Savunma

Seyfullah Demirel Savunması

Kendi savunması·Seyfullah Demirel·6 Nisan 2026 · Kaynak

Sayın Hakim Bey, sayın heyet üyeleri; önce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Şuradan başlamak istiyorum: İddianame bize tebliğ edildiğinde, bir saat içerisinde incelememiz istendi. Tabii doğal olarak inceleyemedik; sadece bilgisayar odasına gidip, CD'leri bilgisayara takıp çıkartmakla bir saati doldurduk. Daha sonra avukatlarımızın yardımıyla iddianameyi inceleme fırsatımız oldu. İkinci olarak da dosyayı izlediğimde gördüğüm bir hususu belirtmek istiyorum: Siz genelde bizim savunmalarımız bittikten sonra, ilk gözaltına alındığımızda emniyet tarafından ve savcılıkta verdiğimiz ifadelerle şu anda verdiğimiz ifadeleri kıyaslayarak sorular sormaktasınız. Ancak bana bu soruyu soramayacaksınız. Niçin? Çünkü benim emniyette ve savcılıkta verdiğim ifadeyle, yani tutuklanma gerekçelerimle daha sonra çıkan iddianame aynı değil. Ben, asıl dosyalarına ihaleye fesat karıştırdığım iddiasıyla tutuklandım; ancak 'kış şartlarıyla mücadele' konusundan dolayı iddianame çıktı, ondan da cezaevinde devam ediyorum. Bu dosyalarla ilgili ne emniyet ne de savcılık tarafından herhangi bir ifadem alınmadığı gibi bir tutuklama kararım da yoktur. Yani ortada kalmış bir durumdayız; neyle tutuklandık, neyle yargılanıyoruz biz de şaşırmış durumdayız. İddianamede özellikle bir cümle geçmektedir: 'Sanık , cezaevinde olduğundan ifadesi alınamamıştır' diyor. Yani cezaevindeysem daha rahat ve sağlıklı bir şekilde ifadem alınabilirdi ki her ay SEGBİS mahkemelerine çıkmaktaydık.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Sayın Başkanım, sayın heyet üyeleri; kendimden bahsetmek istiyorum. Ben 1994 yılında Avcılar Belediyesi'nin açmış olduğu bir sınavla belediyecilik hayatıma başladım. 32 yıl oldu. İlk belediye başkanım, rahmetli Tahsin Salihoğlu’ydu; partisi Anavatan Partisi'ydi. 1999 yılında Mustafa Değirmenci ile yine Avcılar Belediyesi'nde çalıştım; 2004 yılına kadar partisi Demokratik Sol Parti'ydi. 2004 yılından 2014 yılına kadar Küçükçekmece'de çalıştım; belediye başkanının seçildiği parti AK Parti'ydi. 2014 yılından 2019 yılına kadar siyasi sebeplerle görevden alındım. 2019 yılından itibaren de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı olarak görev yapmaya başladım. 1994'ten Büyükşehir Belediyesi'ne kadar geçen süreç içerisinde biz sadece devletimize ve milletimize hizmet ettik; 16 milyon İstanbulluya hizmet etmeye devam ettik. Özellikle bir iki işten bahsetmek istiyorum; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne daire başkanı olmamın gerekçesini daha sağlıklı anlatabilmem için. 99 depreminde en çok etkilenen ilçe Avcılar olduğu için, Avcılar'ın yerleşime uygunluk haritaları imar planlarına esas teşkil etmek üzere tespit edildi. Bu uygunluk haritalarında hem bir jeofizik mühendisi hem de işin koordinatörü olarak; Avcılar Belediyesi, dönemin Bayındırlık Bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul'daki tüm üniversitelerle beraber, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin katılımıyla imar planlarına altlık teşkil edecek çalışmayı yaptık. Bu çalışma Türkiye'de örnek bir çalışmaydı. Daha sonra Küçükçekmece Belediyesi'nde onlarca altyapı, üstyapı ve cadde düzenlemesi yaptık. Bunlarla beraber 200 bin metrekarenin üzerinde sosyal tesis ve hizmet