Beyanları soracağım. Bu ihalelerle ilgili süreci aktardın zaten. Beyanlara genel olarak cevap verdin ama , onunla ilgili söyleyeceğin bir şey?
Kaan Sürmegöz Çapraz Sorgusu
Şöyle, 2024 sene sonlarında beni tamamen köşeye sıkıştırmak ve elimde bulunan metrolardaki reklam alanlarını devretmeye zorlamam amacıyla Kağan Sürmegöz'e talimat vererek şirketin Panoffect toplamda 47 milyon TL ecrimisil bedeli kestirerek... devam eden bir beyan var.
Evet Başkanım... Başkanım, süreç şöyle oldu. Bu Salih Subaşı... 2019 yılında yaptığımız metro istasyonları ihalesini işleten firmanın sahibidir kendisi. Başkanım talimat verdim. Bu konuyla ilgili...
değil mi? Sizde Salih diye geçiyor.
Biz Salih diyebiliriz, siz Eyüp diyebilirsiniz, kayda doğru geçsin, kayda doğru geçsin... Bir gün Başkanım şeye gittik, istasyona gittik. Çok devasa bir reklam gördük. Markalama tüneli adı altında bir şey yapılmış. 2023 yılı mıydı neydi tam hatırlamıyorum. Döndüğümde hemen Reklam Müdürlüğü'ne talimat verdim. Dedim ki A'dan Z'ye bütün metro istasyonlarının ölçümlerini yapın. Biz 16.500 metrekarelik bir ihale gerçekleştirdik. Dedik ki açılmış ve açılacak olan hatlarda 16.500 metrekare reklam uygulaması yapabilirsin. Başkanım, teknik elemanlarımız geldi, bir rapor sundular, 20.000 metrekarelik reklam uygulaması yapmış. Bu reklam uygulamasındaki fazlalık için de biz ecrimisil cezası kestik. Yani işgaliye bedeli yolladık, haksız kazancın önüne geçmek amacıyla. Geçmişe dönük... Metro istasyonlarında mesela ne zaman girdi, ne zaman çıktı bütün beyan, şeyler bellidir. Yani biz onların tarih tarih sıralamasını yaptı Reklam Müdürlüğü ve önümüze koydular, biz de memnuniyetle imzaladık. Ama bu cezayı da bir şey için de kullanmadık. Yani kendisi öyle hissetmiş ama kendi ticari ilişkilerini veya yaptığı yatırımları ben bilmiyorum. Kime neyi devrettiğini de bilmiyorum. Biz sadece işimizi yaptık başkanım. Fazla kullanım yapmış, talep ederseniz size İstanbul Büyükşehir Belediyesi de yollar. Bakarsınız ihbarnameye, ekindeki evraklara. Yani bize onu kesmesek suçtu, kestik diye bizi etkin pişmanlıktan bulmuş.
’ın beyanı var. Biliyor musun beyanını?
Bu şeyden bahsetmiş. “Belediyenin ihale hazırlık aşamasından önce ve özellikle ihale şartnamelerinin hazırlık sürecinde o dönem reklam müdürü olan, sonrasında ise daire başkanlığına terfi ettirilen Kağan Sürmegöz ve 'ın gerek şartnamelerle ilgili gerek muhammen bedellerle ilgili defalarca görüştüklerini, hatta ihale yapıldıktan sonra teknik şartnamede bazı maddelerin ve Kağan Sürmegöz tarafından değiştirildiğini biliyorum” diye bir beyanı var.
Tamam. Başkanım, öncelikle ben ’ı hiçbir şekilde tanımıyorum. Yani hayatımda görmedim. Benim odama girdiğini falan da söylemişti yanlış hatırlamıyorsam. Yani tamam kapımız açıktır sonuna kadar herkese ama ben o arkadaşla hiçbir şekilde görüştüğümü hatırlamıyorum. Tanımıyorum da ismen de bilmiyorum. Biz teknik şartnameleri hiçbir şekilde ihale yapılmadan önce hiçbir şirketimizle görüşmeyiz başkanım. Tek görüştüğümüz yer neresidir biliyor musunuz? 2018 yılında İSPARK'la görüştük. Neden görüştük onunla da? Çünkü led ekran teknik şartnamesi yazıyorduk, onunla ilgili görüştük. Hatta genel sekreterimizle birlikte yurt dışına da gittik. Yani o led ekranın teknik şartnamelerini oluşturabilmek amacıyla. Biz yani isterseniz sorabilirsiniz, biz hiçbir şekilde görüşmedik. Diğer beyana geleyim, diyor ki teknik şartnamedeki şartları değiştirdiler. Başkanım, sözleşme imzalanır, noterce onaylanır, onu daha değiştiremezsiniz. Hiçbir aykırılık da iddianamede de tespit edilememiştir, öncelikle onu da söyleyeyim. Yani biz orada hiçbir şekilde karşılıklı olarak hadi teknik şartnamenin şu maddesini değiştirelim diyebilme şansımız yoktur. Mümkün değildir Başkanım. Yalan söylemiştir.
'ı tanıyor musun?
Onun da bir beyanı var seninle ilgili yine. “İBB'de daire başkanı olarak görev yapan Kağan Sürmegöz isimli şahıs hatırladığım kadarıyla 2023 yılında Ferko Plaza'da bulunan 'nin şirketine iki defa geldi. Bu gelişlerinde elleri boş fakat çıkarken Advertcity yazılı karton çanta içerisinde çantalar dolu bir şekilde çıktı. Kağan Sürmegöz 'nin şirketine... Berat Kapki alıp getirirdi... Berat, Kağan Sürmegöz'ün plaza girişinde bulunan müracaata kaydını yaptırmazdı. , Kağan Sürmegöz isimli şahısla zaman zaman Ataşehir Dedeman Otel'de bulunan salona giderdi” diye devam eden bir beyan var.
Başkanım sondan başlayayım. Ben hayatımda hiç Ataşehir'deki Dedeman Otel'e gitmedim. Dikkatliyimdir de yolda bir yerden bir yere giderken sağa sola da bakarım, böyle bir yeri de görmedim. Öncelikle onu söyleyeyim. Akabinde Ferko Plaza'ya iki defa gittim. İki defa gitmemin sebebi de o binada bir arkadaşımızın benden bir ofis talebi, yani orada tanıdığın var mı, bir ofis kiralamak istiyorum demesiydi. Gittik baktık, akabinde 'yi aradım. Dedim ki biz burada bir ofis arkadaşım için arıyoruz, senin bilgin var mı? Dedi ki binanın sahibini tanıyorum, seni tanıştırayım dedi. Akabinde biz binanın sahibiyle tanıştık, aynı zamanda yönetimini de yapıyordu kendisi, bize iki tane yer gösterdi. Akabinde de ikinciye gittik, ikinciye gittiğimizde de arkadaşımızla da gittik ve gösterdiği diğer şeyi de plazadaki ofisi de gösterdik. İkinci gidişimiz de oydu, onun haricinde bir daha da gitmedim, bu kadardır. Ama ben öyle kartonlarda alayım, zaten bir şey de demiyor da “kartonla çıktı” diyor, ben öyle kartonla martonla çıkmadım. Yani bizim görüşmemiz plazadaki süreç bu.
Kaan Fazlıoğlu diye birini tanıyor musunuz?
Yok. O da o da benzer şeyler söylemiş. Onları da reddediyorum.
ile zaman zaman yine bir araya geldiğimizde demiş ki " ile zaman zaman bir araya geldiğimiz sohbetlerimizde bana İBB'de çalışan isimli kişi sayesinde belediyedeki reklam yerleri ile ilgili sorunları kolayca çözdüğünü anlatırdı. Kaan ve bazı belediye yetkilileriyle Ataşehir'de bulunan Sheraton Otel'de, spa merkezinde ağırladığını, orada İBB ile ilgili işleri ve sorunları çözdüklerini…
O kişi ben değilim Başkanım. Öyle bir şey olmadı. Yani, yok ama ofiste dediğim gibi iki kere görüşmemiz olmuştur. Serkan Balbal’ı da tanımıyorum. Herhalde o da etkin pişmanlık yapmak amacıyla böyle beyanlarda bulunmuş. Yani bir beyan alınıyor, bir başkasının önüne konuluyor, ona göre değerlendirme yapılıyordur diye düşünüyorum. Yani, tanımıyorum ben beyefendiyi. 'yi tanıyorum. Yani, herhalde 20 yılı aşmıştır tanışıklığımız. Yani, arada görüştüğümüz de olmuştur. Ama öyle hani başka bir yerlere gittiğimiz, dışarıda görüşmüşlüğümüz yoktur yani doğru düzgün. 2019 sonrası için söylüyorum. Aynı zamanda isterseniz kendisine sorun hani belediyeyle iş yaparken benimle neyini halletmiş? Kendisi de cevap versin. Hiçbir şekilde öyle bir destek olmadı.
