Elçin Karaoğlu
İBB Boğaziçi İmar Müdürü
Tutuklandı
24. Duruşma Günü · 20 Nisan 2026
25. Duruşma Günü · 21 Nisan 2026
Doğuş Grubuna Ait Reina İsimli İşletmenin İmar Aykırılıklarına Göz Yumulması Karşılığında Rüşvet Alınması İddiası
- ·Karaoğlu, iddianamenin Karaköy/Galataport, deprem güçlendirmesi, Reyna ve Doğuş'un raylı sistem hak edişi feragati gibi birbirinden bağımsız konuları zorlama bir kurguyla birbirine bağlamaya çalıştığını, kendi görev alanı içinde olmayan yerlerin de bu kurguya dahil edildiğini ileri sürer. Bu nedenle iddianın gerçek bir maddi vakaya değil, soyut bir kurguya dayandığını söyler.
- ·Yakup Öner'in ifadesinde Elçin Karaoğlu adının geçmediğini, Yakup Öner'in talebi yalnızca Ekrem İmamoğlu'na ilettiğini söylediğini; savcılığın ise hiçbir somut delil olmadan 'talebin örgüt üyesi Karaoğlu tarafından tespit edilerek lidere aktarıldığının değerlendirildiği' biçiminde bir varsayım kurduğunu vurgular. Bu durumun değerlendirme ile sevk maddesi arasındaki çelişkiyi de gösterdiğini belirtir.
- ·Boğaziçi İmar Müdürü olarak rutin bir güçlendirme ruhsatı işlemini İBB Başkanı'na danışmasının makul ve gerçekçi olmadığını, böyle bir aktarım için ne delil ne de mevzuata dayalı bir gerek bulunduğunu ifade ederek iddiayı reddeder.
- ·Reina için 6 Kasım 2023'te yapılan güçlendirme ruhsatı başvurusu Boğaziçi İmar tarafından mevzuata uygun şekilde incelenmiş ve 2 Şubat 2024'te ruhsat verilmiştir; güçlendirme ruhsatı niteliği gereği rant yaratmaz, alan büyütülemez, hatta yapı alanı 20 m² küçülmüştür, dolayısıyla 10 milyon dolarlık menfaate konu olabilecek bir işlem yoktur. Çevre Şehircilik Bakanlığı raporu da ruhsatın kendisinde usulsüzlük tespit edememiş, suçlama 'güçlendirme sırasındaki uygulama farklılıklarına göz yumma'ya daralmıştır; ancak inşaat süreci henüz devam ettiğinden 2.2.2029'a kadar düzeltme imkânı bulunmakta ve göz yumma fiili ancak iskân onayı verilseydi mümkün olabilirdi.
- ·İskân raporunun düzenlendiği iddiası belgelerle aksi sabit olan bir hatadan ibarettir: Yapı denetim firmasının iskân başvuru evrakı, Boğaziçi İmar tarafından düzenlenmiş iskân raporu sanılmıştır; oysa iskân süreci tamamlanmamıştır. Doğuş CEO'sunun bizzat 500 bin TL'lik A101 hediye çekini Elçin Karaoğlu'na elden teslim ettiğine dair tek 'delil' Süleyman Atik'in 'Doğuş'ta çalışan bir arkadaştan duydum' şeklindeki kulaktan dolma beyanıdır; ismi açıklanmamış, kamera görüntüsü, tanık veya banka kaydı bulunmamaktadır.
- ·İddianamenin 'genel anlatım' bölümü Galataport, Karaköy otoparkı, raylı sistem hakedişleri ve deprem bağışı gibi Boğaziçi İmar yetki alanı dışındaki konularla Reina iddiasını birbirine karıştırmış, bu da iddianın somut bir anlaşmaya veya menfaate bağlanmadığını göstermektedir. Müvekkilin görevi gereği teknik denetimler 15'e yakın imzadan oluşan sıralı bir süreçten geçer; müdürün tek başına usulsüzlük yaratması idari yapı içinde mümkün değildir.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman gayrimeşru, hukuka aykırı ya da kişiye özel bir talimat almadığını duruşmada açıkça beyan etmiştir. Bu beyan, Karaoğlu'nun imar tespitlerini 'örgüt liderliğine bildirerek' rüşvet mekanizmasını başlattığı iddiasını doğrudan çürütmektedir.
- ·İmamoğlu, Boğaziçi'ndeki denetim faaliyetlerinin kişiye özel değil, kurumsal ve sistematik bir çerçevede yürütüldüğünü vurgulamıştır. Karaoğlu da bu tespiti doğrulayarak görüşmelerin proje koordinasyonu ve kaçak yapılaşmayla mücadele kapsamında gerçekleştiğini açıklamıştır.
Süleyman Çetinsaya'nın Baltalimanı'ndaki İnşaat Projesi İçin Güçlendirme Ruhsatı Karşılığında Rüşvet Verdiği İddiası
- ·Karaoğlu, Yakup Öner'in bu eylemde şüpheliler arasında dahi yer almadığını, eylem örgüsünde ve ifadelerde adının bulunmadığını; buna rağmen kendisinin Yakup Öner'e yönlendirme yapmakla suçlandığını, dolayısıyla iddianın olgusal temelden yoksun olduğunu söyler.
- ·Güçlendirme ruhsatı başvurusunun 7 Şubat 2024 tarihli olduğunu ve Ek-21 ile Ek-51'de sunulduğunu, oysa rüşvet görüşmelerinin yapıldığı söylenen 2023 yılında henüz ortada herhangi bir ruhsat başvurusunun bulunmadığını belirterek zaman çizelgesi yönünden iddianın çürüdüğünü ortaya koyar.
