İddianamede ihale süreciyle ilgili ’nun aldığı bir ihale var şirketler üzerinden. Zaten iddianamede yoğun şekilde belirtilmiş. Daha sonra bu şüphelinin yanında çalışmışsınız sigorta kayıtlarına göre. Bu konu hakkında ne diyorsunuz? Nasıl bir ilişkiniz var?
Mehmet Karataş Çapraz Sorgusu
benim çocukluk arkadaşımdır. Liseyi birlikte okumuştuk; yatılı okuyanlar bilir. Biz liseden beş altı arkadaşız ve halen görüşürüz. Bu arkadaşların bazıları doktor, bazıları iş insanı, bazılarının fabrikası var, bazıları asker, bazıları da hukukçudur. Savunmamda da bahsettim; asla ve asla iş ve arkadaşlık ilişkilerini birbirine karıştırmam. Bütün ömrüm boyunca her zaman kamu menfaatini ön planda tuttum. Biraz evvel salonda da bahsettim; bizim idarede, Satın Alma Müdürlüğü’nde çalışan arkadaşlar, gerçekten uzun yıllardır İsfalt’ta çalışan, mevzuata hakim ve deneyimli arkadaşlardır. Ben de iddianamede ve MASAK raporunda gördüm; ile ilişkilendirilen birçok firma olduğu, bazılarında temsilci, bazılarında devretmiş, bazılarında hissedar, bazılarında da gizli ortak olduğuna dair ifadeler var. Biz bir araya geldiğimizde arkadaş olarak kimin hangi firması var, kim hangi firmada ne durumdadır, temsilci midir, sahibi midir, gizli ortağı mıdır; bunlar konuşulmaz. Dolayısıyla iddianamede geçen birçok firmanın Ali Bey'in olup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim tek şey; Ali Bey'in eskiden beri Nuhoğlu A.Ş. diye bir firması olduğudur. Bir de son zamanlarda Trend İnşaat diye bir firmanın temsilcisi olduğunu yine MASAK raporundan biliyorum.
İsfalt’ta genelde 3-G şeklinde mi ihale olur? Yoksa açık ihale usulü var mıdır? İsfalt’ta ağırlıklı olarak 3-G şeklinde ihale oluyorsa, açık ihale tarzındaki süreçlerde ihale komisyon başkanlığına imza attınız mı?
Evet. Şimdi aslında bilirkişi raporuna bakalım; 21-B şeklinde yapılan ihalelerin olduğu, 3-G şeklinde yapılan ihalelerin olduğu ve 19. madde gereği açık ihalelerin yapıldığı görülecektir. Sadece bu dava konusu olan kış dosyalarında, yoğunlukla iki dosya 21-B ile yapılmış, kalan bütün ihaleler 3-G kapsamında yapılmıştır. Bunun 3-G kapsamında yapılması bir zorunluluktur. Neden? Dikkat ediniz; ihale yapıldıktan hemen sonra işin başlama süreci söz konusudur. Bir gün sonra işin başlaması lazım. Normal bir ihale süreci yürütemezsiniz çünkü işin zaten başlamış olması gerekir. Bu iş 1 Aralık’ta başlar, 31 Mart’ta biter. Dolayısıyla normal ihale sürecini yürütmek mümkün değildir. Normal ihale süreçleri 35, 40, 45 gün sürer; itiraz olması durumunda bu süre 3 aya kadar çıkabilir. Zaten bilirkişi bunun tespitini yapmış ve gerekçesini ortaya koymuştur.
Mehmet Bey, şöyle bir sorumuz olacak. Biz sorar diye bekliyorduk ama İSFALT’ta görev yaptığınız dönemde, yani 2019-11 ile 2022-11, Kasım diyelim buna, üç yıllık dönemde ile ilgili ya da doğrudan kendisiyle herhangi bir şekilde bir iletişiminiz, bir görüşmeniz, başka bir şeyiniz oldu mu?
