EK

Elçin Karaoğlu

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sanık ·Tutuklu
19 Mart 2025

Tutuklandı

24. Duruşma Günü · 20 Nisan 2026

15:49
Hakkımdaki suçlamaların ne olduğunu tam anlayamadım, eyleme konu yerlerin imar işlem dosyalarını istedik. İmar işlem dosyaları henüz dosyaya getirtilmedi.
15:49
2000 yılında Esenler Belediyesine girdim. 2006 yılında haklı ve yasal olarak yaptığım işlemden dolayı görevden alındım. APK Araştırma, Planlama, Koordinasyon Müdürlüğüne yolladılar. Bir iş yapılmıyordu. Müdüre gittim; neden gönderildiğimi öğrenmek istedim. "Sen felanca yerde bir işlem tesis etmişsin. Oranın sahibi de partili, ileri gelen birisi. O da başkanı aramış" dedi. Daha sonra bana şöyle dedi: "Elçin Bey, ben 5 yıl önce Fen İşleri Müdürüydüm. Benden yapmamam gereken, olmayacak bir işi istediler. Ben yapmadım, 5 yıldır da tek başıma buradayım. Şimdi de sen geldin. Burada iş yapmıyoruz, bizden bir iş yapmamız da beklenmez." Yasaldı yaptığım işlem dedim. Sonra çıktım. Esenler sayfası benim için kapandı, dedim.
15:49
2006 yılında Avcılar'da İmar ve Şehircilik'e başladım. 7-8 yıl çalışmıştım ki, norm kadrolar ile ilgili sınav açıldı. Sınavdan en yüksek puanı aldım. Belediye başkanı çağırdı. "Sen genç, kıymetlisin ama imar müdürlüğü için başka tasarruflarım var, o kadroyu sana vermeyeceğim, kusura bakma" dedi. Neye göre vermeyeceksiniz, alnımın akıyla kazanmışım. Sizi mahkemeye vereceğim, siz kusura bakmayın dedim. Dava açtım. Kadromu aldım ama görevlendirme olmadı. İnsan motivasyonunu kaybediyor, can sıkıcı.
15:49
2015 yılında Beylikdüzü Belediyesine başvurdum. Müracaatım uygun görüldü. Kadrom ile göreve başladım. Görevlendirmem orada da 6 ay sonra yapıldı. İmar Müdürü olarak göreve başladım. Ekrem İmamoğlu ile müracaatım esnasında da, çalışmaya başladıktan sonra da kendisini tanımıyordum. İmar müdürü olduktan sonra tanıştım.
15:55
Peşinen söyleyeyim hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Yasadışı hiçbir işin içinde yer almadım. Şahsiyetimi, onurumu, mesleki namusumu savunmak için huzurunuzdayım. 1 Eylül 2020'de İBB'de Boğaziçi İmar Müdürü olarak göreve başladım; tutuklandığım güne kadar 4,5 yıl boyunca görev namustur bilinciyle çalıştım.
15:55
4,5 yıl görev namustur bakış açısı ile mesai kavramını düşünmeden çalıştım. 15-20 yıldır orada çalışan kamu görevlileri ile birlikte çalıştım. Üst düzey çalışan değildim, müdürlük sınırları için gerekeni yaptım. Eski dönemden beri mevcut olan arkadaşlarla çalıştım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpiliyle bir yere gelmedim; aksine zaman zaman bazı belediye başkanlarına rağmen bir yerlere geldim. Tüm eğitim hayatımı devletin imkanlarıyla okudum. Devlete olan borcumu ödemek ve kamu görevine olan inancım nedeniyle ben siyasetçi değil, kamu görevlisiyim. Ben 26 yıl görev yapmış bir kamu görevlisiyim. Bu süreçte çok fazla araştırma, ön inceleme, Sayıştay geçirdik. Alnımıza leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. İhmalim ya da suistimalimle ilgili herhangi bir tespit yok; böylesine asılsız suçlamalarla karşı karşıyayım.
15:55
Zaman zaman tehdit edildim. Yedi yaşındaki kızımla, yedi yaşındaki kızımla tehdit ettiler. Aklıma geldikçe biraz... Suç duyurusunda bulundum. Kimseye boyun eğmedim.
Karaoğlu, kızıyla tehdit edildiğini anlatırken gözyaşlarını tutamadı.
16:12
Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün görev sahasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tabiat Varlıkları Bölge Komisyonu ve Kültür Bakanlığı'nın Koruma Kurulu'nun yetki ve sorumluluğu bulunuyor; yürütülen işlemler bu kurumlarla koordineli ilerletildi.
