Sayın Başkan, sayın heyet; öncelikle gerçekten çok aşırı bir soğuk üflemesiyle karşı karşıyayız.
Elif Güven Çapraz Sorgusu
Kapattıralım rahatsızlık yaratıyorsa... Yani sıcak oldu dediler, ben o yüzden açtırdım.
Yani çok aşırı biçimde… Çalışabilir ama gerçekten bizi hasta ediyor. Şimdi tabii Elif Hanım, ben normalde bu soruları sormak istemiyorum ama şunun için sormak zorunda kalıyorum: Çünkü gerçekten burada öğreniyorum. İşte örgüt üyesi olduğunuzu iddia eden bir iddianame var ve sizin örgüt üyesi olduğunuz yazılıyor, değil mi?
Ben gerçekten okumadığım için sizi dinleyerek. Takip etmediğimi de hem Sayın Başkan heyetine hem de kamuoyuna buradan ilan ediyorum. Tek bir sayfasını da okumadım, okumayacağım. Çünkü reddediyorum iddianameyi kişi olarak. Dolayısıyla örgüt üyesi olarak suçlanıyorsunuz, öyle mi?
Yani bunu sormak zorundayım, yanlış anlamayın. Hafızam... Simaen tanıyorum sizi ama bir toplantı yaptık mı sizinle veya herhangi bir yerde böyle bir diyaloğumuz oldu mu? İnanın burada tanışınca, çok fazla da yüz yüze sima görünce yani... Böyle bir diyaloğumuz oldu mu sizinle daha önce?
Yok, hayır Başkanım. Biz sizinle etkinliklerde karşılaşırdık, orada konuşurduk.
Ve gerçekten hani örgüt yöneticisini tanımayan, örgüt üyesini, neredeyse örgüt üyelerinin birçoğunu hiç tanımayan bir örgütten bahsedildiğinin altını çizmem gerekiyor. Diğer bir konu yine ilgimi çekti. Bu da önemli bir konu. Çünkü az önce ifade ettiniz; daha önce tabii iş insanı olarak anlatanlar oldu ama çok konuya girmek istemedim. Sonuçta kurumu temsilen ifade ettiniz. 20 yıllık bir ihaleden bahsettiniz, doğru mu? Yani 20 yıllık verilmiş…
Defalarca anladığım kadarıyla mahkemeye verilmesine rağmen de sürekli yürütmeyi durdurmayla, yine yapmadığı işin sahibi olarak kurum, anladığım kadarıyla karşılığını alamadığı şekilde devam eden bir firma.
Yani Sayın Başkan, yani burada gerçekten bu ihbarlar sizin için önemli midir? Yani çünkü gerçekten bir suç örgütü ve İmamoğlu Suç Örgütü diye tarifleniyor, Belediye Başkanı diye tarifleniyor. Biz burada 3 yıldan fazla ihale yapmayan bir kurumuz; yani milletin malını ihale ederken, kendi dönemiyle sınırlı kalmaya gayret eden ve bunu çiğnememeye gayret eden bir yönetim anlayışı ortaya koyduk. 20 yıl... Bir de anladığım kadarıyla, şimdi öğrendiğim kadarıyla sırf birinin oğlunun okul arkadaşı diye de maşallah hep yürütmeyi durdurma alma becerisini de gösteriyor. Yani benim burada "okul arkadaşım" diye kapısından içeri giremez belediyenin; yani ihale vesaire diye... Hapis yatan arkadaşım var, okul arkadaşım diye. Kapısından içeri giremez, bakın iddialı konuşuyorum yani. Sebebi aramızdaki manevi uzlaşma diyelim. Ama maşallah bu ülkede herkesin okul arkadaşı bayağı korunuyor yani, hem de yargı tarafından. Altını çizeyim, utanç verici bir durum yani. Panout’tu değil mi firmanın adı, yanlış mı?
Evet... Google'a girmeyin, girerseniz siz de başınıza bela alırsınız Sayın Başkanım. Tabii esas konu şu: Ben bunu üzülerek ifade ediyorum, beni çok etkiliyor Sayın Başkanım. Beni çok etkiliyor. Sizi de etkilediğini heyetinizle beraber düşünüyorum. İddia makamını da hiç etkilemediğini düşünüyorum. Yani bir kadının ve buradaki bütün kadınların gördüğü bu mezalim beni çok etkiliyor.
Soru soralım.
Her şey bir yana iki gündür yaşadığımız travma bir yana… Yani ben kötü durumdayım, siz değilseniz kusura bakmayın, kendinizi sorgulayın. Ben sizin adınıza yorum yapmıyorum.
Ekrem Bey, siz sorunuzu sorun.
Siz yorum yapmayın.
Yapmak zorundayım; çünkü talepte bulundum karşılığını alamadım. Hala sizden ben sizden gerçekten hukuki hamle bekliyorum.
Sizinle bu hukuki şeylere girmeyeceğim. Sorunuzu sorun…
Tamam, hukuki hamle bekliyorum. Siz, anladığım kadarıyla hastaneye götürülüyorum diye bir cezaevi sorumlusu ya da gardiyanı tarafından cezaevinden çıkarıldınız öyle mi? Yani çıkarıldınız sonra savcılık diye çıkışta size bilgi verildi.
Yani ben benzer bir olayı yaşadım yakın zamanda da bunu da ortaya koymak istiyorum. Yani İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, buradaki cezaevinden sorumlu başsavcılık değil. Bakırköy Başsavcılığı sorumlu. Benim yaşadıklarım üzerinden de şaibeli olduğunu da ifade edeyim başsavcılığın, gerekli suç duyurularında, sorgularda da bulunuyoruz, şaibelidir. Cenazeme hiçbir ilgi göstermeyen, ama her hususa bodoslama dalan bir savcılıkla karşı karşıyayız. Bu başsavcılık, yani savcılık sizi götürüyor ve sonra ifadeleri anlattınız anladığım kadarıyla sonra da buradan diğer kadın arkadaşlarımızla yaşadığımız gibi siz de buradan anladığım kadarıyla Bolu'ya gönderiliyorsunuz.
Şimdi buna da böyle cevap verdikten sonra şunu söylemek istiyorum Sayın Başkan, sayın heyet; elbette talebim hala aynı şekilde geçerlidir takipçisi de olacağım ama bunun bu uygulamaların kadına şiddete eğilimi olan insanlar tarafından, kendi menfaatleri için kullanılabilecek bir eylem tipi olduğunu düşünüyorum. İster adı başsavcı olsun, ister savcı olsun, ister kim olursa olsun… Bu eylemlerin hiçbir hukuki yanı, hiçbir idari yanı olmadığını düşünüyorum. Ve bunun bu kadar kamuoyuna açık bir şekilde duyurulduktan sonra kılını dahi kıpırdatmayan ve kıpırdatamayacağını bildiğim bakanları da kınıyorum. Aynı şekilde ana muhalefet partisinin başına kayyım atanan kişiyi, siyasi savcıyı da tekrar ödeyemeyeceği için kınıyorum. Hükümetin başındaki kişiyi de kınıyorum. Kadına kadına kadına şiddet… Mehkeme Başkanı: Beni bunlar ilgilendirmiyor. Ben burada bir yargılama yapmaya çalışıyorum.
