Sayın Başkanım, etkin pişmanlıkla ilgili bölüme kısa bir izahat getirirsem… Çünkü bu konu defalarca gündeme gelecek. En azından ön açıklama yapıp, sizi bilgilendireyim. Şimdi Sayın Başkanım, İstanbul'da cezaevlerinden sanık beyanı alınmasının usulü şu şekildedir: Sanık bir beyan gönderir, sanık veya şüpheli "ifade vermek istiyorum" diye. Burada savcının yapacağı 2 usul vardır. Ya cezaevine yazı yazar, bunu açıklatır ya da cezaevinden buna ilişkin yeni bir dilekçeyi alınız. Olayımızda da zaten benim müvekkilim bir dilekçeyi gönderiyor. Daha sonra işte yansıya da gösterdik, oradan bir talep geliyor. Fakat ondan sonra müvekkilim çağrılmıyor. Müvekkil cezaevinden adliyeye getirildiğinde uygulamadaki usul şu şekildedir: Müvekkil ifadeye geçmeden önce kendi müdafi çağrılır. Müdafine mutat vasıtalarla ulaşılır; ulaşılamazsa veya müvekkil buna karşı çıkmadığı sürece barodan bir atama yapılır ya da müvekkil müdafini kendi imkanları ile getirir.
Murat Kapki Çapraz Sorgusu — Gün 39
Şimdi bizim olayımızda zaten müdafiler cezaevinde olduğu için olaydan haberleri vardır. Bizim müvekkilimiz, olay günü Tekirdağ'dan getirildiğinde, doğrudan nın odasına alınıyor. Çağlayan'daki o bölüme zaten avukatların geçme durumu yoktur. Burada müvekkilin kendi anlattığı bir kısım görüşmeler yapılıyor. Burada müdafi arkadaşlarımızın, o esnada bulunan arkadaşlarımızın bunları bilmesine bir imkan yok. Ha, buradaki psikoloji şöyledir, onu izah edeyim: Müvekkilimin buradaki psikolojisi sadece çıkmak üzerine değil. Bir de benim müvekkilimin o güne kadar kardeşi tutuklanmış, çalışanları tutuklanmış, ailesinden pek çok kişi gözaltına alınmış ama en önemlisi o gün eşi gözaltına alınıyor. Müvekkilim Diyarbakırlıdır. O bölgede ister Türk olsun, Kürt, Ermeni, Asuri, işte Süryani, Ezidi bütün toplumlarda ana olan kadın kutsaldır. Onların demesiyle "leçek atılması" veya başörtüsü atılması bile büyük bir kan davasının sonlanma sebebidir. Müvekkil bu psikolojiyle gittiğinde kendi aralarında görüşme yapıyorlar. Daha sonra müvekkilim hem eşini kurtarmak —ki özellikle bu bölüm önemli— bir de kendisi cezaevinden çıkacağı vaadiyle bir kısım beyanlarda bulunuyor. İşte tam o sırada müdafi arkadaşlar içeri alınıyor. Müdafi arkadaşlar içeri alındığında, daha önceden konuşulmuş, müvekkilin de duyduğu veya işittiği bir kısım beyanlar zapta geçiyor. Bundan sonraki bütün ifadeler de bu psikoloji ve bu altyapı üzerine yapılıyor.
Sayın Başkanım, CMK'da ifadede müdafinin ne yapacağı çok açık belli değildir. Ancak İfade Alma Yönetmeliği'nin 23. maddesi çok açıktır. Müdafi sorulan sorulara cevap veremez, müvekkilinin yerine geçecek hususlarda beyanda bulunamaz. Ayrıca yapacağı şey; hukuka aykırılıklar ve usulüne uygun olmayan sorulara şerh düşmektir. Müdafiin ilk ifadesinde zaten kendisiyle görüşme şansı olmamıştır, müvekkil ifade vermiştir. Burada asıl olan da zaten müvekkilin iradesidir. Müvekkilin ilk ifadesinden sonra kendisiyle görüşülmüştür müdafi arkadaşlar tarafından. Fakat müvekkilin beyanı asıl olduğundan, kendisine hukuki sonuçları hatırlatılmasına rağmen bu yönde beyan vereceğini söylemesi üzerine bundan sonraki beyanlar bu minvalde gitmiştir. Müdafiin görevi, müvekkil iradesine uygun hukuki yardımda bulunmaktır ve öncesinde, sonrasında kendisini bilgilendirip ifade esnasında yanında olmaktır. Bizim bahsettiğimiz husus; bu alınan ifadeler legal değildir, kelemyekün yani yoklukla batıldır. Bu yüzden bunların savunma dosyasında, yani yargılama dosyasında yokmuş gibi hareket edilmesini, bu minvalde heyet dışından gelecek sorulara da müvekkilimizin cevap vermeyeceğini belirtiyoruz. Soru soracak müdafi, sanık, heyet ve nın bu hususu göz önüne almalarını talep ediyoruz. Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bu ifadelerinizin bazı yerlerinde bazı hususların doğru olduğunu geçen en son perşembe günü yaptığımız bu mülakatta da belirtmiştiniz.
