Kaç yılında kurdunuz bunu?
Esma Bayrak Çapraz Sorgusu
Ortaklık yapısı var mı firmanın?
Çalışan mevcut mu?
Kaç kişi çalışıyordu?
Sizin dışınızda 4 kişi çalışıyordu. Karlılık durumu nedir bu firmanın?
Karlılık durumu şöyle; bizim dijital reklamlarda RTB'de %15 vergimiz olduğu için, yani diğerlerine ilaveten yurt dışıyla ilgili... yine de karlılık durumu ayda size nasıl söyleyeyim? Ben huzur hakkı ayda 100 bin lira alıyorum ama dijital reklamların yoğun olduğu dönemlerde iyidir. Ama onun dışında aslında şu an sürdürebildiği şey yine bu Kültür'den aldığım ihale.
O ihale dışında aldığınız başka herhangi bir ihale var mı?
Katıldığınız alamadığınız ihale var mı?
Bu 'a göndermiş olduğunuz 13 milyon 750 bin TL para... böyle bir Ponte'den böyle bir çıkış var mı 'un hesabına gönderilen?
Aslında söylediğim gibi, bu parayı zaten Outland firmasına gönderdim ben zaten, fatura karşılığında. Ve yaptığı işin de bir kısmını teslim etti, bir kısmını da teslim edemedi. Zaten sonrasında ben buradayım.
Outland firmasının 'la bağlantısı ne?
Oradaki ticaretiniz neydi?
Aslında şöyle oldu; ben bu işi, ihaleyi aldım. 1. 2. sene iyiydi ama 3. seneye geldiğimizde biz burada bir de benim kar paylaşımım var, yani bu işin reklamlarını alan ajansla birlikte. Bunlarla ilgili benim raporlama almam gerekiyordu ve bunu yapabilecek personelim yoktu. Tam da o dönemlerde benim hastalığım çıktı, zaten göreceksinizdir...
3 yıllıktı değil mi bu?
Bu ihale 3 yıllık ama bu kapsam 3 yıllık değil o Outland'le olan. Ben aslında işin şeyini kendi yapmam ya da bir personelle yaptırmam gerekeni, rahatsızlığım sebebiyle başka bir taşerondan istiyorum. Bunu da şöyle ki; o dönemde çok fazla hastalıktan bahsetmek istemiyorum ama o dönemde benim kar dağıtımını paylaşabileceğim ya da bu işte paylaşımdaki belgeleri alabilmem için onlardan bu desteği almam lazımdı. Bunun bir kısmını Deniz'den alabildim ama bir kısmıyla ilgili ben o süreçte takip de edemedim. Burada yaptığını zannediyorum bu işin. Hayır sonrasında zaten tutuklandım, takip de edemedim. İşin %65'ini almışımdır, %35'inde peşine düşeceğim inşallah çıktığımda.
İfadesinde çünkü şeyden bahsetmiş ya bu 'ya parayı teslim ettiğinden. İddianamede de buna ilişkin WhatsApp yazışmalarından bahsedilmiş ve şöyle bir değerlendirme yapılmış; "Ponte Reklam isimli alt kiralama ihalesini kazanan firmanın almış olduğu alt kiralama ihaleleriyle ilgili elde ettiği gelirleri örgüte geri aktardığı" şeklinde bir değerlendirme yapmışlar. Yani beyanında... niye böyle bir beyanda bulundu? Parayı 'ya... Esentepe'de teslim ettim diye?
Yani kendisiyle kişisel bir husumetim yok, onu söyleyeyim. Ama böyle bir ziyaret etmiş, iki ziyaret etmiş, nedense burada görüyorsun 3. 4.'de böyle bir beyanlar oluyor. Böyle bir olay olup olmadığı da belli değil. Ben böyle bir yönlendirme de yapmadım. Ben zaten işimin tamamını da teslim almadım. Üstüne üstlük ben de iddianamede okuyunca "ne alaka" oldum. Benim hayatım boyunca 'la telefon görüşmelerimde bile 'nın ismi geçmemiştir. Kendisi keşke burada olsaydı. Bu tutuksuz yargılananları burada görebilseydik ben de gözünün içine baka baka "sen niye böyle bir şey yaptın" diye sorabilseydim yani.