Kadına şiddet, kadına şiddet önemli bir konudur. Elif Hanım'dan aldığım sorunun cevabının karşılığında da bunu kamuoyuna paylaşmak benim sorumluluğumdur. Çünkü bu insanlar İmamoğlu suç örgütünün üyesi olarak hapse atıldı bu uygulamalar onun için yapıldı Sayın Başkan. Ben herhangi biri olarak soru sormuyorum. Şu anda karşımda gördüğüm, tanışmadığım hanımefendi 5 aydır hapiste Sayın Başkan.
Kendi yorumlarınızı başka mecralarda yapın.
Yorum değil bu. Bırakın Allah aşkına ya. 2 cümlemi dinleyin Sayın Başkan Allah aşkına.
Ekrem Bey, sorunuz varsa sorunuzu sorun. Farklı mecralara taşımayın işi.
Evet. iki tane savcılık ifaden var 23 Mart 2025- 10 Nisan 2025. Kendi rızanla o anlattığın ifade. Değil mi?
O anlattığım ifade... Ama açıklayabilirim yani soracağınız soru varsa.
Ya o... Suret sormak durumundayız yani. Şimdi bu ifadende birtakım hususlar var. İçeriğine girmeden önce ifadeyi verirken bazı isimlerden bahsediyorsun. İşte mesela anlatırken bize, ifade alan Savcı Bey'in "istediğin gibi ifade vermiyorsun" şeklinde söylediğini belirttin ama bunun dışında mesela , , , kim onunla ilgili sana bir şeyler sormuştu ya.
İsimler... Ya bu isimleri mesela neye göre anlattın, bunları bunları anlattığın hususlar...
Onları da Şşöyle, başkanım şöyle söyleyeyim; işte o 'u da anlattım aslında işin içinde. Bana çünkü şöyle soruldu, yani da soruldu evet, tanıyor musun? "Evet tanıyorum" hani. Yani tanıyorum derken çok böyle hani benim sosyal hayatta falan görüştüğüm birisi, iş olarak tanıyorum. Benim alanımla hiçbir ilgisi yok gerçekten bu arada, onu söyleyeyim. Reklam alanlarıyla ilgili. Sadece benim bildiğim prodüksiyon tarafıyla ilgileniyor. Bazen medya A.Ş.'den hizmet alımı, bu sözleşmelerle falan ihalelerde oluyor olabilir. Hani bana şirketleri var mıdır diye sordular. Şirketi var mıdır, "Ben de şirketi vardır tabii" dedim yani, hani böyle soruldu bu. İşte mesela orada diyor ki işte...
Yani burada, yani burada mesela biraz önce anlattığın, yani senin buradaki ifadende aynı şekilde yazan hususlar da var yani burada şimdi mesela örnek veriyorum, paragraf gözüme çarptı. ", 'la arkadaştır."
"Firması da Reklamist'tir."
"Reklamist'in almış olduğu birkaç ihale komisyonunda yer aldım."
"O firmanın gerçekten 'a ait olup olmadığını bilmiyorum."
"İstanbul Senin isimli uygulamayı bildim ancak teferruatına hakim değilim." Yani, yani mesela bu ifadelerin nasıl buraya doğru geçiyordu, diğerleri yanlış geçiyor?
Çünkü bazılarını düzelttirebildim sayın başkan, onları söyledim. Yani zaten...
Yani şöyle, senin bunların düzeltilmesini mi istedin bu?
Evet evet, bazı yerlerde şimdi Reklamist'le ilgili mesela sordu, ben de yine söyledim. Buraya yine Reklamist sanki böyle hani ortağıymış gibi söyleyince dedim ki, "Ya lütfen burayı böyle bu şekilde yapmayalım." Onlar hakikaten sağ olsunlar orada herhalde onu düzelttiler. Yani hakikaten o andaki şey de inanın anlattığım durum yani. O şeyde ama ben onları zaten bu arada bir şey söyleyeceğim sayın başkanım, ben zaten yanlış bir şey söylemedim. Yani yanlış bir şeyden kastım şu, hani aslında verdiğim kolluk ifadesiyle aynı şeyi söyledim. Yani ben mesela kolluk ifadesinde de şöyle demiştim; bütün alan reklamcılar gösterildi genel olarak. E doğal olarak anlattım size yani benim orada herkesi tanıyan neredeyse, ben herkese söylüyorum tanıyorum, tanıyorum. Ben bunu inkar etmiyorum, bakın ihale komisyonunda varım. Evet. Doğrudur. 'yı tanıyor musun, tanıyorum. Arkadaşındır, "Evet arkadaşı da diye biliyorum" dedim yani.
Mesela bir üst cümlesinde de, " ile ilgili cümle devamında geliyor zaten bu." Yani tarafından medya A.Ş.'ye getirilmiştir ki onu sen doğru olmadığını söyledin.
Mesela burayı neden düzelttirmedin mesela bir üst cümleyi?
Söyledim, onları da söyledim. Ama işte diyorum ya sayın başkanım, söyledim...
Onu düzelten irade orayı da düzeltir yani işte.
Evet, çok haklısınız ama onları yani onları ben aslında dediğim gibi bakın ben orada etkin pişmanlığı da söyledim size, "değil" dedim. Yani bu şekilde söyledim ama hiçbir şekilde ya şimdi orada şöyle bir durum var gerçekten söyledim size yani hissiyatım var mı yok mu, hani orada kendi cümleleriyle de sayın savcı dediğim gibi bunları yazdıktan sonra ben zaten hani baktım bazı yerlerde...
Bu arada ifadeni okuyorum, "hissiyat" diye bir şey geçmiyor ifadende zaten yani. Genel olarak şu hedef amacına... Kabul etmediğin için hani detaylarını sormuyorum.
Yok evet, kabul etmiyorum zaten yani o gerçekten benim hani orada bir baskıyla, yani baskıyla dedim, zaten yani söylediğim şeylerde de söyledim. E çünkü onları anlattım şey sayın başkanım, öyle...
Avukatın da, Nazlı Nadide Karaaslan dedin ki "Onu da ifade esnasında ses çıkartmadığı için azlettim" dedin. Avukatının bir yönlendirmesi oldu mu herhangi bir isimle ilgili sana "şöyle ifadeler, böyle ifadeler ver" gibi yönlendirmesi oldu mu?
Avukatım öyle bir yönlendirme yapmadı. Avukatım sadece başında gelip onu söyledi sayın başkanım, yani "2-3 yıl biz bu iddianameyi yazmayız, işte bak Elif böyle söylüyor, bildiklerini anlat dedi" dedi. Ben de kendisine siz anlattığım gibi her şeyi söyledim. E o da sonra "Girelim" deyince aynen bu şekilde girdim. Ben yine aslında bakın orada yine reklam anlatıyorum aslında ama bazı yerlere sanki böyle evet mesela sordu onu ama ben hani "getirilmiştir" gibi bir şey söylemedim. "Duydun mu?" "Evet, duymadım." E şimdi orada bazı...
