Savunma

Serkan Öztürk Savunması

Kendi savunması·Serkan Öztürk·8 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın Başkanım, sayın üyeler, sayın savcı. Öncelikle burası heyecan için biraz, tansiyon yüksek başkanım yani sürçülisan etmeyiz inşallah. Adaletin kapısında huzurunuza çıkıp hakkımdaki iftiralara, mesnetsiz suçlamalara cevap vermek için, kendimi savunmak için 15 aydır bekliyorum, 446 gündür. Söylerken çok basit geliyor olabilir. 15 ay. 2 yaz, 2 kış, 2 bahar, 4 bayram geçti. Ailemin ve benim ömrümüzden gitti, ayrı. Kızlarımdan 11-12 yaşlarında olanın 1, 15-16 yaşlarında olanın 4 tane doğum gününü kaçırdım. Çok zor geçti yani anlaşılan başkanım bu 446 gün. Şunu söyleyeyim başkanım: Kimsenin öncelikle işlemediğine inandığı, suçsuzluğuna inandığı bir şekilde burada karşınızda savunma yapmasını istemem. Yani gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum bu suçlamalar karşısında. Ben vicdanımın rahat, alnımın açık, başımın dik olduğunun bilinmesini isterim. Toptancı bir anlayışla hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum. Hepsinin iftira, dedikodu, etkin pişmanlıktan yararlanmak için süslenmiş ifadeler olarak karşıma çıktığını görüyorum.

İş İnsanı

Başkanım, en başta dediğim gibi suçsuz bir insanın kendini savunması öncelikle çok zor. Onu bilmenizi istiyorum, altını çiziyorum. Gözaltına alınmamdan bugüne kadar toplam 5 ifadem oldu savcılar karşısında. Bunlardan 22.03.2025 tarihinde adliyeden Sulh Ceza'ya sevk edilirken Mert Atsan'dı yanlış hatırlamıyorsam. Ona verdiğim beyanların, yazıya tam dökülmüş hali, doğru halidir. Bu ifademde hiçbir eksik görmedim. Sonrasında, 17.06.2025, 29.07.2025, 08.08.2025 ve 11.09.2025 tarihlerinde dört tane ifadem var savcılıkta. Bu ifadelerimin üçünde avukat yoktu yanımda, birinde avukat vardı. Bu üç, ilk üç ifadede soruldu "avukat istemiyorum" şeklinde başlayan ifadelerimin hiçbirinde "avukat istemiyorum" demedim. Son 11.09 olan ifademde de zaten o ifadeyi vermek için de bir dilekçem var, önünüzdedir sanırım. Bu üç, ilk üç ifadede, sayın savcıların huzuruna çıktığımda bir sohbet havasında olacağını, avukatlık bir durum olmadığını bizzat savcılar tarafıma söylemişlerdir.

İş İnsanı

Ve benim bu ilk üç ifademde, Sayın Başkanım, söylediklerim bağlamından tamamen koparılmış, orada bahsettiğim isimler doğrudur benim bahsettiğim isimlerdir. Ancak ifadenin yazıya dökülmüş hali tamamen alakasızdır. Bunları kabul etmiyorum. Toptan reddetmemekle beraber diyorum, üstüne basa basa. Çünkü yani kullandığım bazı isimler var, doğru. Olayları anlatış biçimim var ama o biçim yorum katılarak yazılmış ifadelere ve ben bu ifadeleri imzalamadım, o da benim hatamdır. "Neden imzalamadınız?" Şey ne, pardon imzaladım, okumadım. Neden okumadım? Valla o odadan bir an önce çıkmak istedim, Sayın Başkanım. Yani orada çok rahat bir şekilde bir savunma yapmak gibi bir durumum olmadığını birçok arkadaş söylemiştir. Baskıyı anlatmama gerek yok, tahmin ediyorsunuzdur.

İş İnsanı

Dediğim gibi, toptancı bir anlayışla komple reddetmemekle beraber, yani isimleri kabul ediyorum, olayları, olayları kabul ediyorum ama yoruma dayalı yazılmış olan beyanları, siz sorarsınız ben cevaplarım, kabul etmiyorum bilginize sunarım.

İş İnsanı

Bu ilk üç ifadede, Sayın Başkanım, hiçbir soru cevap şeklinde olmadı, hiçbirisi. Yani normal, ifadeye geçen, ifademe geçen, yazıya dökülen olayların haricinde birçok konu konuştuk. Konuşulan konulardan bazıları ifadeye geçmiş, bazıları geçmemiş. Yani hayatın ne bileyim her konusuyla ilgili konuştuk, siyaset de konuştuk, memleketlerden de konuştuk. İfadelerimin bağlamından koparıldığının bilinmesini isterim Sayın Başkanım. Altını çizerek söylemek istiyorum. Yani burada söyleyeceklerimin sizin heyetiniz tarafından, Sayın Savcım tarafından dikkate alınmasını isterim.

