“Sayın başkan sayın heyet sayın savcım ifademe başlıyorum. Ben Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Uzmanlık alanım yöneticiliktir. Mezun olduktan sonra 1999 yılından itibaren değişik firmalarda yöneticilik yaptım. Bu anlamda 12 yıl Diler Holding’te 3 yıl da Turanlar Grup’ta yönetici olarak çalıştım. Diler Holding’te çalıştığım esnada Sayın ’nu bizden bazı alımlar yapması sebebiyle tanıdım. Yani benim kendisiyle tanışıklığım siyasete dahil edilmeden önce ticari sebeplerle oluştu. Bu ticari süreç ilişkisi içerisinde beni özelliklerim sebebiyle beğendiğini takdir ettiğini kendi inşaat firmasında yönetici olarak çalışmamı teklif etti. Ben o dönemde çalışmış olduğum firmadan memnun olduğum için bu teklife icabet etmedim.
Tuncay Yılmaz Savunması
2015 yılında çalışmış olduğum Turanlar Grup firmasının iş yeri evime uzaktı ve bazı memnuniyetsizliklerim vardı. Bu dönemde Ekrem Bey beni yeniden arayıp firmanın başına geçmem için davet etti. Bu süreçte benim çalıştığım firmayla İmamoğlu İnşaat arasında ticari alışveriş devam ediyordu. Zaten kafamda iş değiştirme düşüncesi vardı Ekrem Bey ile görüştüm. Bu görüşmede bana belediye başkanlığı görevi dolayısıyla şirketiyle yeterince ilgilenemediğini şirkette de amcası ve babasının bulunmasına rağmen bunların da bu işleri yürütemeyeceklerini firmada bana ya da benim gibi birine ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de kendi adıma teklifi kabul ederek koşullarla da anlaşarak 2016 yılının başında İmamoğlu İnşaat’ta genel müdür olarak işe başladım.
Bu hususları anlatmamın sebebi şudur ben İmamoğlu İnşaat’ta çalışmaya başladığımda Sayın Ekrem Bey 2 yıllık Beylikdüzü Belediye Başkanıydı. Ben özelliklerim itibarıyla belediyede de birçok pozisyonda yönetici olarak görev alabilirdim. Ancak Sayın ’nun benden beklediği ve istediği belediyedeki herhangi bir çalışma veya görevi sadece ve sadece İmamoğlu İnşaat’ın iyi ve doğru bir şekilde yönetilmesiydi. Öyle ki Ekrem Bey şirket işleriyle belediye faaliyetlerinin birbirine karıştırılmasını hiç istemezdi. Hatta ben işe başlamadan önce benimle konuşarak tek işimin İmamoğlu İnşaat olduğunu onun dışında belediyeyle veya oradaki kişilerle hiçbir işimin olmayacağını üstüne basa basa anlattı. Özetle ben İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürüyüm. Belediyeyle hiçbir zaman irtibatım veya iddianamede iddia edildiği gibi bir iltisakım bulunmamaktadır. Benim böyle bir kariyer planlamam olmamıştır. Belediyeyle ilgili hiçbir işe dahil olmadım. Ekrem Bey’le tek ilişkim işçi işveren ilişkisidir. Aldığım emirler de bu kapsamdadır örgütsel bir iş ilişkisi değildir.
Sayın başkan savunma planım şu şekildedir önce örgüt üyeliği iddiası ile ilgili savunmamı yapacağım sonra da hakkımdaki eylem istinatlarına tek tek cevap vereceğim. Ben İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütünün iddiasını reddediyorum. Böyle bir örgütün varlığını kabul etmiyorum. Bu durum bir kenara bırakılsa dahi kendimin bir suç örgütü üyesi olduğu iddiasını kabul etmiyorum. İddianamede benim doğrudan Sayın ’na bağlı vasıflı bir üye olduğum iddia edilmektedir. Yine iddianamenin genelinde örgütün Beylikdüzü Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bağlantılı olduğu iddia edilmektedir. Ancak iddianameyi hazırlayan sayın savcılar benim her iki belediyeyle de bir irtibatımı kuramadıklarından belediye çerçevesindeki örgüt yapılanmasına beni dahil edememişler doğrudan Sayın ’na bağlı bir üyelik uydurmuşlardır.
Esasen sayın savcılar da benim tek işimin İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürü olduğunu kabul etmişler ancak beni haksız yere tuttukları içinde böyle bir üyelik uydurmuşlardır. İddianamede benim örgüt hiyerarşisine dahil edemedikleri kişiler için benim gibi zaman zaman belediye görevlerine emir ya da talimatlar verdiğim iddiası ortaya atılmıştır. Ancak iddianamenin hiçbir yerinde benim hangi belediye çalışanına nasıl bir emir ya da talimat verdiğim somut olarak ortaya konulamamıştır. Tamamen uydurma ve iftiralara dayalı soyut isnatlarla 16 aydır haksız yere tutukluyum. Benim bu iddianamede yer almamın ve haksız tutulmamın tek sebebi İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürü olmamdır.
