Öncelikle iddianame, 10 Nisan 2026 tarihinde 6 CD olarak tarafıma tebliğ edildi. Mevcut şartlar çerçevesinde henüz incelememi tamamlayamadım. Ancak müdafilerim tarafından ulaştırılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak beyanlarımı size sunacağım. 19 Mart 2025 tarihinde sabah erken saatlerde evimde gözaltına alındım ve 23 Mart 2025 tarihinde de örgüte üye olma ve rüşvet verme suçlamalarıyla tutuklandım. İddianamenin açıklanması akabinde ise tutuklama gerekçelerinden olan rüşvet verme suçlamasının yöneltilmediği, bunun yerine örgüt üyeliği ve ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması suçlamalarının yöneltildiği anlaşılmıştır.
Ahmet Köksal Savunması
İddianamede tarafıma isnat edilen suçlamalara ilişkin icrai veya ihmali fiiller belirtilmediği gibi tarafıma atfedilen somut bir delil de bulunmamaktadır. Bugün karşınızda olma nedenim olarak düşündüğüm ve belirli bir süre için hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğum şirketlere ilişkin sürece kısaca değinmem gerekirse, dosyanız sanıklarından olan kuzenim uzun yıllardır tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olup, kendisi sadece tekstil sektörüne bağlı kalmamak ve farklı sektörlerde de yatırımlarda bulunmak istemekteydi. Kendisinin ana faaliyet konusu olan tekstil sektöründeki 35 yıllık aile şirketinin işleriyle pandemi sürecinde aktif olarak ilgilenmesi de gerektiğinden, kendisinin ricası üzerine 2 Temmuz 2020 tarihinde BVA Reklam şirketine hissedar ve yönetim kurulu üyesi oldum.
Yine ilerleyen süreçte, rahmetli Hüseyin Seçkin tarafından tek hissedarlı olarak kurulan Urban Medya A.Ş.'nin de %70 oranında hissesini, 2021 yılı Aralık ayında, yine kuzenimin ricası üzerine devraldım ve bu şirkette de hissedar ve yönetim kurulu üyesi oldum. Her iki şirketteki adıma görünen hisselerin gerçek sahibi 'dır. Yeri gelmişken ifade edeyim, her iki şirketin de kullandığı kredilerde, teminatlarda, kefaletlerin kuzenim tarafından verildiği açıkça görülebilmektedir. Yani herhangi bir şey gizleme saiki ile hareket edilmemiştir. Şirketlerde başlangıçta hissedar olarak benim görünme sebebim, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, kuzenimin belirli bir süre için tekstil sektöründeki aile şirketiyle yoğun olarak ilgilenmesi gerekliliği ve devralınan şirketlerin işlerinin ve işlemlerinin hukuken gereği gibi ifasını sağlamaktır. Ben 20 yıldır aktif olarak avukatlık yapmaktayım. Her iki şirkete de hissedar olduğum ilk dönemlerde zamanımın elverdiği ölçüde giderek şirketin işleri, işlemleri ve sözleşmesel yükümlülükleri bakımından hukuken de gerekli desteği verdim.
Şirketlerin hem reklam verenler hem de diğer üçüncü kişiler ile yapacakları sözleşmelerin hazırlanması, resmi kurum ve kuruluşlar ile yapılacak yazışmaların hazırlanması bakımından da çalışmalar yaptım. Şirketlerin hangi ihalelere katılıp katılmayacağı, katılacağı ihalelere ne kadar teklif verilebileceği, bu hususta teknik bilgim de olmaması nedeniyle benim uhdemde değildi. Bununla birlikte ihale şartnamelerini hukuki yönleriyle inceler ve ihaleye katılınacaksa şartname gereğince hazırlanması gereken evrakları şirketin ilgili birimlerinden talep ederek ihale dosyalarının şartnameye uygun olarak hazırlanmasını tertip eder, ihale yetkili birimine gönderirdim. Şirketlerin sözleşmesel işlerinin ve işlemlerinin belirli bir düzene ulaşması, kuzenimin tekstil sektöründeki şirketindeki işlerini de belli bir düzene oturtması ve benim de kendi faaliyet alanım olan avukatlık faaliyetlerime daha fazla zaman ayırmam gerekmesi nedenleriyle BRA Reklam şirketindeki adıma olan hisselerimi 7 Mayıs 2024 tarihinde, Urban Medya şirketindeki hisseleri ise 2024 yılı Haziran ayı içerisinde kuzenime devrederek şirket ortaklıklarımdan ayrıldım.