İş İnsanı

Başkanım, akıl erdiremediğim, aklımın almadığı suçlamalarla karşı karşıyayım. Aklımın yok sayıldığını düşünüyorum. Yakın bir zamanda okudum, paylaşayım. Bir kitapta şunu yazıyordu: "İnsanın insana karşı giriştiği en kötü şiddet eylemi, aklının küçük düşürülmesidir." diyordu. Benim aklım küçük düşürülmemiş, adeta yok sayılmış. O gözle bakıyorum burada kendimi savunurken kendime. Hiçbir somut delile dayanmayan bu suçlamalar karşısında bunların açık ve net iftira olduğunu tekrar söylüyorum. Ve bu iftiralardan dolayı 15 aydır cezaevinde yatan kişinin de tutuklu değil, bir esir olduğunu söylüyorum. Kendimi esir gibi hissediyorum Sayın Başkanım. Yani cezaevinde geçirdiğim bu zorlu süreçte inanın benim yaşadıklarımın, ailemin dışarıda yaşadıklarının yanında hiçbir esamesi okunmaz. Bütün zorlukları onlar çekmiştir. Bu 446 gün ailemin burnundan fitil fitil getirilmiştir Başkanım. Yani elimde olmadan onların üzülmesine sebep olduğum için başta kızlarım -canım kızlarım şu an seyrediyorlar, buraya gelmişler- onları sevdiğimi söylemek istiyorum baştan. Kızlarımdan, eşimden, anamdan, babamdan, kardeşimden, beni seven tüm dostlardan üzüntülerine sebep olduğum için özür diliyorum.

İş İnsanı

Tabii cezaevinin bazı katkıları da oluyor Başkanım. Dışarıda sivil hayatta dost rolü oynayan arkadaşlarınızı da görüyorsunuz burada. Sayısı 3-5'i geçmeyen bu vicdanı kararmış insanları da tanıyorsunuz. Onlar da unutulduk sanmasınlar kendilerini. Onları da ahlaki zenginlikleriyle baş başa bırakıyorum. Bir ozanın dediği gibi: "Körün taşı gelir geçer" diyorum onlar için de Sayın Başkanım. Başkanım, hamdetmek de diyorum, isyan etmek de hayata dair. Ailemin yaşadığı bu duruma, bu duruma düşmelerine sebep olanlara isyan ediyorum. Kızlarımla geçirmem gereken 446 günün ömrümden alınmasına, kızlarımın hayatından alınmasına isyan ediyorum. İsyanım bunadır. Kızlarıma hem analık hem babalık yapıp dışarıda tüm zorluğu göğüslemeye çalışan, tek başına dimdik ayakta duran eşime yaşattıklarına isyan ediyorum. 5-6 yıldır kanser tedavisi gören, ilerlemiş yaşlarında olan anam, babam... Ki kanser illetinin en büyük düşmanı üzüntü ve stres. 15 aydır iliklerine kadar bunu yaşattığım için onlardan özür diliyorum, ellerinden öpüyorum. Yani başkanım, bu hasret dolu, acısı bol bu zamanları bize yaşatan iddia makamına da isyan ediyorum başkanım, iddia makamına.

İş İnsanı

Hamdolsun diyorum başkanım bir de. Yani bu suçlamalar karşısında akıl sağlığımı yitirmeden buraya gelebildim, karşınıza çıkabildim. Çok şükür. Bu kadar iftiralı, bu kadar mesnetsiz suçlamayı 15 aydır düşünürken çok şükür akıl sağlığımız yerinde olarak buraya çıkabildik diyorum. İyi dostlar biriktirmişim diyorum hayatımda. Cezaevinde ziyaretime gelen dostlarım için, haber yollayanlar için, mektuplarını esirgemeyenler için, bir düzen içerisinde ailemi sürekli arayan kıymetli dostlarım için; bunlara sahip olduğum için hamdolsun diyorum. Eşimin ailesine, annesine, babasına ilk günden beri desteklerini esirgemedikleri için onlara da teşekkür ediyorum başkanım. İyi ki böyle insanlara sahip ailem diyorum. Yani kısacası, bu zor günlerimi kolay kılmaya çalışan tüm sevenlerime, böyle insanlara sahip olduğum için hamdolsun diyorum. Hepsine ayrı ayrı çok içten teşekkürlerimi sunuyorum.

İş İnsanı

Başkanım, kendimden bahsedeyim biraz. Ben 1976 yılında Bursa'da doğdum. Yani 8-9 yaşlar diyebiliriz, aile şirketimiz olan matbaada, amcamın kurduğu matbaada çıraklıkla iş hayatına girmiş oldum. O gün bugündür yaklaşık 40 yıldır iş hayatının içerisindeyim. Eğitimimi, iş hayatımı, sonrasında siyaseti aynı paralellik içerisinde bugüne bu yaşıma kadar sürdürdüm. 2001 yılı başlarında başkanım, Bursa'da yaşıyordum, İstanbul'a taşındım. İstanbul'da bir reklam ajansı ortağı oldum öncelikle, sonrasında tek sahibi olarak Türkiye'nin bilinen, tanınırlığı yüksek birçok şirketine, birçok firmaya reklam ajansı ve matbaa konuları ile ilgili, baskı hizmetleri ile ilgili hizmet ettim. Ana mesleğim matbaacılık diyebiliriz. Sonrasında 2005 yılında üç ortak, bir orta ölçekten daha büyük sayılabilecek bir üretim tesisi kurduk, matbaa kurduk. Bu üretim tesisinden sonra kısa sayılacak bir zaman içerisinde, 2 yıl içerisinde ortaklarla bir anlaşmazlıktan dolayı bir ayrılık yaşadık. Finansal zorluklar baş göstermeye başladı, tek başıma kaldım. O dönemde kendi talebimle şirkete borçları yönetebilmek için, daha rahat yönetebilmek için, ödemelerini kayyum talebinde bulundum. Mahkemeden bir kayyum atandı şirketime.