Birebir görüşmüşlüğümüz yoktur ama birçok toplantıda, özellikle AKOM’da kış-kışla mücadele kapsamında yapılan toplantılara Ekrem Başkan sıklıkla gelirdi, geç saatlere kadar kalırdı. Orada karşılaşırdık. Şantiyelerimize gelirdi. Şantiyede sunum yapılırdı, orada karşılaşırdık. Bir de İSFALT’a ziyarete gelirdi yılda bir sefer, orada da bir-üç sefer görüşmüşlüğümüz vardır. Ama genel katılımlı bir toplantıları olurdu. Yani birebir hiçbir görüşmemiz ve telefonla ne yüz yüze hiçbir şey olmadı.
Mehmet Bey, bu ihalelerden bahsetmiştiniz. Burada çok gidip geliyor bir yaklaşık maliyet meselesi var. Yani sızdırıldı iddia edilen şeyler aslında zaten yaklaşık maliyetler. Bu yaklaşık maliyetin, yaklaşık maliyetlerin işin niteliğine göre ihale isteklileri tarafından %100 bir şekilde, yani tam ve kesin bir şekilde hesaplanabilmesi mümkün müdür? Değilse de sapma vesaire bir inşaat mühendisi olarak görüşünüz nedir?
Evet, ben 30 yıl boyunca ihale dosyası hazırladım, yaklaşık maliyet hesapladım. Bu işi iyi bildiğimi düşünüyorum. Hiçbir zaman %100 olarak bir yaklaşık maliyet hesaplayamadım. En iyi hesapladığım zamanlar %1, %2 sapmayla hesaplamışımdır. Bu bazen %10'a çıkabiliyor, %15'e çıkabilir. İdarenin yaklaşımına bağlıdır bu. Hangi kriterleri uygulamalarına bağlıdır.
Devamla, İSFALT’ta çalıştığınız dönemde ihale isteklisi olup ihaleyi kazanan firmaların yüklendikleri işi gereği gibi yapıp yapmadıklarını nasıl denetlerdiniz? Bir sorun, eksiklik veya kusur tespiti halinde nasıl hareket edilirdi?
Şöyle, ihale isteklisi ihaleyi kazandıktan sonra o işin gereği gibi yapılıp yapılmadığını, bir sorun veya kusur olup olmadığının tespiti, takibi, işin takibi nasıl yapılırdı?
Şimdi bizim her dosya bazında en az iki tane kontrol mühendisimiz olur. Bu kontrol mühendisleri sürekli iş yapıldığı sürece işin başındadır, ayrılamazlar. Sürekli denetlerler. Ben de aslında değinecektim onu atladım. 30 yıl şantiye tozu yutmuş olan bir insan olarak İSFALT’ta da mesai saatimin %30’unu sahada ve fabrikalarda geçirirdim. Dolayısıyla ben de giderdim nezaret ederdim. Burada görülen bir eksiklikler varsa yüklenici uyarılır, o eksiklik giderilirdi, yaptırılırdı. Eğer personel ya da ekipman konusunda bir eksiği varsa sözleşme hükümleri uyarınca cezalar kesilirdi.
Mehmet Bey, bu ihale şartnamelerinde özellikle 134. eylemde yine bilirkişi eleştirilerinde de var bu husus. İhale şartnamelerinde rekabeti kısıtladığı şeklinde ifade edilen bir araç istenilmesi durumu var. Yani bu ihaleye girecek firmalara şöyle bir şart koşuluyor: Deniyor ki; "Bir tane bu ihaleye özel atıyorum 1.2 motor, 100 beygir, işte maksimum 2 yaşında, 3 yaşında bir araç teslim edilecektir İSFALT’a." Bu araç istenilmesi ile ilgili hususun özellikle bir sebebi var mıdır?
Elbette bir sebebi var. Sonuçta bir ihale düşünün, bir yüklenici o işi almış. Sahada özellikle kış dosyaları adına-açısından söylüyorum, denetlenmesi lazım. O işe ilişkin denetlenebilmesi için o yükleniciden bir araç istenmiştir. Bu araç da tariflenmemiştir. Yani nitelik olarak ifade edilmemiştir. Motor hacmi ya da gücü ifade edilir. Bu araç da bizim kontrol mühendislerinin o şantiyeyi denetleme ile ilgili gidip gelirken kullandıkları araçlardır.