İddianamede tarafıma da suç isnat edilen eylemlere karşı beyanlarıma gelince… Eylem 61. Bu eylem İBB tarafından yapılan 2.000 adet raket, 4.000 adet megalight tipi reklam uygulamasının işletmeye verilmesi ihalesidir. Bu ihaleyi İBB'nin %99'dan da fazla hissedarı olduğu iştirak şirketi olan Kültür AŞ kazanmıştır. Bu ihale bakımından hileli davranışlarla ihaleye katılma yeterliliğine sahip olan kişilerin ihaleye katılımını engelleme ve gizli tutulması gereken bilgilere başkalarının ulaşmasını sağlama suçlamalarıyla itham edilmekteyim. İBB tarafından gerçekleştirilen ve Kültür AŞ tarafından kazanılan ihaleye BVA Reklam olarak katılınmamış ve teklif de verilmemiştir. Eylemin hukuki açıdan vasıflandırılması bölümünde ihale şartnamesinde belirlenen yeterlilik kriterleri ile ihaleye daha fazla isteklinin katılmasının kasıtlı olarak engellendiği iddia edilmektedir.
Heyetinizin de malumları olduğu üzere TCK Madde 235/2-a-1 ve TCK Madde 235/2-b maddeleri özel faillik gerektiren suçlardandır. Bununla birlikte mevcut imkanlar dahilinde öğrenebildiğim kadarıyla İBB tarafından 2011 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen tüm ihalelerde de iddianamede suç ispatına dayanak yapılmaya çalışılan yeterlilik kriterlerinin benzer şekilde mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Lüzum görülerek tetkik edilmesi halinde bu husus tespit edilebilecektir. Kaldı ki yeterlilik kriterleri nedeniyle BVA Reklam da bu ihaleye katılamamıştır. Bu bağlamda bir an için yeterlilik kriterlerinin suç isnadına esas teşkil edebileceği varsayımında iddia edilen suçun faili değil ancak mağduru bulunabilirim. İddianamedeki bir diğer itham olan gizli bilgilerin başkasına ulaşmasını sağlamaya ilişkin ise herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Bu ihalenin Kültür AŞ tarafından kazanılması sonrasında ihale Kültür AŞ tarafından üçe bölünmüştür. 3 farklı ihale yapılmıştır. Bu ihalelerden Eylem 61 C bendinde belirtilen ihale BVA Reklam tarafından kazanılmıştır. B başlığı altında belirtilen ihale Anadolu Efes tarafından kazanılmıştır. A başlığı altında belirlenen ihale ise Urban Media tarafından kazanılmıştır. İddianamede bu eylem bakımından muvazaalı teklifler verilmek suretiyle ihaleye fesat karıştırdığımız ve kamu, özür dilerim, kamu zararına sebep olduğumuz iddia edilmektedir. Bunun sebebi de Urban Medya ve BVA Reklam şirketlerinin ikisinin de tarafımla bağlantılı olduğu iddiasıdır. Urban Medya şirketi 18 Mart 2020 tarihinde rahmetli Hüseyin Seçkin tarafından tek hissedar olarak kurulmuştur. İhaleler 2020 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında yapılmıştır. Yani o tarihlerde BVA ve Urban firmaları 2 rakip firmadır. Onun için muvazaalı teklif verilmesi söz konusu değildir.