Vermiş olduğunuz bu paraya rağmen işin tamamını alamadınız öyle mi?
Ona ilişkin hiçbir şey yaptınız mı hukuki?
Zaten Şubat 2025'te gerçekleşiyor. Ben Mart'ta zaten bu tedavi sürecine başlıyorum. Mayıs'ta raporum çıkıyor. Ondan sonra bu dönemde bu operasyonlar oluyor. Operasyonlar olunca 'la bir türlü ulaşılamıyor. Sonrasında ben zaten işimin peşinde düşene kadar ben kendimi burada tutuklu buluyorum.
Bundan dolayı henüz bir hukuki işlem yapmamıştınız yani?
Yapamadım. Olabildiğince kaçındım aslında bir şeyin arkasına sığınıyor gibi görünmemek için. Mayıs ayında zaten babamın beyin kanseri tümörü teşhisi koyuldu ve Haziran'da kendisi ameliyat oldu. Ağustos'ta beni kolluk kuvvetleri aldığında babamın radyoterapisinin sürecindeydi. Ben zaten o ara Deniz ne yapmış, işi tamamlamış mı, operasyonlarda ne olmuş... Benim bunlarla hiçbir şeyim kalmamıştı. 24 saat babamın yanındaydım ve işle de ilgili Allah'tan çalışanlarım vardı da dijital reklam tarafı hiç durmadı, bana hiçbir şey yansıtmadılar. Ama işin saha kısmından alacağım işin peşinde düşmeyi bırakın, işle ilgili akla hiçbir şey gelmedi. Her şey o kadar kötü denk geldi ki, işi teslim alma, peşine düşme psikolojim de yoktu. Babam ikinci ameliyatını oldu. Dün yine radyoterapisi için İstanbul'a geldik. Benim o saatten sonra, yani siz de insansınız, babanızın böyle bir şeyiyle yanında olurken arıyorsunuz, adama ulaşamıyorsunuz. O hukuki süreç falan ben oralara hiç... İnşallah burada çıktığımda o süreç için şey yaparım. Çıkabilirsem umarım.
Sayın Başkanım, Esma Hanım'a sorum, sorgu kapsamında olacak. Bir öncülüğü var, o yüzden müsaade ederseniz arz etmek isterim. Efendim Eylem 13 kapsamındaki tutuklu 14 sanığı dinledik yaklaşık bir haftadır sürede. Bundan sonra ilk dinleyeceğiniz kişi, bu eylem kapsamında benim. Bir hayli bir süre sonra bana sıranın geleceğini düşünüyorum, o yüzden sıcağı sıcağına bu konuyla ilgili de bir açıklık getirmek isterim.
Şimdi efendim, biz burada 14 tutuklu sanığı dinledik. 14 tutuklu sanık da İstanbul Senin ve İBB Hânem'de suç olmadığını ifade ettiler. Hepsinin beyanları birbirini destekler, birbirini tamamlar vaziyetteydi. Avukatları da çeşitli kanıtlar, deliller ve raporları da buraya sundular. Yalnız geçtiğimiz hafta 14 sanığın ifadesi de birbirini destekler olduğu yönde, yani burada bir suç olmadığı anlatıldığı halde, Savcı Bey tarafından bu dosyanın itirafçı sanıklarından —sanık değil herhalde ya da itirafçısı— Erol Özgüner hakkında bir suç duyurusunda bulunuldu. Eğer suç duyurusu sanığın yalan beyan vererek insanların hayatını kararlttığı veya adaleti aldattığı yönündeyse başımızın üstünde. Ama iddianamenin yazıldığı gün itibariyle Erol Özgüner'e bir suç atımında bulunulmamışsa, 14 tutuklu sanık da Eylem 13'te bir suç olduğunu ifade etmemişse, bir suç duyurusu ekstra biraz tuhaf geldi. Neden efendim? Yani burada belki insanların duygu durumuna göre bir suç duyurusu olmayacağı kanaatindeyim.