'ın beyanları var.
Biliyor musun bu beyanları?
Var mı söyleyeceğin bir şey?
Bayağı bir ismi geçiyor, anlatımları falan.
Evet. Yani, İstiyorsanız hepsini mi anlatayım? Hepsini mi anlatayım? Başkanım, öncelikle savcılık ifadesinden başlayalım. Bütün şartnamelerin hazırlanmasını kendisi yapıyormuş, öyle söylemiş. Ki doğrudur, kendisi yapar. O benim amirimdir. Hiçbir ihalesinde problem olmadığını söylüyor. Hiçbir sıkıntı zaten yokmuş. Biz de zaten öyle olmadığını iddia ediyoruz. İddianamedeki eylemlerin yanlış olduğunu size teknik olarak cevap verdik. Şimdi mesela demiş ki şeyin önündeki, Merter'deki bir panonun izinsiz olduğunu söylemiş. "'ın panosu izinsizdir." demiş. Ya kendi izin vermiş. Kentsel Tasarım Komisyonu'nda görevli. Kendisi izin verdiği yeri "izinsizdir" diyerek bana suç atıyor. ’ın firmalarla iletişimini sağladığımı söylemiş. Başkanım, ben ’ı hayatımda bir Allah'ın kulunu tanıştırmadım. Öyle bir diyaloğumuz da yoktu yani. Hani yaptığımız sözleşmelerle ilgili görüşürdük ama bir diyaloğumuz yoktu yani. Şununla şununla tanış vesaire. Böyle bir asla öyle bir şey yok yani. Görev sürem boyunca hiçbir Allah'ın kulunu Serdal Bey ile tanıştırmadım, hiçbir firmayla iletişimini sağlamadım. Deniyor ki yine ile birlikte bütün reklam konularını yürütmeye başladılar. Kentsel tasarımın işleriyle de ilgilenirdi diyor. "Kentsel tasarım başvurularını ile birlikte değerlendirirdi." Başkanım, yemin ediyorum böyle bir şey yok. Yani, biz ile hiçbir şekilde bir reklam alanı değerlendirmedik oturup da. Hele ki hadi değerlendirdik diyelim, kentsel tasarıma yollasak kentsel tasarım diyecek ki "Yani bizim bir yönetmeliğimiz var, o yönetmelik kapsamında uygundur, değildir." diyecek. Yani biz uygun desek ne olacak? Yani böyle bir şeyin olmasının teknik olarak mümkün değil.
'la ilgili anlatım var.
'a ait olduğunu duyduğum, 'den duydum demiş. Anatolia Sign isimli şirkete yönlendirirdi. Haftada bir belediyeden iş alan firmasını bu şirkette, ihale alan birçok firmanın bu şirketle çalışmak zorunda bırakıldığını benden duymuş. Ben böyle bir şey söylemedim Başkanım. Anatolia Sign firması 'ın mıdır, onu da bilmiyorum. Bunun doğruluğu konusunda siz de araştırma yapabilirsiniz. Hani onunsa bilmiyorum. Hangi firmalar onunla çalışmış? Şirkete bir baktırabilirsiniz, bir yazı yazabilirsiniz. Belediyeden iş alan firmalarla bir tanışıklığınız, iş yapmışlığınız var mı diye Anatolia Sign'a sorabilirsiniz. Var mıdır, bilmiyorum. 'ın mı, onu da bilmiyorum. Benden böyle bir şey duymadı Başkanım. Ben böyle bir şey söylemedim yani. Ha, böyle bir zorlama varsa kimin zorladığını da söylesinler. 'ın iştiraklerden sorumlu başkan danışmanı olması nedeniyle işte 'ün daire başkanı olarak düşündüğünü söylemiş. Kısa süre sonra da ben daire başkanı olmuşum. Başkanım, o süreçleri detaylı anlattım size. Benim daire başkanı olma sürecim, makam boşaldıktan sonra kurumdaki 16 yıllık tecrübem dikkate alınarak değerlendirilmişti. İlk olarak genel sekreter yardımcım çağırdı beni. O görüşme yaptı. Daha sonra insan kaynaklarından sorumlu genel sekreter yardımcımızla ve insan kaynaklarından sorumlu başkan danışmanımızla, Yiğit Bey ile de istişare ettik. Aradan yaklaşık bir ay vesaire geçti. Beni vekaleten atadılar. 6 ay sonra da o sürece baktılar, asaleten atadılar. Yani güven ilişkisi vardır demiş . Başkanım yani Bakırköy Belediyesi'ne gittikten sonra Arda Karadağ'ı başkan yardımcısı yapmış. Şimdi Arda Karadağ benim yakın arkadaşımdı. Eski dönemden beri o da bizim mali kontrol müdürümüzdü 2019 öncesinde. O da benim gibi devam eden müdür arkadaşlardan birisiydi. Arda Karadağ'ın Bakırköy Belediyesi'ne geçtiğini ben yaklaşık 4-5 ay sonra öğrendim. Bilmiyordum yani. Ama demiş ki Kağan Sürmegöz, 'a söyledi de o yaptı. Yani Bakırköy Belediyesi'nde 'ın böyle bir etkinliğinin olduğunu da düşünmüyorum da benim hiç etkim olmadı onu söyleyeyim.
Yine Panoffect firmasının sahibi Salih 'nın 2024 yılının sonuna doğru arayıp Skoda marka Superb model bir araç talep ettiğinizi, 34 mcv 863 plakalı hatırladığı füme rengi Skoda Superb model aracın iletişim koordinatörlüğünü gönderildiğini anlatmış. Bununla ilgili ne var?
Başkanım konuyla ilgili inanın hiçbir bilgim yok ama bakın kendisi çok detaylı beyan vermiş. Aracın plakasını vermiş. Kimin kullandığını söylemiş. Hatta operasyondan sonra o aracı da ona teslim etmişler. Yani çakarları operasyon önce mi yakın zamanda mı ona teslim etmişler. Yani istiyorsanız Salih Subaşı'na da sorun bilmiyorum ne der de çok beyanlarına ben güvenmiyorum. Yani benim böyle bir talebim olmadı. Ama şu oldu, şunu hatırlıyorum, mesela bu metro istasyonları ihalesi var ya, o ihaleyi Panoffect işletiyor, Salih Subaşı işletiyor. 'nı bir kere şunun için aradığımı hatırlıyorum: Bizim müdürlüğe kayıtlı hatta Adem'in kullandığı araçtı yanlış hatırlamıyorsam, Adem Tunçay'ın kullandığı bir Megane marka araç vardı. O metro istasyonları ihale kapsamında tarafımıza verilmiş bir araç. Her ihale şartnamemizde biz araç yazarız başkanım, sahadaki teknik tespitinin yapılması amacıyla. Yani her ihalede vardır yaklaşık 20 yıldır da bu böyledir. Kültür A.Ş.'de de vardır, bizde de vardır. Yani biz ihale yaparız, Kültür A.Ş. alt yüklenicisine veriyorsa, alt yüklenici mesela biz iki araç yazdık Kültür A.Ş. 5 araç yazdı, kendisine araçları alır, bizim araçlarımızı da verir, süreç o şekilde devam eder. Yani bu çok uzun yıllardır böyledir. Baktık, araç kaza yaptı, yani Adem yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Araç kaza yaptı, aracın değiştirilmesi hususunda, mağdur oldu çünkü, bir ikame araç yollanması hususunda aradığımı hatırlıyorum. Ama onun haricinde yok bize Superb bir araç gönder vesaire böyle bir şey yok başkanım. Ha, bu Megane yerine Superb göndermiş midir? Ama kullanan kişiyi de söylüyor, bizimle alakası yok. Yani bizim böyle bir talebimiz olmadı kendisinden.
2024 yılının sonlarına doğru Salih Subaşı'ndan Kağan Sürmegöz'e iletilmek üzere 1.5 milyon TL'lik migros kart Emlak Daire Başkanlığı'na geldi ve Kağan Sürmegöz'e teslim edildi demiş.
Kart getirildi, bunu hangi iş kapsamında ne amaçla verildiğini detaylı bilgiye sahip değilim. Bana vermediler bunu başkanım. Yani kendisi getirmişse bana değil, bizim sosyal hizmetlere teslim edilmesini söylemişimdir. Ben böyle bir süreç hatırlamıyorum. İstiyorsanız bunu ortaya çıkartabilirsiniz. Yani Migros'a bir yazı yazalım, bu Salih'in firmasının adını da yazalım. O 1.5 milyonluk kartın kimlerin kullandığını görürüz. Kendimin kullandığı, yani benim haberim yok. Ha böyle zaman zaman kartlar gelirse de bunlar sosyal hizmetlere gönderiliyor, yani bizim kullanımımızda olan bir süreç değildir bu. Kayda girer ve dağıtılır. Yıllardır bu şekilde devam ediliyor. Bu spor kulüplerine falan anlatayım mı Başkanım?
