ile tanışıklığınız ilişkiniz.
Mustafa Nihat Sütlaş Çapraz Sorgusu
Şimdi başka, biraz önce de anlatmaya çalıştım. Kendisini otuz, kırk yıldır tanırım. Ama kendisiyle hiçbir ticari ilişkim olmamıştır. Para alışverişim olmamıştır. Kendisi zaten basından, medyadan tanınan bir insandır. Biraz önce şey demiştim. Yani ticaret yaptığını bilmiyorum ama kitap yazmıştı. Ticari olarak bildiğim kadarıyla kitap işi vardır. İşte kendisi fikir adamı statüsündedir. Bizim şimdi şöyle anlatayım. İlk 2019 bir yarışma olmuştu. Benim de Trabzonlu arkadaşlarım vardı. Yazılımcı çocuklar. Bir otobüs hatlarıyla ilgili, yani otobüs seferlerinin düzgün yapılması, işte sıralarının düzgün yönetilmesi, sefer saatlerinin okunması, nedeni olan rotalarının kaçırmamasıyla ilgili bir yazılım geliştirmişlerdi. Yanılmıyorsam Kayseri'de de bir yere vermişlerdi, belediyeye. Bununla ilgili bu konuyu bana anlattılar. Benim de çok ilgimi çekti. Sonra biz bu arkadaşlarla şeye katıldık İstanbul'da. Galiba o zaman ismi İstanbul, Zemin İstanbul ama Zemin İstanbul'un şeyi, eski ismi. Onların biz teknolojik bir yarışmasına katıldık efendim bu ekiple beraber. O zaman İstanbul'a sık sık gidip geldim. O yarışmada da derece aldı çocuklar. Tabii hani hoş olursa bir yatırım niyetiyle yaklaştım olaya. Ya ikinci ya üçüncü oldular. Bu süreçte böyle birkaç ay gitti geldi, sürdü yani. Sonra bu yarışmanın sonrasında ben Murat Bey'e "hayırlı olsun"a gittim o dönemde. O zaman tekrardan yıllar sonra görüştüğümüz oldu. Ama ben genel olarak kendisiyle veya işimle ilgili kendi anlattığım biraz önce kendisiyle bu şekilde bir münasebetim yok efendim.
Tamam. Hep siz de beyanınızda, ifadenizde, beyanlar hep Murat Bey'in gayriresmi sponsoru olduğunuz yönünde olduğu için ve HTS kayıtlarınız olduğu için, bundan dolayı sordum o soruyu.
Başkanım, bildiğim kadarıyla çok da bir HTS kaydımız yok kendisiyle. Bunu emniyette de sordular. 5 yılda yani 50 dakika mı görüşmüşüm, 55 dakika mı ne görüşmüşüm.
141 adet irtibat kaydı.
Evet, 5 yılda bayramda iki defa olsa başka bir şey.
'yla tanışıklığınız var mıydı?
Başkanım, 'yı ben 'un yanında tanıştım, kendisiyle. Ben kendisini 'un arkadaşı olarak biliyorum. İş olarak da şey işler yapardı. Hani anlatımıyla söyleyeyim. İşte böyle prodüksiyon, etkinlik, işte ne bileyim bir açılış firmalar lansman...
Bununla ilgili sizinle alakalı görüşmüş müydünüz? İş için.
Yok, yok. Emrah'la öyle bir ticaretimiz olmadı başkanım.
Onunla da ilgili 49 adet irtibat kaydı gözüküyor, onunla da.
Ya konuşmuştuk, şimdi şöyle. Biz LED işi yaptığımız için Başkanım, birçok kişi bize LED'in, LED'in... Şimdi şeyi de anlatayım. Biz firma olarak şu anda bütün dijital LED'le ilgili bütün altyapıyı kurabilecek bilgiye sahip olduk. Yani İstanbul'da, Türkiye'de, Avrupa'da, hatta şimdi onu da söyleyeyim, aklıma geldi. 2025 yazında Azerbaycan Reklam Ajansı'nın, yani Ulusal Reklam Ajansı'nın başkanıyla randevu görüşmemiz vardı, randevu verilecekti. O takvimi bekliyorduk. Yani ben şu anda firmamda LED'lerin montajı, birleştirilmesi, atıyorum elektrik tesisatlarının yapılması, sahaya kurulması konularında da 4 tane firmamda çalışmakta teknik kişi vardır. Zaman zaman işte soranlar, birisi telefon açar başkanım. Ya işte "Biz LED alacağız, nereden alalım?" atıyorum. İşte LED'e mesela şöyle anlatayım bunu, ne demek istediğimi. İlk başladığımız zaman P10'lar vardı başkanım. P10 piksel, öyle anlatayım size. Şu anda en son ATM'lerde 2.5 piksel LED'leri yaptık. Yani o 5 yılda da bu iş dünyada da yeni gelişti. Teknoloji de hızlandı. Son tedariklerimiz hep böyle yüksek kaliteli ürünler oldu. Mesela soruyorlardı, arıyordu işte. Emrah Bey de o tür şeyler için aramıştır. İşte ne bileyim ne olabilir? İşte statik projelerle ilgili çok soru geliyordu. Nasıl statik rapor alıyoruz bunlara? Veyahut da kurulumlarda nelere dikkat etmemiz lazım? Çünkü bu LED'lerde Başkanım, şöyle ufak çizgilerin bile olmaması lazım ki hani müşteri gelsin oraya reklam versin gibi. Ama kendisiyle öyle bir ticaretim falan yok Başkanım.