binaları vücuda getirdik. Bunlardan en önemli iki tanesinden kısaca bahsedeceğim: Birisi Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'dir. 6.500 kişilik bir gösteri merkezidir, yılın 12 ayında kullanılabilmektedir; gerektiğinde 15.000 kişilik bir yapıya dönüşebilir. Yaklaşık 30.000 metrekare inşaat alanı vardır. İkincisi Küçükçekmece Belediyesi hizmet binasıdır. Bu bina 40.000 metrekare civarındadır; Türkiye'de kamunun yaptığı ilk yeşil sertifikalı kamu binasıdır, akıllı binadır. Mimarı Mutlu Çilingiroğlu'dur; başından sonuna kadar projelendirilmesi ve tüm inşaatı benim müdürlük dönemimde tamamlanmıştır. O dönemki belediye başkanım ve diğer yetkililer, bu binanın tüm emeğinin tarafıma ait olduğunu her ortamda söyleyegelmişlerdir.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Bunları niçin anlattım? Ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde göreve gelirken; kayırmacılıkla, partizanlıkla veya herhangi bir siyasetin aracılığıyla, 'bizden biri' veya hemşehri/akraba bağlantılarıyla gelmedim. Bu işleri yaptığım için önerildim, istendim ve kabul edildi. Daha önceki belediyelerde yaptığım tüm ihalelerde ve işlerde ne yaptıysam aynısını İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde de yaptım. Ne ihalenin yeterlilik kriterlerinde ayrı bir metot uyguladım ne de sahada çalışırken ayrı bir teknoloji veya ayrı bir iş gücü getirdim. Daha önceki belediyelerde tutuklanmayıp bu belediyede yaptığım bu işlerden dolayı tutuklanmamı çok manidar görüyorum. Şuna yoruyorum: Biz, Büyükşehir Belediyesi'nde Sayın ile çalışmayıp başka birisiyle çalışsaydık; hatta o çalıştığımız kişi Cumhuriyet Halk Partisi'nden bir belediye başkanı olsaydı, biz sizin karşınıza inanın gelmeyecektik. Sayın Başkanım; üç dosyadan savunmam isteniyor: 133, 134 ve 137 nolu dosyalar. Ben 2019 yılında Büyükşehir'de başladım; 2022 yılının Temmuz ayında Altyapı Daire Başkanlığı görevinden ayrılıp Fen İşleri Daire Başkanlığı'nda mühendis olarak çalışmaya başladım. Yani üç yıl bu görevi yaptım. Ancak 137 nolu eylem dosyası Aralık 2022 tarihine ait bir dosyadır; yani görevde olmadığım tarihe aittir. Diğer arkadaşlarımızın emniyetteki ifadelerinde; 'in bu dosyalarda imzasının olmadığını ve görevde olmadığını belirtmelerine rağmen dosyalarda hâlâ ismimin geçmesi, bu iddianamenin ne kadar çalakalem hazırlandığının veya ifadelerimiz alınmadan önce iddianamenin hazırlandığının bir göstergesidir. Bu sebeple 137 nolu eylem dosyasıyla ilgili, görevde olmadığım için söyleyebilecek bir şeyim yoktur. Sizin de beni o eylem dosyasından ayırmanızı rica ediyorum.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Eylem 133 ve 134 no’lu dosyalar, birbirinin aynı niteliğinde olan dosyalardır. İkisi de kötü hava koşullarında, kış şartlarında mücadele dosyalarıdır; bilirkişi ve sayın iddia makamı da bunu bilmektedir. İki dosyada da bizi suçladıkları konu aynı olduğundan, savunmamı ayrı ayrı değil de beraber yapmak istiyorum. 