Anladım. Bir de şimdi bu ihale komisyon başkanı ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Yani bir başkan tanımı olunca her şeyin A’sından Z’sine her sürecini bilen, yöneten, direktif veren, telkin eden bir kişiymiş gibi bir algı oluşuyor. Açıkçası bende oluşuyor yani diğer meslektaşlarım burada olanlar ne düşünür bilmem ama ihale komisyon başkanının, burada bir sürü biz şartnamelerde bilirkişi raporunda başka birimlerden de oluştuğunu görürüz ama ihale komisyon başkanı tam olarak ne yapar?
İhale komisyon başkanı ihale süreçlerinin hazırlanmasında, dokümanların hazırlanmasında hiçbir etkinliği yoktur. İhale komisyonunun görevi ihale günü, ihale saatinde katılımcıların dosyalarını teslim sırasına göre açmak, yaklaşık maliyeti açıklamak, teklif ettikleri birim fiyatı ifade etmek huzurda ve kalkmaktır. Yani sadece ihalenin yapıldığı saatlerde bir yükümlülüğü vardır. Bu kadar dahli vardır daha doğrusu. Bunun dışında bir dahli yoktur.
O zaman buradan hareketle ihale şartname-şartnamelerini hazırlama görevi kimdedir?
Mehmet Bey, 18 Eylül 2025 tarihli savcılık ifadenizi gördüm. Burada bir müdafi, avukat imzası bulunmamakta. Kendiniz de bunu ifadenizde beyan ettiniz. Size sormak istediğim soru şu: Savcının odasına girdiğinizde ilk olarak size isnat edilen suç anlatıldı mı? Müdafi çağırabileceğiniz, avukatınıza haber verebileceğiniz, aile yakınlarınıza haber verebileceğiniz veya ifade esnasında avukatınızın bulunabileceği konusunda bilgi verildi mi?
Yok. Ben zaten Savcı Bey'in odasına girdiğimde yalnız girmiştim. Avukatımın olmadığını söyledim. Bu süre içerisinde, avukatım olmadan sorduğu sorulara cevap verdim. Ben o sorgulamanın Aziz Aktaş davasıyla ilgili olduğunu düşünüyordum; yani ortalıkta böyle bir dava yoktu çünkü. Dolayısıyla süreç o şekilde gelişti.
Bir de aynı gün, aynı tarihte, aynı savcıya iki isim daha ifade vermiş: Bir tanesi , diğeri de . Bu isimleri siz savcılıkta gördünüz mü? Sıralamayı hatırlıyor musunuz, kim daha önce ifade vermiş?
Şöyle; ben ile birlikte gittim zaten, onu ifade ettim. Ring aracında birlikteydik. Benden iki saat önce savcılığa ifade verdi, sonra aşağıya nezarethaneye indi; onunla birlikteydim. Daha sonra saat 19.00 veya 19.30 gibi mahkemeye çıktığımda 'ı orada gördüm.
Teşekkür ediyorum. Beyanda bulunacağım, ek soru sormuyorum.
Sayın Başkan, ben çok bir konu açıldığı için sormak istiyorum. Daha sonra bana konuşma sırası geldiği zaman hangi mesleklerin içinden ne şekilde geldiğimi daha sonra anlatacağım. Yani kısa geçişle. 15 dakikalık savunmadan şimdi arkadaş çok enteresan değil, çok doğru bazı şeyler anlattı. Bir ihalede şu ağacında B'ye, şuna, buna verdiğinizi kabul edelim; atıyorum. Benim geçmişte çalıştığım büyükleri yol yapımı inşaatında çalışmıştım. Şimdi yapı kontrolü, yani yapı kontrol mühendislerinin kontrolünden geçer değil mi? Bütün ihalelerde yapılanlar. Yani bir iş yerinde bir şey yapılıyor; yani bina yapılıyor ya göçer değil mi? Onlar eksiklikleri gördüğü zaman ikaz ederler değil mi? Yapı kontrollerinden geçtikten sonra hatta o yapı kontrollerinde malzeme dahil değil mi, araştırılır?