Bu 'nın bir beyanı var. Tanıyor musunuz ’yı?
Beyan hakkında bilginiz var mı?
Görüşme yaptık diyor. Görüşmede diyor uygun gördüğü yerler oldu, uygun görmediği yerler oldu diyor. Başkanım biz bu görüşmeyi ihaleden sonra yaptık. Yani daha öncesinde görüştüğümüzü de hatırlıyorum da, hani bu arada uzun yıllardır tanırım ama 3 ya da 4'tür görüşmüştük. Çok eskiden hatırlıyorum, yani bir 15-16 yılı olmuştur, belki daha da fazladır. Kentsel Tasarım Müdürlüğü'ne gelip başvururken ben hatırlıyorum. Yani kendisinin böyle bir şey söylemiş ama biz bunu ihaleden sonra görüşmesini yaptık. Dedi ki teknik hususlar hakkında ne yapabiliriz? Onları konuştuk. Ben öyle burası olur, burası olmaz diyebilme yetkinliğine sahip değilim başkanım. İhale yapılır, biliyorsunuz, ihaleyi aldıktan sonra işletmeciler işte alt yüklenici olduysa bunları konuşurlar. Birtakım teknik detaylar konusunda bir belirsizlik varsa bazen Kültür A.Ş. bize de yönlendirme yapabilir. Yani o görüşmeler kapsamında yapmışızdır. Yani benim öyle bir kendi başıma burası olur, burası olmaz... Etkin pişmanlık işte başkanım, yani dışarıya çıkmak için verdiği beyan.
'yi tanıyor musunuz?
Gelip gittiğinden tanıyorum. İki üç kere randevu vermiştim. Oradan tanıyorum ismen.
muvazaalı ecrimisil tahsili ile ilgili İBB tarafından şirketlere...
Başkanım ecrimisilin muvazaası olmaz. Evet. Ecrimisile gideriz teknik elemanlarımız tespit eder. Tespit ettikten sonra, şimdi avukatlarım da onunla ilgili birkaç örnek dosya da sunarlar size. Eğer oraya bir pano koyduysa biz o panoyu koyduğu zamanki aralıktaki tarih aralığının örnek ihbarname de koydum, yansıtmıştım. O tarihler arasında biz bedelini almak zorundayız. Eğer almıyorsak asıl muvazaa o zaman olur. Yani bizim 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre bizim bunu almamız lazım. Almışız. Bedelini göndermişiz, ödemiş, daha sonra da kaldırmışız. Ama bu arkadaşlar reddetmiş, ama bizim rayicimiz öyleymiş. Yapacak bir şey yok, kendisi zor duruma düşmüş.
'ün beyanını sormuyorum o konuyla ilgili kısmını. Yine bu 'la ilgili beyanı var, onunla ilgili kısmını sormuyorum. Doğrulamadığı için o kısmı sormuyorum. Savcım sorunuz var mı?
Kağan Bey, Sizin İBB'deki pozisyonunuz hakkında birtakım beyanlar var. Yakup Öder ayrıntılı beyanlarında; sizin 'un adamı olduğunuzu ve 'un reklam konusunda hakim olmak için sizi bu göreve getirdiğini ifade etmiş. Yine 'nin beyanlarında; sizin usulsüz işlemler yaptığınızı iddia ederek, bu usulsüzlüklere karşı Genel Sekreter Yardımcısı 'nın göz yummaması sebebiyle vasıtasıyla 'nın görevden alındığı beyan edilmiş. Bu 'nın görevden alınma süreciyle ilgili bir dahliniz var mı?
Başkanım hiçbir şekilde olamaz. Bey benim üstümdür. Burada beni dinleyecek de kimse olmaz. Kendi beyanları da var, belki savcılık beyanlarını okumuşsunuzdur; bu sürecin böyle olmadığını kendisi de beyan etmiş zaten. Yani bizim hiçbir şekilde üstümüzü bırakın, altımızı bile görevden aldıramayız. İnsan Kaynakları bunu değerlendirecek birimdir. Bizim böyle bir sürecimiz yok başkanım.
Yine 'un birtakım beyanları var. Beyanında bu reklam süreçlerine ilişkin şundan bahsediyor: "Ben bu süreçte reklam konularıyla ilgili İBB bünyesinde gayriresmi bir hiyerarşik yapı olduğunu tespit ettim. Şöyle ki; ben 2020-2022 arasında Açıkhava Reklamcıları Vakfı Başkan Yardımcısı olarak görev yaptım. 2020-2021 senelerinde, yani pandemi döneminde açıkhava reklam sektörünün ekonomik olarak olumsuz etkilenmesi neticesinde İBB'den kiraların düşürülmesi için İBB Reklam Dairesi Başkanı Kağan Sürmegöz ile görüşmek üzere İBB binasına gittim. Kiralarda indirim talep ettiğimizi söylediğimde kendisi bana direkt 'u aramam gerektiğini söyledi. Halbuki beni bağlı bulunduğu Genel Sekreter Yardımcısına yönlendirmesi gerekirdi. O dönem 'un bu sektörde herhangi bir resmi görevi bulunmamaktaydı." Konuyla ilgili ile görüştüğünde, şirketlerin ayrı ayrı gelip kira indirimiyle ilgili kendisiyle görüşmesini istediği şeklinde beyanı var. Siz insanları bu şekilde 'a yönlendirdiniz mi bu süreçte?
2020-2022 arasında açıkhava reklam başkanlığı yapmış, 2020-2021 senesi arasında bu pandemiden ötürü gelmiş size.
Sayın Savcım, bizim meclis üyemizdir, belki biliyorsunuzdur. Bu indirim taleplerini biz 2020 yılında... Buraya da yansıttım, 2020 yılından iki yıl sonuna kadar meclis kararıyla yaptık. Dolayısıyla indirimi benim değil, onun yürüttüğü bir süreç içerisinde değerlendirmek gerekir. İndirimi de yaptık; bunu da Bakanlık genelgesine istinaden Meclis'i yetkilendirdi Bakanlığımız ve meclis kararıyla yaptık. Dolayısıyla ben kimseyi de 'a yönlendiremem çünkü tahsilat süreçlerini biz Kültür A.Ş.'den yaparız. Ben bir indirim yapacaksam zaten Kültür A.Ş.'ye yapabilirim. O genelge kapsamında da zaten Kültür A.Ş.'ye indirim yaptık. Onlar alt tarafa yansıttılar mı onu bile bilmiyorum. Yani böyle bir imkanımız yok başkanım. Üstüme yönlendirsem Sayın 'nin de böyle bir yetkisi yok.
Yine beyanlarında bir toplantıdan bahsetmiş. İstanbul Avrupa Yakası elektrik direklerinin reklam alanını işleten Serdar Pişirici isimli bir şahsın bulunduğu bir toplantı... Bu toplantı esnasında Kağan Sürmegöz'ün, Serdar Pişirici'ye "Patron 2025 yılı için tek kalemde 20 milyon TL istiyor" dediği; sonra Serdar Pişirici'nin beni işaret ederek "Rahat konuşabiliyor muyuz arkadaşlar?" dedikten sonra Kağan Sürmegöz'ün bana ve Adem'e çıkmamızı söyledi. Sonraki süreçte Boaz isimli firmanın sözleşmesi feshedilip Kerem Dal'nın yetkilisi olduğu Matador isimli firmaya 105 milyon TL karşılığında anlaşma yapılmış şeklinde beyan var. Böyle bir konuşma yaşandı mı? Beyanın konusu sözleşmenin gerçekten fesholup da Matador isimli firmayla bir anlaşma yapılması mı?
Çok teşekkür ederim, benim notlarım arasında vardı ama unutmuşum, atlamışım. Sayın Savcım, şimdi elektrik direkleri konusuyla ilgili size meclis kararlarını ve protokollerini buraya yansıtma sürecine girdim. Yanımda da var, arz ederim. Biz hiçbir şekilde bir firmayla muhatap olamayız. Çünkü BEDAŞ ya da AYEDAŞ, daha doğrusu CK Boğaziçi ve Anadolu Yakası'ndaki de Enerjisa, ihalelerini kendileri yaparlar, bize de bedel öderler. Bu Serdar Pişirici dedikleri beyefendi, anladığım kadarıyla, daha doğrusu hatırladığım kadarıyla Avrupa Yakası elektrik direklerini işleten firmanın sahibi.