07/08/2025 tarihli savcılık ifadeniz var. Bu savcılık ifadenizdeki hususlardan Beyoğlu Belediye Başkanı ile ilgili bir anlatımınız var. Hatırlıyor musunuz oradaki ifadeleri?
Aynı zamanda Bey ile ilgili.
Bu ifadeler doğru mudur?
Evet. Yine bu 'un ring aracında ile ilgili kurduğu bir cümleden bahsetmişsiniz, bu yönde ifadeniz var. Bu ifadeniz doğru mudur?
Yine bu Marmaris Limanı'nda Hubble-be isimli yelkenli tekne ile ilgili o teknede o tekne gezisinde katılan şahıslarla ilgili birtakım beyanlarınız, ifadeleriniz var. Bu ifadeler doğru mudur?
Başkanım o ifadeyi ben vermedim. Savcı bana ifadeyi yani bu isimleri söyledi. Ben de dedim ki, hatta benim de o gemide, o teknede olduğumu söyledi. Ben dedim ki ya sayın savcım benim teknem kendi teknem var neden başkasının teknesine bineyim? Anlattım kendisine. Yok sen bu teknedeymişsin diye illa ısrar etti. Ben de Marmaris Limanı'ndan bunun bilgilerini alırsınız diye kendisine söyledim. Sonrasında almışlar bende çıkarttırdım, gittim. Evet onu teyit ettim. Benim olmadığımı teyit ettim yani.
Doğru değil yani?
Yine bu BVA isimli şirketten 500 bin TL para Kültür AŞ hesabına göndermeyle alakalı, 'la alakalı bir beyanınız var o da o kısım doğru mudur?
değil de Kültür AŞ'den bizi aramışlardı Başkanım. Böyle böyle ama olarak çünkü , , hakkında ne söylersem itibar ediyorlardı. Ben de "" dedim orada. Yani normalde Kültür AŞ'den beni aramışlardı.
Market kartlarıyla ilgili hususu anlattınız değil mi?
Kültür AŞ'den arandın ama arayan değildi.
Değildi evet. Kültür AŞ'den de illa yapacaksınız diye aramıyorlar, böyle bir yardımda bulunmak ister misiniz dediler, biz de evet herkese yapıyoruz neden yapmayız dedim. Hatta ben size şunu söyleyeyim Zeytinburnu Belediyesi'ne de aynı şekilde gönderdim AK Parti. Aynı şekilde gönderdim başkanım.
18 Temmuz 2025 tarihli savcılık ifadeniz var. Bu ifadede de bu BVA isimli şirketin hisse alımı ile ilgili orada birtakım anlatımlarınız var yine.
Başkanım benden önce ifade vermişti biliyorsunuz, gazetelerde de boy boy çıkmıştı. Ben de onun aynısını söylemek zorunda kaldım yani.
'ın ifadesindeki gibi olduğunu söylüyorsunuz?
Bu Skoda Superb marka araç ile ilgili bir anlatımınız var 'un talebinden bahsetmişsiniz bu beyan doğru mudur?
Şu kısımları zaten aynıdır diye belirtmiştiniz en son sorduğumuzda. Bu 50.000 Euro yat kiralaması...
O kısım da yine doğru değil diyorsunuz.