Yani atıyorum mesela kömür tozuyla yol yapılacakken kum tozuyla, yani denizden çıkan kumla yapmışlarsa hemen engellerler. Hemen söylerler. Öyle değil mi?
Doğru. Peki bütün bunlar bittikten sonra yani A şirketi, B şirketi kim alırsa alsın; çünkü bu dava dersi bu konulara gitti. Örgü çıktı bunu anlatıyoruz. Ben de doğruyu anlatayım bari. Onlar bittikten sonra ihaleyi X firması almış yapıyor. X firması da şu kadar parayı hak etmesi için bu yapı kontrollerinin imzası olmadan hak ediş bedellerini alabilirler mi?
Nezarethanede ile birlikte olduğunuzu söylediniz.
Pardon. Burak'a geçiyorum o halde. Siz göreve geldiğinizde genel müdür Burak Karalı'ydı.
Kendisi hiç yukarılardan ya da bir yerden bir baskı görüyor muydu?
Yok, onu benim bilme şansım yok. Böyle bir şeyden de bahsetmedi bana.
Eylem 134 ile ilgili, 2020'ye 6607406 sayılı ihaleyle ilgili ihale komisyonu başkanı olarak görünüyorsunuz. Bu komisyon başkanı olarak görevlendirme kim tarafından yapılıyor? Yani sizi o göreve kim getirdi? Bunu sormak istiyorum.
Yani bunu birebir kimse getirmiyor, bu bir gelenek haline geldi. İhalelerde; teknik işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı yapım işlerinde, mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı ise hizmet ve alım işlerinde mutlaka komisyon başkanı olur. Bu gelenek haline gelmiş, böyle devam ediyor. Bizden çok önce de böyleydi, bizde de böyleydi; belki şimdi de öyledir.
Kastettiğim şey; sizi o göreve birinin ataması gerekiyor galiba, değil mi? Yani bu süreçte bu atamayı kim gerçekleştiriyor? Bir karar var mı yok mu bilmiyorum ama bunu hiç sorgulamadım. Yani yönetim kararı olması hakkında ne dersiniz?
Efendim, dosyada ve iddianamede zaten çok çelişkili hususlar var ancak bizim müvekkilimize ait HTS numarası olarak gösterilen 0532 249 81 01 numaralı hat üzerinden, ismiyle bir döküm sunulmuş. Ancak bu telefon numarası müvekkilimize ait değildir. Diğer sorumuz da şu Mehmet Bey: Görev yaptığınız süre boyunca ihaleleri kazanmış firmalara ceza kesme, hak edişlerinden kısma gibi uygulamalarınız olur muydu? veya hatırlamaya da bilirsiniz ama hatırladığınız, kendi kestiğiniz ve hakedişe yansıttığınız cezalar var mı?
Yani spesifik olarak Ali Bey'i bilmem ama sözleşme gereği ceza kesilmesi gerekiyorsa mutlaka keserdik. Firma kim olursa olsun birçok ceza kesmişliğimiz vardır, hizmet bedeli kesmişliğimiz de vardır; özellikle kış dosyaları açısından.
Biraz önceki numara iddianamede mi?
Evet efendim, o ekranda yazılı olan numara. Çünkü isimleri aynı, kontrol edelim dedik.
Evet, oradaki da benim hemşehrimdir aynı zamanda. Belki isimler karışmış olabilir. O daha genç herhalde.
Evet efendim; biri '59, biri '62 doğumlu. 1959 olan bizim müvekkilimiz, diğeri 1962'li. Biz de öyle bulduk; o da AKM yapı.
Evet. Avukat Hanım, siz beyanlara geçmeden önce şeyi de bir ekleyelim...
