Eylem 138
İBB ve İştiraklerinden Alacakların Tahsili ve İhale Alımları Karşılığında Örgüt Yöneticilerine Rüşvet Verilmesi İddiası
“İddianameye göre, iş insanları Ahmet Sarı ve İsmail Sarı'nın, İBB ve iştiraklerindeki (İSTAÇ, İSFALT, Ağaç A.Ş.) alacaklarını tahsil edebilmek ve yeni ihaleler alabilmek amacıyla, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütünün yöneticileri olduğu iddia edilen Fatih Keleş ve Ertan Yıldız'a sistematik olarak rüşvet verdiği iddia edilmektedir. İddiaya göre Fatih Keleş ve Ertan Yıldız rüşveti talep edip alırken, Fatih Keleş'in kardeşi Zafer Keleş, yeğeni Murat Keleş, İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay ve şoförü Ahmet Yıldırım paranın toplanması ve transferinde aracılık yapmıştır. Savcılığa göre rüşvet anlaşması 25 Ekim 2022'de Bakırköy'deki İBB Ek Hizmet Binası'nda yapılmış ve sonrasında Sarı kardeşler, 3 Haziran 2024'e kadar çeşitli tarihlerde Ertan Yıldız'a toplam 63 Milyon TL ve Fatih Keleş'e toplam 169.3 Milyon TL olmak üzere 232 Milyon TL'yi aşan miktarda rüşvet ödemiştir. Paraların, Fatih Keleş adına Florya'daki başkanlık konutunda, Ertan Yıldız adına ise Kağıthane'deki şirket merkezinden teslim edildiği öne sürülmektedir. Bu eylemlerle kamunun zarara uğratıldığı ve kamu idaresinin güvenilirliğinin zedelendiği iddia edilmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 252 (Rüşvet), TCK 220 (Suç Örgütü) ve TCK 43 (Zincirleme Suç) maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık, iddiasını büyük ölçüde şüpheliler Ahmet Sarı ve İsmail Sarı'nın etkin pişmanlık kapsamındaki itiraflarına, sundukları banka dekontlarına, HTS ve PTS kayıtlarına ve diğer tanık beyanlarına dayandırmaktadır.”
- ·Keleş'in iştiraklerde imza, karar ve ödeme yetkisi yoktur; Zenit Yapı lehine ihale ayrıcalığı tanıması veya hak ediş ödemesi yaptırması hukuken mümkün değildir. Şartname hazırlattığına, ödeme yaptırdığına dair tek bir yazışma, talimat veya resmi işlem kaydı yoktur.
- ·Sarılarla teması ticaridir ve belgelidir: 2020-2021'de firmalarından şirketine kamyonet almış, İBB Spor Kulübü için 2 otobüs ve minibüs satın alıp kulübün eski araçlarını (tahsisli Audi dahil) onlara satmıştır; faturalar mahkemeye sunulacaktır. Sarıların firmaları da zaten 30 yılı aşkın süredir İBB ve iştirakleriyle çalışmaktadır.
- ·Sarılar 21 Mayıs 2025 tarihli ilk ifadelerinde Keleş hakkında hiçbir beyanda bulunmamış; tutuklanmalarının ardından 6 gün sonra verdikleri etkin pişmanlık ifadesiyle suçlamış ve 6 gün sonra tahliye edilmişlerdir. İddia ilk kez gizli tanık Gürgen'in parayı Ertan Yıldız'a verildiği şeklindeki ifadesinde geçmiş, Ertan Yıldız ise 20 Mayıs 2025 ifadesinde olayı doğrulayıp faili Keleş olarak değiştirmiştir.
- ·169,5 milyon TL'nin 17 seferde elden taşındığı iddiasına rağmen tek bir kamera görüntüsü, teknik takip, para yakalaması veya mal varlığı artışı tespiti yoktur; savcılık, amacı belirsiz nakit çekim dekontlarını ticari defter incelemesi dahi yapmadan rüşvet parası saymış, Sarılara yapılan hak ediş ödemelerinde olağan dışılık olup olmadığını araştırmamıştır.