Evet, Avrupa Yakası. Şimdi Avrupa Yakası'ndaki işleten firmayla alakalı bizim tek görüşme şansımız şudur: Kendi tanıtımlarımızı (çünkü birtakım o gösterilen protokollerde ekler var) bu eklerin, yani ek listelerin yürütülmesine ilişkin birtakım süreçler... Bizim protokol... Yani daha doğrusu Serdar Pişirici'nin sözleşmesini feshedin... CK Boğaziçi, Cengiz-Kolin ortaklığı biliyorsunuz. Bizim onlara böyle bir şey söylesek bize gülerler herhalde, "Biz hani istediğimiz firmayla çalışırız" derler. Yani bizim onlarla bir sözleşmemiz yok. Sadece biz kar payı alıyoruz. Biz onlardan bir bedel talep edemeyiz, etmeyiz de.
Tabii, CK ile anlaşma yapıyor. CK ihale yapıyor, CK ile sözleşme imzalıyorlar. CK Boğaziçi bize %25'ini, daha sonra yaptığımız düzenlemeyle %50'sini bize gönderiyor. Yani bizim onlarla doğrudan bir sürecimiz yok başkanım. Bunu teyit de edebilirsiniz, istiyorsanız hani Serdar Pişirici'ye sorun. Mesela Matodor firmasının 105 milyon TL ile verildi denilmiş. Yani bunlar bizim İBB'de yürütülen bir süreç değil. Benim müdahale olma imkanım zaten yok. Sadece bir BEDAŞ'tan bir sözleşmeler müdürüyle görüşüyorduk. Onlar yeni bir ihaleye çıkacaklarından bahsediyordu. Yaptılar mı, yapmadılar mı hani biz aylık sadece bilançomuza bakarız.
Yine bu , 'ın beyanlarına baktık. Bu beyanlarda bir husustan bahsediyor. Kent Vizyon firması 1601 billboardu 400, billboardu çevirme talebine karşılık kendilerinin kamu zararı olacağı gerekçesiyle imza atmadıklarını, ancak sizin sahada bu husussuz dönüşüme göz yumduğunuzu ve 1 sene sonra dönemin genel sekreter yardımcısı 'yle birlikte bu onayı resmen imzaladığınızı beyan etmiş. Bu hususta ne diyorsunuz? 'yle bu veya buna benzer bir konuda ikili imzanız oldu mu?
Başkanım, sayın savcım, bu söyleyen ve bu evrağa imza atmıştır. Bunun da dökümlerini size ulaştırayım isterseniz.
Daha sonra şey var, yine Hakan Karaköşe, 'ın bir coin meselesi var, bir şeyden bahsediyor. Şey, büfesi ihalesi alan Cüney Okun büfe lokasyon listesi için Hakan Karatköşe aracılığıyla ve ekibine aylık düzenli olarak coin gönderdiği itiraf ettiğini beyan ediyor Hakan Karaköşe. Hakan Karaköşe bunu Cüneyt Okun tarafından söylendiğini söylüyor. Adem ise coin meselesini Hakan'dan duyduğunu fakat daha sonraki süreçte Cüneyt ve Hakan'ın yanına gelerek bu konuyu konuştuklarını, 'ın Cüneyt Okun "Hakan bana bir şey anlattı, bu konuda ne diyorsun?" diye sorduğunda Cüneyt Okun "Bir şeyler gönderdim, o konuyla ilgili konuşmak istemiyorum." diye cevap vermiş. Bu coin meselesi nedir?
Başkanım, hiçbir bilgim yok. Böyle bir veri de yok zaten. Tüm hesaplarımızda araştırıldı, bakıldı. Yani tamamıyla yalan söyleniyor. Kendilerinde de zaten Hakan Karaköşe duyduğunu söylemiş. O da ondan duymuş. O da duyduğunu söylemiş, savcım.
Daha sonra herhalde bu Cüneyt Okun da 'la bir araya geliyor. Orada da bir şeylerden bahsetmişler de. Bu gönderdiğiniz evraklar imza mı oluyor?
Sadece e-imzanın geçerli olduğuna... Yani kurumumuzda e-imzanın geçerli olduğuna dair evrağı da size vereyim, avukatımız aracılığıyla aldık.
Burada şey diyor mesela, onay için bir üst makam, onay için bir üst makam, o nasıl oluyor bu süreç? İmza atıp...
Başkanım, yazı hazırlanıyor. Yazı hazırlandıktan sonra giden yazı yapılıyor. E-imza sizin de vardır belki bilmem, bir flash disk gibi. Onu takıyorsunuz, e- imzalıyorsunuz, bir üst makama geliyor. Daha sonra bir üst makama gidiyor, sıralı olarak Buğra Bey'e kadar gitmiş ve kendi imzaları da var. Yani böyle bir sürecin olmadığını, aynı zamanda bizim yani verdiğimiz onay hani attığımız imzayı da şimdi hani burada bir suç vardı onlara da katın gibi bir şey söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın. Süreçle ilgili beyan ediyor. Süreçle ilgili şimdi zaten bu eylemlere de yansımadı. Mesela bize onu kollukta sordular, bu nedir diye. Biz anlattık, yani detaylı beyanlar da verdik. Bunlar bizim iddia şartnamemize uygun hususlardı. Biz inandığımız şey, sayın savcım bakın haftada bine yakın imza atıyorum. Yani 20 yıllık süreç içerisinde attığım her imzanın da arkasındayım. Bir adım geri durmam. İmzamı atıyorsam arkasındayım. Yani o şartnameyi de hatırlıyorum, yani birleştirmeye izin veriyor. Talep etmiş, bizim için de uygunsa yani şartnamede yazıyorsa o kıstaslar... Anlatılan hususu biliyor musunuz bilmem, 4 tane billboard var, bunları tek bir üstüne kontrplak geçirecekler, buna izin verdiniz diyor, cenk board yaptınız buna izin verdiniz diyor. Kendileri imza atıp getirdiler bunu bana.
Şimdi yine bu Hakan Karaköşe'nin beyanı var, soruşturma aşamasında şey söylüyor, emniyette gerekse cezaevinde CHP ve Kağan Sürmeğöz tarafından tarafımca avukatlar üzerine konuşmam yönünde baskı ve tehdide maruz kaldım ama yine avukatların hepsini tersleyerek göndermiş şeklinde beyanı var. Siz üçüncü şahıslar üzerinden Hakan Karaköşe'ye herhangi bir haber veya bir, herhangi bir baskı yaptınız mı?
Başkanım, ben ilk başta tutuklandığımda Paşakapısı Cezaevi'ne gönderildim, bahsetmiştim. Benim arkadaş listemde Hakan Karaköşe vardı. Geldi karşımda, camın arkasından onunla konuşuyoruz. Yani karşımda ağlıyordu. "Başkanım en kısa sürede çıkacağız" diyordu. "Biz bütün dosya hazırlıklarımızı hazırlayıp savcılar sizin için itiraz dilekçesine de yardımcı olacağız" diyordu. Sonra kendisi tutuklandı, içeriye girdi. Ben kimseyi göndermedim. Benim zaten partiyle bir şeyim de yok, irtibatım da yok. Bana da gelen olmadı öncelikle, ki ben birisini göndereyim. Yani böyle bir süreç yok başkanım. Ben kimseye baskı kuracak, 10 yıl birlikte çalışmışız. Yani niye baskı kurayım, ister konuşsun, ki konuştu. Biz bir şey mi dedik? Yalanları söylemiş.
Kaan Bey, öncelikle değerli anlatımın için teşekkür ederiz. Birlikte çalışmış olmaktan da duyduğum memnuniyeti yüz yüze ifade etmek isterim. Gerçekten küçük evlatlarını biliyorum, ailenin, eşinin çekmiş olduğu sıkıntıları da hissediyorum. Allah yardımcıları olsun. İnşallah bir an önce yuvana kavuşmanı da yürekten diliyorum. Bu arada Sayın Başkan, sayın heyet; bence çok zalimce bir kararın… Bu emekli maaşlarının sona erdirilmesi meselesi elbette memnuniyet verici. Ben ne hukuka ne işleyişinin hiçbir yerine kendi zihnimce -hukukçu değilim- hiçbir yerine sığdıramadığım bir hususu, 1,5 yıl sonra sanki çok büyük bir memnuniyetmiş gibi karşılamak da gerçekten bu memleketin yargı sistemi açısından da -ben açık söyleyeyim- çok üzüntü verici buluyorum. Onun altını çizeyim. Bu insanların bu şekilde tutuklu yargılanmasının yanı sıra, yani aç dursunlar, hiçbir şey yemesinler, içmesinler gibi bir anlama geliyor. Özellikle emekli maaşı açısından bunu da ifade etmiş olayım. Kaan Bey, sizinle birlikte mesaimiz var. Yaklaşık 7 yıl önce başladı. Biraz daha fazlası var, bir ara dönem yaşadık ama baktığımızda işte dün 7 yıl önceki 2. seçimi kazandığımızın yıldönümü. Kazandığımız derken, yani İstanbul'da seçim kazanılır zaten, seçim alınmaz, verilmez. Millet verir, millet "biter, bitti" der. Sonra bir süreç başladı. Bu arada sözlerinizde şey vardı, onu hatırlatayım. Sayın Başkan, sayın heyet de fark edemeyebilir, "Teşekkürler İstanbul” afişleri vardı, o konuda görüşmüştü" diyor. “Teşekkürler İstanbul”, bize ait afişler değildi. Yani muhtemelen öyle bir şeyi biz yapmış olsak, bugün bir seçim olsa, açıkçası böyle bir iddia makamı bizi herhalde idamla yargılardı yani. İstanbul, aylarca Teşekkürler İstanbul afişleriyle durdu yani. 31 Mart'ın gecesi asıldı, Temmuz'un 1'inde kaldırmaya başladık. O afişler o dönem Sayın Erdoğan'la Sayın Binali Yıldırım'ın mağlubiyet kutlamaları afişiydi. 6 ay boyunca, neredeyse 4 ay boyunca afişlerde durdu. Şimdi sizinle tabii mesaimiz var. Biraz bahsettiniz ama önce şunu sorayım, tam duyamadığım için soruyorum. Kaç yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışmaya başladınız Kaan Bey?