Avukatınızı azlettikten sonra ifadenizdeki beyanlarınız size ait olmadığını, doğruyu yansıtmadığını, iradeniz dışında olduğunu belirten herhangi bir dilekçe gönderdiniz mi mesela iddia tarafımıza?
Onu avukatımla konuştum ama kendisi de açıklayacaktır herhalde, bana dedi ki, "Şu anda dedi hani bir dilekçe vermen..." "...duvara toslayabiliriz yani boşu boşuna bunu vermeyelim. Sen dedi bunu savunmanda çıkıp kendin anlat" dedi bana aslında. Sizin huzurunuzda ben bunu anlatmak istedim yani bunu da konuştuk yani dilekçe olayını ben çok söyledim sonra Nazlı Hanım'ı azlettikten sonra. Ama kendisiyle böyle konuşunca, avukatım da böyle söyleyince e bir daha öyle bir dilekçe vermedik. Yani bu arada Nazlı Nadide Karaaslan da bizim bir aile dostumuz yani. Bir şey de diyemedim yani niçin böyle bir şey oldu. Hani kendisine sorduğumda da dediğim gibi böyle bir o da bir şok halindeydi. Hani aynı şeyleri söyledim zaten size de demin de. Hani ifademde söylediğim gibi sayın başkanım ben gerçekten... Sadece benim derdim şu yani orada, ben hiçbir şekilde yine yenilemek istiyorum burası gerçekten çok önemli, ben hiçbir şekilde böyle bir etkin pişmanlık değer- yani "ifadesi vermek istiyorum, gelmek istiyorum" gibi bir şeyim yok. Bakın ben orada 10 Nisan'da çağrılmışım. Benim buradaki derdim zaten şey değil sayın başkanım, orada söylediklerimi ben burada, sağ olsun yani orada da bir şey yapmadı evet bazı yerlerde tamam okey ama şöyle bir durum var; ben buradaki sıkıntım benim şu sayın başkanım, ben doktora diye çıkıyorum. Yani ben niye doktora diye çıkıyorum? Gelsinler söylesinler ya da desinler ki "Sadece seninle görüşmek istiyor, gider misin?" Mesela bu sorulsa en azından derdim ki hani giderim ya git- Niye giderdim tabii bu arada onu da söyleyeyim, yani bugün deseniz ki gidersiniz tabii ki yani sayın savcı, yani savcıya saygısızlık olmasın diye giderim. Ben sadece aslında orada bana dedi ki "Gel işte bir sana sorular sormak istiyor." Ben de aydınlatmak için gittim işin açıkçası.
Beyanlarında , 'nin, , , bunların ifadelerine değindin.
Değindim evet, az çok değindim. İsterseniz mesela 'la 'yi yine söyleyebilirim.
'ın bir beyanı var. Evet, şu bir saat olayı var.
50.000 dolarlık saat. Sayın savcım onu 'ye de sormuştu, kendisi de "Hayır" dedi. Eee sayın başkanım, sayın savcım ben 'ı tanımıyorum. E gerçekten tanımıyorum. 'yi tanırım. Hani onunla ilgili hiç şey diyemem, tanırım. Evet, reklamcı. Ben de reklamcıyım, inanın yani ben 20 yıldır bu işi yapıyorum, tanırım ama...
Anlıyorum, gıyabında gerçekleşen bir cümle.
Hayır, öyle bir... Evet, öyle bir şey yok sayın başkanım.
Rauf Cem Istranca da şöyle söylüyor. Orada da gene bir sözleşmeden bahsediliyor hep. Yani ben zaten bunu ifademde de tekrar söyledim. Yani “Bir Elif var kafasına göre bedeller belirliyor”. Bu imkânsız, yani ben böyle bir şeyi burada yapamam ki. Yani kafama göre sözleşme belirleyeceğim. Bir de şey var yani, 'a soruyor mesela. Kimse o şeyi de anlatacağım şimdi 'yi sorduğunuz iyi oldu.
Muvazaalı... O süreçte de Medya AŞ’de muhatap olduğum kişi ’di diyor.
Muvazaalı diyor şimdi ama size anlattım. Bu muvazaalı olabilir mi sizce? Yani şimdi Lipton, Unilever yani Unilever kocaman global bir şirket, Renault. Bu Alper Bey de anlattı onu gerçekten. Biz onu yani yaparken muvazaalı bir sözleşme yani, biz böyle şeyde çalışmıyoruz ki Sayın Başkanım, muvazaalı sözleşme yapalım. Ben zaten yine söylüyorum. Bakın, benim Medya AŞ'de izin vermek gibi bir yetkim yok kesinlikle. Ben İBB'nin uhdesindeki yerleri, bırakın beni da veremez yani öyle bir izin. Yani söylese Sayın Başkanım burada, o bile yani söylese biz öyle bir şey yapamayız. Yine gideceğiz uygunluğunu...
Rauf Cem Istranca’yı tanıyor musunuz?
Tanıyor. Hepsini, ben bu arada bunların hepsini tanıyorum Sayın Başkanım. Bu Rauf Cem Istranca da reklamcıdır, 3K şirket. …
hariç?
'ı sadece hiç tanımıyorum. Yani ben 'yi tanıyorum, o onun koruması yani hiç gerçekten yani kendisi de burada, ben hiçbir şekilde onunla, yani bir yerde karşılaşmadım bile yani.
Şu eylemle ilgili de yanlış anlamadıysam 85, 89, 106 bunlar hizmet alımına ilişkin ve siz Medya Reklam Alanları Müdürü olduğunuz için sizinle alakalı değil.
Sadece Reklam Alanları Müdürü'yüm. Reklam olduğu için anladığım kadarıyla öyle bir...
118 no'lu eylemle de dediniz ki, bunda da teftiş raporunda ismim yok. Sözleşme listeleri Kültür AŞ ile ilgili. Sadece Genç Ofis var. O dönemde de ben çalışmadım yani.
Aynen Sayın Başkanım. Bir de şeyi unuttum söylemeyi, bu eylem 73'te ihaleye fesattan da yargılanıyoruz. Bunu çoğumuz aslında söyledi ama orada biliyorsunuzdur, bir daha söyleyeyim mi? Biz orada aslında suç tarihi ve ihale durumu 19.10.2022'de, o ana ihale. Biz şimdi onu unuttuğumu fark ettim de o ana ihalede herhalde sehven yazılmış diye düşünüyorum. Yani benim orada ihaleye fesattan yargılanmam biraz, zaten siz görüyorsunuz savunma ama yine de bunu da açıklayayım. Orada sehven yazılmışız hepimiz diye düşünüyorum. Onu da belirtmek istiyorum.
Elif Hanım, Medya A.Ş. olarak üçüncü firmalara drone çekim hizmeti, grafik tasarım bedeli adı altında hizmet verip fatura kesebilir misiniz?