Şimdi Başkanım, o ben kurulduktan sonra Mart ayının başı... Şey, Sayın Başkanım diyorum, Sayın Savcım, çok özür dilerim. Mart ayının başında koronadan dolayı şey gittim, memlekete. O dönem...
Evet, evet. 2019'un sonunda kurduk. İlk işleri muhtemelen... Ben o bilgileri alamıyorum da isterseniz hani bize de bir şey verirseniz, yetki... Kültür A.Ş.'den ilk hangi tarihte almışız ilk işimizi diye bütün resmi belgeleri getirelim efendim. Çünkü yani şu anda şey değiliz yani Kültür A.Ş. bize bir bilgi vermiyor, şirketimizden bir bilgi alamıyoruz ama bunların resmi kayıtlarının hepsi var.
Tabii, uğraştım efendim. Artı İletişim diye zaten, adı iletişim olan... Önceden bu tür firmalara, 2000'li yıllarda iletişim firması deniliyordu. 2020'lerde medya, reklamcılık denilmeye başladı. Yani biz de...
Daha önce de anlatmıştım, herhalde kısaca özetleyeyim efendim. İşte daha önce, cep telefonu bayiliği yaptım efendim, uluslararası bir firmanın. Bu sırada kendi firmamın reklam ve tanıtımları... İşte o yıllarda ilk yeni başlıyordu sosyal medya reklamcılığı; Facebook olsun, Instagram olsun, ilk başladığı dönemlerden beri kendi şirketimin reklamlarını yaptım. Ondan sonra başka, yine memlekette başka firmaların, yani kendi arkadaş grubumdaki insanların sosyal medya hesaplarını yönettim. İşte ne diyeyim, Google reklamı kurdum, o zaman ismi başkaydı. İşte Facebook reklamı kurdum. Bu tür faaliyetlerde bulundum. Bunlardan da zaman zaman ufak tefek de para gelirlerim oldu. Yani temel olarak bizim sektörümüz zaten satış ve pazarlama olduğu için, yani bir perakende işi yaptığınız için bir reklama ihtiyacınız var Başkanım. Kendi işimi yapsam bile, çünkü 3-4 tane mağazam oldu bir dönem, hani kendi işimin bilgisini, kendimi eğitimimi tamamlamasam bile yine bu işin altyapı olarak vakıfım efendim.
Bunlar hangi sektörlerde faaliyet gösterdi? Şirketlerin isimleri neydi acaba?
Cep telefonu toptancılığı, perakendeciliği, bayilik işi.
Bir adi ortaklık işim var, ortağım vardı orada. Kurumsal satış kanalı için kurmuştuk biz bu şeye. Yani GSM operatörünün bölgedeki, işte Trabzon'dan Samsun'a kadarki şirketlere kurumsal hat satışı ile ilgili bir iş kurmuştuk. Bir tane efendim gayrimenkul danışmanlığı, ÇSK diye bir firmam var, onu kurduk. 5 yıl emlak sektöründe yine reklam işi yaptık kendimizi tanıtmak için. Yani paralı da yaptırdık, kendimiz de yaptık. Sonra 2019'da işte şeyimiz boştaydı, onu çevirebilirdim, adını siz söyleyin, ÇSK kare firmamı tekrardan isim değişikliğiyle, adres değişikliği yapabilirdim ama ortağım dedi ki "Abi, yeni bir firma kuralım." 2019'un sonunda yeni firma kurduk. Ondan sonra bir tane sağlık turizmi ile ilgili Doktik diye bir firma kurdum Sayın Savcım. Ondan sonra... Ne kurdum? Ha, bir tane Bobara diye bizim bilimle ilgili bir firma kurduk. Bunlarda da ortaklıklarım oldu efendim.
Bu şirketlerin şeyi neydi, mali durumu? Yani cirosu, mali durumu? Bahsettiğiniz şirketlerin.
İyiydi efendim, borcu harcı yok kimseye yani şükürler olsun.
Şimdi net rakamı hatırlamıyorum. İyiydi yani, kendine göre bizi bakar, ticaretimizi götürür, bakar yani Başkanım.
