“İddianameye göre, iş insanları Ahmet Sarı ve İsmail Sarı'nın, İBB ve iştiraklerindeki (İSTAÇ, İSFALT, Ağaç A.Ş.) alacaklarını tahsil edebilmek ve yeni ihaleler alabilmek amacıyla, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütünün yöneticileri olduğu iddia edilen Fatih Keleş ve Ertan Yıldız'a sistematik olarak rüşvet verdiği iddia edilmektedir. İddiaya göre Fatih Keleş ve Ertan Yıldız rüşveti talep edip alırken, Fatih Keleş'in kardeşi Zafer Keleş, yeğeni Murat Keleş, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay ve şoförü Ahmet Yıldırım paranın toplanması ve transferinde aracılık yapmıştır. Savcılığa göre rüşvet anlaşması 25 Ekim 2022'de Bakırköy'deki İBB Ek Hizmet Binası'nda yapılmış ve sonrasında Sarı kardeşler, 3 Haziran 2024'e kadar çeşitli tarihlerde Ertan Yıldız'a toplam 63 Milyon TL ve Fatih Keleş'e toplam 169.3 Milyon TL olmak üzere 232 Milyon TL'yi aşan miktarda rüşvet ödemiştir. Paraların, Fatih Keleş adına Florya'daki başkanlık konutunda, Ertan Yıldız adına ise Kağıthane'deki şirket merkezinden teslim edildiği öne sürülmektedir. Bu eylemlerle kamunun zarara uğratıldığı ve kamu idaresinin güvenilirliğinin zedelendiği iddia edilmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 252 (Rüşvet), TCK 220 (Suç Örgütü) ve TCK 43 (Zincirleme Suç) maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık, iddiasını büyük ölçüde şüpheliler Ahmet Sarı ve İsmail Sarı'nın etkin pişmanlık kapsamındaki itiraflarına, sundukları banka dekontlarına, HTS ve PTS kayıtlarına ve diğer tanık beyanlarına dayandırmaktadır.”
- ·Murat Keleş, İBB'de resmi başvuru ve mülakat süreci sonunda tercüman olarak işe alındığını, amcası Fatih Keleş'e verdiği desteğin de spor organizasyonları ve yabancı dilde yazışmalarla sınırlı mesleki yardım olduğunu söylemektedir. Savunmasına göre bu ilişki, iddianamede ileri sürüldüğü gibi bir rüşvet aracılığı veya gayriresmi danışmanlık pozisyonu değil, akrabalık bağının ve mevcut işinin doğal uzantısıdır.
- ·Savunma, aile bağlarının ve olağan telefon temaslarının örgütsel bağ gibi gösterildiğini, oysa amcası ve babasıyla görüşmesinin tek başına suç delili sayılamayacağını vurgulamaktadır. Murat Keleş, belediye bürokratları veya iş insanlarıyla İBB işlerinin hukuki çerçevesi dışında buluşmadığını, amcasıyla da kafe veya restoran gibi ortamlarda özel görüşmeler yapmadığını belirterek para teslim ağı içinde yer aldığı iddiasını reddetmektedir.
- ·Murat Keleş, Ahmet Sarı'nın 21 Mayıs 2025 tarihli ilk ifadesinde kendisinden hiç söz etmediğini, ancak tutuklanmasından birkaç gün sonra verdiği 27 Mayıs 2025 tarihli etkin pişmanlık ifadesinde 'Fatih'in yeğeni Murat' diye kendisini anmaya başladığını söylemektedir. Savunmasına göre soyadını, görevini ve somut teslim koşullarını bilmeyen bu anlatım, tahliye veya daha lehe bir hukuki durum elde etme saikiyle verilmiş güvenilmez bir beyandır.
- ·Savunma, Murat Keleş'e yöneltilen isnadı destekleyen görüntü kaydı, teknik takip kaydı, para transfer tespiti, fiziki takip tutanağı veya maddi bulgu bulunmadığını özellikle vurgulamaktadır. Ahmet Sarı'dan herhangi bir para, hediye veya eşya almadığını; kendisi hakkında ileri sürülen teslim anlatımının tek ve soyut bir etkin pişmanlık beyanından ibaret kaldığını söylemektedir.
- ·Zafer Keleş, Ahmet Sarı'yı Fatih Keleş'in başkanlık konutundaki toplantılarda bir-iki defa görmüş olduğunu kabul etmekte, ancak para teslim aldığını kesinlikle reddetmektedir. Sarı'nın 'Zafer Keleş'e ya da yeğeni diye bildiğim Murat'a verirdim' şeklindeki belirsiz ifadesinin ('ya da', 'yeğen sandım' gibi tanımlamalar) gerçek bir teslim akışını değil, basit bir beyanla herkesi dahil etme çabasını yansıttığını vurgulayarak bu ifadenin delil olarak kabul edilemeyeceğini savunmaktadır.
- ·Keleş, söz konusu suçlama için herhangi bir baz kaydı, banka kaydı ya da somut fiziksel delil bulunmadığını belirterek yalnızca 'birinin söylemesi' üzerine dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası istenmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etmekte; Ahmet Sarı'nın oğlu Murat hakkında tek eyleminin bulunduğunu ve bu eylemde bile tanığın kimseye emin olmadığını altını çizmektedir.