Kamu zararının iddianamede yaklaşık 490 milyon artı KDV olduğu iddia edilmektedir. Daha doğrusu iddianamede şöyle bir husus var: Kamu zararı tespit edilememiş olsa bile kamu zararının olduğu açık ifadesi. Burada tevdi raporuna da atıfla biraz önce de belirttiğim gibi 490 milyon TL artı KDV bedelinde bir zarar olduğu ifade edilmiştir. Bu rakam tevdi raporundaki zarar miktarlarına devam eden işlemler bakımından önem arz edecek. Şimdi dolandırıcılık suçunun bildiğiniz üzere esasını failin hilesi oluşturmaktadır. Fail hileli hareketler ile mağduru hakikatten uzaklaştırmakta, kendi isteği doğrultusunda yönlendirmekte ve mal varlığı üzerinde mağdurun tasarrufta bulunmasını sağlamaktadır. Suçun meydana gelmesi için mağdurun normal şartlar altında yapmayacağı bir hareketi faillerin iradesi sonucunda yapmalı ve mal varlığının değerinde de azalma meydana gelmelidir. Herhangi bir kişinin iradesinin fesada uğratılması bakımından hileli bir davranışta bulunmadığımdan, buna ilişkin somut bir delil de olmadığından ve olması da mümkün bulunmadığından dolandırıcılık suçu bakımından da atılı suçlamayı reddetmekteyim.
Eylemde somut herhangi bir fiil isnadı olmadığından ve deliller de belirtilmediğinden, eylemde adımın geçtiği yerler ile ilgili olarak da beyanda bulunmak istiyorum. İddianamede şüpheli olarak belirtilen , 6 Mart 2025 tarihli ifadesinde kendisinin , , ve benim bir keresinde ihale bedeli konusunda pazarlık yaptığımıza şahit olduğunu ifade etmiştir. , 21 Mart 2025 tarihli ifadesinde ise benim için konulardan ve dönen işlerden birhaber olduğumu ifade etmiştir. Ben kimseyle herhangi bir ihale bakımından ihale bedeli veya sair hususlarda bir pazarlık yapmadım. Herhangi bir ihale veya bedeli bakımından pazarlık yapılan bir ortamda bulunmadım. Böyle bir hususa şahit olmadım.
Yine iddianamede şüpheli olarak geçen , 2 Haziran 2025 tarihli ifadesinde 'ın, 'un, Emrah Bahadır'ın ve ayrıca benim haftanın 3 günü Ruffles Otel'de gizli toplantılar yaptığımızı iddia etmiştir. Örgüt üyeliği iddialarına karşı beyanlarımda detaylı olarak ifade edeceğim ama kısaca belirteyim: Ben isimli kişiyi hiç görmedim. 'u ise sadece 2 kere kamuya açık alanda uzaktan gördüm. 'la da tanışmıyorum. Haftanın 3 günü değil gizli toplantı, toplamda 3 kere dahi kendisini görmedim. Eylem 61'e konu ihale ile ilgili hileli hareketlerle ihaleye katılma yeterliliğine sahip kişilerin ihaleye katılmalarını engellemediğimden, ihale mevzuatı gereğince gizli kalması gereken bilgilerin başkasına ulaşmasını sağlamadığımdan, hileli hareketlerle herhangi bir kişinin iradesini fesada uğratmadığından ve ayrıca herhangi bir kamu zararına da sebep olmadığımdan suçlamaların tümünü reddettiğimi ifade ederim.
