Başkanım, işiniz o kadar zor ki, öncelikle gerçekten Allah yardımcımız olsun diyorum, başka bir şey demiyorum. Bütün salon galiba iddianamedeki... ’la alakalı ifadeleri okumamış gibi, sanki bu duruşmada tek ifadeleri vermiş gibi; kargo poşetlerini bizzat özel kalem müdürü bilmeden tabii ki teslim ettiğine ilişkin, ifadeleri okumamış gibi çantaların odalara dolu olarak girip 'la birlikte araca gidildiğini görmemiş gibi beyanlarda...
Ümit Polat Müdafii Av. Sevgi Dağdemir Savunması
( araya giriyor…) Bir şöyle yapalım, şöyle yapalım. Şimdi bakın, size defalarca soru sorduk. Bakın Ali Bey, sorduğunuz hiçbir soruya avukat hanım müdahale etmedi. Yani siz de beyanda bulunurken, herkes kendine göre bir şey anlatıyor yani bunu kesmeyin, bu ortam olmaz. Lütfen yerinize oturun. Sizin hiçbir sorunuza müdahale etmedi bakın ama.
Başkanım, öncelikle şunu söylemek istiyorum; bizim 'yla, saygı duyuyorum kendisini çok da seviyorum, ne buradaki siyasi partilerle... Biz burada, sadece gerçekten bir usulsüzlük varsa, aralarında herhangi bir illiyet, organik bağ varsa bunların takdirini yapacak olan sizlersiniz. Sadece gördüğümüz şeyi, duyduğumuz şeyi söylemekle yükümlü olarak da seksen altı milyon vatandaşın ve tek bir ülkenin olduğu bu ortamda söylemekle yükümlü olan kişiler de bizleriz. Bu olayda fail neden müvekkilim olamaz? Bununla alakalı biz beyanlarda zaten bulunacağız. Ben kendim bunları söyleyebilirim ama biraz da okumak istiyorum. Çünkü iddianamenin iç kısımlarında olduğu için muhtemelen şöyle diyecekler: "Öyle değildir, böyle değildir." Çünkü on iki tane eylemden yargılanıyoruz. Bu eylemlerin on bir tanesinde adımız var. Sekiz tanesinde bizzat rüşvet anlaşması yapmakta, üç tanesiyle de rüşvete aracılık etmekten. Bu eylemlerin hepsine bakıldığı zaman aslında bizimle alakalı hiçbir somut delil yok. Birileri kuyuya bir taş atıyor; şu an diyorlar ki " çıkar", birileri bir şey diyor. "Ofisinde verdik, orada verdik, burada verdik." Adamın Ağaç A.Ş. kendi çalıştığı yer. Ağaç A.Ş.'ye gidildiği zaman bunlar 'a verilmediği ne malum? Ümit, Murat oraya verilmediği ne malum? Bunları misal olarak söylüyorum. Bunların hepsinin 'ın çalışanları., Ağaç A.Ş.'nin çalışanları. O yüzden delilleri değerlendirirken dosya kapsamındaki somut olaylar üzerinden gitmemiz (gerekir). Müvekkille alakalı hiç kimse somut bir delil sunamamışken, maalesef ki Ağaç A.Ş. Genel Müdürü ile alakalı deliller sunulmuştur. Bir kere müvekkilim bu olayın neden faili olamaz? 'ın beyanlarından dolayı. Çünkü , biraz önce bir şey söyledi; dedi ki "Sürdürülebilirlik Müdürlüğü". Biz önce şunun cevabını vereceğiz: Aktif olarak bu adam satın alma müdürlüğü yaparken iki bin yirmi dört yılının başında ne oldu ki bu adam Sürdürülebilirlik Müdürlüğü'ne alındı? Risksiz görev. Kendisi biraz önce zaten burada iddia etti. Müvekkilim zaten 'ın beyanlarından anlaşılacağı üzere, iki bin yirmi dört yılında ikisi arasında bir husumet başlamış. Bunu zaten biz söylemiyoruz, bunu biz burada beyan etmemize ya da bizim bunu açıklamamıza gerek yok. Bunu zaten tedarikçiler söylüyor. Bunu zaten bizzat adamın özel kalem müdürü söylüyor. Biz burada ne diyebiliriz ki başka? Kendimizi nasıl açıklayacağımızı bilmiyorum ama beyanlardan biraz sonra hepsinin anlaşılacağı ortaya çıkacak. Şimdi Başkanım, kendisinin bazı ikrarları da var zaten. Biraz önce şey söyledi. Daha önce hangi görevlerde yapıyordunuz? Ben buna bir açıklık getirmek istiyorum. Müvekkilim daha önce satın alma müdürlüğü yaptı ama daha önce satın alma müdürlüğü olmadığı için aslında 2005 yılından sonra bir yanlış varsa da kendisi düzeltecektir. Satın alma müdürlüğü açılmadığı için aslında bu adam şef olarak geçse de bir şekilde Ağaç A.Ş’de satın alma müdürlüğü olarak görev yapmış birisiydi. 'ı anlatmak istiyorum ben. Daha sonra diğer kişinin beyanlarına geçeceğim. Efendim, 1997’de başlayan hayat hikayesi, 1998’de Ağaç A.Ş'nin kurulmasıyla birlikte başlıyor. Aslında şimdi hep diyorlar ya ‘ rüşvet aldı. rüşvet aldı.’ Bu adamın özlük dosyasının içerisinde herhangi bir rüşvet kaydı yok. Madem bu adamın farklı ilişkileri var. Ağaç A.Ş genel müdürü ifadesinde bunu geçirseydi ya da bu adamın rüşvet aldığıyla alakalı biri tutanak tutsaydı hep 'a sen buraya gittin şikayet etmedin. Sen şöyle yapmadın. Bu adamın da iş akdini o zaman siz fesh etseydiniz.
Bakıldığı zaman bu adam, 2024 yılına kadar normal çalışmış da 2024 yılında ne olmuş ki bu adam bakıldığı zaman bir şekilde pasif bir göreve alınmış. Ne olmuş ki bu adam ifade verdikten sonra geldiği zaman yönetim kurulu kararıyla “ ben seni kontrol mühendisliğini alıyorum. Kabul ediyorsan et etmiyorsan iş akdini feshediyoruz” şeklinde bir karar alınmış? Aslında bunların cevaplarını vermesi gereken biz değiliz. Aslında bunların cevaplarını vermesi gereken kişi. Evet bu adamın daha burada masumluğu bile kanıtlanmadı ama bu adam bir iddiada bulundu. Ağaç A.Ş ile alakalı usulsüzlükler yapılıyor. Ama bu usulsüzlüklerin Sayıştay'ın denetimiyle değil denetimine daha varmadan ihaleler oluşma aşamasında. Yani bunların cevapları açık yani 3G. Ağaç A.Ş Genel Müdürü'nün vereceği cevaplardan bir tanesi şudur aslında. Neden 3G ihalesine ihtiyaç duyuldu? Neden bu listeyi söyledi? Neden , ‘’ın tanıdığı tedarikçiler üzerinden gidilmesine karar verildi’ dedi. Neden yüzde on alınacak dendi? Bunların hepsi 2024 yılında neden bende? Bu seçimlerle alakalıdır, değildir. Bu hususu zaten herkes birlikte dosya içerisindeki diğer beyanlarda bulunan kişiler de zaten beyanlarını verdikten sonra bunlar açığa çıkacaktır. Eğer bu bir siyasi parti için yapıldıysa, bu da çıkacaktır. Ama biz şu an şunu diyoruz. Biz diyoruz ki ‘Biz Ekrem Başkan'ı görmedik. Biz 'ı görmedik.’ Biraz önce meslektaşım dedi ki ‘'la görüştük.’ Ya biz diyoruz ki ‘biz hiç kimseye ulaşamadık.’ Herkes bize kör, sağır, dilsiz oldu. Biz kendi sesimizi duyurmaya çalıştık. Bizim sesimizi duyurmaya çalıştığımız sabit de sizin neden sustuğunuz sabit değil. Bu hususu biz açıklamanızı istiyoruz aslında. Şimdi başkanım, müvekkille alakalı aslında öncelikle 'ın beyanlarıyla ben başlamak istiyorum. Bunların hepsi iddianamede var. , , bir toplantı yaptı. Zaten bu toplantıda nelerin konuşulduğunu zaten kendi beyanıyla sabit. Benim burada bir şey dememe gerek yok. Ama burada Ağaç A.Ş genel müdürüyle alakalı bir beyan var. , sistemi zorlaştırarak kendi sistemini kurma yoluna gitmiştir. ‘Kendisi bazı firmalarla farklı ilişkiler geliştirmiş ve bu firmalarda sistem dışında kendi adına da menfaat ettiğini düşünmekteyim.’ Bunu diyen biz değiliz. ‘Ben birkaç kez 'ın görevden alınması için başkanla konuştum. Fakat Başkan özellikle İYİ Parti ile olan ilişkilerinin hassasiyeti sebebiyle kabul etmedi.’ Bizi sustular madem, da o zaman yalancı. , o zaman başkanla konuşmadı. Burada cevabı verilecek şu: Ben inanıyorum ki bu da ortaya çıkacak. korunuyor muydu? Korunmuyor muydu? bunu yaptı mı? Etti mi? Tabii ki mahkeme önünde mahkumiyetle alakalı tüm deliller tabii ki tartışılacak. Ama böyle beyanların olunduğunu da biz bilinmesini istiyoruz. , herhalde tüm beyanları gerçeklikle olduğunu düşünüyoruz ki şu an dışarıda olduğu için herhalde müvekkilimin de bu toplantılarda herhangi bir iştiraki olsaydı, herhalde müvekkilimin de adına geçireceğinden bir şüphemiz yoktu. Ama 'ın beyanlarında hiçbir şekilde müvekkilimin adı geçmemiştir. , bize sadece iftira atmıyor aslında. Kendi sırası geldiği zaman biz bunu da söyleyeceğiz. Müvekkilim onları beyan etmedi. bir milletvekiline de iftira attı aslında. Tabii ki bunların cevaplarını kendi sırası geldiğinde söyleyeceğiz. Ama maalesef iftiraya kurban giden kişi biz olduk.