Teşekkürler Sayın Hâkim. Tabii ben, Sayın ’a sorum vardı ama tahmin ediyorum sorduğum soruları da belki hatırlatmış olacak. Kendi iş yaşamıyla ilgili sorumu bir nevi cevaplamış oldu. Aslında nasıl birlikte çalıştık? Çünkü firmamızın, İstanbul Belediyesi’nin iştirakinin Genel Müdür Yardımcısıydı Bey. Tabii burada kabul edersiniz ki doğal olarak benim iddianamenin bu sayfalarını okuma şansım yok. Ama burada şunu ifade edip, yani bir soruyla da bitireceğim. Çok da uzatmayacağım. Nameli bir şekilde, yani bizim iş ilişkimizi yazan bir savcılığın nasıl bir akılla, nasıl bir mantıkla ve hukuka yönelik nasıl bir izah edilebilir şekliyle bunu yazmıştır; esasen çok merak ediyorum. Yani mesela bu ilişkiyi ne Sayın , -ki şimdi açıkladığında ben de hatırladım, yani hatırlamam mümkün değil- ama için, saygın bir meslek insanı olduğunu net olarak ifade ederim. Çünkü o saygınlığından dolayı Beylikdüzü'nde bir kamu şantiyesini yönetirken yaptığımız ziyaretlerde görmemden ötürü Beylikdüzü'ne davet etmiştim. Yani teyit için söylüyorum; onu hatırlattı. Ama ne sonradan işe girişini biliyorum -daha vahimi, şimdi burada öğrendim- ne de işten ayrılışını biliyorum. Öyle saygın bir insan ki işten ayrılışını da bana haber vermemiş. Şimdi dinledim. Ama çok ilginç, yani bu da bana ders mi olsun diyeyim, nedir bilemedim ama nasıl bir espri yapamadım. Muşlu hemşehrim ayrıldı herhalde ama hani "Bunu da bana yazın" der gibi bir şey diyesim geldi. Ne menem bir örgütüm ki, örgütün çok özel bir kişisini işten atıyor bir genel müdür, benim haberim yok!
Soruya gelelim.
Gerçekten öyle yani Sayın Hakimim ve bu çok zor; benim için sorumu benden almış oldu, cevabını da vermiş oldu ama bunu ifade etmem gerekiyordu ama Sayın Hâkimim, ben bir soru sormak istiyorum. Yani bu salondaki güvenliğimiz açısından bu soruyu sormak istiyorum. Sizin de bilginize ihtiyacım olduğu için. Çünkü burada yaşamadım ama bir başka salonda yaşadığım; salondan çıkarken avukatımla 5-10 dakika münazara yaptıktan sonra salondan çıkarken, hakkımda bir hakaret davası açıldığını duydum, tehdit ve hakaret davası açıldığını duydum. Şunun için soruyorum Sayın Hâkimim: Yani ben burada konuşurken naklen mi izleniyoruz, haberimiz yok? Böyle bir dava açılabilir mi? Buna birinin hakkı var mıdır? Yani mahkemenin tutanağı çıkmadan…
Bu bizim sorunumuz olur mu?
Sizin sorununuz olamaz, çok özür dilerim! Hani böyle bir şey mümkün mü? Hani bilmek istiyorum, gerçekten bilmek istiyorum. Yani savcılık burayı izleyebiliyor mu? Bilmediğim için soruyorum.
Bilgim yok bu konuda.
Bilginiz yok. Çok net. Yani gerçekten ben de tam çıkarken 10 dakika sonra bana dedi ki arkadaşlarım, "Hakkınızda bir dava açıldı, haberiniz olsun." Ben anlayamadım yani. Hani TRT naklen veriyor da benim mi haberim yok bilmiyorum yani buraları.
Sorunuz yok herhalde.
Ben, kusura bakma Mehmet Bey, gerçekten saygın bir meslek insanısın. Teşekkür ediyorum tekrar sizin bu konuları hatırlattığınız için bana ama gerçekten üzgünüm yani. Şu sizin düştüğünüz durumunuza üzgünüm.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.