133 no’lu dosyanın ilk sorgusu ihale tutarının yüksek belirlenmesi üzerinedir. Metin şöyle başlıyor: "Devredilen iş öncesinde veya sonrasındaki dönemde, ilk sözleşme bedelinin en az %80’inin gerçekleştirilmesi şartıyla; ilk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son 5 yıl içinde kabul edilen hizmet işlerine ilişkin deneyimini gösteren belgenin sunulması zorunludur. İstekli tarafından teklif edilen bedelin %50’sinden az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ait tek sözleşmeye dayalı iş deneyim belgesini veya teknolojik ürün deneyim belgesini sunması gerekir." İddianame, bu yeterlilik kriterlerini belirttiğimi söyleyerek devam etmektedir. İdari şartnamede iş deneyim belgesi tutarının, yönetmelikte üst sınır olarak belirlenen %50 oranında tutulmasının ihalede rekabeti kısıtladığı ve birçok isteklinin ihaleye teklif vermesini engeller nitelikte bir hüküm olduğu ifade edilmektedir. Sayın Hakim bey; bunu anlatabilmek için öncelikle bu ihaleden ve kışla mücadele işlerinin nasıl yapıldığından biraz bahsetmem, bu işler için gerekli iş hacmimizin ne olduğunu anlatmam lazım. 2019 yılındaki ihale için biz sadece yükleniciden 300 adet tam donanımlı kamyon istedik. Tam donanımlı kamyondan kastım; önünde ve arkasında tutma aparatları olan, yol kenarlarında hepimizin gördüğü araçlardır. Buna ilaveten yükleniciden 65 adet iş makinesi ve 150 adet traktör istedik. Ayrıca 600’ün üzerinde E sınıfı ehliyete sahip ve aynı zamanda G sınıfı operatör ehliyeti olan personel talep ediyoruz.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Son yıllarda operatör bulmanın ne kadar zor olduğunu siz de basından takip etmişsinizdir. Özellikle bu işte kullandığımız vinç ve greyder operatörlerinin ne kadar zor bulunduğunu takdirlerinize sunuyorum; nitekim bu personelin maaşları sizin ve benim maaşımın 2-3 kat üzerindedir. Bu saydıklarım sadece yükleniciden istediğimiz iş makinesi ve personeldir. Bu işi yapmak için belediye çalışanlarımızla beraber toplamda 4500 personel, 800 civarında kamyon ve 150’nin üzerinde iş makinesi kullanıyoruz. Biz, sadece İstanbul’un veya Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük kışla mücadele dosyasını hazırlıyoruz. Dünyada bu işe İstanbul’dan daha çok önem veren veya bu işi İstanbul’dan daha karmaşık şekilde yürüten başka bir kent yoktur. Bir günlük aksamanın nelere mal olduğunu son 5-6 yılda hepimiz gördük. 2022, 2017, 2015, 2011 ve 2009 yıllarında işlerin aksadığı, insanların 1-2 gün sokağa çıkamadığı zamanlar oldu. Türkiye’nin finans, turizm ve iş merkezi olan İstanbul’un bu durumdan nasıl etkilendiğini hepimiz biliyoruz. Bunları niçin söylüyorum? Bu kadar büyük bir işin yeterlilik kriterini tespit ederken, yüklenicinin teklif edeceği bedelin iş deneyim tutarını %50 olarak belirleme hususunda, kanunun bana verdiği yetkiyi en üst sınırdan kullanma hakkım olduğunu iddia ediyorum. Çünkü burası İstanbul. Eğer bu %50 sınırını ben kullanmayacaksam; Erzincan, Kayseri veya Kütahya mı kullanacak? Elbette ki İstanbul kullanacak. Ben de İstanbul için bu %50 hakkımı kullandım. Benden önce bu ihaleyi yapanlar da aynı oranı kullandılar ki doğrusunu yaptılar. Yani 2005 yılından 2019 yılına kadar, hatta şu anda içinde bulunduğumuz 2026 yılına kadar bu oranlar yer yer %40, %50 seviyelerinde kullanılagelmiştir. Biz de kullanmaya devam ettik; bizden öncekiler de bunu doğru yapmıştı, biz de bunu doğru yaptığımız inancındayız. Kaldı ki bu yeterlilik kriterlerini kullanmamız konusunda yasalar ve kanunlar bizi zaten yönlendirmektedir; biz bunları keyfi olarak kullanmamaktayız.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