- ·İsnat yalnızca Ahmet Sarı'nın tek bir soyut beyanına dayanmaktadır. Dosyada bu iddiayı destekleyen görüntü kaydı, teknik takip kaydı, para transfer tespiti, maddi bulgu, tanık beyanı veya fiziki takip tutanağı bulunmamaktadır; savunma bunları duruşmada tek tek sayarak yokluklarını vurgulamıştır.
- ·Ahmet Sarı 21 Mayıs 2025 tarihli ilk ifadesinde ne rüşvete dair bir beyanda bulunmuş ne de Murat Keleş'ten söz etmiştir. Suçlama ancak Sarı'nın tutuklanmasından günler sonra, 27 Mayıs 2025'teki etkin pişmanlık ifadesinde ortaya çıkmıştır; savunma bu beyanın tahliye olma veya hukuki avantaj sağlama amacıyla tutukluluk baskısı altında verildiğini ileri sürer.
- ·Sarı'nın beyanı belirsizdir: soyadını, nerede çalıştığını ve görevini bilmemekte, kendisinden yalnızca 'Fatih'in yeğeni olarak bildiğim Murat adlı şahıs' diye bahsetmekte ve 'hatırladığım kadarıyla' demektedir. 169 milyon TL gibi devasa tutarları tarih ve miktarıyla sayan birinin parayı kime, nerede verdiğini söyleyememesi karşısında bu boşlukların savcılık tahminleriyle doldurulduğunu savunur.
- ·Ahmet Sarı ile hiçbir kişisel ilişkisi yoktur: telefonda hiç görüşmemiş, numarasını ve işini bilmemekte, dışarıda hiçbir görüşmesi olmamıştır. Kendisinden para bir yana çikolata, kalem, iğne dahi almadığını, amcası dahil hiç kimseye para götürmediğini beyan eder; tek teması amcasının yanındayken kısa karşılaşmalar ve muhtemelen tokalaşmadır.
- ·Teslimat yeri olarak gösterilen 'Başkanlık Konutu'nun gerçekte kamuya açık İstanbul Planlama Ajansı olduğunu; kafeterya, sergi alanı ve kütüphanesiyle vatandaşların ve öğrencilerin serbestçe girdiği bir belediye etkinlik alanı olduğunu anlatır. İddianamenin burayı gizemli ve mahrem işlerin yapıldığı karanlık bir yer gibi sunarak algı yaratmaya çalıştığını savunur.
- ·Ortalama gelirli, maaşlı ve motosikletiyle işe gidip gelen sıradan bir çalışan olduğunu, iddia edilen miktarlarda parayı hayatında hiç görmediğini belirtir. Amcasının ve babasının tutuklanmalarından sonra dahi işe gidip gelmeye devam etmesini, kaçma ve delil karartma şüphesinin gerçek dışılığına kanıt olarak sunar.
- ·Zafer Keleş, Ahmet Sarı'yı Fatih Keleş'in başkanlık konutundaki toplantılarda bir-iki defa görmüş olduğunu kabul etmekte, ancak para teslim aldığını kesinlikle reddetmektedir. Sarı'nın 'Zafer Keleş'e ya da yeğeni diye bildiğim Murat'a verirdim' şeklindeki belirsiz ifadesinin ('ya da', 'yeğen sandım' gibi tanımlamalar) gerçek bir teslim akışını değil, basit bir beyanla herkesi dahil etme çabasını yansıttığını vurgulayarak bu ifadenin delil olarak kabul edilemeyeceğini savunmaktadır.
- ·Keleş, söz konusu suçlama için herhangi bir baz kaydı, banka kaydı ya da somut fiziksel delil bulunmadığını belirterek yalnızca 'birinin söylemesi' üzerine dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası istenmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etmekte; Ahmet Sarı'nın oğlu Murat hakkında tek eyleminin bulunduğunu ve bu eylemde bile tanığın kimseye emin olmadığını altını çizmektedir.