Ben biraz önce de belirttiğim üzere Sayın ’nun özel hassasiyeti sebebiyle belediyenin hiçbir işinde resmi ya da gayriresmi görev almadım. Hakkımdaki örgütsel faaliyet iddialarını şiddetle reddediyorum. İddianamede örgütün üyelerinin kamunun gücünü kullandıkları iddia edilmekle birlikte olup benim böyle bir gücüm görev yetkim olmadığı açıktır. Yani sayın savcılar hiçbir somutlaştırma yapmadan bana genel soyut cümlelerle örgüt üyeliği isnadında bulunmuşlardır. İddianamede benim inşaat firmaları sahipleriyle maddi menfaat görüşmeleri yaptığım iddia ediliyorsa da bunun da somut bir örneği bulunmamaktadır. Hakkımda yapılan eylem isnatlarına birazdan ayrıca cevap vereceğim. Ben sadece ve sadece yönettiğim İmamoğlu İnşaat ve SSB Gayrimenkul şirketlerinin ticari faaliyetlerini yürüttüm. Bu faaliyetler sırasında görüştüğüm kişilerin ayrıca belediyelerle de ilgili bir ticari faaliyeti olabilir. Ancak bu konu beni ilgilendirmediği gibi ben o kişilerin belediyeyle olan ticari faaliyetlerinde de hiçbir zaman yer almadım görüşme de yapmadım. Kaldı ki iddianamede adı geçen pek çok kişiyi ben inşaat sektörü dolayısıyla eskiden beri tanırım.
Aynen Sayın ’nda olduğu gibi. İmamoğlu İnşaat’ın genel müdürü olmadan önce de bu insanlarla ticari alışverişim olmuştur. Örneğin , , , gibi iddianamede sanık olan kişilerle hem çalışmış olduğum firmaların ticari faaliyetleri sebebiyle hem de hemşehrilik gibi bireysel sebeplerle tanışır ve görüşürüm. O yüzden bana ifademde sorulan veyahut da iddianamede çok özel bir biriymiş gibi bu insanlarla baz kaydımın ve HTS’min bulunduğunun yazılması en basit ifadeyle abesle iştigaldir. Ben iddianamede adı geçen bu kişilerle belediyenin hiçbir işi için görüşmedim konuşmadım veyahut da belediyeyle ilgili bir karar alma mekanizmasında bulunmadım. Buna Sayın da dahildir. Gerek Beylikdüzü Belediyesi gerekse İBB döneminde kendisiyle olan görüşmelerimin tek konusu İmamoğlu İnşaat ve SSB Gayrimenkul şirketlerinin ticari faaliyetleridir.
Kendisi firmaya gelecek zamanı bulamadığından bir şey sormam gerektiğinde ya ben kendisinden randevu talep ediyordum ya da o kendisi bana özel kalem vasıtasıyla aratıp randevu veriyordu. Çok yoğun olduğu için doğal olarak benim onun programlarına ayak uydurmam gerekiyordu. Görüşmelerin pek çoğu toplantı öncesi Ekrem Bey'in gittiği yerlerde veya toplantı öncesi ayaküstü görüşme şeklinde oluyordu. Örneğin; iddianamede uzun uzadıya 6 Mart 2025 günü Le Meridien Otel'e girişimi esnasındaki fotoğraflarım anlatılmaktadır. Bu işin esası şudur: Şirketle ilgili birkaç hususu Ekrem Bey'e iletmem gerekiyordu. Bu sebeple özel kaleminden randevu talep ettim. Özel kalem de bana akşam saatlerinde Le Meridien Otel'de randevu verdi. Ben de randevu verilen saatte otele gittim. Ekrem Bey'le bir 15 dakika görüşüp sonrasında da otelden ayrıldım. Hiçbir toplantıya da katılmadım. Benim için Le Meridien Otel'in hikayesi budur.
7 Mart 2025 günü öğleye doğru şahsi hesaplarıma ve tapu kayıtlarıma bloke geldiğini, işlem yapamayacağımı öğrendim. Avukatım olan ile görüşüp ona mobil bankacılık hesabımı gösterdim. Kendisi sadece dosya numarası olduğunu, başka bir bilginin olmadığını söyledi. Sonrasında avukatımla birlikte İmamoğlu İnşaat'ın da vekilliğini yapan YTB Hukuk Bürosu'nda Avukat Yenal beyle görüşmeye gittik. İddianamede sanki bu süreçler başlamadan önce yapılmış, çok gizli veya özel bir toplantıymış gibi yansıtılan toplantı bu toplantıdır. Ben buraya ise sadece hukuki bilgi almak için gittim. Biz gittiğimizde ve de oradaydı. Onların da avukatlıklarını aynı hukuk bürosu yapmaktadır. Yani biz bu kişilerle özellikle bir araya gelmedik. Herkesin orada bulunma sebebi, kendi şahsi hesaplarına bloke konulmasıydı. Toplantıda avukatlarımız şu anda bir bilgiye sahip olmadıklarını, ancak adliyeye gidip dosyaya bakmaları gerektiğini söylediler. Ben ve avukatım toplantıdan ayrıldık. İddianamede çok özel ve gizli olduğu iddia edilen toplantının bütün özeti de budur.