(Dediği anlaşılmadı…)
Avukat Bey anladım hangisi... Gerçi bazı kısımları kabul ediyor bazılarını etmiyor o yüzden onu ayırştirma açısından soruyorum beyanlardaki hususları. 24 Haziran 2025 tarihli ifadeniz var.
Evet, o gün verdiğiniz ifade?
Burada da sisteme 7 milyon TL para verilmesi ile ilgili, hatta ile görüşülerek 6 milyona düşürülmesi ile ilgili bir anlatımınız var.
Evet, anlatayım Başkanım. Bu konuyla da ilgili yine dediğim gibi öncesinde zaten sayın savcımızla orada oturup muhabbet ederken, bana bazı şeyleri dediğim ya size bazı ifadeleri okudu, isim vermeden okuyordu. Ondan sonra bana yine böyle bu şekilde başka şirketlerin de verdiğini, şey yaptığını anlattı. Ben de kendisine işte ifade zamanı aynı şekilde anlattım. Yalnız Başkanım, burada dikkat çekecek bir durum var. Evet ben Kültür AŞ ile bir sözleşme yaptım, evet benim Kültür AŞ ile bir sözleşmem var ama 7 milyon liralık bir sözleşmem yok Başkanım. Benim 3 milyon liralık bir sözleşmem var ve reel bir sözleşmem var size anlattım ya pandemi döneminde yaptığım. Orada anlattığım 7 milyon lirayı özellikle daha sonrasında işte burada çıkıp da konuşacağım zaman olayın içine bir hani 3 milyon değil de 7 milyon olduğunu söylemek için, neden burada bunu söylediğimi anlatmak için 7 milyon olarak yazdırdım. Aslında doğru değil o yani. O beyanım tamamen yok. Evet var ama dediğim gibi 3 milyonluk gerçek ve benim o sözleşmem de şöyle Başkanım, mesela onun tarihi 2019 ya benim Kültür AŞ ile yaptığım 3 milyonluk sözleşme 2020'nin Haziran ayı başkanım.
Bu, Raffles Otel'deki toplantılarla ilgili bir beyanınız var.
Servet'in ifadesinden...
Evet. Ben hiç görmedim. Kimseyi de görmedim. Hiç, hiç oraya da gitmedim Başkanım ben.
Nihat Sütlış ile ilgili bir beyanınız var.
'dan dolayı...
Evet, bu "sistem" olarak adlandırılan yapı diye bahsettiğiniz bir ifadeniz var.
Bunu da Salih Subaşı'ın ifadesinde geçmişti, onu da oradan... Yani yine dediğim gibi, ifadeleri bana okudukları için ben oradan alıp da aynı şeyleri...
Salih Subaşı'ın ifadesinden mi?
Bu kısımlar zaten paralel anlattıklarınız. 'le ilgili kısım, İsmail Kaan'la ilgili bir kısım, Serkan Balbal'la ilgili kısım... Buralar zaten anlattığınız şekilde. Evet. Orada da ifadenizde yine ondan bahsettiniz, o Çetin'den.
Orada soy ismini vermemişsiniz.
Evet efendim, sonradan öğrendiğim. Çetin diye biliyordum, isim soy ismini de öğrendim: Çetin Ayaz.
Çetin Ayaz.
Sayın Başkan, Sayın Heyet; öncelikle herkese hayırlı haftalar. Hem 19 Mayıs'ta Türk gençliğine yakışan bir bayram olsun hem de şimdiden Kurban Bayramımız mübarek olsun. Tabii temennimiz, isteğimiz; ülkemizin her yönüyle iyiliklerle buluştuğu bir hafta değil, hayat olsun, yaşam olsun. Ne yazık ki ülkemizde, milletimizi üzen, hayatını gerçekten zora sokan sabahlara uyanmaya devam ediyoruz. Canımız sıkılıyor, canımız yanıyor.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim Sayın Başkan, Sayın Heyet: Tabii burada Bey'i dinledik geçen hafta, bugün de dinledik. Geçen hafta dinledikten sonra oluşan süreçte benim şahsen bir "feryat" denebilecek bir tavrım oldu. Belki tonu yüksekti, belki sizi rahatsız etti; haklı olarak olabilir. Bu benim de arzu ettiğim bir şey elbette değil. Ancak aile mesele olunca ve insanların aileyle ilgili süreçlerini dinleyince, benim de hassasiyetim... Kaldı ki sizin de hassasiyetiniz... Allah korusun, Allah esirgesin ki küçük bir haber aldığınızda bile nasıl telaşa düştüğünüzü hepimiz gördük, hepimiz merak ettik. Çünkü insan, insanın ailesini merak eder yani. "Bir şey mi oldu, kötü mü oldu, sıkıntı mı oldu?" diye... Dediğim gibi Allah korusun, Allah esirgesin, herkes ailesini...