Eylem 62, İBB tarafından gerçekleştirilen 100 adet üst geçit alan yüzeylerinin işletmeye verilmesi ihalesidir. Yine bu ihale de Kültür AŞ tarafından kazanılmıştır. Bu ihale bakımından da TCK 235/1, 235/2-a-1 ve TCK 235/2-b suçlamaları bulunmaktadır. Eylem 61'de detaylı açıklamalarda bulunmuş olduğumdan, beyanlarımı kısaca ifade edecek olursam; BVA Reklam bu ihaleye de katılmamış ve teklif vermemiştir. ihaleye katılmadığı ve teklif de verilmemiş olduğundan iddia edilen suçun işlenmesi hukuken mümkün değildir. Yeterlilik kriterleri bakımından 2011 yılından beri benzer şartnameler kullanılmaktadır. İddia edilen suçlama bakımından da somut herhangi bir fiil veya deliller tarafıma isnat edilmemektedir. Kültür AŞ tarafından kazanılan ihale akabinde gerçekleştirilen ihaleyi BVA Reklam kazanmıştır.
Eylem 61'den farklı olarak bu eylemde İBB'nin gerçekleştirmiş olduğu ihaledeki muhammen bedelin toplamda 27 milyon eksik hesaplandığı ve bu suretle kamu zararı oluştuğu, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunun işlendiği iddia edilmektedir. Eylem 61'deki beyanlarımda da ifade etmiştim; tevdi raporu devam eden eylemlerle önem arz edecek diye. Şimdi tevdi raporunda bu eyleme konu, yani 62. eyleme konu ihale bakımından kamu zararının yaklaşık olarak 896.500.000 TL artı KDV olduğu iddia edilmiştir. İddia edilen kamu zararı 896.500.000 artı KDV'den 27.000.000 TL'ye düşmüştür. İddianamede bilirkişi raporuna atıfla, İBB'nin muhammen bedeli hesaplarken Ankara'daki benzer reklam ünitelerinin bedeli üzerinden hesaplama yaptığını ve mükerrer indirim yapılması suretiyle muhammen bedelin düşük hesaplandığını iddia etmektedir. Ancak iddianamede delil olarak dayanılan bilirkişi raporunda dahi muhammen bedelin Ankara'daki üst geçitlerin işletme bedelinin katbekat üstünde hesaplandığı, yine doluluk oranının da Ankara'daki doluluk oranından çok daha yüksek oranda hesaplandığı ve ücretlerde olabilecek bir indirim yapılmadığı anlaşılmaktadır. İBB tarafından muhammen bedel 90.000.000 TL olarak belirlenmiş olmakla birlikte Kültür AŞ bu ihaleyi 97,5 milyon TL'ye kazanmıştır. Kültür AŞ tarafından gerçekleştirilen ihale ise BVA Reklam tarafından 108.000.000 TL bedelle kazanılmıştır. Muhammen bedelden 18.000.000 daha fazla bir bedelle. Bu eylem bakımından da kamu zararı olmadığı gibi kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunun unsurları da bulunmamaktadır.
Eylem 63. İBB tarafından yapılan 95 adet üstgeçit alın yüzeylerinin işletmeye verilmesi ihalesidir. Aslında bu eylem konusu ihale biraz evvel detaylı olarak beyanda bulunduğum ihalenin süresinin bitmesi akabinde gerçekleştirilen ihaledir. Yine bu ihale bakımından da 235/1, 235/2-A-1 ve 235/2-B suçlamaları yöneltilmekle birlikte kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlaması da itham edilmektedir. Bu eylem bakımından kamu zararının yaklaşık olarak 61,5 milyon TL olduğu iddia edilmektedir. müfettişi tarafından hazırlanan tevdi raporunda ise bu eylem konusu kamu zararının 1,5 milyar TL olduğu iddia edilmiştir. Bilirkişi raporunda kamu zararı varmışçasına gösterebilmek için doluluk oranının %100 olarak hesaplanması gerektiği ve bir önceki eylemde hatalı olduğunu açık olarak belirttikleri kendi hesaplamalarını esas alınmıştır. İBB bu ihale için muhammen bedel hesaplaması yaparken doluluk oranını %90 olarak hesaplamıştır.