Hayır, kesinlikle ben böyle, ben sayın savcım ben böyle bir hizmeti ben, yani şöyle ben veremem. Veririm de yani şöyle söyleyeyim; Medya A.Ş.'nin demin ifademde de biraz belirttim aslında, çok uzatmamak için de birazcık orada hani şey yaptım, sorduğunuz iyi oldu. Şimdi Medya A.Ş.'de drone, reklam hizmeti ve kurumsal kimlik tasarımı... Yani biz Medya A.Ş. aslında, burada anlatıldı hani falan, biz Medya A.Ş. olarak bir ajansız aslında. Yani bunu dışarıdaki şirketlere de yapabiliriz. Yani bir reklam şirketi gelip bizden hizmet alabilir bununla ilgili. Ama bu benim bölümüm değil. Bu prodüksiyon tarafı, yapım ve prodüksiyon tarafı aslında. Yani ben burada kendi kendime zaten böyle bir sözleşme yapıp da hiç... Bir de bu arada onlar, yani yapılan sözleşmeler, varsa da bu Medya A.Ş.'den sözleşmeler istenip bakılabilir yani, hizmetler verilmiş mi verilmemiş mi, faturaları ne durumda diye. O şekilde yani.
S Medya'ya yönelik de yine benzer bir iddia var, 25 milyon TL'lik muvazaalı bir...
... Burada sizin de adınız geçiyor. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Hani S Medya ile muvazaa boyutunu geçiyorum, herhangi bir drone çekimi, grafik tasarım...
Hayır, S Medya ile şöyle bir durum var. Onu da, onu da burada Alper Bey de anlattı. Biz aslında 25 milyon değil de, demin anlattığım bu sözleşmeler var ya sayın savcım...
Biz bu projeleri yaparken doğal olarak oradan bir birim maliyet, metrekare birim maliyeti alıyoruz dedim ya... Ve meclis kararıyla, özellikle bunu söylüyorum. Şimdi biz Alper Bey ile 2024 sonuydu, evet, geldi dedi ki ya "Elif...", kendisi zaten burada şeyle, ve ile yani hani hiç çalışmadığını ve aslında çok da anlaşamadığını söylemişti. Benimle biz görüştük. Hani dedi "Elif, Medya A.Ş. olarak ben hani prodüksiyonda siz de, bize hizmet, bana hizmet verip de bunu yapıp, hani Renault'dan dedi böyle bir bütçe gelebilir. Ama biz burada fiyat konuşmadık tam 25 milyon mu, ne kadar. Sadece dedi ki: "Yıllık böyle" dedi, "5-6 kere, 5-6 tane yani kampanyasında yine böyle bir ortak, şey Bağdat Caddesi gibi, Ortaköy Meydanı gibi yerlere araç koymak isterler." dedi. Ben de dedim tamam, ben bunu bir görüşeyim dedim. Bakın, burada zaten sıkıntı şurada sayın savcım; ve ... Bunlar, bunlarla yani, bunlara gidiyorum, birim maliyetlerini alıyorum, metrekaresini çarpıyorum, sonra aynı fiyatı neyse İBB'nin fiyatı, bakın hiçbir şekilde bundan bir şey yapamayız, ben parasını yatırıyorum. Onlar da bunu biliyorlar ama niçin... Şimdi sayın savcım, aslında yine aynı şeyi söyleyeceğim, üzgünüm ama hani benim de ifademde, hani irademe sakatlık getirilerek burada 45 duruşmadır aynı şekilde dinliyoruz yani. 'yi de dinlediniz, işte beni dinlediniz bugün yani şey durumunda. İşte bir sürü kişi daha hani, eski iş hanımları işte, bunların nasıl olduklarını söylediler. Şimdi ben bu arkadaşların da acaba iradelerine sakatlık getirilip böyle bir şey oldu mu olmadı mı bilemem. Ama gün sonunda şunu yapmak isterim; onlar buraya geldiklerinde sizlerin de gözü önünde onu sormak isterim. Ben çünkü şöyle bir cümle kurmam, şey sayın savcım, bu söz, bu cümle böyle bir sözlü cümle olamaz; "muvazaalı sözleşme yapacağını iletti" demiş. Şimdi, böyle bir sözleşme, zaten 25 milyonluk bir sözleşme yok, Medya A.Ş.'den istenebilir, S Medya ile yapılan. Zaten böyle bir sözleşme yoksa da ben de bir şey demiş olayım.
Şimdi ben şöyle bir durum söyleyeyim; ben Medya A.Ş.'de çok sık sık olmadığım için, yani ben çok sık görmedim kendisini. Yani Medya A.Ş.'de çok sık görmezdim ama etkinlik alanlarında olurdu. Bir de ben Medya A.Ş.'de çok sık, anlattığım gibi ben sahadan da sorumlu olduğum için hep genelde ben böyle giderim, dışarıda toplantılarım olur, işte sahaya çıkarız, bakarız. İşte, mesela Reklam İstanbul'dan örnek vereyim; onlar ev alanları koyarken hep birlikte bakılır falan. Şimdi öyle olduğu için çok da orada bulunmuyor, yani bulunmuyorum, dışarıda da oluyorum. Ama benim bulunduğum zamanlarda hani sürekli "Emrah Bey'i görüyor musunuz?" derseniz, görmezdim ben.
Hayır, ben yapmadım. Çünkü benim alanımla dediğim gibi, sayın başkana da söyledim, 'ın reklam alanları ile ilgili hiçbir talebi, bir şeyi olmadı. Yine söylüyorum yani talimat veremez, onu söyleyeyim de.
Öncelikle artık susulacak bir yerde değiliz. Bu bir trafik davası değil. Bu tam bir siyasi dava. Sorumu soracağım, benim savunma hakkımı kimse kısıtlayamaz.
Ben savunma hakkınızı kısıtlamıyorum Aykut Bey, biz zaten savunma hakkınızı, savunmanızı yaparken verdik. Sorunuz varsa sorun.
Elif Hanım, elimde anayasa var, ben bu ülkenin milletvekiliyim. Ve bu anayasa ve içtüzüğe göre de haklarım devam ediyor. Sorun bir: Bu anayasaya ve bu ceza kanununa göre yargılandığınızı biliyor musunuz? Bu mahkemenin, Türk milleti adına, soru soruyorum, bu mahkemenin Türk milleti adına...
Aykut Bey bu soru dosyamıza ne katacak?
Burada başka bir kanuna göre yargılama yapmıyoruz zaten. Ceza kanununa göre yargılama yaptığımızı bu sanık da biliyor.
Bir saniye. Benim kastınız şu mu? Siz başka bir eylemden yargılanıyorsunuz, bu dosyaya katkınız ne olacak diye mi soruyorsunuz? Tefrik edin dosyamı o zaman.
Alakası yok.
Tefrik edin dosyamı. Ayırın benim dosyamı. Onu yapmayıp 148 eylemde beni yargılayıp, sonra bunu soramaz mısınız?
Elif Hanım'a sorunuz var mı?
Var, Elif Hanım'a soruyorum. Bu anayasaya göre yargılandığınızı biliyorsunuz, ve bu ceza kanununa göre. Bu mahkemenin Türk milleti adına sizi buna göre yargıladığını biliyor musunuz?