Tamam. Eyüp Bey'in anlatımları vardı, daha demin siz de biraz değindiniz. Devir meselesi.
Şimdi şöyle anlatayım onu Sayın Başkanım. Biz Salih Bey'le, Eyüp Bey'le tanışıyoruz o yazılımdan dolayı. Kendisiyle faturalı bir işimiz vardı. O dönemde bu Eyüp Bey'in sektördeki işte ekonomik sıkıntıları konuşulmaya başlanmıştı. Çeşitli işte ortak arıyor, işte yatırımcı arıyor gibi konular oluyordu. Bir gün kendisiyle konuşurken işte "Ya düşünmez misin, böyle böyle bir iş, ben de bir yatırımcı arıyorum, ortak arıyorum" diye kendisiyle görüştük Başkanım. Hatta şöyle oldu, ilk görüşmemiz de Vadistanbul'da oldu. Dedi ki "Ya ben böyle böyle bir ortak yatırımcı arıyorum" dedi. Ben de "Anlat ya, nedir senin kafandaki model?" diye sorunca işte şöyle bir şeyi vardı: Diyordu ki "Ben işte peron reklam alanları bende, metrodan aşağı inişteki alanlardan kastediyorum efendim. İşte dijital megalight'lar bende. Bunları ortak olarak birisini arıyorum." Anlattı böyle, bir finansal tablolar anlattı, paralar anlattı, bir şeyler anlattı. "Peki dedim, nasıl bir şey arıyorsun?" Dedi ki "Yatırımcı para koyacak, yönetim bende olacak" dedi. Şimdi öyle deyince de dedim ki "Yani bütün kararları siz mi alacaksınız?" "Ben alacağım" dedi. O dönemde de kardeşleriyle de bu işleri yapıyordu. Yani kardeşleriyle de yanılmıyorsam baskı, baskı yapan bir işleri vardı. Öyle anlatıyordu, onlarla da ortak falan. Baktım, anlattığı ilişkiler böyle aile şirketi, herkes iç içe. Para oraya transfer ediliyor, buraya transfer ediliyor falan. Ben kendisine ilk başta, "Ya ben dedim abi, Salih Bey, hani benim ticaretime uygun bir şey değil bu. Hani bütün yönetim sende olmasın, biz parayı koyacağız, sen şey yapacaksın." Anlaşamadık ilk başta. Daha sonra işte süreç ilerledi, zaman geçti. Böyle bir 3-4 aylık bir zaman dilimi düşünün Sayın Savcım, belki de 5 aylık bir dilimdi böyle. Kesik kesik konuşuyoruz. Sonra bir gün dedi ki, işte "Ya dedi bir daha konuşalım." Tekrar konuşuldu. Dedi ki o, "Ya işte dedi, ben sana dedi peron alanlarını vereyim" dedi. Ben de dedim ki kendisine: "Ya bak Eyüp Bey, bu peron alanlarında baskı işleri var, ciddi bir personel çalıştırmak lazım. Benim öyle bir altyapım yok, öyle bir ekibim de yok. Onu kuramam da." Ciddi de borçlardan bahsediyordu rakamlardan efendim. "Ben dedim ona talip olamam. Ama dedim şunu yapabiliriz: Sen peron sende kalsın, ben şeyi alayım, 24 taneydi o zaman Sayın Savcım, 24 adet megalight'ı vardı. Ben dedim bunu alayım da" dedi. Şey, "Ben alayım bunu" dedim yani. "Bana devret. Neyse dedim hesabı çıkar, ben dedim o rakam üzerinden seninle dedim konuşayım." Sonra bu düşündü taşındı, bir zaman geçti. Geldi dedi ki işte, "Ne olabilir?" Dedim ki "Ya abi dedim, ben duyuyorum senin Kültür A.Ş.'ye ciddi bir borcun varmış." Piyasada konuşuluyordu bu hikaye çünkü biz de sektör olarak duyuyorduk falan. İşte dedim ki "Borcu çıkar, senin ne kadar borcun var?" Borcu gidildi, çıkartıldı. Yanılmıyorsam Sayın Savcım, 40 ile 50 bin arasında bir rakam borcu vardı. Bu borç ciddi bir rakamdı ve bu borç üzerinden ben dedim ki ona: "Ya ben sana bir miktar peşin para vereyim, bu borcun üstüne." O sırada şöyle bir şey ortaya çıktı son anda: 10 tane bir lizing firmasından, Vodafone'a ait bir leasing firmasından 10 adet yeni megalight siparişi vermişti. Daha doğrusu şöyle, leasing yapmış, paralar imalatçı firmaya ödenecek ama borç şeyin, Eyüp Bey'in. O çıktı ortaya, onlara baktık falan nasıl olur. Vodafone'la konuştuk, dedik ki "Ya bu şeyi bize devreder misiniz?" Vodafone "Bizim öyle bir işlerimiz yok" dedi. "E nasıl olacak?" dedik. "İşte siz Salih Bey'e ödeyin, Salih Bey kredi taksiti ödesin." Oradan da bir hesap çıktı, güzel bir hesap yani benim... Çünkü leasingi bozmadan anlattı, dolar bazlıydı efendim. Nihat Sütlaş: Kendisiyle bir şekilde uzlaştık. Gittik Kültür A.