Sayın Başkan, sayın heyet; Taner Bey sizi hassasiyetle dinledim. Aslında bir sorum var ama 2-3 soru haline getirdim. Kısa kısa soracağım. Bir tanesi; yıllardır çalışıyoruz ve özellikle hem Beylikdüzü’nü katarak da sorayım, yani hem Beylikdüzü’nde hem Büyükşehir Belediyesi’nde... Büyükşehir’de tabii ki etkinliklerde birbirimizi görmenin dışında belki çok nadir görüştük ama yine de sorumu ilave olarak sorayım. Sizinle biz kültür sanat etkinlikleri ya da bu olan etkinliklerin birtakım detayları, ki bu etkinliklerin hani mikro ölçekte olan değil de daha çok büyük ölçekli olan, bu da yılda belki 2-3 defa, 4 defa üzerine uzun uzun konuştuğumuz, söz konusu olmuştur diye hatırlıyorum. Bu görüşmelerin dışında veya bu kadar teknik hatların dışında, direkt ya da dolaylı herhangi bir usulsüz talimatımı duydunuz mu, yaşadınız mı? Böyle bir süreç bizim çalışma düzenimizde oldu mu? Bunu bir de size direkt heyetin huzurunda sormak istiyorum.
Taner Çetin Çapraz Sorgusu
Hayır Başkanım, hiçbir şekilde böyle bir talimatınız olmadı.
Az önce listelediniz; işte teftişten, daha doğrusu ’nın müfettişlerinden Sayıştay’a birçok, ta işte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin denetim kuruluna varıncaya kadar denetimden geçiyorsunuz ve özellikle iç denetim biriminden de denetim talebinin olduğunu söylediniz. Evet, biz de her sene yaklaşık en az 25-30 birime iç denetim işletmeye gayret ettik. Buna tabi oldunuz mu? Yani iç denetim oldu mu sizin biriminizde de?
Tabi, tabi çok. Yani her seferinde sizden geldiği gibi hani bazen biz aceleci davranıp, "Bize bu sene gelecek misiniz?" diye sorduğumuz da oluyordu. Birçok kez denetimden geçtik aynı şekilde.
Yani burada şunu belirteyim Sayın Başkan, bilginizde olsun; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İç Denetim Daire Başkanlığı, yani daha doğrusu İç Denetim Başkanlığı vardır, hep vardır. Ama bizden önce iç denetim sayısı, Büyükşehir Belediyesi’nde, hafızanızda dursun diye söylüyorum -ben anlatacağım yüzlerce denetime nasıl talimat verdiğimizi- ama bizden önce bu İç Denetim Başkanlığı denetimi sıfırdı. Yani bu ilginç bir detay olarak zihninizde durmasını özellikle istiyorum. Bir başka konu; özellikle tekrar sormak istiyorum. Anladığım kadarıyla beni de içine katacak şekilde, sorgu esnasında, tahmin ediyorum ki hukuka da uygun olmayan şekilde... Yani "tahmin ediyorum" derken hukukçu değilim ben, tamam, hukukçuların anlatımıyla söylüyorum ki bu sorgu usulsüz bir sorgu şekline dönüşüyor anladığım kadarıyla. Yani bir hakarete ya da bir zorlamaya dönüştüğünde… Eksiksem onu artık hukukçular ya da Sayın Başkan, sayın heyet takdir etsin. Ama anladığım kadarıyla, size ve dolaylı olarak beni de içine alacak şekilde hakaret eden bir savcılık sorgusuna maruz kaldınız. Doğru mudur?
Evet. Doğrudur. Benim diplomamla ilgili, benim diplomam üzerinden... Zaten "Ekrem’in de diploması yok, senin gibi lagara lugara adamları buralara koyuyor" tarzında bir yaklaşım vardı. Ve bu, bir de benim sorgumun diğer kısmında da açıkçası psikolojimi çok bozdu ve birçok soruya da "Hatırlamıyorum, bilmiyorum" tarzında cevap verdiğim şeyler de var.
Sayın Başkan, sayın heyet; yani şöyle ifade etmek istiyorum, sizin huzurunuzda ediyorum. Tabii ki bunun mercii siz değilsiniz anladığım kadarıyla, daha önce de ifadenizde ama… Göğsünde tespih sallayan ya da göğsünü kaşıyarak bu şekilde ifadelerde bulunmak, gerçekten bir iddia makamı adına, savcılık mesleği adına, şeklinde tanımlanan bir meslek adına utanç vericidir. Ben buradan yine bu sabah ilettiğim talebim üzerine tekraren iletiyorum ki: İlgili mercii Adalet Bakanlığı’dır, HSK’dır. Artık onlarcasını dinledik. Bunlara duyarsız kalınması noktasında ve "Bu savcılar kimdir, bunu nasıl yaparlar?" SEGBİS, kamera vesaire gibi detaylar varken sorgulanmamasının bir şüphe doğurduğunu, büyük bir zafiyet yarattığını ifade edeyim. Bu sözleri söylemişse de o kişiyi, göğsünde tespih sallayarak bu ifadeyi alan kişiyi de kim ise tespit edilmesini hem talep ediyorum hem de en üst seviyede kınıyorum.