- ·İddiaya göre menfaat 2023'te temin edilmiş olmasına rağmen o tarihte Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne sunulmuş bir güçlendirme ruhsatı başvurusu dahi yoktur; başvurular 2024'te yapılmış, koşullar tamamlandığı için önce basit onarım sonra güçlendirme ruhsatı usulüne uygun verilmiştir. Para verildiği iddia edilen tarihte ortada talep edilen bir işlem dahi yokken müvekkilin rüşvet alması mümkün değildir.
- ·Para alışverişinin tarafları Süleyman Çetinsaya, Fatih Keleş ve Süleyman Atik olarak iddia edilmiş; müvekkil bu görüşmelerde yer almamış, hiçbir taraf 'Elçin Karaoğlu rüşvet istedi' veya 'Elçin Karaoğlu'na verildi' dememiştir. Eylem aslında Süleyman Atik'in 'Boğaziçi İmar'da iş çözeceğim' diyerek menfaat sağlama anlatımına dayanan, TCK 158 veya 255'i akla getiren bir tipiklik göstermekte; rüşvet suçunun anlaşma unsuru hiç kurulmamıştır.
- ·Müvekkil, kendi haberi dahi olmayan eylemde imar talebini Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlanmakta; oysa Yakup Öner bu eylemde şüpheliler arasında bile değildir ve Yakup Öner ifadelerinde 'Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu kendisini işine karıştırmıyordu' demektedir. Ruhsatın koşullarını taşıyan herkese verilmesi yasal zorunluluk olduğundan, ilgilisine alan kazandırmayan bir ruhsat için menfaat sağlanmış olamaz.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir kişiye özel, hukuka aykırı ya da gayrimeşru talimat almadığını mahkemede açıkça ifade etmiştir. Bu beyan, iddia edilen rüşvet mekanizmasındaki iştirak rolünü bütünüyle reddeder niteliktedir.
- ·İmamoğlu, Boğaziçi'nde gerçekleştirilen alan ziyaretlerinin ve brifinglerin kişisel çıkar amacıyla değil, proje üretimi ve koordinasyonu amacıyla yapıldığını sorgusu aracılığıyla kayıt altına aldırmıştır; Karaoğlu da bu tespiti doğrulamıştır.
Torunlar İnşaat'ın Beykoz'daki Otel Projesi Ruhsat Uzatımı Karşılığında Rüşvet Talep Edilmesi İddiası
- ·Karaoğlu, eylemin tamamen kendisinin içinde olmadığı, içinde olduğu yönünde iddia da bulunmayan, bilgisi dışında gerçekleştiği iddia edilen üçüncü kişiler arasındaki görüşmelere dayandırıldığını, savcılığın yalnızca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporu ve birkaç ifade üzerinden bir kurgu oluşturduğunu söyler.
- ·İddianamede yer alan İmar Kanunu yorumunun hatalı olduğunu, tadilat ruhsatı yerine isim değişikliği ruhsatı düzenlendiği iddiasının teknik açıdan doğru olmadığını, müdürlüğün işleminin mevzuata uygun olduğunu örneklerle açıkladığını ileri sürer.
- ·Feshane restorasyonu için yapılan protokolün şartlı bağış değil, kamuya katkı amaçlı bir düzenleme olduğunu, bunun rüşvet karşılığı olarak nitelendirilmesinin maddi gerçekle bağdaşmadığını belirterek iddiayı reddeder.
- ·Şirket çalışanı Metin Karakoç'un ifadesindeki şikâyetler 5. Levent projesi ve İBB/Eyüpsultan Belediyesi işlemleriyle ilgilidir; bunlar Boğaziçi İmar yetki alanına girmemekte, Torunlar İnşaat'ın Boğaziçi İmar sahasındaki hiçbir ruhsatı haksız şekilde iptal edilmemiştir. Şartlı bağışın Mehmet Torun'un ifadesinde 'memlekete kalıcı eser bırakmak' amacıyla yapıldığı belirtilmiş; bağışın ruhsatla bağlantısı gösterilmemiştir.
- ·İsim değişikliği talebinin reddedilmesi etkin pişmanlık ifadelerinde 'baskı' olarak sunulmuşsa da, aynı firma aynı projede beş defa isim değişikliği, defalarca tadilat talebi yaparak işlem dosyasını şişirmiştir; emsal artıran taleplerin daha dikkatli incelenmesi olağan idari pratiktir. 1-2 aylık bekleme süresi 'rüşvet karşılığı gecikme' olarak nitelendirilemez; ruhsat yenileme hakları farklı tarihlerde mevcuttur.
- ·Müvekkille ilgili somut iddia yalnızca Yakup Öner ve Süleyman Atik'in 'şantiye şefi ölmüş' anlatımına dayanmakta, bu olayın bile dosyada karşılığı bulunmamaktadır. Boğaziçi İmar'da hiçbir gerçek gecikme veya menfaate dönük zaman çizelgesi yoktur; 252. madde unsurları (anlaşma + menfaat + görev ifası) hiçbir tarafta bir araya gelmemektedir.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman hukuka aykırı ya da kişiye özel bir talimat almadığını, yürütülen tüm görüşmelerin proje koordinasyonu ve mevzuata uygunluk denetimi çerçevesinde kaldığını açıkça beyan etmiştir.