İş İnsanı

Bu süreçte toparlayabileceğimizi düşündük şirketi, ancak başarılı olamadık ve bir iflas yaşadım. Bu iflas sürecinde başkanım, bilirsiniz iflas süreçleri özellikle çalışanların, emekçilerin ücretlerini alması konusunda zor süreçlerdir. Orada önceliğim makine ekipmanlarından uygun olanları, satışını kayyumun onayı ile yaparak onların ücretlerini ödedim. Yani şöyle söyleyeyim başkanım, iki yüz üç yüze yakın çalışan geçmiştir şimdiye kadar o dönemde, üretimde, hayatımda. Bu insanların hepsiyle helalleştim. Hayatımda bir tane işçi davası ile karşı karşıya kalmamışımdır bu süreç içerisinde. Sonrasında başkanım, bunları anlatıyorum, sonunda söyleyeceğim neden anlattığımı başkanım. Şirketimle hiç alakası olmayan bir borç yükü kaldı. Şirketimle hiç alakası olmayan, aileme ait tüm gayrimenkulleri diyebilirim, sattım oturduğum evim dahil sattım ve borçlarıma kullandım bu finansı. Şimdi burada kamuyu, kamu zararına dolandırıcılıkla suçlanan ben, hiç kimsenin bir zorlaması olmadan, hukuken de hiçbir şekilde üstüne gelinmeyecek onlarca gayrimenkulünü satarak borçlarını ödemeye çalışmış biriyimdir. Yani hayata bakışım dik durmak üzerinedir. Onun için diyorum alnım açık, başım diktir her zaman. Hayata böyle bakıyorum başkanım.

İş İnsanı

Sonrasında iflas süreci sonrası 2010'la 2025 yılları arası dört ayrı şirkette çalışarak ailemin geçimi ve kalan yine birtakım borçlar kaldı başkanım, bunları ödemeye çalıştım. Bu çalıştığım bu dört şirket, yine reklam piyasasında olan şirketler. Bu dört şirkette tek istisna 3K firmasında 9 aylık bir ortaklığım, onun haricinde hiçbirinin kuruluşunda, ortaklığında, yönetim kurulunda veya yetkilisi olmadım hiçbir şirketin.

İş İnsanı

Dediğim gibi hiçbir şirketin yetkilisi, ortağı olmadım Sayın Başkanım. Tek istisna, bahsettiğim gibi 3K firmasıyla 9 aylık süren ortaklığımdı. 2021 yılına geldiğimizde, Rauf Cem Istranca’yla yine dosyamızda şüpheli, kendisiyle bir açık hava reklam şirketi kurduk 3K isminde. Benim geçmişten gelen, iflastan gelen birtakım zorluklarımdan dolayı şirketi eşimin üzerine kurduk. Yani benim hisselerim eşimin üzerineydi. Fiiliyatta işleri Cem ile ben takip ediyordum. Eşim zaten Bursa'da yaşayan kızlarıyla, evin işleriyle ilgilenen bir ev hanımıdır; yani benim işlerimle ilgili hiçbir bilgisi olmayan biridir, onu da özellikle söyleyeyim. Çünkü bunları saldırıda yaşadık başkanım. Bunlar kötü tecrübeler. İşleriyle hiç alakası, dediğim gibi, şirketin olmayan birisi.

İş İnsanı

Bu şirketi kurduktan sonra başkanım, ilk başlarda işler durgundu, yeni kurulmuş bir şirket. Bu şirketin piyasaya anlatılması, birtakım görüşmeler yapmak için hazırlıklar yapılması gerekti. Biz piyasada yeni reklam alanları, daha önce hiç kullanılmamış, daha önce reklama verilmemiş, yeni, sıfırdan yaratılmış, bizim tarafımızdan yeni reklam alanları için sahada birtakım fizibiliteler yaptık, saha tespitleri yaptık. Bunları bir sunum haline getirerek belediyelerin ilgili birimleriyle görüşmek için randevular aldık. 5-6 ay gibi bu süreler sürmüştür, yani bu süre sürmüş, 5-6 ay sürmüştür bu hazırlıklarımız. Nihayetinde bazı reklam alanlarının onaylanmasıyla artık üretim sürecine başladık. Bu üretim sürecinde başkanım, o dönemler yapılacak yatırıma finansal yeterliliği sağlayamayacağımı Cem Istranca'yla konuştum. Yani “Ben ortaklık payında üstüme düşecek finansı sağlayamayacağım” dedim. Ve kendisiyle konuşarak hisselerimi kendisine, eşimin üstündeki hisseleri devrederek ortaklıktan ayrıldık. Bu ayrıldıktan sonra Cem Bey'in de teklifi, benim de uygun gördüğüm yeni bir çalışma şekliyle, adına danışmanlık dedik biz o zamanlar, sabit bir maaş ve yaptığım iş başına bir primle yeni bir çalışma şekline başladık. Hisselerin devrinde Cem Istranca'dan 2.000.000 TL bir ücret aldım. 6 ya da 8'di, onu hatırlamıyorum. Teyit edemedim, yani 6-8 taksitte elden alıyordum ücretleri. Banka kullanmıyorum. Banka kartı, yani banka bir hesabım yok. O icrai durumlar devam ediyor Sayın Başkanım. Gözaltına alındığım 19 Mart 2025 tarihine kadar bu şekilde çalıştım 3K şirketinde.