Bu çerçevede, bu etkilenmenin vermiş olduğu manevi sıkışmışlık ve o boğulma anındaki bir tepkiydi. Keşke olmasın, keşke bunlar yaşanmasa, keşke bunlar da olmasa; keşke, keşke çok var. Bunlar hep can sıkıcı olaylar hayatımızın içerisinde. Burada gerçekten zulüm çeken, zalimlikle mücadele eden yol arkadaşlarımızın yaşadıklarını dinlemek ve bütünüyle bunlardan da hani dosyaya göre örgüt lideri olarak dinlemek, benim için dünyanın en büyük zalimliği ve en büyük zulmü olarak yaşanıyor; yaşıyorum ve hissediyorum, onu söyleyeyim kendi adıma. Ben öyle bir insanım ve her yol arkadaşımızın sıkıntısını hisseden bir insanım. O gün yaşananın çerçevesi buydu. Bu duyguyu sizlerin de hissetmesini, bu haftanın bu ilk gününde ve her yönüyle sizin için de bizim için de çok önemli bir haftada, en derin şekliyle hissetmenizi diliyor ve istiyorum.
Tabii soruma geçeceğim. Sorumun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sorumun niye çok önemli olduğunu düşünüyorum? Belli ki burada özenle üzerinde çalışılmış ve gerçekten, gerçekten iddia makamının zalimliğinin böyle hani zirvesine yaklaşmış birkaç arkadaşımdan sonra Bey'i de dinlerken, yaşadım ve hissettim. Muhtemelen sonrasında daha başka şeyler de dinleyeceğiz burada. Niye çok önemli? Çünkü Murat Bey'in bir statüsü var iddianameye göre; benim "kasam" olduğu yönünde bir iddiayla karşı karşıyayız. Bu çerçevede Sayın Başkan, özellikle meselenin daha iyi idrak edilmesi anlamında bir hatırlatma daha yapıp soruma geçeceğim. O da şu: Benim "kasam" diye tariflenen kişilerden birisi de . Murat Bey'in "kasa" diye tarif edilen şeyi nedir? Paradır, puldur, ilişkidir. Tümüyle AK Parti il başkanından başlayan, AK Parti adayına varıncaya kadar, AK Parti'yle ilişkiyi kurumlara varıncaya kadar ilişkileri, tek tek burada ispatlı şekilde önümüzde ifade edildi, anlatıldı, belgeleriyle ortaya kondu, sorular ve cevaplarla teyit edildi. Ve bu kişi, aynı zamanda benim örgüt yöneticim; benimle ilgili, şahsımla ilgili tek bir bağlantısı, tek bir hukuki çerçevesi, tek bir izni, beyanı veya buna yönelik bir belgesi de yayınlanmadı ve bu örgüt yöneticisi!
İkincisi; mesela Sayın Başkan, çok önemli çünkü kasa... Yani düşünsenize, iddia makamı hâlâ para, pul, devir, tapu vesaire bir sürü soru sordu. Yani herhalde bir savcı sorgusu bu kadar sürerdi. Soru sordu, cevapları alındı. Bu manada önemli, çünkü mesela yine bir örgüt yöneticisi Başkanım. Başka bir salonda yargılandık, adam hayatında beni 2 dakika gördüğünü ifade etti. 2 dakika tanışmam... Ve bu adam, "koca asrın yolsuzluğu" denen örgütün örgüt yöneticisi Sayın Başkanım. Yani bu muhalefeti hissetmenizi arzu ediyorum.