İstanbul'daki bu kar çalışmasının ne kadar zor şartlarda yapıldığını göstermek için yurt dışından 2 tane örnek vereceğim: Birincisi Moskova; İstanbul’dan yaklaşık belki 10 kat daha fazla kar yağışı almasına rağmen, bizim kadar iş makinesi ve personel kullanmıyorlar. Niçin kullanmıyorlar? Moskova'da kar yağdığında ve karla mücadele çalışması yapıldığında, cadde ve sokakların sol şeridinin tamamı bu mücadeleyi yapan iş araçlarına, ambulanslara veya kamu araçlarına terk edilir. Bizim bunu İstanbul'da yapmamız mümkün değil. 2022 yılında Valilikle yaptığımız toplantılarda da bunu dile getirdik ancak Emniyet Müdürlüğü buna yanaşmadı. Niçin yanaşmadı? Siz de araç kullanıyorsunuz, biz de araç kullanıyoruz; şeridi boşalttığımız zaman bizden önce başkaları o şeride geçer. Selektörlerle ve kornalarla kamu araçlarını şeritten çıkartıp kendileri kullanırlar. Bu durum, bizim daha fazla araç istihdam etmemize neden oluyor. İkinci örnek ise Tokyo; İstanbul’la birebir aynı iklim şartlarına sahiptir. Oraya da 3-4 yılda bir yoğun kar yağar. Onlarda kar yağışı esnasında, 1-2 gün öncesinden itibaren hiç kimse iş yerine gitmez; tüm kamu kurum ve kuruluşları tatil edilir ve herkes evinden çalışır. Doğal olarak sokakta trafik olmadığı için oranın belediye birimleri, ihale yapmadan, kendi imkanlarıyla bu işin altından rahatlıkla kalkabilmektedir. Bizde ise bunun tam tersi oluyor. Trafik ve araç kullanma kültürümüzün bu şekilde olmasından dolayı, normalde bir aracı 15-20 kilometrede görevlendirebileceğimiz halde (ki bir kamyon 15-20 kilometreyi rahatlıkla temizleyebilir), biz 5-6 kilometreye bir araç tahsis etmek mecburiyetinde kalıyoruz. Bu sebeple bu işi İstanbul'da yapmak hakikaten çok zordur. Kar yağdığı zaman tüm belediyeyle beraber İstanbul'daki tüm kamu kurum ve kuruluşları tetikte bekliyoruz. Bizimle beraber Karayolları, Devlet Su İşleri, Devlet Demiryolları, ilçe belediyeleri ve sivil toplum örgütlerinin tamamı bu çalışmaya dahil olmaktadır. Ve beraber tek bir koordinasyon içerisinde AKOM'da ve AFAD'da bu işi takip etmekteyiz.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Bir sonraki yıl, yani 2020 yılında, 134 no’lu dosyada yaptığımız ihale iki yıllık bir ihaleydi. İki yıllık olduğu için burada iş deneyim tutarını %25 olarak istedik. Bu oranı %25’e çekmiş olmamıza rağmen ihaleye giren firma sayısında bir değişiklik olmadı. Yani bizim bu oranı %50, %25 veya %40 istememiz ihaleye giren firma sayısını etkilemiyor. Hiç istemesek bile, firmaların İstanbul gibi bir ilin riskini alıp bu ihaleye gireceklerini şahsen düşünmüyorum; nitekim bunu bilfiil yaşıyoruz. Bir sonraki dosyada %25 istediğimiz halde yine aynı iki firma girdi; 2019 ve 2020 yıllarında ihaleye katılanlar hep aynı iki firmaydı. Biz bu yeterlilik kriterini; işin önemi, riski ve büyüklüğü gibi değerleri göz önünde bulundurarak belirlemekteyiz. İstanbul için en uygun olan buydu, biz de bunu belirledik. Bunun rekabeti engellediğini düşünmüyorum; engellemediğimiz gibi bu durumu ihaleye fesatla da ilişkilendiremiyorum. Rekabeti engellemek ile ihaleye fesat arasında nasıl bir ilişki kurulduğunu da anlamış değilim. Rekabet konusunu şöyle açıklamak istiyorum: Rekabet, tek başına ihaleye giren firma sayısıyla alakalı değildir. Öyle ihaleler vardır ki sadece 2 firma girer ama en büyük rekabet sağlanır; öyle ihaleler de vardır ki 40-50 tane firma girdiği halde gerçek bir rekabet oluşmaz. İhaleye gelen firma sayısıyla rekabetin doğru orantılı olduğunu iddia etmek akıl