2006 yılı. Yani siz İstanbul Büyükşehir Belediyesine başladıktan 13 yıl sonra ben Belediye Başkanı oldum. Sayın Başkan, bu örgüt meselesi çok önemli çünkü kamuda çalışıyoruz. Ben de kamuda seçilmiş birisi olarak aslında bir kamu görevlisi hüviyetinde çalışıyorum. Ve ben bu ahlakı ve bu erdemi taşıma konusunda da çok özenli davrandım. Bugün burada bu konuşma geçerken de babamı da burada görünce aklıma geldi. 2014 yılında Belediye Başkanı olduğumda sabahın erken saatinde, görevi teslim alacağımız gün çok erken saatte belediyeye gittim. Böyle 05.30 – 06.00 gibiydi. Ailemle kalabalık olmadan orada bir konuşup, prensiplerimizi sohbet edip bir maneviyat yaşayalım istedim. Çünkü bir daha o makam onların çok kolay gelebileceği bir yer olmayacaktı. Öyle karar vermiştik çünkü. Orada babamın güzel bir sözü var, buradan herkese kulaklara küpe olmasını dilerim parti ayırmaksızın: "Partili olabilirsin ama partizanlık yaptığın an benim evladım değilsin" demişti bana. Bu, benim için çok kıymetli bir sözdür. Dolayısıyla kamuda hizmet ederken de her çalışan insana devletin bir ferdi, devletin bir görevlisi gibi bakarım. Burada da o üniformayı giyen, sizin gibi yargıyı temsil eden insanlara da bakışım çok net bu şekildedir. Gözümün içerisinde ayrı bir perde yoktur. Yani arkasında başka bir göz, önünde başka bir göz hiç olmamıştır. Kağan gibi dostlarımıza da öyle baktım ve açıkçası bu soruyu sormadan bunu söylemek isterim, sunumumda da anlatacağım ama… Bugün itibariyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yönetici kadrosunun %60'ın üzerindeki kısmı eski kadrolardan olan insanlardır. 7 yıl geçmiştir, %60'ın üzerinde diyorum. Bugün bir bakanlığı biri devralıyor, bir tane yönetici kalmıyor. Aynı iktidar döneminde. Bunu son 5-6 yıldır 4-5 bakandan çok net hatırlıyorum. En son yaşanan 2 bakan değişiminde de benzer bir şey yaşandı. Böyle bir şey olduğu zaman ben, bırakalım işin örgütün hüviyetini tanımlamayı ama, bir kişinin örgütlenmesi adına bile çok esef durum; yani hiç böyle iyi karşılanmaması gereken bir durum olduğunu düşünüyorum. Çünkü orada insanlar devletin kadroları yani, devlet memuru ya, kolay bir şey değil. O bakımdan sevgili Kağan Bey, yani sizin süreciniz özellikli bir süreç. Yani daire başkanı oldunuz. Ben hatırladığım kadarıyla da sizden dolayı, muhtemeldir kulağınıza gelmiştir, ciddi siyasi eleştiri aldığımı da hatırlıyorum. Doğru hatırlıyorum değil mi? Yani yanlış hatırlamıyorsam kendi adıma soruyorum size.
Bakın, şunu da söyleyeyim, Sayın Savcı da sordu. Hadi o atadı, bu atadı, şu atadı. Ben dahi birisini çok beğenirsem ve olması konusunda bir niyet ortaya koyarsam strateji olarak mutlaka o aşamaları geçmesini sağlarım çünkü yanılabilirim yani. Ben bugün var, yarın yok. O bakımdan Kağan veya onun gibi diğer arkadaşlarımızın da performansıyla beraber kariyeri değişecekse, daha yukarıya tırmanacaksa en az 3 4 görüşmeden geçer ve mutlak üstleriyle onaylaşır, bizim önümüze gelir. Hep böyle yaşandı yani. Efendim yok ondan dolayı alınacak, öbürü bundan dolayı atılacak veya bundan dolayı alınacak, böyle bir şey olmaz. Tabii ki bir yöneticinin şikayeti olabilir. Bakın Sayın Başkan, bunlar önemli Sayın Başkan. İnan örgütten yatıyor bu insanlar burada yani, ben, ben şimdi kendim için konuşmuyorum ki, bunlar için konuşuyorum. Yani onun için lütfen canınızı sıkacak bir şey değil, bunun sizin tarafınızdan duyulacağı kadar kamuoyu tarafından da duyulması lazım. Çünkü tekrar ediyorum yüzde 60'ın üzerinde bakabilirler, daha önceki dönem çalışan insanlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yönetici. Bu nasıl bir suç örgütü yani? Beyefendi 2006'dan beri hizmet eden birisi ve Daire Başkanı olarak teklif edilmiş, o aşamalarından geçmiş ve o şekilde görevine gelmiş, hak ederek gelmiş yani. Ne 'nun onda bir emeği var, ne de bir başkasının gönderme ya da alma şeyi var, pozisyonu var. Bunu kendime bir hakaret kabul ederim. Soruyu bu şekilde genişletmemin sebebi sorunun az önceki sorunun soruş biçimiyle ilgiliydi. İkinci konu, bu kadar görev yaptınız, gelirlerin nasıl artırıldığını gösterdiniz. Devlet memuru ve yönetici kimliğinizle soruyorum, esasen ki geçmişe yönelik ne kadar az denetim ve bir takım teftiş süreçlerinin işletildiğini de anlatacağım ama o dönemdeki az gelirin elde edilmesi ile ilgili bir fikriniz var mı? Neydi eksik olan size göre? Yani neydi sahada? Çünkü ciddi bir hem ecrimisildeki artışı hem bütün bu reklam gelirlerindeki artışı gösterdiniz. Size göre bir önceki döneme göre bu dönemdeki artışın, her iki dönemi de yaşamış birisi olarak en değerli aşaması neydi?
Başkanım, saha tespit ekibimiz çok zayıftı. Yani zaten ilk göreve başladığımda da bana bunun talimatını vermiştiniz. Hani biz sahaya hakim olamıyoruz, bu konudaki iş geliştirmelerinizi yapın, bana sunun. Akabinde biz aldığımız aksiyon planlarıyla ve kendi iştirak şirketlerimizden de aldığımız destekle birlikte bir saha ekibi kurduk ve bu saha ekibinin de denetimlerini artırması ile beraber bütün işgalleri tespit ettik. Gelirler arttı ve aynı zamanda bu tahliye süreçlerini de çok arttırdık. Bu da yaptığımız tespit işlemlerinin sonucuydu. Aynı zamanda kira gelirlerinin artırılması da rayiçlerin de uygulanmasıyla birlikte otomatik olarak tekrar değerleme yaptık ve kıymet takdir komisyonlarımızı genişlettik. Dışarıdan değerleme almaya başladık daha da fazla. Sonucunda da daha iyi bir tablo ortaya çıktı.
Yani aslında belirsiz olan ya da habersiz dikilmiş panolar ya da işte billboardlar ya da işte ekranlar vesaire söz konusuydu değil mi? Beni hatırladığım kadarıyla ilgili arkadaşlara şu ispiyonları soruyordum. Şu futbolcunun billboardu, şu sanatçının ekranı, şu şarkıcının bilmem nesi, şu bakanlıktaki danışmanın ekranı İstanbul genelinde bunların ihbarı geliyordu bize ve bunlara yönelik bu adımların atıldığını ben hatırlıyorum. Doğru mu hatırlıyorum yani?
Doğru Başkanım, zaten bu işgallerin tamamını kaldırdık. Sayıştay raporlarında 2020'den sonra bu eleştiriyi de kaldırdığını da gösterdim. Yani hepsini ihaleye bağladık ve ihaleyle de kira gelirlerimizi arttırdık.
