“İddianameye göre, örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgütün hukuk işlerinden sorumlu olduğu öne sürülen avukat Mehmet Pehlivan'ın, 19/03/2025 tarihli operasyon öncesi ve sonrasında suç delillerini gizlemek, tanıkları etkilemek ve adli süreci yanıltmak için organize faaliyetler yürüttüğü iddia edilmektedir. İddiaya göre Mehmet Pehlivan, avukat Onur Büyükhhatipoğlu ile birlikte hareket ederek, "Para Kuleleri" olayını örtbas etmek için sahte bağış makbuzları düzenlemiş, rüşvet iddialarını gizlemek için geriye dönük sözleşmeler hazırlatmış ve örgüt üyeleriyle gizli toplantılar organize etmiştir. Bu toplantılarda, şüphelilere ifadelerinde ne söyleyecekleri konusunda talimatlar verildiği, tutuklananlara maddi destek ve siyasi makam vaat edildiği, işbirliği yapmamaları için baskı kurulduğu ve bazı üyelerin yurtdışına kaçışlarının organize edildiği öne sürülmektedir. İddianame, bu faaliyetlerin merkezinin Milletvekili Turan Taşkın Özer'e ait hukuk bürosu olduğunu ve HTS/BAZ kayıtlarının bu toplantıları doğruladığını belirtmektedir. Savcılık, şüphelilerin eylemlerinin maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik olduğunu ve örgüt yapısını korumayı amaçladığını iddia etmektedir. Bu eylemler nedeniyle Mehmet Pehlivan ve Onur Büyükhhatipoğlu hakkında TCK 220 (Suç Örgütü) ve TCK 281 (Suç Delillerini Gizleme) maddelerinden cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılığın iddiaları büyük ölçüde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan şüpheli Adem Soytekin'in ve diğer şüpheli/tanıkların ifadelerine dayanmaktadır.”
- ·Savunma, isnadın özünde somut bir suç fiilinin değil avukatlık faaliyetinin kriminalize edilmesinin bulunduğunu söylemektedir. Pehlivan, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlığını bilinçli olarak üstlendiğini, yaptığı tek şeyin aktif ve etkili savunma olduğunu, bunun karşılığında "özel vasıflı örgüt üyesi" ilan edildiğini belirtmektedir.
- ·Savunma, Eylem 14'ün omurgasını oluşturan Adem Soytekin beyanlarını delil değil "iftira" ve "bahane" olarak nitelemektedir. Dosyada verilmemiş bir tedbir kararını verilmiş gibi göstermesi ve on yıldır çalışan bir avukatı Pehlivan'ın ayarladığını iddia etmesi gibi örneklerle, bu anlatının kendi içinde çelişkili ve kolayca yanlışlanabilir olduğunu ileri sürmektedir.
- ·Savunma, 7 Mart günü toplantı yapıldığı iddiasının HTS kayıtlarına bakılarak dahi uydurma olduğunun anlaşılacağını söylemektedir. Ayrıca Güngör, Serkan ve Berat ifadeleri ile Serpil'den ele geçirilen dijital materyallerde Selcen Akar hakkında daha açık avukat organizasyonu ve tehdit iddiaları bulunduğu halde onun sanık yapılmamasını, suçlamanın seçici ve araçsal kurulduğunun göstergesi olarak sunmaktadır.
- ·Mehmet Pehlivan, iddiaya konu 7 Mart 2025 toplantısına katılmamıştır; bu durum aynı büroda sigortalı çalışan ve Şubat 2025 tarihli vekaletnameyle Adem Soytekin'i temsil eden Avukat Onur Büyükatipoğlu'nun ifadesi, vekaletname ve duruşma tutanağıyla belgelenmiştir. Toplantıyı bizzat Soytekin'in organize ettiği, Mehmet Pehlivan'ın atayıcı konumunda olmadığı dosyada sabittir; katılmadığı bir toplantıda söylemediği sözlerle suçlanmaktadır.
- ·Savcılığın iddianameye eklediği HTS-baz kayıtları, 7 Mart'ta Mehmet Pehlivan'ın diğer toplantı katılımcılarıyla ortak bir baz sinyali vermediğini, dolayısıyla toplantı mekanına birkaç kilometre dahi yaklaşmadığını göstermektedir. Savcılık, kendi sunduğu HTS verilerinin işaret ettiği lehe durumu görmezden gelmekte; "telefonların toplandığı" anlatısı da telefonun mekanda olmadığı kayıtlarıyla çelişmektedir.