İhale konusu üstgeçitlerin eylem 62'ye konu ihale süresindeki yıllık doluluk oranı ise zaten %67'dir. İBB muhammen bedel hesabını fiilen de gerçekleşen doluluk oranının çok çok üzerinde hesaplamıştır. Yine bir diğer husus İBB ihaleyi 217, İBB ihalesinin muhammen bedeli 217,5 milyon TL, bu ihaleyi Kültür AŞ 230.000.000 TL'ye kazanıyor, Kültür AŞ'nin gerçekleştirdiği ihaleyi ise BVA Reklam 277.524.000 TL bedelle kazanmıştır. Muhammen bedelin 60.000.000 TL daha yüksek bedeliyle. Ayrıca bu eyleme konu ihale bakımından Avukat Armağan Çağan Yazıcı da bu husustan bahsetti. İhale ilanında ihale detaylarının anlaşılamadığı, muhammen bedelin düşük olduğu, ki bu aynı zamanda dolandırıcılık suçunun esasını teşkil etmektedir ve kamu zararına sebep olduğundan bahisle ihalenin iptali davası açılmıştır. Danıştay 13. Dairesinin kararıyla da ihalede herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı açık ve net bir şekilde tespit edilmiştir.
Eylem 61, 62 ve 63'te size BVA Reklam'ın kazanmış olduğu ihalelerden bahsettim. BVA Reklam'ın yine İBB tarafından gerçekleştirilen ve Kültür AŞ tarafından kazanılan, daha sonrasında da BVA Reklam'ın kazandığı bir ihale daha var. Bu ihale kollukta soru olarak, zararla ilgili olarak daha doğrusu soruldu. Ancak bu ihale, iddianamede eyleme dönüşmedi. Bu ihale, İBB tasarrufu altında bulunan açık ve kapalı otopark alanlarındaki 267 adet raket tipi, 74 adet megalight tipi, 375 adet billboard tipi reklam uygulamalarının işletmeye verilmesi işidir. Bu ihale 15 Şubat 2019 tarihinde yapılıyor, yani bir önceki dönemde. Bu ihaleyi de yine İstanbul Dijital Medya AŞ kazandı, yani kısaca Medya AŞ. Bu ihaledeki yeterlilik kriterleri ile ihalede daha fazla isteklinin katılmasının engellendiğinden, muhammen bedelin düşük olduğundan bahsedilerek kamu zararı oluştuğu, yine iddia makamı tarafından delil olarak dayanılan bilirkişi raporunda 64 ile 73. sayfalar arasında belirtilmektedir. Ama ihale 15 Şubat 2019 tarihinde İBB tarafından gerçekleştirildiğinden olsa gerek bu ihale eyleme dönüşmemiştir.
Ayrıca yine İBB tarafından 2021 yılında yapılan bir ihale daha bulunmaktadır; reklam ihalesi. Tevdi raporunda bu ihalede de yine yeterlilik kriterleriyle rekabetin engellendiği, ihaleye katılımın azaldığı, ihale ilanından ihale detaylarının tam olarak anlaşılmadığı, muhammen bedelin düşük belirlenmesi nedeniyle kamu zararı oluştuğu ifade edilmiştir. Fakat dediğim gibi, soruşturma konusu olan bu eylem, bu ihale yine eyleme dönüşmemiştir. Bu ihaleyi Vizyon Kent almıştır, yani sektörde bilinen adıyla İlbaklar almıştır. Eylem 73; İBB tarafından yapılan metrobüs hattı duraklarında yer alan 845 adet raket tipi reklam uygulamasının işletmeye verilmesi ihalesidir. İBB tarafından yapılan bu ihaleyi, Kültür AŞ gibi İBB'nin %99'dan fazla hissedarı olduğu Medya AŞ kazanmıştır. Yine bu ihalede de TCK 235/1, 235/2-a-1, 235/2-b maddeleri ile cezalandırılmam talep edilmektedir. Bu ihaleye Urban Medya katılmamış ve teklif vermemiştir. Zaman almamak adına, ihaleye fesat karıştırma suçlaması bakımından diğer eylemlerdeki beyanlarımı ve açıklamalarımı yinelemekle yetiniyorum.