Yani burada bahsedilen neredeyse bazı kalemlerde sayın başkan, 1'e 100, 1'e 70. Yani iddia makamlığını şöyle yapmalı esasen. Bunu bir ihbar kabul etmeli ve biz bunun suç arıyorsak, biz de burada hesap veriyorsak, bunun arkasında ne var? Şunu bir araştıralım diye sorulması gerekiyor. Yani 2019 diye bir milat yok yani, bu olamaz. Olmamalı yani. Tarihte böyle bir şey görüldü mü ben bilmiyorum. Size ben veya dolaylı da olabilir, benim ismimi kullanarak yani bir hukuksuz, hukuka uygun olmayan ya da ahlaksız bir teklifi, ya şunu çözelim, şunu yapalım tarzında bir şey yaşadınız mı? Çünkü ben direkt sizinle çok muhatap olmadım ama olur ya birisi bunu benim adıma kullanır. Böyle bir şey yaşadınız mı? Yani yaşadıysanız bana gelmediyseniz o ayrı bir dert ama yaşadınız mı böyle bir şey döneminde?
Sayın başkan yani gerçekten yani şunu söyleyeyim. Bir bilirkişi raporu cinayeti yaşanıyor burada. Yani bu insanların yaşamına tesir ediyor. Beyefendi üç küçük evladının, gerçekten küçücük evladının olduğu bir yerde, eşinin olduğu bir yerde, diğer başta hanımefendiler olmak üzere sürgünle Bolu'ya gönderildi. Bunun sebebi belli dedi, ben söyleyeyim, o söylemedi tabi tamamını. Yani bunun sebebi acaba Kaan Bey de itirafçı ya da iftiracı olur mu? Bu minvalde yani gerçekten süreci böyle ele almanızı diliyorum. Az önce memnuniyetimi dile getirdim, tekrar dile getiriyorum. Yani verilen emekli maaşlarının ödenmesi ile ilgili ama yani burada başka beklentisi olan arkadaşlarım var. Beklentisi var ama kendi gayrimenkulü ama gelirleri ile ilgili insanlara hiç, buraya ne yazık ki adalet teraziniz uğramadı, onu söyleyeyim. Dünkü kararınıza adalet terazisi buraya uğramadı sayın başkan. Kaç ay daha uğramayacak? 1 yıl daha mı uğramayacak yani? Lütfen bunu gözden geçirin.
Efendim? Başka sorunuz var mı?
Soruyorsunuz, dile getiriyorsunuz zaten farkındayız.
Kağan Bey, bu iddianame bizi bir suç örgütü olmakla itham ediyor. Bu sözde suç örgütünün yöneticilerinden biri benim, siz de iddianameye göre bana bağlı örgüt üyesisiniz. Öncelikle ilk sorum şu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi hiyerarşisinde daire başkanı olarak size talimat verebilecek, sizin üstünüz pozisyonundaki kişiler—isimleri önemli değil, makamları nelerdir? Benim makamım o makamlardan biri midir?
Üst makamlarımız Genel Sekreter Yardımcılığı, Genel Sekreter ve Başkan Bey gelir. Sizin [danışmanlık] denkliği gibi bir konumunuz... Yok.
Örgüt iddiasının zaten olağanüstülüğünü savunma sıramız geldiğinde ortaya koyacağız. Ama şunu söylemek isterim Sayın Başkanım, ilk sorunuzdu; itirafçı 'nın sözleri... Kendisine benim talimatımla sizin haksız yere 47 milyon lira ecrimisil kestiğiniz iddiasını dile getirmiş . Sizinle bu şahıs hakkında, bu konuda herhangi bir görüşmem oldu mu Kağan Bey?
Olmadı. Teknik elemanlarımızın yürüttüğü bir süreçti. Müdürlük içinde yürütülen ve tarafıma onaya gelen bir ihbarname.
Peki bu şahıs ya da Nihat Sütlaş, ya da işte —kim varsa bu salonda—olanlar olmayanlar, herhangi bir reklamcı için sizden bir jest, indirim ya da bir ayrımcılık istedim mi?
Teşekkür ederim. Sayın Başkanım, tabii şimdi bizim savunma süremizin belli bir sınırı olması lazım. Zaten çok sayıda eylemle suçlanıyoruz, bir hayli uzun sürüyor. O yüzden her şeye orada değinmemiz mümkün olmayacak. Biz de sabırla aslında bu iftiralarda bulunan insanların gelip burada sizin huzurunuzda ifade vermesini bekliyoruz ve sorularımızı oraya saklıyoruz o insanlar için. da bunlardan biri. Biraz evvel Sayın Savcımın sorduğu ve de bunlardan biri. Ama şimdi onların iddiaları sanığa sorulduğu zaman, ister istemez bizim bu konularda bir iki bir şey söylememiz icap ediyor Değerli Başkanım. Şöyle ki; mesela , 'u es geçmek için AK Parti Grup Başkanvekili Tevfik Göksu ile anlaştım, pandemide ecrimisil... Şey, fiyatları düşürttüm diyor. Yalan efendim, Nisan ayında, Haziran ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın kararı var. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ydu, bir Cuma akşamı sokağa çıkma yasağı uygulandı, genelge gönderdiler ve bakanlıkların talimatıyla, kendi üyesi olduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi indirdi. Ama bu yalanı atmış, çıkmış. Şimdi sorulduğu zaman hani farklı bir algı oluyor. Hakeza, 'nin ifadesi burada soruldu. Elektrik direkleriyle ilgili işte; Boğaziçi 20 milyon veriyormuş da Kerem Dal 105 milyon, "patron istedi" demiş de şey...
Onlar Murat Bey zaten siz savunmanızda sonra…
Tamam, ama tam onu söylemek isterim değerli Başkanım. Hani bunlara yanıt verirsem benim savunmam bir hafta sürer yani tek başına. O yüzden çok kısa belirtmek isterim yüksek müsaadenizle. Şöyle ki; efendim, , Haziran ayında itirafçı oluyor; , Ağustos ayında itirafçı oluyor; Kerem Dal 25 Eylül'de ifade veriyor. Sayın Savcımızın sorduğu soruyu, o günün savcıları Kerem Dal'a sormamış. Bir tane soru sormuşlar, "İlbak ihalesi"ni göndermişler. Sayın Savcı İlbak'ı sordu. İlbağ'a jest mi vardı? E İlbak nerede? O zaman sorular soruları doğuruyor, bunun altını çizmek istedim efendim. Saygılar sunarım.
Müsaadenizle, öncelikle mikrofon bende olduğu için ben sorabilir miyim müsaadenizle mesela? Öncelikle kayıtlara geçsin, bizim savunma hakkımız mahkemede çok çok kısıtlandı. Bunu niye kayıtlara geçsin diye söylüyorum, burası yargılamayacak bizi. Bölge Adliye Mahkemesi'ne gideceğiz, Yargıtay'a gideceğiz, Anayasa Mahkemesi'ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ve bu hukuk cinayeti olmadan geçeceğiz inşallah. İlk sorum şu, tam anlayamadım, siz bir kamu kurumu olarak bir kamu kurumuna ihale verdiğiniz için yargılanıyorsunuz galiba. Yani İBB adına Medya A.Ş.'ye ihale verdiğiniz için mi yargılanıyorsunuz bazı konularda?
Evet. Peki şunu biliyor musunuz, devletin bütün kurumlarında bu vardır ve hiçbir zaman soruşturma konusu edilmez. Mesela ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, bunlar da kamu şirketidir ve Milli Savunma Bakanlığı'ndan ihalesini alırlar. Onlar gibi onlarca kurum, devlet de hiç sorulmaz, özel denir. Çünkü yüzde yüzü kamu, ben ilk kez, ilk kez böyle bir, incelemesi yapılmaz, soruşturması yapılıyor. Birincisi bunun bilinmesini istiyorum. İkincisi ben milletvekiliydim. Sizinle ilgili konularda üç beş soru sordum. Ben yüzlerce dosya, yolsuzluk dosyasının peşine düştüğüm için buradayım. Ve sorduğum sorularda şimdi anladım ki, sizlerin riskinden bahsettiniz. Yani şu mudur riskiniz? 1500 tane nokta var, ihaleye çıkıyorsunuz ama fiilen sahada 1500 nokta değil, 2500 nokta var. Yani siz mesela biliyorsunuz, 1500 yerin ihalesi çıktı, ama alan şirket 2500 noktada mı var?