16:15
Görev hiyerarşisi içerisinde bir silsileyi takip eden, evrak altlığını oluşturan diğer belgeler ve tamamlanmış imzalarla birlikte bana ulaştığında, ben evrak üzerinde esastan değil, şekli bir kayıt denetimi yapar ve imzalarım. Bir işlem dosyası bana geldiğinde zaten tüm imzaları atılmış, harçları yatırılmış ve işlem aslında tesis edilmiş olur. Benim yaptığım onay, idari bir onaydan ibarettir. Bir ruhsatın önüme gelene kadar yaklaşık 12 imzadan geçtiğini ve bu imzaların hiçbirinin eksik olması durumunda belgenin düzenlenemeyeceğini hatırlatırım. Bakanlığın sistemi bir güvenlik duvarıdır; orada zaten bir yanlışlık ya da eksiklik varsa sistem o girişe müsaade etmez. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, alanında tek başına, bu yetkili ve sorumlu kurumlardan, kuruluşlardan ayrı ve habersiz bir şekilde işlem tesis edemez. İddianamede sanki ben elimde anahtar, müdürlüğün kapısını sabah açıyorum, bütün kararları tek başıma alıyorum; öğleden sonra da elime balyozu alıp sokak sokak geziyorum, bina bina dolaşıp içinde insan var mı yok mu bakmadan yıkıyorum gibi bir tarif çıkmış. 4,5 yıl boyunca müdürlük yapmama rağmen bana atfedilen bu olağanüstü yetki ve güçten haberim bile yok.
Karaoğlu, bir müdürün tek başına karar verme yetkisinin olmadığını, müdürlüğünün "imza makinesi" olmadığını vurguluyor.
16:20
Bir yapı ruhsatında 12 imza var; bu imzalar atılmadan dosya benim önüme gelmez. İskan konusunda da ruhsat için işletilen süreçlerin benzeri işletilir. Farklı olarak yapının yerine giderek teknik ve fenni işlemlerin kontrollerinin yapılması gerekir. Bu kontroller bizimle sınırlı değildir. Kaçak yapılarla ilgili görevim sokak sokak denetim yapmak değildir. Dönemim boyunca görevlendirme yapılmamış, denetimsiz bırakılan mahalle, sokak, cadde yoktur.
16:31
Hiçbir örgüte üye olmadım, kimseden talimat almadım. Örgüt denilen yapılanmanın ne olduğunu anlamadım. 26 yıldır içerisinde yer aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? İBB bünyesindeki yüzlerce müdür, on binlerce personel midir bu örgüt? "Örgüt" kelimesi bir Karadenizli olarak tüylerimi diken diken ediyor; bu ifadenin adımla yan yana gelmesi benim için bir züldür. İddianamede örgüt üyesi olduğuma dair maddi gerçeğe dayalı bir delil yoktur.
16:42
Ağabeyim tıp doktoruydu ve pandemide hayatını kaybetti. Kardeşim de kamu görevlisidir. Babam bana, 'Devletin delikli kuruşuna halel getirdiğini öğrenirsem, sana hakkımı helal etmeyi bırak, seni evlatlıktan reddederim' dedi; vicdanım bu sözlerle yankılanıyor. Babamın ve üvey annemin dolandırıldığı olayda açılan davaya İBB Davası'nın iddianamesinde yer verildi; üzerime gölge düşürülmek istenmiştir. Ailemin bir dolandırıcılık mağduriyeti üzerinden oluşturulan bu algı canımı yaktı, beni ve ailemi kahretti.
17:01
54 numaralı eylemle, Cafer Mahiroğlu'na ait yerle ilgili kısımla başlamak istiyorum. Bu eylemde; Cafer Mahiroğlu'na ait Sarıyer Kireçburnu'ndaki iskanlı binada kaçak inşaata göz yumulduğu ve buna karşılık Mahiroğlu'nun sahibi olduğu kanalda seçime dönük lehte yayınlar yapılarak, rüşvet eyleminin gerçekleştiği iddia edilmektedir. İddianamede konuyla ilgili 2 evrak konulmuş, ama ikisi de bizim lehimize; çünkü işlemlerimizin eksiksiz ve hatasız olduğunu gösteriyor. İtirafçı Yakup Öner yalan söylüyor; Cafer Mahiroğlu'na ait binayı biz mühürledik. Yıkım kararları alınmış, vatandaş ise yıkım kararı uygulanmadan önce bizzat yıkımı gerçekleştirmiştir. Müdürlüğümüz yıkımın ne seviyede yapıldığını takip etmiş ve yapılan kaçak katın tamamının yıkılması sağlanmıştır. Yani iddia edildiği gibi göz yummak bir yana, yıkım bizzat gerçekleşmiştir. Bu binanın kaçak kısmında yıkılmamış bir metrekare dahi kalmamıştır. "2023 seçimleri öncesi rüşvet için anlaşıldı" iddiası tarihsel olarak tutarsızdır. 