Ş. tarafından o zaman Bey vardı galiba, onunla temas ettik. İşte ben gittim, o gitti falan, işte biz anlaşacağız, bir orta yolu bulacağız. Kendisiyle anlaştık, şöyle oldu; Bu dedi ki, "Benim" dedi, "yıl sonu geliyor. Satışlarım var, sözlerim var. İşte son anda bir son iki ay kasım, aralık ayının Sayın Savcım, onları da sattım, parasını alacağım." dedi. Onu da tamamladık. Kendisiyle bir rakam, borçları, elden biraz nakit, leasingdeki kredilerin ödenmesi kaydıyla, son iki ay reklam satışını da yapmak kaydıyla bir şekilde anlaştık. Gittik 'ın yanına. Dedik ki, "Böyle böyle." Zaten önceden bir telefonlaşmalar, konuşmalar bir şeyler olmuştu. Anlattık kendisine. da şeyi çağırdı. Hiç unutmuyorum. Doğan Bey'i. Toplantı yaptı. Doğan Bey'e dedi ki, "Böyle böyle, bunlar kendi aralarında anlaşıyor bunun" dedi, "şey tarafına bakalım. Süreçlerini inceleyin. Ona göre değerlendirelim." dedi. Hatta kapıya çıktık. Hep onu anlatıyorum şimdi. Doğan Bey bana dedi ki kapıya çıkınca, "Valla" dedi, "Müdür Bey sana" dedi, "çay ısmarlatır." dedi. "Niye ya?" dedim. "Çay ısmarlamıyor mu Müdür Bey?" dedim. Dedi ki, "Ya" dedi, "parayı kurtaracak diye onun sevinci" dedi, "şu anda o yüzden sana çay bile ısmarlatır." dedi. Öyle şakalaştık. Ben onu hep anlatırım böyle gördüğüm yerde. "Müdür sana böyle böyle demiş." hani şey, Müdürü Bey bana böyle böyle söyledi diye. Sonra 'ın yanına gittik. Bakın direkt. "Konu bu, bu. Bu sözleşmeleri inceleyin Selman Bey. Nasıl bu işi hukuken yapabiliriz?" Bunlar hep bir süreç. Yani böyle bir günlük, iki günlük değil Savcım. Bir süreç bu. Yani 3-4 ay içerisinde olan şeyler. , benim avukatım, onun avukatı, onun muhasebecisi, benim muhasebecim, Kültür A.Ş.'nin muhasebecisi defalarca görüştük Sayın Savcım. En sonunda bir orta yol bulduk. Ben buranın devrini aldım. 2 yıl taksitlendirmek kaydıyla, hani dedik ki Kültür A.Ş.'ye de şöyle bir teklifte bulunduk. Dedik ki yani, "Bu bir yılda ödenemez, bir buçuk yılda da ödenemez. Çünkü neden? Hem adamın eski borcunu ödeyeceğim, hem de yılbaşından sonraki her ayın kirasını ödeyeceğim." Kültür A.Ş. de faiziyle bir hesap çıkardı bize. Yanılmıyorsam 50.000 liraya yakın bir rakamdı. Çek istediler. Teminat mektubu istediler. Önden ilk ay taksit için nakit para istediler, Sayın Savcım. Bunların hepsini yaptık. Eyüp Bey'le anlaştık. Devir sözleşmelerinin tamamını şey hazırladı. Zaten kayyumlarda bu şeyleri sözleşmeleri almış, sizin savcılar bildirmiş galiba. Bilmiyorum size ulaştı mı? Aramızda üçlü sözleşmemiz var. Benim Eyüp Bey'le ayrı kişisel sözleşmem var. Yani devirle ilgili, o leasing meselesiyle ilgili. Böyle sözleşmelerimizin hepsini hukuki yaptırdık. Faturalarımız var, aralarımızda faturalaşmalarımız var. Hepsini yaptık, bu şekilde oldu efendim. Şimdi orada belki şeyi sormak istiyorsunuz, işte birilerinden bahsediyor, o geldi gitti falan filan. Yok Sayın Savcım. O tür toplantılar olmadı.