Hakkınızda üyelik kapsamında da suç isnadı olduğu için, o beyanlarda birtakım sisteme ilişkin, sistem adı altında anlatımlar olduğu için bundan dolayı size soruyorum. Özer Yıldız'ın, bir beyanı var hakkınızda, biliyorsunuzdur muhtemelen. Bununla ilgili var mı söyleyeceğiniz herhangi bir şey? Ne, tanıyor musunuz Özer Yıldız'ı?
Yansıtalım en azından.
Özel olarak yansıtmak istediğiniz bir şey varsa yansıtalım.
Ben önce bir anlatayım isterseniz, oradan da... Özer Yıldız, hak edişlerin, ödenmesi için, market kartı verdiğini, market kartı aldığını söylüyor. Yok öyle bir şey..
Ferhat Kartop'un beyanı var bu yönde.
Özer Yıldız'ın kendisine bu anlamda şikayetlendiğinden bahsediyor. Özer Yıldız da onu doğrular yönde bir ifadesi var. Ayrıntısını okumama gerek var mı?
Yok. Şöyle söyleyeyim, bir saniye. Özer, bu konuda, şey söyledi. Hak ediş ödemelerimi alabilmem için, işte, market kartı, işte, bilmem ne falan filan istendi. Diğer tarafta, ben bunu Özer'den duymuştum böyle bir şey vardı diye tarzında söylüyor. Şimdi birincisi, hak ediş ödemelerine daha önce de anlattığım gibi, idari süreçlerini de anlattım, hak ediş ödemelerimizle hiçbir ilgisi yoktur. Çok netiz bu konuda. Yani biz hak ediş ödemesi yapmayız. Biz hak ediş raporunu hazırlarız, hazırlamış olduğunuz raporu Mali Hizmetler Daire Başkanlığı'na göndeririz, Mali Hizmetler Daire Başkanlığı, ne zaman ödeyecekse o zaman öder, bu birincisi. Ancak, bir başka bir şey daha var, beyan var. Yani şimdi benim bu, bunları size vereceğim, bunlar yanımda idi benim zaten. Bunlar GSM Medya diye, Özer'in şirketi var, benim çağrı merkezi işlerimi yapıyor. Yani, çağrı merkezi personel hizmet alım işini yapıyor. Buradaki, çağrı merkezinde, yapılan tüm iş ve işlemlerde, bir HAP programı diye bir program kullanılıyor Sayın Başkanım. HAP programı da İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından kullanılan, bir program. Yani puantaj sistemi ile ilgili bir program. Biz bütün her şeyimizi hazırladıktan sonra, personelimizin hak ediş için, listesini hazırladıktan sonra, İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı'na göndeririz. İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı'na bunu gönderdiğimizde onlar HAP programına giriyor. HAP programı şöyle çalışır, 30 gün üzerinden mevzuatta öyle, 30 gün üzerinden ödeme yapıyor size. Ancak bazı günler 31 çekiyor. Şimdi böyle durumda 30 ve 31 çeken günlerde arada farklar doğmaya başlıyor. Bunun için de Özer, her seferinde her hak edişte, Mustafa Bey beni düzeltebilir eğer yanlış söylüyorsam, her hak edişte, çünkü o bakıyor o konulara, şerh koyar. Der ki, benim bu ay işte 130.000 liram kesildi. HAP programından dolayı, 1 gün fazla çalışmaktan dolayı. Ya da 28 çeken günlerde ya da bayram günlerinde çalışmadığı günlerde benim HAP programında eksilmeler oldu der ve bunlar hep dilekçeli olarak burada var. E şimdi, HAP programından kaynaklı böyle bir, kesintinin yapıldığı gayet net bir şekilde kendisi tarafından bilinirken, ona o şekilde söylüyor olması, sadece ben tutuklanmak istememek için, çünkü o zaten uzunca bir süredir de yoktu. Yani kaçaktı sonradan geldi teslim oldu. Sanıyorum tutuklanmamak için böyle bir beyanda bulundu Sayın Başkanım. Ferhat da zaten ben ondan duydum diyor, ben Ferhat'ı hiç tanımam.
Onu soracaktım, tanıyor musunuz diye.
Hüseyin Kum’u tanır mısınız?
Hüseyin, Hüseyin Kum’u tanıyorum, desem yalan... Şeyde daha çok gördüm, nezarette. Hani bir ya da iki defa görüşmüşümdür. Reklamcı, A4 Reklam diye bir reklam şirketi var.