Tabii tabii, şunu bir cümle söyleyip bitiriyorum Sayın Başkanım. Bir cümle söyleyeceğim. Buradaki 14 insan da "Burada suç yok, biz suçsuz yere yatıyoruz," dedi. de dahil. "Suç yok, ben suçsuz yere yatıyorsam Erol haydi haydi yatmalıdır," dedi gibi oldu. Onu bir belirtmek isterim. Sayın Başkanım, Eylem 13 hakkında tabii İstanbul Senin ve İBB Hânem konularına çok girdik ama ben de burada 14 tane şey olarak söyleyeyim,
Beyanınıza istinaden söyleyeyim. Oradaki husus anladığım kadarıyla sevk noktasındaki farklılıktan dolayı teknik bir talepti. Yani o öyle itirafçının beyanı değil. Yani onunla alakalı bir durum değil anladığım kadarıyla Savcı Bey'in o günkü talebi ki sanığın da talebi o yöndeydi. Onunla alakalıydı.
Sayın Başkanım, tabii İstanbul Senin ve İBB Hânem teknik yönden çok konuşuldu burada. Ben de bu eylem kapsamında 6 yıldan 14 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyorum. Ve bu eylem kapsamında benim "örgüt yöneticisi", sözde örgüt yöneticisi statüm var. Ve ben bazı insanlarla bazı suçlar işlemekle suçlanıyorum. Lakin bu iddialara dair iddianamede yatan bu iddialara dair ne zatıaliniz sizler tarafından ne de Savcı Bey tarafından ifadesi alınan sanıklara soruldu. Yani 2 ay sonra bu konular gündeme geldiğinde hani ben bunları tek başıma mı kucağımda bulacağım, merak ediyorum.
Şöyle mesela: İddianame demiş ki; , , , verilerle Cambridge Analytica modellemesi yaparak, seçmen davranışlarını manipüle edip seçim kazandığımız yönünde bir iddia. Şimdi bu 3 arkadaşımız da ifade verdi. "Nedir bu Cambridge Analytica?" diye hiçbir tane soru sorulmadı. Akabinde benim Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'de dolandırıcılık sistemleri geliştirmişim ben; bunu da İstanbul Senin üzerinden, Reklam İstanbul'dan Utku Şahin ile de yapmaya devam etmişim. Bu da sorulmadı efendim. Yine bana mı kalacak? Ama en önemlisi...
Sanıklardan sorunuz var mı diye bu nedenle soruyoruz zaten. Siz bu anlamda böyle bir iddia olduğu hususunda sorgu hakkınız var, sorabilirsiniz. Yoksa da kendi savunmanızda bulunur, kendiniz bunları zaten...
Sayın Başkanım, benim sorum yok. Çünkü böyle bir şey yok. Siz sormayınca, konu muallak kalmasın diye söylüyorum. Savcı Bey de sormadı o yüzden. Ama en önemlisi ve üçüncüsü, sonuncusu, sorunun da şeyi o olacak Başkanım. Ses kaydı çözümleme tutanağı var; belli ki iddia makamı buna bir önem vermiş. Eylem künyesinde eylem gelirleri de iki kere yazılmış. Bir ses kaydı, bir de çözümleme tutanağı şeklinde belirtilmiş; halbuki bunlar tek bir ses kaydı çözümlemesidir. Burada X, Y, Z, A, T ve U isimli 5 erkek ve 1 kadın konuşma gerçekleştiriyor. Bu konuşmayla ilgili de herhangi bir soru sorulmadı. Kelimelere girerek kişi bazlı kelime kontrolü yapabilirsiniz; bu konuşmaların %94'ünü yapan kişi, X rumuzlu kişidir. X rumuzlu kişiyi biz biliyoruz, iddia makamı da biliyor, eminim siz de biliyorsunuzdur; isimli arkadaşımızdır. Kendisi Cumhuriyet Halk Partilidir; yanlış bilmiyorsam Sarıyer Belediye Başkan Vekili ya da Meclis Üyesidir.