O reklam işinin Reklamist’in kendi ofisi var mı? Nihat Sütlaş: Var efendim.
toplantıdan bahsetti. Nihat Sütlaş, , , Ertan Ağaoğlu ve ben toplandık diyelim. Şimdi bu toplantıyı hatırlıyor musunuz, ayarladınız mı? Nihat Sütlaş: Sayın Savcım, kendisi defalarca bu işlerle ilgili birkaç defa bizim ofisimize geldi. Ben de kendisinin ofisine gittim. Çünkü durmadan hesaptan şey çıkıyordu yani, oradan borç, buradan borç. Gerçi böyle şeyleri de adam için, ticaret için söylemeyeyim. Kendisi gelir anlatırdı ticareti. Zaten okudum, şeyde Emniyetteki ifadesi galiba, işin doğrusunu anlatıyor. Ama sonra işte araya bir isimler giriyor. Kendisini acaba hani ailesi var, bu tür isimler mi soruldu? Bu isimlerini mi söyledi? Şimdi bir şey diyemem yani iddia edemem, yanlış olur. Ama orada bir isimleri karıştırmış. Yani o biz bu süreçte onların bir dahli falan olmadı Sayın Savcım.
Yine de orada Metro'dan bahsettiniz ya, 'nin bir beyanı var onun hakkında. Metro, o kişiyle ilgili. Metro araç içi reklam ihalesi 2015 yılında 20 yıllığına Modyo isimli firmaya ihale edilmişti. Sonraki süreçte yeni metro güzergahı inşa edildiğinden bu yeni lokasyonlara ilişkin 2020-2024 arasında yeni ihale yapıldı ve yeni lokasyonlar Reklamist firmasına verildi. Normalde ihaleyi kazanan Modyo firması isimli firmaya bu lokasyon verilmesi gerekirken Reklamist’e verildi. Böylece Modyo isimli firmanın Reklamist’e ödeme yapmak, yaparak işletmesini kısıtlaması sağlandı. Yani Reklamist’in haksız kazanç elde etti şeklinde beyanı var. Nihat Sütlaş: Şimdi biraz önce bu konuyu da bir şekilde anlatmıştım Sayın Savcım, daha güzel anlatayım, daha açıklayıcı anlatayım. Şimdi bir defa bu Modyo'ya 2019'dan önce ne verilmiş biliyor musunuz Sayın Savcım? İstanbul'un bütün ulaşımı verilmiş. Bakın bütün metrolar, bütün metrobüsler, bütün otobüsler, yani firma İstanbul'da kartel, tekel olmuş. 2019'da, ve kaç yıllık biliyor musunuz Sayın Savcım? 20 yıl. Ben 3 yıl için burada yargılanıyorum. İçinde diyor ki bunlara, şimdi aynı şeyi ben tutuklanınca Modyo gitti bizim şirkete gitmiş, demiş "Ben sana daha kira ödemeyeceğim." O anlattım hatırlıyor musunuz Tavşantepe-Kurtköy meselesi? "O parayı ödemeyeceğim, o 60.000, 60.000 lirayı da ödemeyeceğim." demiş. 3-4 ay da ödememiş. En sonunda kayyum bunları çağırmış, "Kardeşim sen ne diyorsun? Anlat derdini." İşte demiş, "Ya bize dönülmesi gerekirdi de, oralar bizim de." Yani adamların iddiası şu; bundan sonraki 100 yıl boyunca İstanbul'da herhangi bir yere metro yapılırsa hepsi Modyo'nun. Yani İBB nereye metro yaptı, Üsküdar, Modyo geliyor, "Buralar benim." diye iddia etmiş. Bu konu hukuken de incelenmiş, daha önce bunun hani tartışmaları, konuşmaları da olduğu ortamlarda. Herhalde şeyi anlatacaktı bunu. Kaan Bey bilebilir bu konuyu. Yani onların böyle hakkı olmadığı, yani onların kendi sözleşmelerinde durakların isimlerinin hepsinin belli olduğu, hatta bazı durak işte M6'yı biz almıştık. M6'da bir gittik baktık Modyo'nun şeyleri var. Sistemli, bilgisayarı her şeyi. Dedik ki, "Ya bu adam burayı kullanıyor, bu adamın mı bu?" Orayı da şeysiz kullanıyormuş, yani müsaadesiz. Kendi duraklarının dışında bir de hiç ismi olmayan bir yerini kullanıyormuş. Şimdi 'nin iddiası da bu tarz bir iddia. Yani işi, işi suçlaştırıyor. Çıkacak, adamın şimdi bir suç ilişkisi anlatması lazım. Peki 'ye efendim niye kimse sormuyor, "Senin elinde Modyo'nun sözleşmesi var mı? Çıkar bakayım, sen neye göre bunu iddia ediyorsun?" Sayın Savcım. Neden bunu sormuyorlar? Adam şimdi oturmuş şeye, gitmiş demiş ki, "Efendim işte burası Modyo'nun falan." Aynı şeyi kayyuma söylemiş Modyo. kayyum haksız çıkarmış onu, çıkarmış onun önüne koymuş sözleşmeleri. Parasını ödüyor şimdi çatır çatır yine tekrar her ay, kira parasını. Yani öyle değil Sayın Savcım.