- ·İmamoğlu, çapraz sorgu sırasında Boğaziçi'ndeki denetim faaliyetlerinin rüşvet için değil, İstanbul'un korunması amacıyla kurumsal bir perspektiften yürütüldüğünü kayıt altına aldırmıştır; bu husus iddia edilen rüşvet mekanizmasını doğrudan çürütmektedir.
Vaniköy'de Bulunan ve Rus İş Adamı Tarafından Satın Alınan Villanın Tadilatı İçin Rüşvet Alınması İddiası
- ·Karaoğlu, iddianamenin merkezindeki güçlendirme ruhsatının fiilen hiç düzenlenmediğini, bu yöne dair müdürlüğe yapılmış bir başvuru veya talep dahi bulunmadığını; dolayısıyla 'olmayan bir ruhsat karşılığında 700.000 dolar' senaryosunun maddi temelden yoksun olduğunu söyler.
- ·Cüneyt Yakut'un 16 Haziran 2025 tarihli ikinci ifadesinde İletişim Daire Başkanlığı'nda çalışan Birsen tarafından Yakup Öner'le tanıştırıldığını söylediğini, bu lehe ifadenin iddianameye alınmadığını ve savcılığın CMK gereği lehe delilleri de toplama yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürer.
- ·Yakup Öner'in beyanında dahi Cüneyt Yakut'un Ekrem İmamoğlu'yla görüştüğünü söyleyip kendisini aradığını ifade ettiğini, bu beyana göre kendi yönlendirmesinin söz konusu olamayacağını, herhangi bir yönlendirmeye dair somut veya soyut delil bulunmadığını belirtir.
- ·İddiaya göre 'menfaat karşılığı verildiği' söylenen basit onarım izni Ağustos 2023 anlaşmasından iki ay önce, Nisan 2023'te zaten verilmiştir; yani uğruna rüşvet alındığı söylenen idari işlem zaten yapılmıştır. Cüneyt Yakut'un iddianameye alınmayan beyanında 'Yakup Öner ismini başka yerden duydum' demesi, müvekkilin yönlendirme yaptığı iddiasının temelsizliğini gösterir.
- ·30 Haziran 2024 CİMER başvurusu ağaç kesimi şikâyeti olarak Çevre Şehircilik Bakanlığı'na ulaşmış, Bakanlık dosyayı 42 gün hareketsiz tuttuktan sonra Boğaziçi İmar'a havale etmiştir; Boğaziçi İmar dördüncü gün yapı tatil tutanağı tutmuş, mühürlemiş, yıkım kararı aldırmış, encümenden 30 milyon TL para cezası kestirmiştir. Yıkım uygulaması ise Bakanlık yetkilileri tarafından araçların yola çekilip anahtarlarının alınmasıyla fiziken engellenmiştir; bu da 'göz yumma' anlatısının tersini ispatlar.
- ·Mülkiye Müfettişliği'nin Vaniköy işlemleri hakkındaki raporu hiçbir usulsüzlük tespit etmemiş, ancak bu rapor iddianameye konmamıştır. Cüneyt Yakut'un verdiği telefon numarasının Süleyman Atik'e (Yakup Öner'in ikiz villa komşusu) ait olduğu sabit; bu para hareketi müvekkilden tamamen bağımsız bir Atik-Öner ilişkisini göstermektedir.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman kişiye özel, hukuka aykırı ya da gayrimeşru bir talimat almadığını beyan etmiştir; bu ifade iddia edilen yönlendirme rolünü doğrudan reddetmektedir.
- ·Çapraz sorguda Karaoğlu, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ndeki görüşmelerin kamu yararı amacıyla yürütüldüğünü teyit etmiş; bireylere özel usulsüz müdahaleler söz konusu olmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Seyfet Taştan'ın Kaçak Restoranlarına Göz Yumulması Karşılığında Hediye Çeki Olarak Rüşvet Alınması İddiası
- ·Karaoğlu, Uskumru yapısının 2009'da, Mürdüm'ün ise 2018'de yani kendi göreve gelmesinden çok önce kaçak tespit edilerek yapı tatil tutanağı ve yıkım kararlarına bağlandığını; kendi döneminde de 10 Mart 2023, 6 Şubat 2024 ve 29 Mart 2024'te olmak üzere defalarca yıkıma gidildiğini, hediye çeklerinin fatura tarihinden (22 Mart 2024) yalnızca yedi gün sonra dahi yıkıma çıkıldığını gösterir.
- ·Gizli tanık Zeytin'in iddialarının tamamen uydurma ve gerçek dışı olduğunu, aynı tanığın Oligark eyleminde de maddi gerçekle uyuşmayan beyanlar verdiğini; Süleyman Atik'in ifadesinin doğrudan bilgiye değil duyuma ve dedikoduya dayandığını belirterek bu beyanların delil değeri taşımadığını savunur.
- ·Hediye kartlarının kim tarafından, hangi amaçla, hangi şekilde harcandığının hiç araştırılmadığını, savcılığın varsayım üzerine 'kesin rüşvettir' sonucuna vardığını ve dört kişiye iştirak halinde teslim edildiği iddiasının dayanaksız olduğunu ortaya koyar.
- ·Hediye çeklerinin verildiği iddia edilen tarihten 7 gün sonra Uskumru'ya yıkım uygulaması için gidilmiştir; göz yumma iddiası bu yıkım girişimiyle fiilen çürütülmektedir. Uskumru ve Mürdüm yapıları sırasıyla 2009 ve 2017 civarına ait, müvekkil görevde değilken yapılmış kaçak yapılardır; bunların bütüncül imar politikası çerçevesinde yıkımı kamu güvenliği gerekleri nedeniyle bütüncül planlanmaktadır.