'un beyanlarına gelelim Başkanım. Kendisinin özel kalem müdürü. Biz göremeyiz bazı şeyleri. Biz satın alma müdürlüğündeyiz. Ama bizzat kendisiyle irtibatta olan, odasına gelen, giden, herkesi gören. Neyi verdiğini, neyi vermediğini, her şeyi bildiren 'un beyanları aslında tabii bu ortamda o kadar baskı var, stres var. Yani konuşan adamlar, doğru adamlar yanlış olduğu için inşallah vicdanı doğrultusunda aynı beyanlarını tekrarlar da bizim çok bir şey dememize gerek kalmaz. Kritik itirafçısı falan filan değil. Bu adamlar yaşadıklarını anlattıkları için ’un beyanlarına değinmek istiyorum. “, ’ın odasına sık sık gelip giderdi. Bir gün özel kalemde bekledi. Buradayken. Adı Piyasacı'da yüzde oncuya çıktı. Ayrıca ile de sektörde ortak olduğu konuşuluyor. Burada bana ’ın müteahhitlerden usulsüzce para istediğini anlatmak istedi. Ben de kendisine ona söyle dedim.” Ne zaman oluyor. 2024 yılının ortalarında. Şöyle düşünün hakkında herhangi bir soruşturma yok. Herhangi bir şey yok. Bu adam sesini çıkarttı. Aslında bunlarla birlikte hareket etmediği, 'le alakalı hususu yine ’a beyan ettiği zaten yine belliydi. Şimdi hep bir A101, BİM'ler, şunlar, bunlar hep deniliyor ya, müvekkil kendi uhdesinde bırakıyordu, şöyle böyle. Yine buna da bizim aslında yöneltilen şey cevabı yine vermiş. “2024 yılının ramazan aylarında A101, BİM, Şok gibi yardım kartı bulunan bir poşeti 'a getirmişti. Daha sonra beni çağırarak bu poşeti bana verdi. Ziya Gökmen Toga'ya teslim etmemi söyledi.” Müvekkille alakalı zaten bu hususların olmadığı masasına bırakıldı. Daha sonra müvekkilin bunu kime teslim ettiği, bunlardan kimin menfaat sağladığını da zaten kendisi muhtemelen beyanlarında bulunacaktır. Para hususu. Hiçbir zaman demedik ki biz gördük. Görme gibi bir durumumuz yok. Görebilmemiz için birlikte hareket etmemiz gerekiyordu. Ama diyor ki “Binali Sarıtaş isimli kişi, seyahat tipi çantayla geldiği zaman, içinde dağıtılacak bir şeyler olduğunda bana verir, ben personele dağıtırdım. Ama bazı zamanlar çantayla geldiği zaman bu çantayla eve giderdi. Ve ben bunun içinde para olduğunu düşünmekteyim.” Tarih olarak dediği tarih ne? 2023 sonları ve şöyle diyor: Hiç müvekille alakalı rüşvete değinmiyor. “ Gözümle görmesem de 'ın para aldığına ilişkin şüphelerim oldu ” diyor. Asıl dikkat etmeniz gereken bir şey var. Bazı firmaların isimlerini veriyor. Ve bu isimlerle alakalı diyor ki başkanım, “bizzat odasına gelip direkt ’la görüşen, ödemelerini erken almak, ihaleleri alabilmek için gözüken kişilerdi.” isimleri sayıyor. “, , , Ensar Güne, Alaattin Vardar, , , Evren Şirol'a.” Ne tesadüftür ki? Özel kalem müdürünün ödemelerini direk almak için direkt Ali görüştüğünü iddia ettiği, ne tesadüftür ki iş alabilmek için direkt ’la görüştüğünü iddia ettiği kişiler iddianamede geliyor. Diyor ki biz tabii bunların hepsi demiyor. Bazılarına biz direkt ekleniyoruz. Bu kişilerle alakalı bize beyan verdik. Bizim aleyhimizde beyan verdikleri dosya kapsamında sabit. Bu kişilere Ağaç A.Ş. genel müdürüyle direkt görüştüğü zaten sabit. Direkt iş aldıkları sabit. Bunu sadece burayla da bırakmıyor. diyor ki ben hak ediş listelerini bazen görürdüm diyor. Bu hak edişler onaylatmak için muhasebe biriminden geldiğinde , odasında olmadığında benim masama bırakılırdı. Ben baktığımda bunu incelediğimde, bu firmaların da öncelikli olduğunu görürdüm. Şimdi müvekkile ben o kadar diyorum anlat. Senin bir pozisyonun ne? Bu adam bunu bile anlatamadı. Bu adam baskı altında.