Her ne kadar iddianamede doğrudan bu konuyla adım geçmese de örgütün varlığı ve örgüt üyeliğiyle ilgili bir açıklamada CHP Kurultayı'na yer verilmiştir. Orada bazı kişilerin fotoğraflarına yer verilerek bunların belediyede görevli olmalarına rağmen kurultaya katılmaları örgüt üyeliğinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ancak o kurultayda hiçbir şekilde yer almadığım gibi o tarihlerde Ankara'da dahi bulunmadım. Hiçbir kurultay delegesiyle de irtibatım olmadı. Bu da göstermektedir ki benim örgüt üyeliğimin iddiası boş ve dayanaksızdır. Şayet ben bir örgütün üyesi olsaydım iddianamede örgütün en önemli icraatı kabul edilen kurultaya katılmamam söz konusu olabilir miydi? Yani Ekrem Bey iddiaya göre partiyi ele geçirmek ve Cumhurbaşkanı olmak için harekete geçiyor, ancak onun vasıflı üyesi onun yanında yer almıyor ve yalnız bırakıyor. Siz sayın heyete sormak istiyorum, böyle bir davranış iddialar dikkate alındığında hayatın olağan akışına uygun mudur? Sadece bu örnek dahi göstermektedir ki ben ne belediyenin ne de CHP'nin işlerine dahil oldum. Sayın da bana şirketinde çalışmaya başlarken söylediği gibi bu konudaki hassasiyetini sürdürdü ve beni hiçbir zaman belediyenin ve CHP'nin işlerine dahil etmedi.
Benim örgüt üyeliğime örnek gösterilen son bir husus da İstanbul CHP İl Binasının satın alınması olayıdır. İddianamede bazı yerlerde her ne kadar benim bu binanın alınması için görüşmeler ve pazarlıklar yaptığım iddiası mevcutsa da binanın satışını yapan Ali Rıza Baraka'nın avukatı Gökhan Taşkapan'ın iddianamenin 43 ve 44. sayfasında yer alan beyanında, açıkça binanın alınması için CHP'li yetkililer Canan Kaftancıoğlu ve Özgür Nas ile yapıldığı açıklanmaktadır. Ben o binanın alınması konusunda görüşme ve pazarlıklarda hiçbir şekilde yer almadım. Benim orada paralar sayılırken fotoğrafım mevcuttur. Bu olayın aslı da şöyledir:
İddianameden okuduğum kadarıyla Avukat Gökhan Taşkapan'ın beyanlarında binanın satın alınması için CHP'li yetkililerle görüşmelerin yapıldığı ve sahibinin paranın bir kısmını elden almak istediği anlatılmaktadır. Bu konuyla ilgili ayrıca bir soruşturma da yürütülmektedir. Olayın buraya kadar olan kısmıyla hiçbir ilgi ve irtibatım bulunmamaktadır. O dosyada verdiğim beyanlarda ayrıntılı olarak açıkladığım üzere benim olaya dahil olmam şu şekilde olmuştur: O kamera kayıtlarının olduğu gün, yani satışın olduğu gün beni aradı. CHP için il binası satın alındığını, sahibinin paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Bu paranın bir kısmını- kısmı da kendi yanında olduğunu, bu parayı oraya götürmek konusunda kendisine yardımcı olup olamayacağımı sordu. Ben de yukarıda belirttiğim üzere 'i inşaat sektörü dolayısıyla eskiden beri tanırım. Kendisiyle sosyal hayatta da görüşür, vakit geçiririz. Bu talebinin de beni kendisine bu anlamda yakın görmesinden dolayı olduğunu düşünüyorum. O gün ben de paraların götürüleceği yere yakın bir yerde görüşmem vardı. Bu sebeple kendisine yardımcı olabileceğimi ancak kendi arabamla gitmem gerektiğini söyledim. Onun üzerine bana bir çanta verdi, telefonuyla da paranın götürüleceği yerin konumunu gönderdi. Ben de çantayı o adrese götürdüm. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi budur. Paranın sayılması sırasında kısa bir süre orada kalıp sonra kendi işlerimi halletmek için oradan ayrıldım.
Bunun dışında ben o binanın alım sürecinde hiçbir şekilde yer almadığım gibi ödenen paranın kaynağı konusunda da hiçbir bilgiye sahip değilim. Dolayısıyla bu örnek de benim bir örgüt üyesi olduğum iddiasını destekleyecek örnek değildir. Bütün açıklamalarım çerçevesinde benim İmamoğlu İnşaat ve SSB Gayrimenkul şirketinin Genel Müdürü olmam dışında Sayın ile belediyeyle, partiyle hiçbir ilgi ve irtibatım bulunmamaktadır. Verilen örnekler tamamen temelsiz, iddiayı ispattan yoksundur. Örgüt üyeliği suçlamasından beraatimi, tutukluluğumun en temel gerekçesi bu iddia olduğu için tahliyemi talep ederim.
Sayın Başkan, şimdi örgüt üyeliği iddiası yanında tarafıma isnat edilen eylemlere cevap vermek istiyorum.