2023 seçimleri öncesi denildiğinde; ya haziran başını, ya mayıs ayını, hadi bilemediniz nisan veya mart ayını anlarım. Oysa bu inşaat, bizim tarafımızdan seçimlerden 10 aydan da fazla bir süre önce, 15 Ağustos 2022 tarihinde tespit edilerek yapı tatil tutanağı tutulmuş ve mühürlenmiş bir yapıdır. İddianameye konulan haber sitelerine ait görsellerin tarihi 16.08.2022; biz tutanağı 15.08.2022'de tutmuşuz. Yani konu basında yer almaya başlayınca 'zorunda kalarak' tutanak tutmamışız; aksine konu basında yer almadan önce tutanağımızı tutmuşuz. Belediyecilikte, bu 15 gün meselesi çok önemli bir mevzudur. Ben 26 sene imar konularında çalıştım. Bu kadar süratli aksiyon almak, yıkım kararı çıkartmak ve süreci sonuçlandırmak —ki bunu ilçe belediyeleri de Büyükşehir de yapar— Türkiye'nin her yerinde çok hızlı bir işlem sayılır. Bizim gördüğümüz kadarıyla Mahiroğlu'nu pek hoş tutmamışız; aksine, betonu dökmesinden itibaren 15 gün içerisinde onu hem savcılığa şikayet etmiş hem de ağır para cezasına çarptırmışız. 31 Ağustos 2022 tarihinde 4 milyon 66 bin lira para cezası kesildi; bugünün rakamıyla 15 milyon liraya tekabül etmektedir. Biz binanın üzerinde oturulmasına izin vermemişiz. Merak ediyorum, Cafer Mahiroğlu bu süreçte fırsat bulup da evinin önünde bir bardak su içip soluklanabilmiş midir? İşin gerçeği şudur Sayın Başkan: İlave kaçak kat dışındaki, sonradan kazanıldığı iddia edilen o alanlar, aslında Cafer Mahiroğlu burayı satın almadan 20 yıl önce yapılmış olan yerlerdir. Eğer burada bir göz yumma varsa, bu 20 yıl önceki yönetimin sorumluluğundadır; işlemi ya da yıkımı yapmayan onlardır, biz değiliz. İddia makamı tutanağı okuyor, '297 metrekare alan' diyor, sonra da 'işlem yapılmamış' diye yazıyor. Yapı tatil tutanağı, başlı başına oraya işlem yapıldığının resmi belgesidir. Hem tutanaktan alıntı yapıp hem de 'işlem yapılmadı' diyerek beyanların sabit olduğunu iddia etmek nasıl mümkün olabilir? Ben siyasetçi değilim, siyasetten anlamam; bu suçlamaya konu olayla ilgili Cafer Mahiroğlu'nu da tanımıyorum.
19:03
Sayın Başkanım, bu dosyada benimle ilgili kurulan tablo, baştan sona bir çelişkiler yumağıdır. Eylem 51'de imar talebini itirafçı Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlanıyorum; ancak şüpheliler arasında Yakup Öner yok. Kendisi olayın içinde yok, ifadelerde yok, şüpheliler arasında dahi yok. Dosyada olmayan bir kişiye, dosyada olmayan bir ilişki üzerinden yönlendirme yaptığım iddia ediliyor. Bunun izahı yoktur. Aynı olayla ilgili iki ayrı beyan var: biri 250 bin TL'den bahsediyor, diğeri 500 bin TL + 250 bin TL diyor. Ne miktar belli, ne süreç belli, ne ilişki belli; ama bu çelişkili anlatımların içine benim adım dahil ediliyor. Daha da çarpıcısı; rüşvet iddiası var ama iddiayı ortaya atan kişi sonradan açıkça "Kimseye para vermedim", "Rüşvet vermedim" diyor. Rüşvet yok, para yok, işlem yok; ama suçlama var. Ortada konuşulan bir "yönlendirme" olduğu iddia ediliyor. Ancak dosyada ne bir talimat var, ne bir sonuç var, ne de bu iddiayı destekleyen tek bir somut işlem var. Bunun yerine ne var? Bir şikayet var. Ve o şikayet üzerine tespit yapılmış, ceza kesilmiş, mühürleme yapılmış, savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş, yıkım kararı alınmış. Yani idare görevini eksiksiz yapmış. Şimdi soruyorum: Eğer ortada iddia edildiği gibi bir ilişki olsaydı, aynı idare gidip savcılığa suç duyurusunda bulunur muydu? Bu, hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Son olarak; bahsi geçen yapı 40-50 yıllık bir yapı. Yıllarca işlem görmemiş bir durum, bizim dönemimizde işlem görmüş. Yani sorun yaratılmamış, aksine müdahale edilmiştir. Ama gelinen noktada; hiç bilmediğim bir olay, hiç tanımadığım ilişkiler, birbiriyle çelişen ifadeler ve dosyada dahi yer almayan kişiler üzerinden benim sorumlu tutulduğum bir tablo oluşturulmuştur. Bu tablo hukuki değil, kurgusaldır.
19:03
Vaniköy'de bir dönem Adnan Oktar'ın kullandığı daha sonra bir Rus oligarka geçen malikaneyle ilgili 700 bin dolar karşılığında güçlendirme ruhsatı verildiği iddia ediliyor. Ne böyle bir güçlendirme ruhsatı verdik ne de bununla ilgili bir müracaat var. Malikane, Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü'ne yönelik operasyonun ardından tahliye edildi ve kaçak yerleri yıkıldı. 2024 yılında İçişleri Bakanlığı müfettişi inceleme yaptı ve 'Yapılacak herhangi bir işlem olmadığı' kararını verdi. Bu rapor iddianamede yer almadı.
Vaniköy'e ilişkin 18.9.2024 tarihli İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettiş Raporu Karaoğlu'nun lehine hususlar içeriyor; ancak rapor iddianamede yer almadı.