Eylemdeki diğer suçlama olan dolandırıcılık suçu bakımından; iddianamede, ihale konusu reklam alanlarının sözleşme süresi başlamamasına rağmen Urban Medya'ya sözleşme başlangıç tarihine kadar haksız olarak kullandırıldığı, Urban Medya'nın bu süreçte 8.261.974 TL ciro elde ettiği ve bu rakamın da kamu zararını oluşturduğu iddia edilmiştir. Bu ihale konusu reklam alanları, ihale tarihine kadar zaten Kültür AŞ ile akdedilen sözleşmeye istinaden Urban Medya AŞ tarafından kullanılmakta ve işletilmekteydi. İBB'nin ihale sonrasında Medya AŞ ile imzaladığı sözleşme tarihinden, Medya AŞ ile Urban Medya arasında imzalanan sözleşme tarihine kadar geçen süre bakımından Medya AŞ'ye sözleşme bedeli haricinde 5.300.000 TL ödenmiştir. Yani iddianamenin tam aksine, geçen süreç içerisinde kamu zararı oluşması engellenmiştir.
Eylem 117. Bu eylemin genel değerlendirme ve tespitler başlıklı bölümünde; mevzuata göre ihale yoluyla ya da diğer kanuni yöntemlerle söz konusu mecraların kullanımının ilgili şirketlere verilerek, belediyenin kasasına çok daha yüksek bedellerin girmesi mümkünken, adı geçen şirketlerden sadece ecrimisil bedeli tahsil edilmek suretiyle kamunun milyonlarca lira zarara uğratıldığı ifade edilmektedir. "İlgili şirketlere verebilirdim" diyelim. Bundan önceki 4 eylemde İBB'nin ihalesini yaptığı reklam mecraları ile ilgili beyanlarımı heyetinize arz ettim. İhale yapılınca ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla karşılaşıyorsunuz. Ecrimisil de ödüyorsunuz; bu sefer de kamu zararına uğrattınız suçlamasıyla. Bu eylemde İBB'nin 82 reklam şirketinden yaklaşık 54.000.000 TL ecrimisil bedeli tahsil ettiği ifade edilmiştir. Devamında İBB'ye yaklaşık 27.000.000 TL ödeyen 31 reklam şirketinin işgal ettikleri taşınmazlardan 113.000.000 TL ciro elde ettiği, bu nedenle 86.000.000 TL kamu zararına sebep olunduğu iddia edilmektedir. 82 reklam şirketi ile başladı, 31 reklam şirketinin elde ettiği ciro nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiği iddia edilmektedir. Ancak eylemde ecrimisil bedeli ödeyen sadece 17 şirket yetkilisi hakkında ceza verilmesi talep edilmektedir. Bu 17 şirketten bir tanesi de Urban Medya.
Urban Medya şirketinden, daha önce de ifade ettiğim üzere, kuzenim 'ın ricası doğrultusunda 2021 yılının Aralık ayında istifa ettim. Ecrimisil bedellerinin ise 2021 yılının 8. ayından itibaren kesilmeye başladığı anlaşılmaktadır. Burada öğrenebildiğim kadarıyla ecrimisil bedeli ödenen yer ile ilgili olarak Urban Medya'nın elde ettiği herhangi bir gelir de bulunmamaktadır. Urban Medya'da hissedar olmadığım dönemde başlayan ecrimisil tahakkukları nedeniyle kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlaması yöneltilmektedir. Ecrimisil bedeli ödenmesinin bir suça sebebiyet verebileceğini düşünmüyorum. Eğer işgal olup ecrimisil tahakkuk ettirilmemiş olsa belki bir suç oluşabilirdi. Tekraren ifade edecek olmakla birlikte, dolandırıcılık suçunun esasını failin hilesi oluşturduğundan ve suçun mağdurunun da bu hile nedeniyle mal varlığında bir azalma meydana gelmesi gerektiğinden, İBB tarafından ecrimisil bedeli tahakkuk ettirilmesi ve bu bedelin de tahsili suretiyle eyleme konu edilen dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının ifade edilmesi gerekmektedir.