İş İnsanı

Benim 3K'da iş tanımımı da yapayım başkanım sizlere: Az önce bahsettiğim gibi yeni reklam alanlarının yaratılması için fotoğraflarla bu işlerin sunum haline getirilmesi; getirildikten sonra onaylanan yerlerin pano imalatının -daha önce de reklam alanıyla ilgili matbaa ile üretim konusunda biraz tecrübem vardır- çelik konstrüksiyonlarla o panoların imalatının baştan sona, yani hem üretim süreci hem montaj sürecinde bütün saha operasyonlarının takibi; sonrasında hazırlanmış, satışı yapılmış olan reklam alanının görsellerinin basımı, o görsellerinin basımı için ilgili firmalardan teklifler almak. Bunları yine 2-3 firmadan aldığım bu teklifleri Cem Bey'in kendisiyle de paylaşırdım. Uygun olanı, fiyat olarak uygunluktan ziyade kalite olarak da son kararı ben verirdim. İyi bir baskı tecrübem vardır başkanım, bu konuda mütevazi olamayacağım. Türkiye'de baskı sektöründe, matbaa sektöründe 8-10 kişiden biri diyebilirim kendime, çok abartmış olmayayım. Dediğim gibi, baskıların yapılmasını, bu baskılar periyotlarla değişiyordu, yoğun bir iş temposu oluyordu, onları takip ediyordum Sayın Başkanım. Ayrıca 3. kişilere ait mali mesuliyet sigortaları ile ilgili de bütün araştırmaların, bütün şirketlerden tekliflerin alınmasını, onları da takip ediyordum. Böyle çalışıyordum. Yani 3K'daki benim yaptığım işin kısaca özeti budur Sayın Başkanım.

İş İnsanı

Tabii geçmiş yaşantımdan, yani iş hayatımdan gelen, geçmiş iş hayatımdan gelen çevrem dolayısıyla bazı pazarlama faaliyetlerinde bulunmuşluğum vardır; yani reklam alanının satışı ile ilgili. Firmanın kendisinin toplamına baktığınızda azdır belki ama yine de vardır, yani satışta da ben bulunmuşumdur. Ayrıca başkanım, 3K firması yeni kurulduğunda şirketin tanıtımı için ilgili belediyelerin yetkilileriyle randevu alınması işinde de etkin olmuşumdur. Hem siyasi yaşamımdan dolayı, özellikle Cumhuriyet Halk Partili belediyelerdeki tanıdığım insanlardan randevu alıp şirketin tanıtımını yapmak, şirkette özellikle Cem Istranca'nın açık hava reklam piyasasında bilinen çok tecrübeli birisi olduğunu anlatmak için birkaç randevu trafiğinin içinde de ben olmuşumdur Sayın Başkanım. Bunun haricinde 3K firması ile ilgili hiçbir ihaleye gitmemişimdir. Hiçbir ihaleye girmemişimdir, ihale şartnamesi almamışımdır. Belediyelerin herhangi bir birimi, daha ihale şartnamesi dahil diyorum başkanım, altını çiziyorum, hiçbir ihaleye katılmamışımdır. Hiçbir sözleşmede bulunmamışımdır. Şirketin belediyeden aldığı hizmetlerle ilgili faturalaşma sürecinde hiçbir yetkili ile görüşmemişimdir başkanım. Hiçbir yetkim de yoktur. Yani bir bankadan bir yetki yazısıyla bir para çekmişliğim dahi yoktur yani. Görev tanımım budur başkanım.

İş İnsanı

Başkanım, hakkımda gizli tanık beyanı yoktur. Yani varsa da iddianame çok fazla sayfa sayısından oluştuğu için biz bulamadık. Ayrıca ilgili belediyenin, yani ilgili belediyenin demeyeyim, İBB'nin diyeyim daha doğrusu, Emlak Daire Başkanlığına bağlı birimlerinin, reklam bölümünün, kentsel tasarım izin bölümünün, Medya AŞ bölümünün hiçbir yetkilisinden, çalışanıyla ilgili de yani etkin pişmanlıklar da dahil, bunlardan da bunlar da benim hakkımda hiçbir ifadede bulunmamışlardır.

İş İnsanı

Başkanım, bu heyecan işini yönetmeye çalışıyorum. Sesim titriyor, kusura bakmayın. Aşağıda konuşmak kolay başkanım, buraya çıkınca öyle olmuyormuş, onu öğrendik bu arada.

İş İnsanı

Hakkımda 3 tane iddianameye yansımış beyan görüyorum. Bu beyanlardan birisi 'ye ait. 2 hafta önce kendisi savunmasında -bayramdan önceydi galiba, fazla da olabilir- beyanında beni tanımadığını, benimle ilgili bu iddiasını savcılığın yönlendirmesiyle söylediğini, keza İnan Bey için de çünkü aynı ifadenin içinde 2 kişi geçiyoruz, yani bu beyanını da geri çektiğini söyledi Murat Bey. Dolayısıyla buna söyleyeceğim çok şey yoktur. Sadece Murat Bey'i ben burada tanıdım, dışarıda hiçbir tanışıklığımız yoktur kendisiyle. İlk defa Vatan Emniyet Müdürlüğü nezaretinde tanıştık. Dolayısıyla cevap verecek bir şeyim yoktur, söylediği beyanı zaten geri çekmiştir.

İş İnsanı

2'nci kişi başkanım, yani hem kahkaha atıp hem öfkelenmenin ne olduğunu bu arkadaşta görüyorum. Yani ileri geri konuşarak diyeyim, asla aslı astarı olmayan isimli bir şahıs. Bu şahıs, Vatan Emniyetinde aynı bölmede kaldığımız, 2 tane ile bir , yani iki isim var , bir de ben varım. Bu sonradan geldi, hatta biraz gecikmeyle gözaltına alındı sanırım. Ben bu arkadaşı burada tanıdım. Hiçbir şekilde bir tanışıklığım, hiçbir şekilde bir diyaloğum olmayan birisi. Kendi hünerlerini anlatan, biraz da tanınan bir arkadaşmış. Kendi beyanı bu yönde olduğu için ben de söyleyeyim; "Ben naylon faturacıyım." derdi, zaten itiraf etmiş yani dosyaya da yansımıştır. Övünerek anlattığı bir meslek sahibiymiş bu arkadaş. Ben bu arkadaşın benim hakkımda söylediği, "Benim bir otelde ofisimin olduğu, burada gizli toplantılar yaptığım" iddiasına, yani hayal gücüne inanamadım ben bir kere önce, onu söyleyeyim Başkanım. Ve şunu da belirtmek isterim: Yani bu bazı etkin pişmanlıkçı arkadaşların söylediklerinin hepsi Allah'ın kelamıymış gibi, haşa, hepsi doğru kabul edilmiş başkanım. Yani bir otelde ofisi olan 'ün bu otelde ofisinin olup olmadığını araştırmak tutuklu 'e mi ait, ya da savcılık makamına mı ait? Onu çok anlayamadım.