Burada ilk kez bir CHP'liye savcılıkta pozitif ayrımcılık yapılmış ve "X isimli şahsın sunumuna göre" denilmiştir. Bir kere X'in kim olduğu bellidir. Bu arkadaşlarla ilgili bir suç ithamda bulunmuyorum, yanlış anlaşılmasın. Y, benim. U da . Serdal da burada sanık değil, Uğurhan da bu dosyada sanık değil. olmasınlar da zaten. Koca bir konuşma var ancak bir ben kaldım.
Sizlerden hiçbiri, örneğin Z, kadın. Esma Hanım var, Azra Hanım var. Kimse bunlara "Z siz misiniz" diye sormadı. Kimse "U, A, Ulaş sen U musun? Necati Bey sen T misin? Melih, Emrah Y. misin?" demedi.
Murat Bey, iddianamede biz, Y isimli şahsın olmadığı sürece Y'yi arama gibi bir sürecimiz… Varsa böyle bir isnat, sorardık. Böyle bir iddia varsa "Bu konuşma kaydındaki kişi sen misin?" diye sorardık. İddianamede belirtilmemiş. Bir burada arayacak değiliz Y isimli şahsı… Bir ses kaydı varsa, ses kaydını size sorarız.
Sizle ilgili isnat var değil mi orada?
Sizin savunmanızı alırken, bunu muhtemelen anlatırsınız…
Ama X yok! Sayın Başkanım; konuşmanın %94'ünü yapmış X yok.
Size sorarız, iddianamede siz varsınız Murat Bey...
Ben ne anlatacağım? Yani ben ne anlatacağım? Hayır şöyle geliyorum; eğer zaten avukatlarımız tarafından bu işte 'yasak delil' mi deniyor ne deniyorsa öyle düşünülüyor, siz de öyle düşünüyorsanız ben savunmamın yarım gününü eylem 13'e ayırmayayım. 5 dakikada sıram geldi de geçeyim diye soruyorum. Sonra bunu da soruyorum: Esma Hanım, siz bu ses kaydının çözümleme tutanağını okudunuz mu?
Peki bu ses kaydında gizemli X kişisinin anlattığı konu her neyse bu İstanbul Senin, İBB Hanem'i zaten bilmiyorum ilk kez burada duydum da, İstanbul Senin ile ilgili bir konu mudur? Teknik bilginiz var o yüzden soruyorum yoksa nedir?
Şöyle; bu bahsettiği aslında Adform reklam teknolojisi. Bunun da kullanımı bu arada ülkemizde yasaldır, tıpkı Google reklamları gibi. İstanbul Senin uygulamasında bulunmamaktadır. Ben aslında ses kaydını dinlediğimde şey; reklamlar böyle reklamcılar biraz gizemli konuşmayı sever, çok böyle büyük bir gizemli bir şey yapıyormuş gibi öyle bir hissiyat aldım. İstanbul Senin'de yok Adform. Hatta Adform'un olmamasının sebebi de yanlış hatırlamıyorsam İstanbul Senin'in altyapısına da uygun değil çünkü onlar Segment kullanıyor. Yani çakışma olduğu için yok. Ayrıca zararsız, ayrıca ülkemizde kullanılması yasal ve bütün bankalarda kullanıyor.
Yani ses kaydı İstanbul Senin'le bir ilişiğinin olmadığını belirtiyorsunuz siz?
Zaten ses kaydında şey İstanbul Senin'den hiç bahsetmiyor. Konu tamamen reklamcılık teknolojisi. Yani oradaki Adform'u çıkarın oraya Google koyun benim de herhangi bir müşteriye yapacağım bir sunumdur.
, ... Bu üç isimle ilgili, hiç daha önce herhangi bir ticari geçmişiniz veya ticaretiniz veya bir tanışıklığınız veya bir en ufak bir iletişiminiz oldu mu?
Aynı sektörde olduğu için sordun muhtemelen,
Şimdi biraz önce ihalenin oluş şekliyle ilgili kendinizin outdoor'a nasıl giriş yapmayı düşündüğünüzü anlattınız. Bir de öncesinde şeyi soracağım: "Bu ihalede iki tane firma ile daha önce hiçbir ihalede karşı karşıya gelmedik" dediniz. Hangi firmalar o firmalar?