dışıdır. Sayın savcılık ve bilirkişiler, rekabeti iddia ederken kanunun 5. maddesine atıfta bulunuyorlar. Bu madde; saydamlığı, eşit muameleyi, güvenilirliği, gizliliği ve kamuoyu denetimini kapsadığı gibi, "ihtiyaçların uygun şartlarda ve zamanında karşılanması" ile "kaynakların verimli kullanılmasını" da içerir. Kanunun 5. maddesi sadece rekabetten ibaret değildir. Eğer ben ihtiyaçları uygun şartlarda ve zamanında karşılamazsam, kaynaklarımı verimli kullanmazsam; ihaleye 2 firma değil, 1 firma girsin veya hiç girmesin, bu beni ilgilendirmez. Eğer ben insanları sokakta bıraktıysam, evlerine sağlıklı bir şekilde gitmelerini sağlayamadıysam, trafik akışını ve yaya trafiğini yönetemediysem; ihalede tenzilat olup olmaması o kadar da önemli değildir. Çünkü 5. madde, ihtiyaçların uygun şartlarda ve zamanında karşılanmasını bizden zorunlu kılmaktadır; tıpkı adaletin zamanında tecelli etmesi gerektiği gibi.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Eylem 133’ün ikinci sorgusunda ise; idari şartnamenin 20. maddesinde düzenlenen "teklif işin tamamı için verilecektir" hükmü eklenerek ihalenin kısmi teklife kapatıldığından bahsedilmekte ve Genel Şartname'nin 17. maddesine atıf yapılmaktadır. İşi kısmi teklife açmadığımızdan dolayı yine rekabeti engellediğimiz ve ihaleye fesat karıştırdığımız iddia edilmektedir. Önce Genel Şartname’nin 17. maddesini anlatmak istiyorum: 17. madde, ihaleye katılamayacak olanları düzenleyen bir maddedir. Bu madde, özellikle belediyelerin kurdukları ve ortak oldukları şirketlerin ihaleye katılabileceklerini açıklar. Şöyle devam etmektedir: "İdarelerin kurdukları veya ortak oldukları şirketler, o idarelerin ihalelerine katılabileceklerdir. Ancak bu durumda idareler; ihale konusu işin niteliğini dikkate alarak ihaleyi kısmi teklife açmak, yeterlilik kriterlerini ihaleye katılımı artıracak şekilde belirlemek ve rekabeti artırıcı düzenlemeler yapmak zorundadır." Bilirkişi ve iddia makamı, buradan "ihaleyi kısmi teklife açmak zorunludur" kısmını cımbızla çekip almış, maddenin diğer kısmını göz ardı etmişlerdir. Oysa madde ısrarla şunu söyler: "İşin niteliğini dikkate alarak" ihaleyi kısmi teklife açmak gerekir. Yani tüm ihalelerin mutlaka kısmi teklife açılacağı gibi bir durum söz konusu değildir. İddia makamı burada bizi suçlarken özellikle şunu söylüyor: "İhaleyi kısmi teklife açmak zorundasınız." Peki, ne zaman zorundayız? Kurmuş olduğunuz veya ortak olduğunuz şirketler ihaleye gireceği zaman bunu kısmi teklife açmak zorunda olduğumuzu iddia ediyorlar. Bizim ihalemize giren firma İSFALT veya İSTAÇ’tır. Ben, ihale makamı ve ihale yetkilisi olarak, bu belediye şirketinin benim ihaleme gireceğini önceden nasıl bilebilirim? Belediye şirketi, benim çıktığım ihaleyi benden önce nasıl bilecek? Eğer o şirket bana gelip "Ben senin ihalene gireceğim, sen ihaleni ona göre kısmi teklife aç; ben şu kısımlara teklif verebilirim, diğerlerine veremem" derse ve ben de işi ona göre organize edersem, işte ihaleye fesat karıştırmak budur! Ancak bana, "Sen bu işi kısmi teklife açacaktın" diyorlar. Ben belediye şirketinin ihaleye girip girmeyeceğini bilemem ki. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştirak şirketleri, belediyenin açtığı tüm ihalelere teklif verebilecek durumdadır. Bu durumda biz, yaptığımız tüm ihaleleri kısmi teklife açmak zorunda mıyız efendim?