Tam da ben bu konuyu soru önergesiyle sordum, biliyor musunuz? Ve siz büyük ihtimalle görevdeydiniz, benim soru önergeme cevap gelmedi. O da devletti, o da kamunundu ve hani bilmem ne sanatçısının bilboardu, bilmem ne... Aynı bu ihbarlar bana geldi, ben milletvekiliydim. Anayasaya göre soru sordum, bunun cevabı gelmedi. Şimdi Kağan Sürmegöz, 2006 yılından başladınız, AK Parti döneminde, helal olsun, ben de burada gördüm. Çok başarılı bir bürokratsınız. Şimdi bu Kağan, iki tane Kağan Sürmegöz var. 2019'a kadar olan Kağan Sürmegöz, 2019'dan sonra... Yani devirler bölündü Türkiye'de. Millet bölündü, taban bölündü ama ben ilk kez bir kişinin bölündüğünü görüyorum. AKP'nin Kağan Sürmegöz'ü çok temiz, CHP'nin Kağan Sürmegöz'ü yolsuzlukla yargılanıyor. Bitmiş, bitmiş, çürümüşüz. Allah Türk milletine sabır versin. Gürül gürül geliyor, bunu bitirecek. Bunu yapanlara da hesap sorulacak, hepsine.
Anadolu Yakası elektrik direkleri reklam ünitelerinin işleticisi olan Direk Reklam'ın sahibi beyanında belirterek; 2020'de yapılacak ihalede "İBB benden 8 milyon istedi" demiş. İBB bu parayı Direk Reklam'dan mı istemiştir, yoksa protokol çerçevesinde AYEDAŞ'tan mı istemiştir?
Evet. İkinci soru: En büyük işleticiniz, yani işletmeciniz Kültür A.Ş. Ben de orada bir sene görev yaptım. Herhangi bir yerin işletmesini Kültür A.Ş. ihaleyle aldığı zaman, sözleşme öncesi ve sonrası neden görüşülür?
İhaleyi aldıktan sonra teknik detayları görüşmek için görüşürüz, başka görüşmeyiz.
Peki bu görüşmeler yani sizle ben mi, yoksa ekip olarak mı yapılırdı?
Ya ekip olarak hatırlamıyorum ama hani birlikte görüştüğümüz, ekibinizde oluyordur. Yani tam net hatırlamamakla beraber; müdürünüz oluyordur belki.
Raylı Sistemler, Emlak Daire Başkanlığı, ortak projelerimiz oluyordu. Bu ortak projeleri konuşacak vakit çok fazla bulamazdık. Kağan Bey'in de günlük kendi dairesi yoğun, bizim de dairesi yoğunluğundan dolayı. Biz genellikle sabah altıda buluşurduk Kağan Bey'le altıda altı buçukta. O saatlerde ancak mesai saatleri dışında ortak projelerin gelişmeleri diye konuşurduk ve bizim 2024 dönemi sonrasına en önem verdiğimiz projemiz belediyenin bütün ofis ihtiyaçları, eğitim alanı ihtiyaçları gibi bütün alan ihtiyaçları Emlak Dairesinde toplandı. Benim de savunmamda anlattığım geçmişte yapılmış raylı sistem istasyonlarında bu projelere yapılamadığı için ihtiyaç fazlası oluşturulduğu için bu alanlarda ihtiyaç fazlası alanların Emlak Dairesine gelen taleplerle bizim oluşturduğumuz ilave ihtiyaç alanları ve bizim ortaya çıkardığımız alanlarda karşılanması projelerinde çalışıyor. Bu projeleri de genellikle mesai saatlerinde yapamazdık, mesai saatleri dışında yapardık. Şimdi ben. Bu şu bilgiyi bu bilgiyi vermemin ana sebebi bizim en yoğun çalıştığımız alan bu alan. Hatta tutuklama öncesinde de Kağan Bey benden yaklaşık iki ay önce tutuklandı. Yaklaşık bir ay öncesinde de yine bir sabah karlı bir İstanbul sabahıydı, bunu hiç unutmuyorum sabah altıda buluşmuştuk yine. Buradan ne fayda çıkarabiliriz diye ve hemen hemen her buluşmamızda nasıl bir fayda oluşturur, nasıl bir ilave hakem alanına geçeriz ve bu hakem alanlarının sonucunda sadece iki istasyon birlikte yaptığımız çalışmalarda yaklaşık 8 milyarlık bir tasarruf oluştu, Mahmutbey ve Kirazlı istasyonlarında. Yani bu 8 milyon TL falan değil, 8 milyar TL kamu faydası oluştu, yeni bir inşaat yapmadan mevcut alanların yeniden değerlendirilmesiyle bu da zaten dosyaya kazandırılmıştı. Şimdi ben bunu şu yüzden bu bilgiyi veriyorum. çok burada bahsetti, ifadesi sunuldu. bir ifadesinde 'la toplantılar yapardı bu konuda, toplantılar yapardı.
Beyefendi bu arkada o ses çıkaran, düzeni bozan arkadaşı alalım dışarıya. Komutanım o arkadaşları alalım oradan. Kim olduğunu öğrenemiyorum Avukat Bey zaten görüyorsunuz. Önceden bir kararımız yok yani şu an düzeni bozmuş, şu an bağırdığı çağırdığı için söyledim. Tamam Avukat Bey, biz anlarız o kısma gerek yok siz devam edin. Ceyhun Bey devam edin sorunuza.
Benim hepsi toparlamam gerekirse, bu faydayı oluşturabilmek için ekstra çalışmalar, ekstra zamanlar oluşturduğumuz faydalar var. Benim hatırladığım yaptığımız toplantılar, çalışmalar bu mimalde gerçekleşti. Şimdi 'nin de burada çok fazla zikredilmesinin sebebini söylüyorum. Benim de anımsadığım sadece birlikte toplantılar, birlikte toplantılar yapardı gibi bir yaklaşımı var. Yani bizim ben birebir bütün geçirdiğimiz vakitlerde burada ilave belediyenin bütçesinin korunabilmesi için nasıl birlikte vakit geçirdiğimizi, ekiplerimiz ekip arkadaşlarımızla birlikte vakit geçirdiğimizi biliyorum. Yani burada Hakan Bey'in söylediği bu çalışmada bu toplantılarda bizim yaptığımız 'yi de bu arada ben tanımıyorum yani. Resimi belediyemizin müdürü yani aynı binada çalışıyoruz ama birlikte ortak bir mesaimiz yok. Kendisini yani görsem belki göz aşinalığım vardır, hiçbir şekilde herhangi bir ortak toplantıya girmişliğimiz yok. Bizim hakkımızda böyle bir yorumu var. Ben biraz önceki bilgiyle birlikte bu sadece bu konuyu size sormak isterim. Yani Hakan Bey benimle alakalı sizin bildiğiniz herhangi bir toplantı veya bir konumuz olmuş mu ortak?
Yani ortaklaşa konularımız vardı tabii raylı sistemlerle ama bunun hiçbir parçası olamaz. Çünkü genelde emlak müdürlüğümüze bağlı konulardı. Reklam alanları ile ilgili de bir konuk ihalemiz vardı. Tabii sizinle de sabah altıda buluşuyorduk, özellikle karlı günleri seçerdik ki insanlar daha fazla geliyor, yoğunluğu görelim diye. O projelerin aşamasında hiçbir zaman de gelip bize dahil olmadı. Yani doğru bir beyan vermemiş, teşekkür ediyorum.
Kağan Bey geçmiş olsun. Kağan Bey, BVA'nın aldığı ihalelerle İlbaklar ve Panout gibi firmaların aldığı ihaleleri kıyasladığınızda katılım koşulları, karlılık oranları, rekabet koşulları bakımından BVA'nın daha ayrıcalıklı ya da avantajlı olduğu bir durum sizce söz konusu mudur?
Peki, ikinci sorum, Şirketimiz Kültür A.Ş. ve belediye tarafından devamlı denetleniyordu dışarıda. Eee bu denetimler sırasında herhangi bir usulsüzlük veya fazladan yer kullanım veya mali konularda usulsüzlük tespit edildiği bildirildi mi size?
Yok, öyle bir usulsüzlük asla olamaz. Bizim denetimlerimiz de zaten çok sağlıklıdır. Hani saha ekiplerimiz vardır. Böyle bir şey yapamaz.
Olursa da saha ölçü başına kesildiği gibi haksız kazancın önüne geçilmesi amacıyla ecrimisil kesilir.
Tamam, teşekkür ederim. Başkanım bir şey söyleyebilir miyim? Bu emekli maaşlarını açtınız ya... Eee benim eşim emekli maaşımı nasıl alacak? Çünkü benim şey vermem lazım, noterden ona vekalet vermem lazım ama noterden vekalet de veremiyoruz.
O kısmını Murat Bey avukatınızla şey yaparsınız.
Biz neyi kapatmışız?
Noter bizden vekalet kabul etmiyor. Veremiyoruz. Başkanım yani öyle bir elimizi kolumuzu bağlamışlar ki hiçbir şey yapamıyoruz.
Bilgim yok bakalım. Öyle bir kısıtlama varsa onu da değerlendiririz.
Başkanım, bu elektrik meselesiyle ilgili bir konu ekleyebilir miyim müsaadeniz olursa?
Yani soru varsa soruyu alalım, onu söyledim. Arada şey yaparız.