İddianame Eylem 3 olarak anılan isimli şahsın Beylikdüzü'nde yapmış olduğu Kameroğlu Metrohome projesinin ruhsatını almak için bir başka projesi olan Pelikanis isimli projeden 1 adet villanın rüşvet olarak verildiği iddiasıdır. Bu eylemle ilgili olarak 'nun 15.04.2025 tarihli vermiş olduğu beyanları kesinlikle kabul etmiyorum. Kendisi ilk gözaltına alındığında vermiş olduğu beyanlar gerçek olup süreci doğru bir şekilde aktarmaktadır. Ancak anlamadığım bir şekilde etkin pişmanlık ifadesi kapsamında şahsıma ve Ekrem Bey'e iftira atmak suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmaktadır. Doğrudur, biz kendisinin yapmış olduğu projeden SSB Gayrimenkul adına bir villa satın aldık. Ancak olayın aslı şöyle gerçekleşmiştir. Ekrem Bey, Kameroğlu'nun yapmış olduğu Pelikanis isimli projeyi görmüş beğenmiş, buradan bir villa alınması için görüşme yapmamı istemiştir.
Esasen SSB firması İmamoğlu İnşaat'tan farklı olarak yapılmış iş yeri ve konutları yatırım amacıyla alıp sattığımız firmadır. Bu çerçevede ile gerekli görüşme ve pazarlıkları yaptım. Bu villanın 1.500.000 TL karşılığında satın alınması için anlaşmaya vardık. Haziran 2017'de de satış sözleşmesi imzaladık. Bu ödeme şekli olarak 15 eşit taksitle senet düzenleyip kendisine teslim ettim. Bu satın alma sürecini Ekrem Bey'e ilettim o da onayladı. Senetlerin 12 tanesi banka havalesiyle Kameroğlu hesabına ödendi. Piyasa kötü olduğu için senetleri düzenli ödeyemedik. 30 Mayıs 2019'da da tapuyu devraldık. Kalan 3 senet için Adem Bey'in talebi üzerine 10.10.2019 vadeli 300.000 TL'lik çek tanzim edilip kendisine teslim ettik. Borcumuzu bu şekilde bitirdik. Bu villa tamamen gerçek bir ticari ilişkiyle satın alınmış olup kesinlikle ve kesinlikle 'nun belediyeyle olan herhangi bir işi karşılığında alınmış bir villa değildir.
'nun iddiasına göre biz kendisine bu paraları ödemişiz ancak sonrasında kendisinden elden geri almışız. Zaten bu iddia kendi içerisinde mantıksız ve çelişkilidir. Bir kimse rüşvet veya başka bir haksız menfaat elde etmek istese niçin bu kadar uzun sürece yayılacak bir mizansene girişsin. Eğer öyle bir şey olsaydı ödemelerimiz de gecikmeyecekti. Diğer taraftan madem böyle bir oyun oynanacaktı, bunu tek seferde yapamaz mıydık? Yine kalan 3 taksitin bütünü için çek vermemizin mantığı neydi? Biz taksitler halinde borcumuzu öderken Adem Bey toplu paraya ihtiyacı olduğunu ve kalan 3 taksitin bütünü için bir çek vermemizi söyledi. Bu çeki de ticaretinde kullanacağını söyledi. Üstelik bu çekin ödeme tarihi de verildiği tarihten 4 ay sonrasına ilişkindir. Bu çeki kendi ödeme takvimimize göre verdik. Eğer iddialar doğru olsa böyle uzun uzadıya işlere girilir miydi?
Bir de avukatlarımdan öğrendiğime göre Metrohome projesinin ruhsat tarihi de 18.11.2016 tarihidir. Bu ruhsat için 08.08.2016'da belediyeye başvuru yapılmış, 15.11.2016 tarihinde de ruhsat harcı belediyeye yatırılmış. Ruhsat harcının yatırılmasından 3 gün sonra da ruhsatını almıştır. 'nun iddiasına göre ruhsatı alıyor, rüşveti ise sonra veriyor. Oysa ki işin aslı ruhsatını almış, inşaatına başlamış, ruhsattan 8 ay sonra biz kendisiyle satış sözleşmesi imzalamışız. 2 yıl boyunca da villanın taksitlerini ödemişiz. Sizce bu iddialar hayatın olağan akışına uygun mudur? Bu çelişkili ve komik iddia sadece iftiradır. Tarafımızca kabulü mümkün değildir.
Burada unuttuğum bir hususu da belirtmek isterim. Bu rüşvet iddiasına bir dayanak olarak da ile aynı gün aynı adreste baz verdiğimiz gösterilmektedir. İmamoğlu İnşaat ve Kameroğlu İnşaat aynı bölgede faaliyet göstermektedir. Zaten bu sebeple de ortak baz vermemiz çok normaldir. Hatırladığım kadarıyla ödemeleri yaptıktan sonra da senetleri satış ofisinden aldım. Orada da baz vermiş olabilirim. Şayet bu baz bilgisi bizim ile para alışverişimize bir dayanak yapılmak isteniyorsa bu da mantıken ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira sayabildiğim kadarıyla 30-40 gün ortak baz vermişiz. Ama bizim kendisine verdiğimiz ve ödediğimiz 12 adet senet ve bir çek mevcuttur. Yani demek ki bu baz bilgilerinden bir yerlere ulaşmak mümkün değildir. İddianamede incelediğim kadarıyla senetlerin ödeme tarihleriyle baz tarihleri de uyuşmamaktadır.
İddianameden gördüğüm kadarıyla bu villa için bir mobilya satın almış, dosyaya da bir fatura sunmuş. Bunu da rüşvet olarak verdiğini iddia etmiştir. Bu iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Biz villayı satış sözleşmesi ve teknik şartnameye uygun şekilde teslim aldık. Kaldı ki fatura Kameroğlu adına kesilmiş, bizim bu mobilyaları teslim aldığımıza dair faturada herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Bu şekilde tamamen iftiraya dayalı bu rüşvet iddiasından da beraatimi talep ediyorum.