Bu Fikri ile ilgili, sizi de ilgilendiren bazı beyanları olmuş. Fikri ile tanışıklığınız var mı?
Fikri Murat, tabii. Yani Murat benim hem çalıştığım bir insan hem de arkadaşım. Kollukta da söylemiştim.
Size o emniyette de sorulmuş, o Fikri ile alakalı da bir... Fikri 'in Yeni Fikir Eğitim Tasarım Reklam Organizasyon Limited Şirketi olarak birtakım ihaleler var. Almış olduğu birtakım ihaleler. Onunla alakalı da size ait sanırım, 34 Giresun Şanlıurfa Zonguldak... 39 plaka BMW marka bir motor, motosikletin alımı ile ilişkili bir para trafiği olmuş sanırım sizin... Şeyiniz...
Yani benim onunla bir ilgim yok oradaki. ile yapılmış bir trafik var, benimle ilgili bir durum değil. Hani ne olduğunu da açıkçası daha sonradan da çok böyle düşündüm ama...
kimdi?
Şöyle bir beyanı olmuş: " isimli şahıs Borusan Oto Servis isimli işletmeden tarihini hatırlamadığım bir süreçte 34 UZ 09 plaka sayılı motosikleti satın aldı. Bana da 'Senin hesabına para gelecek, gelen paralardan Borusan Oto Servis isimli işletmeye 233.205 TL para gönder.' dedi." Bu MASAK raporlarında da o paraların Fikri tarafından 'a aktarıldığı yönünde tespitler yapılmış. Şirket kuruluşu olarak...
Yani şöyle ki Fikri Murat'tan açıkçası ben Arzu'ya talimat vermişimdir. Arzu çünkü benim ailemin birtakım masraflarını da Arzu'nun üzerinden yapıyorum. Ben Arzu'da sürekli bir para bulundururum. Bu ödemeyi yap demişimdir. Eğer bazen de şöyle olur, Arzu benim 20 yıldır asistanım. Bazen de şöyle bir durum olur; sıkıntıda olduğum zaman da bir yerden bulur, halleder. Belki o gün zaten benimle bir bağlantı kuramadığı için Arzu çözmüş olabilir işi. Benim gelecek olan bir param vardır, bir yerden gelmiştir, nedir ne değildir o konuyla ilgili çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Ama Arzu o parayı bulmakla yükümlüdür, bulur, sonra öder. Harcama yapar benim adıma. Ben onun adına... Benim adıma borç alır, benim adıma borç kapatır. Öyle şeyleri yapar o.
Yine Hüseyin Kum ifadesinde, Fikri 'den duymuştum, hususu anlatmış. Bu ihale süreci ile ilgili...
İhale süreci ile ilgili demiş ki: "Bu ihaleleri ben göstermelik olarak Fikri tarafından bildirilen bedel ile ihaleyi teklif ettim. İhaleyi başkasının alacağını önceden biliyordum. Ben ile doğrudan iletişim halinde olan birisi değilim ancak Taner ile sürekli iletişim halinde olan, aralarının çok iyi olduğunu bildiğim kişi Fikri 'dir. Bu ihaleleri yönetir, Fikri organize ederdi. Bir keresinde Fikri bana İBB'nin seçim çalışmaları ödemesinden, ödeneğin kendisine yaptırıldığını söylemişti. ve , üzerinden bu ödemeleri takip ediyorlarmış. Bu hususları Fikri 'den duymuştum. benden bizzat para talep etmemiştir ancak Fikri tarafından bu sistem yönetilmektedir. Benim ticari amaç haricinde herhangi bir gayem yoktur" diye beyanı var bu...
Bence 'e sorun onu, yani benim bir fikrim yok. Benim hiç... Yani Hüseyin Kum ile öyle bir ilişkim yok benim.
Cengiz Alçayır’ı tanıyor musunuz?
Yani sosyal medyacı. Gazetelerde, şeylerde yazar durur sürekli. Bizim aleyhimizde, hepimizde yazan bir adam. Yıllardır yazar. O listeler vardı ya Başkanım, Necati Bey bir liste açıkladı, 17 kişilik, 21 kişilik bir liste. Bunlar sosyal medyacı. Bunlar sağda solda sürekli bu şekilde haberler yapıp, hangi tarafa yakınlarsa oradan para alan insanlar. Yani çok ciddiye alınacak insanlar değil. Müptezel insanlar bunlar.
Bu 'ın, Savaş Can'ın size göndermiş olduğu birtakım paralar yine tespit edilmiş bu MASAK raporlarında. 500.000 TL , Savaş Can'dan sanırım 'ın...
Eşi. Onun tarafından da gönderilmiş size, 200.000 TL var.
Evet, size burada...
Emniyette de sorulmuş herhalde. Parça parça gelmiştir. Neye ilişkindi bu ödemeler, paralar?
