“İddianameye göre, İBB iştiraki Ağaç A.Ş.'nin tedarikçisi olan Çağlayan Tarım Ürünleri firmasının sahibi şüpheli Aleaddin Vardar'dan, birikmiş alacaklarının ödenmesi karşılığında ve daha fazla iş alabilmesi amacıyla rüşvet alınmıştır. Şüpheli Aleaddin Vardar'ın rüşvet veren, şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun ise rüşvet alan olduğu iddia edilmektedir. Şüpheliler Ali Sukas (Ağaç A.Ş. Genel Müdürü) ve Ümit Polat'ın (Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü) rüşveti talep edip teslim alarak, şüpheliler Ertan Yıldız ve Fatih Keleş'in ise örgüt yöneticisi sıfatıyla suça iştirak ettikleri iddia edilmektedir. İddiaya göre Ali Sukas, birikmiş alacağı olan Vardar'dan 2024 yerel seçimlerine destek için para talep etmiş, Vardar'ın nakit ödeme şartı sonrası hesabına ödemeler yapılmıştır. Bunun üzerine Vardar'ın, Ümit Polat'a 30.000 USD ve Ali Sukas'a 10.000 USD olmak üzere toplam 40.000 USD nakit rüşvet verdiği öne sürülmektedir. Ayrıca, çeşitli tarihlerde Boyner, Lacoste ve A101'den alınan toplam 1.322.000 TL değerinde hediye çekinin de rüşvet olarak verildiği iddia edilmektedir. Savcılık, bu eylemin TCK 252 (Rüşvet) ve TCK 220 (Suç Örgütü) maddeleri kapsamına girdiğini belirtmektedir. İddialar, şüpheli Aleaddin Vardar'ın etkin pişmanlık kapsamındaki ikrar içeren beyanlarına, MASAK raporlarına, HTS-Baz kayıtlarına, diğer şüpheli ve tanık ifadelerine dayandırılmaktadır.”
- ·Savunma, Çağlayan Tarım’ın 2004-2005’ten beri Ağaç A.Ş. ve belediye sistemiyle çalışan yerleşik bir tedarikçi olduğunu, hatta 2014-2019 döneminde 54 ihale alırken 2019-2025 döneminde 45 ihale aldığını söylemektedir. Bu karşılaştırma, Ali Sukas döneminde özel kayırma yapıldığı iddiasına doğrudan sayısal bir cevap olarak kurulmaktadır.
- ·Belgede Aleaddin Vardar ile kişisel yakınlık kurulduğu iddiasına da karşı çıkılmaktadır. Keşan ziyaretinin aile üyeleri ve şirket çalışanlarıyla yapılan gündelik bir sosyal program olduğu, ticari ayrıcalık veya gizli ilişki göstergesi sayılamayacağı savunulmaktadır.
- ·Polat, Vardar'ın kendi beyanında tüm para görüşmelerini doğrudan Ali Sukas ile yürüttüğünü açıkladığını; Polat ile ilgili kısmın yalnızca 'parayı yatırdıktan on gün sonra Polat geldi aldı' şeklinde bir iddiadan ibaret olduğunu ve bu iddianın Vardar'ın kendi anlattığı ödeme tarihleriyle çeliştiğini ileri sürmektedir.
- ·Ali Sukas'ın, ofisin içinde dahi telefon kullanılmasına izin vermediğini, toplantılarda telefonların dışarı bıraktırıldığını vurgulayan Polat; Vardar'ın 'Sukas beni telefonla arayıp 10.000 dolar daha istedi' ifadesinin bu güvenlik pratiğiyle bağdaşmadığını ve dolayısıyla uydurma olduğunu ileri sürmektedir.
- ·Hediye çeki ve Lacoste kart iddialarını doğrudan reddeden Polat, Boyner kartları döneminde Genel Müdür'le zaten açık bir çatışma içinde olduğunu; o dönemde ne Sukas'ın ne de Vardar'ın kendisiyle böyle bir konuşma yapmasının söz konusu olamayacağını belirtmektedir.
- ·Alaattin Vardar'ın avukatının müvekkile yaklaşarak 'Bize bir isim ver, seni çıkartalım' teklifinde bulunduğu aktarılmış ve müvekkilin bu teklifi reddederek 'Ben bildiğim her şeyi anlattım, isim vermem' dediği belirtilmiştir; bu durum, müvekkilin etkin pişmanlık yolunu seçmediğini ve verdiği beyanların baskıya dayanmadığını göstermektedir.
- ·Murat Or'un beyanında Aleaddin Vardar, ödemelerini doğrudan Ali Sukas ile görüşerek almak için bizzat Ali Sukas'ın odasına giden ve hakedişleri önceliklendirilen firmalar arasında sayılmaktadır; dolayısıyla paraların Ümit Polat'a değil Ali Sukas'a gittiği bu beyanla desteklenmektedir.
- ·Polat, Alaattin Vardarlı'yı 25-30 yıldır tanıdığını, sektörün 'baba' figürü olarak saygı duyduğu bu kişiyle olan ilişkisini 'abi-kardeş' bağlamında tanımladığını ve onun kendisine karşı beyanda bulunmasından derin hayal kırıklığı yaşadığını ifade etti.
- ·Polat, Vardarlı'nın oğlunun firması Royal Plant'tan 17 milyon tonluk mal alımı yapıldığını ancak bu alımın kendi görevden ayrılmasından sonra gerçekleştiğini vurguladı; görevden alındıktan sonra yapılan tüm alımları şüpheli bulan listeler sunduğunu belirtti.
- ·Polat, avukatının Alaattin Vardarlı'nın oğluna gittiğini ve oğlunun eşine 'Biz Ümit için böyle bir ifade vermezdik ama zorla vermek zorunda kaldık' dediğini aktardı; bu beyanın ifadelerin baskı altında alındığını gösterdiğini öne sürdü.