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Örneğin bir bina ihalesine çıkıyoruz; ki KİPTAŞ veya İSTON veya bir başka şirket bu işin ihaleye girebilecek durumda. Biz bina ihalesini kısmi teklife açalım. Hafriyatına ayrı bir kısmi teklif yapalım, betonarmesine ayrı bir kısmi teklif yapalım, elektriğini, mekaniğini, statiğini, sıvasını, boyasını ayrı ayrı kısmi teklife açalım. Böyle bir ihale olur mu? Bize bu 17.7.1.1.4 maddesini yanlış yorumlayarak bize bunu söylüyorlar. Bize bunu kim söylüyor? İddia makamı ve bilirkişiler. Ve bunların iddiasından da ne yazık ki sayın hakimim, 11 aydır ben cezaevinde tutuklu olarak yatıyorum ki bu zannedersem 8. aydan sonra çıktı; 8. aydan önce ne diye yattığımı da bilmiyorum ben. Niye yattığımı da bilmiyorum. Özgürlüğün bu kadar kolay olmaması lazım, elimizden alınmasının bu kadar kolay olmaması lazım. Ve şu da var kısmi teklifle ilgili ezberden anlatayım: Mal alımlarında kısmi teklife idareler çıkmak zorundadır. Yasa bunu 54. maddede zorunlu bırakmış; 'Mal alımlarında kısmi teklifle ihaleye çıkmak zorundasın' demiş. Yapım işlerinde de kısmi teklif; farklı coğrafi alanlarda yaptığın binaları tek bir ihale dosyasında ihaleye çıkıyorsan, A parselinde hizmet binası B parselde karakol gibi ihaleye çıkıyorsan bu binaları ayrı ayrı kısmi teklife çıkabilirsin demiş... Hizmet işlerinde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nda, sözleşmesinde, genel şartnamesinde, uygulama yönetmeliğinin hiçbir yerinde işleriyle ilgili kısmi teklif ibaresi yoktur. Bunun da bir manası olması lazım. Niçin? Hizmet işlerinde kısmi teklif alınarak ihaleye çıkılmaz. Çünkü bir hizmet işi bir iki müteahhitle, 3-4 müteahhitle beraber yapılmaz. Burada bir kaos olur. Koordinasyonsuzluk olur. Kanun koyucu bunu görmüş. Hizmet işleriyle bunu hiçbir yerde dile getirmemiş. Sadece daha sonra mahkeme yorumlarından şu yorumlar gelmiş mahkeme kararlarından. Kanunun 5. maddesine uygun bir nitelikte ise kısmi teklife ihaleyi açabilirsiniz demiş. Biraz önce işin içindeki şeyleri saydım. Kamyonlara ayrı bir kısmi teklif. İş makinelerine ayrı bir teklif, personele ayrı bir kısmi teklif alarak bir ihaleye çıkacaktık. Eşyanın tabiatına aykırı olurdu. 5134'te de kısmi teklifle ilgili devam ediyor. Burada da biz 2020 yılındaki ihalemize, 2016 yılında yapılan ihalede olduğu gibi, 2016-2019 yılları arasındaki ihale yıllara sahip olarak 3 yıllık yapılmıştı. Biz de 2020 yılından 2022 yılına kadar, yıllara sâri olarak 2 yıl yaptık. 2016 yılında yapılan ihalenin birebir aynısını yaptık.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Nasıl yaptık? Yağmur suyu kanallarının temizlenmesini de bu ihale kapsamına koyarak ihaleye çıktık. Niçin? Yağmur suyu kanallarının temizlenmesi, kış şartlarında kar ve tuzlamanın ayrılmaz bir parçası ve beraber yapılması elzem olduğu için ihaleye çıkar. İddia sahibi yağmur suyu kanallarının başka bir iş olduğunu doğal olarak bunu da kısmi teklif olarak bizden talep ediyor. Aynen bilirkişiler, iktidar sahipleri değil aynı bilirkişiler daha sonra söyleyeceğim. Kendi yaptıkları ihalelere Karayolları mümkün olduğundan öğrendik. Kendi yaptıkları ihalelerde tüm ihalelerinde 9 için bakım, onarım işini beraber ihale ediyor bunlar. Bu ihalelerde asfalt yol yapımı da var. Asfalt bakım onarımı da var. Kışla ilgili mücadelede kar temizleme, tuzlama da var. Yağmur sularının bakım onarımı