Yani ihaleye girerken hangi firmaların katıldığını o anda öğrenirsiniz, sonrasında ihale sonucunda kazanan belli olur. Ben şu an firma isimlerini tam bilmiyorum çünkü gayet organik bir şekilde gelişti.
Sev Açıkhava, Media Legend, bir de Otopark Ambalaj mıydı?
Ponte Digital, Otopark Ambalajlı firma, Media Legend ve Sev Açıkhava. Sev yetkilisi de benim. İhaleye dört firma girmiş ve siz de ihaleyi alan taraf olmuşsunuz. Dediniz ya "İki firmayla biz hiç herhangi bir ihalede karşılıklı teklif vermemişiz" diye; o firmaların isimleri hangileri?
Anladım. Burada Başkanım, ben zaten hangi firmalarla kaç tane ihaleye girdiğimi avukatımdan öğrendim, bu iddianameye sunulanlarla birlikte. Otopark ile daha önce girmemişim. Sev ile de daha önce başka bir yerde yarışmışım. Bunların hepsini avukatım çıkarttı çünkü ihalelerde o anda firmalarla daha önce katılmış mıyım diye bir sorgulama yapmıyorsunuz. Teklifinizi veriyorsunuz, kazanırsanız alıyorsunuz.
Böyle bir şey sunarlarsa, savunma sırası geldiğinde sorarız.
Okey, bu soruyu geçiyorum. Bir şey daha soracağım; bu 3 yıllık bir ihale ve bu yılın sonunda bitiyor. Bizim ana işimiz bu olduğu için İstanbul'da hangi noktada pano var, işime hakim olduğum için bilirim. Bu işin pazarlamasını kim yaptı? İhaleyi aldıktan sonra o parapetlerin yapımı ve outdoor pazarlamasını kim yürüttü?
Parapetlerin pazarlanma kısmını Naz Medya'ya verdim alt ihale olarak. Yapım işini ise aslında bir kısmını Outland'e vermiştim ama Adland, Naz ile olan sözleşmemdeki kâr dağıtımı nedeniyle işi tam olarak gerçekleştirmedi. Benim asıl amacım dijital ekranlar almaktı. O yüzden bu işin saha kısmıyla bizzat uğraşmayı tercih etmedim. Niyetim, ekranlardan birini dijitale dönüştürebilir miyim diye bir proje sunmaktı. Onu da iyi ki sunmamışım, herhalde o da başıma bela olacaktı.
Sayın Başkan, şimdi tabii bu eylemde bizim de işimiz olduğu için; Tevdi Raporu'nda onlarca ihale olmuş. 2019 sonrasını konuştuğumuz için söylüyorum; bizim Sev Medya, Kültür AŞ'nin girdiği bütün ihalelere girebilecek kapasitede, aynı iş bitirme ve sermaye yapısına sahip bir firmadır. Otobüs ve dijital ihaleleri gibi en büyük işlere girebiliriz. Bu ihaleye biz ilk defa girmişiz ve Ponte Digital'e yardımcı olmuşuz gibi gözüküyor. Kaldı ki Naz Reklam bir medya planlama şirketidir ve kurulduğu günden beri alımlarının %80'ini Sev Açıkhava'dan yapar; bunu piyasada herkes bilir. Bu şuna benziyor: Ben bir süpermarkete et ve süt ürünleri satıyorum ve o süpermarketin mandıra sahibi olması için ona yardımcı oluyorum. Şu an şirketimizde kayyum var... Hemen bitiriyorum; Naz Medya mecra sahibi olunca bizim onlarla olan ciromuz düşüyor. Siz "Outdoor'a girmek için bu ihaleye girdim" dediniz ya; bu dijital entegrasyonla bu ihaleyi...
Yok, şöyle; normalde bu ihaleyi bir referans ve iş deneyim belgesi almak için bir fırsat olarak gördüm. Ama dediğim gibi, ekranlardan birini dijitale çevirip "sürdürülebilirlik projesi" olarak Kültür AŞ'ye sunarsam diye düşündüm
13 parapet işte. Hattın üzerindeki ekranı dijitale çevirmek istiyordum, bunu da belirttim.