Eylem 4: Metrohome projesinin iskanını alabilmek için bu sefer 4 adet daireyi benim aracılığım ile 'ına verdiğini iddia etmiştir. Ben ile arasındaki ticareti bilmem. Böyle bir alışverişte hiçbir şekilde yer almadığım gibi aracılık da yapmadım. İddianameden okuduğum kadarıyla bu 4 daireyi almak için 2017'de satış sözleşmesini yaptığını beyan etmiştir. Oysaki o tarihlerde benim ile tanışıklığım dahi yoktur. Ben kendisini 2019 yılında Ekrem Bey'in yönlendirmesiyle tanıdım. Beni Necati Bey'e yönlendirmesinin sebebi kendisinin inşaat projeleri satışı konusundaki tecrübesinden kaynaklıdır.
Necati Bey'le bir toplantı yaptık İmamoğlu İnşaat'ın stoğundaki gayrimenkulleri reklam kampanyası yaparak satabilir miyiz diye. Stokların azlığı nedeniyle bu kampanyanın doğru olmayacağını söyledi ve bu toplantıyı bu şekilde bitirdik. Bunun öncesinde benim Necati Bey'le herhangi bir tanışıklığım söz konusu değildir. Bu projenin iskanı da 2023 Mayıs ayında alınmıştır. Oysaki iddiaya göre rüşvet, ruhsatı iskanın alınmasından tam 6 yıl önce verilmiştir. Sizce bu iddialar hayatın olağan akışına uygun mudur? Bu olayda 'nun dışında dinlenen kişiler de benim adımı zikretmemektedir. Dolayısıyla bu iddia sadece 'nun kendisini kurtarmak amacıyla uydurduğu iftira niteliğindedir. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum.
Eylem 7: Bu eylemde tarafıma yöneltilen iddialar tamamen asılsız ve gerçek dışıdır. Benim iddia edildiği gibi Asak AŞ kiralama firmasıyla hiçbir irtibatım, ilgim bulunmamaktadır. Şahsım olarak ben ve yönettiğim İmamoğlu İnşaat firmasının iddiaya konu Meydan Yaşam projesiyle hiçbir ilişkisi olmamıştır. Ancak inşaat bittikten sonra bu projeden Batı İstanbul Kültür Vakfı adına bir dükkan kiraladım. Vakfın amacı bir kitap kafe açarak bölgedeki yoksul aile çocuklarının sosyalleşmesini sağlamak ve okuma alışkanlıklarını geliştirmekti. Bu konuda resmi bir kira sözleşmesi de mevcuttur.
Bu projenin yapım hikayesi benim bildiğim kadarıyla şu şekildedir: Projenin yapıldığı arsa Çuhadaroğlu firmasına aittir. Bu firma, Beyazlar İnşaat firmasıyla kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmış, 'in sahibi olduğu firma da Asoy firması da projenin taşeronluğunu üstlenmiştir. Benim bu süreçten haberdar olma sebebim, Beyazlar İnşaat firmasının bizim zaman zaman iş ortaklığı yapmış olduğumuz firma olması, Asoy İnşaat'ın da İmamoğlu'nun birçok projesinde taşeronluk yapmış olmasıdır. Dolayısıyla benim bu kişilerle çoğu zaman bir görüşmem ve irtibatım olmuştur. İddianamede yer alan bazı HTS bilgileri doğru olabilir ancak sadece ve sadece müdürlüğünü yaptığım firmalardan dolayı yapmış olduğum görüşmelerimdir. Diğer taraftan ben bir inşaat firmasının yöneticisiyim. Bölgemizde yapılan inşaat projelerinden haberdar olup onlarla ilgili gelişmeleri de takip ederim. Gerek Beyazlar İnşaat gerekse Asoy İnşaat firmasının sahipleriyle olan tanışıklığım dolayısıyla zaman zaman aralarında uyuşmazlıklar çıktığından haberim oluyordu. Ancak bu süreç ve bu uyuşmazlıkların şahsım ve yönetmiş olduğum İmamoğlu İnşaat firmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. 'in mahkememizin huzurunda verdiği ifadede Asak firmasının sahibi olduğunu, inşaatın yapım finansmanını da projedeki hak edişlerini satarak karşıladığını beyan etmiştir. Kendisi kaynağını net bir şekilde açıklamaktadır. Bu sebeple hakkımda suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama iddiasını reddediyorum, beraatimi talep ediyorum.
Eylem 33: Tarafıma isnat edilen 33. eylem CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının alınması ile ilgili olup bu konudaki giriş bölümünde ayrıntılı olarak açıklama yapmıştım. Benim CHP il binasını satın alma sürecine hiçbir dahilim olmamıştır. Paraların kim tarafından sağlandığı konusunda da hiçbir bilgim yoktur. Anlattığım üzere ben sadece 'in yardım istemesi üzerine ve zaten o tarafa gidecek olmam sebebiyle bana verdiği bir çanta içerisindeki parayı bana verdiği adrese götürdüm. Kısa süre orada kalıp sonra kendi işlerimi halletmek için ayrıldım. Ödenen paraların nereden nasıl elde edildiği konusunda hiçbir bilgim olmadığı gibi hukuka aykırı bir eylemde de bulunmamaktayım. Bu sebeple bu eylemden dolayı da beraatimi talep ediyorum.