- ·Seyfet Taştan kendi ifadesinde 'Boğaziçi İmar'la sıkıntım yok' diyerek hediye çeklerini Yakup Öner'e yardım amaçlı verdiğini söylemiş; etkin pişmanlık kapsamında hakkında ceza istenmemiştir. Müvekkilin adı Taştan-Öner görüşmelerinde hiç geçmemekte, kart teslim zincirinde de yer almamaktadır.
- ·Yakup Öner ise 'kartların verildiğini Elçin'den öğrendim' demiş, iddia makamı bu beyana itibar etmemiş, sadece Seyfet Taştan'ın anlatımına yaslanmıştır. Müvekkile yönelik somut bir isnat ya da menfaat-anlaşma ilişkisi gösterilememektedir.
- ·Karaoğlu, kendisine hiçbir zaman gayrimeşru talimat verilmediğini mahkemede açıkça ifade etmiştir; bu beyan, iddia edilen aracılık rolünü temelden çürütmektedir.
- ·İmamoğlu, 2019 öncesiyle kıyaslandığında idare döneminde sıfırdan kaçak yapı yapılmadığını sorgulayarak kayıt altına aldırmış, Karaoğlu da bu tespiti teyit etmiştir. Bu durum, kaçak yapılaşmaya sistematik göz yumulduğu iddiasıyla çelişmektedir.
Ayşegül Kayabay'ın Beşiktaş'taki Evinin Tadilatı İçin Rüşvet Alınması İddiası
- ·Karaoğlu, Eylem 51'in şüphelileri arasında Yakup Öner'in yer almadığını, ifadelerde ve eylem örgüsünde de adının geçmediğini; buna rağmen kendisinin var olmayan bir kişiye 'yönlendirme' yaptığı için suçlandığını, dolayısıyla iddianın olgusal olarak imkânsız olduğunu söyler.
- ·Şikayet üzerine kurum çalışanlarının derhal gidip yapı tatil tutanağı tuttuğunu, idari para cezası kestiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu ve aykırılıkların giderilmemesi üzerine ikinci para cezası uyguladığını kronolojik tarihlerle belgeleyerek 'göz yumma' iddiasını çürütür.
- ·Müşteki Kayabay'ın kendisiyle görüşmek üzere kuruma geldiğini, makamda başka bir görüşmesi olduğu için görüşemediğini ve bu hususun müştekinin ifadesinde de doğrulandığını belirtir.
- ·İddiaya göre menfaat 2021'de temin edilmiştir; oysa konu Boğaziçi İmar'ın önüne ilk kez 2023'te basit bir pimapen balkon kapatma şikâyetiyle gelmiştir. İki yıl önceki bir para alışverişiyle iki yıl sonraki bir balkon kapatma fiili arasında nedensellik kurulması mümkün değildir; ayrıca şikâyet üzerine Boğaziçi İmar standart prosedürle yapı tatil tutanağı tutmuş, mühürleme, suç duyurusu ve yıkım kararı işletmiş, Ayşegül Kayabay kendi pimapenini sökmek zorunda kalmıştır.
- ·Ayşegül Kayabay'ın bir ay içinde birbirine taban tabana zıt iki ifadesi vardır: İlk ifadesinde rüşvet olayını reddedip Süleyman Atik'i önceden tanıdığını söylerken, hakkında yakalama emri çıkarılması üzerine verdiği ikinci ifadede etkin pişmanlıkçıların anlatımına paralel beyanda bulunmuştur. Yaşı ilerlemiş bir hanımefendi için kaçma şüphesi olmaksızın çıkarılan yakalama kararının ifadeyi değiştirmek amacıyla kullanıldığı görülmektedir; ayrıca her iki ifade de iddianameye konulmamıştır.
- ·Süleyman Atik 'Fatih Keleş'e para verdim ama kendime almadım' demesine rağmen iddianamede aynı kişinin şahsi zenginleşme için para tuttuğu da kabul edilmiş; beyanın bir kısmı doğru bir kısmı yalan kabul edilmiştir. Yakup Öner bu eylemde şüpheliler arasında dahi gösterilmemişken müvekkil yine 'Yakup Öner'e yönlendirme' suçlamasıyla otomatik olarak eyleme eklenmiştir.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman hukuka aykırı ya da kişiye özel bir talimat almadığını açıkça beyan etmiştir; bu ifade iddia edilen aracılık rolünü bütünüyle reddetmektedir.
- ·İmamoğlu'nun çapraz sorgu stratejisi, Boğaziçi'ndeki tüm imar faaliyetlerinin bireysel çıkar amacıyla değil, kamu yararı doğrultusunda yürütüldüğünü ortaya koymayı hedeflemiş; Karaoğlu da bu yaklaşımı doğrulamıştır.
Beşiktaş Kuruçeşme'deki Oligark Restoran'ın İmara Aykırı Yapılaşmasına Göz Yumulması Karşılığında Hediye Çeki Olarak Rüşvet Alınması İddiası
- ·Karaoğlu, gizli tanık Zeytin'in 'Çakılcıoğlu ile talimatlandırarak' biçimindeki anlatımının tamamen gerçek dışı olduğunu, aynı tanığın Eylem 50'de de maddi gerçeklikle bağdaşmayan ifadeler verdiğini; dolayısıyla bu tanığın bütününün güvenilmez sayılması gerektiğini ileri sürer.