Bu maddenin Türk... Anayasayı okumayacağım ama Ceza Muhakemesi Kanunu 148'i okuyorum. "Şüphelinin veya sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte..." tam okuyamıyorum gözlüğümü takacağım. Bunu engelleyici nitelikte; kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz." İfade verirken korktunuz mu?
Korktum tabi yani şöyle söyleyeyim; hem korktum hem de ben o...
Biz o ifadesiyle ilgili kısımları sorduk Aykut Bey zaten. Yani neden bunları tekrar...
O esnada, o esnada avukatı zaten yanındaydı. Sorduk işte, neden dedik, avukatım karşı çıktı dedi.
Avukatının yanında olması, işkence ve kötü muameleye engel değildir ki Sayın Başkan. Bakın, bu ben şu an kendi yargılanmamı değil, geleceğin yargılanmasının delillerini bırakıyorum. Çünkü ben şu an cezasız, hükümsüz olarak burada tutuluyorum. Ama bu aynı davada yargılanıyorsa ve tefrik edilmemişse benim son derece hakkım. Bu savunma hakkımın engellenmesi. İstiyorsanız susturun, isterseniz jandarma vasıtasıyla dışarı attırın. Bir milletvekilinin hakkı bu!
Aykut Bey, atılmak istiyorsanız atarız yani.
Sayın Başkanım, atmak istiyorsanız buyurun. Bu benim için sorun değil, bu benim için sorun değil, sizin için sorun.
Yani meseleyi nereye, ne kısma çekmeye çalışıyorsunuz şu an?
Ama siz niye beni susturmaya çalışıyorsunuz Sayın Başkanım? Böyle adil bir yargılanma var mı?
...soruya müdahale edeceğim. Burada savcı bey de soru sorarken avukatlarımız itiraz ediyor, 'bu sorunun sorulmasını istemiyoruz' diyorlar, değerlendiriyorum, sordurmuyorum. Herkesin her aklına gelen soruyu... Yani bu, bu sizin şahsınızla, size ne sağlayacak?
Gerekçenizi açıklayınız, ben soruyu sormayacağım. Soruyu sormamın adil yargılanma önündeki engelini...
Aynı soruları sorduk. İfadesini sağlıklı verip vermediğini sorduk, savcı beyin yönlendirmesinin olup olmadığını sorduk, avukatın o esnada yanında olup olmadığını sorduk, neden imzaladığını sorduk. Yani ne, ne yapıyoruz daha burada?
Şu an delillerimi delillendirmeye çalışıyorum. Bakın, burada diyor ki, "dehşete düşürme..." (Salondan uğultular yükselir) ...Çünkü sizin, Sayın Başkanım, sizin bu yasaya ve bu anayasaya göre, bütün bu yasak sorguları delil olarak kullanmanız suçtur!
Elif Hanım, savcılıkta ifadenizi verirken korktunuz mu?
Aldık cevabımızı.
Peki o zaman niye yasak sorguyu soruyorsunuz? Sizin... Sizin de yasak sorguyu... Tam da onu söylüyorum. Şu an itibariyle bu iddianamenin bütün dayanağı olan yasak sorgu yöntemini, bu anayasaya göre ve bu yasaya göre soramazsınız!
Başka etkin pişmanlıkçılar, etkin pişmanlıktan yararlanmak için beyanda bulunanlara da sorduk bu soruyu. Bir saniye, ben, ben şöyle, yararlanmadığınızı anladım. Ya bu, şu anki beyan... Ben önüme bir zabıt gelmiş, savcılık zaptı. Bu zaptın girişinde "etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istiyor" yazıyor. Bunun altında, anlıyorum, bunun altında şu an ben, önüme gelen evrakta imzanız var mı? Var. Avukatınızın imzası var mı? Var. Şimdi burada bunun böyle olmadığını iddia ettiğiniz zaman bu soruları soruyoruz. Başka etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum şeklinde beyanda bulunanlara da soruyoruz. Kimisi de 'ben baskı altında kalmadım, özgür irademle geldim' diyor, onların beyanlarını da alıyoruz. Şimdi biz bu soruyu soracağız tabii ki yani burada ne var bunda?
Bir saniye, bir saniye. Ben Başbakanlığın Merkez Denetim Elemanı olarak bu Türk Ceza Kanunu'nun yazılmasında, İhale Yasası'nın yazılmasında, milletvekili olarak bütün revizyonlarında görev almış biriyim. Şunu söylüyorum: Bir devlet memuru, bir kamu görevlisi görevi dolayısıyla bir suçun iddia edildiği anda makamlara bildirmek zorunda mı? Evet. Burada bir sürü suç beyanı var, hangisi bildiriliyor? Bir nın hapse atarım, koyarım...
... beyan eden sanık, sanığın avukatı onlar bile bir ihbarda bulunmamış, o hususu da...
Sayın Başkanım onlar kamu görevlisi değil. Kamu görevlisi mahkeme heyeti ve savcılıktır.
...yani biz bunu burada şey değil ki. Bu suç duyurusunda bulunmak... Sizin bulunmanızla benim bulunmam arasında ne fark var avukat bey? Ne fark var? Siz... Ben buradaki her iddia üzerine bir yerlere suç duyurusunda mı bulunacağım?
Tabii ki, tabii ki yasalara göre... Tabii ki... Lütfen savunmamı kimse engellemesin.
Elif Hanım'ın böyle bir iddiası mı var avukat hanım? İşkence gördüğünüze dair bir iddianız mı var?
Arkadaşlar, Sayın Başkanım, burada gereğinin yapılmadığı... Bakın beni yargılıyorsunuz. Suçum yok, cezam yok. Aylarsız yatıyorum. Bunlar çıksın yatmaya devam edeceğim, şu mahkumlar. Hiçbir şey değil. Ancak sizin bir göreviniz var. Onu burada tutuyorsanız, bu kadının sorup adli, açık suçlarına bir kere suç duyurusunda bulunmak zorundasınız. Türkiye Cumhuriyeti kanun önünde eşitlik anayasanın temel ilkesidir.
Buyurun siz, siz bulunun savcılığa aynı şey. Benim bulunmamla sizin bulunmanız arasında fark...
Sayın Başkanım bu sizin göreviniz, benim görevim değil ki! Kamu görevlisi şu an sizsiniz! Kamu görevlisi görevi dolayısıyla bir suçu iddia...
Tamam, tamam iddialarınızı ileri sürdünüz. Sorunuz var mı Elif Hanım'a? Başka sorunuz...
Sayın Başkanım, soru sormayacağım ama şunu rica edeceğim sizden. Sizden ricam, lütfen savunma hakkımızı engellemeyin. Bakın beyanım...
Aykut Bey, yani şimdi... Bakın, 9 Mart'ta yargılamaya başladık. Hala daha geride 18 sanığımız var. Bu kadar yavaş ilerleyen başka bir yargılama görülmemiştir. Sınırsız, bu kadar uzun süreli söz hakkı verilen Çağlayan'ın hiçbir adliyesinde... Yok Aykut Bey ya. Daha savunma hakkı diyorsunuz ya.
