını açıklamak için kısaca şunu söyleyeyim. 2024 yılında Ece Reklam'dan toplam 100 milyon TL Sayın Başkan mal ve hizmet satın alınmış. 2025 yılında toplam 195 milyon TL mal ve hizmet satın alınmış. Bunun ay ay karşılaştırmasını yapabiliriz. Her ay aynı oranda 2025'teki hizmet alımı 2024'teki alıma göre yaklaşık iki kat daha fazladır Sayın Başkan. Sanıyorum enflasyon ya da başka sebeplerden TMSF yönetiminin hizmet ve mal satın alın miktarı artmış. Aynı iddia BVA isimli şirketimin çalıştığı BFK Partners ile olan ticari ilişkisi için de söylenmiştir. Oradaki durum da farklı değildir Sayın Başkan. TMSF yönetimi ağustos ayına kadar aynı tedarikçiyle çalışmaya devam etmiştir. Sanıyorum sonrasında BFK iflas etmiş, bu yüzden de ekim ayında Printek adında farklı bir tedarikçiyle çalışmaya başlamıştır. Her iki tedarikçiye de benzer ödemeler yapılmaya devam edilmektedir. 2024 yılında bu hizmet için 117 milyon TL hizmet ve mal satın almışız. 2025 yılında ise sadece 10 ayda aynı tutarda hizmet ve mal satın almışız. Sayın Başkan kısaca TMSF yönetimi de aynı tedarikçilerle çalışmıştır. Hatta enflasyon gibi sebeplerden dolayı daha yüksek tutarlarda ödemeler yapmıştır. Bu tedarikçilerle yaptığımız işler gerçek değilse, sahte faturalı işler ise şu soruyu açıkça soralım Sayın Başkan: TMSF yönetimi de sahte faturayla şirketlerimden para mı çıkartıyor? Savcılığın iddiasından bunu mu anlamalıyım? Sayın Başkan, TMSF yönetimine herhalde böyle bir suçlamada bulunsam mahkemelerle alay konusu olurum. O yüzden savcılığın bu iddiası da alay konusu olmalıdır.
Sayın Başkan, şirketlerim bir yıla yakın TMSF yönetimindedir. Aynı tedarikçilerle çalışmaktadır, aynı müşterilere ürün satmaktadır, aynı gelir giderleri vardır. Değişen hiçbir şey yoktur. TMSF yönetimi de örgütsel bir faaliyetin içerisinde midir? Her iki şirketim için de bağımsız bilirkişi raporu alınmasını istiyorum Sayın Başkan. Şirketlerin ticari faaliyetlerine ilişkin TMSF yönetimiyle birlikte en ufak bir değişiklik olduysa tespit edilmesini istiyorum Sayın Başkan. Böyle saçma dayanıksız suçlamaları kabul etmiyorum. Dediğim gibi sahte faturaya ilişkin somut bir suçlama yöneltilirse detaylı savunma yapabilirim.
61 - 62 - 63 ve 73 ile ilgili son olarak muvazaalı yan teklif iddiasına kısaca yanıt vereyim. Şirketlerim ilgili eylemlerdeki alt kiralamaları kazanmıştır. Yan teklif vermemiştir. Bu iddianın benim ve şirketlerimi ilgilendirir bir yanı bulunmamaktadır. Bu eylemlerle ilgili savunmam bu kadardır. Eylem 117 ile ilgili savunmamda söyledim sayın başkan. Ecrimisil kullanımı şirketin önceki sahibinin dönemindedir. Benimle bir ilgisi yoktur. Ecrimisilin ne olduğunu burada öğrendim. Suç olduğunu da ilk defa burada duydum. Sayın başkan, eylem 120'de bahsedilen meşhur villa alım konusuna değinecek olursam sayın başkan en anlamadığım suçlama da budur. İmamoğlu İnşaat'tan satın aldığım bir taşınmaz ile para akladığım söyleniyor. En başta da söylediğim gibi ile uzun yıllardır tanışırız. Öncesinde babalarımız, amcalarımız, dedelerimiz tanışırdı. Aile büyüklerim çok kez İmamoğlu İnşaat'tan gayrimenkul satın almıştır. 1997 yılında almışlar, 2000'lerde almışlar. Uzun yıllar tanışıklık bunu gerektirir. O halde şunu merak ediyorum. Ne değişti? 1997 yılında da taşınmaz satın aldık. O zaman da bir suç geliri mi akladık sayın başkan? 1997 yılında da bir suç mu işledik? Bunlarla ilgili de yargılanacak mı? Böyle saçma iddia mı olur?
Yine de açıklayayım sayın başkan. Benim bu gayrimenkulü satın almam tamamen ailemi düşünerek yaptığım bir yatırımdır. Bu taşınmaz benim evime, iş yerime çok yakındır. 3-4 km'lik mesafededir. İleriyi düşünerek ailemin kullanımı için yatırım yaptım. Aksi yönde bir iddia yok ama taşınmazı satın aldığım piyasa rayiç bedellerine uygundur. Taşınmaz bedelini düşük göstererek vergiden kaçınmadım. Taşınmaz fiyatı piyasa rayiçlerinin üzerinde değildir. Ben taşınmazı 2024 aralık ayında KDV dahil 50 milyon TL'ye satın aldım. Duyduğum kadarıyla TMSF yönetimi yakın zamanda aynı sitedeki çok daha küçük bir taşınmazı benzer fiyata satmış. Hatta yakın zamanda internet sitelerindeki satılık ilanlarda en düşük taşınmazın satış fiyatı 57 milyon TL olarak belirlenmiştir. Buna ilişkin ilanlar da sunduğumuz evrakların içerisindedir. Kısaca gerçek değerinde satın alınan ve tapuda gerçek değeri gösterilen bir taşınmaz satın alım söz konusudur.