Üçüncüsü; örgüt yöneticisi bir kişi, "Örgütle ilgili önüme konan şeyi ben söylemedim, önüme şablon olarak kondu" diye ifade etti Adem Bey ve imzaladım dedi yani. "Böyle bir şey yok, ben örgüt mörgüt bilmiyorum dedi, sistem mistem bilmiyorum" dedi, "önüme konan şablonu aynen imzaladım" dedi, çöktü. Ve itirafçı olup, örgüt yöneticisi olanların nasıl çökeceğini de yaşayacağız. Zaten diğerleri kabul etmiyor, kimsenin içinde olmadığı bir sistemden bir de kasa çıkartmaya çalıştılar. Murat sorumuza geçiyoruz.
Soru şu Murat Bey; sizinle biz tabii ki ifade ettiniz ama bunu bir daha üstüne basa basa ifade edelim. Sizinle biz bu operasyonlardan önce hiç tanıştık mı?
İki defa. Yani tanışmadık, sadece birinde Kültür AŞ'nin vermiş olduğu iftar yemeğinde 1.000 kişilik iştiraklere verilen bir yemek vardı, orada herkesle tokalaşıyordunuz, benimle de tokalaştınız. Şahsımla ben Murat, siz Ekrem diye böyle bir şey tanışmadık yani.
Evet, yani hiç tanışmadık aslında. Yani birimize bir çay kahve ısmarladık mı? Yemek yedik mi?
Evet. Biz yani bir kişisel ticaret... Siz de iş adamısınız, benim de geçmiş yaşamımda iş yaşamım var. Hala el konmuş ama hani neredeyse 40 yıla yaklaşan bir emeğimin 70 yıllık aile emeğimin olduğu iş yaşamım var. Sizinle herhangi bir ticaretimiz oldu mu Murat Bey, bizim?
Sayın Başkan, lütfen yani lütfen ama lütfen az önce ifade ettiğim şeylerin en üst seviyede sizin hafızanızda değil yani vicdanınızda ve adaletinizde böyle çok özel bir yerde kalması gerektiğini düşünüyorum. Şu anda örgüt ve örgüt üyeleri, örgüt yöneticileri şeklinde burada insanlar yargılanıyor. Burada bir örgüt yoktu. Burada örgüt yoktur. Lütfen bunu muhafaza edin.
Murat Bey, geçmiş olsun öncelikle. Perşembe günü verdiğiniz ifadede, etkin pişmanlık beyanlarınızın bir tanesinde Sayın nın size 'Cumhuriyet Halk Partili değilsin, hakkında konuş, kurtul' dediğini beyan ettiniz. Bu zamana kadar vermiş olduğunuz etkin pişmanlık beyanlarında, sizin bilginiz ve görgünüz dahilinde olmayan, savcılık yönlendirilmesiyle eklenmiş beyanlar, ifadeler bulunmakta mıdır?
Yani zaten savunmamda da belirttiğim gibi sadece değil; , ve konusu söylendi. En sonunda da eklendi. Bunlarla ilgili bana, hani konuşmazsam herhangi bir şey olmayacağı ima edildi. Ben de onun için konuştum.
Yani yönlendirilmiş bir beyan diyebiliriz. Beyanlarınızda sık sık bahsettiniz zaten. 10 Ocak günü İsmail Kaan isimli şahsa Acarkent'teki 8 meskeninizi, aynı zamanda 3 firmanızı aynı günde devretmiş görülüyörsünüz. Keza MASAK raporunda da görülüyor. Lakin MASAK raporunda İsmail Bey'in size 995.000 dolarlık bir ödeme yaptığı da gözüküyor. Evlerinizin resmi değeri nedir? Bunlar dışında İsmail Bey size elden bir ödeme yaptı mı acaba?