İş İnsanı

Herhangi bir otelde ofisim yok. O bahsettiği otele gitmemiş de olabilirim, bilmiyorum. Yani yazıp bize bu ifadeleri verip dışarı çıkıp gezip rahat rahat diyeyim... Ben kendimize yani burada daha fazla konuşmak istemiyorum çünkü ölçüyü aşmayayım bu arkadaşla ilgili. Çünkü normalde ağız dolusu konuşulabilir başkanım bu insanlarla ilgili. Yani bu söylediği iddianın uzaktan yakından demeyeyim, yani burada kendimi aptal yerine koyuyorum başkanım. Yani bir insan kendini olmayan bir şeyle, hiçlikle yani... Yok. Ofisim hiç mi yok? Ofisim yok. Ama bu arkadaşı da tanımıyorum. Yani hani bir telefon görüşmem dahi yok, bunun da altını çiziyorum. Dolayısıyla bu iftiralara söyleyebileceklerim bunlar Sayın Başkanım.

İş İnsanı

Son olarak başkanım, hakkımdaki beyanlardan birisi de dışarıdan tanıdığım, arkadaş, dost bildiğim... Yani dost kelimesi biraz fazla oldu sanki de arkadaş diyelim bu zata; isimli arkadaş. 'u arkamda oturan sanıkların da birçoğu tanırlar başkanım, bilen iyi bilir yani kendisini. Etkin pişmanlıktan yararlanabilir, beni de hiç ilgilendirmez. Tabii bu söyledikleri benimle alakalı olunca başkanım, amiyane tarzda dibine kadar ilgilendiriyor insanı. Çünkü olmayan şeyleri çıkıp bir rahatlıkla... Yani bunlar dışarıdayken yüzümüze bakıp gülen, masamıza oturan, yemek yediğimiz, kahve içtiğimiz insanlar başkanım. Yani sinirlenmemiz de gayet normal diye düşünüyorum. Bu arkadaşımız, benim Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden iş aldığımı ve alt taşeron olarak şirketin birine verdiğimi tek bir tanesini ispatlasın başkanım, ben hiçbir savunma yapmayacağım bir daha. Böyle bir tek, tek bir iş yok Sayın Başkanım, tek bir tane. Yani bunu Sayın Savcılık makamı soramaz mıydı? Bir tane belge; 'ün herhangi bir Cumhuriyet Halk Partili belediyeden aldığı bir iş. Ben nasıl iş alacağım ayrıca zaten? Yani bir tane şirketim yok. Bu şirket sahibi olmama sürecim 15 yılı geçmiş durumda. Yani geçmişten kalan sıkıntılarım devam ediyor. Yeni yeni toparlanmışken bu arada başkanım, yani bir düzen içine girmeye çalışmışken 19 Mart sabahı maalesef gözaltına alındık ve bir aciz içine düşürdüler. Yani bir zorluğun içine tekrar düştük. Tekrar bir maraton bekliyor bizi dışarı çıktığımızda.

İş İnsanı

Bu , ifadesinden sonra başkanım, ortak tanıdığımız bir partilimizi yanıma gönderdi. Kendisini çocuklarıyla, eşiyle tehdit ettiklerini, mecbur kalıp bu ifadeyi verdiğini söylemiş. Ben de kendisine birtakım özlü sözler yolladım başkanım, burada açıklayamıyorum. İnşallah o ortak arkadaş kendisine götürmüştür o sözleri. Yani hem bu karalamayı yapıp hem bu pişmanlığı belirtip hem ailesini kullanmak bir insanın kendisine yakışır diyorum yani. Kendine yakışanı yapmış demek istiyorum. Dediğim gibi, tek bir tane aldığım bir işi herhangi bir alt taşerona vermişliğimi ispat etsin, tüm konuşmalarımı geri alacağım diyeceğim. Yani başka söyleyebileceğim bir şey yok Sayın Başkanım bu konuda.

İş İnsanı

Başkanım, ben bu hakkımda beyan verenlerle ilgili sizlere bir anımı anlatayım. Canım kızım Nilsu burada şimdi, ismini duyunca "Baba neden söyledin?" diyecek ama bunu paylaşmak zorundayım. Bir telefon görüşmesinde, o zaman 11 yaşında, 12'sine bastı, 23 Nisan kızıdır kızım, doğum gününü kutlayamadık, tekrar kutluyorum buradan. Bir telefon konuşmamızda ki o telefon konuşmaları da Başkanım artık başınızı çok ağrıttık biliyorum, hala 10 dakika bu arada, düzelmiyor o bir şekilde. Bana telefonda aynen söylediğini söylüyorum: "Babacığım" dedi, "Sen şimdi oradan çıkmak için başkalarına iftira atma, onların da çocukları vardır, senin yüzünden onlar üzülmesinler." 11 yaşındaki yüreğiyle bunu söyledi. Yani çok gururlandım, çok onurlandım, çok duygulandım. Ne güzel bize ki özellikle annesine teşekkür ediyorum, böyle çocuklar yetiştirebilmişiz şimdi iki yaşına... Yani bu yaşa bu yaşta bunları düşündürmüş olmak kötü bir şey tabii ama günün sonunda beni çok etkileyen bir durumdur, sizlerle paylaşmak istedim.