Sayın başkan gelelim iddialara. Dediğim gibi bu taşınmazın tapu devri 12 Aralık 2024'te yapıldı. Ama bana kolluk aşamasında ilk olarak ne sordular biliyor musunuz sayın başkan? İlk önce benim İmamoğlu İnşaat'tan bir taşınmaz değil, arsa satın aldığımı iddia ettiler. Çünkü taşınmaz bedeli olarak gönderdiğim para transferlerinin açıklamasında ada parsel bilgisi yazmaktaydı. Polisler gidip bu ada parseli incelemiş, fotoğraflar çekmiş ve görmüşler ki bu ada parselde İmamoğlu İnşaat'ın projesi var. Bana satın aldığım arsayı İmamoğlu İnşaat'ın neden proje yaptığını sordular. Ben anlamadım sayın başkan. Ben anlamadım, bu soruyu o zaman anlamadım yani. Tapu kaydını bile sorgulamamışlardı. Benim villa satın aldığımdan bihaberdiler. Bu iddialarla beni tuttular sayın başkan, 15 ay.
Peki sayın başkan bu taşınmazı satın aldığım para nereden geldi? Sayın başkan, elbette şirketlerimden, şirketlerimin ticari faaliyetlerinden. Savcılığın iddiası da böyle. Tekstil firmamda, reklam firmamda birçok müşteriye hizmet ve mal satarız. Bu şekilde gelir elde ederiz. Elde ettiğim her gelir de faturalıdır, bir ticari işleme dayalıdır. Reklam alanı kiralarız, karşılığında ödememizi alırız. Kumaş satarız, karşılığında ödememizi alırız. Şirketlerime dışarıdan şahsi olarak yatırdığım tek kuruş para yoktur. Şirketlerimin elde ettiği gelirden de kayıp tek kuruş para yoktur sayın başkan. Böyle bir iddia da yoktur. Bu durumda sayın başkan ben hangi parayı akladım? Halihazırda şirketlerimde olan yasal bir parayı neden aklama ihtiyacı duyayım? Bunu anlamıyorum Sayın Başkan. Şirketlerimden kar payı gelmiş, iddianame demiş ki, "Yeni bir vergi, yeni bir vergiye katlanmak pahasına kar dağıtımları yapılmaz." Nasıl yani Sayın Başkan? Ben burada kar payının ne olduğunu, niye dağıtıldığını mı açıklayayım şimdi? Ya da vergiden mi kaçmalıydım?
İddianameye göre bu kar payının, çeşitli işlemlere tutmuşum. Nedir bu işlemler? Gayrimenkul şirketime göndermek ve bu şirketten taşınmaz satın almak. Tüm işlemleri de banka üzerinden yapmışım. Çeşitli işlemlerden kasıt nedir burada? Hangi bağı kopardım? Hangi kaynağı gizledim? Şu soruların yanıtını merak ediyorum Sayın Başkan, sayın heyet. Neyden suçlandığımı anlamak istiyorum. Şirketlerimden şu anda birçok tedarikçiye ödeme yapılıyor. Bunlar da aklımız şunu oluşturur mu Sayın Başkan? Kar payı dağıtımı ile aldığım paranın hepsini gayrimenkule yatırmak. Şahsi harcamalarımı da yaptım. Bunlar da aklama suçunu oluşturur mu? Kar payı ile bilgisayar da satın aldım. Bu da aklama suçunu oluşturur mu? Sayın Başkan, son 5 yılda ödediğim vergilerden bahsetmek istiyorum. Burası gerçekten benim için önemli, bunu da çok önemsiyorum. Bununla da gurur duyuyorum. Sayın Başkan, Karsal Örme ve BVA 2020 yılında, Urban Medya 2022 yılından itibaren toplamda 1.4 milyar TL vergi ödedi. 3 şirketin bana suç istinat edilen dönemde toplamda 1.4 milyar TL vergi ödedi. Ve tüm bu ticari faaliyetlerin tek sebebi 50 milyon TL aklamak mı? Sayın Başkan, sizin aklınız bunu alıyor mu? Mantıklı geliyor mu size? Ya da bu vergileri ödeyerek kamu zararına mı neden oldum?
Kamuya yaptığım ödemelerle burada örnek gösterilmem gerekirken, şu anda burada yargılanıyorum. Dosyada alınan raporlardaki kamu zararı tespitlerini kabul etmiyorum. Kamu zararlarından bahsediliyor. Suçlandığım eylemlerdeki bahsi geçen toplam kamu zararı ya da aklamaya konu para miktarı KDV dahil toplam 623 milyon TL'dir. Ama benim şirketlerim bu süreçte 1.4 milyar TL vergi ödedi. Ve bu şirketlerin müsaderesi isteniyor. Bu hak mıdır? Sayın Başkan, şirketlerin bu süreçte 11 milyar TL cirosu var. 1 yıl döviz kuruyla hesaplayınca 500 milyon dolar yapıyor. Sadece tekstil şirketimin tek başına 350 milyon dolar ciro yaptı. Ama ben kişisel zenginleşme amacıyla örgüte üye oldum, öyle mi? Eğer suçlanıyorsam mantıklı olmasını istiyorum. Mantıklı değerlendirme yapılsın istiyorum. Tamamen saçma iddialarla 15 aydır tutukluyum. Artık buna bir son verilsin.