19:18
İddianamede iş insanı Süleyman Atik'in koleksiyoner Ayşegül Kayabay'dan Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ndeki işini çözmek için para aldığı iddiası yer alıyor. Ancak 15 Eylül 2025'te Ayşegül Kayabay savcılıkta verdiği ifadede, Atik'in beyanlarını yalanladı: 'Kendisiyle görüşmedim. Ben kimseye rüşvet vermedim, para vermedim. Süleyman Atik isimli şahsın beyanları asılsızdır. Boğaziçi İmar ile yaşadığım sorunlar 2023 yılındadır; ancak Süleyman Atik, 2021 yılında benden rüşvet parası aldığını beyan etmiştir. Ben kendisinin olayları yanlış hatırladığını düşünüyorum çünkü ben kimseye para vermedim. Para vermiş olsam neden hakkımda şikayetçi olsunlar? Ayrıca rüşvet vermiş olsam neden Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne 100.000 TL üzerinde ceza ödeyeyim? Makbuz ve dekontlarım da yanımda.' Bu lehe beyan dosyaya girmedi. Süleyman Atik'in verdiği ifade ifade de bu ifade değil mi?
Karaoğlu, savcılığın şüpheli lehine olan beyanları dosyaya koymamasını eleştiriyor.
19:18
Tutuklanmama konu ettikleri olay iddianamede yok. Bir Vaniköy adı aynı; ama bunu da açıklayacağım. Ben Vaniköy'deki taşınmazdaki usulsüz tadilatlara maddi menfaat karşılığında göz yumduğum iddiası ile tutuklandım.
19:32
Rus oligarkın Vaniköy'deki villasının yıkımında tutanağı tutmuşuz, mühür fekki yapmışız, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuşuz. 28 Ağustos'ta encümen tarafından yıkım kararı alınmasını sağlamışız. Burada alınan para cezası 30 milyon TL, dikkatinizi çekiyorum. Yıkım kararı aldığımız yerde üç gün boyunca akşam yediye sekize kadar yıkımları gerçekleştirmişiz. Arkadaşlarım orayı ekmek arası kumanyayla yıktı, öyle söyleyeyim. Yıkımı tamamladık, sonra bakanlığa da bilgi verdik. Yıktığımız yer bir Rus iş adamının, bir oligarkın, devlet gibi gücü olan bir milyarderin yeridir. Kim olduğu tam belli değil; 'Putin'in arkadaşı' diyen var, başka yakıştırmalar yapanlar var. Bu yapıyı yapan kişi bu kadar güçlüyken, yıkan kim? Yıkan Boğaziçi İmar Müdürlüğü. Ben biliyorum ki benim, bayramda uçak bileti alamadığından ailesini, annesinin, babasının elini öpmeye memleketine götüremeyen teknik elemanlarım var. Yıkan da onlar. Biz bu meselenin üzerine giderken, bu 30 milyon cezaları keserken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurularında bulunurken, oraya gittiğimizde siyah takım elbiseli, siyah gözlüklü adamlar etrafımızı sarmışken, avukat ordusu etrafımızı sarmıştı. Akşam eve gittiğimde eşim Özge 'Ya Elçin, bunlar ne olduğu belli olmayan insanlar. Bak bizim çocuklarımız var. Dikkat et' dedi. Ben de 'Onlar milyarderse bizim de arkamızda devletimiz var' dedim. Günün sonunda görevimizi eksiksiz yapmamıza rağmen burada biz yargılanıyoruz. İnsanın zoruna gidiyor. Mülkiye müfettişinin hazırladığı raporda yaptığımız tüm işlemlerin hukuka uygun ve eksiksiz bulunduğu, ihmal ve kusur olmadığı tespiti yapıldı.
Karaoğlu bu sözleri söylerken iç çekti ve su içti.
19:52
Eylem 53'te Tuzla'daki bir iskan ile ilgili suçlanıyorum. Bu saçma sapan bir iddia. Benim Tuzla ile ne alakam var? Tuzla Boğaziçi'nde değil, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün yetki ve sorumluluk alanında değil. Eylemle ilgili bir takım isimler var ama benimle ilgili bir konu yok. Ben yokum ama bir taraftan da bana bağlanmaya çalışılmış.
19:58
Tutuklanmama gerekçe yapılan suçlamalar iddianamede yok. Karşımızda öyle bir tablo var ki; 'oligark', 'milyarder', 'yabancı güç' gibi ifadeler havada uçuşuyor. Eşimle konuşurken bana 'dikkat et' dedi. Ben ona şunu söyledim: 'Onlar milyarderse, bizim de arkamızda devletimiz var.' Şimdi buradayım. Biz görevimizi yaptık, eksiksiz yaptık. Ama buna rağmen karşılaştığımız tablo, insanın aklını zorlayan türden.
Karaoğlu konuşurken iç çekti ve sessizce mahkemeye sordu.