Dediğim gibi 20 yıllık arkadaşım Arzu benim, asistanım. Her türlü ödeme için... Bazen ben ona nakit veririm, bazen o bana havale eder. Arzu ile bizim paramız o manada çok iç içedir.
Bunu sormamın sebebi Fikri 'den 'a... 'den 'a, 'a bu Engin Gönül, Aslı Siyahgül, Çağatay Tekeoğlu aracılığıyla ki bunlarda Fikri 'in herhalde çalışanları. Onlar aracılığıyla 'a gönderilen paralar var. Onların da açıklamasında size para gönderme gözüktüğü için MASAK'ta, ondan dolayı soruyorum.
O aynı şey değil Başkanım. Yani Arzu ile ilgili çok daha başka... Çünkü şöyle söyleyeyim; benim annem 90 yaşında, hani geçen sene de 89 yaşındaydı. Annemin bütün ihtiyaçlarını Arzu karşılar. Ben toplantıları, çok toplantısı olan bir yerde çalışıyorum. Toplantılarda, toplantılarda olurum, konferanslarda olurum. Birçok şeye cevap veremem. Arzu halleder o işleri. Zaman zaman onda para olur, "Bana gönder." derim, para gönderir. Kızıma gönderirim, bazen oğluma gönderirim. Yani o manada...
Taner Bey, Halkla İlişkiler Daire Başkanı, ihale yetkilisi olarak birden fazla ihaleye çıkmışsınız. İddianameye akseden ihaleleri ya Kültür A.Ş. ya da Medya A.Ş. almış. Yine bir kısım ihalede tek istekli olarak veya geçerli tek teklif veren bu iştirak firmaları olmuş. Bu ihale süreçleri nasıl işlerdi? İhale yetkilisi olarak kurumun yararına olacak şekilde birden fazla teklif almak adına bir çalışma yaptınız mı?
Yani anlattım ihalenin nasıl yapıldığını anlattım. İhaleler, ihaleye açık ihale usulü çıkarırız. Yani özellikle bu ihaleye 100 kişi katılsın diye uğraşmam. Ben ihaleyi açık ihale yaparım. Açık ihale Kamu İhale Kurumu'nun bana vermiş olduğu yetkiyle de, takdir yetkisiyle de açık ihaleyi yaparım. Açık ihaleyi yaptığım zaman oraya sekiz kişi katılır, beş kişi katılır, üç kişi katılır, bir kişi şeye girer, nedir onun adı, ihaleye girebilir. Yani şeylerin tamamı odur, yani onun dışında ekstra bir çalışma yapmam ben. Niye yapayım ki?
Eylem 83'te ihale süreci var, dört firma teklif indiriyor, iki tanesi teklif veriyor, biri değerlendirme dışı, alan Kültür A.Ş. Eylem 84'te yine direkt istekli Kültür A.Ş., birden fazla ihalede genelde tek firma bu şekilde almakta.
Peki ama ben size az önce anlatmıştım, özür dilerim. 2012'den bu zamana kadar bakacaksınız az sonra göstereceğiz size. 2012'den bu zamana kadar hep Kültür A.Ş. almış. Bu işin, bizi işi zorlaştırmadığını size benzer iş tanımını da anlattım. Benzer iş tanımında da bu işi ne kadar genişlettiğimizi de söyledik. Şimdi böyle bir durumda dört kişi gelmiş, girmiş o ihaleye. Kendini yeterli göremediyse ve o ihaleye katılmadıysa bu benim suçum değil. Birincisi şu; bu organizasyon tanıtım işleri, muhtelif organizasyon tanıtım işleri bizim işi zorlaştırmamızdan dolayı değil, işin kendisinin zor olmasından dolayı zaten herkes tarafından tercih edilmiyor. Öyle bir durumu var bunun. Kaldı ki 2012'den bu zamana kadar lütfen açın bakın Kültür A.Ş.'nin bütün ihalelerinde Kültür A.Ş. kazanmış. Basın yayının, desteğin işte bu bu ihaleyi yapan tüm dairelerin işini Kültür A.Ş. kazanmış. Zaten iştirak şirketinin kuruluş amacı da bu tür ihalelere girip kazanmaktır yani.
Yine uzun yıllardır belediyede çalıştığınızı görüyorum, aldığınız maaş harici bir geliriniz var mıdır? Kira gelirleri, vesaire?
Yani kira gelirim yok. Ancak tabii ki iştirak şirketlerinden gelen huzur hakkımız var.
Bir de Ali Aslan'ın birtakım beyanları var, kendisini tanır mısınız? Bu Yeni Fikirler isimli şirkette sigorta kaydı var. İBB'ye işe girme anlamında referans olmuşsunuz.
Ali'yi tanıyorum da yani Ali'nin işe girmesine referans mı olmuş...