Eylem 34: Ekrem Bey bana Bodrum'da üzerinde bir ev bulunan arsa ilanını verdi. Burayla ilgilenmemi, araştırma yapmamı istedi. Ben de yerin emlakçısını aradım, detaylı bilgi aldım. Sonrasında Bodrum'da ikamet eden, gayrimenkul ve inşaat işi yapan dostumuz 'ı aradım. Kendisinden yeri gidip görmesini, yatırıma uygun olup olmadığını sordum. Kendisi de sağ olsun gitti, gördü. Yanında golf sahası olduğunu, ana yola yakın olduğunu, yatırımlık iyi bir yer olacağını söyledi. Sonrasında emlakçıyla pazarlık yaptı. Emlakçı söz konusu arsanın bir şirketin üzerine kayıtlı olduğunu, bu şirketin havuzunun da tek bu arsa olduğunu, eğer istersek şirketle birlikte satın alabileceğimizi söyledi. Bunun üzerine şirketin mali tablolarını istedik ve inceledik. Alıma mani bir durum olmayınca şirketle birlikte alınabileceği kanaatine vardık. Ancak şirketin sahibi paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Yeri çok beğendiğimiz için satıcının bu teklifini kabul ettik. Sonrasında Ekrem Bey'den onay alıp satın alma işlemlerini gerçekleştirmek üzere Bodrum’a gittim. Paranın bir kısmını, şahsın muhasebecisi ofisinde elden kendisine teslim ettik. Bir kısmını da banka havalesi yoluyla şahsın hesabına havale yaptık. Böylelikle satın alma işlemini gerçekleştirdik. Nitekim soruşturma evresinde dinlenen tanık beyanları da benim bu anlatımımı doğrulamaktadır.
Bu konuda söyleyeceğim şey zaten satıcı tarafından beyanlarda belirttiği üzere SSB firması adına yapmış olduğumuz gerçek bir satın alma işlemidir. Paranın bir kısmının elden veriliyor olmasının tek sebebi satıcının bu yöndeki talebidir. Mahkemenizce de malumdur ki şirketlerde hisse pay devri harca tabi değildir. Bu yüzden taşınmaz devirlerinde tapuda satış yerine şirket devralma alıcılar lehine daha avantajlı ve tercih edilen bir yoldur. Bununla birlikte ödenen paranın belediyeye veya şirketimiz dışında herhangi bir kimseyle bir ilgisi de yoktur. Ödenen paranın kaynağı bellidir. Yönettiğim firmalar aile şirketleri olup firma ortakları, aile bireyleri zaman zaman alım satımlarda bu birikimlerini kullandırtmışlardır. Bu alım işleminde 500.000 Euro karşılığı TL şirket hesabından ödenmiştir. Kalan 1 milyon Euro civarı ise bu birikimlerden karşılanmıştır. Kaynağı olmayan bir para benim elimde de değildir. Bu sebeple bu alım satıma ilişkin suç gelirlerinden elde edilen mal varlığı değerlerini aklama iddiasını reddediyorum, beraatimi talep ediyorum.
Eylem 35: Bu eylemde İmamoğlu İnşaat firmasının taşeronu olan MB Turkuaz firmasının ortağı ile şirket çalışanımız 'nun yapmış olduğumuz projeden daire alma işlemlerinin suç gelirlerinin aklanması suçunu oluşturduğu iddia edilmektedir. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. , Sarıyer'de yapmış olduğumuz bir projede şantiye şefi olarak görev alacaktı. Bu sebeple de kanunen şirket bünyesinde SGK'lı olarak istihdam edilmesi gerekiyordu. Biz de kendisini hizmet alım sözleşmesiyle bu süreç için SGK'lı istihdam ettik. Kendisi bir taşeron olması sebebiyle sadece işçi SGK'lı olmasından kaynaklanan işçi ücreti değil, aynı zamanda taşeron olarak sunmuş olduğu hizmetlerin karşılığı olan hak edişleri de almıştır. Her ne kadar benimle veya yönetim şirketiyle bir ilgisi olmasa da iddia edilenin aksine bir ev ve bir arabadan çok daha fazlasını satın alabilecek ekonomik güce sahip olduğunu biliyorum.
da İmamoğlu İnşaat'ın 15 yıllık çalışanıdır. Kendisi ikamet etmek için yapmış olduğumuz projeden bir daire satın almak istemiştir. Ekrem Bey şirket çalışanlarının yaptığımız projelerden daire alma işlemlerini her zaman desteklemiştir. Burcu'nun daire almak istediğini söyleyince kendisine gerekli indirimlerin ve ödeme kolaylığının sağlanmasını talep ettik. Biz de kendisine gerekli indirimleri ve ödeme kolaylığını sağladık. Peyderpey ödeyerek borcunu kapatmıştır. Her iki şüphelinin de bu satın alma işlemlerini hangi kaynakla, nasıl gerçekleştirdiklerini iddianameden okudum. Benim anlamadığım konu bizim satışını yapmış olduğumuz bu iki kişinin bu paraları nasıl elde ettiklerine ilişkin bir sorudan hareketle benim cezalandırılmam istenmesidir. Biz satış yaparken insanlara parayı nereden buldun gibi sorular soramayız. Tek söyleyebileceğim her iki satışın da gerçek olduğu, ödemelerin bu kişiler tarafından şirketimize yapılmış olduğudur. Ayrıca bu kişilerin ikametgahları da satın almış oldukları bu dairelerde bulunmaktadır. Bu durum resmi kayıtlardan da sorgulanabilir. Bu eylemden dolayı da beraatimi talep ediyorum.