Net soralım, net cevap alalım. Birbirimizi ikna etmeye çalışmayalım.
Esma Hanım'ın ihalesini alabilmek için 2-3 firmayı es geçmiş. İddia makamı… Bizim firmamıza da hiç alakasız şeylerden yorum...
Net soralım, net cevap alalım.
Aldığınız ihalenin dijital entegrasyona uygun olduğunu mu söylüyorsunuz?
Ben bunu deneyim etmek ve iş deneyim belgesi almak için niyet ettim. Yerini de mi söyleyeyim? Niye ikna edemiyorum?
Demek istediğim, benim için tabii ki önemli bir şey. Bir eylemle yargılanıyorum burada.
Buradaki her sanığı ayrı ayrı dinlemiyoruz.
Yok tabii ki... Esma Hanım, biz de başlarken sıfırdan başladık, tabii ki alabilir. Ama bir defa hayatın seyrinde herkes benim egomu da bilir; yani ben yılların firmasıyım ve hani şunu diyeceğim; sevmediği olarak bu mesele tevdi raporunda şöyle bir şey var...
Şu an anlatamıyorum herhalde ne söylediğini. Şu an biz 'a 68. eylem kapsamında "Nedir anlatacakları bize?" diye sormadık. Yani "Sanık 'a sorunuz var mı?" diye sorduk. Bu usul olarak böyle bir usulle ilerlemiyor şu an. Hani bunu bilmemenizden kaynaklı anlayışlı davranmaya çalışıyorum ama devam ediyorsunuz. Yani usulen CMK 201'i uyguluyoruz şu an. Sanığa sorun varsa net olarak sor. Yoksa zaten senin savunmana geldiğimizde 68 ile ilgili bize ne anlatacaksan dinleyeceğiz zaten. Esma Hanım'dan alacağımız bir cevap var mı sizinle ilgili?
Esma Hanım tam karşınızdayım. Şimdi iddianamenin 263. sayfasında savcılığın bir değerlendirmesi var. İstanbul Senin'i şu şekilde tanımlamış: "'nun talimatıyla tarafından planlanan, teknik detayları örgüt yöneticisi tarafından hazırlanan ve örgüt üyesi tarafından hayata geçirilen, örgüt içerisindeki tüm koordinasyonunun şüpheliler ve 'in yaptığı İstanbul Senin uygulaması..." Bana göre gayet ciddi bir tanımlaması var. Siz bu süreçte çalıştığınız dönemde 'ten veya adı geçen diğer herhangi birinden talimat aldınız mı? Veya 'in bu işin koordinasyonunda olduğuna dair bir duyumunuz, bilginiz var mı?
Esma Hanım sorduğunuz için, söylediğiniz için diyorum; 'la alakası var mı?
Öncelikle sayın tutsak size teşekkür ediyorum. Hastalığı bahane etmemek özgürlük sebebi değildir. Sizler duvarları yıkıp çıkacaksınız; eninde sonunda bunu bilin. Benim sorumu meslektaşlarım teker teker sordu ama ben genel bir şeyi okuyarak soracağım. Zannedersem bu soracağım soruyu anlayacaksınız ve net bir cevap vereceksiniz. Bu bir kitap... Bu kitapta son derece bu çıkar amaçlı suçla ilgili bazı satırlar var. Bu satırların içindeyiz? Yoksa ihaleye fesat karışmış mı, ihaleden şu şunu almış mı, ihale kime gitmiş, işte memur mu değil mi, rüşvet mi rüşvet değil mi falan filanın üstünde durmuyorum. Ben genel bir şey okuyacağım, sizden de genel tek bir cevap bekliyorum. "Bu suçun oluşması için gerekli bulunan; doğrudan veya dolaylı biçimde bir kuruluşun ve teşebbüsün yönetim denetimini ele geçirmek, kamu hizmetlerinden, basın ve yayın yolları üzerinden ihale, imtiyaz, ruhsat işlerinde nüfuz ve denetimi elde edebilmek, ekonomik faaliyetlerde kartel ve tröst yaratmak, madde ve eşyanın azamesi olarak suçun maddi unsuru açıklanmıştır diye bir açıklama var. Böyle bir örgüt var mı? Suçun maddi unsuru açıklanmıştır diye bir açıklama var. Böyle bir örgüt var mı? Yoksa demokratik seçim için bir cumhurbaşkanı adayı mı var? Bunu öğrenmek istiyorum. Var mı yok mu? Evet ya da hayır.