Baskı altında. Benim müvekkilim öyle kalkıp da... Burası iki üç çalışanın çalıştığı bir yer değil. Muhasebeyi arayacak da 'Bana 500 yüz bin yatırın' diyecek; bu müvekkil kim ki orada? Bakıldığı zaman bunu da söylüyor; bu hakediş listelerinin ne şekilde onaylandığını söylüyor. Bir kere bu iddia edilen hususların, gerek görevi gerek yetkisi sebebiyle zaten benim müvekkilimin etki etmesi mümkün değil. Ama 'etki etti' denilen kişi de zaten ’un beyanıyla belli. Bu adam satın alma müdürü. Bu adam hakedişi kimin onaylayacağı, ne yapacağı, ne edeceği... O zaman direkt muhasebe birimini de buraya getirmeniz gerekiyor; ''ın ödemeleri için sizi arayıp söyleme gibi bir durumu söz konusu muydu?' diye... Eğer böyle bir yerse, gerçekten Büyükşehir Belediyesi’nin iştirak firması olan Ağaç A.Ş. demek ki kurumsallıkla değil, böyle ayakçılıkla yürütülen, bu kadar milyonların, milyarların dolaştığı... O zaman da bunların sorumluluğu sorumlularına gidilmesi gerektiğini söyleyeceğiz. Şimdi ’un yine bir beyanı var. Ben neden bundan gidiyorum? Çünkü bizimle alakalı benim tespit edebileceğim bir şey yok. Ben diyemiyorum ki; 'Ağaç'ye geldi, bu adam para verdiğini iddia ediyor ama biz almadık.' Bunun tespiti yok zaten. Bununla alakalı ben savunma geliştiremeyeceğim. Ben 'neden olamayacağıyla' alakalı savunmalar geliştirmek zorunda olduğum için bunları okuyorum. Tek avukatım, o yüzden çok fazla vakit almayacağım aslında. 2023 yılı sonu, 2024 yılı başı, özel kaleme geldi ve bana ''ın konudan haberi var, kendisi makamında değil, benim acilen şehir dışına çıkmam lazım' , kargo poşetine sarılarak ayrıca başka bir poşetin içerisine daha koyulan şeyi masamın üzerine bıraktı. Kargo poşetinin cevabı burada işte: 'Ben içerisinde konulan şeyin ne olduğunu görmesem de görünüş itibariyle paraya benziyordu. geldi. Ben niçin verildiğini bilmediğim ama para olduğunu düşündüğüm poşeti 'a teslim ettim.' 'Gördün mü?' diyorlardı ya kargo poşetini, müvekkil görmedi ama görmüş. aynı zamanda şöyle diyor: 'Bazı firmaların ödemelerini erken, bazılarının geç aldığı söyleniyordu. Ben bu ödemelerin... bakın için demiyor. Ali Sukaş'a tekrar para vermiş olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum ve bu insanların ödemelerini bu yüzden erken aldığını düşünüyorum.' Siz gidin, ’a bunların cevabını sorun. Biz yakınında değiliz. Biz satın alma müdürlüğünde bu olayların, 2024 yılının başında kendisinin de dediği üzere; risksiz, pasifize edilmiş, sesimiz çıktığı için gözünün görmediği yere, onu da analiz edemeyeceğimiz yere konulmuş birisiyiz. Yine para trafiğiyle alakalı bir husus: Rıfat Enis Erdinç isimli kişi kapalı zarf içinde olan parayı masama bırakarak 'Bunu Ali Sukaş'a teslim et' dedi. İçeride misafirleri vardı, çıkınca ben de bu zarfı verdim. Bu olay da 2024 yılının sonlarına doğru. Yani sadece kargo poşeti yok, sadece çantalar yok; zarf içinde verilmiş paralar da var, bunların teslimi de var. Bunların hiçbirisi için ''a verdik' demiyorlar. Şimdi böyle bir ortamda kalkıp da ' rüşvetçi, yok geçmiş dönemde de rüşvet aldı. O zaman bizi mi koruyorlardı? Madem biz rüşvet almışız, siz de Ağaç A.Ş.'nin müdürüsünüz; tutsaydınız bir tutanak da bu adamı gönderseydiniz. İş Mahkemesi hakimi de, siz yönetim kurulu kararıyla hiçbir sebep yokken işten çıkarttığınız halde bu adamı iş yerine iade etmeseydi. Bakın çok da önemli bir şey diyor. Burada herkes diyor ya 'Niye konuşmuyorsun? Niye konuşmuyorsun?' Bu yargılamaya müdahale edildi başkanım. Bu müdahaleyi biz daha beyanları görmeden müdahale etti, tedarikçileri müdahale etti. 'Nasıl beyanlar verilmesi gerektiği' ile alakalı müdahale etti. Ve yapabileceği tek bir şey vardı: Kendi yakını olan kişilerden başlamak. Siz burada sadece 11 firma üzerinden gidiyorsunuz. Yine sırası geldiği zaman soracağız; bu firmada kaç tedarikçi çalışır? 2019'dan önce yüz küsur firma varken, 2019'da Ali Sukaş göreve geldikten sonra 56-60 firma çalışıyorsa ve bu 11 firma aleyhe ifade veriyorsa, diğerleri neden aleyhe vermemiştir?
Bununla da alakalı müvekkilin uyarıları vardır. Biz o kişilerin isimlerini verdiğimiz zaman, geldiklerinde zaten muhtemelen şunu diyeceklerdir: ' bizi uyardı, para vermeyin dedi.' Bu kişiler müvekkilin etki edemediği kişilerdir. Bunu nereden anlıyoruz? Okuyayım: 'Tedarikçiler gözaltındayken yanına çağırdı.' ... Bakın eylem 122; müvekkille alakalı. 'Tanımıyorum, düğünde gördüm' diyen kişi... Daha sonrasında bakın etki edilen kişi ve 'in tutuklandığını, bu şahısların ifadelerinde kendisine teslim edilmek üzere bana para bıraktıklarını söylediğini, benim de ifadeye alınmam durumunda bu paraları Kerem Celil Uzunların çalıştığı birimdeki sağlık ihtiyacı olan personele vermek üzere aldığımı söylememi istedi. Ben de karşı çıktım diyor. Başkanım, da tutuklu. Bakıldığı zaman ben kimseyi burada tanımıyorum, yüzünü bile görmedim. Ama adam söylemiş zaten. Biz de aynısını söyledik. Bizi de çağırdı, 'Bunu deme, şunu deme' diye söyledi. 'den para aldığını kendisi 'un beyanıyla da ikrar etmiş oldu zaten. burada bir tedarikçi değil. Bakıldığı zaman 'ın yandaşı da değil, o da belli. Ama bizim 'den bir para almadığımızın eylem 122'deki en büyük kapsamı da bu. O zaman bakıldığı zaman şöyle diyeceğiz: Ya buradaki herkes gidecek burada kalacak ya da gidecek. Çünkü adama komplo kuruldu. tarafından komplo kuruldu ve bunun yönlendiricisinin olduğu aslında bu beyanla belli. Bizim çok da bir şey söylememize gerek yok. Şimdi ... Siz dosya kapsamında, aslında müvekkil her şeyi anlatmışken biz çok üzüldük ki; lehe olan hiçbir beyan müvekkil lehine değerlendirmemesi... Sadece tutuklandıkları için ve müvekkil ifade verdikten sonra, bir kurguya aslında dahil ediliyor. Herkes bir şekilde ', ' diyor. Ama başkanım, 'ın burada olmadığını, bu sisteme karşı çıktığını da söyleyen kişiler vardı. Keşke 'la alakalı şu beyanı da geçirebilseydiniz bu arada yine 'ün beyanıdır, bu eylemde de varız: 'Ağaç A.Ş. ile uzun yıllardır iş yaparım. Son iki üç yıldır ödemelerim ödenmemeye başladı ve içeride ciddi miktarda ödemelerim birikti. Etrafta bu ödemelerin yapılması için para istendiğini duymuştum. ile bir ortamda karşılaştım ve bu durumu kendisine sordum. bana, evet böyle bir durum var, alacakların ödenmesi için yukarısı istiyormuş ama ben hiçbir şekilde bu işin içerisinde olmam dedi.' Şimdi bakıldığı zaman, hep bizim aslında bu sisteme karşı olduğumuza ilişkin birçok kişinin beyanı var. 'Ben de ile görüşmeye gittim' diyor ve görüşmesinde ' benden para istedi' diyor. Bakın burada 'ın para istediğini beyan eden; önce 15 bin, daha sonra 10 bin, daha sonra 12 bin 500 para verdiğini iddia eden bir tedarikçi var. Ve diyor ki; 'Ödemelerim ancak bu paraları verdikten sonra bana yapıldı.' Paralarla alakalı ile görüştüm. Eğer burada Ali deseydi ki ' bir şey yapmadı', o zaman biz anlardık ki da ile birlikte hareket ediyor. Ama bizimle alakalı lehe konuşan insanlar belli, aleyhe konuşan insanlar belli. O zaman biz, eğer bir örgüt varsa ki biz bu örgütün hiçbir yerinde değiliz, örgüt olduğunu da ben açıkçası kendi açımdan kabul etmiyorum çünkü müvekkilim herkese ulaşmaya çalışmış, ulaşamamış, birisi örgüt lideri, birisi örgüt yöneticisi... Bakıldığı zaman ile aynı yerdeyiz, 'ın yüzünü görmemişiz, görevden almış. Biz bu örgüt üyeliğinin neresindeyiz? Şimdi 'ün 'Ben hiçbir şeye karışmam etmem' denilen beyanının da müvekkilin aslında bir rüşvet temini ya da ihalelere etki etmediğine yönelik beyan olarak kabul edilmesini talep ediyoruz.