Bir tane eylemde savunma yapan çıkıyor, 7,5 saat savunma yapıyor, daha savunma hakkımız kısıtlanıyor diyorsunuz ya. Süre sınırı koyduk ne bir şey koyduk yani.
Arkadaşlar bir saniye lütfen. Rica ediyorum avukatlar. Ya bir kere konuşma şansımız var Sayın Başkanım.
Aykut Bey, sorunuz varsa sorun. Polemiğe girmeye gerek yok.
Kaç aydır hapisteyim. Bir mikrofon veriyorsunuz, 9 ay sonra konuşup deyip beni bu kadar...
Aykut Bey, bu şekilde bakın, bakın böyle devam etmeyin. Bakın devam etmeyin, bu şekilde yapmayın. Bakın, 203 uygulamak zorunda bırakmayın. Yapmayın, şu ana kadar bakın hiçbir sanık hakkında, hiçbir avukat hakkında bunu uygulamadım, yapmayalım. Yapmayalım yani.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sevgili Elif; yaşadığın her şey için çok geçmiş olsun. Umarım en kısa zamanda hepimiz özgürlüğümüze kavuşuruz. İfadende Medya A.Ş. ile çalışmadan önce de uzun yıllar reklam sektöründe çalıştığını belirttin. Hatta 200 milyon dolarlık bütçeleri yönettiğini, oradaki açık hava reklamcılığını da yönettiğini söyledin. Doğal olarak da piyasadaki reklam şirketlerini iyi tanıdığını belirttin. Bu tanıdığını söylediğin reklam şirketleri arasından —ki bu çok uzun bir geçmiş değil— Panout şirketi var mıydı acaba?
Şöyle söyleyeyim; vardı, evet. Yani 2015'ten sonra ben çalıştığım için…
Öncesinde şöyle; Bay vardı, sonrasında Panout'a evrildi ama vardı yani.
Panout diye bir şirket yoktu. Sayın Başkanım, ben şu an şunu da belirtmek istiyorum: Biraz evvel Elif Hanım'ın anlattığı konulardan bir tanesi buydu. Bizim otobüs duraklarımızın reklam işletmecisidir. 2018 yılında 20 yıllığına almıştı bu ihaleyi. Kuruluş tarihi de 2017 bu şirketin. Medya A.Ş.'den aldığı kârla, yani İBB'den Medya A.Ş. alıyor, Medya A.Ş. de Panout firmasına sadece yüzde 1 kârla veriyor, 20 yıllığına... Bunu neden söylemek durumunda kaldım? Dün Reklam İstanbul'un sahibi Sayın Sütlaş burada konuşurken, Sayın Savcım, gördüğü en düşük yüzde 16,5 kârlı ATM ihalesini sordu. Peşinden de "2019'dan önce sen kamuya iş yaptın mı, hiç reklam işi yaptın mı?" dedi. Soru doğru bir soru ama hayatın olağan akışında bu var, onu söylemek için söylüyorum. Bu şirket de 2017'de kurulmuş, 2018'de 20 yıllığına devasa bir ihale almış; üstelik yüzde 1 ile almış. O kamu zararını değil; orada gördüğünüz yüzde 50 kârlı, 40 kârlı, 16,5 kârlı işler kamu zararı olarak görülmüş iddianamede. O konuda da açıklama yapmak istedim saygılarım için.
Evet, orada ben de bir ekleme yapabilir miyim? Aslında ben de onu söyleyecektim, atlamışım. Gerçekten yüzde 1 kârla alınmış ihale.
Şimdi bu Adem... Az önce Sayın Savcım da bahsetti ama ben konuyu başka bir taraftan açacağım. Bu ifadelerinde aynen şöyle söylüyor: "'in Sev Açıkhava isimli reklam firmasından 25 milyon civarında muvazaalı sözleşme yaptıklarını söylemişti." diyor. Sizin onu söylediğinizi beyan ediyor. Böyle bir şey söylediniz mi veya böyle bir 25 milyon liralık Sev Açıkhava ile yapılmış olan bir muvazaalı veya muvazaasız sözleşme var mı?
Evet. Şimdi Sayın Başkan, saygıdeğer heyet, Sayın Savcım; burada ben tabii 'ın diğer şeyiyle de okumak istiyorum. Çünkü ben savunmamda bunu özellikle belirtmiştim. , Merter'de bulunan eski Vakko fabrikası önündeki reklam alanları izinsizdir, diyerek, yani net bu şekilde bir beyanda bulunmuş. Ve 2016 yılında geçmiş dönemde ve 2020 yılında kendi imzaladığı izin belgelerini size sundum. Yani resmen resmi kanıtlarla da yalanladık. Savunmamızda da zaten belirtmiştik görsellerle de sunduk. Bir de efendim burada şöyle bir şey var, geçen savunmamda değinmeyi unuttum. Tabii iddia makamını da anlıyorum çünkü karşısındaki kişi İBB Reklam Müdürü ve söylemleri dikkate alınmak zorunda. Orada bir de yanıltıcı şöyle bir şey kullanmış: "Panoların yapımını Sev Reklam yaptı tamamını." demiş. Yani Sev Reklam sanki ihalesiz bir şekilde o panoların yapımını üstlenmiş gibi göstermiş İBB'ye de. Oysa zaten özel mülkiyet, benim alanım, kendi panomu kendim yapıyorum zaten. Yani orada da böyle bir yanıltıcı bilgi vermiş. Tekrar bir de özellikle şunu hususa değinmek istiyorum. Bu 25 milyon liralık sözleşmeyle alakalı ben bugün şunu belirttim, o onunla yaptığım telefon tapelerindeki konuşmada da Renault, Oyak Renault bizim müşterimiz, 60 milyon TL'lik bir 2025 yılında 8 noktada bir uygulamamız var, kontratını geçtik, ödemesini de aldık. Ve bu görüşmelerin hepsini Medya A.Ş. ile mecburen yürütmek zorunda kaldık. Çünkü böyle bir iş birliği yapmamız hem müşterimiz açısından hem müşterimizin parasını harcaması, doğru noktaya ulaşması açısından zaten bir de bizim hiçbir zaman Reklam Müdürlüğüyle... Zaten kendi beyanlarında da var efendim, birisi birisine gidiyor diyor ki: "Onun telefonunu niye açtın?" diyor yani. Hepsi zaten bana orada cephe almış durumda ki 2022 yılından 2024 yılının sonuna kadar bizi tamamen ve tamamen pazarlama şirketi haline dönüştürmüşlerdi. Bu hususta belirtmek istiyorum. Diğer bir hususta Sayın Başkan, hemen bir dakika müsaade ederseniz, tek serzenişim; 2022 yılının 9. ayında göreve gelmiş, 9. ayın sonunda bu adamın yaptığı ilk icraat, benim Kızılay ile anlaşmalı olduğum yerde, tamamen ve tamamen Kızılay'a gelir kalemi yaratacağımız bir noktayı başka bir reklam firmasına, Kızılay'a gelirini engelleyecek şekilde, peşkeş çekecek şekilde... Bununla, hepsi telefonumdaki kayıtlarımda var, Kızılay'ın bana yazmış olduğu izin belgesinde de, güvene dayalı izin belgesinde de var. Bu hususta özellikle belirtmek istiyorum. O tarihten sonra zaten biz tamamen ve tamamen bir pazarlama şirketi haline dönüştürüldük. Bu mevzusunda var efendim, şöyle: , Elif Hanım, 25.06.2025 tarihinde şöyle bir beyanda bulunuyor, diyor ki: "Bağdat Caddesi'ni , 'a verdi." diyor. Şimdi tabii soruma geçmeden önce ben savunmamda da şöyle belirtmiştim; biz 18 tane nokta kullandık Bağdat Caddesi'nde. 18 tane noktanın 18'i de özel mülkiyet alanıydı, savunmamı söylüyorum. Ve bu özel mülkiyet alanlarının 16 tanesi Scorje, White Company ve Rubikon Reklam'dan kiralama yaptığımız yerlerdi. İki tanesi bizim, bir tanesinde de TMSF'ye de ödeme yapmaya başladık zaten. Mahkeme Başkanı: Direkt sorabiliriz, hatırlıyorsa. Onunla ilgili tablo da sunulmuştu.