- ·A101 hediye çeklerinin üç yıla yayılmış küsuratlı tutarlardan oluştuğunu (10 bin TL'den 779 bin TL'ye kadar), kartların kim tarafından alındığı, kime verildiği, nerede harcandığı hiç araştırılmadan rüşvet olarak nitelendirildiğini söyler.
- ·Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporunun bazı kaçak yapıları tutanağa konu etmediğini, müdürlüğün ise Oligark için 18 Eylül 2024 müfettiş raporuyla incelendiğinde 'Elçin Karaoğlu hakkında yapılacak bir işlem yok' sonucuna ulaşıldığını vurgulayarak lehe delilin iddianameye alınmamasını eleştirir.
- ·İddianamede suç tarihi 2019 olarak gösterilmiş; ancak Eylül 2020'den önce müvekkil Boğaziçi İmar Müdürü değildi, hatta Boğaziçi İmar'ın bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı da başkasıydı. İmar aykırılıkları müvekkilin göreve gelmesinden çok önce yapılmış; aykırılıklar ancak 13 Şubat 2025'teki CİMER şikâyetiyle gündeme gelmiş ve Boğaziçi İmar derhal yapı tatil tutanağı tutmuştur.
- ·Buradaki usulsüz yapılaşma için Boğaziçi İmar tarafından 30 milyon TL idari para cezası kesilmiştir; rüşvet olduğu söylenen hediye çeklerinin toplam tutarı ise üç farklı yıla yayılmış 1,4 milyon TL'dir. Bir rüşvet anlaşmasının 30 milyon TL'lik ceza karşısında 1,4 milyon TL'lik 'göz yumma' bedeli olarak kurgulanması ekonomik açıdan dahi imkânsızdır.
- ·Market kartlarını alan Okan Akkaş'ın 50 işletmesi bulunmakta, kartların çalışanlara verilmiş olabileceği akla yatkın bir açıklamadır; iddianame ise aykırılıkların yapıldığı tarihte hiç görevde olmayan müvekkili ve yetkisi olmayan bir başka İmar Müdürü'nü (Ramazan Gültekin) de fail göstererek soyut bir hediye çeki dağıtım hikâyesi kurmuştur.
- ·Karaoğlu, doğrudan bir rüşvet alma iddiasıyla karşı karşıya kalmasına karşın mahkemede hiçbir gayrimeşru talimat ya da kişisel çıkar ilişkisinin mevcut olmadığını açıkça ifade etmiştir.
- ·İmamoğlu'nun çapraz sorgusunun temel ekseni olan 'gayrimeşru talimat verilip verilmediği' sorusu ve Karaoğlu'nun verdiği olumsuz yanıt, söz konusu eylemdeki aktif rüşvet alma iddiasını doğrudan çürütmektedir.
İş İnsanı Mehmet Muhittin Palazoğlu'nun Üsküdar'daki Kaçak Yapısına Göz Yumulması Karşılığında Rüşvet Alınması İddiası
- ·Karaoğlu, hem açıklama hem değerlendirme kısımlarında Elçin Karaoğlu adının hiç geçmediğini, yalnızca son cümlede 'Yakup Öner'e yönlendirme' iddiasının soyut biçimde eklendiğini; buna karşılık şüpheliler arasında Yakup Öner'in de yer almadığını söyler.
- ·Palazoğlu'nun ödemenin baskı altında yapıldığına dair ifadesinin 'cezadan kaçma gayreti' olarak değerlendirilmesinin keyfi olduğunu, kendi yapısının 31 Temmuz 2019 tarih 1307/1421 sayılı kararla yıkım şerhi düşülmüş olduğunu ve müdürlüğün üzerine düşeni yaptığını ileri sürer.
- ·Birbiriyle çelişen ve karmaşık ifadelerden Elçin Karaoğlu'na bağlanan bir iştirakin türetilmesinin maddi gerçeklikle örtüşmediğini, Yakup Öner'in beyanları üzerine kurulan kurgunun belge ve tarihlerle çürüdüğünü belirtir.
- ·Muhittin Palazoğlu kendi etkin pişmanlık ifadesinde Boğaziçi İmar'dan hiç bahsetmemiş, Tuzla'daki bir inşaatıyla ilgili meselelerden söz etmiştir; iddianame ise Yakup Öner'in soyut bir duyumuna dayanarak konuyu Palazoğlu soyadlı bir hanımın Boğaz'daki gayrimenkulüne ve oradan müvekkile bağlamıştır. İki ayrı gayrimenkul ve iki ayrı kişi karıştırılarak yapay bir illiyet bağı kurulmuştur.
- ·Suna Palazoğlu adına bu gayrimenkulle ilgili ilk yapı tatil tutanağı 26 Mart 2019'da, ardından Temmuz 2019'da yıkım ve para cezası kararları alınmıştır; bunların tamamı müvekkilin göreve gelmesinden öncedir. 25 Ekim 2019'da Üsküdar Kaymakamlığı tecavüzün men'i kararıyla yıkımı engellemiş; idari yargı yürütmeyi durdurma kararı verdikten sonra kaymakamlık tutumundan vazgeçmiştir.
- ·Müvekkilin döneminde de bu yapı için yapı tatil tutanakları tutulmuş, yıkım kararları alınmış, üç yıl önce bugünün parasıyla 75 milyon TL'ye karşılık gelen 30 milyon TL idari para cezası kesilmiştir; 600 bin TL'lik iddia edilen menfaat hem tarih hem tutar yönünden hiçbir 'göz yumma' anlatısıyla bağdaşmamaktadır.