Burada merak ettiğim bir husus var. Bu eylem 64'te 3.5 milyon TL'lik işi Kültür AŞ alıyor, size 4. şey 4 milyon TL size vererek Kültür AŞ %16 kar ediyor o işlerden.
%16 kar, %16 tamam, doğrudur efendim. Tamam, doğrudur efendim. Evet, evet, evet, evet.
Ha, bu 5 yıllık kiralama işinden nasıl bir gelir elde ettiniz o süreçte?
Onu çıkarayım getireyim efendim. Ama onu biz öyle tek bir parça satmıyoruz. Şöyle satıyoruz.
İlk şeylerdeki, başkanım, eylem yansısın da. Şimdi zaten, Sayın Savcım, ben size firmamın 4 yıllık cirosunu verdim. Biz onu o şekilde sadece şöyle satmıyoruz efendim: "Burası metro, sen sadece bunu yapacaksınız." demiyoruz. Satarken şöyle satıyoruz, diyoruz ki yani satış temsilcilerimiz: "Ya bizde metro var. Senin kaç paralık ciron var?" Diyor ki mesela müşteri: "100.000 lira." Diyoruz ki: "Şuradan sana günde bir tekrar veririz, yanına şey hatlarını veririz, öbür taraftan bir şey veririz." yani bundling yapıyoruz. Biz burayı bundling, tek bir noktaya satamayız yani. Ha şeyi söyleyeyim, bakın Sayın Savcım, şeyi söyleyeyim, sektörden bir bilgi söyleyeyim size. Bizim açık hava sektöründe en iyi iş olanın piyasada, İstanbul piyasasının en iyi iş olanın doluluk oranı yılda %60-65'tir. Bunun üstüne çıkamaz. Yani çok mucize olması lazım. Metro tarafında da yıllık doluluk oranı 30'la 40 arasında oynar yıl bazında. Şimdi neden? Bu sektör öyle bir şey ki, deprem olur bir hafta yayınlar durur. Yağmur yağar yayınlar durur. Bir yerde bomba patlar yayınlar durur. Hemen ilk müdahale ettikleri ajansların, markaların dijital açık havadır. Dijital açık havaya hemen müdahale ederler, bütün reklamları, satışları efendim durdururlar. Ha burada tek başına ne kar ettiğini...
Şimdi oradaki, oradaki düşük teklif vermemiz de efendim şundan: Orayı bir daha izah edeyim. Bizden ruhsat...
Şehir hatlarının düşük satış potansiyelinden dolayı buraya iyi, yani şey yaptık. Ha böyle yüksek bir şeyle girmedik yani. Düşük bir fiyatla, hani bunun üzerinde rakam çıksaydı zaten girmeyecektik. Ben bunları da böyle yıllık olarak göstermek için böldüm. Yıllık olarak...
Gene daha demin tablo yansıttınız, hani bir görsel vardı. Cironuzun %22'sinin İBB'den gelen paralar olduğunu söylediniz.
Evet, 5 yılda öyle oldu. Bu sene mesela medya satın alma işi alamadık efendim. Tamam. O makas muhtemelen %5'e, 3'e düşecek.
Bu Kültür AŞ'ye veya Medya AŞ'den kiraladığınız alanların kiraya verilmesiyle geliyor, değil mi?
Ama onun haricinde peki belediyenin taraf olmadığı herhangi bir işiniz var mı?
Var. O 3D videoları yapıyoruz efendim. Başka, ayıp söylemesi, tanesi iyi bir rakamdır, 10.000, 15.000...
Evet, oraya video yapıyoruz. Tamam. 10-15.000 dolardır bir tanesi. Onları da yapıyoruz efendim. Hatta onu yaptığımız için adam şöyle yapıyor yani, marka veya ajans, şimdi biz o videoyu yapıyoruz, yani şimdi rakamı da söyledim ama 10-15.000, 15.000 de, 10-15.000 dolar. Faturaları da var bunların, getiririm yani. O 10-15.000 doları da ispat ederim. Biz şimdi bunu böyle satınca marka bir haftalık alacakken 4 haftalık almak zorunda kalıyor. Çünkü videoya da maliyet yapmış oluyor, diyor ki: "Ya bunu bir haftada biz yeterli değil, 4 hafta alalım." diyor. Bizim satışımızı da yapıyor.
Bu 3 boyutlu bahsettiğiniz köşede bir sistem var, değil mi? . Onların kiralandığı yerin Medya Kültür AŞ ile bir alakası var mı?
O kalan cironun mesela bir %78 ciro var ya, bunlarda hani belediyenin taraf olmadığı veya iştiraklerinin tamamen reklam üzerine bir geliriniz oldu mu? %78'in muhtemelen büyük çoğunluğu Kültür Medya AŞ'den hani elde ettiğiniz o kiralama anlaşmaları var ya, onların kiraya verilmesiyle ortaya çıkıyor muhtemelen.