- ·İddianamenin tanıkları baskı altına almaya ilişkin tek dayanağı olan Servet Yıldırım'ın 2 Haziran 2025 tarihli ifadesi, kendisinin 15 Nisan 2025'te yanında avukat dahi olmadan SEGBİS ile verdiği ve aksini söylediği önceki ifadesi tarafından çürütülmektedir. Savcılık her iki ifadeyi de bizzat alıp yalan olduğunu bilmesine rağmen Eylem 14 klasörüne lehe ifadeyi koyup iddianamede hiç bahsetmemiş; bu yaklaşım CMK 160/2 ve 170/5'in açık ihlalidir.
- ·Adem Soytekin'in toplantıda Mehmet Pehlivan'ın "Ali Nuhoğlu'na tedbir gelmiş" dediği iddiası mantıki olarak imkansızdır; çünkü Nuhoğlu hakkındaki tedbir kararı iddia edilen toplantıdan yaklaşık 20 gün sonra verilmiş, üstelik tedbiri bizzat aynı savcı talep etmiştir. Lehe tanık Avukat Didem Kılıç'ın Emin Erhan Karaçam'ın duyuma dayalı anlatımını yalanlayan ifadesi ve İlhan Akbayır'ın sahte makbuz iddiasını reddeden ifadesi de iddianameye konmamış, sadece eklerde gizlenmiştir.
- ·İddianamenin "sahte makbuz", "avukat organizasyonu", "yurtdışı kaçış", "tanık baskısı" gibi somut suçlamalarının hiçbiri için tek bir belge, fatura, makbuz, avukat ismi veya kaçırılan kişi gösterilememiştir; tüm suçlamalar tek kişinin (Soytekin) çürütülmüş, soyut, hiçbir bağımsız delille desteklenmeyen beyanlarından somutlaştırılmıştır. Veysel Erçevik'in "güvenli ev" anlatımı sonrası savcılığın Erçevik'e bu konuyu hiç sormaması, etkin pişmanlık beyanlarının savcılık tarafından bile ciddiye alınmadığını ortaya koymaktadır.
- ·"Özel vasfa haiz üye" istinadı yürürlükteki TCK 220'de tanımlanmayan, mülga 765 sayılı Kanun'un 168/1. maddesinden esinlenilerek üretilmiş, suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal eden geçersiz bir kategoridir. Yargıtay uygulamasında da bu nitelendirme bulunmamakta, üstelik Türkçe dilbilgisi bakımından dahi ("özel vasfı haiz" yerine 99 kez "özel vasfa haiz" yazılarak) yanlış kullanılmıştır; bu istinat dikkate alınamaz.
- ·Mehmet Pehlivan'a yöneltilen tüm eylemler avukatlık faaliyeti kapsamındadır; avukat-müvekkil toplantısının ve müvekkili adına yapılan iletişimin suç haline getirilmesi avukatlık mesleğini imkansızlaştıran bir anlayışın ürünüdür. Baroların ve TBB temsilcilerinin duruşmada bulunması, salondaki avukatların "hepiniz Mehmet Pehlivan'ın avukatı mısınız?" sorusuna kendiliğinden "evet" demesi bu mesleki dayanışmanın anlamını yansıtmaktadır.
- ·Avukat Abdullah Kaya'nın sorgusunda tanık, SEGBİS incelemesi sırasında Cem Çelik ile karşılaştığında Cem Çelik'in 'Çok acele ettin, niye Mehmet Yıldırım'ı şikayet ettin, sabırlı olsaydın beraber çıkmış olacaktık' dediğini, hatta gardiyanlardan baş başa konuşma izni istediğini ve bu teklifi reddettiğini açıkça beyan ediyor; bu, savcılık tarafından eylem-014 kapsamında 'örgüt müdafaa stratejisi koordinasyonu' olarak gösterilebilecek temaslara ilişkin yönü tersine çeviren, telkini reddeden bir çapraz beyandır.
- ·Fatih Keleş, kendi sorgusunun girişinde Avukat Mehmet Yıldırım, Cem Çelik ve diğer bileşenlerin Yener Torunler'i kurgu üzerinden aleyhine ifade vermeye zorladığını, tanığın bu baskıya rağmen onurlu davrandığını teşekkürle kayıtlara geçirerek aynı yönlendirme zincirinin başka bir cephesini doğrulatıyor.