19:58
Yıkım için sahaya gidiyoruz. Karar var, yetki var, görev açık. Ama bir bakıyoruz; yol kapatılmış, araçlar kilitlenmiş, kamu araçlarının önü kesilmiş. 'Yıkım yapamazsın' deniliyor. Soruyorum: 'Neye dayanarak?' Cevap yok. 'Biz kendimiz yıkıyoruz' deniliyor. Neyi, hangi yetkiyle? Saatlerce oyalandık. Üç saat, dört saat… Devletin aldığı kararı uygulamak için sahada bekletildik. Orada da şunu söyledim: 'Sen de kamu görevlisisin, ben de. Aynı taraftayız.' Ama gelinen noktada, devletin kendi görevlisi, yine devletin kararını uygulayan başka bir görevlisini engelliyor. Bu bile başlı başına bir absürtlüktür.
19:58
Ama asıl absürtlük burada başlıyor Sayın Başkan. Bir iddia ortaya atılıyor: 'Vaniköy'de bir villa için 10 milyon dolar rüşvet alındı.' Devamı daha da çarpıcı: 'Araçlar alındı, paralar cenaze aracıyla sınırdan geçirildi, Atina'daki bir hesaba yatırıldı.' Bakın, tek tek söylüyorum: Bahsi geçen kişi o aracı almamış. Diğer kişinin kayınpederi vefat etmiş, Atina'ya hiç gitmemiş. Bahsedilen bankada böyle bir hesap yok. Cenaze aracıyla para taşındığı iddiası ise tamamen hayal ürünü. Yani ortada ne belge var, ne gerçek, ne mantık. Sadece 'duydum' diyen bir beyan var. Ve bu beyanla insanlar tutuklanıyor.
19:58
Daha da çarpıcı olan şu: Bu iddiaları ortaya atan kişi için başka bir sanık açıkça 'deli zırvası' diyor. Cevap vermeye bile gerek görmüyor. Ama ben, bu 'zırva' beyanlar nedeniyle tutuklandım. Üstelik benimle ilgili somut bir isnat dahi yokken. Sonra ne oluyor? İddianame değişiyor. O beyanlar yok oluyor. Yerine başka beyanlar geliyor. Peki soruyorum: Benim tutuklanmama neden olan o ilk iddialar nerede? Yok. Ama ben hâlâ tutukluyum. Gece hücremde düşünüyorum: Bir insan, hiç yaşanmamış olayları nasıl bu kadar detaylı kurgular? Bu, sadece bir hayal gücü değil; aynı zamanda ağır bir kötülük gerektirir. İnsan sormadan edemiyor: Bu kadar rahat iftira atan birinin vicdanı nasıl susar? Sayın Başkan, bugün geldiğimiz noktada, savcılığın 'kuvvetli suç şüphesi' dediği temel artık ortada yoktur. O beyanlar iddianamede yer almamaktadır. Yani tutukluluğumun dayanağı ortadan kalkmıştır. Bu tek başına bile, tutukluluğumun hukuka aykırı olduğunu açıkça göstermektedir.
20:03
İtirafçı Yakup Öner'in '2023'ün ortalarında izin verildi' dediği Üsküdar'daki bir yapıyla ilgili 2 Haziran 2023'te Yapı Tatil Tutanağı hazırladık. Aynı dönemde hem yıkım kararı aldık hem de 29 milyon 539 bin lira para cezası kararı verdik. 21 Haziran 2023'te de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk.
20:40
Eylem 52'yle ilgili suç tarihi 2019 denilmiş. Benim o tarihte İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde herhangi bir görevim yoktu. Suç tarihi olduğu belirtilen dönemde görevde değildim ama rüşvet almakla suçlanıyorum. İddianamede eski İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Çakılcıoğlu tarafından talimatlandırıldığım yazılıyor; ancak hiçbir zaman kendisine bağlı olarak görev yapmadım. Oligark isimli mekandaki değişiklik de benim dönemimde olmadı.

25. Duruşma Günü · 21 Nisan 2026

11:39
Murat Özyeğin'in yanlış bilgilendirildiğini düşünüyorum. Mevzuata göre ilerlenmiş, iddianamenin aksine ruhsata ilişkin hiçbir yavaşlama söz konusu değil.
Mehtabiye Köşkü'yle ilgili suçlamada itirafçı Yakup Öner'in, Murat Özyeğin'i Karaoğlu'na yönlendirdiği iddiasına ilişkin. Yarım kalan savunmasına devam ediyor.
11:39
Murat Özyeğin ifadesinde ne demişti? '2023 yılının mayıs ayında Anıtlar Kurulu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın izinleri çıkmıştı; son izin için Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden onay bekleniyordu' diyor. Buradan ne anlarız? Bir ruhsat talebiyle ilgili ocak, şubat ya da mart ayında bir dilekçe verilmiş olması ve bu dilekçe üzerine sürecin yürüyerek izinlerin çıkmış olması gerekirdi. Oysa dilekçe ne zaman verilmiş? Tarihe dikkat çekiyorum: 1 Haziran 2023 tarihinde verilmiş. Dilekçede, projelerinin koruma kurulunca onaylandığı belirtilerek tarafına ruhsat verilmesi talep ediliyor. Yani 'Mayıs ayında her şeyim tamamdı, bekliyordum' dediği noktada, dilekçesini henüz haziran ayında vermiş. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın izni ise 20 Eylül 2023'te alındı. Dilekçeyi haziran ayında vermişsin ancak evraklar eylül ayında toplanmaya başlanıp kasım ayında tamamlanmış. Ekrem İmamoğlu talimat verse, 'Ekrem Başkanım, şu evrak gelmediği sürece ben bu ruhsatı veremem' derim. Evraklar geldikten sonra ise süreç sıralı ve bekleme olmaksızın tamamlanmış, ruhsat alınmış.