Evet. Burada şimdi tabii soracağım soru şu: Az önce siz savunmanızda da bahsettiniz, varlıklı bir insan olduğunuzdan bahsettiniz. Sizin Bağdat Caddesi'nde 18 tane binanız var mı?
Peki. Rubikon, White Company, Rubikon ve şeylerden, Scorje'den kiralık alanlar... Bu firmalarla sizin herhangi bir ortaklığınız veya sahipliğiniz veya bununla alakalı herhangi bir iddia var mı? Yani bizim kiralama yaptığımız... Çünkü bunların hepsi efendim TMSF kayıtlarında da var, çünkü onlar denetlediği için kayıtlı. Bunu da sormak istedim. İkinci soru: Bu özel mülkiyete konu olan 18 reklam alanıyla ilgili izin konularını Medya A.Ş.'nin verme yetkisi var mı?
Evet, efendim şu hususa da değinmek istiyorum. Bu 25 milyon liralık muvazaalı sözleşme... Burası çok önemli. Muvazaalı sözleşme şu: Ben Medya A.Ş.'ye para ödüyorum 25 milyon lira ve ben 25 milyon lira karşılığında 2024 yılında kentsel tasarımdan Medya A.Ş. benim adıma izin alıyor yani. Sev Açıkhava'ya izin alıyor. Bizim 2024 yılı efendim zaten bizim için son yıldı. Yani Kurban Bayramı dahil Üsküdar Belediyesi'nden destek alınarak sökümlerin yapıldığı 19 gün... Bu arada 36 tane farklı söküm. Biz zaten 2024 yılında bizim artık tamamen ve tamamen reklam alanımız bitti. Bunun da teyidini zaten yine söylediğim gibi TMSF'den alabilirsiniz. Bu bir ifadesinde şöyle söylüyor: "Bir gün benim onu aradığımı..." Bu yer seçiminden sonra. "...telefonunu Alperen'den aldığımı, ona küfrettiğimi, yani 'e küfrettiğimi ve ona 'Bak emlak kızları...'" Bu vasıtasıyla çantalarca para gönderdiğimi, işte "Niye benim telefonuma çıkmıyor?" dediğimi ve telefonu suratına... O da benim telefonu suratıma kapatmış. Sonra 'ın ofisine geldiğini, 'ın ofisinde de Kamulaştırma Müdürü Fatih Bey'in -o burada olmadığı için onu soramıyorum- ve sizin olduğunuzu söylüyor. Tabii şimdi efendim 08.08.2025'te etkin pişmanlık ifadesi veriyor. Kendisi diyor ki: "Ben" diyor, "bütün doğruları anlatacağım." Ve bu hususta da değinmiyor. Yani bu hususta da zaten doğrulanmıyor. Yani bir etkin pişmanlıkçı, diğer etkin pişmanlıkçının söylemlerini onaylamıyor yani. Mahkeme Başkanı: Elif Hanım'a soracağımız kısmına geçelim.
Yani şeyin, odaya girip Adem Tunca'ya bu şekilde işte aradı, küfür etti, küfür etti... Mahkeme Başkanı: Alper hayır dedi zaten bunlardan. Daha inandırıcılığı gerek yok. Aldık cevapları.
Hepsini görünce heyecanlanıyorum. O yüzden... Mahkeme Başkanı: Alper Bey her gün beraberiz zaten yani.
Başkanım, şimdi şimdi tabii hazır mikrofonu almışken şöyle bir şey ifade edeyim. 117'de... Mahkeme Başkanı: Soru sonra sonra.
Akabinde soru sormayacağım çünkü soru sormayacağım ama şuna mutlaka değinmek istiyorum çünkü hakikaten 2 gündür uyuyamıyorum. Şundan dolayı: 117'de benim ecrimisil olayından dolayı suçlanıyorum. Ben o gün de belirttiğim gibi SEV Açık Hava'nın kurulduğu andan itibaren 1 metrekare dahi kamuya yani İBB'nin başka bir tarafına ihale edilebilen 1 metrekare alanı kullanmadım. Ödediğim yani orada ecrimisili tam tevdi raporuna göre ayıramamışlar. Yani orada dolandırıcılıkla suçlanıyorum. Yani şunu demek istiyorum, ben hiçbir şekilde yer kullanmadığım halde... Mahkeme Başkanı: Tekrar bir sorunuz varsa onu alalım Alper Bey. Biz zaten gerek yok. Soru varsa alalım.
Hemen bir 10 saniye bakıyorum belki kaçırmış olabilirim sonra üzülüyorum sayın başkanım. Ha, var var evet. Kusura bakmayın. Ha, şimdi tabii iyice bir işi sulandırmış. Benimle ilgili de şöyle bir beyanda bulunmuş, demiş ki ... Pardon, ha demiş ki, "2024 yılı seçimlerinde İnnova Reklam ve Sev Medya'nın 'na büyük miktarlarda sponsor olduğunu 'den duydum." Şimdi ben de tabii savunmamda şöyle bir şey söyledim: "2024 Mart seçimlerinden önce..." 2024'te yerel seçimler vardı. Mahkeme Başkanı: Şöyle yapalım. Siz, 'ye böyle bir cümle kurdunuz mu? Böyle bir ifadeniz oldu mu?
Şunu açıklayacağım. Önemli hususlar da var başkanım. Ben savunmamda çünkü Elif Hanım'la alakalı bir telefon konuşmasını teyit etmek istiyorum, hatırlıyor mu diye. Ben orada dedim ki, " bir gün beni aradı. Bana İBB'deki başkan adayı Murat Kurum'a 10 tane yer ricası varmış. Bizden neden gelip önermiyorsunuz?" diye soru sordu. Ben de kendisine yer attım, hatta 'a da yer attım ama herhangi bir geri dönüş alamadım. Böyle bir telefon konuşması hatırlıyor musunuz?