Sayın Başkan, eylemlere ilişkin savunmam bu şekildedir. Hakkımdaki iddialara geçiyorum. Hakkımdaki iddiaların bir kısım tanık, etkin pişmanlık ve dosyada hiçbir şekilde yer almayan kişilerin beyanlarına dayandırıldığını görüyorum. Hiç tanımadığım, hiç görmediğim kişiler benim hakkımda iftiralarda bulunmuştur. Eylemlerden bağımsız olarak bunlara da yanıt vermek istiyorum. İlk olarak ve Âdem Tuncay'a yanıt vermek isterim. Aynı şeyi tekrarlamışlar. İddianameye göre 2020 yılında Urban Medya isimli şirketin kazandığı 6 ihalede usulsüzlük yapmak istemişim. Hatta “Mecburen imzalamak zorundalar, bu işin diyetini ödedim” demişim. Tekrardan belirteyim; 2020 yılında Urban Medya isimli şirket Hüseyin Seçkin'e aitti. Bana ait olmayan, bilgim dahi olmadığı bir şirketin kazandığı ihale ile ilgili niye konuşayım bilmiyorum. Bu ifade açıkça yalandır. Niye böyle bir yalan söylediler bilmiyorum. İsimlerimizi mi karıştırdılar, savcılık mı yönlendirdi onu da bilmiyorum.
diye birisi hakkında iftirada bulunmuş. Daha sonra dilekçe sunup kulaktan dolma duyduğu şeyleri anlattığını, bilgiye veya görgüye dayalı bir tanıklığı olmadığını da söylemiştir. Sanıyorum bu yeterlidir. Ancak kulaktan dolma iddialara da bir yanıt vereyim. Benim rüşvet ile işlerimi yürüttüğümü söylemiş. Savcılığın böyle bir iddiası yok ama tüm hayatım boyunca tek bir kere, tek bir iş için bile birisine rüşvet vermedim. Sahte fatura kestiğimizi iddia etmiş, o kısımdaki savunmamı yaptım. Bu kişiyi tanımıyorum. Bir kere bile görmedim Sayın Başkan. Onun da beni tanıdığını zannetmiyorum. Ama hakkımda iftira atmakta beis görmemiştir. Savcılık niye bu kişinin tanıklığına başvurdu ve bilgi sahibi olarak ifadeye çağırdı onu da bilmiyorum. Reklam sektöründe çalıştığını duydum. Genel olarak birçok tanık beyanını kapsayacak şekilde şunu belirtmek isterim. Belki bazı iftiracılarda ticari rekabet, fırsattan istifade iftira atma hissini uyandırdı. Belki ekmeğimize göz diktiler ve bizim işlerimizi iftira ile elimizden alabilmeyi umut ettiler. Yoksa bir insan aynı sektörde çalıştığı ama tanımadığı, bilmediği bir kişi hakkında niye iftiralarda bulunsun?
Tanık da benzer durumda. Kim olduğunu bilmiyorum bunun da. Hiç tanışmadım. Beyoğlu 13 şirketi AYEDAŞ'ın ihalesine girmiş. Bahsettiğim gibi şirketlerimin girdiği başka bir kamu ihalesi daha. Bu ihaleye girdiğimiz için bize öfkeli sanırım. Evraklara baktım, ilgili ihaleyi 'ın şirketi kazanmış. Bizim de ne hikmetse eksik evrak nedeniyle ihaleye katılımımız engellenmiş. Oktay bir usulsüzlük arıyorsa buraya bakabilir. Sahte fatura kestiğimizi söylemiş. Protokol yollarındaki yasak noktalarının benim şirketlerime kullandırıldığını söylemiş. Sanıyorum protokol yolu derken Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait olan 1. Köprü ile Dolmabahçe Sarayı arasında 5 adet üst geçitteki 8 reklam alanını kastediyor. ifadesinde anlatmıştı. Bu üst geçitler bizim kullanımımızda değildir. Mahkeme istiyorsa bu yollardaki reklam alanlarını kimin kullandığına, Karayolları'nın kime, hangi usulle bu üst geçidin kullanım hakkını verdiğine bakabilir. Gizli tanık İlke ile Tolgahan Erdoğan da benzer yalanlar söylemişler. Aynı kişi olup olmadıklarını bilmiyorum ama yalan ortaklıklarını anlıyorum. Bir dönem şirketimizde çalışan isimli şoförün CHP İl Binası'na ilişkin davadaki para sayma görüntülerinde olduğunu söylemişler. Görüntülerde kimin olduğu bellidir, kamuoyuna yansımıştır. bu görüntülerde yoktur. Buna rağmen açıkça yalan söylenmiştir.