da temizlenmesi de var. Bu konu, Danıştay 13. Dairesi’ne gidiyor. Karayollarında benim gibi görev yapan, benim gibi görev yapan bürokratlar ben 32 yıldan daha fazla görev yapmıştım. Bu konuyla ilgili karşınızda samimiyetinize de sığınarak bu şekilde konuşuyoruz. Şöyle bir iddia var ki Eylem 134 no'lu dosyada anlatılanlar akıllara durgunluk veriyor. Aynen okuyorum: "Yağmur suyu hatları ve açık kanalların temizlenmesiyle kanal görüntüleme işlerinin ayrı ayrı ihale edildiği anlaşılmış ve işlerin farklı isteklilere yaptırıldığı görülmüştür." İşi alan kim? İSFALT. "Bunlar işleri alt yüklenicilere ayrı ayrı ihale etmiş; siz de ayrı ayrı ihale edebilir veya kısmi teklife açabilirdiniz" diyorlar. Sayfa 3140’ta bu iddia var; ancak sayfa 3141’i açtığımızda İSFALT’ın yaptığı alt ihaleye geliyoruz. Yaklaşık maliyeti 114.381.000 TL olan işin ismini okuyorum: "İBB sorumluluğundaki ana arterlerde ve meydanlarda yağmur suyu hatları ve açık kanalların temizlenmesiyle kanal görüntülemeleri, sel baskınları, kar ve buzlanmayla mücadele çalışması hizmet alımı işi." Hani biz bunları ayrı ayrı ihale etmiştik? İSFALT da bunları beraber ihale etmiş. Beraber ihale etmesi de gerekir. Bu insanlar niçin yalan söylüyorlar? Bir sayfa sonra, işin beraber ihale edildiği açıkça görülüyor.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Efendim, "İSFALT bu işi yaparken alt yüklenicilere yaptırmış, siz de bu işleri kısmi teklife açabilirdiniz" diyorlar. Ben idareyim, müteahhit değilim. İSFALT burada bir müteahhittir ve elbette alt yüklenicilere yaptıracaktır. Yılda sadece 4 ay çalışmak için bünyesinde 600-700 tane kamyon barındıran bir ekip mi kurması lazım? Böyle bir işleyiş olabilir mi? Sayın Hakimim, bizim amacımız ihaleyi birine vermek değil; anlatamadığımız nokta budur. Ben 4734 sayılı Kanun'un 19/A maddesine göre açık ihale usulüyle ihaleye çıkıyorum. İhaleyi kim alırsa alsın, benim görevim o işi yaptırmaktır. Bu işin cazibesi veya ekonomik getirisi az olduğu için 2003 yılından 2025 yılına kadar İSFALT’tan başka hiçbir firma bu işin ihalesini almamış efendim. 2003, 2004, 2005 ve 2020'den 2024'e kadar tüm yıllarda ihaleleri İSFALT alınca "ihaleye fesat" olmuyor da biz ihaleyi yapıp yine İSFALT alınca mı fesat oluyor? Yıllar içerisinde iş deneyim belgesi tutarı da yöntemi de değişmedi. Hem Eylem 133 hem de Eylem 134’teki iddialar; ihale yapan bir kurumun başındaki teknik eleman, daire başkanı, mühendis ve memur olarak beni utandırdı. O bilirkişiler adına utandım. Hem Karayolları'nda müdürlük yapacaksınız ve bilirkişi olarak görevlendirileceksiniz, hem de her gün yaptığınız işi burada çarpıtarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi söz konusu olunca farklı anlamlar yükleyeceksiniz. İhaleye çıkarken müteahhitlerden doğal olarak iş deneyim belgesi istemek zorundayız. Niçin? Müteahhitin yeterliliğini tespit edebilmek ve bu işi yapıp yapamayacağını görebilmek için. 2019 yılına kadar bizden önce sadece "daha önce kış çalışması yapıp yapmadıklarına" dair belge isteniyordu. 