Beyanında şey diyor; "Ayrıca İBB'de çalıştığım dönemde işe girmeme referansı var" şeklinde beyanı var, o yüzden sordum.
Yani o iş hayatına, o insan kaynaklarına başvurmuştu, benim öyle bir bilgim yok.
Bir de şeyi soracağım, bu oturmuş olduğunuz villayı 'ın annesi, yani asistanınız 'ın annesi Elif Gökpınar tarafından alındığı, sizin de ona kira ödediğiniz gözüküyor. Kira göndermişsiniz yıllar içerisinde. Oturduğunuz evi asistanınız 'ın annesi tarafından alınması sürecinde bir dahliniz var mı?
(Avukat araya giriyor)
Cevap vermek istemiyorsan vermeyebilirsin.
Şimdi bizim, benim yargılandığım eylemde, benden daha fazla suç isnadıyla yargılanan Yapı Merkezi firması sahipleri tutuksuz yargılandığı için, ben de 4734 sayılı kanuna göre ihale yapan kişileri gördüğümde burada bir soru sorma ihtiyacı duyuyorum. Daha önce o eylemle alakalı 140. eylemle alakalı buradaydı. Eylemle alakalı beyanları vardı ama eylemin tek tutuklusu olan beni kendisi tanımıyordu. Yine 'a biz 4734 sayılı kanunun işleyişiyle alakalı bazı konuları sorduk. Şimdi Taner Bey'e de ben benzer bir soru sormak istiyorum. Şimdi Taner Bey bizim ihalemiz iptal edilmiş bir kuruş para harcanmamış. Yine İstanbul Valiliği tarafından, İstanbul idare mahkemeleri tarafından, Danıştay tarafından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından herhangi bir emsal karar değil, direkt incelenmiş ve herhangi bir kusur bulunmamış bir işten bahsediyoruz ama bir bilirkişimiz var. Bu bilirkişi burada bazı kusurlar buluyor ve bu bulduğu kusurlar ihaleyi yani ihaleye katılan firmanın ihaleye katıldığı esnada ihale tarihinde Sosyal Güvenlik prim borcu olduğu iddiasıyla alakalı ve bizim ihaleyi iptal etmeyip firmayı sözleşmeye davet etseydik firmanın sözleşme imzalayamayacak durumda olacağı ve teminat mektubuna el koyulacağı iddiası var. Bundan dolayı da bir kamu zararı iddiası var. Şimdi ben tam bu mihvalde size şunu sormak isterim. Biz 4734 sayılı kanuna göre yaptığımız ihalelerde sizin eylemleriniz de birebir aynı şekilde ama ihale yöntemiyle ihale edilmiş işler. Sözleşmeye davet aşamasına geçmeden önce tekliflerin değerlendirme aşamasında firmaların bir Sosyal Güvenlik prim borcu olup olmadığının sorgulamasını yapar mısınız? Siz ihalelerinizde bu yöntemi?
Yani bize verdikleri beyan yeterlidir. Biz sözleşmeye davet aşamasında isteriz belgeyi evrakı. Onun dışında bize beyan etmeleri yeterlidir.
Evet, yani bu kanunda 4734 sayılı kanunun 10. maddesinin ilgili bentlerinde zaten açık.
Ama ben sorgum esnasında yine bir soruyla karşılaştım. Tamam, sorgulama yükümlülüğünüz yok ama niye şüphelenmediniz denildi bana mesela. Yani niye şüphe duymadınız bunlardan. Yani siz ihaleleri teklifleri değerlendirirken katılan firmaların borcu olduğuna şüphelenir misiniz?
Niye şüpheleneyim? Yani borcu olan adam zaten ihaleye giremez. Ona da cesaret edemez. O yüzden öyle bir şeye girmem.
Ben son olarak bir şey eklemek istiyorum. Yani şüphelenseydik ve sorgulama yapsaydık zaten firmanın da borcu yoktu, evrakı da buradaydı. Teşekkür ederim.
SEGBİS kaydıma da geçmesi adına sormak istiyorum da, beyanınızda müvekkilim 'i son 5 yıl içerisinde yalnızca bir veya iki sefer törenlerde gördüğünüzü söylediniz. Müvekkilim sizden hukuk sınırları içerisinde yaptığınız iş ile ilgili veya hukuka aykırı bir şekilde bir görüşmesi, bir talebi, bir birebir buluşması veya bir toplantıda buluşması olmuş mudur bugüne kadar?
İkinci sorum, Veysel Erçelik'in 29 Ağustos 2025 tarihinde vermiş olduğu bir ifade var. Bu ifadeden haberdar mısınız?
Ben ifadeyi size söyleyeyim, onunla ilgili soru yönelteyim. Veysel Erçelik ifadesinde, 2019 senesinin Mayıs ayında sizinle bir görüşme yaptığını...