Gelelim isimli tanığa. Kendisini tanımam. 'ın şoförüymüş. Haftada iki gün Beylikdüzü Mado'da, haftada iki gün ise Karsal Örme isimli şirketinde gizli toplantılar yaptığımızı söylüyor. Bu toplantılardan para çantalarıyla çıkıldığını, usulsüz ihalelerin konuşulduğunu ifade etmiş. Savunmanın başında bu toplantılarla ilgili hususu belirtmiştim. Bahsettiğim yerin yakınındaki baz kayıtlarıyla söylediği şeyin yalan olduğu açık. Bir de dışarıda durup tüm konuşmaları duyduğunu söylemiş. Kendisini tanımıyorum, niye böyle bir yalan söylediğini de bilmiyorum.
isimli avukat ise birçok kişi hakkında yalan ifadelerde bulundu. Savcılık da böyle düşünüyor olmalı. Çünkü iddianamede, sanığın ifadesinde bahsettiği geçen bazı kişilerin suçlanmadığını, haklarında dava açılmadığını görüyoruz. Selman ifadesinde benim, ile Urban Medya isimli şirketin kazandığı ihale nedeniyle Passat marka araba pazarlığı yaptığımı iddia ediyor. Bu konuyu araştırdım Sayın Başkan. 2020 yılında Urban Medya'nın kazandığı ihale şartnamesindeki yükümlülük gereği Kültür A.Ş.'ye kiralık bir Passat marka araba tahsis edilmiş. Buna ilişkin evrakları soruşturma aşamasında sunmuştuk. Detaylıca açıkladım. O tarihlerde Urban Medya isimli şirketin sahibi Hüseyin Seçkin'dir. Bu kişinin ifadesine göre ben, tanımadığım başka birinin şirket için ihale pazarlığı mı yaptım? Ya da şirketlerimin usulsüz iş yaptığını, bu işlere göz yumulduğunu söylemiş. İddiasına göre sürekli Kültür A.Ş.'ye gidip usulsüz işlerimi çözdüm. Ama Kültür A.Ş.'nin yerini bilmiyorum, baz kaydım yok. Ayrıca ifademde bahsettim. Şirketlerime en ufak gecikmede dahi sözleşmelerde yazan cezalar uygulandı. Eğer usulsüz bir iş yapıyor olsam en azından ceza yazılmasını engellerdim.
Sayın Başkan, son olarak benim hakkımda en çok iftirada bulunan iki kişiden bahsedeceğim: Tanık Hasan Hüseyin Şenyurt ve ne tanık ne sanık olan . Konunun anlaşılabilmesi için bu ikisiyle olan ilişkimi anlatmam gerekiyor. , uzun yıllarca aile şirketimizde şoför olarak çalıştı. Babamın da şoförlüğünü yaptı. Tam tarihini hatırlamıyorum ancak 2024 yılının başında Karsal Örme isimli şirkette çalışırken Servet yanıma geldi. Hasan Hüseyin Şenyurt diye birisinden bahsederek dışarıda olduğunu ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de ne olduğunu anlamadığım için görüştüm. Karsal Örme isimli şirketimin adresinde baz kayıtlara bakılırsa bu durum görülecektir. Görüşme sırasında Hasan Hüseyin Şanyurt, hakkımda birçok iftirada bulundu. Aldığım ihalelerin usulsüzlüğünden, birçok konuya dair söylemde bulunmuştu. Hakkımda iftiralarda bulunacağını, bulunmamak için 2 milyon Amerikan doları istediğini söyledi. Hatta o dönem kamuoyunda CHP İl Binası'nın satın alınımıyla ilgili iddialar dolaşmaktaydı. Hasan Hüseyin sanırım bu iddialarda yer alan Tuncay'ın arkadaşım olduğunu biliyordu. Gidip o dosyada iftiralarda bulunacağını söylemişti. Ben de bu saçma iftiralara sinirlenip kendisini kovdum.
Servet'e "Bu adam kim? Niye sana gelip benimle görüşmek istediğini söylüyor? Sen bunu tanıyor musun?" diye sorduğumda tanımadığını, şirketin önünde karşılaştıklarını söyledi. Bu süreçte Servet yine Hasan Hüseyin'in maddi talepte bulunduğunu söylüyordu. Ben pek ciddiye almıyordum. Ama bir kere Servet adamın durumuna acıyıp 50.000 TL gönderdiğini söyledi. Servet'e para gönderdiği için kızsam da ekonomik olarak sarsılmasını istemedim, 50.000 TL'yi Servet'e verdim. Servet bildiğim kadarıyla Hasan Hüseyin'e banka kanalıyla para gönderdi. Servet'inin hesabından Hasan Hüseyin'in veya ailesinin hesabına giden para transferlerine bakılırsa bu görülecektir. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra il binasıyla ilgili soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldım Sayın Başkan. Bu duruma gerçekten şaşırmıştım, şok olmuştum. İfadeye gittiğimde Hasan Hüseyin'in, Servet ile konuşmasının bir ses kaydını dosyaya sunduğunu öğrendik. Hatta o dosyada Servet de şüpheli olarak işlem gördü ancak ikimiz de takipsizlik kararı aldık.
Servet'e, Hasan Hüseyin'in sunduğu ses kaydında ne olduğunu sorduğumda, birlikte içki arkadaşları olduğunu, sarhoşken şakalaştıklarını ve bu sırada habersiz ses kaydının alındığını söyleyerek özür diledi. Beni tehdit eden, bana şantajla iftirada bulunan birisiyle içki arkadaşı olduğunu söyledi Sayın Başkan. Kapının önünde karşılaştığını söylediği kişiyle içki arkadaşı olduğunu söyledi. Ben de bu duruma çok sinirlendim ve onu işten çıkaracağımı söyledim. Bunun üzerine Servet'ten hiç beklemediğim bir tepki aldım. Birden sinirlendi ve artık çalışmayacağını ama maaş ödemesi yapmaya devam etmem gerektiğini söyledi. Hasan Hüseyin'in bu işleri tek başıma yapmadığını, eğer maaş ödemesi yapmazsam Hasan Hüseyin'in benzer iftiralar atacağını söyledi.