Eylem 120; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama suçu. Eylemin şüpheliler listesinde adım bulunmamaktadır. Bu eylemle ilgili kollukta veya savcılıkta bana herhangi bir soru sorulmadı. İddianameyi görene kadar eyleme konu gayrimenkul alım satımından da herhangi bir bilgim bulunmamaktadır. BVA Reklam şirketindeki adıma görünen hisseleri, beyanlarımın başlangıcında da ifade ettiğim üzere, 7 Mayıs 2024 tarihinde 'a resmi olarak devrettim. Bu tarihten itibaren BVA Reklam şirketinin hissedarı değilim. Şirketin hissedarı olan tarafından 3 Haziran 2024 ve 9 Eylül 2024 tarihleri arasında hissesine düşen kar payının çekilmesi suretiyle satın aldığı gayrimenkul ile ilgili herhangi bir surette dahlim ve hatta bilgim dahi olmadığından, iddia edilen suçun ne maddi ne de manevi unsurlarının benim bakımımdan gerçekleşmesi mümkün bulunmamaktadır.
Örgüt üyeliği iddialarına karşı iddianamede, hiyerarşisinde üye olduğum iddia edilmektedir. Öncelikle iddia edilen örgütün varlığına ilişkin bir bilgim yok. Varlığından bilgim olmayan iddia edilen örgütün amaçlarını bilmem de amaçlarını gerçekleştirmesine bilerek ve isteyerek katılmam da söz konusu olamaz. Hiyerarşisinde olduğum iddia edilen 'u tanımıyorum. Kendisinden biraz önce de bahsettim; 2 kere ve kamuya açık alanda gördüm. Daha doğrusu bir restoranda yemek yerken kendisini ben gördüm. İddianamede 'la, 'yla haftanın 3 günü gizli toplantı yaptığımız iddia edilmektedir. Gizli toplantı yapmayı geçiyorum, 'yı hiç görmedim. 'u 44 yılda 3 kere görmedim. Yani hiyerarşisinde olduğum iddia edilen kişi beni tanımıyor, ben onu tanımıyorum.
Burada bir de iddia edilen çıkar amaçlı suç örgütü üyeliği iddiasını daha doğrusu pekiştirmek için olsa gerek, iddianamede kişi kartında 28 adet aktif tapu kaydımın olduğu, bunlardan 8 tanesinin 2018 yılından sonra olduğu ifade edilmiştir. Hem aktif tapu kaydı sayım hem de edinim tarihleri gerçeği yansıtmamaktadır. Adıma kayıtlı 28 değil 18 adet aktif tapu kaydı bulunmaktadır. Bunlardan 15 tanesi Trabzon ilinin il merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Çarşıbaşı ilçesinin ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan bir köyde mirasen intikal eden fındık bahçesi ve tarladır. Bir tanesi yine mirasen intikal eden doğup büyüdüğüm evdir. Mirasen intikal eden taşınmazlar haricinde bir tanesi Antalya'nın Aksu ilçesinde 2016 yılında edinilen, bir tanesi de İzmir'in Bayındır ilçesinde 2018 yılı içerisinde edinilen tarla vasıflı 2 adet gayrimenkuldür.
Neticeten ne iddia edilen örgüte iddia edildiği gibi bir üyeliğim vardır ne de hakkımda itham edilen ve somut herhangi bir delile dayanmayan, dayanması da mümkün bulunmayan suçları işledim. Bu nedenlerle öncelikle tahliyeme ve herhalükarda beraatime karar verilmesini saygılarımla arz ederim.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.