Eylem 36: Bu eylemde çalışmış olduğum firmanın yapmış olduğu İnbari Prime projesinden bir villa satın almak istediğimi Sayın Ekrem Bey'e ilettim. Kendisi de maliyetine satın alabileceğimi söylemesi üzerine iddiaya konu villayı satın aldım. Villanın satın alma bedeli 21.330.000 TL'dir. İki gayrimenkulü satarak ödedim. Eşimin hesabındaki 2.600.000 TL vardı. Kendi hesabımda da 1.023.000 TL, bunları da aktardım. Kalan 4.877.000 lira için de iddianamede adı geçen ve kayınpederim olan 'dan borç alarak ödemeyi tamamladım. Hatta tapu harcına param yetmediği için de resmi satışı yapamadım. Özetle tamamen kendi öz kaynaklarımla yaşamak için satın almış olduğum bir villadır. İddia edildiği gibi kaynağı belli olmayan bir para söz konusu olmayıp bütün birikimlerime yapmış olduğum bir satın alma söz konusudur. Burada suçtan kaynaklanmış bir gelir de yoktur.
İddianamede aynı projeden satılan villaların satış fiyatlarının farklılıklarına değinilmiştir. Bu farklılıklar doğrudur çünkü bazı villalar 270 metrekaredir, bazı villalar da 360 metrekaredir. Üstelik her villanın şerefiyesi de farklıdır. Doğal olarak satış fiyatları da farklı olmuştur. Bu başlık altında anlatılan ve 'in firmamızdan daire ve villa almalarının hikayesi şöyledir: anne babasının oturduğu evinin depreme dayanıklı olmaması sebebiyle hem de yatırımlık bir daire arayışı içerisindeydi. Bu sebeple yapmış olduğumuz projeden parasını ödemek suretiyle bir daire satın almıştır. de bizim elektrik işlerimizi yapan taşeron firmasının sahibidir. Kendisinin firmamızdan yapmış olduğu işler karşılığında alacağı mevcuttu. Satın almış olduğu daire ve villanın ödemesinin bir kısmını alacağına mahsup ettik, bir kısmını da banka havalesi yoluyla şirketimize yapmıştır. Görüldüğü üzere her iki şahsa yapılan satış işlemleri gerçek satış işlemleridir.
'in bizden olan alacağı dışında kalan ve bize ödeme yaptığı parayı, 'ın bize ödeme yaptığı parayı nasıl elde ettiklerine ilişkin bir bilgiye sahip olamayacağım gibi böyle bir sorgulama yapmam da mümkün değildir. Ancak iddianameden okuduğum kadarıyla her iki şahıs da yaptıkları ödemelerin kaynaklarını açıklamaktadırlar. Kendi satın aldığım villanın ödemesini nasıl yaptığımı anlattım. Bu para kaynağı açıkça belli bir paradır. Önemli bir kısmı şahsi param, küçük bir kısmı da borç aldığım paradır. Kaynağı belirsiz bir para olmadığı gibi suçtan elde edilen bir gelir niteliğinde de değildir. Bu sebeple kendi satın alma işlemimde suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama suçundan söz edilemez. ve 'in yaptığı ödemelerin kaynağını bilebilmem de mümkün değildir. Her ne kadar onların beyanlarında bu hususu ayrıntılı olarak açıkladıklarını görmüşsem de bu konu benim sorumluluğumda olan bir husus değildir. Bu sebeple onların satın alma işlemlerinden dolayı da benim şahıs olarak suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunu işlediğimden söz edilemez. Açıkladığım sebeplerle 36. eylemden dolayı da beraatimi talep ederim.
Eylem 120: İddianamede bu eleme ilişkin açıklamaların girişinde uzunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerinin ihaleleri anlatılmakta, bu ihalelerde bazı suistimallerin olduğu iddia edilmektedir. İddianamenin genel kısmına ilişkin açıklamalarımda ayrıntılı olarak belirttiğim üzere benim belediye ve iştirakleri ile hiçbir ilgi ve irtibatım bulunmamaktadır. İddia edilen ihalelere hiçbir katkım olmamıştır. 120. eylemin benimle tek ilgisi Carsal Reklamcılık firmasının İmamoğlu'nun yapmış olduğu bir projeden villa satın almasıdır. ’ı hemşehrim olması sebebiyle eskiden beri tanırım. Yapmış olduğumuz projeyi görmüş, beğenmiş, sonra da yatırımlık bir villa satın almıştır. Karşılığını da ödemiştir. Ben inşaat firmasının yöneticisi olarak yukarıda belirttiğim gibi bizden gayrimenkul satın alan kişilerin gelirlerini sorgulayamam. Diğer eylemlerde de anlattığım gibi bu olayda da ben firmanın yapmış olduğu gayrimenkulü satmış olmakla suçlanmaktayım. Yukarıda da burada da şahsıma ve yönettiğim İmamoğlu İnşaat firmasına doğrudan bir suç işleyerek gelir elde etme istnadı yapılmamaktadır. Tamamen hukuka uygun gerçekleştirdiğimiz bir alışveriş suç olarak aktarılmaktadır. Hakkımdaki bu suçlamadan da beraatimi talep ederim.