İş İnsanı

Başkanım, eylemlere geçmeden önce bu dava sebebiyle hemen hemen tüm Türkiye'nin merak konusu olan - dostluğu üzerine de biraz konuşalım. ile köklerde akraba olduğumuz, aynı coğrafyanın insanlarıyız. Dedelerimiz tanışır. Cenazelerimizde, düğünlerimizde beraber olduğumuz, 1995 yılında -İnan'ın 1995 mi 1990 mı hatırlayamıyorum, kendisi söyler şimdi burada- üniversiteyi kazanmasıyla Bursa'da... Ben de Bursa'da büyüdüm, ben de Uludağ Üniversitesi'ndendim. O da orada... Dostluğumuzun, arkadaşlığımızın geliştiği; dostum, kardeşim diyebileceğim, aynı partide siyaset yaptığım, tanıdığım birisidir. 'in başında bulunduğu hiçbir şirketten hiçbir zaman tarafıma bir iş verdi, bana pozitif ayrımcılık yapmış gibi bunları söylemedim. Az önce bahsettiğim savcılıktaki ifadelerimde böyle kullanılmış başkanım. Ben 'in bana yaptığı, destek oldu mu, "Hiç mi olmadı sana?" diye, "Hiç mi?" sorusu geliyor çünkü, "Hiç mi olmadı?". Yani yok dediğiniz zaman "Hiç mi?". "Hiç oldu efendim." yani, "Nasıl oldu?". Ben 'e 3K firmasının kuruluşunda, 3K firmasının anlatılması, teklif alınacak zamanlarda bu havuzlarına, teklif alacakları firmalar havuzuna eklenmesi için iki üç defa görüştüm. Bu görüşmelerimde de Cem yanımızdaydı.

İş İnsanı

Özellikle Cem'in, şimdi benim matbaa kökenli olmamı bilmesi ayrı bir şey ama açık hava ayrı bir şey. Ben daha yeni sayılırım Cem Bey'e göre bu piyasada. Cem'in geçmişini, İnan'dan çok önce Beşiktaş Belediyesi'nde çalıştığı, daha önceki şirketlerden iş aldıklarını, hangi reklam alanlarını kullandıklarını, ben de bir dönem Cem'le aynı firmada bulunmuştum, Cem Istıranca bulunduğumuz firmada Beşiktaş Belediyesi'nin ta İsmail Ünal dönemi Beşiktaş Belediyesi'nin dergisinin basımı, basım işi benim olduğu için matbaa işi, onlarla ilgilendiğimizi anlatarak kendisine yani bu güveni sağlayarak bu havuza girmek için görüşmeler yaptım başkanım. Yani yapıp, yani yaptığımız 'den aldığım destek buysa, "Hiç mi?" dedikleri varsa bu işte efendim yani.

İş İnsanı

Ayrıca sayın savcılara söyledim, yani , her ne kadar çekmiş olsa da ifadesini, bunu da bir açayım burada. Sayın savcılara defaatle söylediğim bir şey var. Yani ben 'le yani bu arada Allah korumuş bizi, yani onu da söyleyeyim başkanım. Yani benim arkadaşım. Dostlar kendi aralarında, arkadaşlar para pul trafiğine girebilirler, borç isteyebilirler birbirlerinden. Allah korumuş ki istememişiz yani. Yani onu nasıl açıklayacaktık size bilmiyorum ki yani, borç diyecektik, bilmiyorum nasıl bir borç olurdu o. Yani ben onun için sayın savcılara kendi ailemden, yakınlarımdan, kardeşimden, yeğenimden, İnan'ın ailesinden kim olursa olsun bu MASAK vasıtasıyla yaptığınız, "Delikli bir tek kuruş bulun." yani biz böyle kasa işlerine de girmişiz. Yani kasa, yani ben kasa olmuşum. Yalnız kasa olmuşum ama ekranlardan nelerle uğraştığımı görebiliyorsunuzdur sayın başkanım herhalde borç dosyalarıyla ilgili. Kasanın kendine faydası yok. Kasa yani zorluklarla uğraşıyor. Görüyorum ki böyle bir araştırma yapılmamış sayın başkanım, üzülerek söylüyorum yani. Savcılıkta hakkımda 15-20 sayfa MASAK raporu olduğu ile ilgili bir söylemde bulunuldu. Ben gülümsedim. Sayın savcımız sordu, "Niye gülümsüyorsun?". "Ya başkanım" dedim, "Şimdi hesap numaramız yok yani hangi MASAK, hangi 15 sayfa? Ben de şaşırdım." Sonrasında o soru yok oldu. Yani ben hesap numarası kullanmıyorum sayın başkanım. Birkaç kere para göndermişimdir aileme, borçlu olduğum kişilere bu kadardır yani. Kredi kartı kullanmayı daha bir sene öncesine kadar kredi kartım yoktu.