2019 yılında rekabeti artırabilmek için -ki tüm samimiyetimle söylüyorum bunu ben istedim- bu kriterleri genişlettik. Göreve geldiğimiz ilk günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesini bir önceki yıla göre ne kadar kâra geçirdiğimize dair raporlar hazırlayıp üst yönetime gönderiyorduk; artık bu raporları hazırlamaktan bıkmıştık. Bu şartlar altında rekabeti artırmak için iş deneyim belgesine şu maddeleri ilave ettik: İhaleye katılacak olan isteklilerden; kış şartları ile mücadele işleri, katı atık toplama işleri, araç gereç ve ekip çalıştırma işleri veya araçların bakım-onarım işlerinden herhangi biri -tekrar ediyorum, herhangi biri- benzer iş olarak kabul edilecektir. Bu işlerden herhangi birini yapanlar bizim ihalemize teklif verebileceklerdir; yani sadece kış şartlarıyla mücadele işi yapanlarla sınırlı değildir.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

Bizim ihalemiz daha çok araç-gereç ve ekip çalıştırma işi olduğu için, katı atık toplama işi yapan Türkiye’deki tüm belediyeler -ki İstanbul’daki her bir ilçe belediyesi, Anadolu’daki bir büyükşehir belediyesi kadar, hatta daha büyüktür- bu ihaleye teklif verebilecek yeterliliktedir. "Araç kiralama işi yapanların tamamı bizim ihalemize teklif verebilirler" diyerek rekabetin önünü açtık ve kapsamı büyüttük. Ancak bilirkişiler bunu nasıl anlamış? Sayfa 3161’de; aralarında doğal bağlantı olmayan kış şartlarıyla mücadele ve katı atık toplama gibi işlerin bir arada ihale edilerek işin hacminin yükseltildiği, tüm bu işleri aynı anda yapabilen isteklilerin katılımının istendiği gibi bir hüküm ilave edilerek rekabetin engellendiği söyleniyor. Burada diyorlar ki: "Siz bu ihalede hem kış şartlarını hem katı atığı hem de araç gereç çalıştırma işlerini bir araya koymuşsunuz. Bizim böyle bir işimiz yok, maddelerimizde de böyle bir durum bulunmuyor. Bu bahsedilen iş tamamen başka bir konu ve bizim sorumluluğumuzda değildir. Ancak iddia makamı da buna inanıyor ve dosyaya bu şekilde yazıyor. 133, 134 ve 137 no’lu dosyalara bakılmadan, yapmadığımız bir şey 10 yerde aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Benim bir çocuğum, 2 tane de torunum var. 90 yaşındaki annemle her telefon görüşmemde bir dakika bile konuşamıyorum. Peki, ben niye buradayım? Bu yalancılar yüzünden mi? Bütün arkadaşlarım mağdur. Ankara Büyükşehir Belediyesi de daha önce benzer şekilde yazmış; işi olmayan 2016 ve 2019 yıllarında 26 firmanın katıldığı, 2020 yılında ise sayının çok daha fazla olduğu 19/A maddesine göre açık ihaleler yapmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü'nün ihaleleri kapsamında yer alan işlerin bir arada ihale edilmesi hususunda, idarenin kısmi teklife izin verme yetkisinin takdirinde olduğu dikkate alındığında; ihalelerin kısmi teklife açılmadan yapılmasının mevzuata uygun olduğu belirtilmiştir. Biz de bu yönde savunmamızı verdik. Karayolları'nda açık V kanalları veya kaplama kanalların bakımı, kar ve buzla mücadele için greyder çalıştırılması gibi işler bir bütündür. Yüklenicinin kar ve buz mücadelesi yaparken aynı zamanda yağmur suyu kanallarının ve sanat yapılarının bakımlarını, temizliğini yapması işin doğasındadır. İşin kısmi teklife açılmadığı gerekçesiyle hakkımızda talepte bulunmuşlar; ancak bizim hakkımızda bu bilirkişi raporunu hazırlayanlar, Danıştay 13. Dairesi'nin bu tür işlerin kısmi teklife açılması zorunluluğu olmadığına dair kararlarını görmezden gelmişlerdir. Yargı, ihalenin bu şekilde bölünmemesini kabul etmiştir. Benim bu konuda suçlanacağım hiçbir eksikliğim yoktur. Ben burada savunmamı kesmek istiyorum. Takdir sizindir, teşekkür ediyorum.

İBB Yol Bakım Daire Başkanı

İlgili Eylemler

Eylem
Eylem
Eylem

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.