Evet, Beylikdüzü Belediyesi dönemi bu. Bu görüşme esnasında Kültür Müdürlüğü'nün açıktan yaptığı işlerle ilgili Elapro firmasına bir ödeme olup olmadığını sizinle konuştuğunu, sizin de bu konuda bir bilginiz olmadığını dair bir konuşmadan bahsetmekte. Veysel Erçelik sizinle hiçbir görüşme yaptı mı? Ve Elapro firmasına dair veya Kültür Müdürlüğü'nün yapmış olduğu işlere dair?
Şöyle bir şey, öncelikle Beylikdüzü Belediyesi'nde zaten çok kısa bir süre kaldım Büyükşehir'e geçmeden önce. O dönemde bağlı bulunduğum Belediye Başkan Yardımcısı Meltem Hanım'dı, öyle hatırlıyorum ben. Veysel Bey'le hiçbir bağım yok. Böyle bir konuyu da ben hatırlamıyorum. Böyle bir şey benimle konuşulmuş olabileceğini de düşünmüyor.
Şimdi ihaleye ilişkin bazı detaylar anlattınız tabi ama herhalde tekrar olacaktır. Yaklaşık maliyet mesela Sayın Savcımızın sorduğu, 82 83. maddeler açısından geçerli. Bunun hesaplanmasına ilişkin süreç nasıl işliyor acaba?
Yaklaşık maliyet komisyonu oluşturulduktan sonra piyasada yani zaten komisyon üyelerimiz genelde üç aşağı beş yukarı aynı insanlardan oluşuyor. Piyasayı da bilirler. Piyasadan internet sitelerinden incelerler, ararlar. Bazen tanıdıkları daha önce bizle çalışmış olan firmaları ararlar ve elimizdeki bütün o ihtiyaç listesini teknik şartnameyi onlara gönderirler, bize bunlarla ilgili bir fiyat verir misiniz diye isterler. Bu şekilde oluşur.
Genel Müdür Yardımcısı olarak, Kültür A.Ş.'ye Genel Müdür Yardımcısı olarak bilirim. Yani çok böyle sıkı diyaloğumuz olmasa da zaman zaman ya telefonla ya karşılaştığımızda selamlaşırız.
Peki ihaleyi Kültür A.Ş. aldıktan sonra sizce sizin, ya da Kültür A.Ş.'deki herhangi bir yöneticiye, şu şu alt yüklenici şirketlere verin bu ihalenin devamının alt yüklenicilerini belirleme gibi bir yetkiniz ya da bir yetkiniz dışında…
Yetkimiz sözleşmeye kadar. Sözleşmeden sonrasını biz bilmeyiz. Bundan sonraki süreç artık bize kurumun yani şirketin bize bildirmiş olduğu o sözleşmeyi imzalarken bildirmiş olduğu ya da sözleşmeden sonra bildirmiş olduğu listedir o kadar yani onun için.
Alt yüklenicileri kendileri belirledikten sonra size iletir.
İletişim teslimini söylerim. O zaman zarfında da ihaleyi mi yapacaksınız, nasıl yapacaksanız zaten kısa bir süreçtir o. O kısa süreç içerisinde Kültür A.Ş. alt yüklenicilerin alt yüklenicilerini belirler, bize bildirir. Biz de onaylarız. Genellikle zaten baktığımız şey de borcu yoktur yazısı, işte bir takım teknik bilgilerdir. Onlara bakarız. Firmalarla bizim işimiz yok.
Müvekkilimizin de zaten görevi o belgelere bakmak, onlara aynı zamanda sizin de
Aynen, aynen öyle. Aslına bakarsanız bütün süreçlerde biz ve Kültür A.Ş. ya da Medya A.Ş. iki taraflı denetimle gideriz. Sonuçta tescilatında da olsun, yasa araştırmasında da olsun her tarafta çift kontrolle gideriz. Yani hem orası yapar hem biz yaparız. Bu anlamda çok…
Ama sonuçta siz alt yüklenicilerle muhatap değilsiniz. Siz Kültür A.Ş.'ye işi verdiğiniz için Kültür A.Ş. ile muhatapsınız. Bu kapsamda aslında 'in herhangi bir şu şirkete verilsin diye bir talimatı oldu mu diye soracaktım ama zaten cevabını verdiniz. Teşekkür ederim.
Taner Bey, İBB'de daire başkanlıkları ile başkan danışmanları arasında hiyerarşik bir ilişki var mıdır? Yani şunu demek istiyorum; başkan danışmanlarının daire başkanlarının yürüttüğü işlemlere, ihalelere müdahale etme yahut talimat verme yetkisi var mıdır?