Şunu önemle belirtmek istiyorum Sayın Başkan: Ben bir iş insanıyım. Hakkımda mesnetsiz iddiaların basında çıkması dahi inanılmaz maddi zararlara neden olmaktadır. Nitekim CHP İl Binası davasında adım medyaya yansıyınca ekonomik olarak zarar gördüm. Müşteri kaybı yaşadım ve tedarikçilerimle sorun yaşadım. Sadece o sürecin bana milyonlarca lira zararı oldu. Yani bu tehditlerin sonucunda maddi ve manevi zarar görebileceğimi anladım. Sayın Başkan, nitekim bu sürecin sonunda bu kaygımda haklı olduğumu da düşünüyorum. Tutuklandıktan sonra sadece bu 1 yıllık süreçte Karsal Örme isimli şirketim 300 milyon liranın üzerinde zarar etti. E bu zararımı kim karşılayacak? Kısaca Hasan Hüseyin'le Servet bir ses kaydı oluşturdu. Hakkımda iftiralarda bulundu ve şüpheli olarak işlem gördüm. Her ne kadar takipsizlik kararı verilmiş olsa da hem daha ileri gidebileceklerini hem de adım medyaya mesnetsiz iddialarla yansıyınca daha fazla ekonomik zarar görebileceğimi düşündüm. Bu nedenle Servet ve Hasan Hüseyin'in tehditleri nedeniyle uzun bir süre Servet'e çalışmamasına rağmen maaş adı altında ödeme yaptım. Bunu Servet de kabul etmektedir.
Bir süre rahat etmiştim. Sesleri çıkmıyordu. Ancak 2024 yılı eylül ekim ayı civarı olması lazım Hasan Hüseyin birçok farklı numaradan Servet'in aldığı paradan kendisine vermediğini, kendisine de para vermem gerektiğini söyleyerek mesajlar göndermeye başladı. Sanıyorum telefon numaramı da Servet'ten aldı. Öyle ki telefonuma savcılığın önünde fotoğraf dahi gönderdi. Mesaj telefonumda duruyor mudur, bilmiyorum. Ancak ben bu tehditlere boyun eğdikçe bir sonu gelmeyeceği için, bu yüzden Hasan Hüseyin'e başka para vermeyeceğimi, sorunu Servet'le çözmesi gerektiğini söyledim. Hatta sonradan duyduğum kadarıyla Servet'le Hasan Hüseyin parayı paylaşamadıkları için kavga etmiş, karakola da yansımış bu olay. Bu da araştırılırsa görülecektir.
Bir süre sonra 19 Mart tarihinde bu dosya kapsamında ben ve Servet gözaltına alındık. 23 Mart'ta da tutuklandık. İfademde bana sorulan tanık beyanlarından Hasan Hüseyin'in benden para istedikten kısa bir süre sonra hakkımda iftirada bulunduğunu anladım. Haziran ayının başında ise Servet, benim hakkımda iftiralarda bulunarak tahliye edildi. Servet'in hakkımda söylediği iftiraların hepsi Hasan Hüseyin'in ilk yanıma geldiğinde söylediği şeylerdir, Sayın Başkan. İkisinin ifadesi karşılaştırılırsa görülecektir. Birlikte aynı yalanları söylediler. Bu sırada benim pay sahibi olduğum şirketlerin yönetimi TMSF'ye devredilmişti. TMSF yönetimi gerçekten çalışmadığı için Servet'i işten çıkarttı. Servet bunun üzerine çevremdeki kişilere aracılığıyla mesaj ileterek işten çıkarıldığını ve para istediğini, para vermezsem eğer tekrardan ifade vereceğini söyledi. Bu durumun uzun süredir devam etmesi ve tutuklanmama neden oldukları için para vermedim. Zaten tüm mal varlığıma da el konulmuştu. Sonradan öğrendim ki 16 Haziran tarihinde Servet tekrardan ifade vermiş.
Servet'e şoför olarak çalışırken benzin ve günlük masraflarında kullanması için Yapı Kredi Bankası'nın ek kredi kartını vermiştim. Bu kartı çalışmayı bıraktıktan sonra geri almayı unuttum. O da kartı kullanmaya devam etmiş. Hatta resmi olarak işten çıkartıldıktan sonra bu kartı çok daha fazla kullanmış. Eylül ayında çevremdeki kişilere kartı bende unuttular, ben de kullanıyorum, onlar da ödeyecek gibi şeyler söyledi. Ben de öyle haberdar oldum. Biz de bu durumu kontrol ettik ve yüz binlerce lira harcama yaptığını görüp direkt kartı kapattık. Banka kayıtlarına bakılabilir bunun için. Bunun üzerine yine çevremdeki çevremde tanıdığı kişiler aracılığıyla mesaj ileterek kartı açtırmamı, yoksa tekrardan ifade vereceğini söyledi. Dediğim gibi ben bu süreçte inanılmaz maddi ve manevi zararlara uğradığım için kartı açtırmadım. Ben kartı kapattırdıktan sonra 15 Ekim tarihinde Servet gidip tekrar ifade vermiş. Kısaca Sayın Başkan, Servet benden temin ettiği maddi menfaat her azaldığında gidip hakkımda iftirada bulunmuştur. Sayın Başkan, tüm bu yapılanlara karşılık Hasan Hüseyin ve hakkında suç duyurusunda bulundum. Beni yağmaladıklarını ve bana iftira attıklarını söyledim. Ancak hiçbir araştırma yapılmadan takipsizlik kararı verildi. Sunduğumuz evrakların içerisindedir. İkisinin ifadesi dahi alınmadı. HTS baz kayıtları alınmadı. Banka evrakları celp edilmedi. Bu iki kişi, yıllardır tehditle benden para aldı. İfadeleri, ikisinin birlikte hazırladığı kurmacadan ibarettir. Zaten Hasan Hüseyin'in söylediği her şey, senette söylenmiştir.