Tamam. Reklam tarafı çok konuşuldu Kağan Bey. Anladığım kadarıyla İBB'de emlak sorumluluğunuz da var, tapu sorumluluğunuz da var. Ben size biraz teknik taraftan veya bir bilirkişiliğinize istinaden bir soru sormak istiyorum. Şimdi şöyle bir şey olsa; atıyorum, Allah göstermesin benim başıma bir iş gelse, Bey ile varisleri idari mahkemelere, tapu mahkemelerine başvursa; başta bu 'nun beyanları, itirafçı 'yi, 'ı, ne bileyim işte işten atılmış avukat 'ın beyanlarını delil olarak gösterse; şirketime ait olan bir adet tapumda hissedar veya ortaklık talebinde bulunsalar, idari mahkemeler veya tapu mahkemeleri bunu nasıl değerlendirir? Bu beyanları delil olarak kabul eder mi?
Sayın Başkanım, değerli heyet, Sayın Savcı; öncelikle Kaan Bey'e çok geçmiş olsun diyorum. Kıymetli avukatlarımızı, basın mensuplarını; biz kapalı cezaevinde yatarken onlar Silivri'de açık cezaevinde yatar gibi her gün bizi ziyarete gelen, desteğe gelen ailelerimizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Mart 2026 tarihli iddianamesinde, bizim için çıkardığı ek iddianamede, “şüpheli 'in şüpheliler ve Rauf Cem Istranca'nın yetkilisi olduğu 3K isimli şirketin, resmi olmasa da fiiliyatta ortağı olduğu; bu şirkete usulsüz ihaleler ve doğrudan işler bağladığı, bu işleri, suç örgütü lideri 'nun talimatı ile suç örgütü üyesi Kağan Sürmegöz üzerinden gerçekleştirdiği” demektedir. Zannediyorum bunu okumuşsunuzdur Kağan Bey. Sizin iddianameye yansıyan ifadenizde; emniyette, savcılıkta, sulh ceza sürecinde ile ilgili en ufak size bir soru sorulmamış, sizin tarafınızdan ile ilgili bir açıklama gereği hissedilmemiş. Dolayısıyla benim sizinle olan bağlantılı olduğum sonucuna, 'in 3K şirketinin gizli ortağı olduğu üzerinden ulaşılmaya çalışılıyor. Bu anlamda, Rauf Cem Istranca’yı az önce tanıdığınızı söylediniz ama bir kez daha sormak istiyorum. Rauf Cem Istranca’yı tanır mısınız? Kaç yıldır tanırsınız?
Tanıyorum. Yılını hatırlamıyorum ama bir 15 yılı vardır.
5 yıldır, meclis üyesi. Dolayısıyla, benim Rauf Cem Istranca’ya, sizden herhangi bir randevu almışlığım, Rauf Cem için bir referans olma durumum bugüne kadar oldu mu?
Teşekkür ediyorum. Yine ikinci soru, Rauf Cem, 27 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde, size reklam alanları ile ilgili sunum yaptığını söylemiştir, az önce Sayın Başkan da sordu. Ben bu görüşmelerde bulundum mu ya da bu görüşme olsun diye size ulaştım, randevu aldım ya da bir talep ilettim mi?
Üçüncü soruma geçiyorum. Kağan Sürmegöz ile yani sizinle “ihale süreçlerinde birlikte hareket etmek, usulsüz ve doğrudan iş verme süreçlerinde haksız kazanç elde edilmesinde rol oynamak” şeklinde yer, zaman, kişi bilgisi içermeyen soyut ve genel ifadelerle suçlanmaktayım. 3K şirketi bağlamında sorayım ya da herhangi bir özel şirket bağlamında sorayım. Sizinle ihale süreçlerine ilişkin bir görüşmem ve onlara menfaat sağlama yönünde hukuka aykırı veya başka taleplerim oldu mu?
Olmadı. Sizle sadece Beltaş konuları ile ilgili görüştük, başka da hiçbir konuyla ilgili görüşmedik. Hiçbir şekilde olmadı.
Teşekkür ediyorum. Dördüncü soruyu yine soruyorum. Size, benim 'in 3K şirketinde, öncelikle 3K şirketi kimindir bilir misiniz?
Peki, size benim 'in 3K şirketinin resmi veya gayriresmi bir ortağı olduğunu düşündürecek bir olaya tanıklık ettiniz mi? Son sorum, iddianamede eylem 70, 72, 117'den cezalandırılmam istenmekte. Bu ihalelerden, 117 no'lu ecrimisilden önce, bunun ihale sırasında veya sonrasında, benim 3K şirketi lehine sizden bir talebim, bir görüşmem olmuş mudur?
Teşekkür ediyorum. Sayın Başkanım, Beltaş'ta biliyorsunuz, Beşiktaş Belediyesi'nin kamu şirketi, geçmiş dönemde 4,5 yıl Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptım. Dolayısıyla bir ilçe belediyesinin kamu şirketinin, yine bir başka Büyükşehir Belediyesi'nin daire başkanıyla görüşmesi tamamıyla iki kamu kuruluşunun arasındaki görüşmedir, bilginize sunmak isterim. Yine sorularımı bitirirken Muharrem ayındayız, yas-ı matem orucu tutan tüm canların Allah oruçlarını kabul etsin diyorum. Bugün matemin dokuzuncu günü, yarın matemin onuncu günündeyiz. Şehitler Şahı dediğimiz İmam Hüseyin'in Hakk’a yürüdüğü gündür yarın. Zulme karşı mazlumun yanında durmaktır Hüseyin'i duruş. Yine haksızlığa karşı hakkın ve adaletin yanında durmaktır Hüseyin'i duruş. Kötünün karşısında iyinin safında durmaktır Hüseyin'i duruş. Allah hiçbirimizi Hüseyin'i duruştan ayırmasın. Yine üç gün sonra kazanlar kaynayacak, aşkla, sevgiyle aşureler pişirilecek ve lokmalar dağıtılacak. Aşure, çokluk içerisinde birlik demektir. Birçok lezzetin bir araya gelerek farklılıklarını koruyarak bambaşka bir lezzet olması demektir. Dolayısıyla aşurenin bizlere verdiği mesaj; bir arada, birlikte, kardeşçe yaşam mesajıdır. Ben şimdiden pişecek aşureleri de Allah kabul etsin diyorum, tekrar teşekkür ediyorum.
Kağan Bey, geçmiş olsun. Ya birçok soruya cevap verdiniz aslında, benim de soracağım ortak sorularmış. Ben, yine de şunu sormak isterim. 3K şirketiyle ilgili birkaç sunumda ben bulundum. Benimle o hatırlarsınız diye tahmin ediyorum. Benimle görüştüğünüz konular nelerdi? Onu hatırlar mısınız? Hatırlıyorsanız anlatabilir misiniz?
Yani hatırlıyorum, uygulama yani teknik süreçlerle alakalı görüştük sizinle. Panel üretimi, aynen panoların üretimiyle alakalı teknik hususları görüştük.
Peki hiç herhangi bir ihale konusuyla veya sözleşme, faturalaşma gibi konularla ilgili hiç görüştünüz mü benimle?
Kağan Bey siz de biraz tabii bugün bilirkişi muamelesi yapıldı, konular hakkındaki bilginiz gibi. Benim soracağım sorular da aslında çoğunlukla soruldu ama bir şeye bağlayarak sormak istiyorum size. Şimdi 2006 yılından beri sonuç olarak görev yapıyorsunuz ve ben de dün aslında savunmamda bahsetmiştim. Müstekar uygulamalar diyoruz. Siz dediniz ki savunmanızda: Önceki dönem Kağan Sürmegöz ne yapıyorsa sonraki dönem yani 'nun başkanlığı döneminde de aynı uygulamaları gerçekleştirdi. Şimdi idari hukukta ana ilkelerinden biri, eğer bir müstekar uygulama varsa sadece bunun için, bundan vazgeçmek için bir haklı nedene ihtiyaç vardır ve haklı neden nedir? Bir uyarı, bir karar mı, bir dava? Bu konuda herhangi bir uyarı, herhangi bir Sayıştay raporu daha önceki dönemde, dönemi öncesinde aldınız mı? Ya da davadan mı bahsediyorsunuz?
Peki, 1. sorum buydu. 2. sorum da müvekkilimle ilgili olacak. 'e veya Kültür A.Ş.'den, veya Medya A.Ş.'den herhangi birine yaptığınız ihalelerle ilgili bir bilgi alışverişinde bulundunuz mu? Yaklaşık maliyet olabilir, başka bir şey olabilir. Bu ihaleye girin, girmeyin şeklinde olabilir. Böyle bir bilgi paylaşımında, alışverişinde bulundunuz mu?
Bulunmadım. Zaten yaklaşık maliyet olmaz, muhammen bedel olur. Bu da Resmi Gazete'de ilan edilir.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.