Eylemlere geçeyim. Ben aslında şu an eylemleri bitiriyorum Başkanım. 2024 yılının Eylül ya da Ekim ayında Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü yanıma geldi diyor. Aslında bu bir uyarı niteliğinde söylüyor ama tabii ki bu iddianameye farklı şekilde geçmiş. 'ın tüm tedarikçilerden para aldığını söyledi diyor. Ben de %10 oranında para istediğini söyledi, ben de benden talep edeceğini de düşünerek... Bakın biz bu eylemde de varız. Müvekkil şikayet ediyor aslında onu da. Daha sonra bunun bir rüşvet alıcısı olsaydı herhalde da orada işini çözerdi. Ama diyor ki; 'Ben, benden de isteyeceğini düşünerek ile görüşme yaptım ve 'la bu görüşme doğrultusunda Ağaç A.Ş. ile tüm firmalar üzerinden para alındığı için ben bunu da biliyordum, bunu da duydum. Ben bu paraları ’a teslim ettim. Sonra da bana telefon ederek beni tekrar çağırdı, benden tekrardan para istedi.' Ve tekrardan ekliyor: 'Bu ihalelerde usulsüzlük var' diyor. ' daha çok para kazandıracak işlerde kendisine yakın olarak gördüğü kişilerden alım yapar.' Bunu biz de diyorduk, bunu diyen bazı kişiler de var, bunu da dikkate almanızı rica ediyorum. Ve ekliyor: 'Bunlardan birisi de 'tür. Herkes hemşehrisi ve ortağı olarak bilir. , ’tan sonra zenginleşti. Ben hatta bir gün ’ın odasına giderek; bak ile adın böyle böyle geçiyor, adam iki tane Range ile dolaşıyor, başın yanar diye de ben uyardım' diyor. Şimdi müvekkilimle alakalı aslında kendisinin burada hep siz dediniz ya; 'Ya iddianamede geçmiyor, ağaçlardan bahsetme, torflardan bahsetme.' Aslında biz bunu bahsetmemizin sebebi şuydu: Neden biz ile birlikte hareket edemeyiz? Çünkü biz ’ün ithal olmayan ağaçlarını ithal diye kabul edildiğini iddia ediyoruz. Biz ’ün çalıştırmadığı eleklere fatura kesildiğini iddia ediyoruz. Biz ’ün, bakıldığı zaman yüksek fatura olmamasına rağmen ona yüksek fatura olduğunu iddia ediyoruz. Biz aslında burada beyan etmeye çalıştığımız şey şu: burada sebepsizce zenginleşiyor. Birazdan size bazı belgeler söyleyeceğim mevzusuna geldiğimiz zaman, orada zaten çok da bir şey söylememize gerek kalmayacak. Şimdi müvekkilin bir de kamu yararına hareket ettiğine yönelik biz de hep diyoruz ya, müvekkil bir şey söyledi. Bu ihale 148 milyon... Bakın rakamlar yanlış olabilir, ben avukatım burada, teknik bilirkişi değilim. Ağaç A.Ş.'de çalışmış birisi değilim, çok zorlandım bu dosyada da çünkü konuşturamadım adamı. Diyor ki: '148 milyonluk bir hesap cetveli var.' Bunu Özba Kağıtçılık sundu savcılığa. Bu ihaleyi müvekkil 91 milyona yaptırıyor. Biraz önce avukat hanım bir şey söyledi; 'Nerede usulsüzlük var?' Evet usulsüzlük yok, müvekkilime teşekkür edilmesi lazım. Dosya içerisinde 148 milyonluk ihalenin 91 milyona sonuçlanmasına sebebiyet verdi. Çünkü o ihalenin ’te kalacağının belli olduğunu, o tarihte zaten lale soğanını bulamayacağını ve ’ten almak zorunda bırakıldığını zaten müvekkilim beyan etti. Buradaki kamu yararını gözettiğini aslında de şöyle açıklıyor: ''la' diyor, 'Tamer ile şeyin arası bozuktu, 'ın' diyor. ''ü de' diyor, ' koruduğu için , ’ün kazancını aşağı düşürtmek için' diyor, 'bazı firmalardan da' diyor, 'teklif alırdı.' E şimdi haliyle bizim aleyhimize ifade vermeleri de bu aşamada bakıldığı zaman; ben olsam adamın ihalelerini almasına etki ediyorum, o ortamda adlarını çıkartıyorum, ses çıkartıyorum... E tabii ki de gelip de bize gül uzatacak hali yok, tabii ki ’ı koruyacak.
Şimdi ile başlayalım. Hep şey diyoruz; sesini çıkartmadı, sesini çıkartmadı. Bir sesimizi çıkarttığımız noktada bu, kendisine teşekkür ediyoruz bu arada. Son 1,5-2 yıldır , ’tan sürekli dert yakınırdı. Ya bu hususun artık çok da böyle anlatılacak bir husus olmadığını artık ben biliyor olsam da bunları size geçirmek istiyorum, anlamanızı istiyorum. Bunun sebebi ise Ağaç A.Ş. ile iş yapan firma sahiplerinden sürekli olarak rüşvet istediğinden bahsederdi. Bu rüşvet çarkının içerisinde kendisi olmuş olsa, bir gün bu insanların kendi aleyhine ifade vereceğini zaten herhalde düşünebilirdi. Sohbet aşamasında burada iş yapan tüm firmalardan para talep edildiğinden bahsederdi. Bahsettiği, talep ettiğini iddia ettiği ’nun listesi de aslında bizim aleyhimizde beyanda bulunan firmalar, isimleri olduğu zaten ’nun beyanlarında sabittir. Yine diyor ki: '2024 yılının Aralık ayında' diyor, 'biz Ankara’ya gittik' diyor. Bu husus hep tartışıldı burada; öyle mi yaptın, böyle mi yaptın? Ya adam diyor, gittik zaten. Şikayet etmek için gittik. Yani burada Onur Peyzaj'ın sahibi Ferhan Uysal da olabilir, yine diyorum yanlış olabilir soyismi, gitmiş bu adam şikayet etmek için. Duyulmuş duyulmamış, iletmiş iletmemiş; biz bizzat Mehmet Özdemir ile Ankara’da görüşmüşüz. Ve diyor ki: 'Sonra Ümit Bey anlattıklarının doğruluğunu tabii ki bunu açıklamak zorundayım. aileme ulaştı, beyanlarını doğrula.' Başkanım biz arandık ailesi tarafından. beyanları yüzünden “benim eşim içeride, iftira attın...” Ya biz de dedik ki biz gerçekleri anlattık. Bütün tedarikçi firmalar nasıl çıktıysa, eğer sen çıkamıyorsan demek ki bu mahkeme bir yargılama yapıyor, seninle alakalı bir tespit var. Bu bizimle alakalı değil. Biz zaten kendimiz çıkabiliyor olsak, Alaattin Vardar’ın avukatı yanımıza gelip; 'Bize bir isim ver seni çıkartacağım' dediği zaman herhalde Ümit Bey şunu demezdi: 'Ben bildiğim her şeyi anlattım, ben isim vermem.' Şimdi bakıldığı zaman aynı şekilde , ’la görüştüğünü de iddia ediyor ve diyor ki: 'Ben zaten duydum bu firmalardan para alındığını ve kendisini uyardım kulağıma pis kokular geliyor diye.' E şimdi kendisi de zaten ’la görüşmüş, kendisi vermiş, vermemiş bizi bu ilgilendirmiyor. Kendisi mahkemeye doğruyu söyler söylemez, baskı altındadır, bu hususlar yine bizimle alakalı hususlar değil. Ama burada da bir gerçek var; bu eylemlerin hepsinde ekliyiz ama bu eylemlerde şikayet eden konumundayız. Ama bu eylemlerde herkesin söylediği bir şey var; diyorlar ki; 'Biz ’la görüştük, paraları ’a verdik.' Tamer’i en sona bırakıyorum. ile devam edeyim. Bu eyleme inanın başkanım… Ali Öner; bu eylemi, inanın başkanım, neden eklendiğimizle alakalı dosyada en ufak bir şey yok. zaten diyor ki ‘ dışında kimseyi tanımıyorum.’ Bizi tanımayan, ifadesinde bahsetmeyen, dosyada bizimle alakalı herhangi bir somut delil de olmayan; ama iddianamede ’ın ne şekilde iştirak ettiğine ilişkin yer açıklanmıştır diye bir eyleme dahiliyetimiz var. Bu eylemi yine takdirinize bırakıyorum. Şimdi bakıldığı zaman on bir eylem var ama burada bizimle alakalı yine herhangi bir şey yok. Bu eylemle alakalı diyeceğimiz bu kadar.