İş İnsanı

Baz kayıtlarıyla ilgili başkanım, özellikle gelen bir soru vardı. İddianameler, şey ifadelerde göremedim sanki ya da atladım. Ekrem Bey'le 15 kere başkanla toplantı yapmışız, 10 mu 15 mi o sayılarda. Ekrem Bey'le en yakın temasımız kampüs nezaretinde burada kurulmuş. Ekrem Bey'le dışarıda başkanım bilmiyorum, ben hatırlamıyorum ama ben de hatırlamıyorum yani. Ben yine kendisini hatırlıyorum başkanım olduğu için ama yani hiçbir görüşmem yok, onu izah ettim. Cumhuriyet Halk Partisi'nin mitinglerinde, kongrelerinde, kurultaylarında, belediye ile ilgili yapılan açılışlarda baz vermiş olmam çok normal, gayet normal yani. 15 olması da yani bana az geldi başkanım yani, onu da söyleyeyim. Başka baz kayıtlarıyla ilgili, 3K şirketinin bulunduğu ofisten dolayı 'le verdiğimiz bazlar var. Bunların hepsi 'in çalıştığı yer ile benim çalıştığım 3K şirketinin toplamıdır başkanım. Yani toplasanız araları birbirine 300-500 metre yoktur yani, 1 km diyeyim abartayım yani. Buralarda da baz vermemiz çok normaldir başkanım.

İş İnsanı

Hakkımda isnat edilen 4 eylem suçlaması; 117, 118, 70 ve 72 numaralı eylemlerdir başkanım. Bu eylemlerle ilgili savunmayı çok düşündüm, nasıl yapacağımı gerçekten bilmiyorum. Yani o kadar büyük bir gürültü koparıldı ki hakkımda, savcılıkta bu eylemler hariç sorulmayan soru kalmadı bana. Arkadaşlıklarımın getirdiği, hayatın içindeki yaşantımla ilgili sorular, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayı yani onlarca soru başkanım. Ben dedim ya sizlere, bunların çoğu yazılmamış; yani madem dost sohbeti gibi yapıyormuşuz, avukat istememişim. İddia makamının istediği şeyler yazılmış ve ben şimdi bunları söylediğim için yarın yine başka bir şey için çağrılabilir miyim, çağrılamaz mıyım onu da bilmiyorum. Yani bu riski düşünüyorum ama yine de söylemek zorundayım diyorum. Yani dediğim gibi bu koparılan gürültü bir hiçlik; "hiç mi yok, hiç mi görüşmedi?". Yani en sonunda şöyle bir şey dedim kendime: "Yani gürültüyü sessizlikle, hiçe de hiçlikle anlatayım size başkanım." Başka nasıl anlatayım bilmiyorum.

İş İnsanı

118 numaralı eylemde rüşvet vermekle suçlanmışım. 118 numaralı eylemde 2006 Reklam Şirketi... Bu reklam şirketi ile ilgili tek bir soru yok Sayın Başkanım. Bu reklam şirketini savcılığın bilip bilmediğini bilmiyorum, kendi geçmişimi anlattığımda söylediğim şirketlerden biri olarak kendim söyledim ifademde. Bu şirket 2015-2016 yılları gibi, bir Bursalı yani Bursa'da doğmuş büyümüş, o semti iyi bilen biri olarak, elektrik direkleri reklam ihalesini almıştı. Şirketin sahibi Levent Derella. Sonrasında öğreniyorum, iddianamede olunca annesinin üzerineymiş kuruluşu, Fatma Nermin Derella. Ama şirketin sahibi, fiiliyatta tek yetkilisi Levent'ti. Levent Derella de arkadaşım, matbaa kökenlidir kendisi de. Aldığı bu ihaleden sonra -Bursa elektrik direklerinin reklam hakları ihalesi; Bursa, Balıkesir, Yalova bir de Çanakkale- Bursa, Balıkesir ve Yalova illeriyle ilgili saha operasyonlarını yöneteceğimle ilgili kendisiyle oturup konuştuk. Kardeşim de Bursa'da yaşıyor. Bu elektrik direkleri reklam aparatlarının üretimini biz yaptık Bursa'da. Açık havada sivrilmeye başlayan bazı kişiler tarafından tanınmamın sebebi de budur aslında; o üretimi yapmak, artı saha operasyonlarını yapmak. Bunun haricinde ben bu firmanın ortağıyım, yetkilisiyim gibi bir durum yok.

İş İnsanı

Levent Derella'nın İBB'den aldığı işler vardı. Ben 2006 adına 2019... Bu arada 2019-2020 başlarında ayrıldım ben bu şirketten başkanım, bahsettiğim 3K şirketinin kuruluşu için.

İş İnsanı

2006 Reklam Şirketi'nin İBB ile ilgili işlerinde ben yokum Sayın Başkanım. Üretiminde varım, panosunda varım, imalatlarda varım, saha operasyonlarında varım ve kendisinin tanık olması için... Ayrıca şu da bir komedi gibi geldi bana Sayın Başkanım: Tevdi raporunda ismim "yetkilisi" diye geçiyor yanılmıyorsam. Şirketin sahibinin hiçbir ifadesi alınmamış. Ve rüşvet veren bu şirket de başkanım, yani şu an ortada yok. Levent 2020'li yıllar mı 2019 sonları gibi mi ne, battı; iflas etmiş bir şirket şu an. Kendisinin tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum. Ben kendisine ulaştım avukatlarım aracılığıyla. İşi hatırladığını, bahsedilen 118 numaralı eylemdeki durumları sorduklarında anlatacağını söyledi. Sizlere bunu bir bilgi olarak sunayım.

İş İnsanı

Başkanım, ayrıca iddianameyi incelerken dikkatimi çekti benim; 118 numaralı eylemde suçlanan benim, dolayısıyla firma 2006. 2006 Reklam'ın sahibinin hiçbir şekilde ifadesine, bilgisine başvurulmamış. Alt açılımlarına baktığımda ifadelere bakıyorum; 118 numaralı eylemle ilgili benim ifadem yok. 3K'dan Cem Bey'in ifadesi var. Yani beni eylemlerde nereye koyacaklarını şaşırdılar mı diyeyim? Bilmiyorum, onu çok anlayamadım ben. 118 numaralı eylem suçlusu 2006, ; ortağı da değilim, yetkilisi de değilim ama ifade 3K şirketi Cem İstranca. Ben bunu çok anlayamadım. Onun için diyorum başkanım; akıl sağlığını koruyarak geldik, hamdolsun bundan sonra da koruruz inşallah diyorum.