- ·İmamoğlu, Palazoğlu yıkım kararını doğrudan sorgulamış; kararın kaymakam tarafından alındığını, İBB'nin değil kaymakamlığın yetkisi dahilinde olduğunu teyit ettirmiştir. Bu husus, İBB'nin yıkım engellemesinde belirleyici bir rol üstlendiği iddiasını çürütmektedir.
- ·Karaoğlu, yıkımın gerçekleşmediğine dair bir tutanağın düzenlendiğini açıklamıştır; bu durum, İBB'nin kaçak yapılaşmaya kasıtlı olarak göz yumduğu iddiasını zayıflatmaktadır.
- ·Mahkemede ortaya konan usul çerçevesi; yıkım kararının kaymakam, ardından mahkeme kararıyla ertelendiğini, belediyenin yıkımı bizzat engellemediğini göstermiş ve böylece Karaoğlu'nun aktif biçimde 'göz yummaya' dahil olduğu iddiasını doğrudan sarsmıştır.
Halk TV Sahibi Cafer Mahiroğlu'nun Boğaziçi'ndeki Villasına Kaçak Kat Çıkmasına Göz Yumularak Karşılığında Medya Desteği Şeklinde Rüşvet Alındığı İddiası
- ·Karaoğlu, müdürlüğün 15 Ağustos 2022 — yani 2023 seçimlerinden 10 aydan fazla önce — yapı henüz kalıp aşamasındayken yapı tatil tutanağı tutup mühürlediğini, 18-19 Ağustos'ta Çevre Şehircilik Bakanlığı, SGK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirimde bulunduğunu, 22 Ağustos'ta yıkım için başkanlık oluru aldığını ve 31 Ağustos'ta yıkım kararını alarak 15 gün içinde tüm işlemleri tamamladığını ayrıntılı kronolojiyle gösterir.
- ·Yapı sahibinin yıkım kararı uygulanmadan kaçak katı bizzat söktüğünü, müdürlüğün takiple bir metrekare kalmayacak şekilde yıkımı denetlediğini; dolayısıyla 'göz yumma' iddiasının iddianamedeki Tablo 1-2 verileriyle çeliştiğini söyler.
- ·Yakup Öner'in '8 ay-1 yıl sonra yeni ekleme tespit edilip işlem yapılmadığı' beyanının yanıltıcı olduğunu, kendisinin Halk TV'ye 'lehte yayın' karşılığı bir tutum içine girdiğini gösteren tek bir somut delil bulunmadığını ve seçim öncesi kronolojinin iddianın varsayımıyla bağdaşmadığını vurgular.
- ·Müvekkil, inşaatın daha en başında — kalıplar dahi çıkmadan — yapı tatil tutanağı tutulduğunu belgelerle göstermiştir; basına haber çıkmadan önce işlem yapılmış olması, savcılığın 'haberler çıkınca göstermelik yıkım yaptılar' anlatısını çürütmektedir. Boğaziçi İmar; 15 Ağustos 2022 tarihli yapı tatil tutanağında 20 yıl öncesindeki toprak altında kalan aykırılıkları dahi tek tek belirlemiş, suç duyurusunda bulunmuş, ilgili idarelere bir-iki hafta içinde yazılar yazmıştır.
- ·Mahiroğlu kendi yaptığı kaçak ilaveleri yıkmak zorunda kalmış; ayrıca bugünün parasıyla 15,5 milyon TL'nin üzerinde idari para cezası kesilmiştir. Çevre Şehircilik Bakanlığı bir ay, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu iki ay sonra harekete geçerken Boğaziçi İmar derhal müdahale etmiştir; 'göz yumma' fiili dosyadaki kronoloji ve görsellerle baştan sona çürümektedir.
- ·İddianame, menfaatin nakit olmayıp 'lehe yayın yapma' biçiminde olduğunu TDK sözlüğüne atıfla kurmaya çalışmıştır; ancak hiçbir lehe yayın, görüşme veya anlaşma somut delili sunulmamış, rüşvet anlaşmasının asgari unsurları gösterilmemiştir. Tek dayanak Yakup Öner'in tahliyesini sağlayan ve maddi gerçeklerle uyuşmayan etkin pişmanlık ifadesidir.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman hukuka aykırı ya da kişiye özel bir talimat almadığını açıkça ifade etmiştir; bu beyan, iddia edilen 'ihbar' rolünü ve dolayısıyla suç ortaklığını doğrudan reddetmektedir.
- ·İmamoğlu'nun çapraz sorgu stratejisi, imar tespitlerinin kurumsal bir süreç çerçevesinde yürütüldüğünü ve herhangi bir kişisel çıkar amacı taşımadığını Karaoğlu'nun ifadesiyle kayıt altına almıştır.
İş Adamı Mehmet Faruk Baştürk'ün Tarabya'daki Otelinin İmar Aykırılıklarına Göz Yumulması Karşılığında Rüşvet Vermesi İddiası
- ·Karaoğlu, kendisiyle Baştürk arasındaki görüşmeden yaklaşık 1,5 yıl sonra yerin rutin bölge kontrolü ile ihbar üzerine ziyaret edildiğini, doğal sit alanı dokusunun bozulduğunun tespit edilerek 6 Temmuz 2022'de tespit tutanağı düzenlendiğini ve aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu belgeleriyle gösterir.
- ·Faruk Baştürk'ün kendi ifadesinde 'sürekli aleyhe rapor ve itirazlarla mağduriyetinin derinleştirildiği', 17 milyon TL'yi aşan para cezalarıyla mühürleme baskısı uygulandığını söylediğini; bu beyanın 'rüşvet anlaşması' iddiasıyla doğrudan çeliştiğini vurgular.