Eylem 128, . Bu rapor zaten biraz önce beyanlarını okuduğum zaman… ’in zaten parayı bıraktığı kişiyi kime bıraktığını beyan etmişti. ’le alakalı şimdi kendisinin beyanını ben okumak istiyorum: “2024 Şubat ayına geldiğinde ödemelerimi alamadığım için satın alma müdürü olan ’ın yanına gittim. O da ödemeleri ’ın yaptığını söyleyip ’a yönlendirdi.” Şimdi bu da bizim aslında herhangi bir hak edişle, herhangi bir ödemeyle alakalı yetkimizin olmadığını ortaya koyuyor. Zaten 2024 Şubat diyor; biz 2024’te Ali Sukasla zaten kötü durumdayız. Böyle bir beyan da var. Biz bu eylemde niye varız? Bunları değerlendirirken tedarikçilerin beyanlarının dikkate alınması gerekiyor. Ama yandaş olmayan tedarikçilerin beyanlarının dikkate alınması gerekiyor. Müvekkilim burada tepki verdiğini beyan ediyor. Ama eksik haliyle “istenecek adam var, istenmeyecek adam var” şeklinde bir beyan var. Bu bize ait değil. Ama eksik haliyle istenecek adam var. İstenmeyecek adam var beyanmış. Bu ben bize ait değil. Biz bununla alakalı. Zaten bilmiyorum söyledi mi? Ben de artık belli bir noktadan sonra kendisini ifade edemediği için ben de çok şaşkınlık içerisinde kaldım. Kendisi senden de mi istedi? Söylediği şey bu. Ama o senden de mi istediği şeyi bu şekliyle yorumlama yöntemine gittiyse bizi çok ilgilendirmiyor ama zaten işin totalinde bu adamın kime parayı verdiği müvekkilin kendisini uyardığı yine sabit. Bu dosyayla alakalı, eylem 131’de de yine herhangi bir somut delil yok. Ama biz yine birlikte rüşvet anlaşması yapan durumundayız. Şimdi başkanım, – eylem 129. Bu adamın söyledikleri baştan sona yalan. Biraz önce de Beyefendi sordu: “Bu adam seni niye tehdit etti? 2022 yılına kadar her şeyim normaldi” diyor. Adamın 2022 yılına kadar zaten bir firmada sahipliği yok. “Boyner kartı ’a verdim” diyor. Buna özellikle dikkat edin. İddianamede de yazı yazılmış. A101’den alım yaptığı görülmüş. Bunun faydalanıcısı , ’a teslim etti deniyor. Başkanım, Boyner’e yazı yazılmış; ’un bitkileriyle alakalı bir şey yok. Ama cevap A101’den gelmiş. Bu adam Boyner diyor. Boyner dediğine göre, A101’de adı çıkıyorsa bu adamın yalancı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Şimdi diyor ki: “2022 yılının sonlarına doğru satın alma müdürü beni çağırdı.” Müvekkilimin muhasebe birimini aradığını söylüyor. Ve muhasebe birimini aradıktan sonra hesabına hemen Ve muhasebe birini aradığını eee söyledikten sonra hesabına hemen para gelmiş adamın. Şimdi eğer. Gerçekten hani böyle bir birimi yönetiyorsa bir satın alma müdürü muhasebeyi arayıp ödeme yaptırabiliyorsa burada çok ciddi bir başarısızlık var. Öncelikle bu adamın beyanlarının doğru olup olmadığının teyide bile muhtaç olmadığı kabulü gerekmekte.
Çünkü biz Ağaç AŞ. ile alakalı bir organizasyon şeması sunacağız. Yani burayla alakalı müdürler var, yöneticiler var. satı al muhasebeyi nasıl arasın, nasıl para versin? Ama bir sebebi var 'un. biraz önce de çok güzel bahsetti. Onun için de teşekkür ediyorum. Aranızdaki husumet neydi dedi. Beyefendi husumeti doğruladı. Biz eğer doğruyu söyleyeceğine inandığım birisi burada 'u. Odasından kovan birisi. E şimdi kalkıp da bu insanın da yine dediğim gibi 'a teşekkür ediyorum. Haliyle diyemeyecektir. Bu arada Ali, ’u odasından kovan birisi. Şimdi kalkıp da bu insanın yine dediğim gibi ’a teşekkür etmesi haliyle beklenemez. Bu eyleme de yine dahil edilmesini böylelikle açıklamış oluyorum. , 126’ncı eylemde. Başkanım, gerçekten , , … Bu üç eylemin ifadelerini, hatta ile ’ın ifadelerini çok ciddi bir şekilde okumanızı istiyorum. Kurgu olduğu ve herkesin nasıl birlikte hareket ettiği, nasıl aynı ifadeleri verdiği, ne şekilde verdiği belli. Ben buna dışarıdan birkaç arkadaşıma da okutturdum. “Ne fark ettiniz?” dedim. Siz bunu zaten kesinlikle fark edeceksiniz. Öncelikle ile zaten birlikte yoklar. Daha sonra müvekkil cezaevindeyken her şeyden haberleri oluyor; kim ifade vermiş, ne etmiş… Sonra geliyorlar, ifade veriyorlar. Müvekkil zaten bakıldığı zaman bu iddianamelerde eylemlere dahil ediliyor. Bazı yanlışlarımız olabilir. Çünkü gerçekten bu süreç içerisinde müvekkil çok tek başına bırakıldı. Bir şeyleri anlatmaya çalıştı ama anlatamadı. “Benim de işim çok zordu. Keşke arasanız da üç numarayla görüşseniz. Artık eşine “ben ellerinde tutmak istemiyorum” denmiş. Reviri sürekli aradım. Biz savunmaya hazırlanamadık. Dün bile adamın mal varlığını ancak sorabildim. Çünkü dün bağırdım ve dedim ki: “Eğer gerçekten bugün çıkıp konuşamayacaksan vekilliğini bırakacağım. Benim itibarım da gidiyor.” Dedi ki: “Bırakırsan Sevgi Hanım intihar ederim.” Dedim ki “Durun.” Reviri aradık. Kaç kere sinir krizi geçirdiği, ilaçlarla sabahlara kadar uyuyamadığı… Cumartesi günü koğuşunda bir kişi vefat etti. Bunlar kolay şeyler değil. Yine söylüyorum, burada çıkıp konuştuğu zaman gözyaşlarına boğuldum. Ali Rıza Hocam bana destek verdi. Her şeyden önce şunun kabul edilmesini istiyorum: Karşınızda bu kadar yüklendiğiniz kişi bir baba. Onun da iki tane evladı var. Bu kadar iftiraya maruz kalmasını… Geceleri çocuklarımı düşünmeden edemiyorum. Ben İstanbul 1 No’lu Barosu’na kayıtlı bir avukatım. Kendi görevimi ifa etmeye çalışıyorum. Eğer gerçekten bir husus varsa, ben, hakim ya da savcı değilim. Bunu sizin değerlendireceğiniz bir ortamda savunma yapıyorum. Elbette Ağaç A.Ş.’nin çalışanı değilim, bazı şeyleri yanlış söyleyebilirim. Ama her şey o kadar cımbızla çekiliyor ki: “ rüşvetçi.” Hayır, rüşvetçi değil, mağdur. 25 yıldır aynı kurumda çalışan birisi. İnsanlar üç üniversite bitiriyor, on yıl bir yerde, beş yıl bir yerde çalışıyor. Ama bu adam yirmi beş yıldır aynı yerde.