Ama şunu demeye çalışıyorsunuz herhalde, şimdi sizin de Kültür'den iş aldığınız, parayı kazanacaksınız. Peki ben size Sayın Savcım şöyle bir soru sorayım: Bugün şimdi Çırağan Sarayı'nın düğün salonunu birine kiralasanız batabilir değil mi? Batabilir, batabilir. Müşterisine iyi davranmaz, hizmetini kötü yapar. Ya şimdi ben bu işleri aldım diye Sayın Savcım para kazanacağım diye bir şey yoktur, batırır yani.
Yok ben burada gelirinizi sorgulamıyorum. Sadece hani gelir bu aktarın da olmaması.
Şöyle anlatayım o zaman. 400'ün hani 90'na medya satın alma tarafından öbür tarafta da 50-100, lirası hiç İBB ile alakası olmayan işlerden geliyordur Sayın Savcım.
Yani şunu net söyleyeyim. Yani ticaret bilmiyorum hani böyle bir al geçmişiniz var mı? Yani bir insan bir şey aldı diye para kazanacak diye bir şey yok mu? Batırır yani Çırağan Sarayı'nın düğün salonunda batır. Çok örneği var. Beceriksizlik yapar, müşterisine iyi davranmaz. Işte reklamı zamanında yayına sokmaz. Ekrana bozuk durup gidip gider tahmin etmez. Teknik servisiniz var. Biz de iki saatte müdahale oluruz sayın. Sağ olun.
Şimdi, Medya A.Ş.'de, dilinizde, tabirinizle ihale bize göre işi alt yükleniciye verme usulünü anlattınız 70. eylem kapsamında. Aynı iş verme usulü Kültür A.Ş.'de nasıl yapılıyordu? Nelerle karşılaştınız? Sizden usule aykırı bir talepte bulunuldu mu hiç?
Şimdi şöyle anlatayım. Yani şeyi soruyorsunuz değil mi? Kültür A.Ş.'deki ihale süreçleri nasıl oluyordu?
Evet, yani sizden usulsüz bir talepte bulunan oldu mu? Veya işte "Sen şöyle teklif vereceksin, bu şekilde vereceksin." gibi talepte bulunan oldu mu?
Şimdi bir şey söyleyeyim sayın başkanım, sayın savcım, çok özür diliyorum. Bir herhalde bir ünlü bir politikacı vardı, eski siyasetçiler, şöyle bir laf söylerdi: "Hükümet olmak, iktidar olmak değildir." diye. Şimdi açık söylemek gerekirse bu yönetim hükümetti ama bütün kadro, müdürler ve şefler hepsi eski şeyin, dönemin veya eski partinin bürokratları, yöneticileriydi. Şimdi yenilerinin de, eskilerinin de zaten böyle bir şey olamaz. Ya çünkü kurum, bakın gerçekten, kuruma gidin... Şöyle sayın savcım, siz sayın başkanım gidin, bu Medya A.Ş.'yi bir gezin, işte Kültür A.Ş.'yi de bir gezin, zaten içeri girdiğiniz zaman kurumsal yapıyı hissedeceksiniz. Şimdi o ihale süreçlerini şöyle anlatayım: Onların da büyük bir salonu var ortada. İşte sola dönüyorsunuz, orada bir salon var. Orada yuvarlak bir masa vardır böyle büyük, bir tarafa şeyler oturur, Kültür A.Ş.'nin personeli, işte kimler vardır isimlerini söylemeyeyim şimdi yani, herkes şey oluyor, mahcup oluyor o yüzden söylemeyeyim. Orada oturulur, ihale... Öyle açılır sayın... Ha, tamam. Tamam sayın savcım. Açılır, orada işte rakamlar okunur, denir ki: "Biz incelemelerimizi yapacağız, kazandınız kazanmadınız açıklayacağız." denir. Bu şekilde bir talimat olmadı.
Evet. Doğan Bey, size herhangi bir telkinde bulundu mu? "Şöyle teklif ver, böyle yap." gibi.