Bu bariz yalanlara da biraz değineyim Sayın Başkan. Ciddiye alınır iddialar değil ama yine de yalandan başka bir şey konuşmadığını belgeleriyle açıklayayım. Servet, 2 Haziran tarihli ifadesinde, Olay TV'ye olan yatırımının finansmanının Kültür AŞ'den bana gönderilen para ile sağlandığını, hatta Kültür AŞ'den gelen 1.2 milyon euro ile Olay TV'nin Bab Plaza'da bulunan taşınmazını satın aldığımı iddia etmiştir. Sayın Başkan, savcılık bu iddiayı ciddiye almadığı için bana bir suçlama yöneltilmemiş. Ancak açıklayayım; benim Olay TV'ye yatırım yapma sürecim 2020 yılı Nisan aylarında başlamıştır. O tarihte bana ait şirketlerle herhangi bir kamu ihalesi kazanamamıştık. Kültür AŞ ile bir bağımız yoktu. Hatta burada beyanda bulunan birkaç kişi, o tarihteki Kültür AŞ'nin zararda olduğunu, ilk defa 2020 yılının sonuna kadar kar etmeye başladığını söyledi. Servet'in bahsettiği taşınmazı ise, 2020 yılı Haziran ayında Yapı Kredi Bankası'ndan kredi kullanarak satın aldım. Nakit ödeme ile değil, kredi ile satın aldım. Bankadan belgeleri celp edebilirsiniz. Yine aynı ifadesinde, benim medya işine girmem sebebiyle kamu bankalarından kredi çekmekte zorlandığımı, bu nedenle reklam sektörüne girdiğimi iddia etmiştir. Benim şirketlerim yıllardır VakıfBank, Ziraat Bankası, Halkbank gibi kamu bankalarıyla yoğun bir şekilde çalışır. Bu çalışmamızda hiçbir şekilde kesinti veya azalma olmamıştır. Dosyadan mevcut BDDK raporunda, bankaları ile olan yazışmalarda bu durum açıkça görülmektedir. Hatta sadece VakıfBank'tan 2020 yılında 6 milyon dolara yakın kredi kullandım.
Bir diğer iddiası, Urban Medya isimli şirketi benim kurduğumu ama ilk etapta hisseleri ile bir kadın üzerine yaptığım şeklindedir. Şöyle ki, aynı anda iki şirket kurarak reklam sektörüne girdiğimi iddia etmiştir. Tekrara düşmek istemiyorum ancak Urban Medya şirketini Hüseyin Seçkin isimli biri kurmuştur. Bu kişi vefat edince yasal mirasçıları olan eşi ve çocukları üzerine geçmiştir. Benim yatırım ve ortaklık sürecim 2022 yılındadır. Bari yalan söylemeden önce Ticaret Sicil Gazetesi okusaydı. Zorlu’da bulunan ofisinde haftanın 3 günü , ve ile toplandığımızı iddia etmiştir. Bu toplantılarda hangi ihalenin, hangi bedelle kime verileceğini konuştuğumuzu söylemiştir. Toplantı iddiasını zaten açıkladım. Bununla ilgili tek bir baz kaydı çıkmamıştır. Bu olmayan toplantılarda onu odadan çıkarttığımızı, odada durmasını istemediğimizi söylemiş ama buna rağmen odada ne konuşulduğunu duyduğunu, bildiğini söylemiştir. İfadesi çelişkili ve yalan doludur. Şu da var: Zorlu’daki çalışma ofisini ne zamandan beri kullandığımı net olarak hatırlamıyorum. 2023-2024 yıllarında kullanmaya başladım. Bu tarihten sonra benim şirketlerim, İBB ve iştiraklerinin kazandığı tek bir ihalesi olmamıştır. Açık hava reklamla ilgili bir ihale de, açık hava reklamla ilgili bir ihale de düzenlemedi diye biliyorum. Servet'in iddiasına göre, olmayan toplantılarda olmayan ihaleleri konuştuk.