Eylem 136. Sarıyer'de 2019 yılında İmamoğlu İnşaat adına satın almış olduğumuz tek parsel bir arsa vardı. Bu arsanın ön parselinde 3 adet villa bulunmaktadır. Bu villalardan ikisine sahip olan 2024 yılında beni arayarak bu villaları satmak istediğini, ilgilenip ilgilenmediğimizi sordu. Bunu bize söylemesinin sebebi arka parselin bize ait olduğunu bilmiş olmasından kaynaklıdır. 'nun bize anlattığına göre sahip olduğu villaların yanında kalan üçüncü villayı da satın almak istemiş, bunları yıkıp yerine iki tane ailesi için büyük villa yapmak istemiş ancak üçüncü villanın sahibi villasını satmayınca o da bu projesinden vazgeçmiş, mevcut villaların da küçük olması sebebiyle satılığa çıkarmış. Arka parselin bize ait olduğunu bildiği için de ilk olarak bize teklif ettiğini söylemiştir. 'nun bu villaları 4 milyon dolara mal ettiğini, Ekrem Bey'le görüşüp, Ekrem Bey pazarlık yapmamı istedi. bu iki villanın 4 milyon dolara mal olduğunu, bu paranın 2024'te karşılığı olan 135 milyon TL'ye satabileceğini söyledi. Yapmış olduğumuz araştırmalarda fiyatı makul bulduğumuz için satın almayı gerçekleştirdik. Bu satın alma işlemi için kendisine 5 milyon TL'lik 3 adet çek, Beylikdüzü İnvai Plus projesinden de 33 milyon değerinde bir villa verdik. Villaları devralırken villaların mülkiyetine sahip olan Güllüce Tarım A.Ş.'yi de devraldığımızdan kalan 87 milyon TL'yi de yıl içerisinde ödemeyi taahhüt ettik. Ancak ödemeyi gerçekleştiremeyince kendisini garantiye almak için bizden 2 adet daha villa talep etti. Kabul ettik ancak hazırda verebileceğimiz bir villa olmadığı için bu devir sürecinin daha da uzayacağını düşünmesi üzerine bir arabuluculuk teklifini sundu. Esasen o dönemde yapmış olduğumuz İnvai Plus projesinin kat irtifakını kuramadığımızdan bu villaları toprak sahibinden alamadık ve 'na devredemedik. Onun üzerine, onun teklifi üzerine arabuluculuk işlemlerini gerçekleştirdik. Yani iddianamede anlatıldığı gibi arabuluculuk sözleşmesiyle herhangi bir şeyi örtbas çabamız olmamıştır. Bu arabuluculuk sözleşmesiyle hem kalan borcumuz hem de karşılığında bizim vereceğimiz villalar ilam niteliğindeki resmi belgeye bağlanmış oldu.
Şunu da belirtmek isterim ki söz konusu villaları satın alırken villaların mülkiyetine sahip olan Güllüce Tarım A.Ş. ile birlikte satın almamızın sebebi vergisel mali külfetin az olması ve bizim için ekonomik olarak daha avantajlı olmasıdır. Yoksa iddia edildiği gibi taşınmazın mülkiyetine sahip olan şirketle birlikte satın almak herhangi bir şeyi gizleme çabasından değildir. Zaten Ticaret Sicil Gazetesi'nde de şirket bilgileri herkese açıktır. Herkes buradan ortakları görebiliyor.
Sonuç olarak bu projenin iskanı da tamamen hukuka uygun yapılmış bir ticaret bulunmaktadır. Ne suçtan elde edilen bir gelir, ne de suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama bulunmamaktadır. Bu suçlamadan da beraatimi talep ederim. Toparlayacak olursak bütün açıklamalarım göstermektedir ki, ben sadece ve sadece İmamoğlu İnşaat ve SSB Gayrimenkul şirketlerinin müdürlüğünü yapan ve işlerini tamamen hukuka uygun yürüten bir kişiyim. Benim Beylikdüzü Belediyesi ile ve İBB ile hiçbir ilgim, irtibatım bulunmamaktadır. Bunların yapmış olduğu hiçbir işleme dahilim olmamıştır.
Benim ile işçi işveren ilişkim bulunmakta olup, belediyenin herhangi bir işine ya da faaliyetine dahlim olmamıştır. Sırf 'na ait şirketlerin genel müdürü olmam sebebiyle yaklaşık 16 aydır haksız yere, dayanaksız, soyut, gerçek dışı iddialarla tutuklu durumdayım. Öncelikle bu haksızlığın giderilmesi ve tutukluluğumun kaldırılarak tahliyeme karar verilmesini, aksi kanaatte olunması durumunda adli kontrol tedbirlerine başvurmak suretiyle karar verilmesini, yapılacak yargılamanın sonunda da tarafıma yöneltilen bütün suçlamalardan beraatimi saygılarımla talep ederim.”
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.