Sayın Savcım, biraz önce bana bir soru sormuuştunuz ya, "Radyoları kime verdiniz?" diye. Radyoları da İsmail Kaan'a vermiştim ben, onu bilin. Yani araştırırsanız... Radyoları İsmail Kaan'a verdim, İsmail Kaan sonradan başkasına vermiş. Onu düzeltdiğim, şimdi aklıma geldi. Evet, İsmail Kaan'a ben... Sayın Başkanım, İsmail Kaan'a ben evlerimi verdim. Bana, biraz önce anlattığım gibi, "Bana kimse bir şey yapamaz, kimse dokunamaz bana, benden hiçbir şey yapamazlar. Alamazlar" kelimesini kullandı. Hatta "Onların da bende neleri var!" deyip telefonunu gösterdi bana. Ben size burada siyasete girmek için söylemeyeceğim. Bana isimler verdi; hem de yani inanın aklınızı almayacak isimler verdi bana, "Onlarla ilgili neler biliyorum." dedi. Şimdi ben siyaset yapmak istemiyorum, siyasete girmek istemiyorum; ben iş insanıyım çünkü, neyse. 995.000 dolar para bana İsmail Kağan gönderdi başkanım. Ama 1.000.000 dolar gönderecekti aslında. 1.000.000 doları benden aldı, gitti, kendi bankasına yatırdı. 1.000.000 doları yatıracakken, 1.000.000 doların içerisinden 5.000 dolar "sahte" diye geçmemiş, 995.000 dolar o yüzden bana gönderdi başkanım. 5.000 doları da bana getirdi. Dedim ki: "Sahte olması imkansız." Başka bankaya falan götürdük, baktırdık; sahte değil, eski dolarmış sadece. Eski dolar olduğu için almamışlar ama öyle yani. Evlerimin değerine gelince de İsmail Kağan'a verdiğim 7 tane daire, 1 tane villa var. 1 tane de ayrıca biraz önce size anlattığım 1.750.000 dolar kalan 1 villa daha var. Yani 2 villa, 7 daire verdim. Tamamı bunların 20.000.000 dolar falan eder. Yani 20.000.000 - 25.000.000 dolar civarında yapar. Bana 1.000.000 dolar gönderdi. Yani hiçbir şekilde aramuzda şey yoktur; sadece "Bana dokunamazlar, bende hiçbir şey olmaz." denilen mallar. Malların hepsi benim mallarım yani. İnşallah sonrasında üstüne çökmeye çalışmazsa... Ama buradan beyan ediyorum: Benim mallarım.
Hayır, almadım. Gönderdiği 1.000.000 doları da ben verdim diyorum zaten Murat Bey. Gönderdiği 1.000.000 doları da ben ona verdim, o gitti bankaya yatırdı.
Anladım. Şimdi siz de bahsettiniz burada; İsmail Kaan Bey'in tabii siyasi yakınlıklarının verdiği güce güvenerek yaptınız. Yine o gün burada konu olmaktu, bir iddianameye yansıyan telefon tapeniz var. O telefon tapesinde de yine bir başka İstanbul AK Parti İl Başkanı'ın oğluyla yapıyorsunuz görüşmeyi, Yasin Babuşçu'yla. O görüşmede bana, İsmail Uygur isimli şahsa ve 'a yönelik bazı ithamlarda bulunuyorsunuz. Ben size sormak istiyorum: Siz beni İsmail Uygur denen kişiyle veya 'la hiç beraber gördünüz mü? Bir samimiyetimize şahitliğiniz var mıdır?
O zaman şöyle ek yapayım: Size göre daha samimi olduğu ortağınız oluyor. 'dan da pek çok şeyi duyduğunuzu söyleemiştiniz. 'dan benim bu iki kişiyle bir yakınlığım olduğuna dair bu zamana kadar bir şey duydunuz mu acaba?
Peki. Bir de biraz evvel Sayın Başkanımız duruşmanın açılışında sordu, eski beyanlarınızla ilgili bir netlik sağlamak için. Ben de o yüzden sormak isterim; çünkü kendisi perşembe günü bu soruyu yöneltmişti size. Yine bu reddettiğiniz beyanlarınız, etkin pişmanlık beyanlarınız içerisindeki tramvay giydirmeyle ilgili bir meseleyi sormuuştu Sayın Mahkeme Başkanımız size. Siz bu ifadeyi de reddediyor musunuz biraz evvel sorulanlar gibi?
Teşekkür ederim. Sayın Başkanım, bir de burada bir şey söylemek istedim. Bu telefon tapesi Eylem 75'te delil olarak kullanılmış. Yalnız Eylem 75'te ve iddianame eklerinde de İsmail Uygur'un herhangi bir ifadesine rastlayamadık. O yüzden suçlanan ve benimle iş birliği yapan sanığın ne dediği hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Bunun da altını çizmek isterim.