Peki nasıl bir konuşmaydı? Yani benim söylediğim şekilde miydi yoksa daha farklı bir konuşma oldu mu aramızda?
Yok. Evet, aramıştım. Ben de sonuçta İBB'deyim. Bir benden de böyle bir reklam alanıyla ilgili bir destek istemişlerdi yani aslında bu park merkeziyle de alakalı bir şey. Ben de reklam alanlarının başında olduğum için ve bütün alanlara da hakim olduğum için bu vesileyle sizden... Böyle bir cümle kurdum evet yani. "….... Verilmiş, bana da biraz yok, bize de neden yok? Onu bir yollar mısınız?" dediniz, siz de yolladınız. Sonra bir de o prodüksiyon maliyetleri yüksek geldi, zaten kullanmadık.
Şimdi sayın başkanım, benim tabii şu ana kadarki söylediğim, savunmamın ilk başında da şunu söyledim. Hepsi kayıtlarda var. Sizlerde telefonum da var. Telefonumda 'le yapmış olduğum mesajlarda yani benim şu anda belgeleyemeyeceğim hem telefon kayıtlarımda hem daha önce sunduğum hem heyetinize hem sayın savcıma sunduğum belgelerde hiçbir şey yok. Yani belgesiz, herhangi bir telefon kaydı olmayan minnacık bile bir şey konuşmuyorum. Zaten şey dikkate alınmasın diğer türlü. Teşekkür ediyorum. Ha bu arada yine bu iş mi, pardon, Ha, bir de asıl şey o sulandırdığı dediğim nokta, siz şöyle bir beyanda bulunduğunuzu söylüyor. Yine ... Benimle ilgili... Bunu bulmaya çalışıyorum da. Siz demişsiniz ki, " sektörün baronudur." Tabii şimdi burada artık iyice sayın başkan, artık söyleyecek o kadar şey bulamamış ki böyle bir şey söylemiş. Siz böyle bir şey söylediniz mi veya söylediyseniz neye dayanarak böyle bir şey söylediniz? Yani...
Tabii hayır, bu bu ifadeler yani bu söyledikleriniz benim ifadelerim değil. Takdir edersiniz ki kendisi geldiğinde yine sorarsınız diye söylemeyeyim zaten ifademlerin arasında da hep hepsini söyledim aslında. Keşke burada olsalar da biz de onların yüzüne bakarak bunu sorsak diye. O yüzden hayır diyebiliyorum. Neye istinaden söylemiş? Ya da onların da hep aynı şeyi söylediğimi savunmamda, aslında savunma iradeleri kısıtlandı mı ya da sakatlandı mı diye söyledim. Bunları sormak lazım, bilemem yani şu anda. Hiç ben böyle bir ifade kullanmadım. Mahkeme Başkanı: Öyle bir ifade kullanmadın.
Sayın başkanım, şu hususu artık söylüyorum ve bitiriyorum. Şimdi bu iki kişinin ben beyanlarıyla bu eylemler bana kanaat getirilmiş. Ve bu iki kişi bir tanesi İBB reklam müdürü, bir tanesi İBB reklam müdür yardımcısı. Ve bu insanlar 10 yıldır görevde. Ve bütün ihalelerden, bütün İstanbul'daki hangi noktada izinli izinsiz yer var, hepsini bilen, hatmeden insanlar. Şimdi bu insanlar 'la alakalı o kadar şey bulamamışlar ki o kadar tertemiz bir iş yapmış ki bu insanlar tamamen ve tamamen 'den ondan duydum, bundan duydum laflarıyla bana suç isnat etmeye çalışıyorlar. Teşekkür ederim, çok sağ olun. Bu arada beni hem geçmiş savunmamda hem de şu anda böyle hem sayın heyetiniz hem sayın başkanınız hem sayın savcım dinlediğinize böyle sonuna kadar hissettirdiniz, dinlendiğimi hissettirdiniz. Teşekkür ederim çünkü benim için çok önemli bir şeydi. Tekrardan teşekkür ediyorum.
Merhaba Elif Hanım, geçmiş olsun öncelikle. Beni tanıyor musunuz? Diye sorayım öncelikle.
Ben sizi çok bir ara, yani 3K diyebilirim ama ondan sonra sizi görmedim. Böyle prodüksiyon işleri yapardınız.
Yani sizinle öyle bir hani şeyimiz olmadı ama ben sizin prodüksiyon yaptığınızı biliyorum. Prodüksiyon işleri, işte...
Operasyon, evet. Bir şey olur, onları baskıda düzelttirirsiniz falan filan.
Peki, teşekkürler. Son olarak Elif Hanım, 3K ile Medya AŞ arasında herhangi bir resmi yazışma, ihale, sözleşme, ne bileyim o tarz işler... Bunlarla ilgili kiminle görüşüyordunuz?
Geçmiş olsun Elif Hanım. Başkanım siz sormuştunuz ama bu 50 bin dolarlık saat olayını... Ben bu şekilde sormayacağım Elif Hanım'a. Elif Hanım, ben Medya A.Ş. ile herhangi bir iş veya sözleşme imzaladım mı? Sizinle herhangi bir görüşme yaptım mı?
Ben sizi çok eski tanıyorum, ta Turkcell zamanınızdan tanıyorum, biliyorum. Peki size 50 bin dolarlık saat aldığımı benim korumam iddia etmiş. Yani 50 bin dolar nasıl bir para yaptı başkanım siz de biliyorsunuzdur herhalde. 50 bin dolarlık bir saat... Mahkeme Başkanı: Çarpabiliyor.
(Gülüyor). Yani böyle bir, böyle bir iftira geldiğinde ben kendisine soracağım inşallah burada zaten de. Peki size ben 50 bin dolarlık değil de herhangi bir başka bir hediye, böyle bir şey verdim mi?
Peki. Bir de Sayın Başkanım, biraz önce sorulduğunda siz kendiniz dava edersiniz, dava açarsınız demiştiniz ya; biz defalarca Panout için savcılığa müracaatta bulunduk ama hepsi takipsizlikle kaldı. O yüzden buradan Sayın Savcıma soruyorum. Sayın Savcım biz defalarca müracaat ettik Panout ile ilgili ve burada 5 bin tane otobüs durağı işletmesi aldığını ve rakamların nasıl olduğunu... Ben burada çünkü 15 aydır yatıyorum, hiçbir sebep yok. Neden yattığımı da bilmiyorum, anlattım size. Ama Panout'un sahibi dışarıda çok rahatlıkla geziyor ve şu an Dünya Kupası'ndaymış. Yani bu, bu nasıl bir şeydir ben bunu anlamıyorum. Artı İlbaklar nerede hala? Bunu soruyorum. Yani gelsinler diye de demiyorum, onlar serbest, onlar güzel şeyler yapmışsa biz, biz ne yapmışız? Lütfen Sayın Savcım, ya bunlara da suç duyurusunda bulunun, bunları da getirin buraya ya da bizi salın. Teşekkür ederim.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.