Hayır. Bu konuda kimsenin yoktur. Yani Başkan Bey'in bu konudaki talimatı çok nettir; siyasiler de dahil olmak üzere, meclis üyeleri de dahil olmak üzere bizimle hiç kimse muhatap olmaz. Bizim bir tek, benim için, ben daire başkanıyım, Genel Sekreter Yardımcısı ya da Genel Sekreter'le muhatap olurum. Onun dışında asla hiçbir danışmanla hiçbir şekilde ne talimat ne böyle bir ilişki söz konusu olmaz.
Peki, görev süreniz içerisinde müvekkilim 'un herhangi bir ihale, iş, eylem veya herhangi bir konuda size herhangi bir talimatı, yönlendirmesi, talebi oldu mu?
Peki. Görev süreniz içerisinde Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı nezdinde çalışan herhangi bir personele müvekkilimin herhangi bir emir, talimat veya bir yönlendirmede bulunduğunu gördünüz mü veya duydunuz mu?
Hayır. Yani Murat Bey'i ben hani Başkan Bey'in dışında çok nadir görürdüm. Beraber de hep törenlerde denk gelirdik. Dairemize de sanırım bir defa gelmiştir. O kadardır.
Bizim çünkü dairemiz farklı bir lokasyonda çünkü. Hani Saraçhane'de ya da Kasımpaşa'da değildim. Onun için ben hatırlamıyorum. Belki bir defa.
Şimdi ben biraz kısa kısa açıklamalarla gideceğim. Öncelikle şunu söyleyebilirim, Halay başıymışsınız, bunu yazmışlar, ne tesadüftür ki dünya şampiyonu olan Kemal Şülekoğlu da benim akrabam.
Şimdi benim dikkatimi çeken bir şey var, onun için kısa kısa anlatacağım. Şimdi devlet memurusunuz değil mi?
O dairede, öbür daireden, falan daireden danışmandan, filancası olsa bile bir suç işlediğini öğrendiğiniz zaman siz kanun gereği onu savcılığa ihbar etmek zorunda değil misiniz?
Evet. Etmek zorundasınız. Şimdi Sayın Başkan, Sayın Savcımın aslında sorusu gayet yerindeydi ama şimdi benim dikkatimi çeken bir husus oldu. Bugün Sayın Başkanımız dahil olmak üzere şu örgüt meselesi birazcık yukarıya, yani bana haklı geliyor yukarıya. Bakınız, siz hak edişleri anlattınız. Ben şimdi size benim anlatış tarzımın doğru olup olmadığını söyleyeceğim. Bir iş yapılır, ihaleye gidilir. İhaleden bir iş alınır. İhaleden iş aldıktan sonra, iş tamamlandıktan sonra kontroller giderler bakarlar. Yani ihale şartlarına uygun olup olmadığına bakarlar. Doğru mu? Sizin o kontrollere etki etme hakkınız var mı?
Yani kanun gereğince o kontrol gider. Peki, o kontrolün hazırlamış olduğu uygundur dediği zaman, hak edişe gittiği zaman rapor, hak edişteki bulunanlar inceleyecekler, mesela çakıl tozu yerine kum tozu, kömür tozu alınmıştır. Kömür tozu yerine taş tozu alınmıştır ama orada yanlış yazılmıştır, görürse bedel öder mi şartnameye uygun değilse?
Öder mi? Şartnameye uygun değilse bedel ödemez. Şimdi şöyle ki bunu bir açalım.
Öncelikle biz kontrol teşkilatı bunu kontrol ettikten sonra yüklenici firmanın yetkilileriyle bir araya geliriz. Yani onların da hazırlamış oldukları bir liste vardır, bizim de hazırlamış olduğumuz, bizim kontrol teşkilatımızın da. Şimdi bunlar karşılıklı olarak ne denir, işte mutabakata varmak zorundadırlar. Eğer aynıysa biz onu hak edişe göndeririz. Değilse deriz ki arkadaş bu niye böyle, biz onlara parayı ödemeyiz, o parayı ödemeyiz biz onlara. Eksik olanı, yanlış olanı sileriz ondan.
Yani bu böyle yürürken hakediş de sizin rapora bağlı değil, kendisi de incelemez mi?
Burası çok önemli sayın başkan. Yani anlaştıkları zaman 5 lira vereceksiniz diye hak edişe gittiği zaman hakediş bunu kabul etmek zorunda değil. Sizin yaptığınızda yanlışlık var diyebilir. Bakınız ben şu anda 16 senedir devam eden köy hizmetlerinin dosyasına bakıyorum. Çoğu memurlar öldü ama Mayataş burada, efendim işte Kanyon İnşaat devam ediyor ama memurlar hala yargılanıyorlar, hastalık geçirdiler. Neymiş? İnce bir zatta. Bir şey daha soracağım, bu benim için önemli.
Çünkü elimdeki bir belge var, o belge bazı meslektaşlarımız tarafından eleştirilebilir ama ben işte eski bir hukukçu olduğum için bizim için ...... kitabında yazan Labroski'nin lafı önemlidir. İsim meselesi bence de önemli değildir ama isim meselesi çok önemliymiş derler. Yani Feliçünün yazdığı yazı. Şimdi şunu sormak istiyorum size, ihalelere gittiniz veya ihalelerde bulundunuz.