Murat Bey, son olarak soraceğim soru şu: Zaten işte başsavcıyken Sayın Bakan, yani daha doğrusu başsavcıyken söyleemişti ocak ayında sizin öğrendiğinizi ilk olarak. Biraz evvel de anlattınız zaten. Siz 19 Şubat tarihinde yapıyorsunuz bu telefon görüşmesini, Yasin Mamurcu'yla olan telefon görüşmesini. Yani hakkınızda bir soruşturma olduğunu bildiğiniz bir döneme denk geliyor. 19 Şubat'tan 19 Mart'a kadar baktığımızda da iddianamede sizin herhangi bir telefon tapenize rastlanıyor. Ama bir ay boyunca hiç telefon görüşmesi yapmamanız mümkün değil. Onları internet bazlı yaptığınız için mi yansımamış olabilir iddianameye?
Yok, hayır. Ben zaten o gün de söyledim Sayın Başkanıma. Bazı hani sizin "Nihat Bey" deemiştiniz ya, o özel klibiniz, onunla yaptığım tapeler de yok orada, görüşmeler de yok. Yani birçoğu alınmamış başkanım.
Murat Bey, üst geçit ihalesini hangi tarihte aldınız, kazandınız?
Aynı dönemde başka şehirde herhangi bir üst geçit uygulaması var mıydı?
Herhangi bir fiyat o döneme ait olan hatırlıyor musunuz? Yani bir tane üst geçit için ne kadar?
Şöyle söyleyeyim, sanıyorum Ankara'nınki 50-60 bin lira civarlarında olması lazım, tam hatırlayamadım ama o civarlarda bir şey diye biliyorum, bir köprü.
Bir köprü. Yani İstanbul'daki bir köprü için 300 bin artı KDV mi?
Başkanın mesela söylediği şey evet, çok aslında önemli. Ben unuttum onu da. Ankara'da bir köprü ya 50 bin ya 60 bin liradan veriliyor, bizim aldığımız ihaledeki köprü fiyatı 300 bin lira.
Peki siz de İstanbul'u 3 yıllık bir dönemde değil de 10 yıllık bir dönemde alsaydınız bu 300 bin lira daha yüksek olabilir miydi yatırım bedelini düşününce? Yani süreden dolayı.
Öncelikle Murat Bey, hepimize geçmiş olsun diyorum. Ben her gün yüz lerce kilometre yol kat edip burada bizlerle birlikte bu çileyi ortak olan ailelerimize selam yollamak istiyorum. Az önce Sayın Başkanın sorduğu soruyla aslında cevap verdiniz. 'in sistemde olduğunu söyleemiştiniz. Yine haksız kazançlar elde ettiğini ve 'ün 'in kasası olduğunu ifade etmiştiniz ve bunların tamamıyla, yönlendirmeyle gerçek olmadığını ifade ettiniz Sayın . Şimdi bu ifade üzerine bir iddianame inşa edildi adına. Buradan bir varsayımla siz kasa dediniz, Sayın Savcılık Makamı 'in 3K şirketin gizli ortağı olduğu yönünde bir varsayıma ulaştı. Bu konuda bir bilginiz, görgünüz, bizimle paylaşmak istediğiniz bir şey var mıdır acaba?
İnan Bey, yani ben sizi tanımıyorum zaten, tanışmamıştık da yani. Bilmiyorum. Yani orada sadece diyorum ya siz bir anda çıktınız, yani bana anlatılanlardan dolayı çıktınız. Ben sizle ilgili hiçbir şey bilmiyorum.
Tamam, teşekkür ediyorum. Bir de dediğim gibi bu ifadelerden yola çıkarak yine benim 3K şirketimin Büyüksşehir'den almış olduğu eylem 70, 72 ve 117'deki bir tane pano, iki tane pano, artı dört ya da beş tane panoda müdahil olduğum söyleniyor. Yani eylem 70, 72 ve 117'ye dâhil edildim bu ifade üzerine. Benim eylem 70, 72, 117 ile ilgili ya da Büyüksşehir'de herhangi bir birime gidip bir özel şirket için bir pano talebinde bulunduğuma dair bir bilginiz, görgünüz, duyumunuz var mıdır?
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.