İş İnsanı

Başkanım, hakkımda 70, 72 ve 117 numaralı eylemlerde 3K şirketi yetkilisi olarak görünüyorum. Bu eylemler…. Kamu kurumu ve kamu kurumunu ve kuruluş... Kamu kurumunu... zarara uğratmak, dolandırıcılık, kamu kurumu adına zararına dolandırıcılık istinadıyla... Yani bu üç eylemi beraber düşünerek konuşuyorum şimdi. Üç; 3K şirketinde yaptığım işleri sizlere anlattım. Tekrar et derseniz tekrar edeyim ya da geç derseniz geçeyim, geçeyim başkanım. Savcılık ifadelerimin hiçbirinde, hiçbir sorguda bana bunlar sorulmadı. Yani 70, 72... Yani bu eylemler sorulmadı. Ben 3K'yı nasıl kurduğumuzu, nasıl ayrıldığımızı bunları zaten anlattım sayın savcılarımıza.

İş İnsanı

Müsaade ederseniz Cem Bey'in verdiği bir ifadeyi okumak isterim başkanım, özetle. Aleyhimize olan söylemlerle ilgili suçlanıyoruz, çok şey. Ama lehimize olanların bir şekilde göremiyoruz sayın başkanım, onun da bilinmesini istiyorum. 27.05.2025 tarihli... Cem Bey'in verdiği ifade sayın başkanım. "Ben daha önce vermiş olduğum ifadelere ek olarak ifade vermek istiyorum." diyor. "Ben 3K Organizasyon Reklam Şirketini 2021 senesinde kurdum ve şu ana kadar bu şirketimde açık hava reklam alanında Büyükşehirler başta olmak üzere Türkiye'de bulunan birçok şehirde reklam uygulamaları yaptım. İBB'de açık hava reklam alanları ile ilgili olarak dört farklı birim bulunmaktadır."

İş İnsanı

Çok şeyinizi almayayım zamanınızı, kısaltarak söylüyorum.

İş İnsanı

"2021 yılında... 2021 yılında 20'den fazla reklam alanı tespitinde bulunup bu reklam alanlarına ilişkin kiralama yapmak istediğimden İBB Reklam Emlak Yönetimi Dairesi Başkanı 'e sunum yaptım. Sunum yapmış olduğum bu reklam alanlarının yedi tanesi tarafından şifahi olarak onaylandı. Bu yedi reklam alanından bir tanesi bir neden gösterilmeksizin iptal edildi. Geri kalan altı alanın beş tanesine reklam koyabilmem için bana ecrimisil bedeli ödemem suretiyle verileceği tarafından söylendi."

İş İnsanı

Sayın Başkanım, Medya A.Ş.’yle görüştüm, faturalar kesildi. Burada görüştüğüm kişi... Medya A.Ş. ’di. Ben hiçbir yerinde yokum bu ifadenin Başkanım. Sonrasında Cem Bey’in benimle ilgili başka bir ifadesi var. Bu ifade 19.06.2025 tarihinde iki arkadaşa tabiri caizse vahiy geliyor Başkanım. İkisi aynı anda benimle ilgili konuşuyorlar. Biri , birisi Cem Istranca. Yani bu kadar tesadüf olmaz diye düşünüyorum yani. Bu arkadaşlar beni unutmuşlar ama kullanışlı bir mahkum olarak görülmeye başlamışım demek ki. Anlam veremiyorum. Ben yeni yaratılmış bu 20 tane reklam alanının yaratılmasında, fotoğraflanmasında, bu işin sunum haline getirilmesinde varım Başkanım. Söylüyorum, açık net söylüyorum. Ben Kaan Sürmegözle ne bir ecrimisil ne işin ihale boyutu hiçbirini görüşmedim. Kendisi burada, öyle bir usul varsa dönüp sorayım Başkanım. İhale yetkilileri burada, beni gören varsa, gelip " girdi bu ihaleye" diyen varsa veya fatura kesmiş, yani kesilen hizmetler, alınan hizmetlerle ilgili ben yokum bu işlerin bir tarafında Başkanım. Yani bunu daha nasıl açık söyleyebilirim, bilmiyorum. Yani bizim kısa süren ortaklığımız zamanında da aslına bakarsanız tüm banka, işte resmi kurumlarla bütün yetki yine kendisindeydi. Ben Cem'in bir suç işlediği anlamına gelsin diye söylemiyorum bu söylediklerimi, doğru olanı söylüyorum. Ama söyledikleri sonrasında o 19.06'da benimle ilgili verdiği, Sait işte İnan Güven'in sayesinde iş aldık dediği, bunların hepsi maalesef yalan.

İş İnsanı

Evet Sayın Başkanım, bu üç eylemle ilgili de söyleyebileceğim başka bir şey yok. Ailem için, özellikle canım kızlarım ve tüm sevenlerim adına aslında onların tahliyesini istiyorum, çok çektiler çünkü bu süreçte. Yani bu kaçma şüphesi denen bir gerekçeyle tutuklu bulunuyoruz. Açık net söylüyorum Başkanım, ben vatan haini değilim, hiçbir yere kaçmam. Yani bunu gerekçe olarak görmüyorum. Dolayısıyla öncelikle tahliyemi istiyorum, sonrasında beraatimi talep ediyorum. Takdir yüce mahkemenizindir Sayın Başkanım.

İş İnsanı

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.