Mehtabiye Köşkü'yle ilgili Murat Özyeğin'in ifadesindeki tarih çelişkisini anlattı.
11:45
Bakanlığın iznine odaklandık ama 20 tane evrak eksik. Yönlendirme iddiası tamamıyla gerçek dışı.
Kendisine yöneltilen 'İzni bekletip Yakup Öner'e yönlendirdi' suçlamasının asılsız olduğunu vurguladı. Yakup Öner'i arayanın Murat Özyeğin olduğunu, Öner'in de konuyu kendisine aktardığını ifade etti.
11:45
Ne ifadede ne eylem değerlendirmesinin herhangi bir yerinde benden bahsedilmiyor, adım dahi geçmiyor. Yakup Öner 'Ben bu talebi Ekrem İmamoğlu'nun isteği üzerine ilettim' diyor; Avni Çelik ise 'Yakup Öner bana geldi' diyor. İfadeleri okuduğumuzda Yakup Öner doğrudan Avni Çelik ile görüştüğünü söylüyor. Avni Çelik de kendisini Yakup Öner'in aradığını söylüyor, ama ben yine burada Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlanıyorum. Söz konusu yer 9,5 sene devam eden ama bir türlü tamamlanıp iskan aşamasına gelmemiş bir yer. Yerinde birtakım imalatların, dosyasında birtakım eksiklerin olduğu bir yer. Vatandaş 9,5 senede inşaatı tamamlayamamış, sonra diyor ki 'benim müdürlükte dosyam 2 aydır, 3 aydır bekletiliyor'. Ya bu 9,5 senede ne oldu da sen burayı bitiremedin? Asansörü bile yapmamışsın.
Eylem 56 kapsamında Avni Çelik'ten rüşvet istediği iddiasına karşı savunması. İfadelerin kendisiyle ilgili hiçbir unsur içermediğini ve 'bekletme' iddiasının teknik eksikliklerden kaynaklandığını anlattı.
11:50
Yakup Öner'in dediği bir yere oturuyor, yani hiçbir yere oturmuyor. Diyor ki 'Ben söyledim, projeler onaylandı diye biliyorum'. Ya projeleri biz zaten 2023'ün mayısından önce onaylamışız zaten. Onaylanmış. Mayıs'ta da Koruma Kurulu'nun izni çıkmış. Ama Çevre Şehircilik'in izni çıkmamış. Çevre Şehircilik'e bu konu nasıl gitmiş? Hani Çevre Şehircilik Bakanlığı'na siz mi göndermediniz? Yok. Koruma Kurulu kararının üst yazısında bu konu yazı dağıtımlı olarak hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilgili birimlerine, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı'na ve de İstanbul Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne gönderilmiş zaten.
Koruma Kurulu kararının Çevre Şehircilik Bakanlığı'na Boğaziçi İmar aracılığıyla değil, doğrudan Koruma Kurulu tarafından iletildiğini anlattı.
11:50
Yakup Öner'le Avni Çelik arasındaki görüşmelerde benim adım yok.
Edip Bey Köşkü'yle ilgili Yakup Öner'i SİNPAŞ'ın sahibi Avni Çelik'e yönlendirmekle suçlandığına ilişkin.
12:10
İddianameye göre Ekrem İmamoğlu'na gidip 'Burada güçlendirme talebi var' diyorum. 'Bunu bana niye söylüyorsun' der. Rutin bir güçlendirme işlemini Ekrem İmamoğlu'na mı soracağım? İmara aykırılıklara göz yumduğum iddiası ise bu nereden çıkıyor, hangi delile göre?
Galataport'taki bir güçlendirme talebiyle ilgili suçlamaya ve imara aykırılıklara göz yumduğu iddiasına ilişkin.
14:36
Peki, 'ruhsatımız bekliyordu' diyen Fatih Kıvanç bu ödemeyi ne zaman yapmış? En sağdaki makbuzda görüleceği üzere 21 Şubat 2024 tarihinde yapmış. Yani kendisi bu ödemeyi 3,5 ay geciktirmiş. Ben güya 3-4 ay bekletiyordum ya; kendisi cins değişikliği harcını 3,5 ay boyunca yatırmamış Sayın Başkan. Bence bu kişinin inşaatı bitirmek gibi bir derdi yok; zaten öyle bir derdi olsaydı süreci 9,5 sene sürüncemede bırakmazdı.
Fatih Kıvanç'ın 'iskan sürecim bekletiliyor' iddiasına karşı ödeme tarihi çelişkisini ortaya koydu.