Sorunun başını hatırladınız mı? Direkt en sonunu sorsaydık…
Ne yapayım ben? Böyleyim. İki gün olmayacağım için şimdiden soruyorum.
Kültür A.Ş. tarafından alt yüklenici olarak bu iş Ponte reklama verildi. Yani bir tek siz mi çağırıldınız? Ya size "Gel ihaleyi al," dediler direkt?
Yok, ben zaten Adem'de de anlattım. Hani direkt beni davet etsinler diye kendimi tanıştırdım.
Tanıttınız, sizi davet ettiler. Teklif başladılar. Yani bu tek bir ihale için olan bir şey değil. Peki Kültür A.Ş. içinden herhangi biri size "Şu teklifi ver, sen bu teklifi ver," diye telkinde bulundu mu?
Hayır. Şöyle, ben işin aslında hani veren de tarafındayım ya; benim müşterilerim de zaten bu tür alanları kiraladığı için benim az çok bu fiyatlarla ilgili bir fikrim vardı. Benim zaten yıllar içinde vardı.
Size herhangi bir telkinde bulundu mu? "Teklifi ver, bu teklifi ver," dedi mi?
Başka sorunuz var mıdır?
Esma Hanım, öncelikle geçmiş olsun. Size bir genel soru sormak istiyorum tecrübenize dayanarak. Dediniz ki: "Dijital reklamların yoğun olduğu dönemler var." Bize biraz bunu açıklayabilir misiniz? 1. sorum bu. 2. sorum; açık hava reklamcılığı alanında dijital anlamda bir yoğunluk dönemi belirtebilir misiniz? Bunu anlatabilir misiniz?
Yani dijital reklam zaten sosyal medya bildiğiniz gibi çok akan bir süreç. Yani hele İBB gibi bir kuruluşta dijital reklam kesintisiz devam eder çünkü çok fazla icraatleri oluyor. Bu dijital reklamlar olduğunda da işte bütün mecralarda reklam yayına alınıyor. Hani hiç bitmeyen bir lansman dönemi gibi düşünebilirsiniz. Bu dönemlerde, özel günlerde daha fazla artar; bu arada hani Anneler Günü, yılbaşı dediğimiz dönemler var. Ayrıca bir de icraat temelinde olunca onların artık iş sonu geldi...
Açık hava reklamcılığı bölümünde de aynı şeyleri söyleyebilir misiniz?
Tabii tabii, yani aynı şekilde özellikle okul döneminde çok fazla reklamlar oldu. Eylül ayında olur, aralık ayında olur. Düşüş; temmuz, ağustos, eğer çok böyle tatil reklamı vesaire almadıysanız düşük olur. Yaklaşık eylül, ekim gibi başlar. Bu Anneler Günü'ne kadar devam eder; hani Ramazan Bayramı vesaire kaymadığı sürece.
Peki bu düşüş dönemleri alt iş verme durumlarında, taşere durumlarında dikkate alınıyor mu? Örneğin temmuz, ağustos aylarında bir reklam çıkacaksınız ve bunu tescil edeceksiniz. Burada dikkate alıyor musunuz bunu? Daha uygun fiyatlı mı uyguluyorsunuz?
Şöyle, açık hava için mi? Ya açık hava için bu hani benim niyetimde zaten Google'dan açıp yönetmek ya... Bunu hani taşere etmek aslında kârı paylaşmak olduğu için mantıklı gelmez. O yüzden onu buradan yapmak istersiniz. Hani benim de zaten alanım bir açık alanda kendime mecra açmak, yani ilk şeyim öyle başladı.
Anladım. Teşekkür ederim. Bir de dediniz ki: " ve 'ın ifadelerini okudum." Müvekkilim , Emlak Daire Başkanı. Tanır mısınız?
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