Hangi ifadesinden devam ediyorum Sayın Başkan? ile haftada 2 gün görüştüğümü iddia etmiştir. Bir benzinlik hikayesi anlatmıştır. ile birlikte seyahat ettiğimizi söylemiştir. Serdal ile çocuklarımız aynı okulda olduğu için tanışırdık. Söylediği diğer her şey hayal ürünüdür. Serdal'ın şoförü olmasına rağmen birlikte yolculuk yaptığımızı söylemiş. Saçmalıktır. Bahsettiği yolculuk güzergâhına baktık, yol üzerinde herhangi bir benzerlikte benzinlik de yok. Şunu da önemle belirtmek isterim: Benim Serdal'la son HTS kaydım çok öncesindedir. 15 Ekim tarihindeki ifadesinde "Reklam işlerinden şirketimin kazandığı paraları 2021-2022 yılında yoğun bir şekilde İmamoğlu İnşaat'a götürdüğümü" iddia etmiştir. MASAK raporları var, finansal tespitler yapılmış. 2020 yılında şirketim zarar etmiştir. 2021 ve 2022 yılında toparlanmaya başlamıştır. 2023 yılı itibariyle bir kârlılığa erişebilmiştir. Ben zarar ettiğim dönemde para kazanıp nasıl bir yere götürebilirim? Yine aynı ifadesinde "Benim 'nun özel jetiyle sık sık yurt dışına çıktığımı" iddia etmiştir. Uçuş kayıtlarım bellidir, İngiltere dâhil herhangi bir özel özel jetle yurt dışına çıkmadım. Sayın Başkan, öyle ki yıllarca şirketimizde çalışan, özgürce, savcılığın hiçbir müdahalesi olmadan ifade veren verdiğini iddia eden bu kişi, 16 Haziran tarihindeki ifadesinde benim oğlumun isminin “Burak” olduğunu iddia etmiştir. Benim Burak isminde bir çocuğum yoktur. Benim çocuğumun ismini dahi yanlış söylemişler.
Şunu önemle belirtmek istiyorum Sayın Başkan, Servet'in bana, şirketlerime, yaptığım işe veya arkadaşlarıma dair görgüye dayalı hiçbir bilgisi yoktur. Bilgisi olması da mümkün değildir. Aile şirketimdeki şoförlerden birisiydi. Menfaat temin edebilmek için her yola başvurmuştur. Tüm ifadelerini, tüm iddialarını reddediyorum. Dediğim gibi Servet, Hasan Hüseyin'in iddialarının hepsini tekrarlamış, üzerine yeni yalanlar eklemiştir. Sayın Başkan, ben bu ikisinin meczup olduğunu düşünüyorum. Akıl sağlıklarının yerinde olduğunu düşünmüyorum. Rapor alınabilir mi bunun için? Buraya çağırırsanız zaten, herhalde çağırırsınız diye düşünüyorum, çağırırsanız zaten burada benim ne demeye çalıştığımı siz benden daha iyi anlarsınız. Şu hususa bakılmasını istiyorum. Bu ikisi ne zaman, nasıl tanıştı? Bunun da önemli olduğunu düşünüyorum.
Son olarak; tüm tanık iddialarına yönelik baz kayıtları ben tutuklanmadan önce alınmıştı. Buna rağmen bu kadar açık, basit ve ucuz yalanlar iddianamede yer alıyor. Bu yalan beyanlar gerekçe gösterildiği için tutukluyum. Bu bahsedilen kişilerin hepsi hakkında mahkemenin suç duyurusunda bulunmasını talep ediyorum. ile ilgili çok bir şey demek istemiyorum, eski arkadaşımdır. Beş yıldır ortak olarak çalışıyoruz. Bu dosyada eşi, kardeşi, kuzeni ve başka akrabaları gözaltına alındı, tutuklandı. Hem kendisi hem küçük oğlu ciddi sağlık sorunlarıyla uğraşıyor. Eşi gözaltına alındığında adliyeye ifadeye getirildi. O da sanıyorum "Eşi tutuklanmasın" diye medyada duyduğu her şeyi tekrarlamış, bunu da açıkça ifade etti. Allah kimseyi ailesiyle sınamasın Sayın Başkan. İnsan ailesini korumak için her şeyi söyler, yapar. Murat'ın durumu da böyledir, başka bir şey demeyeceğim. Zaten onun da tekrarladığı iddialara yanıt verdim.
Şunu önemle belirtmek istiyorum Sayın Başkan: İddianamede ileri sürülen yüksek kârlılık, sahte fatura, gizli toplantı gibi iddiaların somut hiçbir karşılığı olmadığını ortaya koydum diye düşünüyorum. Hakkımdaki hakkımda iftirada bulunan kişilerin ifadesinin yasak sorgu yöntemleriyle alındığını düşünüyorum. Buna rağmen bu ifadelerin de yalan olduğunu açıkça ortaya koydum. Bu konuda başka bir iddianız varsa bunun da soyut ve mesnetsiz olduğunu ortaya koyabilirim. Ben bir iş insanıyım. Yaptığım tüm iş ve işlemlerde olağan ticari faaliyetlerimdir. Yatırım yaptım, risk aldım ve kâr elde ettim. Zarar ettiğim dönemler de oldu. Ancak herhangi bir kamu zararına neden olmadım. Bu yönde somut bir tespit veri de yoktur. Tüm bu nedenlerle ticari faaliyetlerimde herhangi bir usulsüzlük olduğu iddiasını kabul etmem.