- ·Yapı tatil tutanaklarının üst üste tutulduğunu, idare mahkemesindeki davaların lehe-aleyhe seyrini Doçent Dr. Fatih Yavaşoğlu bilirkişi raporu (15 Ağustos 2023) ile birlikte sunduğunu ve 14 Mart 2025 tarihli 2. İdare Mahkemesi kararıyla yıkım kararı için yürütmeyi durdurma isteminin reddedildiğini anımsatır.
- ·Faruk Baştürk'ün esas derdi, otelin arkasında 2012'de yapılıp mühürlenmiş 2099 metrekarelik, yedi katlı kaçak yapıyı kullanıma açabilmektir; bu yapı 2012'de mühürünün kaldırılması karşılığında 'toprağa gömülme' koşuluyla bırakılmış, ancak Baştürk burayı açmak için sürekli zorlamıştır. Boğaziçi İmar buranın açılmasını engellemek için yapı tatil tutanakları tutmuş, mühürlemiş, ön taraftaki ruhsatlı yapı da risk altına girmiştir.
- ·Baştürk'ün kendi ifadesi savunmayı doğrular niteliktedir: 'Bu süreçte devam eden İBB ile karşı taraf olarak bulunduğum davalarda sürekli aleyhime rapor ve itirazlarla mağduriyetimi derinleştirmeye çalıştılar' diyerek aslında Boğaziçi İmar'ın kaçak yapının açılmasına izin vermediğini, sürekli itiraz ve hukuki müdahalede bulunduğunu anlatmaktadır; Çevre Şehircilik Bakanlığı ise iki yıl boyunca işlem yapmamıştır.
- ·Para verildiği iddia edilen tarihlerle Baştürk'ün talep ettiği iznin tamamlanmaması arasında belirgin bir çelişki vardır: Eğer 13 milyon TL gerçekten rüşvet olarak verilmiş olsaydı, karşılığı olan yedi katlı kaçak yapının kullanıma açılması işleminin yapılmış olması gerekirdi; aksine bu yapı hâlâ kullanıma kapalıdır.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman hukuka aykırı, kişiye özel ya da gayrimeşru bir talimat almadığını mahkemede açıkça beyan etmiştir; bu ifade iddia edilen yönlendirme ve aracılık rolünü bütünüyle reddetmektedir.
- ·Çapraz sorguda ortaya konan kurumsal çerçeve; Boğaziçi'ndeki görüşmelerin rüşvet amacıyla değil, koordinasyon ve mevzuata uygunluk amacıyla yürütüldüğünü göstermekte ve bu şemadaki sistematik aracılık iddiasını çürütmektedir.
Sinpaş Holding'in Üsküdar'daki Köşkünün Ruhsat İşlemleri Karşılığında Rüşvet Talep Edilmesi İddiası
- ·Karaoğlu, ne ifadelerde ne eylem değerlendirme metninde adının geçmediğini, yalnızca sevk maddesi gerekçesiyle 'iştirak hükümlerinden sorumlu tutulmam gerektiği' biçiminde soyut bir nitelendirme yapıldığını; eylemle ilgili nasıl, ne zaman, ne şekilde bir yönlendirme yaptığına dair tek bir somut tespit ya da bulgu sunulmadığını ileri sürer.
- ·Yakup Öner'in beyanına göre doğrudan Avni Çelik'le görüştüğünü, Avni Çelik'in de Yakup Öner'in kendisini aradığını söylediğini, dolayısıyla Karaoğlu üzerinden bir yönlendirme zinciri kurulamayacağını; Kamuran Ataç'ın ifadesinin de eyleme özgü olmayıp Yakup Öner'i Sinpaş Holding'e götürdüğünü söylemekle sınırlı kaldığını belirtir.
- ·Avni Çelik'in ifadesinde 'Kendisini Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı olarak tanıtan Yakup Öner randevu istedi' denilmektedir; tüm görüşmeler Yakup Öner ile Çelik arasında geçmiş, müvekkilin adı bu görüşmelerde hiç anılmamıştır. Yakup Öner'in iskân verme yetkisi yoktur ve müvekkilin Yakup Öner'in böyle bir görüşmesinden haberdar olduğuna dair tek bir delil dahi bulunmamaktadır.
- ·Suçun TCK 252/4 (rüşvete teşebbüs) kapsamında değerlendirilebilmesi için talebin kamu görevlisinden gelmesi şarttır; oysa burada talebi yapan Yakup Öner'dir ve karşı taraf reddetmiştir. Müvekkilden kaynaklanan bir talep bulunmadığından suçun unsurları en temelinden eksiktir.
- ·Müvekkil işlem dosyası üzerinden 9,5 yıldır süren proje için 2023 ortalarında iskân alabilecek koşulların oluşmadığını, sunulması gereken çok sayıda evrakın 2024 başına kadar yavaş yavaş geldiğini belgelerle göstermiştir; 'bekletme' iddiası ancak bu evraklar tamamlanmadan iskân vermek isteyen tarafın iç yazışmalarında bahane olarak kullanılmıştır.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman hukuka aykırı bir talimat almadığını beyan etmiştir; bu ifade, Boğaziçi ruhsat taleplerinin rüşvet mekanizmasına yönlendirildiği iddiasını doğrudan çürütmektedir.
- ·İmamoğlu'nun çapraz sorgusu, tüm imar faaliyetlerinin kaçak yapılaşmayla mücadele ve proje koordinasyonu gibi meşru amaçlarla yürütüldüğünü kayıt altına almış; Karaoğlu da bu tespiti teyit etmiştir.