Bakın bulundunuz yani ben genel konuşuyorum. İhalelere girin, ihaleler yapıldı, o zaman bu teknik bilgiyi bilen kişi olduğunuz için. Evet buyurun. O ihaleye giremeyenin anayasa ve sözleşmeler gereği şikayet etme hakkı var mı?
Peki, şikayet ettiği zaman o şikayet ettiği zaman o ihale ile ilgili bir çalışma yapılıyor değil mi?
Şimdiye kadar şu eylem, şu eylem, şu eylem, şu eylem, öyle mi diyor. Kaç kişi şikayet etti, hangi ihale meselesi diye biliyor musunuz?
Ha, o zaman benim elimde sayın başkan, işte bazı hukukçuların kabul etmediği fakat Aykut Bey de okursa gayet iyi olur o kısmen, tevdi raporunun sonuç bölümü çok önemli. Tevdi raporunu Mülkiye Teftiş Kurulu hazırlamış ve müfettiş de Mehmet Demiral. 239 sayfalık bir tevdi raporu var. Tevdi raporuna dikkat ettim teker teker işte ben bunu tevsikakat olarak da söyleyecektim. Çünkü Ercan Devrim savcının imzasıyla bu tevdi raporu bu dosyaya 10.02.2024 tarihinde girmiş. Savcı Ercan Devrim. Fakat bu tevdi raporu müfettişleri tarafından 16.08.2024'te yapılmış. Arkasından 27.11.2024'te Mülkiye Müfettişinin raporu İstanbul Büyükşehir Belediyesine ilgili gelmiş. Geldikten sonra, geldikten sonra 10.12.2024'te de dosyaya girmiş. Şimdi esas şu, Cumhuriyet savcıları dosyaya gelen belge doğrultusunda eğer tahkikatı incelemezlerse, o tahkikatı genişletmeyip davayı açarlarsa işte size zarar veriyorlar, bize zarar veriyorlar, kişilere zarar veriyorlar. Çünkü sonuç bölümünde o kadar ince yazılmış ki bu raporda 2000 işte Kültür A.Ş.'yle hala Kültür A.Ş.'nin de reklamları ben Kavacık'tan geçiyorum, duruyor orada. Bilhassa orada öyle duruyor, Kültür A.Ş. hala çalışıyor. Bakınız, 16.08.2024'te verilen raporda diyor ki ortaya konulması 5271 Ceza Muhakemesi Kanununun adli makamlara sağladığı yetki ve imkanlar dahilinde HSK kayıtlarının, internet iltisaklarının, banka hesap hareketlerinin tespiti, mal varlığının araştırılması, teknik ve fiziki takip yapılması, ayrıca kriminal raporun incelemeleri soruşturmanın gizlilik kararı alınmasından sonra mümkündür diyor. Dava aç demiyor, araştır diyor. Şimdi size soruyorum, o hani, ister şunu da söyleyeyim meslektaşlarım da benden gayet iyi bilirler, şurada bir laf söylendi işte tespitle oynamış filan, suç duyurusu, suç duyurusunu söylemeye gerek yok ki, söyledik. İstanbul ihbar kabul etmek zorunda. Yani kanunda suç ihbarını duyan kendiliğinden resen yapar. Bazıları der ya git kendiniz yapın, yok öyle bir şey. Şimdi bu rapordan sonra o size soruyorum, o sizin bankanızda kaç para olduğunu sordu mu? Evet veya hayır söyleyin.
Ya ben size bir şey sordum, hayır, hayır. Yani size kalkıp da Taner Bey falan tarihte hesabınıza 70 kuruş para gelmiş, kim bunu gönderdi, niçin gönderdi diye soru sordu mu?
Hayır, ben detay meseleyi sormak istemiyorum. Kısa bir şey, mesela nın söylediği mirastan kalan para olabilir, sizin bu devlet memurluğuna geçmeden evvel paranız olabilir…
Hayır bu az önce Başkan Bey’in sormuş olduğu sorular mahiyetinde sorular.
Ha evet yani, size şuradan size rüşvet parası gelmiş falan diye böyle bir hesap cüzdanı…
Oradaki, işte “o motorun parası nereden geldi, bu buradan mı geldi şuradan mı geldi” tarzında.
Şimdi son sözü söyleyeceğim, bunu söylemeden olmaz Sayın Başkan. Herkes sanatçı olamaz. Siyasette her şey olabilirsin; Pavel, Jim Morales, Ronald Reagan, şimdiki Zelensky, Valdés, Leo Bassi, bunlar sanatçıdır. Siz de sanatçısınız kutluyorum sizi.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.