“AK Parti dönemi” deniyor. Eğer o dönemde suç işleseydi, bununla ilgili bir tutanak tutulurdu. Tedarikçilerle farklı bir ilişkisi olsaydı kayıt altına alınırdı. Yani şimdi yargılarken 'la görüştü diyorlar. Adam hiç 'la görüştüm deniyor. Anlıyoruz biz. Bu bir siyasi dava. Ben yine diyorum 'yla alakalı bu adamın herhangi bir görüşmesi yok. Bizim bir tarafımız yok. Bizim siyasetle işimiz yok. Adam tribün adamı değil. Biz sadece gerçeklerini ortaya çıkmasını istiyoruz. Her şeyden önce ben diyorum ki müvekkiline de söyledim. Bir tane. Vatanımız var. Böyle vatandaşlar seksen altı milyon vatandaş varsa burada seksen altı milyon vatandaşın hakkı var. Yani yargılama yapılsın. Belki herkes çıkacak. Müvekkilim yatacak. Biz buna da razıyız. Müvekkilim çalansa ama yargılama yapılsın. Dikkate alınsın. Yani bazı sağlık sorunları olan insanlara etki edilmesin. Çünkü etki edildiği için bu yani korkuları o kadar çok şey değil ki. Ben buradan çıkamayacağım, ben buradan çıkamayacağım. Bununla da alakalı çok da diyebileceğimiz bir şey yok. Diyorum ya, bize paraların teslim edildiğine ilişkin herhangi bir görüntü, teknik takip, fiziki takip, herhangi bir şey yok. satın alma müdürüydü. Çünkü biraz önce de dendi; sürdürülebilirlik pasif satın alma ciddi bir pozisyon. 'ın adı söylenilirse çıkabilirlerdi. 'ın da adı söylendi. Etkin pişmanlık hükümleri... Bunları söyleyen kişiler burada sanık durumunda. Pişmanlık hükümlerinden faydalanıldı, dosya dolduruldu ve dışarı çıkıldı. başkanım, 'le alakalı biz bayağı belge de sunacağız. Şimdi biz hep şunu iddia ettik; dedik ki birden fazla, 2019 öncesine kadar gizli tanık beyanlarından sabit olduğu üzere ve bütün çalışanlar, aynı zamanda tedarikçiler dahil olmak üzere herkesin adını söylediği, ortak olduğunu düşündüğü hemşerisi olduğu herkes tarafından bilinen bir kişinin beyanlarına zaten savcı bey itibar etmemiş. Savcı bey demiş ki: "Bu sebeplerle bu kadar yakın olduğu iddia edilen kişinin menfaati, kullandırdığı kişinin olmadığı tespit edilmiştir. ı'ı koruduğu tespit edilmiştir" Bu adam hakkında bir şey söylemiyor. , ... Ya o kadar basit şeyler söylüyor ki ama biz biraz daha doluluktan gidelim. Omus Fidancılığın 2022 yılında matrahı 1.682.000 küsuratları var. 2023 yılında 8.770.000, 2024 yılında 11.770.000. Biz de zaten aynısını diyorduk. Diyorduk ki 2023'ün sonu 2024'ün başında bir şeyler oldu. Bunu biz demiyoruz, belgeyle sabit. Biz bir şey dedik; 2024 yılında biz 'ü köşeye sıkıştırdık, aralarındaki ilişkiyi zedeledik. Çünkü herkes söylüyordu bunu dedik. Ben bunları kendim bulmadım, kendileri dosyaya koymuşlar bu arada. 2024 yılının sonuna doğru bir sıkıntı oluyor. 2024 yılının muavin defterime bakıldığında 99.675.000 TL kapanış borcla kapatıyor . Kendilerinin sundukları evraklar... Hemen bu tarihte yönetim kurulu kararıyla şimdi ı'nın dikkat etmesi gerekiyor, adı ayyuka çıktı, burada bir sorun olursa tabii ki yine her şey tespit edileceği için dikkat gereken bir durum vardı hop, yönetim kurulu kararıyla müvekkil gidiyor. 100 milyonluk borç ne kadar sürede ödeniyor? Hemen müvekkil görevden alındıktan sonra 2025 yılının Ocak ayında ödeme bir başlıyor; tam 100 milyonluk borç 2025 yılının başında hemen kapatılıyor.
, bize paraları veriyordun, ödemelerini öyle alıyordun? Biz sürdürülebilirlik müdürlüğündeydik. Biz görevden alınana kadar ödemeler biriktirilmiş; 2025 yılının başında sen bu paraları kime verdin ki adamlar ödemelerini alamazken sen 100 milyonluk borç kapamasına gidebiliyorsun? Bu yetmiyor, "İş alamadım" diyor kendisi. Bizden sonra beşinci ayda öyle faturalar kesiliyor ki; ayın 8'inde, 9'unda, 10'unda sadece beşinci ayda yine kendileri sunmuşlar 45 milyonluk iş alıyor. Biz görevde yokuz ama. Bunlar kendi beyanları, tabii ki yanlış yorumladıysam kendileri de söylerler. Şimdi hal böyleyken bu adamın bizimle herhangi bir bağlantısının olmadığı, tam tersi aslında biz işe alındıktan sonra bir şekilde bu adamın borçlarının kapandığı belli. Şimdi bir şey söylüyor , başkanım; diyor ki: "Rüşvetten görevden alındı, bana geldi." Şimdi bizim husumet kaynaklı bu beyanı yaptığımızı söylüyor. "Bana geldi, dedi ki 'Beni görevinden aldı, beni göreve iade etsin'. Biz bunu gidiyoruz 'e söylüyoruz. Ben de ilgilenmedim." Şimdi bu kadar yakın değillerse; "Ben de ilgilenmedim, o yüzden bana husumetli" diyor. Şimdi müvekkille alakalı baktığın zaman, ile o yakınlığını müvekkilim işten çıkıp ondan bunu isteyecek kadar olduğu söyleniyor. Kaldı ki bu husus doğru değil. Yine bakıldığı zaman müvekkille alakalı herhangi bir rüşvet olayı yok ama kendisinin böyle bir beyanı var. "Boyner kartı" diyor. Boyner kartları isteniyor başkanım. Dediği tarihler dışında böyle bir sürü kayıt geliyor. Şimdi eğer bu Boyner kartları müvekkilim adına tesis edilseydi, bir teslim alınma tutanağı olsaydı derdim ki "Tamam başkanım, biz bu Boyner kartını aldık." Herkesten biz bir şeyler istiyoruz ya; hiç bahsetmediğim Boyner kartları bile Boyner’in cevap yazısından geldi. Sizin şunu kabul etmeniz gerekiyor öncelikle... Bakın, bu kartlarla alakalı bunların tespiti mümkün değil. Bu adam Boyner'den bunları almıştır; kardeşine, eşine, dostuna vermiştir. O adam bunları almıştır, yolda gitmiş kaza yapmıştır, kartlar gitmiştir. Bu adamın bunları almış olması sadece bize getirdiği anlamına gelmemektedir. Kaldı ki baştan sona beyanlarında bize karşı husumetinden kaynaklı olarak ifade veren birisinin de yine Boyner kartını bize teslim ettiğini biz kabul etmiyoruz. Diyor ki, "Ben onun yanında olsaydım, birlikte hareket etseydim iade faturası kesilmezdi." Evet, iade faturası için gerçekten bize teşekkür edilmesi gerekiyor çünkü müvekkil usulsüzlüğü fark ettiği için iade faturasını kestiren kişi de zaten müvekkilimdir. Zaten bu tek benim müvekkilimin beyanlarıyla sabit değil, başkaları da biraz önce okumuştu. Demişlerdi ki: "'ün karlılığını azaltmaya çalışmıştır, başka firmalardan teklif almıştır." İade faturasını da kestirten, burada "rüşvet alıyor" diye bir şekilde karşınızda duran kişidir. "Uçak temini" diyor bu vatandaş. Uçak teminiyle alakalı dosyaya bir şey sunmuyor. Bir "Elite Card"ımız var; hiçbir olaylar başlamadan dosyanın içerisinde olan, 2023 yılında alınmış, daha doğrusu müvekkile devredilmiş... Ve bunun devredilmesinde herhangi bir menfaati olmayan, onun mal varlığında bir azaltma yaratmayan bir şey bize iddianameye eklenmiş ama Singapur'un, Hollanda'nın uçak biletleri, tatil masrafları eklenmemiş. Şimdi başkanım, Ya bazen diyorum ya, bazı şeyleri yapmak için çok da bizim bir şey yapmamıza gerek yok. İlahi adalet dediğim nokta vardır. Bir Diamond Firmasıyla alakalı ekran fotoğrafı koyuyor, diyor ki: " Diamond dirması 'ı takip ediyor, 'ın burada ortaklığı var." Biz de diyoruz ki böyle bir ortaklık yok, Fokus Fidancılık benim değil. Adamın sosyal medya yazışmalarında bizzat Focus Fidancılığı kendi sayfasında kendisi sahibiymiş gibi paylaştığı fotoğrafları gösterelim. Bizi sadece takip ediyorlar ama adam Focus Fidancılığın kendisi yönetimini yapar durumda.