Adnan Polat'ın Boğaziçi'ndeki Mülkünde Kış Bahçesi Tadilatı İçin Rüşvet Talep Edilmesi İddiası
- ·Karaoğlu, müdürlüğe Adnan Polat ya da Polat Gayrimenkul tarafından kış bahçesine ilişkin hiçbir başvuru yapılmadığını, dosyanın yalnızca üç-dört sayfadan ibaret olduğunu; ortada ne bir izin verilmiş ne de yerinde fiilen yapılmış bir kış bahçesinin bulunduğunu belirterek 'yönlendirme yapılacak bir talep' olmadığını söyler.
- ·Kaan Yücel'in ifadesinde Akatlar projesi, Piyalepaşa restorasyonu ve Adnan Polat'ın evindeki tadilat konularının sıralı ama birbirinden bağımsız konuşulduğunu, hiçbirinin diğerinin karşılığı olarak ele alınmadığını söylediğini; bu beyanın Yakup Öner'in 'karşılıklı' kurgusuyla çeliştiğini vurgular.
- ·Kendisinin bu konuşmalardan habersiz olduğunu, dosyada ya da ifadelerde Karaoğlu adına yönelik bir tespit ve delil bulunmadığını ileri sürer.
- ·İddianamede 'hiçbir eylem yok, sadece konuşma var' nitelikli bir görüşmeden bahsedilmektedir: Kaan Yücel ve Yakup Öner Polat İnşaat projeleri için bir araya gelmiş, görüşmenin bir yerinde Yücel patronunun evine kış bahçesi yapma 'düşüncesinden' söz etmiştir. Bu düşünce hiçbir zaman Boğaziçi İmar'ın veya müvekkilin önüne gelmemiştir.
- ·Müvekkilin TCK 252/4 kapsamında suçlanabilmesi için kamu görevlisi sıfatıyla rüşvet talep etmiş olması şarttır; oysa hem talep eden Yakup Öner'dir hem de karşı taraf Kaan Yücel'dir. Hiçbir tarafın ifadesinde 'Elçin Karaoğlu şunu istedi' veya 'Yakup Öner Elçin Karaoğlu adına konuştu' denmemiştir.
- ·Müvekkil bu eyleme yine otomatik 'Yakup Öner'e yönlendirme' kalıbıyla bağlanmıştır; ancak hiçbir yönlendirme delili veya soyut bir iddiası dahi yoktur. Eylem teşebbüs aşamasında kaldığı varsayılsa bile, müvekkilin haberi olmayan bir görüşmeden teşebbüs sorumluluğu doğmaz.
- ·Karaoğlu, İmamoğlu'ndan hiçbir zaman hukuka aykırı ya da kişiye özel bir talimat almadığını mahkemede açıkça ifade etmiştir; bu beyan, iddia edilen sistematik yönlendirme rolünü bütünüyle reddetmektedir.
- ·İmamoğlu'nun sorgusunun bütünü, Boğaziçi'ndeki imar faaliyetlerinin bireysel çıkar amacıyla değil, kurumsal gereklilikler doğrultusunda yürütüldüğünü ortaya koymuştur.
Mehtabiye Köşkü Restorasyon Projesi İçin Rüşvet Talep Edilmesi İddiası
- ·Karaoğlu, müştekinin kendiliğinden Yakup Öner ile iletişime geçtiği iddiasının dahi 'talebin' niteliği konusunda iddianamede netliğe kavuşmadığını, kendisinin böyle bir rüşvet talebinden ya da kabul edilmediği iddia edilen pazarlıktan haberinin olmadığını ileri sürer.
- ·Ruhsat onayının 'talimatla' verildiği iddiasının müdürlüğün rutin teknik incelemesine dair belgelerle çeliştiğini, ruhsat sürecinin mevzuata uygun teknik değerlendirme üzerinden ilerlediğini ve teşebbüs aşamasında kalan bir rüşvetten kendisi adına çıkarılan bir suç ortaklığının dayanaksız olduğunu vurgular.
- ·Murat Özyeğin kendi ifadesinde 'Ben Yakup Öner'i önceden tanıdığım için doğrudan onu aradım' diyerek müvekkilin yönlendirme yaptığı iddiasını bizzat çürütmektedir; yine kendi anlatımına göre Yakup Öner 'hayır müessesi' istemiş, Özyeğin 'biz yeterince hayır yapıyoruz' demiş ve konu orada kapanmıştır. Açık, belirgin bir rüşvet talebi yoktur.
- ·Özyeğin'in 'Mayıs 2023'te tüm izinler tamamdı, ancak Boğaziçi İmar'da takıldı' iddiası belgelerle çürümektedir: Ruhsat müracaatı zaten 1 Haziran 2023'te sunulmuş, Çevre Şehircilik Bakanlığı izni ancak Eylül 2023'te çıkmış, Özyeğin tarafı 2023 sonuna kadar zorunlu evrakları yavaş yavaş sunmuştur. Yani Mayıs 2023'te dosya 'onaya hazır' değildir; gecikmenin kaynağı bizzat başvuru sahibidir.
- ·TCK 252/4 unsurları bakımından menfaat talebi bir kamu görevlisinden gelmemiş, Yakup Öner üzerinden gelmiştir; karşı taraf reddetmiştir ve müvekkilin bu görüşmeden haberi olmadığı kabul edilmektedir. Müvekkilin haberi olmayan bir diyalogdan dolayı rüşvete teşebbüs sorumluluğunun doğması hukuken mümkün değildir.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.