14:36
Şahıs 'Beni bekletiyorlar' diyor ama kendisi lisanslı harita bürosundan evrakı ancak 6 ay sonra getiriyor. Getiriyor ama onu da eksik getiriyor. İnşaatı denetleyen yapı denetim firmasının kontrollerinden geçmesi gereken bu LİKAP evrakında, yapı denetçi mimarın imzasının eksik olduğunu gördük. Şahıs aşağı yukarı 3-3,5 ay sonra eksik imzayı tamamlamış... Biz de 26-29 Mart 2024 tarihinde iskan belgelerini düzenliyoruz.
Müracaat sahibinin belgeleri eksik ve geç getirdiğini anlattı.
14:36
Ben 26 yıllık kamu görevlisiyim. Adam bana gelse dese ki yerin sahibi: 'Ya müdür Bey, ya sen benim iskanımı niye bekletiyorsun arkadaş?' Ne cevap vereceğim yani ben? Ne diyeceğim? Şunu mu diyeceğim: 'Ben bir talimat aldım da ondan bekletiyorum.' Ya diyebilir miyim böyle bir şey? Ya da keyfi olarak bekletiyorum. Ya böyle bir mantık olabilir mi?
İskan vermemenin hukuki risklerini ve keyfi tutumun mantıksızlığını anlattı.
14:36
Şimdi Başkanım, ben bu kart işine hiç girmek istemiyorum. Ya bu benim ağzıma da yakışmıyor. 10 milyon dolarlık BİM kart mı yani? Öyle bir şey. Bu konuya ben girmeyeceğim. Konu 10 milyon dolarlık katlı otopark projesinden 10 milyon dolarlık BİM kartına evriliyor. Dönüyor dolaşıyor 500 bin TL'lik A101 market kartıyla bana geliyor.
Doğuş Grubu'yla ilgili 'market kartı' rüşveti iddiasına sert yanıt.
14:36
Binayı küçültmüş. Ben bir de hesapladım; her katta yaklaşık 3,5-4 m² gibi bir küçülme var. Toplamda da bütün katları hesap ettiğinde bina 20 m² küçülmüş yani, büyümemiş. Aykırılığı bile bile, göre göre o aykırılıklara rağmen iskan belgesini düzenlemen lazım. Benim dönemimde buraya bir iskan uygunluk raporu da onaylanmıyor tabii bu arada.
İmara aykırılığa göz yumma suçlamasına karşı binanın aslında küçüldüğünü anlattı.
14:36
Savcılığın değerlendirmesi, içinde olmadığım, bilgimin bulunmadığı hatta gerçekleşip gerçekleşmediğini de bilmediğim bir takım görüşmelerden ibaret.
Torun Center'ın sahipleriyle ilgili suçlamaya ilişkin.
15:00
Ben de bu güçlendirme ruhsatını, bu talebi Yakup Öner'e yönlendirmekle suçlanıyorum. Fakat bakıyoruz iddianameye, Yakup Öner şüpheliler arasında yine yok. Bazı taleplerde yapı sahipleri isim değişikliğine gidip peşi sıra başvurular yapıyor; esas motivasyon inşaat alanını arttırmak ve iptal edilen yerleri satılabilir ya da kiralanabilir hale getirmek.
Emirgan'daki bir yapıya güçlendirme ruhsatı istendiği ve talep sahibini Yakup Öner'e yönlendirdiği iddiasına ilişkin.
15:10
Şikayetçi Mehmet Torun'un ifadesinde talebini Ekrem İmamoğlu'na ilettiğini, daha sonra Yakup Öner'le görüştüğünü söylediğini ifade etti. Yakup Öner'in ise itirafçı olduğu ifadede Ekrem İmamoğlu'nun bu konuyu kendisine sorduğunu, sonra kendisinin Mehmet Torun ile görüştüğünü söylediğini belirtti. Olayın taraflarının açık beyanlarına rağmen savcılık konuyu Ekrem İmamoğlu'na kendisinin ilettiğine kanaat getirdi.
Mehmet Torun'un ifadesine ilişkin suçlamada Karaoğlu, tarafların beyanlarının kendisini işaret etmediğini vurguladı.
15:15
Mehmet Torun'un talebiyle ilgili konuyu Ekrem İmamoğlu'yla bir kez bile konuşmadım. Ben bir isim değişikliği ruhsatını Ekrem İmamoğlu'yla görüşecek olduktan sonra ben o Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nü yapmam Sayın Başkanım. Bize her gün isim değişikliği talebi de geliyor, başka tadilat talepleri de geliyor. Zabıt tutuyoruz, işlem yapıyoruz, Bakanlığa, savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. Bu isim değişikliğini sormak demek her yaptığın işi sormak demek. Ben Ekrem İmamoğlu'na yönlendirmiş olsam, o neden Yakup Öner'e sorsun? Zaten Yakup kendi ifadesinde 'başkan bana bu konuyu sordu' demiş.
Mehmet Torun'un talebini İmamoğlu'na ilettikleri iddiasına mantıksal itirazı.