Şimdi biraz önce yine sorular soruldu; Gümüş Fidancılık 38 ihale aldı. Şimdi bunu sadece biz söylemiyoruz, bunu zaten biraz sonra diğerleri de söyleyecek başkanım. Her ay sonunda hangi firmalarla çalışıldığı bunları yine söylerler üst mercilere bildiriliyor. 'ün bir şekilde dikkat çekmemesi gerekiyor. Yeni firmalar kuruyor, biraz önce isimlerinden bahsettim. Bu firmaların birisi kardeşinin, birisi diğer kardeşinin... Bir tane firmadan bahsetmeyi unuttum; taksus firması yani , , . Dikkat etmeniz gereken dediğim nokta burada. Birlikte zaten araları çok iyi olan, "Bahçesinde kafede oturdun mu?" diyerek soru soran Ağaç A.Ş. Genel Müdürü'nün de 'ün bahçesinde sabahlara kadar bu üçlü ekiple oturduğu, vakit geçirdiği zaten ortada; biz buna ilişkin tanıklar zaten dinleteceğiz. Bir arada oturmak rüşvet almak oluyorsa, bunların hepsi birlikte hareket eden, sabahlara kadar gerçekten okey oynayan insanlar. Şimdi bu bizim iddiamız değil; bu tespit edilen bir şeydir ki bu firmalar tarafından yönetilen, yüksek bedelli ihaleler alınmasına ve diğer tedarikçilerin burada ihale almasına engel olunan firmalardır. , sadece Gümüş fidancılıkla hareket ederek zenginleşmedi. Salix, Fagus, Taksus, Bu firmaları da bizzat yöneterek zenginleşmiştir. Zaten bu firmaların Ağaç A.Ş’ye gelir gitmediğine yönelik herhalde sahiplerinin HTS baz kayıtları incelendiğinde bunların hiç zaten Ağaç A.Ş’ye gelmediği, bu firmalar adına 'ün hareket ettiği zaten yine çok tespit edilemeyecek bir husus da değildir. Eleklerle alakalı Sayın Başkanım. Zaten müvekkilim söylemişti. Bu elekler, biz bunları yine söylüyorum. Neden anlatıyoruz? Bir şekilde bu adamın ne şekilde Ağaç AŞ'den kazanç elde ettiğine ilişkin. Alınmadı dedi ama eleklerin alındığına ilişkin belge yine elimizde. Ağaç A.Ş genel müdürümüz maalesef Muhammet Gürler buraya gelirse, konuşursa adamın eleklerini çalıştırıp çünkü Ulmus Fidancılık'ın elekleri hemen orada atıl duruma geçtiği için başkasını menkulse bu firmaya fatura edildiği yani menkulse de olabilir bu Temel Gümüş de olmayabilir. Yalan yanlış söylemek istemiyorum. Çok karıştı çünkü. Bu hususu netleştireceğim. Şimdi başkanım görev tanımlamalarıyla alakalı ben derim ki evrakımız var. Evrakımız var zaten. Burada 3G alımı, açık ihale olup olmayacağına ilişkin genel müdürün yetkili olduğu zaten belli. Bizim bir diğer iddiamız da hep şuydu. Biz diyorduk ki burada ihalelerde usulsüzlük var. Bu ihalelerde kimin ihale almasına karar veren kişi genel müdür diyorduk. Başkalarının ihale alması engelleniyor diyorduk. Burada kararı veren kendisi. Neden 3G alımlarına gidildiği, neden açık ihale yoluna gidilmedi? Bunun cevabı yine bizde değil. Bu yönetim kurulu kararıyla bu görevin tevdi edildiği kişi yine zaten Ağaç A.Ş Genel Müdürü. Müvekkilimin de burada görevi zaten bellidir. O bu hususta isnat edilen eylemlerin hiçbirisinde zaten müvekkilimin faili olamayacağı burada belli bir husustur. Müvekkilimin hastalığıyla alakalı zaten raporları ben sunmuştum. Görevlendirmeyi kabul etmediğine ilişkin bunları da sunacağım. Kendisine kontrol mühendisliği tevdi edildiğinde, kabul etmediğinde, kendisi zaten iş akdi, feshedilmiştir. Darp edildiğine ilişkin zaten başvurumuz vardır.
Bir arsa olayı soruluyor, soruluyor. Müvekkilim onu da sordu. Dedi ki, “Sevgi Hanım, 2015 falan demişti. Bir arsa vardı, beni aradılar Adnan Doğan isimli bir kişi aradı. Belgeyi de sunacağım. Dedi ki bana. Yedi tane ortak var. Sekizinci lazım. Dedi ki ben de üç yüz bin lira mı neydi? Ben girdim. Sonra onlarla birlikte beni çağıran da onlardı. Zaten Alaattin abi de şahit. Ben gittiğim zaman Alaattin abinin orada bankadan paralar çekilmişti. Gerçek bir. Bir satıştı. Alaattin abi zaten söyler Sevgi Hanım” dedi. “Bu satışın parasını ben zaten kendim aldım. Ben hiçbir kimseden bir daire, bir arsa alma durumum yok.” Bunu soran insanlara şunu da sormak gerekiyor. Ali İhsan Mengil'in beyanı var. Benden daire aldı. Bunun kabulü zaten yine tarafından da yapılmıştır. Şimdi hal böyleyken müvekkilim satıp da parasını aldığı tedarikçi firma, bir ortamda parasını aldığı bir arsanın zaten kesinlikle bir rüşvet olma gibi bir durum olmadığı gibi tarihi olarak da çok eski bir tarihte. Biz biliyoruz. Bunların yapılmasının tek sebebi var. 'ın kendi şahsına rüşvet aldığını iddia ederek bu dosya kapsamından kurtulmaya çalışılması gibi bir durum. Ama böyle bir durumun olmayacağı diğer zaten kişilerin sanık beyanlarından zaten sadece var. 'ı siz susturmaya çalıştınız da ben diğer insanların susmayacağını zaten düşünüyorum. Kendisine sorduğum zaman şöyle bir şey başka bir isim dedi ki benim kendi çalışanım çok iyi biz çalışanım, kendi şefim. Biz çok iyiydik. ’ yine aynı şekilde. Biz çok iyiydik Sevgi Hanım. Ben bunu insanlar hakkında bir şey söyleyemem. Burada bizim sorunumuzun kim olduğunu ben zaten anlattım dedi. Müvekkilin etkin pişmanlıktan faydalanmak için dışarıya çıkmak gibi bir durumu bu yüzden böyle bir anları verdiği olmadı. Zaten sabit. Bu husus yanlış anlaşıldı. Beşinci ayın yirmi sekizi adam tüm bildiklerini zaten gidip uyardığı için gidip kendisi anlatıyor. Daha sonraki ifadesinde de anlatıyor. Ama suçu kabul etmemekle birlikte anlatıyor. Zaten yirmi sekizindeki beyanına bakarsanız ‘Savcı Bey sana bu iddia var, şu iddia var’ demiyor ki. E zaten da aynısını söylüyor. Diyor ki her ne kadar suça karışmasan da usulsüzlükleri anlatmanı istiyorum demiştik. Müvekkil de aynı durumda burada. Katip yanlış yazdıysa, eksik yazdıysa, avukatsız gidilen bir ortamda böyle bir yanlışlık olduysa da mahkeme huzurunda vermiş olduğu beyanın dikkate alınmasını biz talep ediyoruz. Şimdi başkanım hep şey savcılığa neden gitmedin? Madem böyle Türk Ceza Kanunu yirmi sekizinci maddesi çok açık. Böyle bir durumda suç işlense dahi bu suçun failinin aslında müvekkilin olamayacağı sabit iken kaldı ki müvekkilim bir suça iştirakının olmadığı zaten dosya kapsamında sabit. Size şimdi 'ın bir beyanını okumak istiyorum. “İştirakları düzgün yönetmeye gayret etmem sebebiyle birçok baskıya uğradım. 'na attığım mesajlara bile cevap vermedi. ile de uygun olmayan talepleri yüzünden aramız gergindi. Kendisi bu şekilde kafasına uymayan kişileri görevden alarak pasifize ederek kontrol altında tutabileceği yerlerde görevlendirirdi.” Aynı durumdayız aslında. Biraz önce dedi en risksiz pozisyon, sürdürülebilirlik müdürlüğü. Bu 7. İş Mahkemesinde tanıklar dinlendi. Tanık ilk celsede tanık dinlettik biz. Hemen karar verilecekti. Orada soruldu zaten. Sürdürülebilirlik. Müdürlüğü bakın bazı şeylerin nasıl bir pozisyonda geri hizmet mi? Evet tabii ki. Şimdi biraz önce özlük haklarıyla alakalı. Özlük haklarıyla olmayabilir ama satın alma müdürlüğü çok prestijli bir görev. Herkesle görüşülen bir görev. Bu soru bu şekilde sorulsaydı zaten satın alma müdürlüğüyle, sürdürülebilirlik müdürlüğü arasında aktif pasif ayrımı fark edilirdi. Yani bu hususunda belirtmek istiyorum.