Son olarak birkaç şey daha söyleyip savunmamı bitireceğim. İBB ve iştirakleri, bugüne kadar yüzlerce ihale yapmıştır. İddianamede benim şirketlerimin aldığı iki alt ihale, iki yenileme ihalesi suçlamaya konu edilmiş. Benim beni bu yüzden özel vasıflı üye saymışlar. Özel vasıflı üye ne demek bilmiyorum. Niye özel vasıflıyım onu da bilmiyorum, bilen varsa gerçekten merak ediyorum. Ben, dediğim gibi, 'yla çocukluktan tanışırım. 2014 yılından beridir belediye başkanlığı yapıyor. Çok uzun bir süredir de siyasetle ilgileniyor. Maden biz bir örgütüz, maden bizim tanışıklığımız usulsüzlük yapmamızı sağlıyor o zaman şu soruların yanıt bulması gerekiyor: Bugüne kadar arazi alıp imara açılmasını mı sağladık? Beylikdüzü Belediye Başkanı'yken belediyeyle herhangi bir şirketimin arasında tek kuruşluk bir ticaret mi oldu? Yıllardır tekstil sektöründe çalışıyorum, bugüne kadar belediyeye tek kuruşluk ürün mü sattım? İnşaat işine girdim usulsüz ruhsat mı aldım? Sayısız ihale alıp birden mi zenginleştim? Ben cevabını vereyim Sayın Başkan, hepsinin cevabı hayır. Bugüne kadar 'yla aramızda ticarete dair genel ve geçer laflar hariç tek bir söz konuşulmamıştır. Benim İmamoğlu inşaattan villa satın aldığımı dahi bilmez. Her şeyi geçtim, ben usulsüz ve liyakatsiz bir şey istemeye utanırım. İstediğimi varsayalım, bir daha benimle görüşmez.
Savcılık benim kasa olduğumu iddia etti Sayın Başkan. Sayın Başkan tüm adreslerim arandı, uzun süre fiziki takip yapıldı. Şirketlerim TMSF tarafından incelendi. Kayıp ya da nerede olduğu belli olmayan tek bir kuruşum yok. Bana böyle bir itham yöneltilmedi ama kasa olduğum iddia edildi. Ya da iddia ediliyor ki örgüte para aktardım. Sayın Başkan hangi parayı nereye aktardım? Nasıl yaptım bunu? Ya bana denilsin ki şu para kayıp, nereye gitti? Şundan elde ettiğin gelir nerede? Ben de bunları açıklayayım. Zaten alınan raporlarda şirketlerimin tüm kazancı açıktır, kayıp bir kuruş yoktur. Her şeyi geçtim benim şu anda toplam 500 milyon TL banka borcum var. Bunu hesaba katarak savcılık şöyle bir kurgu yapmış: 2019 yılına kadar ailemden miras kalan 70 yıldır ticari birikim yaşatıyorum. Başka ticari faaliyetlerde bulunuyorum, ancak 2020 yılına geldiğimizde bir suç örgütüne üye olmaya karar veriyorum. Bunun için birikmiş sermayemle şirketler kuruyorum, 20 milyon dolardan fazla yatırım yapıyorum, kendi öz kaynaklarımı harcıyorum ama bu şirketler örgüte ait. Suç örgütüne üye olduğum için usulsüz ihale alıyorum, şirket faaliyetleri için krediler kullanıyorum, borçlanıyorum ama bu şirketlerden elde ettiğim tüm geliri suç örgütüne aktarıyorum. Sonucunda ise bana 500 milyon TL banka borcu kalıyor ve ben bu suç örgütünün kasasıyım. Gerçekten inanılarak yazılmışsa bu kurgu diyecek bir şeyim yok sayın başkan. Dediğim gibi mantıklı bir değerlendirme istiyorum. Neden tutuklu olduğuma dair mantıklı bir izahat istiyorum.
Sayın başkan, peki 2020 yılından sonra birden ne değişti? Adıma ve şirketlerim adına kayıtlı 32 tane taşınmaz var. Bu taşınmazlardan sadece 4'ünü 2020 yılından sonra satın aldım. Birçoğu miras yoluyla intikal etti. 35 yıllık ticari hayatımızın birikimidir bu. MASAK raporunda 2017 yılından itibaren yıl yıl hesabıma giren ve çıkan para miktarları yazılmış. Her yıl döviz bazında birbirine yakın tutarlar hesabıma girmiş. Sayın başkan ifademde söyledim, 2013 yılında 20 milyon dolar yatırım yapabildim. 2020 yılında da yapabildim. Uzun bir süredir hayatımda ekonomik olarak ne değişti sayın başkan? Hiçbir şey. Sayın başkan 150 yıllık topraklarımıza el konuldu. Aile şirketimize el konuldu. Yıllardır benim ve ailemin çalışarak emeğimizle edindiğimiz tüm mal varlığımıza el konuldu. Savcılık tüm bu mal varlığının müsaderesini istiyor. 10 yıl önce aldığım taşınmazın da atamdan miras kalan toprakların da. Bu da savcılığın niyetini belli ediyor. Anayasa madde 38'de ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez yazar. Sayın başkan savcılık genel müsadere istiyor. Anayasayı tanımadığına göre belki de hakkımda idam cezası talep etmediği için şükretmeliyim. Böyle hukuk mu olur sayın başkan? Açıkça ifade ediyorum el koyma işlemi nedeniyle şirketlerimin uğrayacağı her zarar ileride kamu zararına neden olacaktır. Bu hususun dikkate alınmasını istiyorum sayın başkan. Sayın başkan ben bir suç işlemedim. Alnım ak. 15 aydır tek kişilik bir hücrede tutulmama, hakkımda sayısız yalan ve yanlış haber yapılmasına rağmen bugün şu anda burada dimdik karşınızdayım. Vicdanım rahat. Bir suç işlemediğimi biliyorum. Umuyorum ki bu yargılamada hukuk tecelli edecektir.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.