15:19
Mehmet Torun, Feshane'nin restorasyonu için 'şartlı bağışı biz memlekete kalıcı bir eser mahiyetinde faydamız olsun diye yaptık, herhangi bir rüşvet ödemesi değildi' diye açıkça söylüyor. Böyle bir şeyi benim bilmem, haberimin olması söz konusu değil.
Feshane'de Mehmet Torun'un şirketi tarafından yapılan restorasyonun rüşvet ödemesi olduğu iddianame iddiasına itiraz.
15:35
Rüşvet olduğu iddia edilen kartların fatura tarihi 22 Mart 2024. Ben ne ile suçlanıyorum, imara aykırılıklara göz yumma ile. Ama biz kurum olarak kartların alındığı iddia edilen tarihten 7 gün sonra yıkıma gitmişiz. Rüşvet anlaşması yapmış olsak yıkıma mı gideriz? Haklarında yıkım kararı çıkartılan ve yıkıma gittiğimiz yerlerle ilgili ben daha ne yapabilirdim?
Uskumru'daki kaçak yapıya karşılık rüşvet alındığı iddiasına karşı savunması.
16:15
Bahsi geçen kişiyle bir kez görüştüm. O görüşme dışında hiçbir ifadede ve değerlendirmede benimle ilgili bir husus yok. Kamu idarecisi olarak birçok kişiyle görüşmek durumundayım. Bir oteli satın alacağını, problem olup olmadığını sordu. Ben de dosyayı bilmeden yorum yapmayacağımı, henüz malik olmadığı için bilgi veremeyeceğimizi söyledim.
Mehmet Faruk Baştürk'ün 'Hatırladığım kadarıyla Elçin Karaoğlu beni Yakup Öner'e yönlendirdi' ifadesine ilişkin. Baştürk'ün verdiği rüşvete aracılık ettiği iddiasına karşı savunması.
16:35
Biz buna müdahale edip, haksız inşaatı mühürledik diye hapse girmiş oluyoruz. Konuyla ilgili yargı mercilerinin verdiği kararlara da baktığımızda, tesis ettiğimiz işlemlerin hukuka uygun olduğu teyit edildi. Yapmam gerekenleri tam olarak yapmışım.
Baştürk'ün almayı düşündüğü otelde 2012 yılında kaçak inşa edilen ve daha sonra yıkılan yeri açmaya uğraştığına ilişkin savunması.
16:40
Haksız bir kazanç elde etmediğim gibi kimsenin etmesine de yardım etmedim. Hiçbir eksiğimiz, hiçbir ihmalimiz, başımızı öne eğebilecek hiçbir kusurumuz yok çok şükür. Hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum, 26 yıllık meslek hayatımda suç teşkil edecek bir şeyin içinde olmadım. Ne yazık ki 1 yıldır özgürlüğümden mahrumum. Yaşadığımız süreç her şeyden önce, benden de önce ailemi sevdiklerimi mağdur eden bir sürece döndü. Tip1 diyabet hastası bir oğlum var; tanısı iki sene önce konmuştu. Bu süreçte onun yanında olamadık, sağlığı bozuldu. Biz de kendi yağımızda kavruluyoruz. Üç stentim var, iki damarım tıkalı. Bu işin en doğru şekilde tarafınızca değerlendirilmesini istiyorum. Ben yaptığım işlerden eminim, beraat edeceğime de inanıyorum. Ben bunları hak edecek bir şey yapmadım; önce tahliyemi, sonra beraatimi talep ediyorum.
Savunmasının kapanış bölümünde suçlamaları reddetti, aile üyelerinin (Tip1 diyabet hastası oğlu) ve kendisinin (üç stent, iki tıkalı damar) sağlık durumlarına değindi; önce tahliye, sonra beraat talep etti.
18:29
Ben anlam veremedim.
19:04
Benim dönemimde böyle bir durum söz konusu olmamıştır. Sıfırdan herhangi bir kaçak inşaat yapılmamıştır. Göz yumduğumuz herhangi bir yapı yoktur.
19:24
Olmamıştır Sayın Başkanım.
19:24
Başkanım, Sarıyer Meydanı var, Beykoz Silolar var. Projelerin üretilmesi, planlanması, koordinasyonu ve bunun diğer birimlerle birlikte çözümlenmesi anlamında görüşmelerimiz olmuştur. Bunun haricinde, buradaki genel anlamda geçmişten bugüne birikmiş bir problem olan kaçak yapılaşmalarla ilgili, depreme dayanıklı olmayan binaların nasıl güçlendirileceğiyle ilgili mevzuata dair bakanlıkla da birlikte hareket ederek neler yapılabileceğiyle ilgili, bu tarz görüşmelerimiz olmuştur. Onun dışında kişiye özel, yapıya özel, konuya özel herhangi bir görüşümüz olmamıştır. Alan, değerli bir alan. Türkiye'nin göz bebeği bir alan.
19:24
Kaymakam alıyor. Kaymakam Bey'in bu kararıyla birlikte yıkım gerçekleşmiyor. Bu yıkımın gerçekleşmediğine dair bir tutanak bulunuyor. Palazoğlu eylemine ilişkin.
Palazoğlu, Cübbeli Ahmet'in damadının abisi olarak biliniyor.