Şimdi benim Doğan Bey ile tek ilişkim, bu Eyüpsubaşı'nın ekonomik sebeplerden dolayı devretmek zorunda kaldığı işin, tarafından kendisine yönlendirmesiyle bir ilişkimiz oldu. Onun dışında ihale süreçleriyle bildiğim kadarıyla bir şeyi yok, nedir onun adı, yönetimi veya yetkisi, ihaleyi yönettiği gibi bir şeyi ben duymadım yani, görmedim. Çünkü hiçbir ihale salonunda ben Doğan Bey'i bugüne kadar görmedim. Şey söyleyecektim, unuttum o sırada. Doğan Bey... Evet, görmedim hiç, öyle bir ihale mihaleyle ilgili, hiçbir işle ilgili Doğan Bey'i görmedim, yani hiç öyle bir yetkisi olduğunu da hatırlamıyorum yani. Şimdi bu Eyüp Bey ifadesinde okuduğum şey diyor; "Fake ihale almıştır." falan diyor yani. Onu da hatırladım söyleyeyim, "Drone çekimi yapmıştım." diyor, "Video çekimi yapmıştım." diyor, diyor “İBB'den öyle işler aldık." Hiçbir tane firmaya öyle bir faturam yok, bir tane! Başka dışarıya bile yok yani. Öyle bir işim yok yani, öyle bir hiçbir hizmetim de olmadı. Hiçbir yere de hiçbir pazarlama sunumuna da öyle bir şey koymadık yani savcım. Şeyi söyleyeyim; bakın çok ilginç bir şey oldu. Biz orayı devralacağız, bu Vodafone Leasing'den dolayı bir firmayla anlaşmıştı. Firma bir tane dikim yaptı. İlk diktiği gecenin ertesinde ekranın içerisine su doldu. Ekran yandı neredeyse. O firmayla birbirimize girdik, ayıptır söylemesi yani, ticari anlaşmazlık oldu, kavga anlamında söylemiyorum. O firmadan kurtulmak için uğraştım, üste para verdim. Firmayı da aradan çıkarıp başka bir LED imalatçısı firmadan 10 âdetin anlaşmasını yaptım. Bütünü garanti içi. Şöyle ki; bir tane leasing var, bir tane Eyüp Bey'in anlaştığı imalatçı firma var. Şimdi leasingçi diyor ki: "Parayı ben imalatçıya veririm." E borçlu Eyüp Bey, burayı ödeyecek leasingçiye. Şimdi bu adamı buradan çıkarmamız lazım. O adama da parasını vermemiz lazım ki çıkaracağız. Onu da ikna ettim. Yeniden 10 tane LED siparişini, yeniden üretilmesinin dizaynını, konstrüksiyonunu, statiğini başka firmaya yaptım. Ama kendisi şöyle anlatmış: "34 tane verdim ben bunlardan” Değil. 24 tane verdi 10'u sonradan yaptığını, montajlarını da ben yaptım. Hepsinin montajında da ben bulundum. Öyle değil.
Geçmiş olsun Nihat Bey. Sayın Başkanım, ben sabah seansında burada yoktum. Görüşmem vardı ama sonradan izlediğim kadarıyla, gördüğüm kadarıyla Kadıköy'deki ekranı göstermiş Nihat Bey herhalde. O ekran özellikle bunu söylemek için size aldım söz. O ekran benim elimden 'ın hani bana iftira attığı şey var ya, sözde bana verilmesini söylediği yer. Benden alınan yer. Benden alınıp daha sonrasında Cem Film İnovasyon Şirketine verilmişti. bana verilmesini söylediği yer. Bu arada Nihat Bey çok güzel olmuş, elinize sağlık. Ben de aynı şeyi yapmayı düşünüyordum oraya. Yani nasıl bir örgütsek benim elimden alınan yer o yer Sayın Başkanım. Bunu bildirmek istedim size.
Şimdi yalnız burada şöyle bir durum var. Ben de onu ifade edeyim. Yani o Murat Bey'in söylediği yer tek bir nokta. Bizim aldığımız iş 41 noktalı. Yani İstanbul'un diğer iskeleleri de var. Yani yolcu sayısı günlük 1000, 2000, 3000 olan yerler de var. Yani oraları da...
Evet, evet. Ben sizin işinizle ilgili söylemiyorum. Benim elimden alınan yer olarak söylüyorum. Hani 'ın bana iftira attı ya sözde bana verilmesini istediği yerler, işte o yer efendim. 3 yıllık AK Parti döneminde aldığım yer orası benim. Benim elimden alınan yer. Örgüt olarak, örgütüz ya biz efendim. Bir de efendim bir şey söyleyeceğim size. Sabahleyin aile görüşmemdeydim. Biz burada yaşadıklarımızı ailelerimiz... Neler yaşadığını bir bilseniz. Benim oğlum 8 yaşında, size anlattım, psikiyatri tedavi görüyor. İlaçlar kullanıyor ve şimdi acarken TED Koleji'nden oğlumu atmaya çalışıyorlar. Yani siyasi bir şey midir? Yani bir çocuk yaramaz olabilir veya duyguları da babasından yoksun 6 ay, değişmiş olabilir. Yani bu çocuğun okulunun kaydını yaptırılmamasına bir sebep midir? Artık sizlerin bir bir çözüm lütfen bakın bende boyun fıtığım tekrardan nüksetti, elimde kırık var. Size defalarca yazıyorum bunları da.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.