Şimdi şöyle bir beyanda bulunuyor . Ben bu yapının içerisinde olsaydım, beni farklı göreve alıp sıkı ilişkimiz devam ederdi diyor. Biz de aynı şeyi söylüyoruz. Biz bu yapının içerisinde olsaydık biz satın alma müdürlüğüne devam ederdik. Belki de daha iyi görevlerde olurduk. Önce sürdürülebilirlik müdürlüğüne alınıp daha sonra yönetim kurulu kararıyla yirmi altı yıl önce başladığımız göreve geri dönmezdik. Zaten bu şekliyle netleştirildi. Sizin bir şeyi kabul etmeniz gerekiyor. mağdur. Bunu gerçekten kabul etmeniz gerekiyor. Karşınızdaki adam, yirmi altı yıl boyunca aynı işte bir fiil çalışmış. Kameraların karşısına geçmemiş bir şekilde sadece işi için gitmiş gelmiş. Dosyalar üzerinde çalışmış. Elinden geldiği kadar dosya usulsüzlükleriyle mücadele etmiş, eşiyle, çocuklarıyla korkutulmuş, bu korkuyu zaten baskı altında olduklarını zaten tek biz söylemiyoruz. Bunu da söylüyor. Bunu da söylüyor. Dövdürülmüş. Geri hizmete atılmış. Biz böyle bir adama diyoruz ki sen örgüt üyeliğinden yargılanıyorsun. sen ’la birlikte rüşvet anlaşması yapmaktan, sen Rüşvet aracılık etmekten yargılanıyorsunuz. Burada en basit yani bu dosyayı bilmeyen insanlar için söylüyorum. Hep , diyorum. Kusura bakmayın. Bunların hepsini dinlediğiniz zaman ben sanmıyorum ki siz bu adamın yirmi beş yıl boyunca rüşvet aldığı için o görevde tutulduğunu, görev tanımlarından bahsedilen bir ortamda herhalde diyoruz ki bir tutanak olurdu, bir şey olurdu, bizim en büyük tespitimiz de zaten budur. Sürdürülebilirlik müdürlüğüne alınmak yerine iş akdini fethedebileceğini de yine beyan edelim. "Efendim biz bir açıklama getirelim tekrardan. Bazı şeyler burada ses tonları çok yükseldiği için sorular esnasında bir grafik yayınlandı. Biz grafiğin muhatabı değiliz. Bu grafiğin muhatabı, bu ödemeleri yapan birimin. Bu grafiğin sorulması gereken kişi de biz değiliz, müvekkil de değil. O yüzden müvekkilin grafiğe cevap veremiyor olması bir şeyleri yalanladığı anlamına değil, tamamen bu grafiğe pozisyonu itibarıyla cevaplandıramayacağı hususuyla alakalı. Başkanım bir de çok acı bir durum var ki müvekkil kendisine iftira atıldığını düşündüğü için maalesef ki tedarikçilerin gelip şikayet ettiği zaman o kadar baskı var ki ses kayıtları almak durumunda kalan bile bir kişi olmuştur. Yani bu baskıyı sizin kabul etmeniz gerekiyor, bu mağduriyeti bir şekilde kabul etmeniz gerekiyor, bu şikayetleri kabul etmeniz gerekiyor. Sayıştay olayında dediğim gibi bütün usulsüzlükler Sayıştay denetiminden önce zaten uygun hale getirilmektedir. O yüzden bu sorunun muhatabı zaten müvekkil olamaz. Müvekkil de zaten burada satın alma müdürlüğü yapıp bu dosyaları hazırlayan ama bu dosyaları hazırlatan, tedarikçileri bulan ve bir şekilde anlaşmaları yapan kişinin yine Ağaç A.Ş. Genel Müdürlüğü olduğunu beyan etmek isteriz. Tedarikçi formunu anlatmamıştım Başkanım. Hep dediniz ya; 'Oraya gider miydin, buraya gider miydin?' Tedarikçi formu diye bir şey var burada. da müvekkilim de, bunlar bilgisayar işi yapmıyorlar; sonuç itibarıyla yaptıkları iş ağaç, çim şu iş. Sahada olmak zorunda olan kişiler ve bu kişilerin yerlerine gidip buraları gördükten sonra bu tedarikçi formlarının düzenlenmesi gerekiyor. O yüzden müvekkilimin bu tedarikçi firmaların bulunduğu yerlerde yine olması kadar da olağan bir durum yoktur. Aynı zamanda bir hususu unuttum; beyanında şey diyor: 'Benim ofisime geldi, bir kere geldi başka da gelmedi.' Müvekkil onun ofisine birden fazla defa gitti, zaten baz kayıtlarıyla da tespit edilmişti. Bu husus da yine bellidir ve ofisi yeni olduğu için hayırlı olsun’a gittiği de zaten bellidir.
Bizim taleplerimiz olacak mahkemeden: Müvekkilin birlikte çalıştığı, tüm sürece dahil olan Fatih Temur'un tüm süreci bilmesi sebebiyle tanık olarak dinlenilmesini; uyardığı firmalar olan Kayhan Süs Bitkileri Servet Kayhan'ın dinlenilmesini; Onur Peyzaj isimli, Ankara’ya birlikte gidip görüşmeyi sağlayan Ferhan Yılmaz'ın dinlenilmesini; Şileli Çiçekçilik firma yetkilisi Ali Külahlı'nın dinlenilmesini; Ağaç A.Ş. Genel Müdürü ile birlikte çalışan ve müvekkilin bu şikayetlerine, ne şekilde darda kaldığını iş mahkemesinde söylemelerine rağmen bu hususları da bildikleri için Cabir Şaban, Hakan Uzunhan, Gülbahar Çalış, Suat Yıldız bu kişilerin de dinlenilmesini talep ediyoruz. Yine Muammer Güllük, ne şekilde mağdur durumda bırakıldığı, ne şekilde bu eleklerin başkasına fatura edilip kullanılmasından kaynaklı faturanın başkasına kesilmesiyle alakalı biz yine dinlenilmesini talep ediyoruz. İddianamedeki eylemler son olarak; iftira, husumet ve etkin pişmanlıktan faydalanarak tamamen suçtan kurtulmaya yöneliktir. Günün sonunda zaten hepsi bir şekilde burada rüşvet vererek bu ihalelere katıldıklarını, %10 oranında paralarla anlaştıklarını, tatillere gittiklerini beyan etmişlerdir. Benim fazla diyeceğim bir şey yok Başkanım. Artık tek başıma toparlamaya çalıştım, eksik olan hususlar olursa da ben yine beyanlarda bulunacağım. Adaletinize sığınıyoruz. Müvekkilin ev hapsi dahil olmak üzere ben tahliyesini talep ediyorum çünkü bu süreci kaldırabilecek bir yapısı yok. Tüm bu anlattığım hususlar belgelerle zaten sabit hususlar. Allah'ın bildiğini kuldan saklamaya da gerek olduğunu düşünmüyorum. Herkesin bir şekilde vicdanına sığınıyoruz biz burada çünkü bu gelen paralar Ağaç A.Ş.'de iki firma tarafından teslim edildiği bilinmektedir. Bu kadar, teşekkür ediyorum."
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.